1 yaş bebek beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 yaş bebek beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2012 Pazartesi

BEBEĞİM UYGUN BESİNİ ALIYOR MU?

'Bir yaşında bir çocuğun ara sıra ve telaşla yediği yemeğin onun ihtiyacını karşılayamayacak gibi görünmesi mümkündür,fakat ihtiyaçları o kadar ufaktır ki, karşılanır.İhtiyaçları sadece besinlerle değil, çeşitli besinlerle alabilir.
Protein: Bebeğiniz hiç et, balık veya tavuk tatmadan da yeterli proteini alabilir.Süzme peynir, sert peynir, yoğurt, yumurta, tam tahıllı ekmek, kuru fasulye ve bezelye bunu sağlayabilir.Bir yaşında çocuğun ihtiyaçları,2+2/3 bardak süt  ve 2 dilim ekmek, 2 bardak süt ve 30 gr peynir, 1 bardak yoğurt,1/4 bardak süzme peyniri ile karşılanabilir.
Eğer bebeğiniz proteinli besinleri sevmiyorsa, ona örneğin minik krepler yapabilirsiniz. Böylelikle yumurta ve süt almış olur.
*Sebze : Vitaminlerin çoğunu farklı sebzeler hazırlayarak verebilirsiniz.. daha az sevilen yeşil sebzelerdeki vitaminlerin tümü sarı şeftali, mango ve tatlı patates ile sağlayabilirsiniz.
Ve bebeğiniz beslerken;
Bebeğin iştahının yol göstermesine izin verin. Açken bol yemesine ve tokken az yemesine izin verin. Sakın zorlamayın. Fakat aralarda yemesine engel olarak asıl öğünlerde acıkmasını sağlayın.
Abur cuburu engelleyin.Çok ufak bir gereksiz besin onun doyup hiçbir faydalı besin almadan yemeğini bitirmesine neden olabilir.
Pes Etmeyin.bugun etini, balığını veya ıspanağını yememesi yarın da yemeyeceği anlamına gelmez. Zorlamadan bunları ona uygun hale getirmeye çalışın.Bir gün tabağını silip süpürerek sizi şaşırtabilir.
Bir gün boyunca sadece meyve suyu, muz, süt, kek ve vitamin şuruplarıyla bile idare etse bile, günlük ihtiyacını aldığını bilin ve rahat olun..

7 Haziran 2011 Salı

Dünyaca ünlü çocuk doktoru Milan Üniversitesi Yenidoğan Bölümü profesörlerinden Dr. Guido Moro, 0-3 yaş arasındaki bebeklere uygulanacak ´en sağlıklı beslenme modeli´ ile ilgili soruları yanıtladı:

* Mamayla beslenen bebek ile anne sütüyle beslenen bebek arasındaki fark nedir?
Ana değişiklik bağırsaklarda olur. Dışkılama sayı ve sıklığında da farklılık olabilir. Anne sütü alan bebek günde 7-8 kez dışkılarken, mamayla beslenen bebeklerde dışkılama günde 2-3 kez gerçekleşir. En önemli fark da dışkının sertliğindedir. Anne sütü alanlarda dışkı çok daha yumuşak ve suludur, bu da normaldir. Ancak mama verilen bebeklerinki daha katıdır ve bu bazen kabızlığa neden olur. Bunu anne-babalar kolaylıkla görebilir. Önemli bir fark da enfeksiyondadır. Herkesçe kabul edilmektedir ki; anne sütü bebeği enfeksiyonlardan korur. Genellikle üst solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları, anne sütü alanlarda daha az görülür. Anne sütü alan bebekler daha az hastalanır. Anne sütü sadece bir gıda değildir. Bebek, emzirme sırasında bile psikolojik gelişim şansına sahip olur.



* Sütüm gelmiyorsa, bebeğimi nasıl beslemeliyim?


Anne sütüne eş değer üretilen bebek mamaları verilmelidir. Bebeğe 6-12 ay arasında inek sütü vermemek gerekiyor. Bu hem İtalya´da hem de gördüğüm kadarıyla Türkiye´de önemli bir problem ve tehlikeli bir durumdur. Yaşamın ilk yılı tamamlanmadan önce inek sütü verilen bebeklerde, demir eksikliği görülmesi çok yaygındır. Zekâ geriliği ve psikolojik gelişim eksikliği de sık gözlenir. Bir yaşından önce inek sütüyle tanışan çocuklarda, 3 yaşına doğru zekâ düşmesi olur.


