doğal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2014 Cumartesi

17 AĞUSTOS DA mARGA 'DA çİĞDEM İNAN & ESRA ERTUĞRUL İLE DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİ



“Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”
-  Gurmukh Kaur Khalsa


Doğum şekli ne olursa olsun, her doğum bir mucizedir!
Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :))


 Eğitim içeriği:

 Hamilelik döneminde egzersiz yapmanın yararları
Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak
Doğumun aşamaları
Doğum şekli ve doğum yeri hakkında karar verebilmek
Hamilelik döneminde ve doğum esnasında yardımcı olabilecek pozisyonlar, nefes teknikleri,
Kegel egzersizi,
perine masajı
Hamilelik süresince oluşan kaygıları azaltmak, doğum esnasında sancılar ile başa çıkabilmek için olumlama teknikleri
Doğum planı oluşturmak
Doğumla ilgili korkulardan kurtulmak
 Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı
 Hastane uygulamaları hakkında bilgilendirme

Doğum hakkında tüm detaylar konuşulacaktır.

 Eğitim Tarihi: 17Ağustos pazar saat 11:00-15:00  olacaktır.
 Eğtim ücreti: 150TL
Eğitim yeri: Bostancı Marga da .. www.marga.com.tr

Katılım sınırlı olduğu için mutlaka emaille kayıt yaptırmanızı rica ederim. 
bebeimgeliyor@hotmail.com

11 Haziran 2014 Çarşamba

DOĞAL DOĞUM HAKKINDA YAZILMIŞ ÇOK GÜZEL BİR YAZI…

“Dağların arasından gider gibi doğur!”
Telefonun ucunda Latife Tekin… “Kızın mı oldu, oğlun mu? (…)” diye soruyor. Cevabı merakla bekliyor önce ama duyup duyabileceği tek şey, ‘doğurmadım’ oluyor. Kabak hâlâ gelmedi… Sonra öğütlüyor hemen Latife: “Dağların, ovaların, nehirlerin arasından gider gibi doğur. Ağrıları hiç düşünme. O ağrılar, en dayanılmaz olduğunu düşündüğün anda bitecek çünkü. Sakın korkma tamam mı kalbim? Deprem gibi, hep daha fazlasının geleceğini, ağrının giderek tırmanacağını düşünüyorsun ama öyle değil. Doğurduktan sonra bebeğini hemen kucağına al ve onu benim için öp.”
Süreç içinde uzak – yakın pek çok kadının hamilelik deneyimini dinledim. Kimilerini merakla, kimilerini ‘keşke anlatmasa’ duygusuyla… Ama sanırım sadece üç kadının deneyimlerini yazdım aklıma ve kalbime. Latife, babaannem ve Nigar.
Latife, en başından beri kılavuzumdu. Hamileliğimden çok önce, kentle, insanla, dille ilgili olarak kılavuzumdu. Bir gün hamilelik ve annelik konularında da onun sözlerini okuyacağımı, dinleyeceğimi söyleselerdi şaşırırdım. Sessizleşmek için doğurmuştu hem Memo’yu hem de Yasemin’i. Kendisiyle kalabilmek ve sakinleşebilmek için. Bir de ‘doğurmak’ için. Simone de Beaviour’in ‘bedensel yazgı’ dediği doğasının sınırlarını keşfedebilmek için… Latife hem keşfini yapmış hem de susmuştu. Beaviour, “Özellikle kendilerine ayrılmış bulunan bir deneyi, bir yaşantıyı gizlere büründürmek için susmaktadırlar” demiş hamile kadınların suskunluğunu anlatırken. Latife gibi susmak ve keşfetmek için seçtim hamileliği…
Dağdan, taştan, topraktan gelen kadının hissetmek isteyeceği türden bir duygu gibi artık doğurmak… Geçmişe ait, uzak düştüğümüz doğaya ait…
Kocakarıların ve büyükannelerin doğurmakla ilgili duygularını izlemeye çalışmalı belki de… Babaannem “Korkma” dedi, “Korkma, bana bak. 14 çocuk doğurdum. Hepsini de evimde, sancım geldiğinde çömelip doğurdum.” Dediği gibi ona bakmaya karar verdim ben de. Doğurduğu 14 çocuktan 7′sini kaybeden, çocukken benzemeyi istediğim o kadına… Onun gibi kocaman memelerim olsun istiyordum. Kocaman bir kadındı gözümde; kocaman memelerine uygun, genişçe bir baseni ve şişkin bir göbeği vardı benim çocukluğumda; tıpkı şimdi olduğu gibi. Rakısını sek içer, günde iki paket sigara tüttürürdü ama oğullarından biri olsun sigarayı bıraksın diye stoktaki sigara paketlerini bir defada çöpe atmış, bir daha da elini sürmemişti… Hamileliğinde annemin karnını yoklamış babaannem; oysa bana sadece baktı. “Gel bakayım, ne olmuş sana…” Ağzına çok yakışan argosuyla bedenimin çeşitli yerlerine ilişkin çeşitli yorumlar yapıp, “Bebek erkek” dedi sonra. Babaannem gibi doğurduğumu bilmeden, taşın, toprağın, suyun bir parçası olarak doğurmak istiyorum…
Nigar, bana takma kirpikler takmış, ellerimi simlerle süslemişti evleneceğim gün. “Kaşı – gözü kadının servetidir” diyen güzel gözlü, kalın kaşlı bir kadın Nigar. Önceleri beni sadece süslerdi, şimdi aynı zamanda anlatıyor: “İki çocuğumu da iki saatte doğurdum. Derin bir nefes al ve doğur bebeğini. Ama başı çıkar çıkmaz şöyle bir öne doğru eğil, bebeğini görmeye çalış.” En büyük hayali, bir gün bir çocuk doğurtmak. “Günün birinde genç bir kadın geldi. Doğuma gitmek üzereymiş. Onu anne gibi yıkadım sıcak suyla. Sonra da gönderdim dışarıda bekleyen kocasının yanına…” Nigar gibi bir avazda kurtulmak istiyorum…
“Konuş onunla”
Muayenehanesindeki fotoğraflardan anlamıştık zaten doktorumuz Tarık Altınok’un deniz tutkusunu… Naviga’nın yeni sayısında, bir saat içinde pişirdiği üç çeşit yemeği görünce, Tarık Bey’le bir tekne turuna çıkmanın ne büyük şans olacağını da gördük… Sonra Tarık beyle birlikte dönüp bizim balığa baktık. Kabak’a… “Hâlâ yukarıda… Konuşun onunla da insin artık aşağı. Suyu azalırsa işimiz var demektir… Şimdilik sağlığı iyi, biraz daha bekleyeceğiz…” İki günde bir Tarık beyin karşısındayız tüm inadımızla. Evin telefonu santral gibi, cep telefonu da öyle… Hattın karşı tarafındakiler de ses uzmanı… “Sesin hiç hamile gibi gelmiyor” diyen bile çıktı. “Sokaktasın, demek ki doğurmadın”, “Niye böyle iyi geliyor sesin?”, “Var mı ağrı sızı?”, “Doktor yanlış mı hesapladı acaba?”, “Ne demiştin doğum tarihi için?”… Hemen herkese yanıtım aynı oluyor artık: “Hiç doğurasım yok”.
Babası konuştu ama akşam… “Gel artık… Anneni üzmeden gel… Seni çok özledik… İçersi güzel evet ama dışarısı daha da güzel…”
Bekliyoruz. Kabak’ın eli kulağında, bizimkisi yüreğimizde…
Çok beğendim:))

