28 Aralık 2013 Cumartesi

ALTUĞ'UNUN YENİ FAVORİSİ, LİMONLA ZEYTİN:))



Altuğ için Martı yayınlarından çıkan ''Sizinkiler Kardan Adamın Sırrı'' kitabını bana yolladıklarında , inanın bu kadar ilgisini çekeceğini hiç düşünmemiştim.
Daha önceden Limonla Zeytin dergisiyle tanışmıştı ama o kadar da ilgi göstermedi.
Bu kitabı geldiğinden beri belki 30-35 kere okumuşuzdur.
Yakın dönemde de  Limon ile Zeytin dergisinin yeni sayısı bana ulaşınca bu sefer Altuğ bayıldı.


Şu sıralar en büyük favorisi!!! Youtubedan çizgi filmi olduğunu da öğrenince her anımız Limon ile Zeytin ile doldu:))



Özellikle bu sayısında dergi Altuğ için çok yararlı oldu. Özellikle alışkanlıklarla ilgili olan tabloyu odasına astık. alışkanlıkların iyice yerleşmesini sağladığını düşünüyorum.dişlerini fırçaladıkça, yemeğini yedikçe stikerları birlikte yapıştırıyoruz. Bunun dışında dergi içindeki faaliyetlerin hepsi Altuğ 'unun yaşına uygun.
Kitaba gelirsek; çizgi roman şeklinde hazırlanmış. Böyle bir kitabı ilk defa okuduk Altuğ'a.. çok renkli ve konunun Altuğ'unun ilgi alanı içinde olması ilgisini çekti.
Sizinde çocuğunuz 3-4 yaşlarındaysa dergi ve kitabı tavsiye edebilirim. Biz çok sevdik!!!




Toyyzshop'tan yeni siparişimiz; Mattel- Hot Wheels Hot Wheels Çılgın Dinazor T-Rex

Altuğ için yeni yıl hediyesi almak istiyorduk. Vakitsizlik dolaşarak bir şeyler bakmamızı engelliyordu. Ama Toyyzshop'un internet sayfası hayatımızı kurtardı.
Altuğ'unun babasıyla siteyi epey bir dolaştıktan sonra

Mattel- Hot Wheels Hot Wheels Çılgın Dinazor T-Rex    



almaya karar verdik.Altuğ hem dinazorları hem de arabaları çok sevdiği için onun için ideal bir hediye oldu.
Daha evvelki Toyyzshop siparişlerimizi Altuğ bildiği için Noel babanın ona hediyesini kargo ile göndereceğini söyledik.
Geçtiğimiz hafta ana okulundaki kutlamada Noel baba hediyesini bizzat verecek,ama eve vakti olmadığı için hediyesini kargo ile ona göndereceğini söyledik.
Heyecanla kargosunu bekledi.
Kargo geldiğinde kocaman paketi karşısında görünce çok şaşırdı, Altuğ :))

Paketi açınca da çok mutlu oldu.
Sizin de vakit sorununuz var ya da oyuncakçı oyuncakçı dolaşmak istemiyorsanız Toyyzshop'un internet sayfası tam size göre:))

27 Aralık 2013 Cuma

İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ - GRUP FLORENCE NİGHTİNGALE HASTANELERİ VE DOWN TÜRKİYE- DOWN SENDROMU DERNEĞİ ORTAK PROJESİ BALKANLARIN VE ORTADOĞU’NUN İLK DOWN SENDROMU KLİNİĞİ AÇILDI


 

“Down Sendromu Araştırma ve Uygulama Merkezi”, Şişli Florence Nightingale hastanesinde faaliyete geçti. İstanbul Bilim Üniversitesi Şişli Florence Nightingale Hastanesi Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Down Türkiye-Down Sendromu Derneği işbirliği ile Şişli Florence Nightingale Hastanesi Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde faaliyete geçecek ilk Down Sendromu Kliniği için imza atıldı.
T.C. İstanbul Bilim Üniversitesi’ne bağlı olarak Down Türkiye’nin danışmanlığında kurulan “Down Sendromu Araştırma ve Uygulama Merkezi”, Şişli Florence Nightingale hastanesinde faaliyete geçti. Klinikte tüm ücret fiyatlandırması SGK’nın Üniversite Hastanelerinde Sağlık Uygulama Tebliği uyarınca yapılacak.
Kendi alanlarında iki öncü kuruluşun işbirliği ile Down sendromu konusu, Şişli Florence Nightingale hastanesinin odak noktalarından biri olarak belirlendi. Öncelikle ülkemizde, daha sonra da bölgesel ve global düzeyde, DS’lu bireylerin beden ve ruh sağlıklarına yönelik ve yasam kalitesini yükseltmeye yönelik her türlü sağlık hizmeti, tıbbi tetkik ve tedavileri ile psikososyal rehabilitasyonu sağlanacaktır.





