BABA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BABA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2014 Pazar

İyi bir baba çocuğuyla nasıl iletişim kurmalı?



Babayla çocuk arasındaki sağlıklı iletişimde esas nokta; saygı, ilgi, dinleme ve anlamadır. Baba, çocuklarıyla iyi bir iletişim kurmalıdır. İletişim kurarken de bazı noktalara dikkat etmelidir. Bu noktaları şöyle sıralayabiliriz;
• Çocuğun da bir birey olduğu ve saygıyı hak ettiği unutulmamalıdır.
• Çocuğun büyümesine izin verilmelidir. Türk aile yapısında erkek çocuklara sorumluluk verilmemesi, gelecekteki yaşamlarında da sorunlara yol açar. Erkek çocuk, ailesi tatildeyken evde kalıp gitar kursuna gitmek istiyorsa faturaları yatıramayacağı, kapıyı kilitlemeyi unutacağı gerekçesiyle aile izin vermez. Çocuk da bu sorumluluğu almadığında çatışma çıkar. Baba burada çocuk evde tek kaldığında ona ne gibi sorumlulukları olacağını anlatmalı, bunları yerine getirdiği takdirde kalabileceğini belirterek izin vermelidir.
• Çocuk dinlenmeli, anlamaya çalışılmalı, ilgilenilmelidir.
• Çocuğun her konuda sorumluluğu alınmalı ve anneyle paylaşılmalıdır.
• Çocuk babadan korkmamalı, ilişkisi otorite saygı ve sevgi içermelidir. Çocuklar babadan korkusundan değil, yanlış olduğu için bazı şeyleri yapmaktan çekinmeli.
• Çocuklar babalarına bir şey söylediklerinde olumsuz karşılanacaklarından korkmamalıdır. Aksi taktirde yalan davranışı gözlenir ve pekişir.
• Çocuk, her zaman yönlendirilmeye ihtiyaç duyar. Evde mutlaka duyarlı, tutarlı kurallar olmalıdır. Bu kurallardan çok fazla taviz verilmemelidir.
• Çocuğun her istediği yapılıp, alınmamalıdır. Bu çocuğu doyumsuzluğa iter.
• Günümüz şartları biraz zorlanarak, çocukla kaliteli zaman geçirilmelidir. Özellikle erkek çocukların bu iletişime daha fazla ihtiyaçları vardır.
• Fiziksel ve duygusal cezadan uzak durulmalıdır. (Dayak, rencide edici sözler, hakaret, küfür vs.)
• Çocukla arkadaş olmak yerine ona arkadaşça davranılmalı. Ailelerin günümüzde en çok ‘çağdaş aileyiz’ tanımlamasıyla yaptıkları yanlışların başında anne baba kimliklerinden sıyrılıp arkadaşı gibi davranmaları geliyor. Özellikle genç erkeklere arkadaşı gibi davranmak yerine ona babası olduğunuzu, daima ona destek vereceğinizi hissettirerek baba olmalısınız. Çünkü onun babaya ihtiyacı vardır.
• Gelişmesine katkıda bulunun. Çocuklarınızı başka çocuklarla kıyaslamak onun kendini mutsuz ve yetersiz hissetmesine neden olur. Bunun yerine babanın çocuktaki farklılıkları görüp, bu yönleri geliştirmesine yardımcı olması gerekir.
• Çocuklarla inatlaşmaktan kaçınılmalıdır. Çocuklar kendilerini ispatlamak amacıyla çatışmaya girebilirler. Bu durumlarda anne ve babalarının desteğine ihtiyaç duyan çocuklarla inatlaşmak, aşırı ve mantıksız yasaklarda diretmek inatlaşmalarına yol açar. İnatlaşmak da evden kaçma, okulu bırakma gibi olumsuz sonuçlar doğurur.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Babalığa yeni merhaba diyenlere ufak bir ‘acemi babalar rehberi’ ……


1- ANLAYIŞLI OLUN: Hamilelik sonrası eşinizin hormonlarının düzelip hayatınızın normale döneceğini bekliyorsanız yanıldınız. Eşiniz daha da hassas olabilir.Biraz daha dayanmanız gerekecek.

2- RAHATLATIN: 
Bebeğiniz ciyak ciyak ağlıyorsa hep eşinizin ilgilenmesinibeklemeyin.Bir baba olarak siz de ona ilgi gösterin. Alın bebeğinizi kucağınıza , sakinleştirmeye çalışın.Unutmayın hayat müşterek.
3- HAZIRLIKLI OLUN: Bir baba olarak evde yedek pil ve şarj aletleri bulundurmanız gerekir.Neden derseniz, onun bir sürü pilli oyuncağı var. Bir de tabii bebek telsizi için de her zaman yedek pil lazım.
4- DESTEK OLUN: Eşinize bebeğinizi emzirmesi için tüm desteğinizi verin. Emzirmek hem bebeğiniz açısından sağlıklı, sizin açınızdan da büyük bir rahatlık olacaktır. Aksi halde gündüz yeterli beslenmeyen bebeğiniz gece yarıları sık sık uyanıpemmek isteyecek..
5- ŞİKAYET ETMEYİN: Eşinize doğum sonrası dönemlerde çok yorgunum diye dert yanmayın aksi taktirde siz sinirlenebilir. Ne de olsa yeni anneler kadar yorgun ve duygusal olmayacağınız bir gerçek..
Kaynak: mother&babay dergisi ekim 2008 sayısı

4 Haziran 2014 Çarşamba

Babanın Çocuğuyla İletişiminde Dikkat Etmesi Gerekenler


-Çocuğa sevgi, ilgi göstermeli ve zaman ayırmalıdır. Çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi sonucunda çocuk kendisine değer verildiğini, sevildiğini hisseder ve mutlu olur. 
-Çocuğa sevgisinin içten, sıcak, yalın ve koşulsuz olduğunu göstermelidir. 
-Bebeklik döneminde, bebeğin bakımına katılmalıdır. Bebeğin sağlığı, beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması önemlidir. Bu ilişki daha sonraki sürecek olan sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır, 
-Çocuğu olduğu gibi kabul etmeli, başkalarıyla kıyaslamamalıdır, 
-Çocuğun çabalarını, olumlu davranışlarını desteklemeli, başarısızlıkları karşısında sabırlı, sakin, yapıcı olmalıdır, 
-Çocuğun sorumluluğunu ve ihtiyaçlarını anne ile paylaşmalıdır, 
-Çocuğun hayatındaki önemini, çocuğa göstermeli ve ifade etmelidir, 
-Baba davranışlarıyla çocuğa iyi bir model olmalıdır. 
Babalar bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri ve yeterince ilgilenemedikleri kaygısıyla çocuklarını hediye ve oyuncağa boğabilmektedirler. Oysa bu tavır çocukların yeni bir şeye sahip olmanın keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmesine, sahip olduklarından memnun olmamasına neden olmaktadır. Üstelik baba ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini de tutmamaktadır. Her gün oyuncak getirmek yerine, çocuğu kucağa almak, sohbet etmek, oyun oynamak, çocuk içinde baba içinde çok daha doyurucu olmaktadır. Babanın kısada olsa çocuğuyla özel zaman geçirmek ve bu zaman diliminde çocuğun duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi çok önemlidir.
Babalık çaba gösterilerek öğrenilir. Baba bebeğiyle ilgilenir, konuşup, öpüp, koklar, bakımına yardımcı olur, birlikte zaman geçirirse, bebekle aralarındaki ilişki güçlenir. Bebeğin ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilir. Babanın bebeğin bakımına katılması, babalık rolünü daha kolay benimsemesine yardımcı olur.
Babanın bebeğin bakımına katılması, bezini değiştirmesi, banyosunu yaptırmayı öğrenmesi, beslemesi, kucağına alması, ağladığında sakinleştirmesi yani yaşamının bir parçası olması baba-bebek arasındaki ilişkiyi güçlendirir ve annenin iş yükünü hafifleterek dinlenmesine imkan sağlar. Annenin ev işleri dışında kendine zaman ayırması, anneye güçlü bir duygusal destek ve enerji kazandırır ve bu hem aile içi ilişkilere hem de çocuğun sağlığına olumlu katkıda bulunur.

