16 Mart 2011 Çarşamba

ALTUĞ ARTIK 14 AYLIK.)))

”Makarna tabakta çok hoş duruyor. Acaba yerde nasıl duracak? Bir deneyelim!’’ Size garip gelebilir ama bu tam da 14 aylık bebek aklından geçenlerdir. Çoğu zaman bir bebeğin böyle bir hareket yapmasını yaramazlık olarak algılarız. Hareketin hoş olmadığı ve özendirilmemesi gerektiği doğru; ancak bebeğin tek amacı deney yapmak. Konuya bu açıdan bakmak bazı şeyleri daha kabul edilebilir kılacaktır.


Fiziksel Gelişim :

14 aylık bebek bağımsızlıkla ve bağımlılık arasında gider gelir. Odada oturuyorken sizden hızlıca uzaklaşır, tam kapıya geldiğinde gözlerinizin içine bakar. O anda ”acaba gitmeli miyim, yoksa geri mi dönmeliyim ?”diye soruyordur kendi kendine. Yeni bir şeyler öğrenme güdüsü onu gitmeye zorlarken, sizden aldığı sıcaklık ona ”dön emri” vermektedir. Aslında bu ikilem bebek, çocuk olup hatta ergenliğe kadar devam edecek kendi içindeki bir iç savaşın işareti: Bağımsızlık. Bu yolculukta gözleriniz, hareketleriniz ve sözlerinizle ona destek olduğunuzu her zaman hissettirin.

Bebek ve Beslenme :

Bağımsızlığını isteyen bir çocuğa yemek yedirmek zor olacaktır. Aylarca oturmak ve dünyayı seyretmek zorunda kalan bebek artık her şeye ulaşmak ve kurcalamak ister. Çünkü, bir yerlerde oturup pasif kalmak onun için artık ”Çin işkencesi” olmaktadır. Bu nedenle bir yaşından sonra bebekleri masada tutmak gayet zor olabilmektedir. Konuya bu gerçekliği akılda tutarak yaklaşmak gerekir. Onu yemek masasında tutmak için aşırı ısrarcı olmayın. Bu yemek yemeyi bir ceza olarak algılamasını sağlayabilir. 14 aylık bir bebeğin açlıktan hayatını kaybetmesi de imkansızdır. O bazen çok, bazen az yiyerek kendince bir denge oluşturacaktır. Kendi porsiyonlarınızla onunkini karıştırmayın lütfen. ”Minik gurme” nin midesi halen çok küçük. Sağlıklı gıdalarla pişirilmiş yemekler yapmak, öğünlere yeni gıdaları eklemek ve bir sofra rutini oluşturmak sizin göreviniz. 3N,1 N kuralını hatırlayın. Ne zaman,nerede ve ne yenileceğine aileler karar verir. Ne kadar yenileceğine ise çocuk.

Korkular :

”Minik kalbiniz” büyüdükçe yeni korkular geliştirebilir. Hayatı keşfettikçe hayatın sadece güzelliklerle ve mutluluklarla dolu olmadığını öğrenecektir. Hayatta zorluklar, acılar ve korkular da var. Ve bebeğiniz artık bunlarla yüzleşiyor olacak. Gün içinde yaşadığı bir stres gece bir rüya veya kabus görmesine neden olabilir. Bu onu korkutup gece ağlamsını sağlayabilir.Yanında olduğunuzu, sorun olmadığını hem hareketlerinizle hem de sözlerinizle ifade etmelisiniz.

Bebek Konuşuyor :

14 aylık bebek ” yemek vakti geldi ”dediğinizde mutfağa koşuyorsa bu size hayal gibi gelmesin. Bebek artık daha karmaşık cümleleri de anlayacak kapasitededir. Artık komik şarkılar yerine onunla biraz daha anlamlı sohbetler yapabilirsiniz. Sizin söyleyeceklerinizi anlayabilir ama cevap vermesi, anlaması kadar kolay olmayacaktır. Ona yardımcı olun. ”Bu” diyorsa ‘’Evet Göktuğ anlıyorum su istiyorsun’’dediğinizde inanın ona 5 kelimeyle çok şey anlatmış olursunuz. Dikkat ettiniz mi ? bir tek kelimeye tonlama yaparak soru formatı da oluşturabiliyorlar. ”Bu” derken vurguyu sona yaptıkça kelime su ver anlamında bir soru cümlesi oluyor.