DOĞAL DOĞUM

Günümüzde gebelik ve doğuma ilişkin temel yaklaşım, doğumun fizyolojik bir süreç olduğu ve çok az
düzeyde tıbbi girişim gerektirdiğidir. Gebelik ve doğum fizyolojik bir olaydır ve asla bir hastalık değildir. Sağlık personelleri, hamileleri ve eşlerini doğumlarında aktif rol alması için antenatal dönemden itibaren eğitimler  sayesinde cesaretlendirmelidirler.
Doğum çok özel bir olgu olup anne ve baba adayları için, yaşamlarında ki en güzel deneyimlerden biridir. Ancak zaman zaman doğum anında yaşanan olumsuz deneyimler uzun yıllar anlatılan doğum hikâyeleri arasında yerini alabilmektedir. Bu tür deneyimlerin kadınlar arasında paylaşılarak yayılması, bir yandan da görsel medyada gösterilen ağrılı doğum sahneleri, kadınların olumsuz doğum imajı oluşturmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla doğumun ağrılı, kanlı korkutucu bir olay oluşuyla ilgili imaj; gebelik süresince kadınların vajinal doğumla ilgili bu korkutucu deneyimi kendilerinin de yaşayacağını düşündürmekte ve bu da onların tercihlerini sezaryen doğum üzerinde odaklandırmaktadır.
Gebelik ve doğum fizyolojik bir olay olmakla birlikte kadın için büyük bir stres oluşturur. Anne adayı kendisi için bilinmeyen doğum olayının meydana geleceği anı korku ve heyecanla beklerken, annelik sevgisi yanında bir canlı dünyaya getirmenin gururunu da yaşar. Özellikle ilk gebeliğinde kadın, tanımlayamadığı birçok yeni duyguyu bir arada yaşarken doğum anında karşılaşabileceği olayları tahmin edememektedir. Sezaryenin mi yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememektedir. Doğum tercihi, kadına verilecek destek ve bilgilendirme sayesinde daha sağlıklı ve doğru olacaktır. Bu bilgilendirme ve desteği sağlamakta ebelere çok önemli roller düşmektedir. Bu rolün gereği olarak ebe, kadının karar sürecini etkileyebilecek faktörlerin sağlıklı bir şekilde değerlendirilerek gebelik boyunca doğum için hazırlanmasını sağlamalıdır. Bu amaç doğrultusunda;  doğuma hazırlık sınıfları son derece önemlidir. Ancak halen ülkemizde hazırlık sınıfları çok yaygın değildir. Özellikle kamuya ait sağlık kuruluşlarında bu konuda yeterince çaba gözlenmemektedir.
  
WHO yayınladığı kanıta dayalı 6 uygulamanın doğumu yöneten sağlık profesyonelleri için kılavuz olması ile; sağlıklı anne ve bebek için mümkün olan en az girişim ile güvenli bir şekilde doğum eyleminin gerçekleşebileceğini ifade etmiştir. İfade edilen bu öneriler:
1. Doğum kendi başlamalıdır.
2. Doğum boyunca hareket özgürlüğü olmalıdır.
3. Doğum boyunca gebeye duygusal ve fiziksel destek verilmelidir.
4. Gereksiz her türlü müdahaleden kaçınılmalıdır. 
  
5. Doğumda sırtüstü yerine diğer pozisyonlar desteklenmelidir.
6. Doğum sonrası anne ve bebek bir arada kalmalıdır. 
  
NEDEN DOĞAL DOĞUM?
Doğal doğum mümkün olduğu kadar müdahale edilmeden yapılan doğumlardır . Bu sayede aktive olan tüm doğal hormonlar, anne ve bebeğini doğuma en sağlıklı biçimde hazırlamaktadır. Doğal bir doğumda sağlık profesyonelleri izleyici olup, sağlık kontrollerini yapma dışında başka bir müdahalede bulunmamalıdır. Çünkü buna ihtiyaç yoktur.
Gebelik ve doğum eylemi bir hastalık değil, bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonudur.Gereksiz yere yapılan her türlü müdahalenin doğumun işleyişi ve hormonların salınımı üzerine negatif etkileri vardır. Zaten doğal doğumu üstün kılan bu hormonların salgılanmasıdır. Bu hormonlar içinde en etkili olan iki hormon oksitosin ve endorfindir. Oksitosin uterustaki kasılma etkileri ile doğumun ilerlemesinden sorumlu hormondur. Bu hormon doğumda gittikçe artan oranlarda salgılanarak doğum anında ve doğum sonrasında en yüksek seviyelerini bulur. Yine doğumda etkili olan endorfin hormonu bedenin salgıladığı doğal bir ağrı kesicidir. Doğum yapan kadının kendini rahat hissedebilmesi için herşeyi yapar. Oksitosin seviyesi yükselip, kasılmalar sıklaştıkça, beden endorfin salgısını arttırarak cevap verir. Endorfinin bağımlılık yapıcı bir etkisi de vardır. Doğum anında anne ve bebeği oksitosin ve endorfin etkisindedir. Her bir kontraksiyon ağrısı travaydaki kadın için rehber olur. Artan şiddetteki kontraksiyonlara onun yanıt olarak seçtiği pozisyonlar ve aktiviteler bebeğin doğum kanalına inmesini doğum eylemi muhtemelen yavaşlar ve daha az etkili hale gelir. Doğum ilerledikçe ve ağrı arttıkça,endorfinler artan miktarlarda serbest bırakılır. Sonuç, tamamen doğal olarak acı algısında bir azalma olmasıdır. Yükselen endorfin düzeyi, aynı zamanda, düşüncenin mantıktan daha içgüdüsel alana kaymasına katkıda bulunur. Endorfinler gerçekte doğumda görevlerini yerine getirmesi için kadınlara yardım eden düş-gibi bir durum yaratır.
 Kadının içinde bulunduğu bu düşsel durum, dış çevreden daha önemli hale gelir. Kadınlar kendi içgüdüleri ile travayın ilerlemesi ve travay ağrısının artması gibi olaylara daha fazla odaklanarak, bu eylemi bilge bir şekilde sonlandırabilir. Kadın öncelikle sahip  olduğu içsel gücün etkisi ile birlikte sağlık çalışanları, eşi ve ailesinin desteği ile doğumdan korkmaz. Bu destekleyici takım, doğum tamamlanıncaya kadar yanındadır ve onu rahatlatır.Vaginal doğumu tercih eden kadın doğumunun hastanede, doğum merkezinde ya da evde oluşuna göre çeşitli yöntemler kullanabilir; örneğin bağımsız hareketler yapma, müzik dinleme, duş alma, banyo yapma, el ya da ayaklarına masaj yaptırma gibi teknikler bunlardan bazılarıdır. Kadın doğum ve travay gerçekleşirken ihtiyaç duyabileceği çevreyi kendisi düzenleyebilir. Bu düzenleme ile kadın kendi doğum eyleminin yönetiminde etkin rol almış olur. Doğum sırasında anne bebeğin doğum kanalında ilerleyişine cevap olarak; hareket eder, pozisyon değiştirir, nefesini tutar, bağırır. Bütün bunlarolurken, yani doğum gerçekleşirken hem doğum kanalı kasları ve perine hem de bebeği korunur.
Adrenalin salgılanmasındaki yükseliş, annenin tetikte olmasını sağlar. Anne tümüyle bebeğine odaklanır ve onu kucağına almaya çabalar. Anne bebeğini kollarına aldığında, sahip olduğu bu mucize karşısında dalgın, heyecanlı, gururlu, huzurludur. Hiç kimse ona ne yapması gerektiğini söylemez. Çünkü kadın bebeğinin bakımıyla ilgili kitaplar okumuş ve doğuma hazırlık sınıflarında eğitim almıştır. Bilgi, özgüven, gevşeyebilme, nefes alma teknikleri, enerjisini koruyabilme sanatı ile gebe kadına doğum eylemi sırasında bilinçli ve aktif rol oynama şansı verilerek, kadının kendisini ekibin bir parçası gibi hissetmesinin sağlanması doğal doğumda önemlidir. Anne olmanın sadece zevkinin değil aynı zamanda bu olayda aktif rol oynamanın da başarı ve tatmininin yaşatılması; aynı duyguları eşinde paylaşması çağdaş yaşamın gerekliliklerinden birisi olarak görülmektedir .Amaç; gebelik ve doğuma ilişkin bilgi sağlanması, baş etme stratejilerinin öğretilmesi, çiftlerin olumlu doğum deneyimini yaşamalarının sağlanması ile korku ağrı ve gerginlik döngüsünün kırılmasıdır.Burada ebeler tarafından verilecek antenatal bakım ve doğuma hazırlık sınıfları  son derece önem kazanmaktadır.

