gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2014 Salı

Gebelikte seyahat ederken dikkat edilmesi gerekenler

Gebelikte seyahat için ideal zaman 2. üç aydır. Çünkü ilk 3 ayda aşerme, bulantı, kusma gibi problemler ve son 3 ayda da büyüyen karın ve gebelikten dolay çabuk yorulma yolculuğu zorlaştırabilir. Ancak özellikle uzun süren yolculuklarda dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır. • Mutlaka emniyet kemeri kullanılmalıdır. • Air bagler açık olmalıdır. Otobüs yolculukları hamileler için en az önerilen yolculuk biçimidir. Gerek hareket kısıtlılığı, gerekse molaların seyrek olması nedeniyle eğer başka seçenek varsa uzun otobüs yolculuğu tercih edilmemelidir. Yapıldığı takdirde otobüs hareket ederken oturulmalıdır. Tuvalet kullanılacaksa mutlaka kenarlardan tutarak gidilmelidir. Tren yolculukları hareket imkanının daha fazla olması nedeniyle otobüse tercih edilmelidir. Ama tuvaletler küçük olduğundan mutlaka dikkatli olunmalıdır. Tren, araba veya otobüsle seyahatlaerde sürenin 5 - 6 saatten çok olmaması iyi olacaktır. Özellikle uzun süren yolculuklarda uzun süre hareketsiz kalmak hamileler için risklidir. Tüm yolculuklarda bu konuya özen göstermek gerekir. Hamileliğin seyrinde başka özel bir sorun yoksa bu konuda önlem alarak yolculuk yapmakda herhangi bir sakınca yoktur. Gebelik kanın pıhtılaşma eğiliminin belirgin olarak artmasına neden olur. Uzun süre bacakların aşağı sarkık durumda ve hareketsiz kalması kanın damar içinde pıhtılaşmasına neden olabilir. Özellikle bacak damarlarından kaynaklanan bir pıhtının akciğere geçerek ‘Akciğer Embolisi’ ne neden olabilmesi söz konusudur. Bu durum çok acil ve hayati tehlike doğuran bir tablodur. Otomobille yapılan yolculuklarda sık mola vermek, molalarda önce bir süre dolaşarak baldır ve uyluk kaslarının çalışmasını sağlamak, ardından da bacaklarınızı yükseğe kaldırarak dinlenmek uygun olacaktır. Uçak yolculuğu gebeler için güvenlidir. Kabin basıncında önemli değişiklik olmadığı sürece bebek için ekstra bir risk taşımaz. Buna karşın havayolu şirketleri kendilerini güvenceye almak için belli bir gebelik haftasından sonra doktor raporu talep eder. Buna karşın kıtalararası uzun uçuşlarda sık sık uçak içinde yürümek uygun olacaktır. Kıtalararası seyahat yapılacağında mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca yapılan aşıların bulunduğu bir sağlık kartının gebenin yanında bulundurması faydalıdır. Gebelikte seyahat için öneriler: • Rahat giyisiler ve ayakkabılar giyilmelidir. • Uygun, rahat bir seyahat yastığı bulundurulmalıdır. • Tuvalet ihtiyacı mutlaka giderilmelidir. • Atıştırmalık yiyecek bulundurulmalıdır. • Emniyet kemeri takılmalı ve tüm güvenlik önlemleri alınmalıdır. • YÜZMEK VE GÜNEŞLENMEK Yüzmek gebelik süresince yapılabilecek en ideal sporlardandır. Ancak atlamalar, havuzlardaki kaydıraklar, su oyunları, dalmak önerilmez. Özellikle ileri gebelik haftalarında suya atlamak yerinde havuz merdiveninden ya da sahilden girmekte fayda vardır. Havuzlarda kullanılan kimyasallar gebelikte ekstra bir sakınca oluşturmaz. Temiz olduğundan emin olunan deniz veya havuzda yüzmek gebelik sırasında yapabilecek en ideal spordur. Ancak sırtüstü ya da kurbağalama stilinde yüzmek ve çok zorlanmamak önemlidir. Güneşlenmek konusunda ise biraz daha dikkatli olmakta fayda vardır. Gebelik olsa da olmasa da güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde güneşlenmek çok sağlıklı bir davranış değildir. Hamilelerin bu nedenle güneşlenmek konusunda çok daha hassas davranmaları önerilir. Kısmen gölgede oturmak daha doğru kabul edilse de akşamüzeri saatlerinde güneşlenilebilir. Mutlaka bol sıvı alınmalı, 30 SPFve daha yüksek bir güneş kremi kullanılmalı ve mutlaka şapka takılmalıdır. Gebelikte solaryum zararlı mıdır? Solayumun bebeğe ve gebeliğe zararı olduğunu gösteren bir çalışma mevcut değil. Sauna veya solaryum gibi vücut ısısını yükselten etkenler bebekte omurga problemlerine neden olabilmektedir. Bazı çalışmalar ultraviole ışıkları ile folik asit eksiliği arasında bir bağlantı göstermişlerdir. Ayrıca gebelikte cilt yanmaya ve lekelenmeye meyillidir. Otobronzanlar tehlikeli midir? Gebelikte iyi bir opsiyon olabilir. Fakat içeriğinde dihidroaseton mevcuttur ve deriden emilen bir maddedir. Gösterilmiş bir zararı yok, fakat ilk 3 ayda kullanmamak daha doğru olacaktır. Gebelikte saunaye girmek sağlıklı mıdır? Gebeliğin ilk 3 ayında vücut ısısının çok yükselmesi bebekte sakatlıklara yol açabilir. Bu nedenle gebelik boyunca çok ısıtılmış sauna önerilmez. Hamilelikte sac bakımı yapılabilir mi? Gebelik sırasında saç boyatmanın riskli olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmamamaktadır. Ancak güvenilir olduğu da kanıtlanmış değildir. Saça yapılan uygulamalarda kullanılan maddelerin çok az bir kısmı deriden emilmektedir. Bu kadar küçük bir miktar bebekte problem yaratmayacaktır. Fakat yinde tüm bu bilgiler rağmen gebeliğin ilk 3 ayında saç boyatılmasına izin verilmez. • Bitkisel kökenli boyaların kullanılmasında fayda var. • Boyayı iyi havalanan bir mekanda yaparak havaya karışan kimyasallara daha az maruz kalmak doğru olacaktır. • Kına son derece güvenli bir boyadır. • Kimyasalların gereğinden fazla saçta - kafada kalmaması sağlanmalıdır. • İşlem sonrası saçların çok iyi durulanması gerekir. • Bu tür işlemler yapıldığında mutlaka eldiven kullanılmalıdır. • Alerji açısından önce küçük bir deneme yapılması doğru olacaktır. • Kaşlar ve kirpikler boyanmamalıdır. • Süt verirken de saçlar boyanabilir. Gebelik sırasında kişinin kendini iyi hissetmesi önemlidir. Bu nedenle öz bakımını kişi yapabilir. Epilasyonun zararı var mıdır? Gebelik boyunca hormonal değişiklikten dolayı tüylenmede artış olacaktır. Gebelikte iğneli - elektirkle yapılan epilasyon yapılmaz, çünkü amnion sıvısı elektrik akımını iletir. Isıyla yapılan epilasyonun gösterilmniş bir zararı yok. Lazer epilasyon konusunda bir bilgi birikimi olmadığından gebelikte önerilmez. Bu tür epilasyonlar yapılacaksa bile son 3 ayda meme uçlarına yapılmamlıdır. Hamilelikte ağda yapılabilir mi? Gebelikte cilt çok hassaslaştığından ağda yanma, tahriş yapabilir. Öncesinde ve sonrasında mutlaka antiseptik solüsyonla temizlenmelidir. Tüy dökücü krem ve depilatörler kullanılabilir mi? İçerdiği barium sülfat ve kalsiyum thioglycolatın gösterilmiş bir zararı yok. Fakat kullanmadan önce test dozu uygulamak ve alerji yapıp yapmadığını kontrol etmekte fayda var. Ayrıca koku nedeniyle mutlaka iyi havalanan bir mekanda uygulanmalıdır. Gebelikte tıraş sağlık mıdır? Gebelikte yapması kolay değildir. Fakat bu işi eş yapabilir ve böylece aradaki bağlar dahada güçlenebilir. Günlük içinde E vitamini bulunan iyi bir nemlendirici kullanılması kılların büyüme hızını azaltabilir. Gebelikte makyaj yapılabilir mi? Gebelikte kaliteli malzemelerle, hafif makyaj yapılabilir. Özellikle içeriğimnde yüksek dozda A vitamini içeren kremler önerilmez. Çok ağır parfümler yerine daha hafif vücut spreyleri kullanmak gebelikte kişiyi rahatlatır. Manikür ve pedikürün riskleri var mıdır? Manikür ve pedikür gebelikte yapılabilir. Fakat dikkatli olunmalı, işi bilen birilerinin yapması gerekir. Özellikle enfeksiyon riskinden dolayı kişinin kendi aletlerini kullanması ve bu aletlerin temiz - steril tutulması önemlidir. İşlem sonrası mutlaka bir dezenfektan kullanılmalıdır. Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/gebelikte-seyahat-ederken-dikkat-hamileligim-1750816/?ref=milliyet_anasayfa

5 Haziran 2014 Perşembe

çin takvimi


Çin Takvimi ile cinsiyet tahmini ve doğacak çocuğun cinsiyetini önceden belirleme ( çin takvimi ile cinsiyet belirleme) isteği neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bu amaçla pek çok değişik teori ileri sürülmüş, bebeğin cinsiyetini kesin tespit ettiği iddia edilen pek çok yöntem ve bilgi yumağı ortaya atılmıştır. Bu cinsiyet belirleme ve cinsiyet tahmini için kullanılan yöntemlerden tüm dünyada en çok bilineni eski Çin Takvimi dir. Kaynağı kesin olarak bilinmeyen bu çin takvimi 700 yıl öne dönemin çinli astroloji bilginlerinden biri tarafından çizildiği sanılmaktadır. Çin takvimi kullanarak uzak doğu halkları asırlardır bebeğin cinsiyetini erkek veya kız olarak belirlemeye çalışmışlardır.Tablonun orijinali halen Pekin Bilim Enstitüsünde saklanmaktadır.
Çin takviminde var olan tabloya göre bebeğin cinsiyetini saptamak için annenin hamile kaldığı yaşı ve ayı mutlaka bilmek yeterlidir. Bu şekilde bebeğin cinsiyeti çok büyük olasılıkla saptanabilir. Faka burada yaş hesaplanırken dikkat edilmesi gereken husus tablodaki aylar ve yaş Çin Ay Takvimi ne göre hesaplanmalıdır (gerçek yaşınızdan yaklaşık 2 yıl daha fazla). Eski Çinliler cinsiyet belirleme ve cinsiyet tahmini için kullanılan “ÇİN TAKVİMİ” nin %99 oranında başarılı olduğunu iddia etmektedirler.
Tüm cinsiyet tahmin yöntemleri gibi Çin Takvimi nin de maalesef bilimsel hiçbir değeri yoktur. Doğacak çocuğun cinsiyetini belirleyen babadan gelen spermin taşıdığı X ya da Y kromozomudur ve hangi kromozomu taşıyan spermin yumurtayı dölleyeceği tamamen tesadüfe bağlıdır. Cinsiyetin belirlenmesi aslında bir çeşit yazı-tura atmaya benzetilebilir. Fakat her ne olursa olsun doğacak bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmeye çalışmak ve bu tahmini “çin takvimi” kullanatak yapmak son derece eğlencelidir. Bu nedenle siz de bu tabloyu , çin takvimi ni eğlenmek amacıyla kullanabilirsiniz. Kimbilir belki sizin için de Çin Takvimi işe yarar ve çin takvimi ile kız bebek veya çin takvimi ile erkek bebek tahmininde bulunabilirsiniz. Çin Takvimi ‘nde bebeğin cinsiyeti sizin yaşınız ve gebe kaldığınız ay ilişkilidir. Çin takvimi ile cinsiyet belirlemek için yaşınızı “çin ay takvimine” göre hesaplamayı unutmayı. (yukarıda belirtilmiştir.) Hadi bakalım.. KIZ mı olsun yoksa ERKEK mi??21 yaşında kız çocuk olasılığı fazla, Çin Takvimine göre, annenin yaşının hamile kalınan ayla kesiştiği nokta bebeğin cinsiyetini ortaya çıkarıyor 30 yaşındaki bir anne adayının mart ve mayısta hamile kalması durumunda bebeğinin cinsiyeti kız, diğer tüm aylarda ise erkek olurken, 21 yaşındaki anne adayının ocakta hamile kalması durumunda bebeğinin cinsiyeti erkek, diğer tüm aylarda kız oluyor.