Yemek yerken deney yapmayı seven 14 aylık bebeğin bir dahaki sefere bezelyeleri ağzı yerine kafasından aşağı aktarması da olasıdır. Bu durum sizi çok güldürse de bunu bebeğinize hissettirmeyin. Çünkü yaptığı hareketin sizde mutluluk yarattığını algılarsa bunu çok uzun süre farklı yöntemlerle denemeye devam edecektir. Bu arada en iyisi yemek sandalyesinin altına bir bez veya gazete sermek..


Bilgi Hapı:

Bebeğinizin dişleri gelmeye devam ediyor olabilir. Bu onun damaklarında ağrı yapıyor olabilir. Onun eline biraz soğutulmuş bir muz,boydan kesilmiş salatalık veya havuç verin bakalım. Eline aldığı bu gıdaları ağzına attığında soğuk hissi onun damaklarına iyi gelecektir. Miniğin eline çok katı gıdalar verdiğinizde, boğulma tehlikesine karşı her zaman tetikte olmalısınız.

KAYNAK:BEBEKOLAY

Altuğ'a gelirsek; Yukarıdakileri okuyunca Bu ay en belirgin özelliği herşeye çok güğzel tepki veriyor. Konuşamasa da ne demek istediğini bize anlatıyor.
Bağımsız olmak , herhal de en çok istediği şey... Yürüyebiliyor,ama çok cesaretli değil. Henüz 5-6 adım tek başına yürüyor. Elinden tuttuğumuzda bırakın yürümeyi, koşuyor bile...
Yemeklerimiz artık belli bir düzene girdi. Eğer hasta ve ya diş çıkarma dönemi değilse, artık kusmaları yok... Pütürüklü de yiyor. Ama onu çok zorşlamıyorum. Eline birşey verdiğimizde kendi kendine güzelce yiyor. Açken pütürtüklü , yada blendırdan geçirilmiş farketmiyor. Ancak doymöuşsa o zaman kendini hiç zorlamak istemiyor.
Uykuları da düzenli... Sabah 06:30-07:00 de yarı uyanık oluypor. Sütünü içip, yaklaşık09:30 a kadar uyuyor. Sonra 10:00-10:30 civarı kahvaltı yapıyor. Kahvaltısını bazen meyveli bazen de yumurtalı yapıyor. Bazen 12 civarı küçük bir kestrime yapıyor. Saat 14:00-14:30 civarı öğle yemeğini yiyor. genel de bu öğünde yoğrut ile etli sebze çorbası ya da yemeği yiyor. Ardından oyun zamanı.. Saat 17:00-17:30 civarı 1 -1,5 saatlik bir uyku saati var. Sonra ben işten evev gelmiş oluyorum: 18:00-19:00 arası anne ile cilveleşme zamanı.. Babamız 19:00 da gelince tyarım saat onunla cilveleşip, akşam yemeği yiyoruz, hep beraber. Akşamüzeri uyuduğu için yaklaşık 23:30-24:00 arasında bizimle beraber uykuya geçiyor. sabah ka dar da deliksiz uyuyoruz.( aman nazar değmesin!!)
oyunlarımız; müzik ile dans etmeyi, el çaklatıp, kafasıyla ritm tutmayı çok seviyor. Telefonlarla oynamayı ama gerçek ve çalışan telefonla oynamayı çok seviyor.

11 Mart 2011 Cuma

TRTR OKUL TV ANNE -ÇOCUK PROGRAMINDAYDIM!!!

http://www.youtube.com/watch?v=vy1fDNRnDyo

Dün 14:50 de yayınlanan Anne -çocuk programında ben de vardır. Bir önceki gece heyacanla nasıl olacak diye beri bekliyordum.Tv kanalına gittiğimde çalışan arkadaşlar bana çok güzel davrandılar. Çok ilgililer.Ne yapacaktım.. merakla bekliyordum.