DOĞUM DA BABALARIN ROLÜ



Doğumun yaklaştığını ya da başladığını gösteren belirtilerle birlikte anne adayında bir enerji artışı olacaktır. Baba adayı eşinin bu enerjisini ev temizliği gibi şeylerle tüketmesini önlemeli, bu enerjisini doğuma saklamasını sağlayabilmelidir. Sancıları başladığında eşini sakinleştirmeli, saat tutarak sancıların kaç dakikada bir geldiğine bakmalıdır.

Birlikte nefes alma alıştırmaları yapabilir, eşinin beline masaj yapabilir.


Eşinin doğum yapmasını beklerken baba adayının da en az eşi kadar heyecanlı olacağı bilinmektedir. Eşine veya bebeğe bir zarar gelecek mi diye düşünüp korkabilir, hiçbir şey yapamadığı için çaresizlik yaşayabilir. Bu duygularla başa çıkabilmek için bir yakınıyla konuşabilir, onunla duygularını paylaşabilir. Yürümek de baba adayını rahatlatacaktır.


Baba bebeği ilk kez gördüğünde cinsiyeti beklediğinden farklı olduğu ya da küçük ve çirkin göründüğü için hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Bebek beklentilerden farklıysa kendisine ve ona biraz zaman tanımalıdır. Bebek başka bebeklerle karşılaştırılmamalı ve olumsuz yorumlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Bu gibi yorumlarda özellikle anne kendisini suçlu hissedebilir ve suçluluk hissedebilir. Bu gibi olumsuz duygular sonucunda da annenin sütü kesilebilir. 

Anneyi suçlayıcı söz ve davranışlardan kaçınmak yerinde olacaktır.Baba adayları eşleriyle doğumhaneye girebilir ve bebeklerinin doğumuna tanık olabilir. Önceden doktorla konuşup doğuma girmek istediğini belirtebilir.Zaten doğumhaneler de çalışanlar babaların doğuma girmelerine alıştı.

5 Aralık 2013 Perşembe

DOĞUM SONRASI ANNENİN DE ŞEVKATE İHTİYACI VAR!!!




Biraz önce doğum yapabilmek için ruhunu, zihnini ve bedenini alabildiğine açmış olan; darmadağın , solgun ve terli anneyle yeniden nasıl bağ kurmalı ve onu nasıl kucaklamalısınız? Şu an da çok hassas bir durumdadır; verdiği zorlu sınavda yorgun ve zayıf düşmüştür. Odadaki yabancıların,gittikçe artan bir şekilde, farkına varır.

Çok sık olarak, doğum odasında bebeğin ve annenin hayati göstergeler öne çıkar ve ortama egemen olur. Kimse annenin yüzüne bakmaz veya doğumdan sonra uzun bir süre kimse anneyle konuşmaz
Anne şiklayet etmekten veya dikkati çekmeye çekinir.

Doğum bizim kültürümüzde bebek merkezli bir olaydır. Oysa bebekler doğumda pek az şeye ihtiyaç duyarlar. Sıcak bir battaniye altında, annelerin çıplak teni üzerinde uzanmaktan veya yeni buldukları yeni memelere burunlarını sürtmekten memnundurlar; annenin verebildiği kadarıyla uyum içindedirler.
Henüz doğum yapmış bir kadın , çoğu kez, hormonal Doğumistan'In yoğunluğundan döndükten sonra ''vücuduna geri dönebilmek''  için birkaç dakikaya ihtiyaç duyar.Ancak ondan sonra bütün dikkatini bebeğine verebilir.
Özellikle zor bir doğum sonrasında yorgun düşmüş bir anne birkaç dakika ya da daha uzun süre, bebeğine bakacak veya bebeğini kucaklayacak mecal bulamayabilir.Eğer annenin isteklerine kendi baskı yapılmaksızın bu son derece hak edilmiş toparlanma süreci, kadının anneliğe olumlu bir yaklaşımla başlamasına yardımcı olacaktır.Anne hazır  olduğu zaman , ikiniz birlikte bebeğinizi keşfedebilirisiniz.
Bundan dolayı, babalar bebek doğduktan sonra gidip kollarınızı anneye dolayın. Ona yumuşak bir ses ile bebeğinizi dünyaya getirebilmek için yaptıklarını ne kadar taktir ettiğinizi ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin..

21 Ekim 2013 Pazartesi

SEVGİLİ BABALAR:)

Baba adaylarının 9 ayıTebrikler, eşiniz hamile... Peki babalığa geçiş döneminde, erkek olarak sizi neler bekliyor? Eşinizin hamileliği boyunca ve lohusalık döneminde neler yapmalısınız? İşte erkeklerin yaşamlarındaki bu en önemli dönüm noktası hakkında ipuçları...
Birinci üç aylık önem
Eşinizin sağlığı hakkındaki korkularınız, mali durumunuz ve nasıl bir baba olacağınızla ilgili endişeleriniz ilk üç aylık devrede yaygın olarak görülebilir. İlk birkaç ayda eşinizde uykusuzluk, yorgunluk, bulantı, kusma ve yeme alışkanlıklarında değişmeler görülür. Bütün bu belirtiler normal olmasına rağmen eşinizi böyle rahatsız görmeye alışamayabilirsiniz. Ona nasıl yardım edebileceğinizi merak ediyor olmalısınız.
Baba adaylarının, ilk üç aylık devre boyunca ihtiyaç duyacakları birkaç öneri sunuyoruz:
Eşiniz için;Çocuk sahibi olmanın onda yarattığı korku ve endişeleri, çocuğunuzla ilgili umutlarını, hayallerini konuşun, paylaşın.
Birlikte düzenli zaman aralıklarıyla yürüyüşler yapın.Kendiniz için;
Hamile olmakla ilgili haberleri paylaşmak isteyeceğiniz arkadaşlar seçin. Kendinize babalıkla ilgili kitaplar alın. Baba olma duygusunu benimsemek için kendinize zaman tanıyın, hislerinizi doğru tartın.
İkinci üç aylık dönemİkinci üç aylık devrede ultrasonda bebeğinizi görmeniz mümkün ve kalp atışlarını duyma şansınız olacaktır. Bu tür deneyimler bebek sahibi olma fikrinin gözünüzdeki gerçekliğini artıracaktır. Hamileliğin bu döneminde destekleyici ve pozitif bir ilişki içinde olun ve eşinizle açık iletişim kurun.
Hamileliğin ikinci üç aylık devresinde baba adayları için öneriler de şunlar:
Eşiniz için;
Evinizdeki işlerin çoğunu üzerinize almaya başlayın.
Eşinize müthiş bir anne olacağını anlatın.
Onunla hamile olmanın pozitif ve negatif yönlerini konuşun.
Kendiniz için;
İki yeni babayla, baba olarak kendilerini nasıl hissettikleri hakkında görüşün.
Mümkünse; babanıza siz doğduğunuzda kendisini nasıl hissettiğini sorun.
Baba adayı olma hakkında anlatacaklarınızı dinleyecek bir arkadaşınızla yürüyüşe çıkın.
Üçüncü üç aylık dönemVe 6 ay geçti, hamileliğin son 3 ayına girdiniz.... 90 gün içinde siz ve eşiniz bebeğinize kavuşacaksınız. Bu son devre, doğuma yakın ya da doğumdan sonra yapmak istediğiniz ayarlamalar ve iş ilişkilerini yeniden gözden geçirmeniz için uygun bir zamandır. Planlarınızda kendinize esnek davranmanız gerektiğini hatırlayın. Hiç kimse bebekleri doğduğunda tam olarak ne olacağını bilemez. Ve en iyi yapılmış planlar bile sıkça bebeğin doğumundan önce dikkate alınmayan duygular ve şartlar sebebiyle yeni ayarlamalar gerektirir.
Son devrede eşinizin vücudundaki fiziksel değişmeler yoğunlaşacaktır. Aynı zamanda bu fiziksel değişmeler, onun psikolojik durumunu da etkileyecektir. Hamilelik boyunca onların hormonlarının çok farklı çalışacağını unutmayın... Hamileliğin son devresinde bazı anne adayları, vücutlarının kontrolünü kaybettiklerini düşünürler. Son ayı boyunca eşinizin sıkıntılarının arttığını ve daha çok yardıma ihtiyacı olduğunu hissedebilirsiniz. Birbirinize karşı sabırlı olun. Açık iletişimin gerekliliğini hep göz önünde bulundurun.
İşte son üç aylık devre için öneriler:
Eşiniz için;

