hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Haziran 2014 Salı
Gebelikte seyahat ederken dikkat edilmesi gerekenler
Gebelikte seyahat için ideal zaman 2. üç aydır. Çünkü ilk 3 ayda aşerme, bulantı, kusma gibi problemler ve son 3 ayda da büyüyen karın ve gebelikten dolay çabuk yorulma yolculuğu zorlaştırabilir. Ancak özellikle uzun süren yolculuklarda dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır.
• Mutlaka emniyet kemeri kullanılmalıdır.
• Air bagler açık olmalıdır.
Otobüs yolculukları hamileler için en az önerilen yolculuk biçimidir. Gerek hareket kısıtlılığı, gerekse molaların seyrek olması nedeniyle eğer başka seçenek varsa uzun otobüs yolculuğu tercih edilmemelidir. Yapıldığı takdirde otobüs hareket ederken oturulmalıdır. Tuvalet kullanılacaksa mutlaka kenarlardan tutarak gidilmelidir.
Tren yolculukları hareket imkanının daha fazla olması nedeniyle otobüse tercih edilmelidir. Ama tuvaletler küçük olduğundan mutlaka dikkatli olunmalıdır.
Tren, araba veya otobüsle seyahatlaerde sürenin 5 - 6 saatten çok olmaması iyi olacaktır.
Özellikle uzun süren yolculuklarda uzun süre hareketsiz kalmak hamileler için risklidir. Tüm yolculuklarda bu konuya özen göstermek gerekir. Hamileliğin seyrinde başka özel bir sorun yoksa bu konuda önlem alarak yolculuk yapmakda herhangi bir sakınca yoktur.
Gebelik kanın pıhtılaşma eğiliminin belirgin olarak artmasına neden olur. Uzun süre bacakların aşağı sarkık durumda ve hareketsiz kalması kanın damar içinde pıhtılaşmasına neden olabilir. Özellikle bacak damarlarından kaynaklanan bir pıhtının akciğere geçerek ‘Akciğer Embolisi’ ne neden olabilmesi söz konusudur. Bu durum çok acil ve hayati tehlike doğuran bir tablodur.
Otomobille yapılan yolculuklarda sık mola vermek, molalarda önce bir süre dolaşarak baldır ve uyluk kaslarının çalışmasını sağlamak, ardından da bacaklarınızı yükseğe kaldırarak dinlenmek uygun olacaktır.
Uçak yolculuğu gebeler için güvenlidir. Kabin basıncında önemli değişiklik olmadığı sürece bebek için ekstra bir risk taşımaz. Buna karşın havayolu şirketleri kendilerini güvenceye almak için belli bir gebelik haftasından sonra doktor raporu talep eder. Buna karşın kıtalararası uzun uçuşlarda sık sık uçak içinde yürümek uygun olacaktır.
Kıtalararası seyahat yapılacağında mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca yapılan aşıların bulunduğu bir sağlık kartının gebenin yanında bulundurması faydalıdır.
Gebelikte seyahat için öneriler:
• Rahat giyisiler ve ayakkabılar giyilmelidir.
• Uygun, rahat bir seyahat yastığı bulundurulmalıdır.
• Tuvalet ihtiyacı mutlaka giderilmelidir.
• Atıştırmalık yiyecek bulundurulmalıdır.
• Emniyet kemeri takılmalı ve tüm güvenlik önlemleri alınmalıdır.
• YÜZMEK VE GÜNEŞLENMEK
Yüzmek gebelik süresince yapılabilecek en ideal sporlardandır. Ancak atlamalar, havuzlardaki kaydıraklar, su oyunları, dalmak önerilmez. Özellikle ileri gebelik haftalarında suya atlamak yerinde havuz merdiveninden ya da sahilden girmekte fayda vardır. Havuzlarda kullanılan kimyasallar gebelikte ekstra bir sakınca oluşturmaz. Temiz olduğundan emin olunan deniz veya havuzda yüzmek gebelik sırasında yapabilecek en ideal spordur. Ancak sırtüstü ya da kurbağalama stilinde yüzmek ve çok zorlanmamak önemlidir.
Güneşlenmek konusunda ise biraz daha dikkatli olmakta fayda vardır. Gebelik olsa da olmasa da güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde güneşlenmek çok sağlıklı bir davranış değildir. Hamilelerin bu nedenle güneşlenmek konusunda çok daha hassas davranmaları önerilir. Kısmen gölgede oturmak daha doğru kabul edilse de akşamüzeri saatlerinde güneşlenilebilir. Mutlaka bol sıvı alınmalı, 30 SPFve daha yüksek bir güneş kremi kullanılmalı ve mutlaka şapka takılmalıdır.
Gebelikte solaryum zararlı mıdır?
Solayumun bebeğe ve gebeliğe zararı olduğunu gösteren bir çalışma mevcut değil. Sauna veya solaryum gibi vücut ısısını yükselten etkenler bebekte omurga problemlerine neden olabilmektedir. Bazı çalışmalar ultraviole ışıkları ile folik asit eksiliği arasında bir bağlantı göstermişlerdir. Ayrıca gebelikte cilt yanmaya ve lekelenmeye meyillidir.
Otobronzanlar tehlikeli midir?
Gebelikte iyi bir opsiyon olabilir. Fakat içeriğinde dihidroaseton mevcuttur ve deriden emilen bir maddedir. Gösterilmiş bir zararı yok, fakat ilk 3 ayda kullanmamak daha doğru olacaktır.
Gebelikte saunaye girmek sağlıklı mıdır?
Gebeliğin ilk 3 ayında vücut ısısının çok yükselmesi bebekte sakatlıklara yol açabilir. Bu nedenle gebelik boyunca çok ısıtılmış sauna önerilmez.
Hamilelikte sac bakımı yapılabilir mi?
Gebelik sırasında saç boyatmanın riskli olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmamamaktadır. Ancak güvenilir olduğu da kanıtlanmış değildir. Saça yapılan uygulamalarda kullanılan maddelerin çok az bir kısmı deriden emilmektedir. Bu kadar küçük bir miktar bebekte problem yaratmayacaktır. Fakat yinde tüm bu bilgiler rağmen gebeliğin ilk 3 ayında saç boyatılmasına izin verilmez.
• Bitkisel kökenli boyaların kullanılmasında fayda var.
• Boyayı iyi havalanan bir mekanda yaparak havaya karışan kimyasallara daha az maruz kalmak doğru olacaktır.
• Kına son derece güvenli bir boyadır.
• Kimyasalların gereğinden fazla saçta - kafada kalmaması sağlanmalıdır.
• İşlem sonrası saçların çok iyi durulanması gerekir.
• Bu tür işlemler yapıldığında mutlaka eldiven kullanılmalıdır.
• Alerji açısından önce küçük bir deneme yapılması doğru olacaktır.
• Kaşlar ve kirpikler boyanmamalıdır.
• Süt verirken de saçlar boyanabilir.
Gebelik sırasında kişinin kendini iyi hissetmesi önemlidir. Bu nedenle öz bakımını kişi yapabilir.
Epilasyonun zararı var mıdır?
Gebelik boyunca hormonal değişiklikten dolayı tüylenmede artış olacaktır. Gebelikte iğneli - elektirkle yapılan epilasyon yapılmaz, çünkü amnion sıvısı elektrik akımını iletir. Isıyla yapılan epilasyonun gösterilmniş bir zararı yok. Lazer epilasyon konusunda bir bilgi birikimi olmadığından gebelikte önerilmez. Bu tür epilasyonlar yapılacaksa bile son 3 ayda meme uçlarına yapılmamlıdır.
Hamilelikte ağda yapılabilir mi?
Gebelikte cilt çok hassaslaştığından ağda yanma, tahriş yapabilir. Öncesinde ve sonrasında mutlaka antiseptik solüsyonla temizlenmelidir.
Tüy dökücü krem ve depilatörler kullanılabilir mi?
İçerdiği barium sülfat ve kalsiyum thioglycolatın gösterilmiş bir zararı yok. Fakat kullanmadan önce test dozu uygulamak ve alerji yapıp yapmadığını kontrol etmekte fayda var. Ayrıca koku nedeniyle mutlaka iyi havalanan bir mekanda uygulanmalıdır.
Gebelikte tıraş sağlık mıdır?
Gebelikte yapması kolay değildir. Fakat bu işi eş yapabilir ve böylece aradaki bağlar dahada güçlenebilir. Günlük içinde E vitamini bulunan iyi bir nemlendirici kullanılması kılların büyüme hızını azaltabilir.
Gebelikte makyaj yapılabilir mi?
Gebelikte kaliteli malzemelerle, hafif makyaj yapılabilir. Özellikle içeriğimnde yüksek dozda A vitamini içeren kremler önerilmez.
Çok ağır parfümler yerine daha hafif vücut spreyleri kullanmak gebelikte kişiyi rahatlatır.
Manikür ve pedikürün riskleri var mıdır?
Manikür ve pedikür gebelikte yapılabilir. Fakat dikkatli olunmalı, işi bilen birilerinin yapması gerekir. Özellikle enfeksiyon riskinden dolayı kişinin kendi aletlerini kullanması ve bu aletlerin temiz - steril tutulması önemlidir. İşlem sonrası mutlaka bir dezenfektan kullanılmalıdır.
Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/gebelikte-seyahat-ederken-dikkat-hamileligim-1750816/?ref=milliyet_anasayfa
6 Haziran 2014 Cuma
İKİZ BEBEKLERİN BAKIMI
Gebe kadın bir bebek düşüncesindeyken birden ikiz bebekleri olacağını öğrenince telaşlanması olağandır. Çünkü bir bebek için düşünülen planlar artık iki bebek için yapılmaya başlanmalıdır. Anne adaylarının bir kısmı doğacak olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için gebeliğin son aylarını beklerken bazı annelerde gebe olduklarında öğrendikleri andan itibaren ihtiyaç listesini hazırlamaya başlarlar. İkiz bebek bekleyen annelerin olması gerekenden daha önce doğum yapmaları beklenir. Bu nedenle ikiz anneleri belirlenen doğum tarihinden daha önce bebeğin tüm ihtiyaçlarını giderecek durumda olmalıdırlar.
Bir bebeğin anneyi ne kadar yorabileceği bilinirken, iki bebek olduğunda neler yaşayacağınızı düşünerek kendinize bebekler dünyaya gelmeden bol bol vakit ayırın. İkizleri emzirmek oldukça güç olabilir. Sizin için iki yöntem önerilmektedir. İsterseniz bebeklerinizin ikisini aynı anda emzirebilir ya da birini emzirdikten sonra bir diğerine geçebilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de kucağınıza alın, bacakları dışa dönük gelecek şekilde kucağınıza yatırın. Daha sonra bir memenizi birine, diğer memenizi de ötekine verin. Bu şekilde emzirmeye başlayın. Bu işlemi yaparken sık sık bebekleri diğer memeyi emmesi için değiştirin. Bebekleri aynı anda emzirmeniz halinde zamandan da tasarruf edeceksinizdir. İkizleri aynı anda emzirmek size zor geliyorsa onları tek tek emzirmeyi deneyin.
Bazı annelerin sütleri az olduğundan bebeklere mama takviyesi yapabilirler. Bu şekilde bebeklerinizi biberonla emzirmeniz gerekecektir. İsterseniz biberonla gıda alımını da aynı anda yapabilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de düz bir zemine yatırın ve başlarının yüksekte olmasını sağlamak için başlarının altına bir yastık koyun. Daha sonra da biberonları ellerinize alın ve bir elinizle birini beslerken, diğer elinizle de diğer bebeğinizi besleyin. Bu işlemi de ayrı ayrı yapabilirsiniz. Bu şekilde bebeklerinizle tek tek daha iyi ilgilenmeniz de olasıdır.
İkiz bebekleri aynı anda banyo yaptırmak zor olabilir. Bebeklerinizi aynı anda banyo yaptırabilmeniz için sizin de katılımınız gereklidir. Küvetin içine girerek bebeklerinizi kucağınıza alın ve hep birlikte banyo yapmaya başlayın. Bu tarzda yapılan banyolar oldukça uzun sürebilir. Bu nedenle ikizlerinizi tek tek yıkamanız daha avantajlı olacaktır. Bir bebeğiniz uyurken diğerini yıkayabilir ve diğeri uyuduğunda da onu yıkayabilirsiniz. Bir kaç haftalık olan bir bebeği sık sık yıkamak zorunlu değildir, bu nedenle onları silebilirsinizde.
İkiz bebek anneleri oldukça fazla yorulurlar. Evde yalnız olmadığınız zamanlarda bebeklerle başkalarının ilgilenmesini sağlayın. Örneğin anneanne ya da babaanne evde bulunduğunda bebeklerle ilgilenmelerini sağlayın. Eşinizin evde olduğu zamanlarda yapmanız gereken her şeyin yarısını onun da yapmasını sağlayın. Bu arada eşinizin sürekli aynı bebekle ilgilenmesine izin vermeyin, bu şekilde diğer bebek eşinize uzak kalır ve sürekli sizi yanında isteyebilir.
Yeni doğanlar geceleri sık sık uyanabilirler. Bu nedenle özellikle ikiz anneleri bir çok geceyi uykusuz geçirir. Geceleri bebeklerinizin birinin ihtiyaçlarını karşılarken uygulamaların aynısını diğerine de tekrarlayın. Bu şekilde gece boyunca sık sık uyandırılmak zorunda kalmazsınız.
İkiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.
İkiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.
Aynı anda çılgınlar gibi bağıran iki bebekle birden ilgilenmek olanaksız gibidir. Bu nedenle sizin bir kişi olduğunuzu ve bu yüzden aynı anda iki bebekle birden ilgilenemeyeceğinizi bebeklerinizin anlamasını sağlayın.
İkizler bebeklik dönemlerinde oldukça yaramaz ve birbirleriyle hiç anlaşamayacakmış gibi görünse de ilerleyen günlerde oldukça iki iyi dost olurlar. Bu nedenle yaşadığınız bu zor durumların bir gün biteceğini unutmayın.
İkizlerin bir kısmı birbirlerine oldukça benzerken bir kısmı da çok az benzeyebilir. Birbirlerinin aynısı olan bebeklerin bakımı daha zordur. Biraz önce hangisini yedirdiğinizi anlamanız zor olabilir. Bu nedenle bebekleri ayırabilmek için onların üzerinde bir işaret olmasını sağlayın ya da farklı giydirin.