 Doğal doğumu deseklemek, modern tıbbı ret etmek ve karşısında olmak gibi düşünülmemelidir. Gebelik ve doğum fizyolojik bir olaydır ve hastalık değildir. Ancak her zaman fizyolojik olaylarınn patolojisi de söz konusu olabilir. Doğum eyleminde yapılacak müdahaleler gerçekten endikasyon olduğu zamanlarda yapılmalı ve medikal tedavi gereken koşullarda verilmelidir.
Peterson (1981) “Normal Doğum: Çocuk Doğumuna Kişisel Bir Yaklaşım” adlı kitabında, çoğu kadının nasıl yaşıyorsa öyle bir doğum süreci geçirdiğinin altını çizmektedir. Doğum çoğu kadın için kriz durumudur. Doğuma, herhangi bir krize yaklaştıkları gibi yaklaşırlar: bazıları güçsüz olduğuna inanırken, bazıları kontrolü ele almaya çalışır. Birçok kadın doğal bir doğum süreci geçirmek yerine, teknoloji ve acı-gideren anestezi kullanım süreciyle durumu “kontrol” etmeyi seçer. Bugün, pek çok kadın, doğuma (belirtsin ya da belirtmesin) “Lütfen şu rahatsızlığı halledin. Hiçbir şey hissetmek istemiyorum, Bittiğinde bana bebeği verin yeter” dileğiyle yaklaşmaktadır. Bu süreçte kadınların en çok ihtiyacı olan şey normal doğum yapabilmeleri için cesaretlendirme ve sevgi desteğidir. Kadınların doğum yapma güvenleri ve yetenekleri; bakım vericilerinin desteği, doğum hakkındaki bilgilendirilme düzeyleri ve doğumlarını yapılacakları yere bağlı olarak artar ya da azalır. Doğum yapan kadınlar bakımları hakkında kararlara müdahale edebilir. Ne yazık ki; kadınlar çoğu zaman ihtiyaçları olan teşviki alamaz çünkü birçok doktor, hemşire ve ebenin doğuma karşı tutumları, diğer herhangi bir tıbbi kriz veya rahatsızlığa karşı takındıkları tutumla aynıdır ve görevlerinde uzman olarak, en kısa sürede iyileştirmeleri gerektiğini hissederler. Bu yüzden, bugün çoğu kadın, epidural anestezi kullanmayı seçmektedir. Böyle yaparak da kendilerini muhtemelen manevi ve psikolojik olarak güçlendirecek bir deneyim yaşama fırsatından mahrum bırakırlar.
Doğuma yardımcı olan sağlık profesyonelleri, öncelikle de ebeler kadınların kendi vücutları ile ilgili ilgeliğine güvenip, kadının bunu fark etmesine yardımcı olacak ortamları hazırlamalı ve bu bilgelikle her doğumun kendine özgülüğü içinde değer görmesini sağlamalıdırlar.

8 Haziran 2014 Pazar

Normal Doğum Nasıl olur ?

Bebeğinizin, doğum kanalınız yoluyla dünyaya gelmesine normal doğum denir. Normal vajinal doğumun üç evresi vardır.
 1. Sancılarınızın başlamasından serviks (Rahim ağzı) açıklığının tam olmasına kadar süren ilk evre.
2. Bebeğinizin doğuşu ile tamamlanan ikinci evre. 
3. Plasentanın (Eş) çıkmasıyla tamamlanan üçüncü evre. 
,Üçüncü evrenizden sonra ise, kanama ya da yırtıklarınızın kontrolü yapılarak, epizyotomi veya varsa yırtıklarınızın dikilmesi işlemi yapılır.