26 Aralık 2013 Perşembe

40 Yaş Gebeliği





Fertilite uzmanı James Goldfarb 30 yıllık iş hayatında 46 yaş üzeri kendi yumurtası ile gebe kalan kadın görmediğini belirtiyor ve “Bu piyango bileti almak gibidir , Evet bazıları birden herşeyi kazanır fakat ama buna bel bağlamamalısınız” der.
35 yaş üzeri IVF başarısı düşer. Oysa donor oosit ile gebelik şansı artar ve gebelik komplikasyonları, genetik hastalıklar, düşükler vb azalır.
40 yaş öncesi ile 40 yaş sonrası arasında fertilite oranları açısından büyük fark vardır. Hatta fertilite uzmanlarına göre 41 yaşında gebelik şansı 43 yaşındakinden çok daha yüksektir. Bunu destekleyen çalışmalar var. Araştırmacılar 40 yaşında kendi yumurtası ile kadının gebelik şansı %25 iken, 43 yaşında oran %10 olur. 44 yaşında oran artık %1.6 olmuştur. Düşük yapma oranları da bu oranlar gibi dramatik değişiklik gösterir. 40 yaşında düşük oranı %24 , 43 yaşında %38 ve 44 yaşında %54 düşük oranı görülür.
Yaş ile artan bir diğer riskte genetik hastalıklardır. Örneğin 40 yaşında bebeğin Down Sendromu olma ihtimali 1/100 iken 45 yaşında oran 1/30 olur. Bu nedenle ileri anne yaşında invaziv tanı testleri ( amniosentez, kordosentez , CVS gibi ) daha çok uygulanır.
İleri anne yaşında bir diğer sorun da gebelik komplikasyonlarındaki artıştır. 40 Yaş Gebeliği ile birlikte gelen yüksek tansiyon, gebelik diabeti, plasental komplikasyonlar, doğum komplikasyonları 40 yaş öncesine göre daha fazladır. Ayrıca düşük doğum tartısı, erken doğum da daha sık görülür. İleri anne yaşı bebeklerinde Tip 1 Diabet ve hipertansiyon riski çocukta arttığını gösteren yayınlarda var.
40 yaş üstü gebeliklerde doğum komplikasyonları nedeniyle sezeryan ile doğum oranı %48 iken bu oran 20′li yaş gebeliklerinde %30 ‘dur.
Aile ve evlilik uzmanı Susan Heitler’e göre ideal annelik yaşı 20 ‘li yaşların sonu ve 30 ‘lu yaşların başı. Ancak 40 ‘lı yaşlarda annelerin çocuklarına daha iyi odaklandığını da belirtiyor. Daha deneyimli, sabırlı annelik yaşandığını belirtiyor.
İleri anne yaşı gebeliklerinde en büyük avantajlardan biri annenin çocuğuna daha çok ve verimli vakit ayırabilmesidir. Genellikle finansal konularda ve kariyerleri konusunda daha rahat olurlar.Ailelerini genişletmek konusunda daha kesin kararlı olurlar.
Genellikle ileri yaşdaki gebelerin genç annelere göre daha iyi bir eğitim seviyesi taşıdığı görülmüştür. Bu da aile kararlarında dah etkin ve doğru karar veren bir anneyi sağlar. Daha çok annesütü verme kararı alıyorlar ve daha doğru besleniyorlar.
Hangi yaşta gebe kaldığınız önemli değil; önemli olan önemli olan düşündüğünüz zamanın avantaj ve dezavantajının olduğunu bilmenizdir.

5 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:

  1. Doktorunuza görünün: Gebeliğe engel bir durum var mı diye kontrol olmalısınız .Örneğin Diabet, Polikistik Over Sendromu veya endometriosis . Doktor muayenesi esnasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kanser taramaları ve en önemlisi yumurtalık kapasitesi ve üreme organlarının yeterliliği konularını görüşmelisiniz. Sağlıklı yaşam, beslenme ve egzersiz programlamalısınız. Yumurtalık kapasite testleri çok önemlidir ama gebelik sorusunun değil yumurta üretiminin devamı ile ilgili sorunu cevabıdır.
  2. Diş fırçalayın ve diş ipi kullanın: Bu gerçekten fertiliteye etkili midir ? Belki. Ağız içi bakımının üreme başarısına etkisi olduğu düşünülüyor. Her gün diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak ve 6 ayda bir profesyonel temizlik, sigara kullanmamak, şekerli gıda ve sıvıları kullanmamak fertiliteyi koruyor.
  3. Güvenli sex hayatı: Prezervatif kullanımı gebelikten korumak yanında bulaşıcı genital sistem hastalıklarından da korur. Geçirilebilecek bir gonore, klamidya enfeksiyonu kalıcı bir kısırlık sebebi olabilir. Öyleyse düzenli jinekolojik muayene – siz ve partneriniz için- çok önemlidir.
  4. Sigara kullanmayın: Sigara yumurta bozulmasını doğal yıkımdan daha hızlı yapar. Düşük ihtimalini arttırır. Dış gebelik sigara kullananlarda daha sık olur. İleriye dönük olarak erken menapoz nedenidir. Sigara kullanaalarda menapoz yaklaşık 4 yıl daha erken olur. Şayet IVF yapılacaksa başarının sigara kullananlarda %34 daha az olduğu bilinmelidir. Hatta kendisi sigara kullanmasada yanında içilenlerde de (günde 6 veya daha fazla saat maruz kalanlar ) başarı aynı oranda düşüktür. Sigara bırakılınca fertilite oranı 1 yılda normal seviyeye ulaşır.
  5. Vitamin kullanın: Üreme çağındaki kadınlar gebelik için aktif çalışamasalar bile folik asit (400 mikrogram ) içeren multivitamin kullanmanın iyi olacağı tespit edilmiştir. Gebelik planı yapanlarda da fertilitenin artacağı ve yumurtlamanın uyarılacağı ve embryonun daha olacağı biliniyor. Ayrıca fertilite problemleri oalnlarda demir desteğininde gerekli olduğu (40 mg) bulunmuştur.

2 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:

(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
Market alışveriş listenizi gözden geçirin. 18. 000 gebelik için uğraşan kadında yapılan çalışmaya göre beslenme ve fertilite arasında bir ilişki var. 4 bebek dostu beslenme önerisi :
  1. Yavaş sindirilen karbonhidratları (sebze ve tam tahıl) tercih edin beyaz ekmek ve beyaz pirinç tüketimini azaltın.
  2. Transyağ içeren yiyecekleri tercih etmeyin.
  3. Doymamış yağları tercih edin.
  4. Hayvansal protein yerine bitkisel protein tercih edin.
Düşük glisemil indeksli beslenmek kan şekerini düşük tutar, ayrıca Diabet ve Kalp Damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kan şekeri artarsa kanda insulin de artar. İnsulin artarsa dolaşan testosteron artar bu da yumurtlama mekanizmasını bozar. Dolayısıyla yapabildiğiniz kadar meyve – sebze yemeli; balığı kırmızı ete tercih etmeli; yumurta, kurubaklagil, fındık gibi bitkisel proteinleri yemeklerinizden eksik etmemelisiniz.
  1. Sağlıklı kilonuzda kalın. Vücut kitle indeksiniz 20 ile 24 arasında ise fertilite zonundasınız. Düşük veya yüksek indeks fertilte potansiyelinizi, adet düzeninizi ve yumurtlama düzeninizi bozar.
  2. Kalçanızı hareket ettirin. Chavarro’ya göre haftanın çoğu günü yapılan enerjik egzersizler infertilite için daha düşük risk sağlar. Daha fazlasına ihtiyacı olan kadınlar buna ek olarak karma güç egzersizi, aerobik egzersizler, bisiklete, yüzme, yürüyüş yapmalıdır.
  3. BPA (Bisfenol) içeren su şişesi kullanmayın. BPA östojene benzer kimyasal reaksiyonlar yapar. Dolayısıyla vücudun hormon dengesaini bozar. Bu nedenle plastik ürünler yerine paslanmaz çelik kullanılmalıdır.

1 yıl içinde gebelik planlıyorsanız:

(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
  1. Korunma yönteminizi gözden geçirin. Eğer bariyer yöntemi ile ( prezervatif, diyafram ) korunuyorsanız kullanmayı bırakmanız gebelik için yeterlidir. Eğer rahim içi araç ( Spiral) ile korunuyorsanız doktorunuzun spirali çekmesi ile gebelik oluşabilir. Eğer Doğum Kontrol Hapları kullanıyorsanız ister 1 yıl ister 20 yıldır kullanıyor olun tüm söylenenlerin tersine ilacı bıraktığınızda yaşınıza uygun fertilite oranına kavauşursunuz. Hapın bırakılmasını takiben hemen gebe kalınabileceği gibi birkaç ay da sürebilir. Hapı bırakan kadınlarda 1. adet hafif bir düzensizlik gösterse de yumurtlama 2 hafta içinde oluşabilir. Aylık korunma iğneleri de aynı doğum kontrol hapalrı gibidir. Eğer 3 aylık korunma iğnesi kullanıyorsanız fertilite geri dönüşü 10 ayı bulabilir!
  2. Alkol ve kafein alımını sınırlandırın. Bazı araştırmalar haftada 1- 5 alkol alımının gebelik şansını azalttığını göstermiştir. Bazı çalışmalarda ise orta düzeyde alkol alımının fertilite ile zayıf bir ilişkisi olduğunu gösterir. Kafein konusunda tam bir konsensus olmasa da günde 300 mg kafein alınması halinde endometriosis ve Fallop tüpü hastalıklarını (ki bu durumlarda gebelik zordur) arttığını gösteren birkaç çalışma vardır.
  3. Stresi azaltın. Stres beyin yumurtalık aksını bozarak fertilite üzerinde etkili olabilir. Strese çözüm olarak başka olaylara odaklanmak, heergün 3 tane sizi mutlu eden şeyi yazmanız etkili olabilir. Ayrıca meditasyon, yoga, akupunktur; rahatlatıcı müzikleri dinlemek yararlı olur.