Bebeklerinizin ikisi de birer melek olmayacaktır, mutlaka içlerinden biri yaramaz olur. Bu nedenle her türlü oluşuma hazır bulunmalısınız. İkiz bebek sahibi olan diğer ailelerle ilişkiler kurun ve onlardan tavsiyeler isteyin. Bu şekilde yapılan yardımlaşmalar size olumlu faydalar sağlayabilir.
Etiketler:
hamile,
hamilelik,
ikiz,
ikiz annesi,
ikiz bebek bakımı
5 Haziran 2014 Perşembe
Hamilelik sırasında alınması zorunlu olan folik asit gebelik öncesinde de alınmalı mı?
Folik asit döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Gebelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren günde 400 mg. folik asit takviyesi nöral tüp bozukluklarının oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur. Gebelik öncesi dönemden itibaren doğal besinlerle alınan folik asit yanında 400 mg folik asit içeren multivitaminler ve folik asit tabletlerini almak gerekir.
HAMİLELİĞİ MUTLU GEÇİRMENİN YOLLARI
Hamilelik bir değişim dönemidir. Anne adayının bedeni değişir, çiftin yaşam şekli değişir, evin en azından bir odası değişir, konuşulan konular değişir, öncelikler değişir. Değişim fizyolojik, psikolojik ve aile-içi iletişimi farklılaştıran türdendir.
Bazı çiftler bu tip değişimleri korku, kaygı ya da zorluklarla karşılama eğiliminde olabilirler ve bu sebeple, hamileliği sadece atlatılması gereken bir dönem gibi algılayabilirler. Hâlbuki bu dönem, anne adayının anneliğe hazırlanmasına yardımcı olan çok önemli ve kıymetli bir dönemdir. Bunu en iyi ve mutlu şekilde yaşamak, anne ve bebeğin fiziksel ve ruhsal sağlığı için çok önemlidir.
Hamileliği mutlu ve keyifli geçirmek için neler yapabilirsiniz?
Kadın olmanın, hatta doğurgan bir kadın olmanın keyfini farkına varın ve bu keyfi mümkün olduğunca yaşamaya çalışın. Unutmayın sınırsız zamanınız yok. Bu, maksimum 9 aylık bir keyif!
Tam bir aile oluşturduğunuzu fark edin. Bu, ele aldığınız bir projeyi geliştirmek ya da büyütmek demektir. Bu gelişimin keyfini çıkarın.
Tam bir aile oluşturduğunuzu fark edin. Bu, ele aldığınız bir projeyi geliştirmek ya da büyütmek demektir. Bu gelişimin keyfini çıkarın.
Vücudunuzdaki değişimlere karşı duyarlı olun. Aslında her bir değişim, yeni bir canlının dünyaya gelmesi için doğanın size verdiği destektir. Desteklendiğinizi hissedin.
Eşinizle, geleceğe ait yeni planlar yapmanın keyfini yaşayın. Aynı zamanda eşinizle en büyük ortaklığınızın keyfini yaşayın.
Doğacak bebek hakkında hayaller kurun. Hoşunuza giden bebek mağazalarını gezin, ona neler almak isteyebileceğinizi düşünün.
Bebeğinizin, büyüdüğü zamanları hayal edin. Onun, yetişkin olmasından nasıl bir haz alırsınız?
Gebelikle ilgili sıkıntılar yaşadığınızda, bu dönemin sonsuza kadar sürmeyeceğini, birkaç aydan ibaret olduğunu kendinize hatırlatın.
Aile büyüklerinden (anne, kayınvalide, abla gibi) destek alın. Talepleriniz olduğunda, bunu onlara açıkça iletin.
Hamilelik dönemi hakkında bilgi sahibi olun. Doktor kontrollerine düzenli olarak gidin. Bilgi edinmek sizi rahatlatıyorsa, gebelik kursları, internet ve diğer kaynaklardan bu dönemle ilgili bilgi sahibi olun. Bazı kişiler bir sürecin detaylarını bilmezlerse daha rahat ederler. Kendinizde böyle bir eğilim görüyorsanız, merak ettiğiniz kadarını öğrenin. Başka hamile kadınlar bu konuda daha fazla bilgi sahibi diye siz de bunu yapmak zorunda değilsiniz.
Kendinizi arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden uzak tutmayın. Unutmayın siz hasta ya da yaşlı değilsiniz. Sadece hamilesiniz.
Uyku ve yeme düzeninize dikkat edin. Hamilelikte uyku düzeniniz bozulabilir. Eğer bozulursa uyumadan önce sizi rahatlatacak şeyler yapın. Duş almak, kafanızı rahatlatacak bir şeyler okumak, eşinizle konuşmak bunlardan biri olabilir.
Hayatınızda çok büyük değişiklikler yapmamaya çalışın. Bebek zaten başlı başına büyük bir değişimdir. Böyle büyük bir değişime hazırlanırken, iş değişikliği, ev değişikliği gibi konuları bir araya getirmemeniz, bebeğe adaptasyonunuzu daha kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda değişimlerin yarattıkları stresi bir arada yaşamamış olursunuz.
Bebeğe hazırlanmak belli bir iş yükü getirir. Bunu yaparken sizin sağlığınızın öncelikli geldiğini unutmayın. Her şeyi hazır etme ve yetiştirme telaşı içinde olmayın. Siz iyi olmadığınız sürece bebeğinizin de iyi olamayacağını hatırlayın. Rahatlamak, keyif sürmek için kendinize zamanlar tanıyın. Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmayın. Öncelikler belirleyin ve önceliği olmayan işlerin beklemesine izin verin. Böylece üzerinizde yarattığınız stres azalacaktır.
Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşün, onların deneyimlerini paylaşın ve tecrübelerinden yararlanın. Size önerebilecekleri püf noktalar olabilir. Ancak yine de herkesin hamileliğini kendi bedeni, kişiliği ve dünya algısı doğrultusunda yaşadığını unutmayın. Sizinkisi size özeldir ve başkalarınınki ile ayrıldığı yerler olabilir. Örneğin, herkes aynı kiloyu almaz, aynı duyguları hissetmez vs.
Değişen vücut imajınızı kabullenin. Bu, gebeliğin bir parçasıdır ve sizi sağlıklı doğuma ve doğum sonrasına hazırlar. Bu imajın kalıcı olmadığını kendinize hatırlatın.
Fiziksel olarak kendinize bakmaya devam edin. Belki eski bedeniniz yok ama kadınlığa ait güzelliklerden birini yaşıyorsunuz. Sizin yerinizde olmak isteyecek birçok kadın olduğunu unutmayın!
Kaygılarınız varsa bunları kendinize açıkça itiraf edin. Eşinizle ve destek alabileceğiniz diğer kişilerle bunları paylaşın.
İlahi yaradılış sürecine katkıda bulunduğunuzu kendinize hatırlatın.
Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşün, onların deneyimlerini paylaşın ve tecrübelerinden yararlanın. Size önerebilecekleri püf noktalar olabilir. Ancak yine de herkesin hamileliğini kendi bedeni, kişiliği ve dünya algısı doğrultusunda yaşadığını unutmayın. Sizinkisi size özeldir ve başkalarınınki ile ayrıldığı yerler olabilir. Örneğin, herkes aynı kiloyu almaz, aynı duyguları hissetmez vs.
Değişen vücut imajınızı kabullenin. Bu, gebeliğin bir parçasıdır ve sizi sağlıklı doğuma ve doğum sonrasına hazırlar. Bu imajın kalıcı olmadığını kendinize hatırlatın.
Fiziksel olarak kendinize bakmaya devam edin. Belki eski bedeniniz yok ama kadınlığa ait güzelliklerden birini yaşıyorsunuz. Sizin yerinizde olmak isteyecek birçok kadın olduğunu unutmayın!
Kaygılarınız varsa bunları kendinize açıkça itiraf edin. Eşinizle ve destek alabileceğiniz diğer kişilerle bunları paylaşın.
İlahi yaradılış sürecine katkıda bulunduğunuzu kendinize hatırlatın.
Bu özel dönemi mutlu ve keyif alarak geçirmeniz dileğiyle…
Klinik Psikolog
Gonca Şensözen
Gonca Şensözen
çin takvimi

Çin Takvimi ile cinsiyet tahmini ve doğacak çocuğun cinsiyetini önceden belirleme ( çin takvimi ile cinsiyet belirleme) isteği neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bu amaçla pek çok değişik teori ileri sürülmüş, bebeğin cinsiyetini kesin tespit ettiği iddia edilen pek çok yöntem ve bilgi yumağı ortaya atılmıştır. Bu cinsiyet belirleme ve cinsiyet tahmini için kullanılan yöntemlerden tüm dünyada en çok bilineni eski Çin Takvimi dir. Kaynağı kesin olarak bilinmeyen bu çin takvimi 700 yıl öne dönemin çinli astroloji bilginlerinden biri tarafından çizildiği sanılmaktadır. Çin takvimi kullanarak uzak doğu halkları asırlardır bebeğin cinsiyetini erkek veya kız olarak belirlemeye çalışmışlardır.Tablonun orijinali halen Pekin Bilim Enstitüsünde saklanmaktadır.
Çin takviminde var olan tabloya göre bebeğin cinsiyetini saptamak için annenin hamile kaldığı yaşı ve ayı mutlaka bilmek yeterlidir. Bu şekilde bebeğin cinsiyeti çok büyük olasılıkla saptanabilir. Faka burada yaş hesaplanırken dikkat edilmesi gereken husus tablodaki aylar ve yaş Çin Ay Takvimi ne göre hesaplanmalıdır (gerçek yaşınızdan yaklaşık 2 yıl daha fazla). Eski Çinliler cinsiyet belirleme ve cinsiyet tahmini için kullanılan “ÇİN TAKVİMİ” nin %99 oranında başarılı olduğunu iddia etmektedirler.
Tüm cinsiyet tahmin yöntemleri gibi Çin Takvimi nin de maalesef bilimsel hiçbir değeri yoktur. Doğacak çocuğun cinsiyetini belirleyen babadan gelen spermin taşıdığı X ya da Y kromozomudur ve hangi kromozomu taşıyan spermin yumurtayı dölleyeceği tamamen tesadüfe bağlıdır. Cinsiyetin belirlenmesi aslında bir çeşit yazı-tura atmaya benzetilebilir. Fakat her ne olursa olsun doğacak bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmeye çalışmak ve bu tahmini “çin takvimi” kullanatak yapmak son derece eğlencelidir. Bu nedenle siz de bu tabloyu , çin takvimi ni eğlenmek amacıyla kullanabilirsiniz. Kimbilir belki sizin için de Çin Takvimi işe yarar ve çin takvimi ile kız bebek veya çin takvimi ile erkek bebek tahmininde bulunabilirsiniz. Çin Takvimi ‘nde bebeğin cinsiyeti sizin yaşınız ve gebe kaldığınız ay ilişkilidir. Çin takvimi ile cinsiyet belirlemek için yaşınızı “çin ay takvimine” göre hesaplamayı unutmayı. (yukarıda belirtilmiştir.) Hadi bakalım.. KIZ mı olsun yoksa ERKEK mi??21 yaşında kız çocuk olasılığı fazla, Çin Takvimine göre, annenin yaşının hamile kalınan ayla kesiştiği nokta bebeğin cinsiyetini ortaya çıkarıyor 30 yaşındaki bir anne adayının mart ve mayısta hamile kalması durumunda bebeğinin cinsiyeti kız, diğer tüm aylarda ise erkek olurken, 21 yaşındaki anne adayının ocakta hamile kalması durumunda bebeğinin cinsiyeti erkek, diğer tüm aylarda kız oluyor.
Etiketler:
bebeğin cinsiyeti,
çin takvimi,
DOĞUM,
gebelik,
hamilelik
4 Haziran 2014 Çarşamba
HAMİLELİKTE YÜZME
Hamileyken yüzen kadınların dikkat etmesi gerekenler. Gebelik ve yüzme. Yüzmek isteyen gebe kadınların mutlaka dikkat etmesi gereken hususlar..
Hamile kaldıktan sonra ilk defa yüzmeye girecek olanların çok daha fazla dikkatli olması gerekmektedir. Öncelikli olarak yüzmeye girmeden önce bedeni ısıtmak, yavaş yüzmek ve yavaş yavaş tempoyu arttırmak gerekir. Üç aylık gebeler için 20 dakika yüzmek yeterli olmaktadır. Aynı dönemde sabahın erken saatlerinde yüzmek, gebelikle ilgili kusma ve bulantıları en aza indirgeyebilir ve günü tamamıyla çok daha rahat geçirmenize yardımcı olabilmektedir. Sonraki üç aylık dönemdeyse su, eklem ve bağları destekleyip bel ve sırt ağrılarında azalma sağlar. Aynı dönemde, daha önceki yüzme alışkanlıklarına aynı şekilde değiştirilmeden devam edilebilir. Sonraki dönemlerdeyse yüzmeyi sürdürmekte herhangi bir sakınca olmamaktadır. Fakat bedeni fazla sıkmayan, hamilelere yönelik tasarlanmış mayoların kullanılması tavsiye edilir.
Hamile kadınlarda çok sık kramp girenlerin yüzerken suyun boy hizasını aşmamasına dikkat edilmelidir. Herhangi bir kramp ihtimaline karşı yardım alabilmek için hamilenin suda tek başına olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Nefes tutarak çok uzun süreli dalışları hamilelerin yapmamaları gerekmektedir.
DOĞUM SONRASI EGZERSİZLER
Hamilelik döneminde aldığınız fazla kilolardan kurtulmak için dengeli beslenmek kadar egzersiz de etkili bir unsurdur. Özellikle bu stresli ve yoğun dönemde ,stersi yenmek ve yaşam hevesinizi arttırmak için doğum şekl,ine göre, bebeğin ilk aylarından sonra egzersize baalnmalıdır.
Özellikle sabah saatlerinde 30-45 dakikadan az olamayan , her ay temponun kademeli olarak artırıldığı yürüyüşler ve doğru nefes egzersizleri, anneyi kısa sürede formuna kazandıracaktır.
Doğru beslenmeyle birlikte haftada 3 gün yapılan egzersizler ve hafif tempolu koşular hem fiziksel olarak kendine güvene hem de ruhsal yönden doygunluğa ulaşılır. Spor sonrası salgılanan endorfin hormonu, rahatlamanızı sağlayacak, uykusuz geçen gecelerin yorgunluğunu unutturacaktır.
Özellikle sabah saatlerinde 30-45 dakikadan az olamayan , her ay temponun kademeli olarak artırıldığı yürüyüşler ve doğru nefes egzersizleri, anneyi kısa sürede formuna kazandıracaktır.