Sizin sabrınızı ve dayanıklılığınızı zorlayabilen, vajinal doğumdan çekinmenize yol açan uzun süreli ağrılarınız, doğumunuzun birinci evresinde gerçekleşir ve bir amaca yöneliktir. Bu evrede genellikle düzenli aralıklarla gelen her sancınız, rahminizin kasılmasına, rahim ağzınızın açılmasına ve bebeğinizin aşağı doğru itilmesine neden olur. Başka bir deyişle, gelen her sancınız, bebeğinizi size biraz daha yaklaştırır.
ilk bebek için kırk beş, ikinci bebek için aşağı yukarı on beş dakika sonra, bebeğin başı görünür. Yani, kasılma dalgasının sonunda, bebeğin başı doğum kanalının sonuna gelmiştir. O anda anneye, artık ıkınmaması ve hemen soluk alıp vermesi söylenir. Bu sayede, diyafram boşalmış olur. Bundan böyle kadın, yalnızca hekim istediği zaman, eğer isterse ıkınacaktır. Böylece, bebek döl yatağından dışarı, şampanya şişesinin mantarının patlaması gibi değil de, hafifçe sıyrılır.
Önce bebeğin yanakları dışarı çıkar ve birlikte başı da gelir. Bu arada, henüz annenin karnı içinde olan omuzlarıyla bir hizaya gelmesi için bebeğin başı hafifçe döner. Kısa bir aradan sonra, omuzlar teker teker dışarı çıkar. Sonra sıvılarla birlikte bedenin geri kalan kısmı gelir. Anne eğilip bebeğine bakabilir. Çocuk, annesinin bedenini terkeder etmez soluk almaya ve ağlamaya başlar. Ancak, bazı bebeklerde bu, beş dakika gecikmeyle olabilir. Bebeğin solunum yolları mukustan temizlenir. Böylece, bebek rahat nefes almaya başlar. Döl yatağının içinde olduğu sırada, annesinin plasentasından beslenmesini sağlayan bağ, yani göbek bağı (ya da kordonu) iki yerden düğümlenir ve iki düğüm arasından kesilir. (Düğümlenen kısım küçülüp bebeğin göbeğini oluşturacaktır.) Bebek artık yepyeni bir varlık haline gelmiştir.
Doğumu izleyen üçüncü dönemde, kasılmalar devam eder. Bu kasılmalar plasentanın, döl yatağının kenarlarından kopup dışarı atılmasını sağlar. Bu dönem anneye, gerilim sonrası bir rahatlama dönemi gibi gelebilir. Gene de, doğum sancılarının ve doğumun önemli bir bölümüdür. Doğum sırasında genellikle hormon türevi olan bir iğne yapılır. Bu iğne, döl yatağının iyice kasılmasını ve üçüncü dönemin on beş dakikayı geçmemsini sağlar. Anne de, ıkınarak kasılmalara yardımcı olabilir. Doğumun ardından, ebe ya da hekim, perineye dikiş atılmasının gerekli olup olmadığına bakar. Gerekliyse doğumdan sonraki yarım saat içinde, lokal anestezi yapılarak dikiş atılır. Dikiş atılması, ağrı verici bir işlemdir. Ne var ki, bebek annenin yakınında ya da kolları arasındaysa, anne genellikle bu yepyeni, inanılmazyaratığa kendisini öylesine kaptırmıştır ki, neler olup bittiğinin hemen hiç farkına varmaz.
Doğumlar çoğunlukla pürüzsüz olur. Ama bazı durumlarda, birtakım terslikler olabilir. Sözgelimi, bazen bebek, döl yatağında doğuma en elverişli biçimde yatmamış olabilir. Hekimler bebeğin döl yatağı içindeki yatış biçimini, annenin karnına dokunarak, karnını muayene ederek anlayabilirler. Bazı durumlarda ise, plasenta doğum kanalının öteki tarafında, bebeğin başı önünde bulunabilir. Bu durumda çocuğu sezaryanla almak gereklidir.

6 Haziran 2014 Cuma

DOĞUMA ve DOĞUM SONRASINA HAZIRLIK KURSU


Bebek bekliyorsunuz,sizi kutluyoruz…..

Keyifli ve heyecanlı bir dönemin başındasınız!!!!!!Mutlaka merak ettiğiniz ve endişelendiğiniz çok şey var. Biz bunların cevabını bulmanızda size yardım etmek ,destek olmak istiyoruz….
Bu kurs ile daha bilinçli ve keyifli bir hamilelik dönemi geçirmenize yardımcı olmak, kontrollü ve kolay bir doğum yaşamınıza yardımcı olmak ve güvenli ve sağlıklı bir doğum ve sonrası için bu programı hazırladık…
Anneler kadar babalar da bu macerada heyecanlılar..Babaların da heyecanını paylaşmak,eşlerini anlamalarını sağlamak ve annelere destek olmanın yollarını bulmaları konusunda yönlendirmek ve anne-baba adaylarının arasındaki ilişkiyi güçlendirmek başlıca hedeflerimizdir……

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Doğumun belirtileri


Doğumun yaklaştığını gösteren bazı belirtiler vardır. Anne adayları eğer bu belirtileri yaşıyorsa doğum yaklaşıyor demektir.
Bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesi nedeniyle rahim yüksekliği 2-3 cm azalır. Bu durum annenin daha rahat nefes alıp vermesine, mide ve bağırsak şikayetlerinin azalmasına neden olur.
Aşağı inen rahim, idrar torbasına baskı yaptığı için de anne daha sık idrara çıkar. Bu durum ilk defa hamile olanlarda doğumdan 1-2 hafta önce, sonraki hamileliklerde doğumdan yaklaşık bir gün önce görülür.
28. haftanın sonuna doğru rahmin doğuma hazırlık için yaptığı kasılmalar sıklaşır. Bu yalancı ağrılar genellikle doğumdan birkaç gün önce başlar, sıklık, şiddet ve süre olarak düzensizdir. Bel, kasık ve karında belirli bir noktada daha fazla hissedilebilecek bu ağrılar anne dolaştığında, dinlendiğinde ya da masajla geçebilir.
Bir diğer belirti doğumdan bir iki gün önce 1-2 kg. kilo kaybının olmasıdır. Bunun sebebi ise hormon düzeylerindeki değişiklikler nedeniyle vücuttan su atılması ve iştahın azalmasıdır.
Doğumun gerçekleşeceği gün vücutta depo edilen enerjinin bir kısmı açığa çıkar, vücut bu enerjiyi doğumda kullanmak üzere saklamıştır. Bu dönemde anne kendini çok iyi ve zinde hissedebilir.

Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
Sancılar
Nişan gelmesi
Suyun gelmesi

Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;

Sancılar
Gerçek doğum ağrıları düzenlidir, belli aralıklarla gelir ve en az 15-20 saniye sürer. Dinlenmekle ve pozisyon değiştirmekle ağrı geçmez. Masajın ve dolaşmanın da bir faydası olmaz. Bu ağrılar rahim ağzında yumuşama ve açılmaya neden olur. Sancılar başladığında düzenli gibiyse kaç dakikada bir geldiğine dikkat ederek doktora haber verilmelidir. Bu zamanda baba adayı, eşinin yanında ise saat tutarak sancıların ne kadarda bir geldiğini kontrol edebilir. Sancılar beş dakikada bire düşmemişse, en azından 45 saniye sürmüyorsa ve bu annenin ilk doğumu ise telaşlanarak hastaneye gitmeye gerek yoktur. İlk doğum yaklaşık 12-14 saat sürer ve bu sürenin çoğunu evde geçirmek anne adayı için daha rahat olabilir.
Ağrılar çok şiddetliyse, 40-60 saniye sürüyorsa ve beş dakikada bir ya da daha sık geliyorsa kasılmaların belli bir düzene girmesini beklemeye gerek olmayabilir. Çünkü bazı hamilelerde sancılar düzenli gelmeyebilir.
Ağrılar başladığında arada dinlenerek ağır ağır dolaşılabilir. Su gelmediyse ılık bir banyo alınabilir ve çok hafif bir şeyler bile yenilebilir.

Nişan gelmesi

Hamilelik boyunca kapalı olan rahim ağzında rahmi ve bebeği enfeksiyonlardan korumak amacıyla sümüksü bir tıkaç oluşur. Rahimdeki kasılmaların etkisiyle rahim ağzını tıkayan bu tıkaç düşer. Mukuslu, kanlı bir sıvının vajinadan geldiği görülür. Bu genellikle doğum sancılarından önce ya da doğumun ilk evresinde görülmekle beraber, doğumdan iki üç gün önce de görülebilir. Bu durumda düzenli ağrıların başlamasını ya da suyun gelmesini beklemek gerekebilir.