11 Ocak 2013 Cuma

DOĞUM



Doğum
Doğumun belirtileri

Doğumun yaklaştığını gösteren bazı belirtiler vardır. Anne adayları eğer bu belirtileri yaşıyorsa doğum yaklaşıyor demektir.
Bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesi nedeniyle rahim yüksekliği 2-3 cm azalır. Bu durum annenin daha rahat nefes alıp vermesine, mide ve bağırsak şikayetlerinin azalmasına neden olur.
Aşağı inen rahim, idrar torbasına baskı yaptığı için de anne daha sık idrara çıkar. Bu durum ilk defa hamile olanlarda doğumdan 1-2 hafta önce, sonraki hamileliklerde doğumdan yaklaşık bir gün önce görülür.
28. haftanın sonuna doğru rahmin doğuma hazırlık için yaptığı kasılmalar sıklaşır. Bu yalancı ağrılar genellikle doğumdan birkaç gün önce başlar, sıklık, şiddet ve süre olarak düzensizdir. Bel, kasık ve karında belirli bir noktada daha fazla hissedilebilecek bu ağrılar anne dolaştığında, dinlendiğinde ya da masajla geçebilir.
Bir diğer belirti doğumdan bir iki gün önce 1-2 kg. kilo kaybının olmasıdır. Bunun sebebi ise hormon düzeylerindeki değişiklikler nedeniyle vücuttan su atılması ve iştahın azalmasıdır.
Doğumun gerçekleşeceği gün vücutta depo edilen enerjinin bir kısmı açığa çıkar, vücut bu enerjiyi doğumda kullanmak üzere saklamıştır. Bu dönemde anne kendini çok iyi ve zinde hissedebilir.
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
Sancılar
Nişan gelmesi
Suyun gelmesi
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
SancılarGerçek doğum ağrıları düzenlidir, belli aralıklarla gelir ve en az 15-20 saniye sürer. Dinlenmekle ve pozisyon değiştirmekle ağrı geçmez. Masajın ve dolaşmanın da bir faydası olmaz. Bu ağrılar rahim ağzında yumuşama ve açılmaya neden olur. Sancılar başladığında düzenli gibiyse kaç dakikada bir geldiğine dikkat ederek doktora haber verilmelidir. Bu zamanda baba adayı, eşinin yanında ise saat tutarak sancıların ne kadarda bir geldiğini kontrol edebilir. Sancılar beş dakikada bire düşmemişse, en azından 45 saniye sürmüyorsa ve bu annenin ilk doğumu ise telaşlanarak hastaneye gitmeye gerek yoktur. İlk doğum yaklaşık 12-14 saat sürer ve bu sürenin çoğunu evde geçirmek anne adayı için daha rahat olabilir.
Ağrılar çok şiddetliyse, 40-60 saniye sürüyorsa ve beş dakikada bir ya da daha sık geliyorsa kasılmaların belli bir düzene girmesini beklemeye gerek olmayabilir. Çünkü bazı hamilelerde sancılar düzenli gelmeyebilir.
Ağrılar başladığında arada dinlenerek ağır ağır dolaşılabilir. Su gelmediyse ılık bir banyo alınabilir ve çok hafif bir şeyler bile yenilebilir.
Nişan gelmesi
Hamilelik boyunca kapalı olan rahim ağzında rahmi ve bebeği enfeksiyonlardan korumak amacıyla sümüksü bir tıkaç oluşur. Rahimdeki kasılmaların etkisiyle rahim ağzını tıkayan bu tıkaç düşer. Mukuslu, kanlı bir sıvının vajinadan geldiği görülür. Bu genellikle doğum sancılarından önce ya da doğumun ilk evresinde görülmekle beraber, doğumdan iki üç gün önce de görülebilir. Bu durumda düzenli ağrıların başlamasını ya da suyun gelmesini beklemek gerekebilir.
Suyun gelmesiBebeğin çevresindeki su kesesi gerilmelerin ve kasılmaların etkisiyle birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse gelen su miktarı çok olmayabilir. Açık sarı renkli berrak bir sıvıdır. Su geldiğinde hemen doktora haber verilmeli ve sancılar başlamamış olsa bile anne hastaneye gitmelidir çünkü enfeksiyon kapabileceğinden bebeğin 24 saat içinde doğması gerekmektedir
Doğum Başladığı Zaman ...Herkesin doğumu kendine hastır çünkü hiç bir doğum diğerine benzemez. Birden fazla doğum yapan annelerin doğumları arasında dahi fark vardır. Onun için bu deneyim anneye özeldir. Doğumun başlamasıyla beraber yoğun bir yalnızlık duygusu yaşanabilir. Kişi sevdiklerinden uzaklaştığını, bu işi tek başına yapmak zorunda kaldığı için yalnız olduğunu düşünebilir. Anne adayı belki de çekilen tüm bu acılardan eşinin sorumlu olduğunu düşünüp ona kızabilir de. İşte o zaman, bu anı ne kadar çok beklediğini ve en kısa zamanda çocuğunu kucağına alacağını unutmamalıdır.

İlk Evre
Bu genellikle doğumun en uzun evresidir. Ağrıların başladığı andan doğumda bebeğin geçeceği yolun açılması için rahim ağzının tam olarak açılmasına (10cm.) kadar geçen süredir.
Giriş evresi :
Ağrılar başladıktan sonra rahim ağzı 3 cm. açılana kadar geçen süredir. Ağrılar düzensiz ve seyrek olabilir. Genellikle rahim ağzında saatte 1 cm. açılma olur. Doğumun başlangıç evresi birkaç saat ile birkaç gün arasında sürebilir. Anneler bu evreyi evde dinlenerek geçirebilir. Duş alabilir. Baba adayları, bu devrede eşinin en yakın yardımcısidır. Sancıların kaç dakikada bir geldiğini belirlemek için babalar saat tutabilir, eşine sarılıp yardımcı olabilir. Ona rahatlaması için masaj dahi yapabilir.
Daha sonraki evrede ise :Daha sonraki evrede ise ağrılar 3-4 dakika gibi bir sıklıkta gelmektedir ve düzenlidir. Doktor gerekli görürse ağrı ile baş edebilmek için anne adayına ağrı kesici ilaç ya da epidural anestezi uygulayabilir. Ağrı ile baş etmede nefes almanın çok etkili bir yöntem olduğu unutulmamalı.
Anne adayları bu evrede hastaneye gittiğinde üstünü değiştirdikten sonra hemşire anne adayına doğum belirtileriyle ilgili sorular soracak, tansiyonunu, ateşini ölçecek, nabzını sayacaktır. Bebeğin pozisyonunu öğrenmek için karından muayene ya da ultrason yapılabilir, bebeğin kalp sesleri izlenebilir. Doktor gerek görürse idrar ve kan tahlili yaptırabilir. Daha sonra doktor ya da ebe vajinal muayene ile rahim ağzının ne kadar açıldığına bakar. Bu muayene belli aralıklarla, genelde iki sancı arasında yapılacaktır.
İlk evrede ve daha sonrasında sancılar geldiğinde dikkat, soluk alıp verme üzerinde toplanmaya çalışılmalı ve dinlenebilmek için sancılar arasında gevşenmelidir. Bakışlar belli bir noktada yoğunlaştırılarak, istenilen bir şey düşünülebilir, şarkı söylenebilir, inlenebilir. Her ağrının anne adayını bebeğe daha da yaklaştırdığı unutulmamalıdır. Bu yüzden gelecek ağrıları değil yaşanılan ağrı düşünülmeli, o bitene kadar soluk alıp verilmeli ve diğer sancı gelene kadar dinlenilmelidir, hatta uyunabilir bile. Bu evrede sancının en fazla olduğu anda burundan nefes alıp ağızdan verilmelidir. Nefes alırken önce karın, sonra göğüs şişirilmelidir. Derin ve yavaş nefes alıp vermeye çalışılmalıdır. Ağrı geçtiğinde normal nefes almaya devam edilmelidir.
İkinci Evre
Bu devrede rahim ağzı tam olarak, 10 cm açılmıştır ve artık anne de bebeği dışarı iterek onun çıkmasına yardımcı olabilir. Ortalama 1-2 saat sürer. Bebek hazne içinde ilerlerken kuvvetli bir ıkınma hissi duyulacaktır. Acele etmeden doktorun en çok ıkınılmasını istediği anlarda ıkınmaya çalışılmalıdır. Doktor zamanın geldiğini ve ıkınılması gerektiğini söylerse derin bir nefesle ciğerlerin tamamına hava doldurulmalıdır. Nefesi tutarak ağız kapalı bir halde vücut öne doğru büzülmeli, baş ve omuzlar yataktan kaldırılıp çene göğüse dayanacak şekilde tüm güçle makata doğru ıkınılmalıdır. Ağrı devam ettiği sürece ıkınma sürdürülmeli, ağrı geçince ıkınmayı bırakıp gevşemeye çalışılmalıdır. Sancının durduğu anlarda dinlenilirse bir sonraki ıkınma için güç toplamış olunur. Doğum sırasında dışkılama ya da idrar yapma doğaldır, bu engellenmeye çalışılmamalıdır, bu utanılacak bir durum değildir
Doğum AnıArtık sonuna gelindi sayılabilecek bu aşamada bebeğin başı rahim ağzına iyice yaklaşarak pelvis tabanına dayanmıştır. Her sancı ve kasılma sayesinde bebek başı biraz daha ilerleyecektir. Bebeğin başı göründüğünde doktor anneden ıkınmamasını isteyebilir çünkü aniden çıkan baş doğum yolunda yırtıklara sebep olabilir.
Bebeğin başı çıkar çıkmaz doktor ya da ebe bebeğin ağzındaki salgıları steril bir gazlı bez ile siler. Bundan sonra ıkınmamak gerekir. Daha sonra doktor ya da ebe başı hafifçe aşağı çekerek omuzları da doğurtur ve hafifçe çekerek gövde ve bacakları da çıkarır. Bebek normalde bu dönemde solunum yapmaya başlar ve ağlayabilir. Nefes alıp bebeğin kalbi çalışınca göbek kordonuna ihtiyaç kalmamıştır. Kordon göbekten 10-15 cm. uzaklıktan bağlanır, 2 cm. aralıkla ikinci bir bağ konularak ikisinin arasından kesilir.
Anne doktordan bebeğini kucağına vermesini istemeli ve hemen bebeği emzirmeye başlamalıdır. Doğduğunda bebeğin vücudu yağlı bir madde ve kan ile kaplıdır. Bu nedenle bebeğin temizlenmesi ve muayene edilmesi için götürülebilir. Bebeğin rengi, solunumu, kalp atışları, hareketleri ve uyarılara karşı verdiği tepkiler değerlendirilecek, boyu, kilosu ve baş çevresi ölçülecektir.