Ülkemizde ve bölgemizdeki önemli bir ihtiyacı giderecek bu kliniğin açılması DS’lu aileler tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. DS’lu çocukların ve yetişkinlerin sağlık gereksinimlerinin bu konuya odaklanmış uzmanlar tarafından yapılacak olması kliniğin önemli özelliklerinden biri
T.C.Bilim Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Çavlan Çiftçi; “Hekimlik bir meslek olmanın ötesinde insanlık için üstlenilmiş olağanüstü bir sorumluluktur; Istanbul Bilim Üniversitesi, Down Sendromu Dernegi işbirliğiyle kurduğu Down Sendromu Araştırma ve Uygulama Merkeziyle ve mevcut uzman hekimleriyle Down sendromlu bireylerin her türlü tıbbi tetkik, tedavi ve psikososyal rehabilitasyonlarını yapmanın Türkiye’nin ilk sağlık üniversitesi olarak kendilerine düşen bir görev olduğunu, üniversite olarak bir ilke imza atmaktan onur duyduklarını” ifade etti.
Down Sendromu Derneği Başkanı Gün Bilgin ise “Kliniğin DS’lu çocukların ve yetişkinlerin sağlık gereksinimlerinin karşılanmasında yaşanılan sorunların giderilmesi yolunda bir dönüm noktası olduğunu ve kısa sürede bölgede bir mükemmeliyet merkezi olmasını beklediğini” bildirdi.
Bu işbirliği ve Klinik kapsamında yapılacak çalışmalar ve araştırmalar Down Sendromlu (DS) bireylerin hayat kalitesini yükseltme amacına yönelik. DS ile ilgili (hamilelik öncesi, süresi ve sonrası da dahil olmak üzere) Kliniğe başvuran aileler ile gerçekleştirilen tüm iletişim ve etkileşim sürecinde, güncel ve gerçekçi bilginin pozitif ve duyarlı bir yaklaşım ile ailenin kararlarına saygı çerçevesinde verilmesi esastır.

26 Aralık 2013 Perşembe

40 Yaş Gebeliği





Fertilite uzmanı James Goldfarb 30 yıllık iş hayatında 46 yaş üzeri kendi yumurtası ile gebe kalan kadın görmediğini belirtiyor ve “Bu piyango bileti almak gibidir , Evet bazıları birden herşeyi kazanır fakat ama buna bel bağlamamalısınız” der.
35 yaş üzeri IVF başarısı düşer. Oysa donor oosit ile gebelik şansı artar ve gebelik komplikasyonları, genetik hastalıklar, düşükler vb azalır.
40 yaş öncesi ile 40 yaş sonrası arasında fertilite oranları açısından büyük fark vardır. Hatta fertilite uzmanlarına göre 41 yaşında gebelik şansı 43 yaşındakinden çok daha yüksektir. Bunu destekleyen çalışmalar var. Araştırmacılar 40 yaşında kendi yumurtası ile kadının gebelik şansı %25 iken, 43 yaşında oran %10 olur. 44 yaşında oran artık %1.6 olmuştur. Düşük yapma oranları da bu oranlar gibi dramatik değişiklik gösterir. 40 yaşında düşük oranı %24 , 43 yaşında %38 ve 44 yaşında %54 düşük oranı görülür.
Yaş ile artan bir diğer riskte genetik hastalıklardır. Örneğin 40 yaşında bebeğin Down Sendromu olma ihtimali 1/100 iken 45 yaşında oran 1/30 olur. Bu nedenle ileri anne yaşında invaziv tanı testleri ( amniosentez, kordosentez , CVS gibi ) daha çok uygulanır.
İleri anne yaşında bir diğer sorun da gebelik komplikasyonlarındaki artıştır. 40 Yaş Gebeliği ile birlikte gelen yüksek tansiyon, gebelik diabeti, plasental komplikasyonlar, doğum komplikasyonları 40 yaş öncesine göre daha fazladır. Ayrıca düşük doğum tartısı, erken doğum da daha sık görülür. İleri anne yaşı bebeklerinde Tip 1 Diabet ve hipertansiyon riski çocukta arttığını gösteren yayınlarda var.
40 yaş üstü gebeliklerde doğum komplikasyonları nedeniyle sezeryan ile doğum oranı %48 iken bu oran 20′li yaş gebeliklerinde %30 ‘dur.
Aile ve evlilik uzmanı Susan Heitler’e göre ideal annelik yaşı 20 ‘li yaşların sonu ve 30 ‘lu yaşların başı. Ancak 40 ‘lı yaşlarda annelerin çocuklarına daha iyi odaklandığını da belirtiyor. Daha deneyimli, sabırlı annelik yaşandığını belirtiyor.
İleri anne yaşı gebeliklerinde en büyük avantajlardan biri annenin çocuğuna daha çok ve verimli vakit ayırabilmesidir. Genellikle finansal konularda ve kariyerleri konusunda daha rahat olurlar.Ailelerini genişletmek konusunda daha kesin kararlı olurlar.
Genellikle ileri yaşdaki gebelerin genç annelere göre daha iyi bir eğitim seviyesi taşıdığı görülmüştür. Bu da aile kararlarında dah etkin ve doğru karar veren bir anneyi sağlar. Daha çok annesütü verme kararı alıyorlar ve daha doğru besleniyorlar.
Hangi yaşta gebe kaldığınız önemli değil; önemli olan önemli olan düşündüğünüz zamanın avantaj ve dezavantajının olduğunu bilmenizdir.