Doğru beslenmeyle birlikte haftada 3 gün yapılan egzersizler ve hafif tempolu koşular hem fiziksel olarak kendine güvene hem de ruhsal yönden doygunluğa ulaşılır. Spor sonrası salgılanan endorfin hormonu, rahatlamanızı sağlayacak, uykusuz geçen gecelerin yorgunluğunu unutturacaktır.
KARIN :
Doğum sonrası karın kaslarının eski durumuna gelmesi biraz zaman alacaktır.Bu süreci hızlandırmak için, vede iş yaparken, alışveriş sırasında ,araba kullanırken bile karnı içeri çekip bırakarak, egzersiz yapmak fayda sağlar.
PELVİS:
Doğum sonrası karın kaslarının eski durumuna gelmesi biraz zaman alacaktır.Bu süreci hızlandırmak için, vede iş yaparken, alışveriş sırasında ,araba kullanırken bile karnı içeri çekip bırakarak, egzersiz yapmak fayda sağlar.
PELVİS:
Vaginal adalelerinizin doğum öncesinde olduğu kadar güçlü ve esnek hale gelmesini sağlayacak olan bu çalışmaya, kanamalarınız biter bitmez başlayabilirsiniz.Bu çalışmayı alışkanlıkla uygulanayabilir hale geldiğinizde her yerde yapabilirisniz. Bu egzersiz kadınlar için sadece doğum sonrasında değil, yaşam boyu uygulayabileceği, faydalı bir egzersizdir.
Vaginal adaleleri ve rahim adalelerini güçlendirici egzersiz:Bu egzersizi ilk başlarda yatarak uygulamakdaha kolaydır. Zaman içinde ayakta ya da oturarak da çalışabilirsiniz. Bu egzersizde ustalaştıkça onu her yerde ve her zaman kullanabileceğinizi fark edecektir.Sırt üstü yere yatın ve gevşeyin. Dizlerinizi kırıp ayak tabanlarınızı yere basın. Karın adalelerinizi mümkün olduğunca gevşek tutmeye çalışarak nefes alın ve nefes verirken, sanki tuvalette çişinizi tutuyormuşsunuz gibi vaginal adalelerinizi kasın ve rahat olduğunuz sürece adalelelriniz kasılı olarak bekelyin. Ardından yeniden nefes alın ve geşeyin. isteniz kadar tekrarlayabilirsiniz….
Vaginal adaleleri ve rahim adalelerini güçlendirici egzersiz:Bu egzersizi ilk başlarda yatarak uygulamakdaha kolaydır. Zaman içinde ayakta ya da oturarak da çalışabilirsiniz. Bu egzersizde ustalaştıkça onu her yerde ve her zaman kullanabileceğinizi fark edecektir.Sırt üstü yere yatın ve gevşeyin. Dizlerinizi kırıp ayak tabanlarınızı yere basın. Karın adalelerinizi mümkün olduğunca gevşek tutmeye çalışarak nefes alın ve nefes verirken, sanki tuvalette çişinizi tutuyormuşsunuz gibi vaginal adalelerinizi kasın ve rahat olduğunuz sürece adalelelriniz kasılı olarak bekelyin. Ardından yeniden nefes alın ve geşeyin. isteniz kadar tekrarlayabilirsiniz….
22 Mayıs 2014 Perşembe
HAMİLELİKTE EMZİRMEYE HAZIRLANMAK
Göğüs ve meme uçlarının emzirmeye dışarıdan bir hazırlığa ihtiyacı yoktur. Meme uçlarında yara oluşmasını önüne geçmek açısınmdan, daha sonrasında doğru emzirme tekniği çok önemlidir.
Teninizin hava ile temas etmesi göğsünüze iyi gelir.Göğüslerinizi sadece su ile yıkmalısınız, sabun ya da krem benzer maddeler kullanmaktan kaçınmalısınız. Krem sürmeyi seviyorsanız, meme ucu ve çevresini krem sürülebn bölgelerden hariç tutun.Bir sütyen takıp takmayacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Ancak takacaksanız tam oturmalıdır.
Emzirme doğal bir olaydır. Ancak bazı küçük etkiler onu sekteye uğratabilir.Bu yüzden, doğum yapacağınız yeri seçerken , doğum ile ilgili ölçütlerin yanı sıra , sonrasında emzirmeye başlangıçta en iyi şekilde desteklenip desteklenmeyeceğini de dikkate almalısınız.Emzirme konusunda iyi uygulamalara sahip hastane ve doğum evlerine, UNICEF ve WHO tarafından ''bebek dostu''unvanı verilir.Bu unvana sahip olan hastaneler emzirmede 10 adıma uymayı tahahüt ederler:
1-Anneler daha gebeliten itibaren emzirmeye hazırlanır.
2-Yenidoğan doğumdan hemen sonra annenin karnı üstüne yatırırlı ve oradan rahatsız edilmeden en az 1-2 saaat kalabilmelidri.Bu süre içinde emzirebilmelidir.
3-Rooming-in ( aynı odada kalma)sistemi garanti edilir,yani anne ile çocuk günün 24 saati birlikte kalabilmeli.
4-Çay, su ya da suni besinler bebeğe rutin de verilmez.
5-Mümkün oldukça biberon ve emzik kullanılmaz. Anne sütü eşdeğeri ürünlerin reklamına izin verilmez.
6-Emzirme çocuğun rutine göre ayarlanmalıdır.
7-Anneye bir süreliğine çocuktan ayrılacak olursa, anne sütünü nasıl pompalaya nasıl başlayacağaı gösterilir.
8-Ana babaya, hastaneden çıktıktan sonra da emzirmeyle ilgili sorunlarda ya da ortaya çıkan problemlerde nereye başvurabilecekleri hakkında bilgi verilmelidir.
9-Anne ve çocuğun bakımında görev alan tüm personele emzirmeyi teşvik etme konusunda yazılı yönerge verilir.
10-Personel, bu yönergeleri uygulayabilmek
Teninizin hava ile temas etmesi göğsünüze iyi gelir.Göğüslerinizi sadece su ile yıkmalısınız, sabun ya da krem benzer maddeler kullanmaktan kaçınmalısınız. Krem sürmeyi seviyorsanız, meme ucu ve çevresini krem sürülebn bölgelerden hariç tutun.Bir sütyen takıp takmayacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Ancak takacaksanız tam oturmalıdır.
Emzirme doğal bir olaydır. Ancak bazı küçük etkiler onu sekteye uğratabilir.Bu yüzden, doğum yapacağınız yeri seçerken , doğum ile ilgili ölçütlerin yanı sıra , sonrasında emzirmeye başlangıçta en iyi şekilde desteklenip desteklenmeyeceğini de dikkate almalısınız.Emzirme konusunda iyi uygulamalara sahip hastane ve doğum evlerine, UNICEF ve WHO tarafından ''bebek dostu''unvanı verilir.Bu unvana sahip olan hastaneler emzirmede 10 adıma uymayı tahahüt ederler:
1-Anneler daha gebeliten itibaren emzirmeye hazırlanır.
2-Yenidoğan doğumdan hemen sonra annenin karnı üstüne yatırırlı ve oradan rahatsız edilmeden en az 1-2 saaat kalabilmelidri.Bu süre içinde emzirebilmelidir.
3-Rooming-in ( aynı odada kalma)sistemi garanti edilir,yani anne ile çocuk günün 24 saati birlikte kalabilmeli.
4-Çay, su ya da suni besinler bebeğe rutin de verilmez.
5-Mümkün oldukça biberon ve emzik kullanılmaz. Anne sütü eşdeğeri ürünlerin reklamına izin verilmez.
6-Emzirme çocuğun rutine göre ayarlanmalıdır.
7-Anneye bir süreliğine çocuktan ayrılacak olursa, anne sütünü nasıl pompalaya nasıl başlayacağaı gösterilir.
8-Ana babaya, hastaneden çıktıktan sonra da emzirmeyle ilgili sorunlarda ya da ortaya çıkan problemlerde nereye başvurabilecekleri hakkında bilgi verilmelidir.
9-Anne ve çocuğun bakımında görev alan tüm personele emzirmeyi teşvik etme konusunda yazılı yönerge verilir.
10-Personel, bu yönergeleri uygulayabilmek
26 Aralık 2013 Perşembe
40 Yaş Gebeliği
Fertilite uzmanı James Goldfarb 30 yıllık iş hayatında 46 yaş üzeri kendi yumurtası ile gebe kalan kadın görmediğini belirtiyor ve “Bu piyango bileti almak gibidir , Evet bazıları birden herşeyi kazanır fakat ama buna bel bağlamamalısınız” der.
35 yaş üzeri IVF başarısı düşer. Oysa donor oosit ile gebelik şansı artar ve gebelik komplikasyonları, genetik hastalıklar, düşükler vb azalır.
40 yaş öncesi ile 40 yaş sonrası arasında fertilite oranları açısından büyük fark vardır. Hatta fertilite uzmanlarına göre 41 yaşında gebelik şansı 43 yaşındakinden çok daha yüksektir. Bunu destekleyen çalışmalar var. Araştırmacılar 40 yaşında kendi yumurtası ile kadının gebelik şansı %25 iken, 43 yaşında oran %10 olur. 44 yaşında oran artık %1.6 olmuştur. Düşük yapma oranları da bu oranlar gibi dramatik değişiklik gösterir. 40 yaşında düşük oranı %24 , 43 yaşında %38 ve 44 yaşında %54 düşük oranı görülür.
Yaş ile artan bir diğer riskte genetik hastalıklardır. Örneğin 40 yaşında bebeğin Down Sendromu olma ihtimali 1/100 iken 45 yaşında oran 1/30 olur. Bu nedenle ileri anne yaşında invaziv tanı testleri ( amniosentez, kordosentez , CVS gibi ) daha çok uygulanır.
İleri anne yaşında bir diğer sorun da gebelik komplikasyonlarındaki artıştır. 40 Yaş Gebeliği ile birlikte gelen yüksek tansiyon, gebelik diabeti, plasental komplikasyonlar, doğum komplikasyonları 40 yaş öncesine göre daha fazladır. Ayrıca düşük doğum tartısı, erken doğum da daha sık görülür. İleri anne yaşı bebeklerinde Tip 1 Diabet ve hipertansiyon riski çocukta arttığını gösteren yayınlarda var.
40 yaş üstü gebeliklerde doğum komplikasyonları nedeniyle sezeryan ile doğum oranı %48 iken bu oran 20′li yaş gebeliklerinde %30 ‘dur.
Aile ve evlilik uzmanı Susan Heitler’e göre ideal annelik yaşı 20 ‘li yaşların sonu ve 30 ‘lu yaşların başı. Ancak 40 ‘lı yaşlarda annelerin çocuklarına daha iyi odaklandığını da belirtiyor. Daha deneyimli, sabırlı annelik yaşandığını belirtiyor.
İleri anne yaşı gebeliklerinde en büyük avantajlardan biri annenin çocuğuna daha çok ve verimli vakit ayırabilmesidir. Genellikle finansal konularda ve kariyerleri konusunda daha rahat olurlar.Ailelerini genişletmek konusunda daha kesin kararlı olurlar.
Genellikle ileri yaşdaki gebelerin genç annelere göre daha iyi bir eğitim seviyesi taşıdığı görülmüştür. Bu da aile kararlarında dah etkin ve doğru karar veren bir anneyi sağlar. Daha çok annesütü verme kararı alıyorlar ve daha doğru besleniyorlar.
Hangi yaşta gebe kaldığınız önemli değil; önemli olan önemli olan düşündüğünüz zamanın avantaj ve dezavantajının olduğunu bilmenizdir.
5 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:
- Doktorunuza görünün: Gebeliğe engel bir durum var mı diye kontrol olmalısınız .Örneğin Diabet, Polikistik Over Sendromu veya endometriosis . Doktor muayenesi esnasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kanser taramaları ve en önemlisi yumurtalık kapasitesi ve üreme organlarının yeterliliği konularını görüşmelisiniz. Sağlıklı yaşam, beslenme ve egzersiz programlamalısınız. Yumurtalık kapasite testleri çok önemlidir ama gebelik sorusunun değil yumurta üretiminin devamı ile ilgili sorunu cevabıdır.
- Diş fırçalayın ve diş ipi kullanın: Bu gerçekten fertiliteye etkili midir ? Belki. Ağız içi bakımının üreme başarısına etkisi olduğu düşünülüyor. Her gün diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak ve 6 ayda bir profesyonel temizlik, sigara kullanmamak, şekerli gıda ve sıvıları kullanmamak fertiliteyi koruyor.
- Güvenli sex hayatı: Prezervatif kullanımı gebelikten korumak yanında bulaşıcı genital sistem hastalıklarından da korur. Geçirilebilecek bir gonore, klamidya enfeksiyonu kalıcı bir kısırlık sebebi olabilir. Öyleyse düzenli jinekolojik muayene – siz ve partneriniz için- çok önemlidir.
- Sigara kullanmayın: Sigara yumurta bozulmasını doğal yıkımdan daha hızlı yapar. Düşük ihtimalini arttırır. Dış gebelik sigara kullananlarda daha sık olur. İleriye dönük olarak erken menapoz nedenidir. Sigara kullanaalarda menapoz yaklaşık 4 yıl daha erken olur. Şayet IVF yapılacaksa başarının sigara kullananlarda %34 daha az olduğu bilinmelidir. Hatta kendisi sigara kullanmasada yanında içilenlerde de (günde 6 veya daha fazla saat maruz kalanlar ) başarı aynı oranda düşüktür. Sigara bırakılınca fertilite oranı 1 yılda normal seviyeye ulaşır.
- Vitamin kullanın: Üreme çağındaki kadınlar gebelik için aktif çalışamasalar bile folik asit (400 mikrogram ) içeren multivitamin kullanmanın iyi olacağı tespit edilmiştir. Gebelik planı yapanlarda da fertilitenin artacağı ve yumurtlamanın uyarılacağı ve embryonun daha olacağı biliniyor. Ayrıca fertilite problemleri oalnlarda demir desteğininde gerekli olduğu (40 mg) bulunmuştur.
2 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:
(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
Market alışveriş listenizi gözden geçirin. 18. 000 gebelik için uğraşan kadında yapılan çalışmaya göre beslenme ve fertilite arasında bir ilişki var. 4 bebek dostu beslenme önerisi :
- Yavaş sindirilen karbonhidratları (sebze ve tam tahıl) tercih edin beyaz ekmek ve beyaz pirinç tüketimini azaltın.
- Transyağ içeren yiyecekleri tercih etmeyin.