* Acaba şişman çocuk, sağlıklı çocuk mu?
Avrupa ülkelerinde bile; ´normal ağırlığından fazla olan bebeklerin sağlıklı kabul edilme hatası´ sıklıkla yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, annelere ilk altı ay sadece anne sütünü öneriyordu. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda, dünyanın 6 değişik bölgesi için başka bir beslenme planı açıklaması bekleniyor. Şu andaki beslenme planları, hem anne sütü hem de mama alan bebeklere yönelik. Oysa sadece anne sütü alan bebekler, ilk ayın sonunda büyüme grafiğinde normalin altında kalıyor. Mama ile beslenenler ise aynı grafiğin yukarısına çıkıyor.


* Ek besinlere ne zaman başlamalı? En uygun dönem 6´ncı aydan sonrasıdır.

* Süt geldikçe bebeği emzirmeye devam mı etmeliyim ya da bir yaşında sütten kesmeli miyim?

 Süt mevcutsa, anne bebeğe süt vermeye devam edebilir. Ancak birinci yıldan sonra sütün besin değerinden çok, bebeğin ruhsal gelişimine katkısı vardır. Gıda değeri ise zayıflamış olur. Bebeğin memeyle teması da ruhsal gelişimini destekler.


* Bebeğimi üç yaşına kadar biberonla besleyebilir miyim?

18 aya kadar bebek biberonla beslenebilir. Daha sonrasında suluk tarzı aletlerle verilmesi daha sağlıklıdır. Bebeklerin ağızlarında çok uzun süre biberon tutması da, ruhsal gelişiminde bir sorun olduğunu işaret eder. ´Bebek annesinden veya başka birinden ekstra bir şeyler bekliyor´ anlamına gelir ki, bu da doğru bir yaklaşım değildir.

* Yaşıtlarına göre boyunun iki kat daha uzun olması tehlikeli midir?

 Bu normal bir durumdur. Toplumda sağlanan gelişmeyle ilgilidir. Çocuğun sağlıklı beslendiğinin ifadesidir. Bu nedenle yeni jenerasyonlar, her zaman daha uzun olur.


* Mama seçerken sizce nelere dikkat etmeliyim?

 Anne-babalar mama seçerken kompozisyonuna değil etkisine dikkat etmelidir. Ancak bu anne-babalar tarafından değil; bir çocuk uzmanının yönlendirmesiyle daha sağlıklı olarak gerçekleştirilebilir. Bazı ülkelerde mamalar rafta açık olarak dururken, aileler bunları fiyatlarına göre seçer. Ancak bu seçim doğru değildir. Bebek için en doğru mama tercihini çocuk uzmanları yapacağından, onların önerilerine göre hareket etmeleri daha sağlıklı olacaktır.


* Ek vitaminlerini tablet şeklinde mi vermeliyim yoksa doğal gıdalardan mı desteklemeliyim? Başlangıç mamaları, bebeğin besinsel bütün ihtiyaçlarını karşılamanın dışında bağışıklık sistemine de katkıda bulunan ana maddeleri içermelidir. Eğer mama gereğinden fazla protein içerirse, bu bebeğin ilerleyen yaşlarında tansiyon ya da börek yetmezliği gibi sorunlar yaşamasına neden olur. Fazla protein, bebeğin böbreğine yük olur. İtalya´da bebeklerin aldığı protein miktarıyla ilgili olarak yapılan bir araştırmada; ilk yıl içinde almaları gerekenin 3 katı daha fazla protein aldıkları tespit edildi. Anne sütü ve mama alanlarını ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Eğer İtalya´da bebek yaz aylarında doğarsa, genelde ek vitamin verilmiyor; doğal yollardan D vitamini alması tavsiye ediliyor. Ancak kışın doğan bebekler ile Uzakdoğu ülkelerinde; özellikle de kundaklama geleneği olan toplumlarda doğmuş bebeklere D vitaminini vermek gereklidir. Eğer bebek anne sütü ile birlikte mama alıyorsa, vitamin takviyesinde bulunulmasına gerek yoktur.


Pastörize süt anne sütünün yerini alamaz .
İnek sütü (pastörize); demir ve C vitamini açısından yetersizdir, bağırsaklarda gözle görülmeyen gizli kanamalara ve demir eksikliği anemisine neden olur.
İlk bir yıl inek sütü ile beslenen bebeklerde, alerjik hastalıklara yakalanma çok yüksektir.