Eğer mümkünse eşinizle birlikte bebeğinizin yatağını, mobilyalarını, giysilerini hazırlayın.
Doğum hakkında alacağınız en az iki filmi birlikte seyredin.
Ona doğumda yanında olacağınızı bilmesi gerektiğini söyleyin.
Doğumun yapılacağı yeri gezin.
Kendiniz için;Doğumu planlamaya başlayın. Doğum ve sonrası için çalışma saatlerinizi kontrol edin, uykusuz geçecek geceler için hazırlıklı olun.
İki yeni baba ile bebeklerinin doğumu ile ilgili tecrübeleri hakkında konuşun.Lohusalık dönemi
Doğumdan sonra bazı kadınlarda geçici bir depresyon yaşanıyor. Ancak bu durum sadece anneler için değil, babalar için de geçerli. Bebeğin dünyaya “merhaba” deyişiyle birlikte, erkek de bir çok problemle karşı karşıya kalıyor. Erkeğin cinsel açıdan eşinden uzaklaşması olarak nitelendirilebilecek bu durum kadınları endişelendiriyor.
Aslında bu durumun ortaya çıkmasında kadınların da önemli rolü var. Çünkü kadınlar anne kimliğine öyle sıkı sarılıyor ve çocuğun sorumluluğunu öyle fazla kendilerine mal ediyorlar ki, erkeği bu ikili dünyaya sokmuyorlar. İşte bu noktada baba kendisini gereksiz hissediyor ve bir savunma mekanizması geliştirerek kaçıyor.
Zaten evlilik denen kurum sayesinde erkekler kendilerini bambaşka bir statüde buluyorlar. Çocuk sahibi olarak da yepyeni bir rolü kabullenmek zorunda kalıyorlar. Anne çocuğu 9 ay karnında taşıdığı için bu ikinci statü değişimine daha kolay uyum sağlıyor. Baba ise dışarıdan izleyen olmaktan öteye gidemiyor. Bu nedenle babayı hamilelik döneminden itibaren mümkün olduğunca çok, işin içine sokmak gerekiyor. Ayrıca kadının kendisini sadece anne olarak görmemesi gerekiyor.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

EŞİNİZLE BEBEK BAKIMI PAYLAŞMAK




Şu an yapmakta olduğunuzdan daha ağır bir iş yoktur; eşinizden alabileceğiniz yardıma ihtiyacınız olacak ve siz de bunu hak ediyorsunuz.Ev dışında işinin olması , hatta zorlu bir işi olması erkeği otomatik olarak ev işlerinden muaf etmez, özellikle de bu iş yarısı kendisine ait olan bir bebeğin gelişi ile olmuşsa. Ve eşiniz yardım istemek için kendinizi suçlu hissetmeye başladığınız zaman sizinde neredeyse kuşkusuzca eşinizin ki kadar yorucu ve stres dolu bir işte tüm gün çalıştığınızı kendisine hatırlatın.Eşiniz  profesyonel  bir bebek bakıcısı olmasa bile bebeğinizin bakımında size yardım edebilir.

Eşinizle konuşun.

Ona bir-iki şey öğretin.

Onu bebeğinizle yalnız bırakın.

Haatalarını hoşgörün.

Standart bir çalşıma çizelgesi hazırlayın.

Geceleri paylaşın.

Eşinizin bir gecede değişmesini beklemeyin,eşinizi eğitin, konuşun, ikna etmeye çalışın. Zamanla sizinle uzlaşacaktır.

24 Mayıs 2012 Perşembe

BABA ADAYLARI DOĞUMA KENDİLERİNİ NASIL HAZIRLAMALI?

Doğumla ilgili hemen her erkeğin doğru ya da yanlış bir takım bilgileri bulunuyor.Ancak bu dönemde erkeklerin dikkat etmeleri gereken en önemli detay,eşlerinin kadın doğum uzmanlarıyla iletişim halinde olmaları.Akıllarına takılan her türlü soruyu mutlaka doktorlarıyla paylaşmaları gerekiyor.Ayrıca hamilelik dönemlerinde eşleriyle doktorları arasında iyi bir iletişim kurmasına katkıda bulunmak ve gerekli durumlarda hekim ile irtibata geçmek de baba adayının dikkat etmesi gerekenler arasında yer alıyor.

Erkeklerin kendini babalığa hazırlamasıyla, kadınların kendilerini anneliğe hazırlaması arasında büyük farklar bulunuyor.Babalıkta ne kadar güçlü bir duygu yaşanırsa yaşansın,sahiplenme iç gudusu annelik kadar yoğun olmuyor.Çünkü annelik bir iç güdüyken, babalık öğrenilen bir duygu.. Hatta daha çok  insanoğlunun formüle ettiği, biçimlendirdiği varsayımsal bir kavram. Anneler içgüdüsel olarak bu role zaten aşağı yukarı hazır oluyor.Tıpkı  bebeğin doğar doğmaz emme refleksi ile meme emmeye başlaması gibi.Oysa babalık için biraz zamana ihtiyaç var.Çoğu erkek babalık duygusunu bebeği 3-6 ay arasında olduğunda hissedebiliyor.Çünkü ondan önce bazı işleri görev olarak yapıyorlar. Ancak bebek babaya bakma, gülme gibi tepkiler verince , erkek biraz daha yoğun duygular yaşayabiliyor.Bu dönemden sonra da bebekle ilişkilerini kuvvetlendirmek adına birlikte çıkmak da erkeği babalığa hazırlamak için çok faydalı oluyor.

27 Ocak 2011 Perşembe

MUTLU BEBEK KİMDİR?

Normal yolla doğurmak, anne sütüyle beslemek, ilgi, sevgi ve şefkatle dokunmak bir bebeğin mutluluğu için gerekli olan ön koşullar…Bir toplumun geleceği sağlıklı çocukların varlığı ile sağlanabilir. Bir bebeğin mutluluğu, anne daha çocuk doğurmaya karar verdiğinde etkilenmeye başlıyor. Annenin sağlığı, annenin çocukken beslenme şekli, spor yapma alışkanlığı, hamile kaldığı zaman bebeğine geçirebileceği özellikler, hepsi doğacak bebeği etkiliyor. Hamileliğin ilk 3 ayı çok önemli. Embriyonel dönem diyoruz; anne karnında bebeğin organları yapılanıyor. Bu dönemde annenin huzuru da çok önemli. Bebek daha anne karnındayken, annesinin mutluluğu, annesinin çevresel etkenlerden etkilenmesi, annesinin sevdiği yiyecekler ve bunların kokuları bebeği etkiliyor.Gelelim doğum sırasına, annenin bebeğine geleceği için vereceği ilk ödül, onu normal yolla doğurmasıdır. Bebek, normal yolla doğduğu zaman çok önemli pozitif etkiler alıyor; bağırsakta faydalı flora oluşuyor, bebeğin bağışıklık sisteminin daha iyi yapılanması söz konusu oluyor ve bebek özellikle de akciğerleri için çok önemli pozitif katkılar alıyor.