Üçüncü Evre
Bebek dünyaya merhaba dedikten sonra rahim bir süre daha kasılmaya devam eder ve plasenta yerinden ayrılır. Hafif olarak yapılabilecek karın masajı da ayrılmaya yardımcı olabilir. Bu dönemde bebek emzirilmeye başlanırsa hem plasentanın atılması kolaylaşır hem de olabilecek emzirme sorunları en aza indirilmiş olur. Doğumdan sonra gerekiyorsa dikişler atılır ve temizlik yapılır. Anne artık nihayet dinlenebilir, eş ve sevdikleriyle bu mutluluğu paylaşabilir. Hemşireler bebeği odaya getirdiklerinde anne onu emzirmeyi deneyebilir. Bu ilk denemede hemşireler anneye yardımcı olacaklardır



EpizyotomiBazen bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve olabilecek yırtıkları önlemek için doktor vajinanın açıklığı ile anüs arasındaki deride bir kesi yapar. Vakum veya forseps kullanılan müdahaleli doğumlarda, bebeğin makattan geldiği veya doğumu yaptıran kişi yırtılmanın kaçınılmaz olduğuna karar verdiği durumlarda uygulanabilir. Deri bölgesi uyuşturulduktan sonra kesi yapılır, anne adayının kesinlikle canı acımaz. Doğumdan sonra uygun şekilde dikilir.
Doğum Yaptıktan Sonra Neler Olacak?Doğumdan sonra annede bazı değişiklikler olacaktır ve doğum sonrası dönem her zaman rahat geçmeyebilir.
İlk iki ile altı hafta süresince adet kanaması gibi, yoğun ve kırmızı renkli kanama olabilir.
Ne yapmalı?Hijyenik kadın bağı kullanılabilir, ancak bu bezlerin en fazla 6 saatte bir değiştirilmesi gerekmektedir. Bu kanamanın rengi pembeden kahverengiye dönüşerek birkaç hafta sonra beyaz bir akıntı halini alır. Kanama fazlalaşır, ateş çıkarsa ya da akıntı kötü kokuyorsa doktora danışılmalıdır. Emziren annelerde kanama daha kısasürebilir.
Tuvalet konusunda da sorun yaşanabilir. İlk günlerde idrara çıkarken zorlanılması normaldir ve kabızlık görülebilir.
Ne yapmalı ?
Doğumdan sonra mümkün olduğu kadar çabuk ayağa kalkıp yürümeye çalışmak bağırsak hareketlerini de hızlandıracaktır. Annenin bol su içip yediklerine de dikkat etmesi faydalı olacaktır. Annenin tuvaletini yaparken dikişlerinin açılma olasılığı düşüktür ancak hiçbir zaman tuvalette ıkınıp kendisini fazla zorlamamalıdır çünkü hemoroid oluşabilir.
Doğum sırasında doktor kesi yaptıysa dikişler ilk günlerde ağrı yapabilir. Otururken ve yürürken kesi yerinde rahatsızlık hissedilebilir. Genellikle en geç bir hafta içinde dikişler kendiliğinden düşer ve kesi yeri iyileşir.
Ne yapmalı?
Doğumdan hemen sonra pelvis kaslarını çalıştıracak hareketleri yapmak ve dikiş alanına buz torbası koymak faydalı olabilir. Ayrıca bu bölge hep temiz ve kuru tutulmalı, temizlik önden arkaya doğru yapılmalı ve tuvalet kağıdı kullanılmalıdır. Doktor temizlik için bir solüsyon önerdiyse kullanılabilir. Dikişlerde kızarıklık, ağrı ve 38 C ve üzerinde ateş olursa doktorla görüşülmelidir.
Doğumdan sonra anne kendisini iyi hissettiği an banyo yapabilir. Banyonun ilk günler ayakta duş şeklinde yapılması önerilmektedir. Sezaryan ile doğum yapıldıysa dikişler alındıktan sonra ayakta duş alınabilir.
Uzun süren hamilelik döneminden sonra vücudun eski haline dönmesi altı aydan önce mümkün olmaz.
Ne yapmalı?
Altıncı haftada doktor kontrolüne gitmek çok önemlidir çünkü bu haftadan itibaren vücut yavaş yavaş eski haline dönmeye başlamıştır, rahim gebelik öncesi büyüklüğüne döner. Doktor bu kontrolde vajinal muayene yapacak, dikişlerin durumuna bakarak rahimi muayene edecektir. Bu kontrole gidildiğinde doktora hangi doğum kontrol yönteminin seçileceği konusunda danışılabilir.
Adet görmeye başlamak ise bebeğin nasıl beslendiğine bağlıdır. Bebek emziriliyorsa adet meme verme sayısının iyice azalmasına dek gecikebilir. Bebeğe mama veriliyorsa 4-6 hafta arasında ilk adet görülebilir.
Doğumdan sonraki üç ay boyunca, bazen daha da uzun bir süre saçlar dökülür. Çünkü hamilelik boyunca hormonlar nedeniyle normalde dökülmesi gereken saçları dökülmemiştir. Bu yüzden şimdi anneye daha çok saçı dökülüyor gibi gelmesi normaldir.
Doğumdan sonra bebek emzirirken oruç tutmak sağlıklı değildir çünkü gün boyunca yeterli besin ve sıvıyı vücut alamamaktadır. Doğumdan sonra 1 ay kadar demir haplarına devam edilmelidir. Bu sayede gebelik süresince ve doğumda kan kaybedildiği için azalan demir depoları desteklenmiş olur.
Doğum sonrasında kanama bittikten sonra cinsel ilişki kurulabilir. Kanama varken ilişkiye girmek istenirse eş kondom kullanmalıdır. Haznede kuruluk hissedilirse nemlendirmek için gliserin kullanılabilir. Doğumdan sonra cinsel istekte artma ya da azalma olması normaldir. Hormonal dengenin değişmesi, yaşanılan ortamın değişmesi gibi nedenler bu artma ya da azalmadan sorumlu olabilirler. Önemli olan iki tarafın da birlikte karar vermesi, birbirine anlayış ve uyum göstermesidir. Tabii bu aşamada kadının isteyip istemediği ve durumunun nasıl olduğu en önemli konudur.
Belki de yukarıda belirtilen, annenin vücudundaki normale dönüş sürecinde yaşadıklarından daha önemlisi, annenin, bir başka deyişle “lohusa” nın kendini nasıl hissettiğidir.
Vücuttaki hormonal değişiklikler annenin ruh halini etkiler. Anne zaman zaman kendisini kötü hissedebilir, bir sebep yokken ağlayabilir, alıngan veya sinirli olabilir. Annenin çevresindekilerin hepsi bebeğe ilgi göstermektedir halbuki anneyi evde bekleyen bir çok yükümlülükler, belki başka çocuklar vardır. Hayat artık eskisinden çok farklı olacaktır. Anne kendisini şişman ve çirkin buluyor olabilir. Bütün bunlar sıkıntıyı arttırabilir. İşte burada babalar anneye destek vererek sıkıntılarını azaltabilir. Daha önce doğum yapmış arkadaşlarla da konuşulabilir. Bunlar çoğu yeni anne tarafından hissedilir ve normaldir. Hormonal değişikliklerin yol açtığı bu durumu değiştirmek elde değildir. Eğer bu sıkıntılar altı ay boyunca devam ediyorsa bir uzmana baş vurmak gerekebilir.
Anne ilk zamanlarda bebeği bir yabancı gibi görüp hayal ettiğinin bu olup olmadığı konusunda kendisini sorgulayabilir. Belki de onu yeteri kadar sevemediğini düşünüp suçluluk da duyabilir. Kendisine ve bebeğine birbirlerine alışmaları için zaman tanımaları gerekecektir.
Annenin bebeğin bakımıyla ilgili bilgileri arttıkça, onunla daha çok vakit geçirdikçe, onun ne istediğini daha iyi anlayabilir, tedirginlik azalır.
Bebekle geçirilen zamanın etkili olması için dinlenmiş olmak gerekir. İşte onun için o uyuduğu zamanlarda anne de onunla beraber uyuyarak ya da en azından dinlenerek güç toplayabilir. Ev işleri bir süre bekleyebilir. Ev işlerinde, diğer çocukların bakımında ve misafir geldiğinde babalardan veya ailedeki akrabalardan yardım istenebilir.
BabalarDoğumun yaklaştığını ya da başladığını gösteren belirtilerle birlikte anne adayında bir enerji artışı olacaktır. Baba adayı eşinin bu enerjisini ev temizliği gibi şeylerle tüketmesini önlemeli, bu enerjisini doğuma saklamasını sağlayabilmelidir. Sancıları başladığında eşini sakinleştirmeli, saat tutarak sancıların kaç dakikada bir geldiğine bakmalıdır.
Birlikte nefes alma alıştırmaları yapabilir, eşinin beline masaj yapabilir.
Eşinin doğum yapmasını beklerken baba adayının da en az eşi kadar heyecanlı olacağı bilinmektedir. Eşine veya bebeğe bir zarar gelecek mi diye düşünüp korkabilir, hiçbir şey yapamadığı için çaresizlik yaşayabilir. Bu duygularla başa çıkabilmek için bir yakınıyla konuşabilir, onunla duygularını paylaşabilir. Yürümek de baba adayını rahatlatacaktır. Baba bebeği ilk kez gördüğünde cinsiyeti beklediğinden farklı olduğu ya da küçük ve çirkin göründüğü için hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Bebek beklentilerden farklıysa kendisine ve ona biraz zaman tanımalıdır. Bebek başka bebeklerle karşılaştırılmamalı ve olumsuz yorumlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Bu gibi yorumlarda özellikle anne kendisini suçlu hissedebilir ve suçluluk hissedebilir. Bu gibi olumsuz duygular sonucunda da annenin sütü kesilebilir. Anneyi suçlayıcı söz ve davranışlardan kaçınmak yerinde olacaktır.
ÖNEMLİ!Henüz ülkemizde pek yaygın olmamakla beraber baba adayları eşleriyle doğumhaneye girebilir ve bebeklerinin doğumuna tanık olabilir. Önceden doktorla konuşup doğuma girmek istediğini belirtebilir

10 Ekim 2012 Çarşamba

HAFTA HAFTA HAMİLELİK



Hamileliğinizi öğrendiğinizde yaklaşık olarak 4-5 haftalık olmak üzeredir. Âdetimiz geçtiğinde biz bunu fark ederiz. Bu zamana kadar anne adayında hiçbir değişiklik, fiziksel ve ruhsal olarak, olmamıştır. Hemen bir kadın doğum doktoruna giderek hamileliğinizi tespit ettirin.

5. haftada erken gebelik belirtilerini hissedeceksiniz. Nedir bunlar?

 Memelerde dolgunluk ve hassasiyet, sürekli uyku hali ve halsizlik.  Uterusunuz büyüdüğü için mesane kapasiteniz azalacak. O nedenle sık tuvalete gitme ihtiyacınız olacaktır. Doktorunuz vajinal ultrasonla gebelik kesesini uterus içinde size gösterecektir.6.haftada hala fazla bir belirti yok diye endişelenebilirsiniz. Ama üzülmeyin içeride bir fabrika var ve hayal bile edemeyeceğiniz kadar hızlı çalışıyor. Bu haftalarda çoğu kadında sabah mide bulantıları olabilir. Yemek kokularına tahammülünüz hiç olmayabilir. Eşinizin çok sevdiğiniz parfümü bile siz iğrenç gelebilir. Bunun sebebi gebelik hormonları beyniniz de bulantı merkezini uyarmasıdır. Sabah bulantınız varsa yataktan kalkmadan evvel kraker, kızarmış ekmek yiyebilirsiniz. Bu sizi rahatlatacaktır.