İnek sütü ile beslenen bebekler, daha mineral, özellikle sodyum, potasyum klor alır. Bu da bebeğin henüz tam gelişmemiş böbrek fonksiyonlarını ve su elektrolit dengesini olumsuz etkiler. Bebek kaybına daha yatkın olur.

İnek sütü, anne sütünde ve bazı mamalarda bulunan ve hayati öneme sahip olan bebeğin retina tabakası, beyin hücreleri ve doku hormonlarının gelişiminde rol oynayan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri gibi maddeleri içermez.
İnek sütünün içerdiği yağ nedeniyle hazmı oldukça güçtür. Düşük D vitamini içeriği nedeniyle; kemik ve iskelet gelişimini de sağlayamaz.

* Püre vermekten ne zaman vazgeçmeliyim?

Bebeğin süt ihtiyacı hiçbir zaman ilk yıldaki kadar önemli değildir. Bebeğin yine de günde 400-500 mililitre süt almasını tavsiye ediyoruz. Bu süt, inek sütü olabileceği gibi vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş olması da iyi olacaktır. Yağ ve karbonhidrat içeriklerine de ayrıca dikkat edilmelidir. Bunlar beyin ve göz gelişimi açısından son derece önemlidir. Ayrıca prebiyotik lif içermesi de daha faydalı olacaktır.

* Çocuk ne zaman kendi kendine yemeğe başlar?
 Bu süreç bebekten bebeğe değişiklik gösterir. Bazı aileler, bebeklerinin eline bir parça ekmek vererek onu çiğnemeye alıştırmaya çalışıyor. Eğer bebek eline verilen ekmeği yutabiliyorsa, bu bebeğe daha katı gıdalar verilebilir. Ayrıca bebeği kaşığa zorlamamak çok önemlidir. Eliyle yemesine izin vermek gerekir. Bebeğin hayatının ilk yıllarında gelişimine, dokunma duyusuyla başladığı unutulmamalıdır.

6 Nisan 2011 Çarşamba

ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU İLE ‘’ANNE-BABALIK YOLUNDA’’ İLK ADIMINIZI ATIN!!!

Siz anne adaylarını hamilelik dönemlerinizi rahat geçirmek, ağrısız doğum tekniklerini öğrenmek,doğuma yardımcı nefes tekniklerini öğrenmek, yeni doğan bebeklerine ilk bakım esasları ve artık geçerliliği kanıtlanmış bebek masajı yöntemini öğretmek ve doğum sonrası annenin eski haline daha kolay ve sağlıkla dönmesini sağlamak için Annelik Yolunda Doğuma Hazırlık Kursumuza bekliyoruz!!!

Gebelik,doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. Bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın en iyi şekilde olması için sizlere destek vermeye çalışıyoruz..Bu kurs ile daha bilinçli ve keyifli bir hamilelik dönemi geçirmenize yardımcı olmak, kontrollü ve kolay bir doğum yaşamınıza yardımcı olmak ve güvenli ve sağlıklı bir doğum ve sonrasında bakımını sağlamak için bu programı hazırladık...

Anneler kadar babalar da bu macerada heyecanlılar..Babaların da heyecanını paylaşmak,eşlerini anlamalarını sağlamak ve annelere destek olmanın yollarını bulmaları konusunda yönlendirmek ve anne-baba adaylarının arasındaki ilişkiyi güçlendirmek başlıca hedeflerimizdir......

Annelik Yolunda Doğuma Hazırlık Kursunda Pazar günleri saat 11:00-16:00 arasında yapılacaktır.


KURSUMUZUN İÇERİĞİ;

Doğum

Doğum planımızın hazırlanması,

Doğum çantamıza gerekenler,

Hastanede bizi neler bekliyor?

Doğumumun başladığını nasıl anlarım?

Ağrısız doğum için gerekli egzersiz ve masaj teknikleri

Doğum esnasında kullanılan nefes egzersizleri

Babanın doğumdaki rolü

EMZİRME ( teknikleri, bebeği nasıl memeye tutturacağız, doğru pozisyon,emzirmede yapılan hatalar, emzirmeye yardımcı destek ürünler neler? Emzirirken nasıl besleneceğiz?)