ANNE SÜTÜ MUCİZESİ

Doğduktan sonra anne sütüyle beslenmeye başlanması bebeğe verilebilecek en güzel hediye. Her zaman steril, kolay, hazır, içinde bağışıklık maddeleri bol olarak bulunan, inanılmaz büyüme faktörleri bulunan bir besin anne sütü… Ayrıca, anne sütünün bebeği gelecekte obeziteden, diabetten, çölyak hastalığından, alerjilerden koruyan özelliği var. Anne sütü bebeği ayrıca, koroner kalp hastalıklarına yatkınlıktan ve hiper tansiyona karşı da koruyor. Bununla da kalmıyor, anne sütü bebeği orta kulak iltihabından, solunum yolu enfeksiyonlarından ve ishalden de koruyor. Ayrıca, anne sütü alan bebeklerin IQ skorları daha yüksek oluyor, yani anne sütü bebeklerin daha akıllı ve sağlıklı olmasını sağlıyor. . Bir bebeğe verilecek en önemli ödül normal yolla doğum ve anne sütü vermektir… Anne sütü mucizevi bir gıdadır. Ülkemizde elde edilen verilerde yüzde 9 bebek sadece anne sütü almakta, yüzde 8’i hiç anne sütü almamakta, yüzde 83 bebek de anne sütüyle birlikte başka gıdalarla beslenmektedir. Oysa, ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeyi öneriyoruz. Çok değerli bir besin olan anne sütü verilmediğinde biberonla beslenmede büyük bir artış olmakta, bebeklerin yüzde 20’si, içinde yaşamsal besin değeri olmayan nişastalı mamalarla beslenmektedir. Bu durumda çocuk kilo almasına rağmen sağlıksızdır.Bugün ülkemizde yüzde 50 çocukta demir eksikliği anemisi görülmektedir. Demir eksikliği nedenleri olarak, demirli gıdaların yeterli tüketilmemesi ve vücut tarafından iyi kulllanılmaması gösterilebilir. Ek besin olarak 6. ve 7. aylarda sebze çorbaları içinde ete, ezilerek başlanmalıdır. Kırmızı et, tavuk, balık, hindi, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez ve kuru baklagilller demir eksikliğini önleyici besinlerdir. Çinkonun da büyüme ve gelişmede önemli bir yeri vardır. Büyüme ve gelişme, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, tat duygusu, iştahsızlığın engellenmesinde etkilidir. Çinko; kırmızı et, kuru baklagilller, yağlı tohumlar ve tam tahıl ürünlerinde bulunur. Bebeklerde şeker ve şeker katılmış besin tüketimine dikkat edilmeli ve 1 yaşına kadar rafine şeker ve tuz katılmış besinler kullanılmamalıdır. Ülkemizde yaklaşık yüzde 11 oranında bebeklerde malnütüsyon (zayıf çocuk) görülmektedir. Bir diğer tehlike de şişmanlığın yaygınlaşmasıdır. Dünyada 5 yaş altında yaklaşık 20 milyon çocuk fazla kilolu ve obezdir ve bu çocukları gelecekte sağlık sorunları beklemektedir. Sağlıklı beslenme temelleri erken yaşlarda aile tarafından atılır. Anne sütü dışında aşırı karbonhidratlı ve nişastalı gıdalarla beslenen bebeklerde, yağ hücreleri sayı ve volüm olarak artar ve bunlar gelecekteki obezitenin temelini teşkil eder.

SEVGİYLE DOKUNMA

Bir bebeğin mutluluğu için, bebeğe dokunmak çok önemlidir. Örneğin; eskiden giydirilen bebek eldivenleri artık çıkarılmış durumda… Biz diyoruz ki, bebek doğduktan sonra ilk yarım saat içinde anne göğsüne konulmalı, annesine dokunmalı, temas etmeli… Bu durum annede süt sekresyonunu da arttıran ve başlangıcı sağlayan en önemli faktördür. Bebeği çıplak olarak anne ve baba göğsüne koymak, bebeği daha mutlu kılıyor, anneyi ve babayı bebekle iletişim bakımından daha iyi yapılandırıyor. Her çeşit dokunma çok önemli. Çünkü inanılmaz bir güven duygusu oluşturuyor; yeterince dokunulmayan, sevgisiz çocuk iyi büyüyemiyor. Bu arada bebeğin giydiği kıyafetler ve kullandığı bezlerin de vücuda dokunması önemli. Dokunmadan dokunmaya fark var ve en güzelini hakkeden de çocuklar. Bu bakımdan her çeşit pozitif etkileşimin, her çeşit pozitif dokunmanın bebeğin vücut ve ruh sağlığında, çok önemli yeri var. Bağışıklık sistemini, dokunarak, bebekle iletişim kurarak sağlayabilirsiniz. Sevgisiz çocuk iyi büyüyemez. Aslında bu sadece bebekler için değil, yetişkinler için de önemli. Şimdi dünyada çok yaygın olan bir yaklaşım var: Sevgiyle dokunmak, bağışıklık sistemini güçlendirir, çünkü mutluluk hormonunun salgılanmasını pozitif olarak etkiler.

BEBEĞİN POPOSU…


Bebek hastanede doğuyor, ilk eğitimler burada veriliyor. Bebek, anne memesine adapte olmaya çalışıyor. Sonra, evine gidiyor. Bir bebeğin doğduktan sonra ilk kontrolü 7 ila 10. gün arasındadır. Ve bebek kontrole geldiğinde bebeğe yazılan reçetede iki ürün yer alır. Bunlardan birisi anne sütüyle beslenen bir bebek için, fizyolojik dozda gerekli olan D vitamini, ikincisi pişik kremi… Yani bebeğin mutluluğu, onun vücudunu sağlıklı kılabilmek için anne sütü artı D vitamini, artı pişik kremi şeklinde gelişiyor. Geçmişte pişik kremini çok yoğun şekilde öneriyorduk, şimdi koruyucu kremler de var. Yani bebeğin poposu, mutluluğu için önemli ve korunması lazım. Geleneksel olarak da ne deriz; bir bebek karnı toksa, altı temizse, gazı çıkmışsa, o zaman mutlu bir bebektir. Eskiden şartlanma metoduyla bebekleri çişe kakaya alıştırma gibi bir yöntem vardı. Şimdi, çocuk hazır olduğu zaman kendisini belli eder, diyoruz. Bebek 7 ila 9.aya geldiği zaman, özellikle büyük ebeveynler, bebeği çişe tutardı ve bebek şartlanarak öğrenirdi. Bu uygulamayı günümüzde önermiyoruz. Daha özgür, daha güvenli ve bilinçli bebeğin genel olarak 1,5 -2 yaşında çiş ve kaka kontrolünü şartlanmasalar da sağladıklarını görüyoruz. Bu nörolojik sistemin gelişmesiyle ilgili.

Babalar önce anneyi mutlu etsin, sonra bebeği...Kuşkusuz, bir bebeğin, bir çocuğun mutluluğu için hem annesinin hem de babasının ilgi ve sevgisine ihtiyacı var. Fakat, bebeğin önce anneyi aynaladığı da bir gerçek… O yüzden de anne mutluysa, bebek de mutludur, anne mutsuzsa bebek de mutsuzdur ya zaten… Anneler, "Bu bebeğin bugün nesi var, nasıl da huysuz, huzursuz" dedikleri günlerde, dönüp de bir kendilerine baksalar cevabı kolaylıkla bulabilirler. Annenin en ufak bir sıkıntısı, huzursuzluğu bebeğine yansır… O nedenle ben diyorum ki, babalar önce anneyi mutlu etmeyi iş edinin, sonra da çocuklarınızı… Ve bu alışkanlık sadece bebeklik zamanlarında değil, bir ömür boyu böyle devam etsin. Çünkü, ilerleyen yılllarda da çocuklar anne ve babanın birbiriyle ilişkisinin nasıl olduğundan, hem o anki hem de gelecekteki mutlulukları adına fazlasıyla nasipleniyorlar.

20 Şubat 2010 Cumartesi

2 Eylül 2009 Çarşamba

GEBELİKTE UYKUSUZLUK


Gebelik boyunca uyku alışkanlığınızda belirgin değişiklikler olacak.Bunların bir kısmı gebeliğe uyum sağlamanıza yerdımcı olurken bir bölümü de çektiğiniz sıkıntının artmasına neden olacak özelliktedir.