Hamileliğinizin 10. haftasında bebeğinizin organ gelişimi tamamlanmıştır. Gebeliğinizin geri kalanında organların olgunlaşması olacaktır. Bu dönemde anne adaylarında duygu dalgalanmaları olacaktır. Bu çok normal bir durumdur. Hem gelişen bebeğinizin hem de kendi dişleriniz için yeterli flor aldığınızdan emin olunuz.

Hamileliğinizin 13.haftasında artık 1.trimester bittiği haftadır. Düşük ihtimali büyük ölçüde azalmıştır. 
Gebeliğinizin erken bulguları hemen hemen azalmıştır. BU DÖNEMDE FAZLA YORULMAMAK VE MÜMKÜN OLDUĞUNCA DİNLENMEK GEREKİR. RAHİM BÜYÜDÜKÇE GERİLİR VE ETRAFINI ÇEVRELEYEN VE KENDİSİNİ YERİNDE TUTAN ZARLARI DA GERER. Bu hafif kasık ağrısı şeklinde algılanabilir. Round ligaman ağrısı olarak adlandırılan bu durum gelip geçicidir. Her şeyi etkileyen hormonlar cilttede değişikliklere neden olabilir. Özellikle yüz ve boyunda lekelenmeler olabilir. Buna gebelik maskesi ya da chloas adı verilir. Bu geçici bir durumdur. Bu zaman içerisinde dışarıya özellikle de güneşin olduğu zamanlarda koruyucu içeren nemlendiriciler kullanılmalıdır. Artık karnınız büyümeye başlamıştır. Eski kıyafetleriniz dar geliyordur.

Şimdi kendiniz için alışverişin zamanı.....

Gebeliğinizin en rahat zamanı olan ikinci trimestere girdiniz. Artık bebeğiniz tamamen insan görünümündedir. Ultrasonla bakıldığında size el salladığını göreceksiniz. Evet,  bebeğiniz size el sallayacak. Gerçi bu tamamen bir refleks...Size ilk defa merhaba demesi hoş değil mi? Bebeğinizin artık herkesten farklı olan parmak izi var....Şu an kendisi 25 gram ve 10 santimetre .Bu arada artık dışarıdan bakıldığında sizin gebe olduğunuz belli....Pek çok kadında bulantı hissi ortadan kalktığı için daha enerjik hissedebilirler ...Gebeliğinizin bu döneminde ortadan kalkan cinsel dürtüleriniz eski haline gelir. Doktorunuz size özel bir şey demediyse gebelikte cinsellik yasak değil...
.
Hamileliğin 15.haftasında bebeğinizin saçı çıkıyor. İkinci önemli haberde bebeğininiz parmağını emmeye başladı.16.haftadabebeğiniz hıçkırmaya başlıyor. Bu bebeğinizin solunumuna başladığının işaretidir. Ayrıca bebeğiniz ışığa tepki verebilir. Bu hafta her açıdan önemlidir. Anne-babanın en çok merak ettiği bebeğinin cinsiyeti bu hafta belli oluyor. Yine bu hafta down tarama testinin yapıldığı zamandır. Bu test için 16–20 en ideal haftadır. Tecrübeli anne adayları bebeğinin ilk hareketini de bu hafta hissedebilirler. Ama ilk gebelikse o zaman 20. haftaya civarında bunu hissedebilirler.18.hafta 36 yaşının üstündeki annelerde amniyosentezin yapıldığı zamandır.

 20. hafta. Tebrik ederiz siz gebeliğinizin artık yarısı bitti....Bu hafta da bebeğin koku, tat, işitme ,görme ve dokunma duyuları iyice aktif olmaya başlar. FETUS SIK SIK GÖZ KIRPAR. KALP ATIMLARI HIZLANIR. Bebeğinizin hareketlerini rahatça hissedebilirsiniz, artık. Saatte en az 2 kere hareket etmelidir. Ancak bu sayı gerçekte çok fazladır. Fakat anne adayları güçlü olanları hissedebilir.

21.haftadabebeğinizin kalbi, kanı çok daha etkili pompalamaya başlamıştır. Bu da sizin dolaşımınızdaki kan miktarını arttırmış olup, bu nedenle tüm gün ayakta olan gebelerde ayaklarda ve ayak bileklerinde akşama doğru ödem oluşur. Bu çok normal bir durum olup, gün içerisinde kendinizi dinlendirmeniz iyi olacaktır. Bu nedenle bu dönemde bol bol su içmek çok yararlı olacaktır. Hafta da bir kere tansiyonunuzu ölçtürmekte fayda vardır. KARIN BOŞLUĞU İÇERİNDE BÜYÜYEN UTERUS DİĞER ORGANLARLA BERABER DİYAFRAGMANIZI DA SIKIŞTIRACAĞI İÇİN NEFES NEFESE KALMA SORUNU YAŞAYABİLİRSİNİZ. Bu hatadan sonra doktorunuz size demir başlayacaktır.

22.haftadabebeğinizle konuşabilir. Ona müzik dinletebilirsiniz.. Karnınızın büyümesine bağlı olarak bel kavisiniz de içeri doğru genişlediğinden vücudunuzun denge merkezi değişmiştir. Bünyeniz bu hıza uyumunda zorlanabilirsiniz. Bu nedenle evde tek başınayken duş almamalısınız. Denge sorunundan dolayı artık bu haftadan itibaren topuklu ayakkabılarınıza veda ediniz. Daha çok ortopedik ayakkabılar giyiniz. Bu haftalarda bacak kramplarınız olabilir. Bu nedenle de kalsiyum ve magnezyum almanızı isteyebilir doktorunuz. Kramp girdiğinde eşinizden size masaj yapmasını isteyebilirsiniz. Bu haftalarda en güzel şey de bebeğinizin hareketlerini eşinizin de hissedecek olmasıdır. Hatta bu hareketler dışarıdan bakıldığında da görülebilinir. Bunun sebebi amniyon sıvısının fazla olması yani bebeğinizin hareket etmesi için bol bol yeri olduğudur.

24.haftadagebelik diyabetinin varlığını tespit etmek için 50 gram şeker yükleme testi yapılır. Sonucuna göre diyet verilir.

25. haftadabüyüyen rahimin bası yapması ve dolaşımınızın bozulması nedeniyle her yeriniz ağrıyabilir. Bu gibi durumlarda soğuk tatbik iyi gelebilir. Hala bebeğinize isim bulamadıysanız artık tam vakti....

26. haftadabirden bire karnınızda durup dururken karnınızda bir sertleşme hissedebilirsiniz. Bunlar normal olup Braxton-Hicks olarak adlandırılan kasılmalardır. ERKEN DOĞUMDA BU KASILMALAR SÜREKLİ VE BELİRGİN ARALIKLLARDADIR.  Eşiniz, elinin ayasını uterusunuzun tam tepe noktasına yerleştirerek beklemeli. Bu haftada uterusun tepe noktası göbek deliğinin yaklaşık 5 santimetre yukarısındadır. Eşiniz 20 dakika bu şekilde bekleyerek bu kasılmaların varlığını ve sıklığını değerlendirebilir. Bu işlemi sizde yapabilirsiniz fakat objektif olmaz.

27.haftadabebeğiniz yaklaşık 25 santimetre ve 1000 gramdır. Bu dönemde sizin uyku probleminiz olabilir. Özellikle yattığınız zaman nefes darlığı problemi yaşayabilirsiniz. Daha rahat olabilmek için yastık sayısını arttırabilirsiniz. Bu haftalarda kan basıncınıza dikkat etmelisiniz. Bunun için her hafta bir kere düzenli tansiyonunuzu almalısınız.

 Artık gebeliğinizin 3.trimesterine giriyorsunuz. Rahiminizin büyüklüğü neredeyse kaburgalarınıza kadar gelecek. Bu haftalarda bacaklarınızdaki varisler artacak ve şişmeler olacaktır. Yine hemoroid probleminiz varsa o artacaktır. Kan uyuşmazlığı varsa bu doktorunuza mutlaka bildirilmelidir. Bu haftada bebeğinizle rahatça konuşabilirsiniz, o artık sizin sesinizi tanıyor....

31.haftadabebeğiniz hızla büyümeye devam ediyor. Özellikle de kemikleri. O nedenle bu haftalarda her zamankinden çok kalsiyuma ihtiyacınız olacaktır.. Bu nedenle süt ve ürünlerini oldukça çok tüketmelisiniz. Bebeğiniz iyice büyüdüğü için alan artık daralmıştır. o nedenle bebeğinizin tüm hareketlerini hissedeceksiniz. 32. haftadan sonra doktorunuz sizi atık 2 haftada bir görmek isteyecektir. Bu artık doğumun yaklaştığını gösterir. Erken doğumla ilgili belirtileri mutlaka öğrenmelisiniz. Sindirim sistemiyle ilgili sorunlarınız iyice artar. Bunun için lifli yiyecekleri sık sık ve azar azar yemelisiniz. Sıvı alımını arttırmalısınız.

Hamileliğinizin 35.haftasındahalsizlik ve yorgunluk hissi pek çok hamile kadının şikâyetidir. Uyuma güçlüğü, kilo artışı ve buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma sorun yaşamanıza neden olacaktır. Bu dönemde cinsel isteksizlikte yaşayabilirsiniz. Eşinizin sizi daha anlayışla karşılaması gerekmektedir. Ayrıca bu dönemde doğum ve ona ait korkulardır. Eşinizin ve doktorunuzun yaklaşımı son derece önemlidir. Dünyada binlerce kadın doğum yaptığını ve bunların sadece az bir kısmında sorun yaşadığını aklınızdan çıkarmayı
Hamileliğinizin 37.haftası,mutlu sona sadece 4 hafta kaldı (eğer sezeyan ile doğaracaksanız 2 hafta)Bebek ise hemen hemen hazır. Doğum kanalına girmesi an meselesi. Hamileliğinizin başında gördüğünüz o ufacık canlı artık tam anlamıyla yaklaşık 2750 gram ağırlığında bir insan yavrusu. Bu haftalarda kilo alışınız çok hızlı olabilir. Doktorunuz vajinadan kültür alıp grup B Strepkok  enfeksiyonu taşıyıp- taşımadığınıza bakabilir. Bu haftalarda karnınızın üst kısmında bir boşluk rahatlama hissedebilirsiniz. Bu bebeğin doğum kanalına girdiğini belirtir ve angajman olarak adlandırılır.
MİDENİZ RAHATLAR, İŞTAHINIZ AÇILABİLİR. BENZER ŞEKİLDE AKCİĞERLERİNİZDE BASKI OLMADIĞINDAN SOLUK ALIP VERMENİZ KOLAYLAŞIR. iDRARA ÇIKMANIZ ANGAJMANDAN SONRA DAHA DA SIKLAŞIR, AYNI HAMİLELİĞİNİZİN BAŞINDAKİ GİBİ.