Neyse ki program başladı ve ortalama 20 dk sonra bana söz verdiler. Bebeklerin çamaşırlarını nasıl yıkarız?
Onların destekleriyle güzel bir program oluverdi…

Ama insanın kendsini ekranda seyretmesi çok enteresan.Tv insanı şişman gösteriyor diyorlardı. EVET!!!!

Ben kiloluyum ama ekran sanki daha da şişko göstermiş:((

Neyse bir daha ki çekimlere diyorum!!

7 Mart 2011 Pazartesi

3.SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI GÜNLERİ

9 Mart'ta başlayacak olan 3. Sivil Toplum Kuruluşları günleri etkinliğine Emzirme Reformu da katılıyor.
Yaklaşık 1 yıl önce bloglarda başlayan hareketimiz blogcuanne Elif'in liderliğinde büyük bir hızla ilerlemekte. Gerçekten arkadaşlarımız büyük bir özveri ile bu hareketimiz desteklemekte ve bu konuda çalışmaktaklar. Bne de elimden geldiği kadar onları desteklemekteyim. Sizlerde uygunsanız buraya sizleri de bekleriz.
Buradan detayları öğrenebilirsiniz:

merhabalar,

Merhabalar,
Hergün ilk yaptığım bloğuma girebiliyor muyum  diye bakmak oluyor. Çok sinir bozucu. Hergün günümü şenlendiren bloglara malesef giremiyorum. Bunun sebebi de saçma sapan insanların yaptıkları saçmalıktan dolayı hepimiz ceza almış olmamız.Facebookta, twitter da sayfalar açıldı. Protesto için ben de oralara sürekli mesajlar bırakıyorum. Böyle olmamalı.. Ceza suçlulara verilmeli, bana değil..
ben de bloğumun kopyalamasını yaptım.. Burada tüm yazılarımı topladım. Ama doğrusu bu olmamalı.En kısa sürede herşey eski düzenine döneceğini umarak, diğre sitemi düzenlemedim bile.
Yetkililer, lütfen bizi duyun ve bloglarımıza ulaşmamıza izin verin!!!!

2 Mart 2011 Çarşamba

İKİNCİ ÇOCUK İÇİN İDEAL ZAMAN NE OLMALI?

İlk çocuğu büyüttükten sonra mı ikinci çocuğu düşünmeli? yoksa birinci çocuğun hem paylaşmayı hem de arkadaşlığı öğrenerek büyümesi için çok da ara vermeden ikinci çocuğu mu dünyaya getirmeli?


İlk çocuğu zahmetli büyüyen anneler, aynı şeyleri tekrar yaşamamak ya da geciktirmek isterler. Çünkü isteklerini ifade edebilen, tuvaletini yapan, söz dinleyen bir çocuk büyütmenin keyfini sürmek varken yeniden bebek ağlaması, uykusuz geceler gözlerini korkutabilir. Tabi herşeyden önce ikinci çocuğun sorumluluğu ve ona gelecek hazırlama kaygısını da unutmayalım.
Ancak, ilk çocuk büyüdükçe ve ikinci çocukla yaş farkı arttıkça uyum problemi ve kıskançlık da beraberinde gelebilir. Çocukların ortak oyun oynayamaması da hâkeza. Çevreden "Çocukların arasını çok açma, rahata alışırsan ikinciyi büyütmen zor olur. İkicisi de doğsun, ikisi bir arada büyüsün." nasihatları da eklenir. En ideal zaman nedir? Uzmanların bu konuya bakışları şöyle:
Daha büyük olan çocuk için mükemmel zaman diye bir şey yoktur, bu nedenle seçiminizi kendi koşullarınıza uyacak şekilde yapın. İki ve beş yaşları arasında büyük çocuğun bir kardeşe en az sıkıntı ile adapte olması sağlanabilir. Yerlerinin değişmesini sevmezler fakat siz daha büyük olan çocuğunuza çok değerli bir şey öğretiyor olacaksınız - nasıl paylaşmayı öğreneceğini.
Bir çok doktor çocuklara kardeşleri olacağını söylemeden önce birinci üç aylık dönemin geçmesini ve hamileliğin kesinleşmesinin beklenmesini tavsiye ederler. Çocuklar inanılmaz derecede annelerinin duygularına karşı hassastırlar, ve ikinci üç aylık dönemde hamilelikten haberdar edilmezler ve açıklayamadıkları değişikliklerin farkına varırlarsa çok üzülebilirler. Ayrıca erken bir şekilde haber vermek onun yerinden edilme duygusunu azaltacaktır çünkü önünüzdeki altı ay sizin bölünmemiş ilginiz tamamen onun üzerinde olacaktır. çocuğunuzu aileye yeni katılacak bu ferde hazırlamanın en iyi yolu kısa ve basit bir açıklama yapmaktır. Mesela diyebilirsiniz ki: "Bir erkek kardeşin (veya kız kardeşin) olacak şu anda annenin içinde büyüyor gelecek yaz bir zaman dışarı çıkacak". Onun kafasını bir sürü gerçek ile karıştırmayın. Bu şekilde ona bu şaşırtıcı açıklamayı kendi hızında özümsemesi için yer bırakmış oluyorsunuz, daha fazlasını duymak istediği zaman sorular soracaktır. Yeni bebeğinizin cinsiyetini öğrenmeyi seçerseniz, kızınıza onun cinsiyetini söylemenin bir zararı yoktur. Hatta, bu bilgi, yaklaşmakta olan doğumu onun için daha gerçek hale getirebilir