- Doymamış yağları tercih edin.
- Hayvansal protein yerine bitkisel protein tercih edin.
Düşük glisemil indeksli beslenmek kan şekerini düşük tutar, ayrıca Diabet ve Kalp Damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kan şekeri artarsa kanda insulin de artar. İnsulin artarsa dolaşan testosteron artar bu da yumurtlama mekanizmasını bozar. Dolayısıyla yapabildiğiniz kadar meyve – sebze yemeli; balığı kırmızı ete tercih etmeli; yumurta, kurubaklagil, fındık gibi bitkisel proteinleri yemeklerinizden eksik etmemelisiniz.
- Sağlıklı kilonuzda kalın. Vücut kitle indeksiniz 20 ile 24 arasında ise fertilite zonundasınız. Düşük veya yüksek indeks fertilte potansiyelinizi, adet düzeninizi ve yumurtlama düzeninizi bozar.
- Kalçanızı hareket ettirin. Chavarro’ya göre haftanın çoğu günü yapılan enerjik egzersizler infertilite için daha düşük risk sağlar. Daha fazlasına ihtiyacı olan kadınlar buna ek olarak karma güç egzersizi, aerobik egzersizler, bisiklete, yüzme, yürüyüş yapmalıdır.
- BPA (Bisfenol) içeren su şişesi kullanmayın. BPA östojene benzer kimyasal reaksiyonlar yapar. Dolayısıyla vücudun hormon dengesaini bozar. Bu nedenle plastik ürünler yerine paslanmaz çelik kullanılmalıdır.
1 yıl içinde gebelik planlıyorsanız:
(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
- Korunma yönteminizi gözden geçirin. Eğer bariyer yöntemi ile ( prezervatif, diyafram ) korunuyorsanız kullanmayı bırakmanız gebelik için yeterlidir. Eğer rahim içi araç ( Spiral) ile korunuyorsanız doktorunuzun spirali çekmesi ile gebelik oluşabilir. Eğer Doğum Kontrol Hapları kullanıyorsanız ister 1 yıl ister 20 yıldır kullanıyor olun tüm söylenenlerin tersine ilacı bıraktığınızda yaşınıza uygun fertilite oranına kavauşursunuz. Hapın bırakılmasını takiben hemen gebe kalınabileceği gibi birkaç ay da sürebilir. Hapı bırakan kadınlarda 1. adet hafif bir düzensizlik gösterse de yumurtlama 2 hafta içinde oluşabilir. Aylık korunma iğneleri de aynı doğum kontrol hapalrı gibidir. Eğer 3 aylık korunma iğnesi kullanıyorsanız fertilite geri dönüşü 10 ayı bulabilir!
- Alkol ve kafein alımını sınırlandırın. Bazı araştırmalar haftada 1- 5 alkol alımının gebelik şansını azalttığını göstermiştir. Bazı çalışmalarda ise orta düzeyde alkol alımının fertilite ile zayıf bir ilişkisi olduğunu gösterir. Kafein konusunda tam bir konsensus olmasa da günde 300 mg kafein alınması halinde endometriosis ve Fallop tüpü hastalıklarını (ki bu durumlarda gebelik zordur) arttığını gösteren birkaç çalışma vardır.
- Stresi azaltın. Stres beyin yumurtalık aksını bozarak fertilite üzerinde etkili olabilir. Strese çözüm olarak başka olaylara odaklanmak, heergün 3 tane sizi mutlu eden şeyi yazmanız etkili olabilir. Ayrıca meditasyon, yoga, akupunktur; rahatlatıcı müzikleri dinlemek yararlı olur.
11 Ocak 2013 Cuma
DOĞUM
Doğum
Doğumun belirtileri
Doğumun yaklaştığını gösteren bazı belirtiler vardır. Anne adayları eğer bu belirtileri yaşıyorsa doğum yaklaşıyor demektir.
Bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesi nedeniyle rahim yüksekliği 2-3 cm azalır. Bu durum annenin daha rahat nefes alıp vermesine, mide ve bağırsak şikayetlerinin azalmasına neden olur.
Aşağı inen rahim, idrar torbasına baskı yaptığı için de anne daha sık idrara çıkar. Bu durum ilk defa hamile olanlarda doğumdan 1-2 hafta önce, sonraki hamileliklerde doğumdan yaklaşık bir gün önce görülür.
28. haftanın sonuna doğru rahmin doğuma hazırlık için yaptığı kasılmalar sıklaşır. Bu yalancı ağrılar genellikle doğumdan birkaç gün önce başlar, sıklık, şiddet ve süre olarak düzensizdir. Bel, kasık ve karında belirli bir noktada daha fazla hissedilebilecek bu ağrılar anne dolaştığında, dinlendiğinde ya da masajla geçebilir.
Bir diğer belirti doğumdan bir iki gün önce 1-2 kg. kilo kaybının olmasıdır. Bunun sebebi ise hormon düzeylerindeki değişiklikler nedeniyle vücuttan su atılması ve iştahın azalmasıdır.
Doğumun gerçekleşeceği gün vücutta depo edilen enerjinin bir kısmı açığa çıkar, vücut bu enerjiyi doğumda kullanmak üzere saklamıştır. Bu dönemde anne kendini çok iyi ve zinde hissedebilir.
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
Sancılar
Nişan gelmesi
Suyun gelmesi
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
SancılarGerçek doğum ağrıları düzenlidir, belli aralıklarla gelir ve en az 15-20 saniye sürer. Dinlenmekle ve pozisyon değiştirmekle ağrı geçmez. Masajın ve dolaşmanın da bir faydası olmaz. Bu ağrılar rahim ağzında yumuşama ve açılmaya neden olur. Sancılar başladığında düzenli gibiyse kaç dakikada bir geldiğine dikkat ederek doktora haber verilmelidir. Bu zamanda baba adayı, eşinin yanında ise saat tutarak sancıların ne kadarda bir geldiğini kontrol edebilir. Sancılar beş dakikada bire düşmemişse, en azından 45 saniye sürmüyorsa ve bu annenin ilk doğumu ise telaşlanarak hastaneye gitmeye gerek yoktur. İlk doğum yaklaşık 12-14 saat sürer ve bu sürenin çoğunu evde geçirmek anne adayı için daha rahat olabilir.
Ağrılar çok şiddetliyse, 40-60 saniye sürüyorsa ve beş dakikada bir ya da daha sık geliyorsa kasılmaların belli bir düzene girmesini beklemeye gerek olmayabilir. Çünkü bazı hamilelerde sancılar düzenli gelmeyebilir.
Ağrılar başladığında arada dinlenerek ağır ağır dolaşılabilir. Su gelmediyse ılık bir banyo alınabilir ve çok hafif bir şeyler bile yenilebilir.
Nişan gelmesi
Hamilelik boyunca kapalı olan rahim ağzında rahmi ve bebeği enfeksiyonlardan korumak amacıyla sümüksü bir tıkaç oluşur. Rahimdeki kasılmaların etkisiyle rahim ağzını tıkayan bu tıkaç düşer. Mukuslu, kanlı bir sıvının vajinadan geldiği görülür. Bu genellikle doğum sancılarından önce ya da doğumun ilk evresinde görülmekle beraber, doğumdan iki üç gün önce de görülebilir. Bu durumda düzenli ağrıların başlamasını ya da suyun gelmesini beklemek gerekebilir.
Suyun gelmesiBebeğin çevresindeki su kesesi gerilmelerin ve kasılmaların etkisiyle birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse gelen su miktarı çok olmayabilir. Açık sarı renkli berrak bir sıvıdır. Su geldiğinde hemen doktora haber verilmeli ve sancılar başlamamış olsa bile anne hastaneye gitmelidir çünkü enfeksiyon kapabileceğinden bebeğin 24 saat içinde doğması gerekmektedir
Doğum Başladığı Zaman ...Herkesin doğumu kendine hastır çünkü hiç bir doğum diğerine benzemez. Birden fazla doğum yapan annelerin doğumları arasında dahi fark vardır. Onun için bu deneyim anneye özeldir. Doğumun başlamasıyla beraber yoğun bir yalnızlık duygusu yaşanabilir. Kişi sevdiklerinden uzaklaştığını, bu işi tek başına yapmak zorunda kaldığı için yalnız olduğunu düşünebilir. Anne adayı belki de çekilen tüm bu acılardan eşinin sorumlu olduğunu düşünüp ona kızabilir de. İşte o zaman, bu anı ne kadar çok beklediğini ve en kısa zamanda çocuğunu kucağına alacağını unutmamalıdır.
İlk Evre
Bu genellikle doğumun en uzun evresidir. Ağrıların başladığı andan doğumda bebeğin geçeceği yolun açılması için rahim ağzının tam olarak açılmasına (10cm.) kadar geçen süredir.
Giriş evresi :
Ağrılar başladıktan sonra rahim ağzı 3 cm. açılana kadar geçen süredir. Ağrılar düzensiz ve seyrek olabilir. Genellikle rahim ağzında saatte 1 cm. açılma olur. Doğumun başlangıç evresi birkaç saat ile birkaç gün arasında sürebilir. Anneler bu evreyi evde dinlenerek geçirebilir. Duş alabilir. Baba adayları, bu devrede eşinin en yakın yardımcısidır. Sancıların kaç dakikada bir geldiğini belirlemek için babalar saat tutabilir, eşine sarılıp yardımcı olabilir. Ona rahatlaması için masaj dahi yapabilir.
Daha sonraki evrede ise :Daha sonraki evrede ise ağrılar 3-4 dakika gibi bir sıklıkta gelmektedir ve düzenlidir. Doktor gerekli görürse ağrı ile baş edebilmek için anne adayına ağrı kesici ilaç ya da epidural anestezi uygulayabilir. Ağrı ile baş etmede nefes almanın çok etkili bir yöntem olduğu unutulmamalı.
Anne adayları bu evrede hastaneye gittiğinde üstünü değiştirdikten sonra hemşire anne adayına doğum belirtileriyle ilgili sorular soracak, tansiyonunu, ateşini ölçecek, nabzını sayacaktır. Bebeğin pozisyonunu öğrenmek için karından muayene ya da ultrason yapılabilir, bebeğin kalp sesleri izlenebilir. Doktor gerek görürse idrar ve kan tahlili yaptırabilir. Daha sonra doktor ya da ebe vajinal muayene ile rahim ağzının ne kadar açıldığına bakar. Bu muayene belli aralıklarla, genelde iki sancı arasında yapılacaktır.
İlk evrede ve daha sonrasında sancılar geldiğinde dikkat, soluk alıp verme üzerinde toplanmaya çalışılmalı ve dinlenebilmek için sancılar arasında gevşenmelidir. Bakışlar belli bir noktada yoğunlaştırılarak, istenilen bir şey düşünülebilir, şarkı söylenebilir, inlenebilir. Her ağrının anne adayını bebeğe daha da yaklaştırdığı unutulmamalıdır. Bu yüzden gelecek ağrıları değil yaşanılan ağrı düşünülmeli, o bitene kadar soluk alıp verilmeli ve diğer sancı gelene kadar dinlenilmelidir, hatta uyunabilir bile. Bu evrede sancının en fazla olduğu anda burundan nefes alıp ağızdan verilmelidir. Nefes alırken önce karın, sonra göğüs şişirilmelidir. Derin ve yavaş nefes alıp vermeye çalışılmalıdır. Ağrı geçtiğinde normal nefes almaya devam edilmelidir.
İkinci Evre
Bu devrede rahim ağzı tam olarak, 10 cm açılmıştır ve artık anne de bebeği dışarı iterek onun çıkmasına yardımcı olabilir. Ortalama 1-2 saat sürer. Bebek hazne içinde ilerlerken kuvvetli bir ıkınma hissi duyulacaktır. Acele etmeden doktorun en çok ıkınılmasını istediği anlarda ıkınmaya çalışılmalıdır. Doktor zamanın geldiğini ve ıkınılması gerektiğini söylerse derin bir nefesle ciğerlerin tamamına hava doldurulmalıdır. Nefesi tutarak ağız kapalı bir halde vücut öne doğru büzülmeli, baş ve omuzlar yataktan kaldırılıp çene göğüse dayanacak şekilde tüm güçle makata doğru ıkınılmalıdır. Ağrı devam ettiği sürece ıkınma sürdürülmeli, ağrı geçince ıkınmayı bırakıp gevşemeye çalışılmalıdır. Sancının durduğu anlarda dinlenilirse bir sonraki ıkınma için güç toplamış olunur. Doğum sırasında dışkılama ya da idrar yapma doğaldır, bu engellenmeye çalışılmamalıdır, bu utanılacak bir durum değildir
Doğum AnıArtık sonuna gelindi sayılabilecek bu aşamada bebeğin başı rahim ağzına iyice yaklaşarak pelvis tabanına dayanmıştır. Her sancı ve kasılma sayesinde bebek başı biraz daha ilerleyecektir. Bebeğin başı göründüğünde doktor anneden ıkınmamasını isteyebilir çünkü aniden çıkan baş doğum yolunda yırtıklara sebep olabilir.
Bebeğin başı çıkar çıkmaz doktor ya da ebe bebeğin ağzındaki salgıları steril bir gazlı bez ile siler. Bundan sonra ıkınmamak gerekir. Daha sonra doktor ya da ebe başı hafifçe aşağı çekerek omuzları da doğurtur ve hafifçe çekerek gövde ve bacakları da çıkarır. Bebek normalde bu dönemde solunum yapmaya başlar ve ağlayabilir. Nefes alıp bebeğin kalbi çalışınca göbek kordonuna ihtiyaç kalmamıştır. Kordon göbekten 10-15 cm. uzaklıktan bağlanır, 2 cm. aralıkla ikinci bir bağ konularak ikisinin arasından kesilir.
Anne doktordan bebeğini kucağına vermesini istemeli ve hemen bebeği emzirmeye başlamalıdır. Doğduğunda bebeğin vücudu yağlı bir madde ve kan ile kaplıdır. Bu nedenle bebeğin temizlenmesi ve muayene edilmesi için götürülebilir. Bebeğin rengi, solunumu, kalp atışları, hareketleri ve uyarılara karşı verdiği tepkiler değerlendirilecek, boyu, kilosu ve baş çevresi ölçülecektir.