Hamileliğinizin 38. haftasında artık gebeliğinizin ve bebeğinizin miadını doldurmuş olarak kabul edilir. Bu haftaya kadar rahim ağzınız ve onun rahim içine bağlayan kanal sümüksü bir tıkaçla doldurulmaktadır. Bu mukus tıkacın amacı rahminizin ve bebeğinizi vajinadan gelecek mikrop ve enfeksiyonlara karşı korumaktır. Bu mukusun vajinadan gelmesi doğumun belirtilerinden biridir. ve halk arasında '' nişan gelmesi'' olarak adlandırılır. Nişan doğumdan birkaç hafta önce gelebileceği gibi birkaç saat öncede gelebilir.

Hamileliğinizin 39. haftası: Eğer planlı sezeryan olacaksanız bu hafta güvenli bir şekilde doğumunuzu yapabilirsiniz. Bazı durumlarda normal doğum planlanan gebelerde doktorunuz suni sancı vererek doğumunuzu gerçekleştirebilir. bu haftada bacaklarınıza elektrik çarpıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bunun nedeni bebeğiniz hareket ederken ve pelvis içinde yerleşirken rahimin etrafındaki sinirlere dokunmasıdır. Eşiniz sizinle doğuma girmeyecekse onu ikne etmeye çalışın. 40.haftada bebeğinize oksijen taşıyan ve besin maddesi taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50 kalınlığı ise 1,3 santimetredir. Bebeğiniz 3000 gramın üzerindedir ve rahimin büyük bir kısmını doldurur. Son haftada amniyon zarı her an açılabilir ve sularınız gelebilir. Bazen bardaktan boşalırcasına bazen de çok yavaş olabilir. MİKTARI NE OLURSA OLSUN MUTLAKA DOKTORUNUZU ARAMALI VE HASTANEYE GİTMELİSİNİZ.
 41.HAFTADA HALEN DOĞUM YAPMADIYSANIZ artık iyice sıkılmaya ve sabırsızlanmaya başlamışsınızdır. Siz herhangi bir ağrı hissetmesenizde rahim ağzındaki açıklık ve incelme artmaya başlar. Açıklık 10 santimetre olduğunda doğumun ilk evresi başlamıştır. Daha sonra ikinci evre başlar ve bebeğiniz dünyaya ve size merhaba der. Vajinal doğumda kafa doğduktan hemen sonra doktorunuz bebeğinizin ağzını siler ve ilk ağlaması odada yankılanmaya başlar. Bu aşamada daha göbek kordonu kesilmeden bebeğinizin kucağına verilmesi ilk temasın daha sıcak yaşanmasını sağlar.

1 Şubat 2011 Salı

LOĞUŞALIKTAKİ PSİKOLOJİ

LOĞUSALIK DÖNEMİ


 PSİKOLOJİK BOYUT


Doğum yaptıktan sonra kadınların birçoğu duygusal iniş çıkışlar yaşar. Bir an kendilerini iyi hissederken, bunu takip eden dakikada kötü hissedebilirler. Ruh halindeki bu dalgalanma genel olarak doğumdan sonraki günlerde başlar ve loğusalık süresince –ki bu süre ilk 6 haftadır- devam edebilir. Bu süreçte şu sıkıntılar yaşanabilir :

 sık sık (belirgin bir sebep olmadığı halde) ağlamak

 bebek uykuya dalsa bile uyumakta zorlanmak

 huzursuzluk, çabuk sinirlenme

 konsantrasyon güçlüğü

 başağrısı

 hastalanmak konusunda yoğun kaygı duymaktır.

Doğum yapan kadınların yaklaşık % 75-80’inin loğusalık döneminde böyle bir süreç yaşanır ve bu normaldir. Bu sıkıntılar genellikle, annenin bebeğe ve bebekli yaşama alışması ile ilgilidir ve adaptasyon sağlanmaya başladığı zaman söz konusu sıkıntılar geldikleri gibi ortadan kaybolurlar.

Birçok annenin aklına neden bu garip hisleri duyduğu sorusu takılmaktadır. Kendisi de her zamankinden hassas ve kırılgan olduğunu fark eder ve buna çok anlam veremez. Böyle bir dönemin yaşanmasının çeşitli sebepleri olabilir: Öncelikle, anne, dokuz ay boyunca doğum anını hayal etmiş ve bu anla ilgili heyecan yaşamıştır. Korku ve heyecan karışımı doğum deneyimini atlattıktan sonra bir gevşeme ve yavaşlama hisseder. Bu noktada bebeğin getirdiği sorumlulukların bilincine varır. İlk günlerle birlikte yeni anne, bebeğinin ne kadar bakıma muhtaç, ne kadar özen ve zaman isteyen ve özgürlüğünü ne kadar çok elinden alan bir varlık olduğunu fark eder. Bu farkındalıklara bir de bebekten kaynaklanan uykusuzluk ve yorgunluk eklenince, anne kendini iyice zayıf ve bitkin hissetmeye başlar. Bebekle baş edip edemeyeceği konusunda yoğun endişeler duyar. İşte böyle bir dönem aslında annenin, bebeği kabullenme ve yaşam şartlarını onun varlığına göre düzenleyebilme dönemidir ve kimi zaman yukarıda bahsettiğimiz semptomların yaşanmasına sebep olur. Anne, bebeğin varlığını ne kadar çabuk kabullenir ve yaşam şartlarını ne kadar çabuk bebeğin varlığına göre düzenlerse, yaşanan psikolojik sıkıntılar da o kadar çabuk ortadan kaybolur.

Loğusalık döneminin zor geçirilmesinin bir diğer nedeni sosyal desteğin azlığıdır. Bebek bakımı konusunda anneye yardım edebilecek kişilerin yokluğu, anneyi iyice kaygılı, güçsüz ve çaresiz hissettirebilir. Birilerinin (anne, abla, kayınvalide ya da eş) anneye yardımcı olması sayesinde, anne kendine zaman ayırma ve böylece kendine de bakabilme fırsatını yakalar. Bu sayede hayatının aniden ve dramatik bir şekilde değiştiği hissini daha az yaşar. Birçok yeni anne loğusalık günlerinde kendilerini “ben gibi değil” “bir başkası gibi” şeklinde algılamaktadırlar. Eski hayatları tamamen ellerinden gitmiş gibidir. Etrafındakilerin bebek bakımı konusunda anneye yardım etmesi, anneye kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için de zaman yaratacaktır. Böylece anne, bebeği ile ilgilenirken kendini ihmal etmemiş olur. Sağlıklı bir anne-bebek ilişkisi için, annenin kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılayabilmesi gerekir. Toplumda inanılan ve uygulananın aksine “önce bebek” değil “önce anne” gelmelidir. Anne iyi olmaz, iyi hissetmezse bebeğin iyi olması zaten mümkün değildir.
Burada eşe de çok önemli bir rol düşer. Böyle bir durumda yeni bebek sahibi olmuş annenin en çok ihtiyaç duyduğu şey eşinin desteğidir. Eşin, mümkün olduğunca bebek bakımında anneye yardımcı olması anneyi hem psikolojik hem de fiziksel açıdan rahatlatır. Anne, bebek bakımında yalnız olmadığını ve tüm sorumluluğun sadece kendi omuzları üzerinde olmadığını görür. Aynı zamanda kendisi annelik rolünü gerçekleştirirken, eşinin de babalık rolünü yaptığını görmek kadın ve erkeğin ilişkisine yeni bir boyut katar. Sadece eş değil aynı zamanda anne baba da olmuşlardır. Bu deneyimi ortak şekilde paylaşırlarsa, keyfine de ortak şekilde varabilirler. Böylece evlilik kararının getirdiği ortaklık bebek sahibi olmakla perçinlenir, büyür.



KLİNİK PSİKOLOG

GONCA ŞENSÖZEN

http://www.goncasensozen.com/

18 Ekim 2009 Pazar

BEBEĞİM ARTIK 21 HAFTALIK

21 HAFTALIK GEBELİKTE NELER OLUYOR?
Yirmibirinci haftaya ulaşıldığında bebekteki hızlı büyüme biraz yavaşlar. Bu haftada en önemli olay kalp kasının güçlenmesidir. Bebeğinizin kalbi, kanı çok daha etkili şekilde pompalamaya başlamıştır. Sizin dolaşımınızdaki kan miktarındaki artış nedeni ile özellikle tüm gün ayakta olan gebelerde akşamları ayaklarda ve ayak bileklerinde şişmeler olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Gün içinde zaman zaman ayakları hafif yükselterek dinlenmek ve eğer mümkünse 2 saatten fazla ayakta kalmamak duruma yardımcı olabilir. Bol su içmek bu yakınmaları arttırmaz tam tersine azaltır. Bu nedenle gün içinde bol bol su içmeyi ihmal etmeyin. İhmal etmemeniz gereken bir başka konu ise artık en azından haftada bir kez tansiyonuzu ölçtürmenin faydalı olacağıdır. Karın boşluğu içerisinde büyüyen uterusun diğer organlar ile birlikte diyafram kasını da sıkıştırması sonucu pek çok gebe bu dönemde nefes darlığı ya da çabuk nefes nefese kalma sorunu yaşayabilir. Bu da gebeliğin normal sonuçlarından birisidir. Gebelik ilerledikçe bu sıkıntılar artabilir. Yine daha önce başlamadıysanız bu haftadan itibaren demir desteğine başlamanızda fayda var. Diet ile aldığınız demir gebelikte size yeterli gelmeyecektir. Bu nedenle mutlaka dışarıdan destek almalısınız.

9 Ekim 2009 Cuma

BEBEĞİM 20. HAFTASINDA ARTIK......


• Artık yarı yola geldik! Bu haftalık bebeklerdeki gelişim:
• En hızlı büyüme süreci bitmiş durumdadır. Bir şeyler yavaşlamış olmasına rağmen, bundan sonraki adım hayatta kalma için çok önemlidir.

• Bebeğinizin kalbi daha da güçlenir. Sessiz bir yer bulun, düz bir şekilde sırt üstü yatın. Nabzınıza bakarak kalp atışınızı belirleyin. Elinizi göbeğinizin üzerine koyun. İki kalp atışını ayırt edebilirsiniz.

• Bacakları doğru oranlı boyutuna ulaşıyor. Artan kas gelişimiyle beraber, telaşlı küçük tekmeciklerden daha fazlasını hissetmeye başlayacaksınız.

• Bağışıklık sağlayıcılar artık sizden bebeğinize geçmeye başladı. Bunlar doğumdan sonraki altıncı aya kadar bebeğinizi virüslerden korumaya devam edecek.

• Tat alma, koku, duyma, görme ve dokunma ile ilgili sinir hücreleri beyinde gelişiyor. Varolan sinir hücreleri büyüdükçe ve bağlantılar kurulmaya başlandıkça üretim yavaşlamaya başlar.

• Yüksek seslere tepki gösterebilir. Şaşırtıcı bir şekilde, rahimin dışındaki sesleri duyabilir. Tanıdık sesler, müzik ve gelişim aşamasında duymaya alıştığı bir takım sesler, doğumdan sonra duyduğunda ona sakinlik verir.

• Bebeğiniz kız ise rahim gelişmeye başlıyor. Yumurtalıklarında yaklaşık altı milyon yumurtası var. Doğumda bir milyon kadarı kalacak.

• Bebeğinizin boyu 16,4 cm ve 300 gr ağırlığında.