Erken gebelikte progesteron hormonu düzeyindeki aşırı artış nedeniyle uyku ihtiyacında belirgin bir artış olur.Erken dönemde anne adayları bu durumu genellikle ‘Başımı yastıktan kaldıramıyorum’ şeklinde tanımlarlar. Bulantı ve kusmalar da uyku gereksinimini arttırır.gündüz saatlerinde uyku gereksinimi hatta ‘dalıp gidivermek’ erken gebelikte anne adaylarının sık yaşadıkları bir durumdur.Buna karşın gece saatlerinde de sık idrara çıkma ihtiyacı nedeniyle uyku bölünmeleri olabilir. Fiziksel ve psikolojik değişiklikler de gece uykularının bölünmesinde rol oynar.

Bu dönemde gece uykusuzluğu yaşıyorsanız gündüz uykularını mümkün olduğunca azaltmaya çalışın.Yatağınızda dinlenme,kitap okuma veya televizyon seyretme gibi alışkanlıklarınız varsa bunlardan vazgeçmeye çalışın.

Gebelik haftası ilerledikçe mekanik zorluklara bağlı uyku problemleri ve uykusuzluk daha ön plana çıkar. Ancak psikolojik gerginlikler de etkisini sürdürür.Bu dönemde reflü de(mide yanması) gebeliğin ikinci üç ayından itibaren kaliteli bir uykuyu engellemeye başlayabilir.

Son üç ayda özellikle de doğum yaklaştıkça uykusuzluk giderek en büyük sıkıntı haline dönüşebilir.Son aylarda mekanik zorluklar ,mide yanması,sık idrar gereksinimi ve doğum konusundaki endişelerin hangisinin uykusuzluğunuzun en önemli nedeni olduğunu söyleyebilmek çok ta kolay değildir.
KAYNAK:www.babaolyorum.net

7 Mayıs 2009 Perşembe

Çocuk Bakıcısı (Dadı) Arayan Ailelere Öneriler


Çocuk Bakıcısı (Dadı) Arayan Ailelere Öneriler
“Çocuk bakıcısının görevi, hayatını size ve ailenize adamak, sizin hayatınızı yaşamak değil; çocuğunuza belirli saatler içerisinde bakmaktır. Onun da kendi hayatı ve ihtiyaçları olduğunu unutmayın. Çocuğunuzun sağlıklı gelişimi ve mutluluğu, bakıcısıyla olan olumlu iletişiminize bağlıdır.”


Çocuk Bakıcısıyla İyi İletişim Kurmanın Yolları;


Sevgili Anneler babalar;

Çocuğunuzun bakıcısıyla olan olumlu veya olumsuz iletişiminiz, dolaylı olarak çocuğunuzu da etkileyecektir. Eğer bakıcının sizinle iletişimi çok iyiyse, sizi ve çocuğunuzu seviyorsa; bunu bir iş olarak görmeyecektir aksine çocuğunuzla ilgilenmek onu mutlu edecektir. Bu nedenle çocuğunuzun bakıcısıyla iyi iletişim kurmanız çok önemli ve bunun yolları şöyle sıralanabilir;

Tüm annelik görev ve sorumluluklarınızı bakıcıya bırakmayın
Öncelikle çocuk bakıcısı yerine çocuğumu emanet edecek, profesyonel bir uzman (Çocuk Bakım Ve Eğitim Uzmanı) arıyorum diyerek işe başlamalısınız. Sonra ise bu uzmanın hayatını size adayacağını düşünüp tüm annelik görev ve sorumluluğunuzu ona bırakmak yerine; onu saatler içinde çocuğunuzla ilgilenecek ve gelişimini destekleyecek bir uzman olarak görün.

Eğitimli kişileri tercih edin ve şartları beraber belirleyin.
Araştırmalar, 0-6 yaşın çocuğun gelişimi ve eğitimi için çok kritik bir dönem olduğunu ve bu dönemde çocuğun gelişimini en üst düzeyde gerçekleştirebilmesi için onunla ilgilenecek kişinin eğitimli olması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle sizin bütün şartlarınızı kabul eden, düşük ücretle çalışan eğitimsiz bir bakıcı yerine eğitimli birini tercih edin ve şartları beraber belirleyin. Bakıcının görev ve sorumlulukları, size ve onun içinde bulunduğu şartlara göre değişiklik gösterecektir. Her iki tarafı da mutlu edecek şartları karşılıklı anlayış ve fedakarlıkla belirleyin.

Bakıcıya hak ettiği maaşı ödeyin
Çocuğunuzun bakımıyla ilgilenecek uzmana talep ettiği maaşı verin ya da hiç işe almayın. Çünkü bakıcıyı düşük maaşla çalıştırmanız onun motivasyonu olumsuz etkileyecektir. Bakıcının sigortasını yapmadığınız için, en azından ona hak ettiği maaşı vermeniz gerekir.

Fırsat buldukça çocuğunuzla siz zaman geçirin
Bakıcı, yatılı veya gündüzlü çalışsın elinizden geldiği kadar çocuğunuzla siz zaman geçirin. Çocuğunuzun annesinin siz olduğunu unutmayın. Çocuğunuzla sürekli bakıcı ilgilenirse çocuğunuzla duygusal annelik bağını kuramazsınız. Bu nedenle akşamları ve hafta sonlarını çocuğunuzla birlikte geçirin ve bakıcıya kendine zaman ayırması ve dışarı çıkması için izin verin. Kendine yeteri kadar zaman ayıran bakıcı; mutlu bir şekilde eve dönecek, çocuğunuza daha iyi ilgi gösterip işini severek yapacaktır.

Çocukla ilgili kararları beraber alın
Çocuğunuz en çok bakıcıyla zaman geçireceği için, bakıcı çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarını sizden önce o fark edebilir. Mesela “kitapları karıştırmaya başladı, ona eğlenceli çocuk kitapları alabiliriz” gibi önerilerde bulunabilir. Çocuğunuzla ilgili önerilerini dinleyin ve çocuğunuzla ilgili bir karar almadan önce onun da fikrini alın ve onu dışlamayın. Bu, yaptığı işe saygı duyguğunuz mesajını verir ve bakıcının daha hevesli çalışmasını sağlar.

Sevdiklerini görmesi için yeterli zaman verin
Bakıcıya ailesini ve sevdiklerini görmesi için yeterli zaman verin. Eğer ailesi şehir dışındaysa 2 hafta da bir uzun izin verin. Çünkü 6 gün boyunca çalışan ve evden dışarı çıkmayan bir insanın psikolojisi bozulur ve performansı düşer. Kendine ve sevdiklerine yeteri kadar zaman ayıramayan bakıcı somurtkan bir yüzle çocuğunuzla ilgilenecek ve bu da çocuğunuzu olumsuz etkileyecektir.

Onunla sohbet edin ve dertleşin
Bakıcının mutluluğu eşittir çocuğunuzun mutluluğudur. Bu nedenle bakıcının hayatında neler oluyor, onu mutsuz eden bir sıkıntısı var mı? Bunları anlamak için fırsat buldukça onunla sohbet edin ve yapabileceğiniz birşey varsa ona yardım etmeye çalışın.

Onu ailenin bir ferdi gibi görün Çocuk bakıcısını ailenin bir ferdi gibi görün ve onu akrabalarınızla çocuğunuzun özel öğretmeni olarak tanıştırın, yaptığı işe saygı duyun ve bakıcı diye küçümsemeyin. Bunu davranışlarınızla, beden dilinizle ve sözlerinizle samimi bir şekilde gösterin. Örneğin özel bir yere gittiğinizde(akşam yemeği, sinema vb) ailenin bir ferdi gibi onu da davet edebilirsiniz.

Ona Jest yapın

O sizin en sevdiğiniz insana çocuğunuza bakıyor. Bu para kazandığı bir iş de olsa, böyle kutsal bir işi yaptığı için sevilmeyi ve değer görmeyi hak ediyor. Bu nedenle ona değer verin ve özel günlerini (doğum günü, yılbaşı vb) jest yaparak hatırlayın (hediye vermek gibi).