Üçüncü Evre
Bebek dünyaya merhaba dedikten sonra rahim bir süre daha kasılmaya devam eder ve plasenta yerinden ayrılır. Hafif olarak yapılabilecek karın masajı da ayrılmaya yardımcı olabilir. Bu dönemde bebek emzirilmeye başlanırsa hem plasentanın atılması kolaylaşır hem de olabilecek emzirme sorunları en aza indirilmiş olur. Doğumdan sonra gerekiyorsa dikişler atılır ve temizlik yapılır. Anne artık nihayet dinlenebilir, eş ve sevdikleriyle bu mutluluğu paylaşabilir. Hemşireler bebeği odaya getirdiklerinde anne onu emzirmeyi deneyebilir. Bu ilk denemede hemşireler anneye yardımcı olacaklardır
EpizyotomiBazen bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve olabilecek yırtıkları önlemek için doktor vajinanın açıklığı ile anüs arasındaki deride bir kesi yapar. Vakum veya forseps kullanılan müdahaleli doğumlarda, bebeğin makattan geldiği veya doğumu yaptıran kişi yırtılmanın kaçınılmaz olduğuna karar verdiği durumlarda uygulanabilir. Deri bölgesi uyuşturulduktan sonra kesi yapılır, anne adayının kesinlikle canı acımaz. Doğumdan sonra uygun şekilde dikilir.
Doğum Yaptıktan Sonra Neler Olacak?Doğumdan sonra annede bazı değişiklikler olacaktır ve doğum sonrası dönem her zaman rahat geçmeyebilir.
İlk iki ile altı hafta süresince adet kanaması gibi, yoğun ve kırmızı renkli kanama olabilir.
Ne yapmalı?Hijyenik kadın bağı kullanılabilir, ancak bu bezlerin en fazla 6 saatte bir değiştirilmesi gerekmektedir. Bu kanamanın rengi pembeden kahverengiye dönüşerek birkaç hafta sonra beyaz bir akıntı halini alır. Kanama fazlalaşır, ateş çıkarsa ya da akıntı kötü kokuyorsa doktora danışılmalıdır. Emziren annelerde kanama daha kısasürebilir.
Tuvalet konusunda da sorun yaşanabilir. İlk günlerde idrara çıkarken zorlanılması normaldir ve kabızlık görülebilir.
Ne yapmalı ?Doğumdan sonra mümkün olduğu kadar çabuk ayağa kalkıp yürümeye çalışmak bağırsak hareketlerini de hızlandıracaktır. Annenin bol su içip yediklerine de dikkat etmesi faydalı olacaktır. Annenin tuvaletini yaparken dikişlerinin açılma olasılığı düşüktür ancak hiçbir zaman tuvalette ıkınıp kendisini fazla zorlamamalıdır çünkü hemoroid oluşabilir.
Doğum sırasında doktor kesi yaptıysa dikişler ilk günlerde ağrı yapabilir. Otururken ve yürürken kesi yerinde rahatsızlık hissedilebilir. Genellikle en geç bir hafta içinde dikişler kendiliğinden düşer ve kesi yeri iyileşir.
Ne yapmalı?Doğumdan hemen sonra pelvis kaslarını çalıştıracak hareketleri yapmak ve dikiş alanına buz torbası koymak faydalı olabilir. Ayrıca bu bölge hep temiz ve kuru tutulmalı, temizlik önden arkaya doğru yapılmalı ve tuvalet kağıdı kullanılmalıdır. Doktor temizlik için bir solüsyon önerdiyse kullanılabilir. Dikişlerde kızarıklık, ağrı ve 38 C ve üzerinde ateş olursa doktorla görüşülmelidir.
Doğumdan sonra anne kendisini iyi hissettiği an banyo yapabilir. Banyonun ilk günler ayakta duş şeklinde yapılması önerilmektedir. Sezaryan ile doğum yapıldıysa dikişler alındıktan sonra ayakta duş alınabilir.
Uzun süren hamilelik döneminden sonra vücudun eski haline dönmesi altı aydan önce mümkün olmaz.
Ne yapmalı?Altıncı haftada doktor kontrolüne gitmek çok önemlidir çünkü bu haftadan itibaren vücut yavaş yavaş eski haline dönmeye başlamıştır, rahim gebelik öncesi büyüklüğüne döner. Doktor bu kontrolde vajinal muayene yapacak, dikişlerin durumuna bakarak rahimi muayene edecektir. Bu kontrole gidildiğinde doktora hangi doğum kontrol yönteminin seçileceği konusunda danışılabilir.
Adet görmeye başlamak ise bebeğin nasıl beslendiğine bağlıdır. Bebek emziriliyorsa adet meme verme sayısının iyice azalmasına dek gecikebilir. Bebeğe mama veriliyorsa 4-6 hafta arasında ilk adet görülebilir.
Doğumdan sonraki üç ay boyunca, bazen daha da uzun bir süre saçlar dökülür. Çünkü hamilelik boyunca hormonlar nedeniyle normalde dökülmesi gereken saçları dökülmemiştir. Bu yüzden şimdi anneye daha çok saçı dökülüyor gibi gelmesi normaldir.
Doğumdan sonra bebek emzirirken oruç tutmak sağlıklı değildir çünkü gün boyunca yeterli besin ve sıvıyı vücut alamamaktadır. Doğumdan sonra 1 ay kadar demir haplarına devam edilmelidir. Bu sayede gebelik süresince ve doğumda kan kaybedildiği için azalan demir depoları desteklenmiş olur.
Doğum sonrasında kanama bittikten sonra cinsel ilişki kurulabilir. Kanama varken ilişkiye girmek istenirse eş kondom kullanmalıdır. Haznede kuruluk hissedilirse nemlendirmek için gliserin kullanılabilir. Doğumdan sonra cinsel istekte artma ya da azalma olması normaldir. Hormonal dengenin değişmesi, yaşanılan ortamın değişmesi gibi nedenler bu artma ya da azalmadan sorumlu olabilirler. Önemli olan iki tarafın da birlikte karar vermesi, birbirine anlayış ve uyum göstermesidir. Tabii bu aşamada kadının isteyip istemediği ve durumunun nasıl olduğu en önemli konudur.
Belki de yukarıda belirtilen, annenin vücudundaki normale dönüş sürecinde yaşadıklarından daha önemlisi, annenin, bir başka deyişle “lohusa” nın kendini nasıl hissettiğidir.
Vücuttaki hormonal değişiklikler annenin ruh halini etkiler. Anne zaman zaman kendisini kötü hissedebilir, bir sebep yokken ağlayabilir, alıngan veya sinirli olabilir. Annenin çevresindekilerin hepsi bebeğe ilgi göstermektedir halbuki anneyi evde bekleyen bir çok yükümlülükler, belki başka çocuklar vardır. Hayat artık eskisinden çok farklı olacaktır. Anne kendisini şişman ve çirkin buluyor olabilir. Bütün bunlar sıkıntıyı arttırabilir. İşte burada babalar anneye destek vererek sıkıntılarını azaltabilir. Daha önce doğum yapmış arkadaşlarla da konuşulabilir. Bunlar çoğu yeni anne tarafından hissedilir ve normaldir. Hormonal değişikliklerin yol açtığı bu durumu değiştirmek elde değildir. Eğer bu sıkıntılar altı ay boyunca devam ediyorsa bir uzmana baş vurmak gerekebilir.
Anne ilk zamanlarda bebeği bir yabancı gibi görüp hayal ettiğinin bu olup olmadığı konusunda kendisini sorgulayabilir. Belki de onu yeteri kadar sevemediğini düşünüp suçluluk da duyabilir. Kendisine ve bebeğine birbirlerine alışmaları için zaman tanımaları gerekecektir.
Annenin bebeğin bakımıyla ilgili bilgileri arttıkça, onunla daha çok vakit geçirdikçe, onun ne istediğini daha iyi anlayabilir, tedirginlik azalır.
Bebekle geçirilen zamanın etkili olması için dinlenmiş olmak gerekir. İşte onun için o uyuduğu zamanlarda anne de onunla beraber uyuyarak ya da en azından dinlenerek güç toplayabilir. Ev işleri bir süre bekleyebilir. Ev işlerinde, diğer çocukların bakımında ve misafir geldiğinde babalardan veya ailedeki akrabalardan yardım istenebilir.
BabalarDoğumun yaklaştığını ya da başladığını gösteren belirtilerle birlikte anne adayında bir enerji artışı olacaktır. Baba adayı eşinin bu enerjisini ev temizliği gibi şeylerle tüketmesini önlemeli, bu enerjisini doğuma saklamasını sağlayabilmelidir. Sancıları başladığında eşini sakinleştirmeli, saat tutarak sancıların kaç dakikada bir geldiğine bakmalıdır.
Birlikte nefes alma alıştırmaları yapabilir, eşinin beline masaj yapabilir.
Eşinin doğum yapmasını beklerken baba adayının da en az eşi kadar heyecanlı olacağı bilinmektedir. Eşine veya bebeğe bir zarar gelecek mi diye düşünüp korkabilir, hiçbir şey yapamadığı için çaresizlik yaşayabilir. Bu duygularla başa çıkabilmek için bir yakınıyla konuşabilir, onunla duygularını paylaşabilir. Yürümek de baba adayını rahatlatacaktır. Baba bebeği ilk kez gördüğünde cinsiyeti beklediğinden farklı olduğu ya da küçük ve çirkin göründüğü için hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Bebek beklentilerden farklıysa kendisine ve ona biraz zaman tanımalıdır. Bebek başka bebeklerle karşılaştırılmamalı ve olumsuz yorumlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Bu gibi yorumlarda özellikle anne kendisini suçlu hissedebilir ve suçluluk hissedebilir. Bu gibi olumsuz duygular sonucunda da annenin sütü kesilebilir. Anneyi suçlayıcı söz ve davranışlardan kaçınmak yerinde olacaktır.
ÖNEMLİ!Henüz ülkemizde pek yaygın olmamakla beraber baba adayları eşleriyle doğumhaneye girebilir ve bebeklerinin doğumuna tanık olabilir. Önceden doktorla konuşup doğuma girmek istediğini belirtebilir
Doğumun belirtileri
Doğumun yaklaştığını gösteren bazı belirtiler vardır. Anne adayları eğer bu belirtileri yaşıyorsa doğum yaklaşıyor demektir.
Bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesi nedeniyle rahim yüksekliği 2-3 cm azalır. Bu durum annenin daha rahat nefes alıp vermesine, mide ve bağırsak şikayetlerinin azalmasına neden olur.
Aşağı inen rahim, idrar torbasına baskı yaptığı için de anne daha sık idrara çıkar. Bu durum ilk defa hamile olanlarda doğumdan 1-2 hafta önce, sonraki hamileliklerde doğumdan yaklaşık bir gün önce görülür.
28. haftanın sonuna doğru rahmin doğuma hazırlık için yaptığı kasılmalar sıklaşır. Bu yalancı ağrılar genellikle doğumdan birkaç gün önce başlar, sıklık, şiddet ve süre olarak düzensizdir. Bel, kasık ve karında belirli bir noktada daha fazla hissedilebilecek bu ağrılar anne dolaştığında, dinlendiğinde ya da masajla geçebilir.
Bir diğer belirti doğumdan bir iki gün önce 1-2 kg. kilo kaybının olmasıdır. Bunun sebebi ise hormon düzeylerindeki değişiklikler nedeniyle vücuttan su atılması ve iştahın azalmasıdır.
Doğumun gerçekleşeceği gün vücutta depo edilen enerjinin bir kısmı açığa çıkar, vücut bu enerjiyi doğumda kullanmak üzere saklamıştır. Bu dönemde anne kendini çok iyi ve zinde hissedebilir.
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
Sancılar
Nişan gelmesi
Suyun gelmesi
Doğumun başladığı aşağıdaki üç belirtiyle anlaşılabilir;
SancılarGerçek doğum ağrıları düzenlidir, belli aralıklarla gelir ve en az 15-20 saniye sürer. Dinlenmekle ve pozisyon değiştirmekle ağrı geçmez. Masajın ve dolaşmanın da bir faydası olmaz. Bu ağrılar rahim ağzında yumuşama ve açılmaya neden olur. Sancılar başladığında düzenli gibiyse kaç dakikada bir geldiğine dikkat ederek doktora haber verilmelidir. Bu zamanda baba adayı, eşinin yanında ise saat tutarak sancıların ne kadarda bir geldiğini kontrol edebilir. Sancılar beş dakikada bire düşmemişse, en azından 45 saniye sürmüyorsa ve bu annenin ilk doğumu ise telaşlanarak hastaneye gitmeye gerek yoktur. İlk doğum yaklaşık 12-14 saat sürer ve bu sürenin çoğunu evde geçirmek anne adayı için daha rahat olabilir.
Ağrılar çok şiddetliyse, 40-60 saniye sürüyorsa ve beş dakikada bir ya da daha sık geliyorsa kasılmaların belli bir düzene girmesini beklemeye gerek olmayabilir. Çünkü bazı hamilelerde sancılar düzenli gelmeyebilir.
Ağrılar başladığında arada dinlenerek ağır ağır dolaşılabilir. Su gelmediyse ılık bir banyo alınabilir ve çok hafif bir şeyler bile yenilebilir.
Nişan gelmesi
Hamilelik boyunca kapalı olan rahim ağzında rahmi ve bebeği enfeksiyonlardan korumak amacıyla sümüksü bir tıkaç oluşur. Rahimdeki kasılmaların etkisiyle rahim ağzını tıkayan bu tıkaç düşer. Mukuslu, kanlı bir sıvının vajinadan geldiği görülür. Bu genellikle doğum sancılarından önce ya da doğumun ilk evresinde görülmekle beraber, doğumdan iki üç gün önce de görülebilir. Bu durumda düzenli ağrıların başlamasını ya da suyun gelmesini beklemek gerekebilir.
Suyun gelmesiBebeğin çevresindeki su kesesi gerilmelerin ve kasılmaların etkisiyle birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse gelen su miktarı çok olmayabilir. Açık sarı renkli berrak bir sıvıdır. Su geldiğinde hemen doktora haber verilmeli ve sancılar başlamamış olsa bile anne hastaneye gitmelidir çünkü enfeksiyon kapabileceğinden bebeğin 24 saat içinde doğması gerekmektedir
Doğum Başladığı Zaman ...Herkesin doğumu kendine hastır çünkü hiç bir doğum diğerine benzemez. Birden fazla doğum yapan annelerin doğumları arasında dahi fark vardır. Onun için bu deneyim anneye özeldir. Doğumun başlamasıyla beraber yoğun bir yalnızlık duygusu yaşanabilir. Kişi sevdiklerinden uzaklaştığını, bu işi tek başına yapmak zorunda kaldığı için yalnız olduğunu düşünebilir. Anne adayı belki de çekilen tüm bu acılardan eşinin sorumlu olduğunu düşünüp ona kızabilir de. İşte o zaman, bu anı ne kadar çok beklediğini ve en kısa zamanda çocuğunu kucağına alacağını unutmamalıdır.