Suyun gelmesi
Bebeğin çevresindeki su kesesi gerilmelerin ve kasılmaların etkisiyle birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse gelen su miktarı çok olmayabilir. Açık sarı renkli berrak bir sıvıdır. Su geldiğinde hemen doktora haber verilmeli ve sancılar başlamamış olsa bile anne hastaneye gitmelidir çünkü enfeksiyon kapabileceğinden bebeğin 24 saat içinde doğması gerekmektedirDoğum Başladığı Zaman ...Herkesin doğumu kendine hastır çünkü hiç bir doğum diğerine benzemez. Birden fazla doğum yapan annelerin doğumları arasında dahi fark vardır. Onun için bu deneyim anneye özeldir. Doğumun başlamasıyla beraber yoğun bir yalnızlık duygusu yaşanabilir. Kişi sevdiklerinden uzaklaştığını, bu işi tek başına yapmak zorunda kaldığı için yalnız olduğunu düşünebilir. Anne adayı belki de çekilen tüm bu acılardan eşinin sorumlu olduğunu düşünüp ona kızabilir de. İşte o zaman, bu anı ne kadar çok beklediğini ve en kısa zamanda çocuğunu kucağına alacağını unutmamalıdır.

18 Şubat 2014 Salı

23 Şubatta Esra Ertuğrul & Çiğdem İnan ile Doğuma Hazırlık Eğitimi

“Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”  -  Gurmukh Kaur Khalsa
Doğum şekli ne olursa olsun, her doğum bir mucizedir!
Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :))

Eğitim içeriği:

Hamilelik döneminde egzersiz yapmanın yararları
Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak
Doğumun aşamaları
Doğum şekli ve doğum yeri hakkında karar verebilmek
Hamilelik döneminde ve doğum esnasında yardımcı olabilecek pozisyonlar, nefes teknikleri, Kegel egzersizi, perine masajı
Hamilelik süresince oluşan kaygıları azaltmak, doğum esnasında sancılar ile başa çıkabilmek için olumlama teknikleri
Doğum planı oluşturmak
Doğumla ilgili korkulardan kurtulmak
Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı
Hastane uygulamaları hakkında bilgilendirme

23 Şubat pazar saat 11:00-15:00  olacaktır.Ders öncesinde yoga yapılacağı için gelirken rahat kıyafet giymenizi rica ederiz.
Uzun bir eğitim olacaktır. Doğum hakkında tüm detaylar konuşulacaktır.
Eğtim ücreti: 150 TL
Eğitim yeri: Marga Yaşam Atölyesi www.marga.com.tr buradan iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Her oturum 30-40 dakikalık bir hamile yogası uygulaması ile başlayacaktır. Eşinizle birlikte katılabilirsiniz.
Kontenjanımız sınırlı olduğu için önceden kayıt yaptırmanız gerekmektedir.
Kayıt yaptırmak isterseniz ertugrul.esra@gmail.com iletişim bilgilerinizi içeren bir e-mail atabilirsiniz.

3 Şubat 2014 Pazartesi

23 Şubatta Esra Ertuğrul & Çiğdem İnan ile Doğuma Hazırlık Eğitimi

“Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”  -  Gurmukh Kaur Khalsa
Doğum şekli ne olursa olsun, her doğum bir mucizedir!
Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :))

Eğitim içeriği:

Hamilelik döneminde egzersiz yapmanın yararları
Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak
Doğumun aşamaları
Doğum şekli ve doğum yeri hakkında karar verebilmek
Hamilelik döneminde ve doğum esnasında yardımcı olabilecek pozisyonlar, nefes teknikleri, Kegel egzersizi, perine masajı
Hamilelik süresince oluşan kaygıları azaltmak, doğum esnasında sancılar ile başa çıkabilmek için olumlama teknikleri
Doğum planı oluşturmak
Doğumla ilgili korkulardan kurtulmak
Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı
Hastane uygulamaları hakkında bilgilendirme

23 Şubat pazar saat 11:00-15:00  olacaktır.Ders öncesinde yoga yapılacağı için gelirken rahat kıyafet giymenizi rica ederiz.
Uzun bir eğitim olacaktır. Doğum hakkında tüm detaylar konuşulacaktır.
Eğtim ücreti: 150 TL
Eğitim yeri: Marga Yaşam Atölyesi www.marga.com.tr buradan iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Her oturum 30-40 dakikalık bir hamile yogası uygulaması ile başlayacaktır. Eşinizle birlikte katılabilirsiniz.
Kontenjanımız sınırlı olduğu için önceden kayıt yaptırmanız gerekmektedir.
Kayıt yaptırmak isterseniz ertugrul.esra@gmail.com iletişim bilgilerinizi içeren bir e-mail atabilirsiniz.

31 Ocak 2014 Cuma

9 ŞUBAT'TA DOĞUM SONRASI BEBEK BAKIMI EĞİTİMİ

Keyifli ve heyecanlı bir dönemin başındayken merak ettiğiniz ve belki biraz endişelendiğiniz şeyler olabilir. Gebelik, doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. Bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın en iyi şekilde olması için sizlere destek vermeye çalışıyoruz.. Bu eğitimdeki amaç, bebeğiniz dünyaya geldikten sonra evde ki düzeni kolayca kurabilmenize yardımcı olabilmektir. Doğum öncesinde nasıl doğum planı yapıyor ve ona göre hareket etmeye çalışıyorsak, evdeki ilk günler içinde bu tip bir plan yapmanın yararlı olacağını düşünüp, bu eğitim programını hazırladık.Ağırlıklı olarak bebek ve bakımından bahsedeceğiz.




 Bu eğitim programın da ; 


*Anne sütü ve Emzirme

*Bebek Bakımı ile ilgili tüm detaylar anlatılacaktır!!!
 -Göbek bakımı,
-Yeni doğan sarılığı,
-Bebeğin altının değiştirilmesi,
 -Bebeği tutuma ve taşıma,
 -Bebeği giydirme,
 -Yenidoğan refleksleri,
 -Bebeğin yıkanması,
 -Bebeğin gazının çıkarılması,
-Bebek için rahatlatma masajı,
 -Bebeğin aşıları,
-Bebeğin uyku düzeni,
-Bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,
-Bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları  ana başlıkları altında olacaktır.

 Bu eğitimin sonunda elinizde bir planınız oluşmuş olacak. Bebeğinizi nasıl besleyeceksiniz?, Size destek olacak ürünler nelerdir?, bebeğinizi nasıl yıkayacak, altını nasıl temizleyeceksiniz? Kimler ilk günlerde size nasıl destek verebilir? Gibi konuları netleştirmiş olacaksınız. Bunun yanı sıra bebeğiniz için gerçekten neler almalısınız? Bunu da netleştirmiş olacağız.İsteyen anne ve baba bebeklerimiz üzerinde uygulama yapabilecekler..
Eşler isterlerse katılabilirler.

 Eğer sizde bu eğitimimize katılmak isterseniz; ertugrul.esra@gmail.com email atabilirsiniz.
Eğitim Tarihi: 9 Şubat pazar saat 11:00-13:00
Eğitim yerimiz: Bostancı‘dadır. www.marga.com.tr mekan hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Ücreti: 100 TL..