1 Mart 2011 Salı

Prima'nın UNICEF ile ortak olarak gerçekleştirdiği 1=1 kampanyası

Merhabalar,
Geçenler de gelen bir email üzerine Primanın bana gönderdiği paket hakkında sizleri de bilgilendirmek istedim. Prima UNICEF'ın desteklediği bir sosyal sorumluluk projesine destek veriyor. Benim de bloğumdan onlara destek vermemi rica ettiler. Bunun üzerine bana bugün minik bir paket geldi.
Bu paket gerçekten çok özenilerek hazırlanmış. İçerisinde bir plastik bileklik ve küçük bir not vardı.
Prima'nın UNICEF ile ortak olarak gerçekleştirdiği 1=1 kampanyası

Bu kampanyaya katkıda bulunmak isteyenler , Facebook'taki Prima Dünyası'nı beğeniyor ve tek tıkla, Türkiye de önlenmiş olmasına rağmen dünya da yüzbinlerce bebeğin hayatını tehdit eden Yenidoğan tetanosunun önlenmesi için Prima'nın UNICEF2e bir aşı bedeli bağışlamasını sağlayabiliyor. Yani 1 beğeni=hayat kurtaran 1 aşı....
www.facebook.com/Primadunyasi
 Haydi arkadaşlar, küçük tıkla tetanos aşısı olmayan bebeklere yardımcı olalım...
Sevgiler

BLOGTLAR YASAKLANMASIN!!!

Dün bloglar arasında dolaşırken stildirektörünün bloğunda ve başka birçok blogda digitürk'ün açtığı dava üzerine blogların kapanöması sözkonusu olduğu yazıyordu. Gerçekten çok üzüldüm, bu duıruma. Kaç senedir tüm emeklerim boşa gidecek. Gitmemeli!! Birileri bir hata yaptıysa, bunun cezasını hepimiz çekmemeli...Onun için sizde ricam aşağıdaki linklerden destek vermeniZ!!!

BLOGLAR KAPATILMASIN!!!!



Bloguma dokunma Facebook grubu
 http://www.facebook.com/home.php?sk=group_170426343004822
katılımlarınızı bekleriz hatta duvarlarınızda yayarsanız süper olur!

Fan sayfası
http://www.facebook.com/blogumadokunma

Bu arada bloğumu nasıl yedeklemeliyim, wordpresse mi taşımalıyım? Bunların cevabını bugün araştırmalıyım. Bileniniz varsa bana mesaj atarsa çok sevinirim..

Teşekkürler Açalya..Satyende ben de sonunda ben de wordpresse taşındım..
http://bebeimgeliyor.wordpress.com/


Sevgiler