5 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:

  1. Doktorunuza görünün: Gebeliğe engel bir durum var mı diye kontrol olmalısınız .Örneğin Diabet, Polikistik Over Sendromu veya endometriosis . Doktor muayenesi esnasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kanser taramaları ve en önemlisi yumurtalık kapasitesi ve üreme organlarının yeterliliği konularını görüşmelisiniz. Sağlıklı yaşam, beslenme ve egzersiz programlamalısınız. Yumurtalık kapasite testleri çok önemlidir ama gebelik sorusunun değil yumurta üretiminin devamı ile ilgili sorunu cevabıdır.
  2. Diş fırçalayın ve diş ipi kullanın: Bu gerçekten fertiliteye etkili midir ? Belki. Ağız içi bakımının üreme başarısına etkisi olduğu düşünülüyor. Her gün diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak ve 6 ayda bir profesyonel temizlik, sigara kullanmamak, şekerli gıda ve sıvıları kullanmamak fertiliteyi koruyor.
  3. Güvenli sex hayatı: Prezervatif kullanımı gebelikten korumak yanında bulaşıcı genital sistem hastalıklarından da korur. Geçirilebilecek bir gonore, klamidya enfeksiyonu kalıcı bir kısırlık sebebi olabilir. Öyleyse düzenli jinekolojik muayene – siz ve partneriniz için- çok önemlidir.
  4. Sigara kullanmayın: Sigara yumurta bozulmasını doğal yıkımdan daha hızlı yapar. Düşük ihtimalini arttırır. Dış gebelik sigara kullananlarda daha sık olur. İleriye dönük olarak erken menapoz nedenidir. Sigara kullanaalarda menapoz yaklaşık 4 yıl daha erken olur. Şayet IVF yapılacaksa başarının sigara kullananlarda %34 daha az olduğu bilinmelidir. Hatta kendisi sigara kullanmasada yanında içilenlerde de (günde 6 veya daha fazla saat maruz kalanlar ) başarı aynı oranda düşüktür. Sigara bırakılınca fertilite oranı 1 yılda normal seviyeye ulaşır.
  5. Vitamin kullanın: Üreme çağındaki kadınlar gebelik için aktif çalışamasalar bile folik asit (400 mikrogram ) içeren multivitamin kullanmanın iyi olacağı tespit edilmiştir. Gebelik planı yapanlarda da fertilitenin artacağı ve yumurtlamanın uyarılacağı ve embryonun daha olacağı biliniyor. Ayrıca fertilite problemleri oalnlarda demir desteğininde gerekli olduğu (40 mg) bulunmuştur.