Onu taktir edin
Çocuğunuzun gelişimine yaptığı katkılardan dolayı ona teşekkür edin. Hiçbir zorunluluğu yokken fazla çalıştıysa veya sizin için artı birşey yaptıysa, bunu mutlaka ödüllendirin; ekstra para ödeme, hediye alma ve en önemlisi güler yüzle içten bir teşekkür gibi.

Sen dili yerine “ben” dilini kullanın
Yaptığı yanlışları “ben” diliyle yapıcı bir şekilde açıklayın. Sizi rahatsız eden bir davranışı varsa, yargılayıcı bir dil kullanmak yerine “ bunu yapman beni üzüyor ve ben işteyken aklım evde kalıyor” gibi ne hissetiğinizi ve bu davranışının nelere yol açtığını onu kırmadan açıklayın. Herkes hata yapabilir önemli olan hataların yapıcı bir şekilde açıklanması ve düzeltilmesi için bir şans verilmesidir.

Kendini geliştirmesi için onu eğitim kurslarına gönderin Çocuğunuzun bakımıyla ilgilenecek insanı kendini çocuk gelişimi ve eğitimi alanında geliştirecek kurslara gönderin. Özellikle bakıcının bir Pedagogtan eğitim alması çok faydalı olacaktır. Çünkü Pedagog çocuğunuzun özelliklerine uygun tavsiyelerde bulunarak; çocuğun gelişimini daha iyi nasıl destekleyebilir bu konuda bilgi verecektir. Bunun yanı sıra bakıcıyı hafta sonları bu alanla ilgili kurslara ve seminerlere katılması için teşvik edin.

Ona değer verin
Çocuk bakıcısını fabrikada çalışan bir işçi gibi görmeyin. Ne eviniz bir fabrika ne de çocuğunuz bir üründür. Çünkü çocuk bakımı fabrika işi değil, sevgi işidir. Eğer onu bu işi sevmesi için motive etmezseniz, bunu iş olarak görür ve çocuğunuzun temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında gelişimini desteklemek için artı bir çaba harcamaz. Zaten bu konuda empati kurduğunuzda bunu daha iyi anlarsınız. Unutmayın herşey karşılıklı ve ne ekerseniz onu biçersiniz. Çocuğunuzun bakıcısını sevmeniz ve değer verimeniz, çocuğunuzun mutluluğunun anahtarıdır.

Bunlar çocuğunuzla ilgilenecek kişiyle iletişiminizde faydalı olacağını düşündüğüm konulardı. Şimdi ise bu kişiyi seçerken nelere dikkat etmelisiniz bundan kısaca bahsetmek istiyorum.


Çocuk Bakıcısı Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Kriterler

Bakıcının; “Çocuğunuzun bakımı ve eğitimiyle ilgilenecek doğru insanı bulmak için sağduyunuza güvenin ve kalbinizin sesini dinleyin.”

Çocuk sevgisi ve samimiyeti Çocuk bakıcısı seçerken; dikkat edilmesi gereken tek kriter bakıcının samimiyeti, isteği ve çocuk sevgisidir. Dünya kadar referansı olsun, çocuğunuza ısınmadıysa ve hevesli görünmüyorsa seçiminiz doğru değil demektir. Bunu ilk görüşmede aldığınız elektrikten anlarsınız. Eğer çocuk bakıcısı size şartlarını açıklıyor, taleplerde bulunuyor ve çok soru soruyorsa; bu onun iş ciddiyetini ve saminiyetini gösterir. Sırf işi almak için her şartınızı kabul ediyorsa bir kere düşünmek gerekir.

Eğitimi

Eğitime gelince, eğer çok istekli ve çocukla iletişimi çok iyiyse 0-2 yaşa kadar bakıcının eğitimli olmaması bir derece kabul edilebilir çünkü ilk yaşlar bakım ağırlıklıdır. Fakat 2 yaştan sonra çocuğunuzun duygusal, sosyal, fiziksel, zihinsel gelişim ihtiyaçlarını eğitimsiz biri karşılayamayacağı için bu alanda uzman biriyle çalışmanız daha doğru olur.

Referansı ve Deneyimi
Referans önemli ama şart değildir. Referansı yok diye bir bakıcıyı işe almamak yanlış olur. Referans, çalıştığı kişiyle iletişimi gösteren öznel bir açıklamadır ve sizi yanıltabilir. Örneğin bakıcının çalıştığı aile, ona iyi davranmamış ve haksızlık etmişse, olumsuz refarans verir ve bunu dikkate almanız doğru olmaz. En iyi referans bakıcının kendisidir. Çok iyi referansları olsun; sizle çalışınca bunların gerçek olmadığını ya da hiç referansı olmasın; sizle çalışınca aslında beklediğinizden daha iyi olduğunu görebilirsiniz. Önemli olan bakıcının ruh hali ve çocuk sevgisidir. Bunu almak için sağduyunuza güvenin ve ona bir şans verin.

Psikolojisi ve Kişiliği
İşe almayı düşündüğünüz kişinin kendisiyle barışık, sevecen, güler yüzlü, samimi olması ve hayatında psikolojisini olumsuz etkileyen önemli bir problemin olmaması da çok önemlidir. Bunu anlamak için Pedadogtan yardım alın. Pedagog görüşme sonunda psikolojik açıdan bu kişinin çocuğunuza bakmak için uygun olup olmadığını size açıklayacaktır.

İletişimi ve Performansı
Hem çocuğunuzun hem de sizin bakıcıyı sevmeniz ve samimi hissetmeniz gerekir. Fakat bazen bakıcı çok profesyonel de olsa çocuğunuzun ya da sizin elektrikleriniz uyuşmaz. Bunu anlamak için işe almayı düşündüğünüz kişiye bir günlük ekstra ücret ödeyerek, evinizde misafir edip, tam bir günü ve akşamı beraber geçirmelisiniz. Böylece hem bakıcının performansını, hem de ailenize uyumunu görmüş olursunuz ve ona göre karar verirsiniz. Bakıcıda sizin ailenizde ve o ortamda olmaktan mutlu hissediyor mu onu görmüş olur. Bu iki taraf içinde çok faydalı olacaktır.

Bunlar faydalı olacağını düşündüğüm birkaç kriterdi. Önemli olan onun doğru insan olup olmadığını bütün bunları değerlendirerek sizin hissetmenizdir. Bu konu da kalbinize ve sağduyunuza güvenin; içinizden gelen sese kulak verin.

Çocuğunuzu emanet edeceğiniz en uygun insanı bulmanız ve ona hak ettiği değeri vermeniz dileğiyle…

Yazan: Pedagog Sevil Gümüş - Kurucu,Aile ve Çocuk Danışmanı (GebelikveAnnelik.com)

29 Nisan 2009 Çarşamba

Doğum Yaptıktan Sonra Neler Olacak?


Doğum Yaptıktan Sonra Neler Olacak?