Ben de bugün muayene olup, Altuğcuğumu göreceğim. Dört gözle onu görmeyi bekliyorum....

Geçen akşam tam Altan eve geldiğinde Altuğ'un ilk hareketini duydum. çok enteresan, bir durumdu. Artık birbirimizi hissedebiliyoruz::)))

15 Eylül 2009 Salı

GEBELİKTE KANSIZLIK


GEBELİKTE KANSIZLIK

Gebelik anne vücudunda ikinci bir canlının oluştuğu dönemdir. Yetersiz ve dengesiz beslenme gebe anne üzerinde çeşitli bozukluklara neden olur.Gebelik süresince bebek anne zayıf olsa bile kendisi için gerekli olan enerjiyi protein demir kalsiyum gibi minaralleri ve vitaminleri anneden alarak gelişimini sürdürür.
Böylece annenin bu besin öğelerine olan gereksinimi artar. Artan gereksinimlerin karşılanmaması halinde; beslenme yetersizliğinin belirtileri olan kansızlık diş çürümesi kemik bozuklukları meydana gelir. Anne halsiz ve yorgun düşer bebeğini de yeterince besleyemez. Bu kez bebeğin büyüme ve gelişmesi tam olmaz ve sağlıksız doğar.
Ülkemizde önemli bir sağlık sorunu olan anemi özellikle demir ve folik asit
yetersizliğine bağlı olarak görülmektedir. Gebe kadınlarda hemoglobin düzeyi llg/lOOmL. altına düştüğünde demir yetersizliği anemisi tanısı konulmaktadır.
Nedeni; Diyetteki demirin emilim oranının düşük olması (bitkisel kaynaklı besin oluşu) parazitler gereksinmenin fazla oluşu sık doğumlar düşükler ve pikadır (toprak yeme). Ayrıca gebelik nedeniyle % 50 oranında artan plazma hacmine karşın kırmızı kan hücrelerinin hacminin artışı ( % 20 artış) bu orana ulaşamamaktadır. Hemoglobin düzeyinin 11-12 g./lOO mL. arası olması en sağlıklı doğumu sağlamaktadır. Ülkemizde gebe ve emziklilerde ulusal düzeyde anemi oranı sırasıyla % 73.9 ve % 65.4 dür. Hastalık dudak içi avuç içi tırnak yatakları ve göz diplerinde solma çarpıntı-çabuk yorulma kemiklerde zayıflık çabuk ve sık hastalanma baş dönmesi baş ağrısı bulantı iştahsızlık ve ishal gibi belirtilerle başlar.Anemik gebelerde taşikardi baş dönmesi yorgunluk bayılma dudak ve alt göz kapaklarında soluk renk (normalde kırmızıdır) nefes almada güçlük yüz ve bacaklarda şişme gibi belirtiler görülmektedir. Anemik annelerin bebeklerinde prematüre doğumlar perinatal ve neonatal ölümler artmaktadır.
Gebelikte artan demir gereksinmesini karşılamak için ek demir verilmesi çinkonun kullanımını azaltmaktadır. Hemoglobin düzeyi lig./100 mL. altına düşmeden ek demir preplarının kullanılmasına gerek yoktur. Her öğünde C vitamini içeren besinlerin tüketilmesi demir emilimini artırmaktadır. Her ay annenin hemoglobini ölçülmeli aneminin önemi ve belirtileri anneye öğretilmelidir.
Gebeliğini hijyenik koşullarda sürdüren gebeliği sırasında düzenli izlenen eğitilen ve gerekli tedavilerini zamanında yaptıran doğumu sağlıklı koşullarda ve sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen bir annenin gebelik ve doğuma bağlı bir nedenle ölmesi veya sakat kalması normal koşullarda nadirdir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde ise anne ve çocuk sağlığı ile ilgili önemli sorunların ortaya çıkması muhakkaktır.
Demir eksikliğinin başlıca nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir!
Demir depolarını boşaltan ve anemiye yol açan nedenlerden ayrı olarak demir eksikliği başlı başına ana ölümüne yol açan bir faktördür. Ayrıca demir eksikliğinde bağışıklık sistemin zayıflaması ile enfeksiyon riski artar. Barsak parazitleri beslenme dengesini bozarak anemide rol oynar. Demir eksikliği anemisi birkaç hafta içinde ortaya çıkar.
Sigara ve alkol kullanmayınız.
Yemeklerle birlikte çay içmeyiniz.
Taze sıkılmış meyve suyu içip meyve yiyiniz.
Hamilelik süresince düzenli sağlık kontrolleri yaptırınız.
Gebelikte et balık tavuk yumurta karaciğer dalak böbrek vb. sakatatlar ceviz badem gibi kuruyemişler üzüm (pekmez) kayısı erik pestil ve benzeri kurutulmuş meyveler kuru fasulye nohut mercimek barbunya vb. kuru baklagiller pekmez tahin susam ve yeşil yapraklı sebzeler demir yönünden zengin yiyeceklerdir. Günlük beslenmede sık tüketilmesinde yarar vardır.
Demirden zengin yiyeceklerle birlikte C vitamini kaynağı domates biber maydanoz kıvırcık gibi taze sebze ve portakal greyfurt çilek gibi meyveleri alması demir emilimini artırarak kansızlığa engel olur.

2 Eylül 2009 Çarşamba

GEBELİKTE UYKUSUZLUK


Gebelik boyunca uyku alışkanlığınızda belirgin değişiklikler olacak.Bunların bir kısmı gebeliğe uyum sağlamanıza yerdımcı olurken bir bölümü de çektiğiniz sıkıntının artmasına neden olacak özelliktedir.

Erken gebelikte progesteron hormonu düzeyindeki aşırı artış nedeniyle uyku ihtiyacında belirgin bir artış olur.Erken dönemde anne adayları bu durumu genellikle ‘Başımı yastıktan kaldıramıyorum’ şeklinde tanımlarlar. Bulantı ve kusmalar da uyku gereksinimini arttırır.gündüz saatlerinde uyku gereksinimi hatta ‘dalıp gidivermek’ erken gebelikte anne adaylarının sık yaşadıkları bir durumdur.Buna karşın gece saatlerinde de sık idrara çıkma ihtiyacı nedeniyle uyku bölünmeleri olabilir. Fiziksel ve psikolojik değişiklikler de gece uykularının bölünmesinde rol oynar.

Bu dönemde gece uykusuzluğu yaşıyorsanız gündüz uykularını mümkün olduğunca azaltmaya çalışın.Yatağınızda dinlenme,kitap okuma veya televizyon seyretme gibi alışkanlıklarınız varsa bunlardan vazgeçmeye çalışın.

Gebelik haftası ilerledikçe mekanik zorluklara bağlı uyku problemleri ve uykusuzluk daha ön plana çıkar. Ancak psikolojik gerginlikler de etkisini sürdürür.Bu dönemde reflü de(mide yanması) gebeliğin ikinci üç ayından itibaren kaliteli bir uykuyu engellemeye başlayabilir.

Son üç ayda özellikle de doğum yaklaştıkça uykusuzluk giderek en büyük sıkıntı haline dönüşebilir.Son aylarda mekanik zorluklar ,mide yanması,sık idrar gereksinimi ve doğum konusundaki endişelerin hangisinin uykusuzluğunuzun en önemli nedeni olduğunu söyleyebilmek çok ta kolay değildir.
KAYNAK:www.babaolyorum.net

Hamilelikte yorgunluk


Hamile bir bayan olarak vücudunuz, dinlenme esnasında dahi, bir dağa çıkan normal bir vücuttan daha çok çalışmaktadır. Bunun önemli bir sebebi, vücudunuzun, çocuğunuzun yaşam destek sistemi olan plasentayı oluşturmakta olmasıdır. Diğer mühim bir sebebi de bedeninizin, hamileliğin bedensel ve duygusal neticelerine uyum sağlama gayretidir. Bedeniniz hamilelik boyunca tam olarak uyum sağlayana ve plasentanın tam olarak oluşmasına kadar geçen zaman içerisinde daha çok enerjiye ihtiyacınız vardır. O vakte kadar fazla çalışmamalı ve gerçekten kendinizi kötü hissediyorsanız bir süre çalışmamalısınız. Fakat hamileliğiniz normal devam ediyorsa, işinizden izin almanız için de bir sebep yoktur. Hamile bayanların pek çoğu çalışmayı devam ettirdikleri müddetçe daha az sıkıntılı ve daha neşeli olmaktadırlar.Kendinize dikkat edin. Eğer bu ilk hamileliğiniz ise, bunun tadınız çıkarın; zira bir daha uzunca bir zaman suçluluk duymadan kendinizle ilgilenebilme şansınız olmayacaktır. Diğer taraftan evden zaten bir veya daha çok çocuğunuz varsa, ilginizi onlarla paylaştırmak zorundasınız. Fakat bir yandan da kendinizi harika anne olmak için zorlamamalısınız. Yeterli ölçüde dinlenmek, evinizin tertemiz olmasından veya evde 4 yıldızlı bir akşam yemeği vermekten çok daha fazla öneme sahiptir. Akşamları kendinizi yormayacak işlerle geçirin. Ayakta fazla kalmamaya özen gösterin; vaktinizi kitap okuyarak, tv seyrederek ya da bebek adları kitaplarını inceleyerek geçirin. Eğer daha büyük çocuklarınız varsa, kendinizi yoracak şekilde onları dışarıda, mahallede gezdirmek yerine onlara kitap okuyun veya evin içinde oyunlar oynayın .Bu arada dinlenmek için geceyi beklemeyin. Örneğin fırsat bulursanız öğleden sonra yapacağınız bir şekerleme sizi çok rahatlata bilir. Uyuyamıyorsanız uzanın ve elinize bir kitap alın. İşyerinde şekerleme yapmak tercih edilen bir durum değildir; ancak esnek bir çalışma düzeniniz ve rahat bir koltuğunuz varsa aralarda ya da öğlen tatilinde dinlenmeniz için bir neden yok. (Dinlenmek için öğle tatillerini tercih ediyorsanız yemek yemeyi de ihmal etmemelisiniz). Evde çocuklar varsa şekerleme yapmak güç olabilir ancak uyku zamanınızı çocuklarınızın uyku zamanına denk getirerek bu sorunu aşabilirsiniz (bunu önerirken evdeki yıkanmamış tabakları ya da yatağın altındaki toz topraklarını sorun etmeyeceğinizi varsayıyoruz).

Çalışırken yalnızca yorulduğunuz zaman değil, her zaman daha yorulmadan önce çalışmayı bırakmalısınız. Kendinizi tükendim dediğiniz zamana kadar zorlamanız kesinlikle iyi değildir. Çünkü fazla çalışmanın yalnızca sizin üzerinizde değil bebeğiniz üzerinde de istenmeyen etkileri vardır. Bir koşudaymış gibi değil, yürüyüşteymiş gibi çalışın. Biraz çalışın, biraz dinlenin. Zamanınız çocuğunu iş yaparak ya da iş dışında geçirirseniz ve sonunda kendinizi bitmiş hissetmeyeceksiniz.