2 Yıl İçinde Gebelik Planlıyorsanız:

(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
Market alışveriş listenizi gözden geçirin. 18. 000 gebelik için uğraşan kadında yapılan çalışmaya göre beslenme ve fertilite arasında bir ilişki var. 4 bebek dostu beslenme önerisi :
  1. Yavaş sindirilen karbonhidratları (sebze ve tam tahıl) tercih edin beyaz ekmek ve beyaz pirinç tüketimini azaltın.
  2. Transyağ içeren yiyecekleri tercih etmeyin.
  3. Doymamış yağları tercih edin.
  4. Hayvansal protein yerine bitkisel protein tercih edin.
Düşük glisemil indeksli beslenmek kan şekerini düşük tutar, ayrıca Diabet ve Kalp Damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kan şekeri artarsa kanda insulin de artar. İnsulin artarsa dolaşan testosteron artar bu da yumurtlama mekanizmasını bozar. Dolayısıyla yapabildiğiniz kadar meyve – sebze yemeli; balığı kırmızı ete tercih etmeli; yumurta, kurubaklagil, fındık gibi bitkisel proteinleri yemeklerinizden eksik etmemelisiniz.
  1. Sağlıklı kilonuzda kalın. Vücut kitle indeksiniz 20 ile 24 arasında ise fertilite zonundasınız. Düşük veya yüksek indeks fertilte potansiyelinizi, adet düzeninizi ve yumurtlama düzeninizi bozar.
  2. Kalçanızı hareket ettirin. Chavarro’ya göre haftanın çoğu günü yapılan enerjik egzersizler infertilite için daha düşük risk sağlar. Daha fazlasına ihtiyacı olan kadınlar buna ek olarak karma güç egzersizi, aerobik egzersizler, bisiklete, yüzme, yürüyüş yapmalıdır.
  3. BPA (Bisfenol) içeren su şişesi kullanmayın. BPA östojene benzer kimyasal reaksiyonlar yapar. Dolayısıyla vücudun hormon dengesaini bozar. Bu nedenle plastik ürünler yerine paslanmaz çelik kullanılmalıdır.

1 yıl içinde gebelik planlıyorsanız:

(Yukarıdaki maddelere ek olarak..)
  1. Korunma yönteminizi gözden geçirin. Eğer bariyer yöntemi ile ( prezervatif, diyafram ) korunuyorsanız kullanmayı bırakmanız gebelik için yeterlidir. Eğer rahim içi araç ( Spiral) ile korunuyorsanız doktorunuzun spirali çekmesi ile gebelik oluşabilir. Eğer Doğum Kontrol Hapları kullanıyorsanız ister 1 yıl ister 20 yıldır kullanıyor olun tüm söylenenlerin tersine ilacı bıraktığınızda yaşınıza uygun fertilite oranına kavauşursunuz. Hapın bırakılmasını takiben hemen gebe kalınabileceği gibi birkaç ay da sürebilir. Hapı bırakan kadınlarda 1. adet hafif bir düzensizlik gösterse de yumurtlama 2 hafta içinde oluşabilir. Aylık korunma iğneleri de aynı doğum kontrol hapalrı gibidir. Eğer 3 aylık korunma iğnesi kullanıyorsanız fertilite geri dönüşü 10 ayı bulabilir!
  2. Alkol ve kafein alımını sınırlandırın. Bazı araştırmalar haftada 1- 5 alkol alımının gebelik şansını azalttığını göstermiştir. Bazı çalışmalarda ise orta düzeyde alkol alımının fertilite ile zayıf bir ilişkisi olduğunu gösterir. Kafein konusunda tam bir konsensus olmasa da günde 300 mg kafein alınması halinde endometriosis ve Fallop tüpü hastalıklarını (ki bu durumlarda gebelik zordur) arttığını gösteren birkaç çalışma vardır.
  3. Stresi azaltın. Stres beyin yumurtalık aksını bozarak fertilite üzerinde etkili olabilir. Strese çözüm olarak başka olaylara odaklanmak, heergün 3 tane sizi mutlu eden şeyi yazmanız etkili olabilir. Ayrıca meditasyon, yoga, akupunktur; rahatlatıcı müzikleri dinlemek yararlı olur.

Daha Çok Emzirmek Daha Çok Süt Demektir:



Emme sıklığı konusunda kesin bir rakam verebilmek zordur. Özellikle yeni doğan bebekler her açlık belirtisinde meme ile buluşmalıdır. Böylece süt verimliliği artacaktır. Bebek ne kadar fazla emer ise süt o kadar fazla gelir. Birçok anne bebeklerinin alabileceklerinden daha fazla, ikiz bebeklerine de yetecek kadar süt üretebilir.

Yeni doğmuş bir bebeğin midesi çok küçük olur ve anne sütü de çok kolay sindirildiği için ilk haftalarda 1-2 saatte boşalır. Bu nedenle bebek sık sık emzirilmelidir. Bu şekilde bebeğin kilo alması ve süt yapımı devam edecektir. Bunlara dayanarak yeni doğmuş bir bebek günde en az 8-12 kez, her açlık belirtisinde  emzirilmelidir. Emmenin süresine ve sıklığına bebek kendi karar verir. Bebek büyüdükçe midesi de büyüyecek her emzirmede daha fazla süt tutacak böylece bebek daha seyrek emecektir. Emzirme sırasında anne memesinde kalma süresi bebekten bebeğe değişir. Genelde yeni doğmuş bebek en az 15 dakika emer. Emzirme süresinin sınırlandırılması memelerin şişmesine, sütün azalmasına neden olacağından bebeğin uzun süre memede kalmasına izin verilir. Ancak emzirme bir saatten fazla sürüyor, annenin meme uçları sızlıyor ise sağlık profesyoneli veya emzirme danışmanından yardım alınmalıdır .