Doğumdan sonra annede bazı değişiklikler olacaktır ve doğum sonrası dönem her zaman rahat geçmeyebilir.
• İlk iki ile altı hafta süresince adet kanaması gibi, yoğun ve kırmızı renkli kanama olabilir.
Ne yapmalı?
Hijyenik kadın bağı kullanılabilir, ancak bu bezlerin en fazla 6 saatte bir değiştirilmesi gerekmektedir. Bu kanamanın rengi pembeden kahverengiye dönüşerek birkaç hafta sonra beyaz bir akıntı halini alır. Kanama fazlalaşır, ateş çıkarsa ya da akıntı kötü kokuyorsa doktora danışılmalıdır. Emziren annelerde kanama daha kısasürebilir.
• Tuvalet konusunda da sorun yaşanabilir. İlk günlerde idrara çıkarken zorlanılması normaldir ve kabızlık görülebilir.
Ne yapmalı ?
Doğumdan sonra mümkün olduğu kadar çabuk ayağa kalkıp yürümeye çalışmak bağırsak hareketlerini de hızlandıracaktır. Annenin bol su içip yediklerine de dikkat etmesi faydalı olacaktır. Annenin tuvaletini yaparken dikişlerinin açılma olasılığı düşüktür ancak hiçbir zaman tuvalette ıkınıp kendisini fazla zorlamamalıdır çünkü hemoroid oluşabilir.
• Doğum sırasında doktor kesi yaptıysa dikişler ilk günlerde ağrı yapabilir. Otururken ve yürürken kesi yerinde rahatsızlık hissedilebilir. Genellikle en geç bir hafta içinde dikişler kendiliğinden düşer ve kesi yeri iyileşir.
Ne yapmalı?
Doğumdan hemen sonra pelvis kaslarını çalıştıracak hareketleri yapmak ve dikiş alanına buz torbası koymak faydalı olabilir. Ayrıca bu bölge hep temiz ve kuru tutulmalı, temizlik önden arkaya doğru yapılmalı ve tuvalet kağıdı kullanılmalıdır. Doktor temizlik için bir solüsyon önerdiyse kullanılabilir. Dikişlerde kızarıklık, ağrı ve 38 C ve üzerinde ateş olursa doktorla görüşülmelidir.
Doğumdan sonra anne kendisini iyi hissettiği an banyo yapabilir. Banyonun ilk günler ayakta duş şeklinde yapılması önerilmektedir. Sezaryan ile doğum yapıldıysa dikişler alındıktan sonra ayakta duş alınabilir.
• Uzun süren hamilelik döneminden sonra vücudun eski haline dönmesi altı aydan önce mümkün olmaz.
Ne yapmalı?
Altıncı haftada doktor kontrolüne gitmek çok önemlidir çünkü bu haftadan itibaren vücut yavaş yavaş eski haline dönmeye başlamıştır, rahim gebelik öncesi büyüklüğüne döner. Doktor bu kontrolde vajinal muayene yapacak, dikişlerin durumuna bakarak rahimi muayene edecektir. Bu kontrole gidildiğinde doktora hangi doğum kontrol yönteminin seçileceği konusunda danışılabilir.
• Adet görmeye başlamak ise bebeğin nasıl beslendiğine bağlıdır. Bebek emziriliyorsa adet meme verme sayısının iyice azalmasına dek gecikebilir. Bebeğe mama veriliyorsa 4-6 hafta arasında ilk adet görülebilir.
• Doğumdan sonraki üç ay boyunca, bazen daha da uzun bir süre saçlar dökülür. Çünkü hamilelik boyunca hormonlar nedeniyle normalde dökülmesi gereken saçları dökülmemiştir. Bu yüzden şimdi anneye daha çok saçı dökülüyor gibi gelmesi normaldir.
• Doğumdan sonra bebek emzirirken oruç tutmak sağlıklı değildir çünkü gün boyunca yeterli besin ve sıvıyı vücut alamamaktadır. Doğumdan sonra 1 ay kadar demir haplarına devam edilmelidir. Bu sayede gebelik süresince ve doğumda kan kaybedildiği için azalan demir depoları desteklenmiş olur.
• Doğum sonrasında kanama bittikten sonra cinsel ilişki kurulabilir. Kanama varken ilişkiye girmek istenirse eş kondom kullanmalıdır. Haznede kuruluk hissedilirse nemlendirmek için gliserin kullanılabilir. Doğumdan sonra cinsel istekte artma ya da azalma olması normaldir. Hormonal dengenin değişmesi, yaşanılan ortamın değişmesi gibi nedenler bu artma ya da azalmadan sorumlu olabilirler. Önemli olan iki tarafın da birlikte karar vermesi, birbirine anlayış ve uyum göstermesidir. Tabii bu aşamada kadının isteyip istemediği ve durumunun nasıl olduğu en önemli konudur.
Belki de yukarıda belirtilen, annenin vücudundaki normale dönüş sürecinde yaşadıklarından daha önemlisi, annenin, bir başka deyişle “lohusa” nın kendini nasıl hissettiğidir.
Vücuttaki hormonal değişiklikler annenin ruh halini etkiler. Anne zaman zaman kendisini kötü hissedebilir, bir sebep yokken ağlayabilir, alıngan veya sinirli olabilir. Annenin çevresindekilerin hepsi bebeğe ilgi göstermektedir halbuki anneyi evde bekleyen bir çok yükümlülükler, belki başka çocuklar vardır. Hayat artık eskisinden çok farklı olacaktır. Anne kendisini şişman ve çirkin buluyor olabilir. Bütün bunlar sıkıntıyı arttırabilir. İşte burada babalar anneye destek vererek sıkıntılarını azaltabilir. Daha önce doğum yapmış arkadaşlarla da konuşulabilir. Bunlar çoğu yeni anne tarafından hissedilir ve normaldir. Hormonal değişikliklerin yol açtığı bu durumu değiştirmek elde değildir. Eğer bu sıkıntılar altı ay boyunca devam ediyorsa bir uzmana baş vurmak gerekebilir.
Anne ilk zamanlarda bebeği bir yabancı gibi görüp hayal ettiğinin bu olup olmadığı konusunda kendisini sorgulayabilir. Belki de onu yeteri kadar sevemediğini düşünüp suçluluk da duyabilir. Kendisine ve bebeğine birbirlerine alışmaları için zaman tanımaları gerekecektir.
Annenin bebeğin bakımıyla ilgili bilgileri arttıkça, onunla daha çok vakit geçirdikçe, onun ne istediğini daha iyi anlayabilir, tedirginlik azalır.
Bebekle geçirilen zamanın etkili olması için dinlenmiş olmak gerekir. İşte onun için o uyuduğu zamanlarda anne de onunla beraber uyuyarak ya da en azından dinlenerek güç toplayabilir. Ev işleri bir süre bekleyebilir. Ev işlerinde, diğer çocukların bakımında ve misafir geldiğinde babalardan veya ailedeki akrabalardan yardım istenebilir.

Babalar

Doğumun yaklaştığını ya da başladığını gösteren belirtilerle birlikte anne adayında bir enerji artışı olacaktır. Baba adayı eşinin bu enerjisini ev temizliği gibi şeylerle tüketmesini önlemeli, bu enerjisini doğuma saklamasını sağlayabilmelidir. Sancıları başladığında eşini sakinleştirmeli, saat tutarak sancıların kaç dakikada bir geldiğine bakmalıdır.
Birlikte nefes alma alıştırmaları yapabilir, eşinin beline masaj yapabilir.
Eşinin doğum yapmasını beklerken baba adayının da en az eşi kadar heyecanlı olacağı bilinmektedir. Eşine veya bebeğe bir zarar gelecek mi diye düşünüp korkabilir, hiçbir şey yapamadığı için çaresizlik yaşayabilir. Bu duygularla başa çıkabilmek için bir yakınıyla konuşabilir, onunla duygularını paylaşabilir. Yürümek de baba adayını rahatlatacaktır. Baba bebeği ilk kez gördüğünde cinsiyeti beklediğinden farklı olduğu ya da küçük ve çirkin göründüğü için hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Bebek beklentilerden farklıysa kendisine ve ona biraz zaman tanımalıdır. Bebek başka bebeklerle karşılaştırılmamalı ve olumsuz yorumlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir. Bu gibi yorumlarda özellikle anne kendisini suçlu hissedebilir ve suçluluk hissedebilir. Bu gibi olumsuz duygular sonucunda da annenin sütü kesilebilir. Anneyi suçlayıcı söz ve davranışlardan kaçınmak yerinde olacaktır.
ÖNEMLİ!
Henüz ülkemizde pek yaygın olmamakla beraber baba adayları eşleriyle doğumhaneye girebilir ve bebeklerinin doğumuna tanık olabilir. Önceden doktorla konuşup doğuma girmek istediğini belirtebilir

19 Nisan 2009 Pazar

DOĞUM BAŞLADIĞINDA.....