İlk Evre
Bu genellikle doğumun en uzun evresidir. Ağrıların başladığı andan doğumda bebeğin geçeceği yolun açılması için rahim ağzının tam olarak açılmasına (10cm.) kadar geçen süredir.
Giriş evresi :
Ağrılar başladıktan sonra rahim ağzı 3 cm. açılana kadar geçen süredir. Ağrılar düzensiz ve seyrek olabilir. Genellikle rahim ağzında saatte 1 cm. açılma olur. Doğumun başlangıç evresi birkaç saat ile birkaç gün arasında sürebilir. Anneler bu evreyi evde dinlenerek geçirebilir. Duş alabilir. Baba adayları, bu devrede eşinin en yakın yardımcısidır. Sancıların kaç dakikada bir geldiğini belirlemek için babalar saat tutabilir, eşine sarılıp yardımcı olabilir. Ona rahatlaması için masaj dahi yapabilir.
Daha sonraki evrede ise :Daha sonraki evrede ise ağrılar 3-4 dakika gibi bir sıklıkta gelmektedir ve düzenlidir. Doktor gerekli görürse ağrı ile baş edebilmek için anne adayına ağrı kesici ilaç ya da epidural anestezi uygulayabilir. Ağrı ile baş etmede nefes almanın çok etkili bir yöntem olduğu unutulmamalı.
Anne adayları bu evrede hastaneye gittiğinde üstünü değiştirdikten sonra hemşire anne adayına doğum belirtileriyle ilgili sorular soracak, tansiyonunu, ateşini ölçecek, nabzını sayacaktır. Bebeğin pozisyonunu öğrenmek için karından muayene ya da ultrason yapılabilir, bebeğin kalp sesleri izlenebilir. Doktor gerek görürse idrar ve kan tahlili yaptırabilir. Daha sonra doktor ya da ebe vajinal muayene ile rahim ağzının ne kadar açıldığına bakar. Bu muayene belli aralıklarla, genelde iki sancı arasında yapılacaktır.
İlk evrede ve daha sonrasında sancılar geldiğinde dikkat, soluk alıp verme üzerinde toplanmaya çalışılmalı ve dinlenebilmek için sancılar arasında gevşenmelidir. Bakışlar belli bir noktada yoğunlaştırılarak, istenilen bir şey düşünülebilir, şarkı söylenebilir, inlenebilir. Her ağrının anne adayını bebeğe daha da yaklaştırdığı unutulmamalıdır. Bu yüzden gelecek ağrıları değil yaşanılan ağrı düşünülmeli, o bitene kadar soluk alıp verilmeli ve diğer sancı gelene kadar dinlenilmelidir, hatta uyunabilir bile. Bu evrede sancının en fazla olduğu anda burundan nefes alıp ağızdan verilmelidir. Nefes alırken önce karın, sonra göğüs şişirilmelidir. Derin ve yavaş nefes alıp vermeye çalışılmalıdır. Ağrı geçtiğinde normal nefes almaya devam edilmelidir.
İkinci Evre
Bu devrede rahim ağzı tam olarak, 10 cm açılmıştır ve artık anne de bebeği dışarı iterek onun çıkmasına yardımcı olabilir. Ortalama 1-2 saat sürer. Bebek hazne içinde ilerlerken kuvvetli bir ıkınma hissi duyulacaktır. Acele etmeden doktorun en çok ıkınılmasını istediği anlarda ıkınmaya çalışılmalıdır. Doktor zamanın geldiğini ve ıkınılması gerektiğini söylerse derin bir nefesle ciğerlerin tamamına hava doldurulmalıdır. Nefesi tutarak ağız kapalı bir halde vücut öne doğru büzülmeli, baş ve omuzlar yataktan kaldırılıp çene göğüse dayanacak şekilde tüm güçle makata doğru ıkınılmalıdır. Ağrı devam ettiği sürece ıkınma sürdürülmeli, ağrı geçince ıkınmayı bırakıp gevşemeye çalışılmalıdır. Sancının durduğu anlarda dinlenilirse bir sonraki ıkınma için güç toplamış olunur. Doğum sırasında dışkılama ya da idrar yapma doğaldır, bu engellenmeye çalışılmamalıdır, bu utanılacak bir durum değildir
Doğum AnıArtık sonuna gelindi sayılabilecek bu aşamada bebeğin başı rahim ağzına iyice yaklaşarak pelvis tabanına dayanmıştır. Her sancı ve kasılma sayesinde bebek başı biraz daha ilerleyecektir. Bebeğin başı göründüğünde doktor anneden ıkınmamasını isteyebilir çünkü aniden çıkan baş doğum yolunda yırtıklara sebep olabilir.
Bebeğin başı çıkar çıkmaz doktor ya da ebe bebeğin ağzındaki salgıları steril bir gazlı bez ile siler. Bundan sonra ıkınmamak gerekir. Daha sonra doktor ya da ebe başı hafifçe aşağı çekerek omuzları da doğurtur ve hafifçe çekerek gövde ve bacakları da çıkarır. Bebek normalde bu dönemde solunum yapmaya başlar ve ağlayabilir. Nefes alıp bebeğin kalbi çalışınca göbek kordonuna ihtiyaç kalmamıştır. Kordon göbekten 10-15 cm. uzaklıktan bağlanır, 2 cm. aralıkla ikinci bir bağ konularak ikisinin arasından kesilir.
Anne doktordan bebeğini kucağına vermesini istemeli ve hemen bebeği emzirmeye başlamalıdır. Doğduğunda bebeğin vücudu yağlı bir madde ve kan ile kaplıdır. Bu nedenle bebeğin temizlenmesi ve muayene edilmesi için götürülebilir. Bebeğin rengi, solunumu, kalp atışları, hareketleri ve uyarılara karşı verdiği tepkiler değerlendirilecek, boyu, kilosu ve baş çevresi ölçülecektir.
Üçüncü Evre
Bebek dünyaya merhaba dedikten sonra rahim bir süre daha kasılmaya devam eder ve plasenta yerinden ayrılır. Hafif olarak yapılabilecek karın masajı da ayrılmaya yardımcı olabilir. Bu dönemde bebek emzirilmeye başlanırsa hem plasentanın atılması kolaylaşır hem de olabilecek emzirme sorunları en aza indirilmiş olur. Doğumdan sonra gerekiyorsa dikişler atılır ve temizlik yapılır. Anne artık nihayet dinlenebilir, eş ve sevdikleriyle bu mutluluğu paylaşabilir. Hemşireler bebeği odaya getirdiklerinde anne onu emzirmeyi deneyebilir. Bu ilk denemede hemşireler anneye yardımcı olacaklardır
EpizyotomiBazen bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve olabilecek yırtıkları önlemek için doktor vajinanın açıklığı ile anüs arasındaki deride bir kesi yapar. Vakum veya forseps kullanılan müdahaleli doğumlarda, bebeğin makattan geldiği veya doğumu yaptıran kişi yırtılmanın kaçınılmaz olduğuna karar verdiği durumlarda uygulanabilir. Deri bölgesi uyuşturulduktan sonra kesi yapılır, anne adayının kesinlikle canı acımaz. Doğumdan sonra uygun şekilde dikilir.
Doğum Yaptıktan Sonra Neler Olacak?Doğumdan sonra annede bazı değişiklikler olacaktır ve doğum sonrası dönem her zaman rahat geçmeyebilir.
İlk iki ile altı hafta süresince adet kanaması gibi, yoğun ve kırmızı renkli kanama olabilir.
Ne yapmalı?Hijyenik kadın bağı kullanılabilir, ancak bu bezlerin en fazla 6 saatte bir değiştirilmesi gerekmektedir. Bu kanamanın rengi pembeden kahverengiye dönüşerek birkaç hafta sonra beyaz bir akıntı halini alır. Kanama fazlalaşır, ateş çıkarsa ya da akıntı kötü kokuyorsa doktora danışılmalıdır. Emziren annelerde kanama daha kısasürebilir.
Tuvalet konusunda da sorun yaşanabilir. İlk günlerde idrara çıkarken zorlanılması normaldir ve kabızlık görülebilir.
Ne yapmalı ?Doğumdan sonra mümkün olduğu kadar çabuk ayağa kalkıp yürümeye çalışmak bağırsak hareketlerini de hızlandıracaktır. Annenin bol su içip yediklerine de dikkat etmesi faydalı olacaktır. Annenin tuvaletini yaparken dikişlerinin açılma olasılığı düşüktür ancak hiçbir zaman tuvalette ıkınıp kendisini fazla zorlamamalıdır çünkü hemoroid oluşabilir.
Doğum sırasında doktor kesi yaptıysa dikişler ilk günlerde ağrı yapabilir. Otururken ve yürürken kesi yerinde rahatsızlık hissedilebilir. Genellikle en geç bir hafta içinde dikişler kendiliğinden düşer ve kesi yeri iyileşir.
Ne yapmalı?Doğumdan hemen sonra pelvis kaslarını çalıştıracak hareketleri yapmak ve dikiş alanına buz torbası koymak faydalı olabilir. Ayrıca bu bölge hep temiz ve kuru tutulmalı, temizlik önden arkaya doğru yapılmalı ve tuvalet kağıdı kullanılmalıdır. Doktor temizlik için bir solüsyon önerdiyse kullanılabilir. Dikişlerde kızarıklık, ağrı ve 38 C ve üzerinde ateş olursa doktorla görüşülmelidir.
Doğumdan sonra anne kendisini iyi hissettiği an banyo yapabilir. Banyonun ilk günler ayakta duş şeklinde yapılması önerilmektedir. Sezaryan ile doğum yapıldıysa dikişler alındıktan sonra ayakta duş alınabilir.
Uzun süren hamilelik döneminden sonra vücudun eski haline dönmesi altı aydan önce mümkün olmaz.
Ne yapmalı?Altıncı haftada doktor kontrolüne gitmek çok önemlidir çünkü bu haftadan itibaren vücut yavaş yavaş eski haline dönmeye başlamıştır, rahim gebelik öncesi büyüklüğüne döner. Doktor bu kontrolde vajinal muayene yapacak, dikişlerin durumuna bakarak rahimi muayene edecektir. Bu kontrole gidildiğinde doktora hangi doğum kontrol yönteminin seçileceği konusunda danışılabilir.
Adet görmeye başlamak ise bebeğin nasıl beslendiğine bağlıdır. Bebek emziriliyorsa adet meme verme sayısının iyice azalmasına dek gecikebilir. Bebeğe mama veriliyorsa 4-6 hafta arasında ilk adet görülebilir.
Doğumdan sonraki üç ay boyunca, bazen daha da uzun bir süre saçlar dökülür. Çünkü hamilelik boyunca hormonlar nedeniyle normalde dökülmesi gereken saçları dökülmemiştir. Bu yüzden şimdi anneye daha çok saçı dökülüyor gibi gelmesi normaldir.
Doğumdan sonra bebek emzirirken oruç tutmak sağlıklı değildir çünkü gün boyunca yeterli besin ve sıvıyı vücut alamamaktadır. Doğumdan sonra 1 ay kadar demir haplarına devam edilmelidir. Bu sayede gebelik süresince ve doğumda kan kaybedildiği için azalan demir depoları desteklenmiş olur.
Doğum sonrasında kanama bittikten sonra cinsel ilişki kurulabilir. Kanama varken ilişkiye girmek istenirse eş kondom kullanmalıdır. Haznede kuruluk hissedilirse nemlendirmek için gliserin kullanılabilir. Doğumdan sonra cinsel istekte artma ya da azalma olması normaldir. Hormonal dengenin değişmesi, yaşanılan ortamın değişmesi gibi nedenler bu artma ya da azalmadan sorumlu olabilirler. Önemli olan iki tarafın da birlikte karar vermesi, birbirine anlayış ve uyum göstermesidir. Tabii bu aşamada kadının isteyip istemediği ve durumunun nasıl olduğu en önemli konudur.
Belki de yukarıda belirtilen, annenin vücudundaki normale dönüş sürecinde yaşadıklarından daha önemlisi, annenin, bir başka deyişle “lohusa” nın kendini nasıl hissettiğidir.
Vücuttaki hormonal değişiklikler annenin ruh halini etkiler. Anne zaman zaman kendisini kötü hissedebilir, bir sebep yokken ağlayabilir, alıngan veya sinirli olabilir. Annenin çevresindekilerin hepsi bebeğe ilgi göstermektedir halbuki anneyi evde bekleyen bir çok yükümlülükler, belki başka çocuklar vardır. Hayat artık eskisinden çok farklı olacaktır. Anne kendisini şişman ve çirkin buluyor olabilir. Bütün bunlar sıkıntıyı arttırabilir. İşte burada babalar anneye destek vererek sıkıntılarını azaltabilir. Daha önce doğum yapmış arkadaşlarla da konuşulabilir. Bunlar çoğu yeni anne tarafından hissedilir ve normaldir. Hormonal değişikliklerin yol açtığı bu durumu değiştirmek elde değildir. Eğer bu sıkıntılar altı ay boyunca devam ediyorsa bir uzmana baş vurmak gerekebilir.
Anne ilk zamanlarda bebeği bir yabancı gibi görüp hayal ettiğinin bu olup olmadığı konusunda kendisini sorgulayabilir. Belki de onu yeteri kadar sevemediğini düşünüp suçluluk da duyabilir. Kendisine ve bebeğine birbirlerine alışmaları için zaman tanımaları gerekecektir.
Annenin bebeğin bakımıyla ilgili bilgileri arttıkça, onunla daha çok vakit geçirdikçe, onun ne istediğini daha iyi anlayabilir, tedirginlik azalır.
Bebekle geçirilen zamanın etkili olması için dinlenmiş olmak gerekir. İşte onun için o uyuduğu zamanlarda anne de onunla beraber uyuyarak ya da en azından dinlenerek güç toplayabilir. Ev işleri bir süre bekleyebilir. Ev işlerinde, diğer çocukların bakımında ve misafir geldiğinde babalardan veya ailedeki akrabalardan yardım istenebilir.
BabalarDoğumun yaklaştığını ya da başladığını gösteren belirtilerle birlikte anne adayında bir enerji artışı olacaktır. Baba adayı eşinin bu enerjisini ev temizliği gibi şeylerle tüketmesini önlemeli, bu enerjisini doğuma saklamasını sağlayabilmelidir. Sancıları başladığında eşini sakinleştirmeli, saat tutarak sancıların kaç dakikada bir geldiğine bakmalıdır.