Emzirme Öğrenilen Bir Yetenektir:





Emzirme, öğrenilen bir yetenektir fakat sadece önemli bilgilerin bilinmesi ve doğru araçlar yoluyla bu yetenek kolayca geliştirilebilir. Bir kez süt üretimini düzene koyup ilk 4 ila 5 hafta boyunca rahatlıkla emzirdikten sonra süt sağımı, annenin rutin işleri arasında yerini alır.
Emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması ile anne sütünün temeli doğru olarak atılmış olur. Bir emzirmenin ne kadar sürede tamamlanması gerektiğine ait kesin bir kural yoktur. Bebeğin ihtiyacına göre bir süre ayarlanmalıdır.


Unutulmamalıdır ki bebek sadece süt ihtiyacını gidermek üzere emmeyecektir. Emmek, bir tür haz duygusunun tatmin yoludur. İyi bir emmenin ardından bebek hala memeyi bırakmıyorsa meme bebeğin ağzından çekip alınabilir. Memenin uzunca süre emilmesi ağrıya yol açmaz. Ağrıya neden olan yanlış kavrama ve yanlış emzirme teknikleridir. Bu nedenle emzirme süresi bebeğin keyfine bırakılmalıdır.


Bebeğin düşük doğum ağırlığı, dudak damak problemleri, annenin meme başı yetersizlikleri veya herhangi bir sebep ile bebek çok kısa emme yapar, memeyi yetersiz emer ise emzirmenin başlatılması ve devamlılığı için sütün sağılması yararlı ve önemlidir.


ANNE SÜTÜNÜN ve EMZİRMENİN ÜSTÜNLÜKLERİ



*Anne sütünü hazırlamak gerekmez, ekonomik yük getirmez.

Mikropsuzudur, her zaman sterildir.
Isı derecesi idealdir.
Anne sütü sindirimi kolay olan küçük moleküllü proteinler yönünden zengindir. Sindirime yardımcı aktif enzimler (yağ sindirimi için lipaz) içerir.
Anne sütünün protein içeriği bebeğin ihtiyaç duyduğu niteliktedir.
Anne sütü büyümeyi düzenleyen faktörler (taurin) yönünden zengindir.
İnek sütünde bulunan beta - laktoglobulin anne sütünde bulunmaz. Bu nedenle anne sütü allerjenik değildir.
Anne sütü bebeğin gelişiminde ayrı bir önemi olan esansiyel yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri yönünden zengindir.
Anne sütünün yağ içeriği bir anneden diğerine hatta aynı annede gün içerisinde farklılıklar gösterebilir.
Emzirme esnasında yağ konsantrasyonu artar ve bebekte doygunluk sağlanır.
Anne sütü laktoz açısından zengindir.
Annenin diyetindeki değişiklik ve kan şekeri düzeyleri sütteki laktoz oranını etkilemez.
Anne sütünün mineral içeriği bebeğe çok uygundur. Oysa inek sütü böbrek konsantrasyon yeteneği kısıtlı olan yenidoğan bebekler ve küçük süt çocukları için böbrek yükü oluşturur.
Beslenmesi yeterli ve dengeli olan annelerin sütünde yağda eriyen vitaminler yeterli miktarda mevcuttur.
Anne sütü immunolojik özellikleri ile enfeksiyonlara karşı koruyucudur. Enfeksiyonu önleyen İg'ler (İgA, İgG ve İgM) içerir.
Anne sütü bakteri ve virüse karşı doğal bağışıklık sağlar.
Anne sütüyle beslenen çocuklarda pişik, grip, faranjit, otit vb. enfeksiyonlara ve kabızlığa daha az rastlanır.
Solunum yolu ve gastrointestinal enfeksiyonları daha az görülür.
Orta kulak iltihabı riskini azaltır.
Bebeği çene ve diş anomalilerinden, ileri yaşlarda görülebilecek damar sertliği, tansiyon, şişmanlık gibi hastalıklardan korur.
Bazı kronik hastalıkların oluşma riskini azaltır (Tip 1 diyabet, çölyak hastalığı gibi).
Emzirmenin anne için fizyolojik yararları:
Annenin sağlığını korur: Göğüs kanseri, over kanseri, osteoporozis riski azalır. Rahim eski haline daha çabuk döner.
Emziren anneler uykusuz kalmaktan daha az yakınırlar.