27 Ocak 2014 Pazartesi

BABALARIN DOĞUMA HAZIRLIĞI






Doğumla ilgili hemen her erkeğin doğru ya da yanlış bir takım bilgileri bulunuyor. Ancak bu dönemde erkeklerin dikkat etmeleri gereken en önemli detay, eşlerinin kadın doğum uzmanlarıyla iletişim halinde olmaları. Akıllarına takılan her türlü soruyu mutlaka doktorlarıyla paylaşmaları gerekiyor.  Ayrıca hamilelik dönemlerinde eşleriyle doktorları arasında iyi bir iletişim kurmasına katkıda bulunmak ve gerekli durumlarda hekim ile irtibata geçmek de baba adayının dikkat etmesi gerekenler arasında yer alıyor.

Erkeklerin kendini babalığa hazırlamasıyla, kadınların kendilerini anneliğe hazırlaması arasında büyük farklar bulunuyor. Babalıkta ne kadar güçlü bir duygu yaşanırsa yaşansın, sahiplenme iç gudusu annelik kadar yoğun olmuyor. Çünkü annelik bir iç güdüyken, babalık öğrenilen bir duygu.. Hatta daha çok  insanoğlunun formüle ettiği, biçimlendirdiği varsayımsal bir kavram. Anneler içgüdüsel olarak bu role zaten aşağı yukarı hazır oluyor.  Tıpkı  bebeğin doğar doğmaz emme refleksi ile meme emmeye başlaması gibi. Oysa babalık için biraz zamana ihtiyaç var. Çoğu erkek babalık duygusunu bebeği 3-6 ay arasında olduğunda hissedebiliyor. Çünkü ondan önce bazı işleri görev olarak yapıyorlar. Ancak bebek babaya bakma, gülme gibi tepkiler verince ,  erkek biraz daha yoğun duygular yaşayabiliyor. Bu dönemden sonra da bebekle ilişkilerini kuvvetlendirmek adına birlikte çıkmak da erkeği babalığa hazırlamak için çok faydalı oluyor.

BABANIN DOĞUM ÖNCESİ HAZIRLIKLARI





Öncelikle detaylı bir doğum planı çıkarın. Doğum esnasında ve sonrasındaki ilk günlerde sizin ve eşinizin ihtiyaç duyabileceği her şeyi listeleyin, göz önünde bulundurulması gereken tüm noktaları kağıda dökün; doğum başladığı andan itibaren sizin üzerinize düşen neler olacak, eşinizin başarılı ve sağlıklı bir doğum yapabilmesinde ne gibi katkınız olabilir, hastaneye giderken yanınıza almanız gerekenler nelerdir... Tüm bunları detaylı düşünüp planlarsanız büyük an geldiğinde duruma mümkün olduğunca hakim olur, yaşanabilecek paniği ve şaşkınlığı minimum seviyeye indirmiş olursunuz.
Doğum öncesinde son kez gözden geçirmeniz gereken hazırlıklarınızı bir kez daha hatırlatalım:
. Hastaneye ulaşımı mümkünse önceden birkaç kez deneyin; gidiş yolunu, gidiş süresini tam olarak öğrenmeniz faydalı olacaktır.
. Başka çocuklarınız varsa doğum esnasında ve belki sonrasındaki birkaç gün için onların bakımı ile ilgili gerekli düzenlemeleri yapın.
. Size ulaşılabilecek telefonları eşinize ve doğum esnasında eşinizle birlikte olma ihtimali olan kişilere bildirin, cep telefonunuzu bu dönemde mümkün olduğunca açık tutmaya çalışın.
. Doğum öncesinde mümkün olduğunca dinlenmeye ve enerji toplamaya çalışın, doğumdan sonra oldukça yorulacaksınız!
. Hastaneye giderken mümkün olduğunca rahat, terletmeyecek giysiler giyin
. Hazırladığınız doğum çantasının içine anne, bebek ve kendiniz için gerekli olabilecek her şeyi dahil ettiğinizden bir kez daha emin olun.

Eğer doğum esnasında da eşinizin yanında olmayı ve bebeğinizin dünyaya geliş anına tanıklık etmeyi planlıyorsanız :
. Doğum beklenenden daha zor ve acı verici geçebilir. Eşinizi sancı ve kasılmalar esnasında acı çekerken görebileceğiniz düşüncesine kendinizi alıştırın, bu paniğe kapılmanızı engelleyecektir. Doğumla ilgili kitaplar okumanız ve mümkünse eşinizle birlikte ağrı giderme yöntemlerini inceleyip öğrenmeniz faydalı olacaktır.
. Doğum esnasında bol miktarda kan görebileceğinizin bilincinde olun. Gerçek doğum kasetleri izlemek ya da doğum resimlerini incelemek sizi bu görüntülere alıştırabilir. Ancak yine de kan görmekten aşırı derecede etkileniyorsanız kendinizi bu konuda fazla zorlamamanızı tavsiye ederiz.
. Doğumlar çeşitlilik gösterebilir, kimi doğumlar normalden daha uzun sürer. Eğer eşinizin doğumu normalden uzun sürüyorsa kendinizi sürekli olarak yanında bulunmak için zorlamayın; ara sıra doğumhane dışına çıkarak kendinizi rahatlatmanız ve dinlenmeniz sizin için iyi olabilir.
. Yeni doğan bebeğinizi ilk karşılayacak insanlardan biri de siz olacaksınız. Ancak unutmayın ki yeni doğan bebekler ilk bakışta pek güzel ya da sağlıklı görünmeyebilirler. Temizlendikten, bakımı ve ilk kontrolleri yapıldıktan sonra bebeğiniz dünyanın en güzel bebeği olacaktır! Tüm yeni doğan bebekler bir dizi sağlık kontrolünden geçer. Bebeğinizin sağlığı ile ilgili gereksiz endişelere kapılmayın, bunlar olağan kontrollerdir.

17 Ocak 2014 Cuma

26 OCAK DA ESRA ERTUĞRUL &ÇİĞDEM İNAN İLE DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİ

 
“Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”  -  Gurmukh Kaur Khalsa
Doğum şekli ne olursa olsun, her doğum bir mucizedir!
Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :))

Eğitim içeriği:

Hamilelik döneminde egzersiz yapmanın yararları
Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak
Doğumun aşamaları
Doğum şekli ve doğum yeri hakkında karar verebilmek
Hamilelik döneminde ve doğum esnasında yardımcı olabilecek pozisyonlar, nefes teknikleri, Kegel egzersizi, perine masajı
Hamilelik süresince oluşan kaygıları azaltmak, doğum esnasında sancılar ile başa çıkabilmek için olumlama teknikleri
Doğum planı oluşturmak
Doğumla ilgili korkulardan kurtulmak
Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı
Hastane uygulamaları hakkında bilgilendirme

26 Ocak saat 11:00-15:00  olacaktır.Ders öncesinde yoga yapılacağı için gelirken rahat kıyafet giymenizi rica ederiz.
Uzun bir eğitim olacaktır. Doğum hakkında tüm detaylar konuşulacaktır.
Eğtim ücreti: 150 TL
Eğitim yeri: Marga Yaşam Atölyesi www.marga.com.tr buradan iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Her oturum 30-40 dakikalık bir hamile yogası uygulaması ile başlayacaktır.Bu eğitime hamileliğinde 13-14. haftayı tamamlamış olan her anne adayı katılabilir. Eşinizle birlikte katılabilirsiniz.
Kontenjanımız sınırlı olduğu için önceden kayıt yaptırmanız gerekmektedir.
Kayıt yaptırmak isterseniz ertugrul.esra@gmail.com iletişim bilgilerinizi içeren bir e-mail atabilirsiniz.