Doğum sancılarınızın geldiğini hissettiğinizde hemen hemen bütün baba adayları gibi eşiniz de paniğe kapılacaktır. Düşünüldüğünde kaç baba adayı böyle bir olayı sık sık yaşamıştır ya da o an sakin kalmayı başarabilmiştir ki? Elbette ki eşiniz de birazdan onu adaylıktan çıkarıp, gerçek baba konumuna yükseltecek olan bebeğinizin doğumunda heyecanlanacaktır. Bu son derece normal bir duygu durumudur. Bütün mesele sizin de paniğe kapılmanıza yol açacak kadar ya da ortalığı karma karışık bir duruma getirerek işleri daha da zorlaştıracak kadar aşırı bir heyecan yaşamadan, kontrollü olmayı başarabilmesidir. Eşiniz, doğum süreciniz başladığında aslında pek çok nedenden dolayı heyecan yaşayacaktır. Örneğin;

Size olumsuz bir şey olmasından,
Bebeğinizin sağlıklı doğup doğmayacağından,
İşlerin ters gidebileceğinden,
Bebeğine karşı sevgi hissetmeyeceği gibi endişelerden dolayı ciddi olarak heyecanlanır ve korkar.
Baba kendini sakin tutmalı. Son yıllarda baba adayları da hamile olan eşleriyle birlikte pek çok bilgilendirme kurslarına katılmakta, hem hamilelik hem de doğumla ilgili gerekli bilgileri alabilmektedirler. Özellikle doğum süreciyle ilgili ciddi anlamda donanım kazanabildikleri için bu türde kursların büyük yararı vardır. Eşiyle birlikte hastaneye kadar olan yol arkadaşlığında neler yapabileceğinden, hazırlıksız yakalanılmış bir erken doğum başlangıcında nasıl davranması gerektiğine kadar her şeyi öğrenebildikleri bu kursların sonucunda baba adaylarının endişeleri belirgin şekilde azalmaktadır.
Bütün hamilelik sürecinizde eşiniz sizin en büyük destekçiniz olacaktır. İhtiyaç duyabileceğiniz her şeyi öğrenmesinin yanında, doğumunuza giderken bu malzemeleri hazırlamanız konusunda size destek olmalıdır. Şu bir gerçektir ki, doğumunuz başladığında sakin kalması gereken ilk kişi babadır. Hastaneye giderken önceden hazırladığınız eşyalarınızın takibini de eşiniz yapacağından, o an soğukkanlı olması çok önemlidir. Önerimiz böyle heyecanlı bir durum nedeniyle çıkılacak yolculukta, arabayı eşinizin kullanmaması yönündedir.

Bu süreçte anne adayı babaya nasıl destek olmalıdır?

Eşiniz kurslara gidip, yeterli derecede bilgi sahibi olsa da hamilelik ve doğum gibi özel bir süreçte, asıl sakin tarafın kendiniz olduğunu görebilirsiniz, çünkü kadınlar için bebeğin gelişi doğanın onlara verdiği doğurganlık hediyesidir. Hamileliğiniz sırasında yaşadığı fiziksel ve ruhsal değişimlerden dolayı, çevrenizden ve özelliklede eşinizden sonsuz bir anlayış beklersiniz. Eşiniz ise ürküten en önemli konu, ondan kendi duygu ve isteklerini geri plana atarak, size karşı daha duyarlı olmasını beklemenizdir. Oysa burada eşinize asıl yardımcı olacak kişi yine sizsinizdir. Her ne kadar hamileliğin verdiği yoğun hormonal dengesizlikler yaşıyor olsanız da, eşinizle her şeyi paylaşmanız ve tüm doktor kontrollerine birlikte gitmeniz, onu sürecin içine çekmeniz bakımından çok önemlidir.

17 Nisan 2009 Cuma

BEBEK DOĞUM KAYIT İŞLEMLERİ


1587 sayılı Nüfus Kanununun 74.maddesi uyarınca, Türk vatandaşlarının doğan çocuklarını 30 gün içerisinde Türkiye'de kayıtlı bulundukları nüfus
müdürlüklerine bildirmeleri gerekmektedir. Bu süre geçirildiği
takdirde Nüfus kanununun 52.maddesi uyarınca para cezası
uygulanır. Yurt dışında doğan çocukların nüfusa kayıt işlemleri,
vatandaşların bağlı bulundukları Başkonsolosluklar veya
Konsolosluk şubeleri aracılığıyla yaptırılabilir. Söz konusu
işlem yaptırılmadığı takdirde, çocuklar Türk vatandaşı
sayılmamakta ve miras işlemlerinden yararlanamamaktadırlar.
Ayrıca Türkiye'yi ziyaretleri sırasında yabancı vatandaş
muamelesi görmektedirler. Fevkalade durumda uluslararası doğum
belgesi ile baba veya kanuni vekili Türkiye'de bağlı
bulundukları Nüfus Müdürlüklerine başvurarak nüfusa tescil
işlemini yaptırabilir.
Yabancılarla evli Türk vatandaşlarının çocuklarına eşiyle
anlaşarak biri Türk, diğeri yabancı olmak üzere çift isim
koyabilirler. Sadece yabancı isim konulduğu takdirde, nüfus
müdürlüğünün, ismin değiştirilmesi için ikaz etme yetkisi
vardır.
Ana ve baba ayrı dinlerde ise, aralarında bir anlaşmaya vararak
çocuğun dini konusunda karar vermeleri gerekmektedir.
Anlaşamazlarsa babanın oyu geçerlidir.
Ayrıca, çocuk 18 yaşını doldurması halinde kendi dinini ve
vatandaşlığını seçme hakkına sahiptir.
Doğum Tescili için Gereken Belgeler
İkametgahı, bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne uzak olan
vatandaşlarının yeni doğan çocuklarının, aşağıda belirtilen
belgelerin gönderilmesi durumunda, posta ile nüfusa kaydı
yapılmaktadır. Ancak genel uygulama, anne babanın yaşadığı
yerdeki nüfus müdürlüğünden bağlı bulundukları nüfus
müdürlüklerine faks yoluyla kayıt yapılması daha sonra posta
yoluyla evrakların takibi şeklindedir.

1-Anne veya babanın nüfus cüzdanları.

2-Evlenme cüzdanı,

3-Çocuğun doğum belgesi,

4-İşlem ve posta ücreti,

5-Anne veya babadan birisinin direkt başvurusu.

12 Mart 2009 Perşembe

ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

21/03/2009 cumartesi günü 15:00-17:00 saatleri arasında Hamile hazırlık kursumuz yapılacaktır. Kursa katılamak isteyen anne adayları isterlerse eşleriyle birlikte katılabilirler. Hamilelik haftası 25 ve üzeri olanlar katılabilirler. Kursumuz 3 oturumdan oluşup, ilk oturumda sonraki oturum tarihleri belirlenecektir. Ücretimiz 160 TL + KDV. Yerimiz Gayrettepe Yıldız posta cd. Emel apt. no:14/4 Gayrettepe ( Türk Telekomun sırasında) / İSTANBUL . Katılmak isteyen adaylar19/03/2009 tarihine kadar bize e-mail yoluyla başvurabilirler.



ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

25 HAFTA ve ÜZERİ GEBELERLE YAPILAN KURSUN İÇERİĞİ:



1.OTURUM:

Hamilelikte beslenme ve gündelik yaşam,

Babaların doğum planı,

Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,

Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,

Doğuma hazırlık

Hamilelikte cinsel yaşam

Hamilelikteki psikoloji

RAHATLAMA NEFES EGZERSİZLERİ



2.OTURUM:



* Emzirme ve anne sütü,

* yenidoğan bakımı;

-göbek bakımı,

-yeni doğan sarılığı,

-bebeğin altının değiştirilmesi,(babaları da uygulamaya katarak)

-bebeği tutuma ve taşıma,

-bebeği giydirme,

-yenidoğan refleksleri,

-bebeğin yıkanması,

-bebeğin gazının çıkarılması,

-bebek için rahatlatma masajı,

-babağin aşıları,

-bebeğin uyku düzeni,

-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,

-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,

*0-6 ay anne - bebek ilişkisinin önemi:dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,

BEBEĞE YAPILACAK EGZERSİZLER



3.OTURUM:

Lohusalık bakımı,

Lohusalık Sendromu,

Yeni rolleriyle doğumdan sonra eşlerin ilişkisi,

Doğum sonrası beslenme

Çalışan annenin işe dönme: anne ve bebeğin ayrılık hazırlığı

NEFES VE RAHATLAMA EGZERSİZLERİ