Vücudunuzun uyarılarına kulak verin. Eğer yürüyüş yaparken nefesiniz kesilirse veya birden bire üzerinizde bir tonluk bir yük varmış gibi hissederseniz mola verin.Başkalarının size özen göstermesine izin verin. Anneniz ziyarete geldiğinde evi süpürme ya da toz almasına itiraz etmeyin. Ya da bırakın Pazar günü baba öbür çocuklarınızı hayvanat bahçesine götürsün. Alışveriş listelerini de kocanıza verin.
Geceleri bir ya da iki saat daha azla uyuyun. Gece haberlerini boş verin ve erkenden uyuyun. Bu arada eşinize sabah kahvaltıyı hazırlamasını söyleyin ki biraz daha fazla uyuyabilesiniz.
Günlük beslenmenizin yetersiz olmamasına dikkat edin. Demir, protein veya kalori eksikliği hamileliğin ilk aylarındaki yorgunluk duygusunu arttırabilir. Bu sebeple diyetinizi en az iki kez kontrol ederek günlük almanız gereken besinleri eksiksiz alıp almadığınızdan emin olun.

4 Nisan 2009 Cumartesi

GEBELİĞİN İLK TRİMESTERİNDE BULANTI ŞİKAYETİ



Gebelikte mide bulantısı, kusma, sabah halsizliği oldukça sık görülür. Çok sevdiğiniz besin maddeleri midenizi bulandırabilir. 3 büyük öğün yerine 6 kez küçük öğünlerle beslenerek bu yakınmalarınızı azaltabilirsiniz.
Normal bir mide bulantısı anne karnındaki bebeği etkilemiyor. Bu nedenle bebeğiniz için endişelenmenize gerek yok. Ayrıca bulantı sağlıklı bir hamileliğin göstergesi. Tabii eğer günden beş kereden fazla kusuyorsanız doktorunuza danışmanızda yarar var. Aşırı derecede sıvı kaybı sağlınız açısından sakıncalı olabilir. Kesinlikle doktorunuza danışmadan bulantı kesici hapları kullanmayın. Sadece doktor kontrolünde bu ilaçları alabileceğinizi unutmayın. Hekim kontrolü altında kullanıldığında bu ilaçları kullanmanızın hiçbir sakıncası yok. Bu arada bulantıların 16. haftadan sonra sona ereceğini aklınızdan çıkarmayın. O tarihten sonra bulantısız hamilelik günleri sizi bekliyor.

Bulantıya karşı öneriler

Ne kadar sağlıklı olduğunu söylesek de bu bulantılara katlanmak kolay değil, elbette. Ancak pratik bazı önerilerle bulantıların etkilerini en aza indirmek hiç de zor değil. İşte bazı küçük ama etkili tavsiyeler:

• Bulantının sabahları daha çok görüldüğü bir gerçek. O halde uyandıktan hemen sonra açlığınızı haifletmek ve bulantınızı önlemek için bir parça ekmek yemeniz son derece faydalı.

• Mideniz aşırı derecede bulanıyorsa yemek yapmak için mutfağa girmemeye özen gösterin.

• Herkes yemek yerken aynı sofrada oturmamaya çalışın.

• Çaydan ve kahveden uzak durun. Bu içecekler mideyi ekşiteceği için bulantıyı artırıyor. Bunun yerine az şekerli nane çayı ya da kola içebilirsiniz.

• Hem sağlıklı beslenmek hem de midenizi yormamak adına meyva, sebze gibi besinleri tercih edin. Yağlı ve aşırı baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Bu arada yemeğinizi az az ama sık sık yemeği ihmal etmeyin.

• Eğer kusma problemi yaşıyorsanız sıvı almayı ihmal etmeyin. Bol bol su için.

• Kusmaya bağlı olarak hamilelerde bazen B1 ve B6 vitamini eksikliği görülüyor. Bunu önlemek için yemeklerinize yulaf katın ve doktorunuza danışarak vitamin takviyesi yapın.

• Tüm bu önlemlere karşın bulantı ve kusma şikayetiniz devam ediyorsa hiç vakit kaybetmeden doktorunuza başvurunuz....

19 Mart 2009 Perşembe

TÜP BEBEK TEDAVİSİ


Ben bir tüp bebek tedavisi yapılan klinikte tüp bebek koordinatörü olarak çalışmaktayım.İnanın burada çalışmak bir kadın olarak biraz zor.
İşin zor olduğundan değil tabiiki. Tedavi süreci hastalar için çok zor. Bu zorluk hem maddi hem de manevi..O nedenle kliniğimizde bizimle beraber çalışan bir psikolog arkadaşımız var.Hastalar tıbbi tedavilerini yaptırırken o da hastaları psikolojik olarak destekliyor.(http://www.annelikyolunda.com)

Size kısaca tüp bebek tedavisinden bahsedeyim:Hastalar korunmamalarına rağmen çocuk sahibi olamayan kişiler.Kadın ve erkek muayene ve tetkikler yapıldıktan sonra hastaya göre tedavi protokolü seçiliyor.Sonra hastamız iki yada üç aralarla kliniğe doktoruna gidip, ultrasonla takip ediliyor. ilaçların verdiği cevap görülüp, tedavi tekrar düzenleniyor.Kadının yumurtaları (oositleri) istenilen büyüklüğe gelince çatlatma iğnesi veriliyor. Ondan da yaklaşık 36 saat sonra genel anestezi ile yumurtalar toplanıyor. Aynı esnada erkektende sperm örneği alınıyor. Sonra yumurtalar ve spermler laboratuvar da çalışılıp,birbirleriyle dölleniyor.İki yada üç gün oluşan embriyolar laboratuvarda takip edilip, hastaya transfer ediliyor. Bu işlemden 11 gün sonra hasta kanda gebelik testi ( Beta HCG) yaptırarak gebe olup-olmadığını öğreniyor. Tedavi süreci bundan sonra normal yolla gebe kalmış kadınınkinden pek farklı değil. Hastalar açısından o 11 günü beklemek gerçekten zor. Çok büyük merak.Düşünsenize. Yaklaşık üç haftadır tadevi görüyorsunuz ve sonucun öğreneceksiniz.Tabiiki kliniğimizde çalışan doktor, embriyolog, hemşire ve diğre personel hep beraber hastaların sonucunun olumlu olmasını istiyoruz.İnanın hastamızı takip eden doktorumuz hasta ile beraber seviniyor ve üzülüyor...( Daha detaylı bilgi almak için: http://www.tupbebekgebelik.com)

Tedavi süreci uzun olduğu için hastalarla artık o kadar samimi oluyoruz ki... Herkes biribirine ait herçeyi öğrenmiş oluyor. Çalışan olarak bu bizim için çok önemli, manevi anlamda. İnşallah hastalarımız için de öyledir.
İsteyen herkese istediği zaman da çocuk sahibi olması dileğiyle.....

9 Mart 2009 Pazartesi

HAMİLELERE ÖRNEK BESLENME TABLOSU


Gebeliğin her üç aylık periodu için uygun olabilecek örnek diyet listeleri verilmiştir .
İlk Üç Ay:

ÖRNEK 1:
Kahvaltı:1 yumurta ,2 dilim ekmek ( Peynir,yeşillik,domates, tereyağ veya bal ile birlikte olabilir ) , 1 bardak portakal suyu
Ara Öğün: 1 kase yoğurt, 1 muz
Öğlen: Peynirli makarna, salata , yenebiliyorsa etli bir sebze yemeği
İkindi: 2 galeta ,beyaz peynir, 1 elma
Akşam 1 porsiyon ızgara balık, 1 ufak boy haşlanmış patates, haşlanmış brokoli
Gece: 1 orta boy portakal ,az yağlı 1 bardak süt
Örnek 2:
Kahvaltı: 1 dilim yağlı ve reçelli (veya ballı ) ekmek, 1 yumurta,1 bardak süt, 1 elma
Ara Öğün: 3 -4 tuzlu bisküi , 2 ince dilim peynir , 1 portakal
Öğlen: 2 -3 köfte, salata , 2 ince dilim ekmek , yoğurt veya ayran
İkindi: 1 bardak meyve suyu veya süt ,bir ince dilim kek
Akşam: Çorba, bir porsiyon sebze yemeği (Ispanak , fasülye vb), su
Gece : Bir porsiyon meyve, 1 bardak süt
İkinci Üç Ay:
Örnek 1:
Kahvaltı: 2 dilim ekmek veya yağsız tavada yapılmış bir adet krep (peynir,domates veya balla birlikte) , 1 bardak portakal suyu , meyve çayı veya süt
Ara öğün: 1 bardak süt , 1 muz veya elma
Öğlen: 2 ince dilim ekmek ,1 porsiyon etli sebze yemeği ,salata, 1 kase yoğurt
İkindi: 2 galeta ,1 elma
Akşam: Sebzeli tavuk, iki kaşık pilav, 1 kase yoğurt
Gece : Ihlamur veya başka bir bitkisel çay, 1 dilim kek
Örnek 2:
Kahvaltı: 1 orta boy az yağlı çörek, 1 bardak greyfurt suyu, 1 bardak süt
Ara Öğün: Ufak boy peynirli tost, 1 elma
Öğlen: 3 orta boy köfte ,iki kaşık pilav, salata,1 kase yoğurt, su
İkindi: iki dilim kek , bir portakal
Akşam: 2 dilim ekmek, çorba, sebze yemeği, salata
Gece: 1 bardak süt
Son üç ay
Örnek 1:
Kahvaltı: 1 kase meyveli müsli (sütle), 1 tatlı kaşığı bal, meyve çayı
Ara öğün: 3 galeta veye eşdeğer kraker,peynir , 1 elma
Öğlen : 1 dilim ekmek çorba1 porsiyon et yemeği, patates püresi, salata,
İkindi: 2 orta boy çörek ,1 bardak süt
Akşam: 2 dilim ekmek, 1 porsiyon sebze yemeği, 1 kase yoğurt, 1 porsiyon meyve
Gece: 1 galeta 1 bardak süt
Örnek 2 :
Kahvaltı: 2 dilim ekmek ,5-6 zeytin,peynir,1 yumurta,1 tatlı kaşığı bal, 1 bardak süt
Ara Öğün: 2 tuzlu çörek ,ayran veya meyve suyu
Öğlen: 2 dilim ekmek, 1 porsiyon et yemeği haşlanmış sebze , yoğurt, meyve
İkindi: 1porsiyon dondurma,
Akşam: İki dilim ekmek ,1 porsiyon balık,zeytinyağlı sebze yemeği, salata, meyve
Gece: Meyve çayı, 2 çörek
Bu örnek öğünler yalnızca fikir vermek için düzenlenmiştir. Gebeliğin tümü boyunca sıkı listeli bir diyet uygulamanın çok doğru olmadığını ve stres arttırıcı etkisi olabileceğini düşünüyoruz. Bunun yerine doğru beslenmenin yukarıda anlatılan temellerini benimsemek ve bunu hayat tarzı haline getirmek daha doğru olacaktır.Sosyal hayatın gereği olarak aldığınız kalori miktarının arttığı durumlarda uygun şekilde egzersiz yapmalı ya da sonraki öğünlerde durumu dengelemeye çalışmalısınız. Unutmayın gebelik boyunca ideal oranda kilo almanız hamileliğinizin ve doğumunuzun sorunsuz geçmesi olasılığını arttıracaktır.Ayrıca yine unutmayın ki kilo almamak vermekten her zaman daha kolaydır