2 Aralık 2013 Pazartesi

DOĞUM SIRASINDA ANNE VE BABANIN DESTEĞİNİN ÖNEMİ

 
 
Özellikle zor bir doğumdan sonra yorgun düşmüş ve harap olmuş durumda olan anne birkaç dakika , bazen de daha uzun süre, bebeğine bakacak veya bebeğini kucaklayacak mecal bulamayabilir. Eğer, annenin isteklerine kendisine baskı yapılmaksızın ve suçluluk hissettirilmeksizin saygı gösterilirse; bu son derece hak edilmiş toparlanma süreci, kadının anneliğe olumlu bir yaklaşımla başlamasına yardımcı olacaktır. Anne hazır olduğu zaman, ikiniz ile bebeğinizi keşfedebilirsiniz.
Bundan dolayı, siz babalar ve doğum refakatçileri, bebek doğduktan sonra gidip kollarınızı anneye dolayın. Ona yumuşak bir sesle bebeğinizi dünyaya getirebilmek için yaptıklarını ne kadar taktir ettiğinizi ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin.
Doğumdan hemen önce ve sonra , çoğu zaman, kadınlar istemsiz bir şekilde şiddetli bir şekilde titrerler. Kızılderililer bu titremeyi bebeğin bedenine ruhunun girmesine yorduklarını söylerlermiş.
Eğer sizin eşiniz tir titriyorsa, ona rahatlamasını ve titremeyi bırakmasını söylemek yerine, ''kendisini rahat bırakıp titremesini'' söyleyin ve bir süre sonra geçeceğini söyleyerek onu rahatlatın. Kuvvetli kollarla ve sıcak battaniyeyle sarılmak doğum titremesi geçiren kadına iyi gelir. eğer üşüyorsa ayaklarına çorap giydirin. Bir diğer nazik davranış, annenin kan şekerini yükseltmek ve kuruyan ağzını nemlendirmek için ona soğuk meyve suyu veya  meyve suyu ile dondurulmuş buz kalıpları ikram etmek olabilir. Bu yaptıklarınız doğum sırasında ve sonrasında anneyi rahatlatacak ve doğumunu kolaylaşmasına katkı sağlayacaktır.

Bugün ikinici gün:)) ''Herhangi bir kitabın, herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin. O satırla yazıya başlayın, gerisi sizden…'' #blogfırtınası


 

Elimdeki kitap; İçgüdüsel Doğum:))


''Bebeğinizin Yüzünü İlk Kez Görmek''
Doğumun gizemine tanıklık etmek olağanüstü bir andır.

Evet, hayatta en sevdiğim an:)) Kim bilir kaç doğuma girdim. Ama her defasında anne- baba kadar olmasa da çok heyecanlanıyorum. Muhteşem o anı paylaşmak, annenin gözyaşı hayatta o anın karşılığı yok bende...
Annenin doğumuna tanıklık ederken, bebeğin ıslak saçları, yüzündeki ilk ifade, ilk ağlaması..

Bebeğin tarifi imkansız güzellikle size bakması.. Bunun gerçekten tarifi yok..

Bu
his beni gerçekten çok fazla motive ediyor. O nedenle bu konuyla ilgili eğitimler yapıyorum ve babanın da doğuma ve ilk bebekle karşılaşma anına tanıklık etmesi için heveslendiriyorum.
Kendi oğlumun ilk anını yakalayamadığım için sanırım, her bebeğin ilk anını, anneyle ilk buluşmasını görmek görmek istiyorum...

Sevgili anne adayları;
 Bebeğinize uzun uzun ilk kez bakın ve henüz gerçekleşmiş bu mucizenin tadına varın:)))

24 Kasım 2013 Pazar

BUGÜN DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİMİZ ÇOK RENKLİ GEÇTİ

Bugün Marga Yaşam Atölyesinde Hamile yoga hocası olan Çiğdem ile birlikte Doğuma hazırlık eğitimimiz oldu. Katılmak üzere sözleştiğimiz iki annemiz dün bebeklerine kavuştular::))Buradan  bebişlere hoşgeldin diyelim..







Bugün kü eğitimimizdeki annelerimizin birisi hariç hepsinin bebekleri kızdı. Nedense hep aynı cins bebek bekleyenler bir eğitime toplanıyor,çok enteresan değil mi?
Eğitime önce hamile yogasıyla başladık. Çiğdem'in eşliğinde yarım saat süren yogadan sonra babaları aramıza katıldılar..

Merak ve heyecanla doğumun tüm detayları konuştuk. doğum planı ve hastane-doktor seçimi hakkında detayları paylaştık.
Bu eğitimimize İnteranneleri Homend hediye çekleriyle, Sophie Türkiye'de gönderdikleri hediye çekleri annelerimize verildi. Çok memnun oldular:)
Bundan sonraki Doğuma Hazırlık eğitimimiz 8 Aralık pazar günü saat 11:00-13:30 arasında olacak. katılmak ve detaylar için ertugrul.esra@gmail.com e-mail atabilirsiniz.

22 Kasım 2013 Cuma

DOĞUM SIRASINDA BABALARA İPUÇLARI




*Mahremiyeti koruyun, telefonları kapatın, kapıyı kapatın, ziyaretçi sayısında sınırlayın.
*Eşinizin ihtiyaçlarınız gözlemleyin. Çok fazla soru sormayın.

*Kasılmalar esnasında saygılı bir sessizlik içinde olun veya onunla alçak ve yumuşak bir sesle konuşun.
*Sözel olmayan işaretler kullanın.

*Eşinize banyo yapmasını, konumunu değiştirmesini, yürümesini, tuvalete gitmesini önerin.

*Besleyici içecekler yudumlaması konusunda onu cesaretlendirin. Bir saatte en azından yarım bardak sıvı almalıdır. Yalnızca buz parçaları ve su değil; yanı sıra sporcu içecekleri, ballı çay, meyve suyu verebilirsiniz.
*Kendinizi bir ansiklopedi satıcısı yerine koyun, hiçbir itirazı veya tepkiyi kişiliğinize yönelik olarak algılamayın.

13 Kasım 2013 Çarşamba

NORMAL DOĞUM

Bebeğinizin, doğum kanalınız yoluyla dünyaya gelmesine normal doğum denir. Normal vajinal doğumun üç evresi vardır. 1. Sancılarınızın başlamasından serviks (Rahim ağzı) açıklığının tam olmasına kadar süren ilk evre. 2. Bebeğinizin doğuşu ile tamamlanan ikinci evre. 3. Plasentanın (Eş) çıkmasıyla tamamlanan üçüncü evre. Üçüncü evrenizden sonra ise, kanama ya da yırtıklarınızın kontrolü yapılarak, epizyotomi veya varsa yırtıklarınızın dikilmesi işlemi yapılır.