Birlikte nefes alma alıştırmaları yapabilir, eşinin beline masaj yapabilir.
Eşinin doğum yapmasını beklerken baba adayının da en az eşi kadar heyecanlı olacağı bilinmektedir. Eşine veya bebeğe bir zarar gelecek mi diye düşünüp korkabilir, hiçbir şey yapamadığı için çaresizlik yaşayabilir. Bu duygularla başa çıkabilmek için bir yakınıyla konuşabilir, onunla duygularını paylaşabilir. Yürümek de baba adayını rahatlatacaktır. Baba bebeği ilk kez gördüğünde cinsiyeti beklediğinden farklı olduğu ya da küçük ve çirkin göründüğü için hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Bebek beklentilerden farklıysa kendisine ve ona biraz zaman tanımalıdır. Bebek başka bebeklerle karşılaştırılmamalı ve olumsuz yorumlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Bu gibi yorumlarda özellikle anne kendisini suçlu hissedebilir ve suçluluk hissedebilir. Bu gibi olumsuz duygular sonucunda da annenin sütü kesilebilir. Anneyi suçlayıcı söz ve davranışlardan kaçınmak yerinde olacaktır.
ÖNEMLİ!Henüz ülkemizde pek yaygın olmamakla beraber baba adayları eşleriyle doğumhaneye girebilir ve bebeklerinin doğumuna tanık olabilir. Önceden doktorla konuşup doğuma girmek istediğini belirtebilir
28 Kasım 2012 Çarşamba
HAMİLELİK: MUTLUYUM VE KORKUYORUM
Hamileliğin birçok kadın için çok mutlu bir süreç olduğuna inanılır. Hatta bir zamanlar östrojen ve progesteron hormonlarının hamile kadınları olumsuz duygu halinden koruduğu düşünülürdü. Fakat son zamanlardaki araştırmalar bunun doğru olmadığını göstermiştir. Amerika’da yapılan araştırmalar, hamilelikte her 10 kadından birinin depresyon geçirdiğini tespit etmiştir.
Hamilelik, hem içinde umudu ve gelişimi içeren bir zaman dilimi hem de kadının kendini kırılgan hissedebildiği ve duygusal karmaşanın yaşandığı bir zaman dilimidir. Birçok kadın bu dönemde kontrol edemediği duygusal iniş-çıkışlar yaşayabilir.
Arka Plan
Elbette ki bebeğin oluştuğu şartlar hamilelik döneminin nasıl geçirileceğini etkiler. Her çift kendilerine ait sebeplerden bebek yapar: Çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için, bir başkasını (eşi, ilk çocuğu, anne-babayı) memnun etmek için, biyolojik saate meydan okumak için, evlilikteki doyumu arttırmak için…Tüm bu sebeplerin hamilelik, doğum ve anne-bebek ilişkisi üzerinde çok önemli etkileri vardır. Bu sebepler, çocuk sahibi olmak kavramına farklı noktalardan bakar ve farklı tanımlamalar yaparlar. Hamilelik sevgi dolu bir ilişkinin meyvesi olsa da, plansız / kötü zamanlamalı olsa da ya da pahalı ve yıpratıcı bir kısırlık tedavisinin sonucunda gelse de, süreçte yaşanan temel endişeler aynıdır: Nasıl olacak? Hamilelik nasıl olacak? Doğum nasıl olacak? Bebek nasıl olacak? Ben nasıl bir anne olacağım?
Bebeği beklerken aslında nasıl bir deneyimi bekliyor olduğunu bilmemek…Belirsizlik.
Yeni vücut, yeni kimlik
Hamileliğini öğrendiği ilk andan itibaren, anne özgürlüğünün bir kısmını kaybetmiş gibi hissedebilir: Ne yediğine, ne içtiğine, nasıl hareket ettiğine dikkat etmek zorundadır. Bu kısıtlamalarla birlikte bebeğin iyi olup olmadığı, sağlıklı doğup doğmayacağı, doğumun rahat olup olmayacağı, iyi anne olup olunmayacağı hakkında endişeler belirir. Aynı zamanda hamilelik nasıl geçerse geçsin yaşanacak bazı rahatsız edici durumlar olacaktır: Mide bulantıları, yorgunluk hisleri, aniden bastıran uyku, değişken ruh hali, tüm-güçlü hissederken aniden çok kırılgan, zayıf ve bağımlı hissetmek gibi.
Her trimester (3 aylık dönemler) kendine ait zorluklar getirir: İlk trimesterde anne hamileliği ve bebeği tam olarak hissedememenin sıkıntısını ve suçluluğunu yaşayabilir. Deneyimsiz bir hamile olduğu için ne yapması ne yapmaması gerektiğini ayırt edemeyebilir ve bu yüzden kendisine çok yoğun kısıtlamalar getirebilir. Düşüklerin çoğu ilk haftalarda gerçekleştiği için düşük yapma konusunda endişeler yaşayabilir, bu konu ile ilgili kabuslar görebilir. İkinci trimesterde çocuğun gelişimine bakan ikili ve üçlü tarama testleri anne için stres yaratabilir. Bu testlerde kuşkulu sonuçlar çıkarsa, daha ileri tetkikler yapılır ve bebeğin gelişimi hakkında kesin sonuçlara varılır. Eğer bir zeka geriliği saptanırsa, anne-baba hamileliği devam ettirip ettirmeme konusunda karar vermek zorunda kalırlar. Tüm bu süreç, bebeği kaybetme riskini içerdiğinden, çiftin psikolojik durumunu olumsuz etkiler.
3. trimester ise annenin bedeninin değiştiği ve doğumun yaklaştığı dönemdir. Anne, büyüyen karnı ve göğüsleri ile birlikte kendini “kadın”dan çok sadece “anne” olarak görmeye başlar. Daha önce cinsel obje olan göğüsler sütle dolarak anneliği, bebeği besleme misyonunu üstlenen objeler halini almıştır. Bu dönem kadının cinsel kimliğinde bir sarsıntıdır. Tamamen “anne” görünümünde olan bir kadının cinsel yaşamı sekteye uğrayabilir, kendini çekicilikten uzak algılayabilir. Cinsel ilişkinin doğumdan sonraki 6 haftadan önce normale dönmesi zordur. Annenin eski cinsel kimliğini hissetmesi ise aylar alabilir. Evlilik içindeki karı-koca rolleri, anne-baba rollerine dönüşür. Rollerin farklılaşması, evlilik için de bir geçiş dönemidir ve her çift için kolay olmayabilir.
Hamile kadının arkadaşlık ilişkilerinde de farklılık olabilir. Arkadaş çevresinde başka hamile / çocuk sahibi kadın yoksa, kendini dışlanmış hissedebilir; çocuklu arkadaşları ile eskisinden daha yakın bir ilişkiye girebilir ve çocuksuz arkadaşlarından uzakta kalabilir.
Hamile kadın kendi anne-babası ile de farklı bir ilişki boyutuna girer. Artık sadece onların çocuğu değildir; çocuk sahibi olmaya hazırlanan bir yetişkindir. Eğer hamile kadının annesi hayatta değilse, hamilelik, kaybedilmiş annenin normalden daha çok özleneceği bir dönem olabilir.
Kırılganlık
Hamilelik ile birlikte yaşam döngüsü çok daha farkına varılır ve sorgulanır. Doğum-yaşam-ölüm gibi kavramlar daha somut olarak fark edilir.
Hamile kadının kendi bebeklik dönemine ait terk edilme korkuları su üstüne çıkabilir ve kendini her zamankinden daha fazla korunmaya muhtaç ve zayıf hissedebilir.
Nasıl bir anne olacağı ile ilgili kaygıları yoğunlaşır. Her hamile kadın dünyadaki en iyi anne olmak ister. Hata yapmaktan çok korkar ve yoğun suçluluklar yaşayabilir.
Tüm bu sebeplerden hamilelik çok mutlu bir dönem olsa da, aynı zamanda korkutucudur da.
Hamilelikte stresi arttıran risk faktörleri şunlardır:
plansız hamilelikler; zamanlaması kötü olan hamilelikler (hamile kadın kariyerinin hassas bir noktasında olabilir)
kadının kendini anne olmak için çok yaşlı ya da çok genç hissettiği hamilelikler
evlilikte çok erken ya da çok geç gelen hamilelikler
tecavüz sonucu oluşan hamilelikler
etrafın baskısı sonucu oluşan, kadının anne olmaya hazır olmadığı hamilelikler
hamilelik sırasında ortaya çıkan sağlık problemleri
kısırlık tedavisi sonrası yaşanan hamilelikler (kayıp endişesi daha yüksek olabilir)
daha önce düşük, ölü doğum gibi deneyimler yaşanmış olan hamilelikler
negatif sosyo-ekonomik faktörler (işsizlik, evsizlik gibi)
duygusal destek yoksunluğu (özellikle aileden ve eşten)
daha önce depresyon ya da başka bir psikolojik rahatsızlık geçirmiş olmak
evlilikte anlaşmazlıkların olduğu hamilelikler
Hamilelikteki duygusal sorunlar süreci nasıl etkiler?
Yaşanan duygusal sorunlar depresyona yol açabilir ve depresif anne kendine özen göstermekte zorlanır. Düzenli yemek ve uyumak konularında sıkıntı çeker.
Depresyon alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımını tetikleyebilir. Bu maddelerin hepsi bebeğin gelişimini ve annenin sağlığını olumsuz etkiler.
Ana rahmindeki bebek annenin sesini ve duygularını algılama kapasitesine sahiptir. Anne depresyonda ise bebeği ile duygusal bağı hissetmekte ve kurmakta zorlanır. Bu da doğumdan sonraki anne-bebek ilişkisini zedeleyebilir. Ayrıca bu bağın oluşmaması, annenin kendini yalnız ve izole hissetmesine sebep olur.
Hamilelikte yaşanan depresyon, doğum sonrası depresyon riskini yükseltir.
Hamileliği duygusal anlamda rahat geçirmek için neler yapabilirsiniz?
Hamilelikte zaman zaman yorgun ve endişeli hissetmek normaldir. Böyle zamanlarda etrafınızdan yardım ve destek istemekten çekinmeyin.
Eşinizle açık iletişimde olun. Gerekirse bir aile/evlilik danışmanına başvurun.
Hamilelik dönemi hakkında bilgi sahibi olun.
Kendinizi arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden uzak tutmayın.
Uykunuza dikkat edin. Hamilelikte uyku düzeniniz bozulabilir. Uyumadan önce sizi rahatlatacak şeyler yapın.
Hayatınızda çok büyük değişiklikler yapmamaya çalışın. Bebek zaten başlı başına büyük bir değişimdir.
Eğer çoğu zaman kaygılı, yorgun, korkulu veya depresif hissediyorsanız “normaldir, geçer” demeyin. Bu durumu doktorunuzla ve eşinizle mutlaka konuşun.
Bebeğe hazırlanmak belli bir iş yükü getirir. Bunu yaparken sizin sağlığınızın öncelikli geldiğini unutmayın. Her şeyi hazır etme ve yetiştirme telaşı içinde olmayın. Siz iyi olmadığınız sürece bebeğinizin de iyi olamayacağını hatırlayın. Rahatlamak, keyif sürmek için kendinize zamanlar tanıyın.
Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmayın. Öncelikler belirleyin ve önceliği olmayan işlerin beklemesine izin verin. Böylece üzerinizde yarattığınız stres azalacaktır.
Hamilelik, hem içinde umudu ve gelişimi içeren bir zaman dilimi hem de kadının kendini kırılgan hissedebildiği ve duygusal karmaşanın yaşandığı bir zaman dilimidir. Birçok kadın bu dönemde kontrol edemediği duygusal iniş-çıkışlar yaşayabilir.
Arka Plan
Elbette ki bebeğin oluştuğu şartlar hamilelik döneminin nasıl geçirileceğini etkiler. Her çift kendilerine ait sebeplerden bebek yapar: Çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için, bir başkasını (eşi, ilk çocuğu, anne-babayı) memnun etmek için, biyolojik saate meydan okumak için, evlilikteki doyumu arttırmak için…Tüm bu sebeplerin hamilelik, doğum ve anne-bebek ilişkisi üzerinde çok önemli etkileri vardır. Bu sebepler, çocuk sahibi olmak kavramına farklı noktalardan bakar ve farklı tanımlamalar yaparlar. Hamilelik sevgi dolu bir ilişkinin meyvesi olsa da, plansız / kötü zamanlamalı olsa da ya da pahalı ve yıpratıcı bir kısırlık tedavisinin sonucunda gelse de, süreçte yaşanan temel endişeler aynıdır: Nasıl olacak? Hamilelik nasıl olacak? Doğum nasıl olacak? Bebek nasıl olacak? Ben nasıl bir anne olacağım?
Bebeği beklerken aslında nasıl bir deneyimi bekliyor olduğunu bilmemek…Belirsizlik.
Yeni vücut, yeni kimlik
Hamileliğini öğrendiği ilk andan itibaren, anne özgürlüğünün bir kısmını kaybetmiş gibi hissedebilir: Ne yediğine, ne içtiğine, nasıl hareket ettiğine dikkat etmek zorundadır. Bu kısıtlamalarla birlikte bebeğin iyi olup olmadığı, sağlıklı doğup doğmayacağı, doğumun rahat olup olmayacağı, iyi anne olup olunmayacağı hakkında endişeler belirir. Aynı zamanda hamilelik nasıl geçerse geçsin yaşanacak bazı rahatsız edici durumlar olacaktır: Mide bulantıları, yorgunluk hisleri, aniden bastıran uyku, değişken ruh hali, tüm-güçlü hissederken aniden çok kırılgan, zayıf ve bağımlı hissetmek gibi.
Her trimester (3 aylık dönemler) kendine ait zorluklar getirir: İlk trimesterde anne hamileliği ve bebeği tam olarak hissedememenin sıkıntısını ve suçluluğunu yaşayabilir. Deneyimsiz bir hamile olduğu için ne yapması ne yapmaması gerektiğini ayırt edemeyebilir ve bu yüzden kendisine çok yoğun kısıtlamalar getirebilir. Düşüklerin çoğu ilk haftalarda gerçekleştiği için düşük yapma konusunda endişeler yaşayabilir, bu konu ile ilgili kabuslar görebilir. İkinci trimesterde çocuğun gelişimine bakan ikili ve üçlü tarama testleri anne için stres yaratabilir. Bu testlerde kuşkulu sonuçlar çıkarsa, daha ileri tetkikler yapılır ve bebeğin gelişimi hakkında kesin sonuçlara varılır. Eğer bir zeka geriliği saptanırsa, anne-baba hamileliği devam ettirip ettirmeme konusunda karar vermek zorunda kalırlar. Tüm bu süreç, bebeği kaybetme riskini içerdiğinden, çiftin psikolojik durumunu olumsuz etkiler.