Sizin sabrınızı ve dayanıklılığınızı zorlayabilen, vajinal doğumdan çekinmenize yol açan uzun süreli ağrılarınız, doğumunuzun birinci evresinde gerçekleşir ve bir amaca yöneliktir. Bu evrede genellikle düzenli aralıklarla gelen her sancınız, rahminizin kasılmasına, rahim ağzınızın açılmasına ve bebeğinizin aşağı doğru itilmesine neden olur. Başka bir deyişle, gelen her sancınız, bebeğinizi size biraz daha yaklaştırır.







ilk bebek için kırk beş, ikinci bebek için aşağı yukarı on beş dakika sonra, bebeğin başı görünür. Yani, kasılma dalgasının sonunda, bebeğin başı doğum kanalının sonuna gelmiştir. O anda anneye, artık ıkınmaması ve hemen soluk alıp vermesi söylenir. Bu sayede, diyafram boşalmış olur. Bundan böyle kadın, yalnızca hekim istediği zaman, eğer isterse ıkınacaktır. Böylece, bebek döl yatağından dışarı, şampanya şişesinin mantarının patlaması gibi değil de, hafifçe sıyrılır.

Önce bebeğin yanakları dışarı çıkar ve birlikte başı da gelir. Bu arada, henüz annenin karnı içinde olan omuzlarıyla bir hizaya gelmesi için bebeğin başı hafifçe döner. Kısa bir aradan sonra, omuzlar teker teker dışarı çıkar. Sonra sıvılarla birlikte bedenin geri kalan kısmı gelir. Anne eğilip bebeğine bakabilir. Çocuk, annesinin bedenini terkeder etmez soluk almaya ve ağlamaya başlar. Ancak, bazı bebeklerde bu, beş dakika gecikmeyle olabilir. Bebeğin solunum yolları mukustan temizlenir. Böylece, bebek rahat nefes almaya başlar. Döl yatağının içinde olduğu sırada, annesinin plasentasından beslenmesini sağlayan bağ, yani göbek bağı (ya da kordonu) iki yerden düğümlenir ve iki düğüm arasından kesilir. (Düğümlenen kısım küçülüp bebeğin göbeğini oluşturacaktır.) Bebek artık yepyeni bir varlık haline gelmiştir.
Doğumu izleyen üçüncü dönemde, kasılmalar devam eder. Bu kasılmalar plasentanın, döl yatağının kenarlarından kopup dışarı atılmasını sağlar. Bu dönem anneye, gerilim sonrası bir rahatlama dönemi gibi gelebilir. Gene de, doğum sancılarının ve doğumun önemli bir bölümüdür. Doğum sırasında genellikle hormon türevi olan bir iğne yapılır. Bu iğne, döl yatağının iyice kasılmasını ve üçüncü dönemin on beş dakikayı geçmemsini sağlar. Anne de, ıkınarak kasılmalara yardımcı olabilir. Doğumun ardından, ebe ya da hekim, perineye dikiş atılmasının gerekli olup olmadığına bakar. Gerekliyse doğumdan sonraki yarım saat içinde, lokal anestezi yapılarak dikiş atılır. Dikiş atılması, ağrı verici bir işlemdir. Ne var ki, bebek annenin yakınında ya da kolları arasındaysa, anne genellikle bu yepyeni, inanılmazyaratığa kendisini öylesine kaptırmıştır ki, neler olup bittiğinin hemen hiç farkına varmaz.

Doğumlar çoğunlukla pürüzsüz olur. Ama bazı durumlarda, birtakım terslikler olabilir. Sözgelimi, bazen bebek, döl yatağında doğuma en elverişli biçimde yatmamış olabilir. Hekimler bebeğin döl yatağı içindeki yatış biçimini, annenin karnına dokunarak, karnını muayene ederek anlayabilirler. Bazı durumlarda ise, plasenta doğum kanalının öteki tarafında, bebeğin başı önünde bulunabilir. Bu durumda çocuğu sezaryanla almak gereklidir.

12 Kasım 2013 Salı

DOĞAL DOĞUM

Günümüzde gebelik ve doğuma ilişkin temel yaklaşım, doğumun fizyolojik bir süreç olduğu ve çok az
düzeyde tıbbi girişim gerektirdiğidir. Gebelik ve doğum fizyolojik bir olaydır ve asla bir hastalık değildir. Sağlık personelleri, hamileleri ve eşlerini doğumlarında aktif rol alması için antenatal dönemden itibaren eğitimler ( BEBEİMGELİYOR HAMİLE KURSU) sayesinde cesaretlendirmelidirler.
Doğum çok özel bir olgu olup anne ve baba adayları için, yaşamlarında ki en güzel deneyimlerden biridir. Ancak zaman zaman doğum anında yaşanan olumsuz deneyimler uzun yıllar anlatılan doğum hikâyeleri arasında yerini alabilmektedir. Bu tür deneyimlerin kadınlar arasında paylaşılarak yayılması, bir yandan da görsel medyada gösterilen ağrılı doğum sahneleri, kadınların olumsuz doğum imajı oluşturmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla doğumun ağrılı, kanlı korkutucu bir olay oluşuyla ilgili imaj; gebelik süresince kadınların vajinal doğumla ilgili bu korkutucu deneyimi kendilerinin de yaşayacağını düşündürmekte ve bu da onların tercihlerini sezaryen doğum üzerinde odaklandırmaktadır.
Gebelik ve doğum fizyolojik bir olay olmakla birlikte kadın için büyük bir stres oluşturur. Anne adayı kendisi için bilinmeyen doğum olayının meydana geleceği anı korku ve heyecanla beklerken, annelik sevgisi yanında bir canlı dünyaya getirmenin gururunu da yaşar. Özellikle ilk gebeliğinde kadın, tanımlayamadığı birçok yeni duyguyu bir arada yaşarken doğum anında karşılaşabileceği olayları tahmin edememektedir. Sezaryenin mi yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememektedir. Doğum tercihi, kadına verilecek destek ve bilgilendirme sayesinde daha sağlıklı ve doğru olacaktır. Bu bilgilendirme ve desteği sağlamakta ebelere çok önemli roller düşmektedir. Bu rolün gereği olarak ebe, kadının karar sürecini etkileyebilecek faktörlerin sağlıklı bir şekilde değerlendirilerek gebelik boyunca doğum için hazırlanmasını sağlamalıdır. Bu amaç doğrultusunda;  doğuma hazırlık sınıfları son derece önemlidir. Ancak halen ülkemizde hazırlık sınıfları çok yaygın değildir. Özellikle kamuya ait sağlık kuruluşlarında bu konuda yeterince çaba gözlenmemektedir.
 
WHO yayınladığı kanıta dayalı 6 uygulamanın doğumu yöneten sağlık profesyonelleri için kılavuz olması ile; sağlıklı anne ve bebek için mümkün olan en az girişim ile güvenli bir şekilde doğum eyleminin gerçekleşebileceğini ifade etmiştir. İfade edilen bu öneriler:
1. Doğum kendi başlamalıdır.
2. Doğum boyunca hareket özgürlüğü olmalıdır.
3. Doğum boyunca gebeye duygusal ve fiziksel destek verilmelidir.
4. Gereksiz her türlü müdahaleden kaçınılmalıdır.
 
5. Doğumda sırtüstü yerine diğer pozisyonlar desteklenmelidir.
6. Doğum sonrası anne ve bebek bir arada kalmalıdır.