3. trimester ise annenin bedeninin değiştiği ve doğumun yaklaştığı dönemdir. Anne, büyüyen karnı ve göğüsleri ile birlikte kendini “kadın”dan çok sadece “anne” olarak görmeye başlar. Daha önce cinsel obje olan göğüsler sütle dolarak anneliği, bebeği besleme misyonunu üstlenen objeler halini almıştır. Bu dönem kadının cinsel kimliğinde bir sarsıntıdır. Tamamen “anne” görünümünde olan bir kadının cinsel yaşamı sekteye uğrayabilir, kendini çekicilikten uzak algılayabilir. Cinsel ilişkinin doğumdan sonraki 6 haftadan önce normale dönmesi zordur. Annenin eski cinsel kimliğini hissetmesi ise aylar alabilir. Evlilik içindeki karı-koca rolleri, anne-baba rollerine dönüşür. Rollerin farklılaşması, evlilik için de bir geçiş dönemidir ve her çift için kolay olmayabilir.
Hamile kadının arkadaşlık ilişkilerinde de farklılık olabilir. Arkadaş çevresinde başka hamile / çocuk sahibi kadın yoksa, kendini dışlanmış hissedebilir; çocuklu arkadaşları ile eskisinden daha yakın bir ilişkiye girebilir ve çocuksuz arkadaşlarından uzakta kalabilir.
Hamile kadın kendi anne-babası ile de farklı bir ilişki boyutuna girer. Artık sadece onların çocuğu değildir; çocuk sahibi olmaya hazırlanan bir yetişkindir. Eğer hamile kadının annesi hayatta değilse, hamilelik, kaybedilmiş annenin normalden daha çok özleneceği bir dönem olabilir.
Kırılganlık
Hamilelik ile birlikte yaşam döngüsü çok daha farkına varılır ve sorgulanır. Doğum-yaşam-ölüm gibi kavramlar daha somut olarak fark edilir.
Hamile kadının kendi bebeklik dönemine ait terk edilme korkuları su üstüne çıkabilir ve kendini her zamankinden daha fazla korunmaya muhtaç ve zayıf hissedebilir.
Nasıl bir anne olacağı ile ilgili kaygıları yoğunlaşır. Her hamile kadın dünyadaki en iyi anne olmak ister. Hata yapmaktan çok korkar ve yoğun suçluluklar yaşayabilir.
Tüm bu sebeplerden hamilelik çok mutlu bir dönem olsa da, aynı zamanda korkutucudur da.
Hamilelikte stresi arttıran risk faktörleri şunlardır:
plansız hamilelikler; zamanlaması kötü olan hamilelikler (hamile kadın kariyerinin hassas bir noktasında olabilir)
kadının kendini anne olmak için çok yaşlı ya da çok genç hissettiği hamilelikler
evlilikte çok erken ya da çok geç gelen hamilelikler
tecavüz sonucu oluşan hamilelikler
etrafın baskısı sonucu oluşan, kadının anne olmaya hazır olmadığı hamilelikler
hamilelik sırasında ortaya çıkan sağlık problemleri
kısırlık tedavisi sonrası yaşanan hamilelikler (kayıp endişesi daha yüksek olabilir)
daha önce düşük, ölü doğum gibi deneyimler yaşanmış olan hamilelikler
negatif sosyo-ekonomik faktörler (işsizlik, evsizlik gibi)
duygusal destek yoksunluğu (özellikle aileden ve eşten)
daha önce depresyon ya da başka bir psikolojik rahatsızlık geçirmiş olmak
evlilikte anlaşmazlıkların olduğu hamilelikler
Hamilelikteki duygusal sorunlar süreci nasıl etkiler?
Yaşanan duygusal sorunlar depresyona yol açabilir ve depresif anne kendine özen göstermekte zorlanır. Düzenli yemek ve uyumak konularında sıkıntı çeker.
Depresyon alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımını tetikleyebilir. Bu maddelerin hepsi bebeğin gelişimini ve annenin sağlığını olumsuz etkiler.
Ana rahmindeki bebek annenin sesini ve duygularını algılama kapasitesine sahiptir. Anne depresyonda ise bebeği ile duygusal bağı hissetmekte ve kurmakta zorlanır. Bu da doğumdan sonraki anne-bebek ilişkisini zedeleyebilir. Ayrıca bu bağın oluşmaması, annenin kendini yalnız ve izole hissetmesine sebep olur.
Hamilelikte yaşanan depresyon, doğum sonrası depresyon riskini yükseltir.
Hamileliği duygusal anlamda rahat geçirmek için neler yapabilirsiniz?
Hamilelikte zaman zaman yorgun ve endişeli hissetmek normaldir. Böyle zamanlarda etrafınızdan yardım ve destek istemekten çekinmeyin.
Eşinizle açık iletişimde olun. Gerekirse bir aile/evlilik danışmanına başvurun.
Hamilelik dönemi hakkında bilgi sahibi olun.
Kendinizi arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden uzak tutmayın.
Uykunuza dikkat edin. Hamilelikte uyku düzeniniz bozulabilir. Uyumadan önce sizi rahatlatacak şeyler yapın.
Hayatınızda çok büyük değişiklikler yapmamaya çalışın. Bebek zaten başlı başına büyük bir değişimdir.
Eğer çoğu zaman kaygılı, yorgun, korkulu veya depresif hissediyorsanız “normaldir, geçer” demeyin. Bu durumu doktorunuzla ve eşinizle mutlaka konuşun.
Bebeğe hazırlanmak belli bir iş yükü getirir. Bunu yaparken sizin sağlığınızın öncelikli geldiğini unutmayın. Her şeyi hazır etme ve yetiştirme telaşı içinde olmayın. Siz iyi olmadığınız sürece bebeğinizin de iyi olamayacağını hatırlayın. Rahatlamak, keyif sürmek için kendinize zamanlar tanıyın.
Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmayın. Öncelikler belirleyin ve önceliği olmayan işlerin beklemesine izin verin. Böylece üzerinizde yarattığınız stres azalacaktır.
31 Temmuz 2012 Salı
ANAEL AİLE MERKEZİ
Yaptıkları iş ve benim yaptığım eğitimlerim hakkında konuştuk. Tomatis Yöntemiyle Frekans Çalışmaları yapıyorlarmış. Daha önceden sitelerinden ve bir kaç blogdan okumuştum. Fakat bu kadar etkili bir yöntem olduğunu ve bilimsel gerçeklerle de desteklendiğini bilmiyordum.
Sitelerinde de bahsettikleri gibi anne karnındayken her şey başlıyormuş.
'' Anne karnındaki nefes, sindirim, kan akışı gibi bedensel sesler yoğunlukta olmasına rağmen, fetus, anne sesine fokuslanıp, yan sesleri yok etme kabiliyetini geliştirir. Anne iyi ruh halindeyse, o zaman yüksek frekanslar anne sesinde mevcut olduğu için fetus onu duyar ve odaklanmak ister. Böylece fetus filtre mekanizmasını oluşturmaya başlar. Fetus o anda odaklanmış bir şekilde yan sesleri yok eder ve anne sesini büyük bir dikkatle filtreler. Bu konsantrasyon iletişim, başarı, okul ve ders başarısının altyapısını oluşturur.
Anne sesi bebeğin dış dünyaya ilk kapısıdır. Anne sesinin melodisi ve ritmine çocuğun dikkat edip etmeyeceğini belirtir. Mutlu, rahat pozitif br ses, fetusun dinleme isteğini artırır. Hayatının geri kalanındaki iletişim becerileri o zaman oluşan şablonlarla belirlenir. Aktif dinlemek sadece dinlemek ile ilgili değildir. İçinde dikkat ve konsantrasyon da vardır. Bütün algı ile bir yere fokuslanmak, anda olmak ve iletişimde olmaktır. O aktif dinlemek esas olarak yaşama giriş kapısıdır. ''
Anne sesi bebeğin dış dünyaya ilk kapısıdır. Anne sesinin melodisi ve ritmine çocuğun dikkat edip etmeyeceğini belirtir. Mutlu, rahat pozitif br ses, fetusun dinleme isteğini artırır. Hayatının geri kalanındaki iletişim becerileri o zaman oluşan şablonlarla belirlenir. Aktif dinlemek sadece dinlemek ile ilgili değildir. İçinde dikkat ve konsantrasyon da vardır. Bütün algı ile bir yere fokuslanmak, anda olmak ve iletişimde olmaktır. O aktif dinlemek esas olarak yaşama giriş kapısıdır. ''
Ban çok enteresan bir yöntem geldi. 10 seans almanız gerekiyormuş, fakat 3-4. seanslarda etkisi dışarıdan bile belli oluyormuş. Hatta otistik bir çocukla çalışmışlar ev bu çalışmanın daha ortalarındayken ilk kez anne demeyi başarmış. Bu beni gerçekten çok etkiledi.
İnşallah kendime bir zaman ayırıp, bu deneyimi yaşamak bende istiyorum.
Sitelerine bakarsanız birçok şeye yararlı. Hamile kalmadan önce bu hizmetten yararlanmak, hem hamilelik sürecini hem de bebeğinizin daha sakin olmasına yardımcı oluyormuş. İsterseniz 2 Ağustos'da ''Almak''ile ilgili söyleşine katılarak bebeğinze kavuşurken kendinize de minik bir hediye verebilirsiniz.
25 Eylül 2009 Cuma
Kış Aylarında Hamilelik

Oldukça hassas bir dönem olan hamileliğiniz süresince, gerek yaşantınıza gerekse beslenmenize dikkat ederek, bebeğinize mümkün olan en iyi şekilde bakmaya çalışıyorsunuz. Peki kış aylarında soğuk ve diğer olumsuzluklardan kendinizi ve bebeğinizi nasıl koruyabileceğinizi biliyor musunuz?
Kışın gelmesine bağlı olarak oluşan her türlü riskten sakınmak, sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz açısından önemlidir. Bağışıklık sisteminizin kuvvetli olması ve bebeğinize etki edebilecek durumlardan korunmak için özellikle beslenme, hijyen, kışlık giyim ve ilaç kullanımı gibi konularda titiz davranmanız gerekiyor.
Nelere Dikkat Etmeliyim?
•Hamilelikte beslenmenize her zamankinden çok özen göstermeniz gerekir. Metabolizmanızı hastalıklara dirençli hale getirmenin en etkili yollarından biri “yeterli ve dengeli” beslenmedir. Gün içinde her besin grubundan yeterli miktarda almanız ve ihtiyacınız olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri besinlerden sağlamanız gerekir. Kış aylarında, bağışıklık sistemini destekleyen A ve C vitaminlerini turunçgiller, havuç, brokoli, kabak, yeşil biber, karnabahar, yeşillikler vb. sebze ve meyvelerden sağlayabilirsiniz. Taze sıkılmış meyve suları tüketebilirsiniz. Hamilelikte beslenme için tıklayın.
•Kış aylarında çoğunlukla evlerde ya da kapalı yerlerde vakit geçirildiğinden, hamilelerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan biri, sağlıklı havalandırma olmalıdır. Yetersiz havalandırma hem bulaşıcı hastalıkların daha kolay yayılmasına sebep olur, hem de hava kirliliği faktörüyle bebeğinize zarar verebilir.
•Evde ısınmak için kullanılan kömür, odun vs. gibi yakıtlar, evdeki havanın da kirlenmesine sebep olur. Ayrıca temizlik için kullanılan kimyasallar, merkezi ısıtma-soğutma sistemleri ve nemli mobilyalar da bu kirliliği tetikler. Pencereleri ve kapıları açarak evdeki havalandırmayı sağlayabilir, mutfak ve banyodaki havalandırma fanlarından yararlanabilir ve hava temizleyici cihazlardan edinebilirsiniz.
Kış aylarında yalnızca evlerin içi değil, büyük şehirlerde sokaktaki hava da oldukça kirlidir. Yoğun hava kirliliği yaşanan bir şehirde yaşıyorsanız, kışın bu havada bulunan toksik maddeleri teneffüz etmeniz, özellikle bebeğinizin organlarının oluştuğu ilk üç aylık dönemde, bebeğinize zarar verebilir. Şehirdeki hava kirliğinin arttığı dönemlerde fazla dışarı çıkmayarak ve şehir şebeke suyunu içmek ve yemek yapmak amaçlı kullanmayarak, önlem alabilirsiniz.
•Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz an sigarayı bırakmış olsanız dahi, “pasif sigara içiciliği” bebeğinizde rahim içi gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, öğrenme ve davranış bozuklukları ve bazı çocukluk çağı kanser riskilerini arttırır. Evinizin hiç bir yerinde sigara içilmesine izin vermemeli ve sigara kullanılan, havalandırmasız cafe, restaurant gibi mekanlardan uzak kalmalısınız.
•Hamileliğiniz süresince cildiniz daha hassas olacak ve daha çok bakıma ihtiyaç duyacak. Özellikle soğuk havalarda cildiniz kuruyup çatlayabilir ve çatlaklar da enfeksiyon riskini arttırır.Bu nedenle el ve yüz yıkamada soğuk su yerine ılık su kullanmalısınız.
•Soğuk algınlığı ya da gribe yakalanmamak için, salgın dönemlerinde kapalı -kalabalık mekanlarda uzun süre kalmamalı ve ellerinizi sık sık yıkamalısınız. •Kışın hamile giyiminde tek parça kalın kıyafetler yerine, kat kat, rahatsızlık vermeyecek yumuşak kıyafetler giyilmesi önerilir. Polyester ve sentetik kumaşlar yerine pamuklu kumaşları tercih etmeli ve aşırı terlemekten de kaçınmalısınız. Kıyafetlerinizde siyah yerine çeşitli renkleri tercih etmeniz ise, hem hamile güzelliğinizi sergilemenize olanak verir, hem de canlı renkler enerjileriyle, stresten ve karamsarlıktan uzaklaşmanıza yardımcı olur.
kaynak:www.milupa.com
HAMİLE ARKADAŞLAR MİLUPA ANNEBEBEK KULUBUNE MUTLAKA UYE OLUN!!SİTESİ ÇOK YARARLI....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