0-3 ay anne-bebek ilişkisinin önemi; Anne-bebek arasındaki bağlanma süreci

Lohusalık döneminde annenin ve bebeğin bakımı,

Lohusalık hüznü/depresyonu,

İlk günlerde bebeklerde rutinler oluşturmak,

Bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,






Hamilelik anne ve babanın, bebeğin anne karnındaki ve sonrasındaki fiziksel ve zihinsel gelişimi konusunda bilinçlenmesi gereken en önemli dönemdir. Hamilelik esnasında annenin ve bebeğin ruhsal ve bedensel anlamda sağlıklı bir hamilelik dönemi yaşayabilmesi için, bu dönemin pek çok uygulama ile desteklenmesi gerekmektedir



Doğum öncesi kurslar gerek anne gerekse baba açısında doğuma hazırlıkta büyük yarar sağlamaktadır. Anne psikolojik ve fiziksel olarak doğuma hazırlanırken baba da onun yanında olarak kendini bu serüvene hazırlar.

Hamilelik dönemi bayanların fiziksel ve psikolojik değişimler yaşadıkları zor bir dönemdir. Anne adaylarının gerek kendisi ve gerekse bebekle ilgili kaygıları, doğum ve sonrasında yetersizlik korkusu bazen hamilelik döneminin endişe ve sıkıntılarla dolu geçmesine neden olmaktadır.

Annelik Yolunda Doğuma Hazırlık kursumuzun amacı, hamilelik süreci, doğum ve bebek bakımı gibi konularda katılımcıları bilinçlendirerek kaygılardan uzak mutlu bir hamilelik ve sağlıklı bir doğum dönemi geçirmelerini sağlamaktır. .

Doğuma iyi hazırlanmış bir anne adayı bebeğini genelde daha kolay dünyaya getirir. Bu yüzden Annelik Yolunda Doğum Hazırlık kurslarının sunduğu avantajlardan siz de mutlaka faydalanın!!.

Bir doğum hazırlık kursu sizi hem bedenen hem zihnen doğuma hazırlayacaktır. Böyle bir kurs sizi yeni ‘‘mesleğinize’’, anneliğe ve babalığa yaklaştıracak. Bu kurslarda emzirmeyi ve bebek bakımını öğrenebilirsiniz; ayrıca eni hayatınızdaki değişiklikler de sürpriz olmaktan çıkacaktır..


ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

Adres: Tütüncü Mehmet Efendi Cd. 2. Orta Sk. Bahar Apt. A Blok D:7 Göztepe-İstanbul
Tel: 05554053703-05326870802
http://bebeimgeliyor.blogspot.com/
http://www.annelikyolunda.com/

23 Mart 2011 Çarşamba

BEBEĞİ YIKAMANIN PÜF NOKTALARI:

BEBEK YIKAMANIN PÜF NOKTALARI


1. Bebeklerimiz yıkarken; küvet, file veya havlu,sünger,tülbent veya küçük havlu,şampuan, bebe yağı, kurutmak için gerekli iki tane havlu .




Bebekler için seçilen bebek küvetlerinde birçok çeşit bulunmaktadır. 0-6 ay arasına daha küçük bir küvet secebiliriz. Küçük ve hafif olmasından dolayı kullanışlıdır.Plastik olmalarından dolayı da temizlenmesi kolay ve sert bir malzeme olduğundan hakim olmak kolaydır. Bebeğiniz 6 aydan sonra daha büyük bir kuvete geçebilirsiniz. Bazı küvetler bebeğin içine düşmemesi için bebeğin hatlarına göre yapılmıştır. Bazılarında ise destekler vardır. Basını destekleyen ya da şampuanı koyabileceğiniz bölümleri vardır. Sizde size en uygun olan bir küvet secebilirisiniz.

Bebeğiniz yıkarken kuvetlere uygun fileler var. Onlardan da kullanabileceğiniz gibi küvetinizin içine havlu da koyabilirsiniz. Ayrıca bebeğin içine yerleşebileceği aparatlarda mevcuttur.

Bebeğinizi yıkarken sünger, küçük havlu veya tülbent ile bebeğinizi yıkayabilirisinzi.

2. Bebekler için ilk günlerde illa ki de şampuan kullanmamıza gerek yoktur. Kullanmak istersek; bebekler için olan şampuanlardan kullanmalıyız. Bu şampuanların ph nötr olu, içinde sabun yoktur.. Deterjan etkili kıvamlaştırıcı olmamalıdır.Gözleri yakmaz. Yumuşak b,ir formül içeriri. Boya, parfüm ve katkı maddesi içermezler. O nedenle de çok köpürmez ve kokulu değillerdir. Bebeklerimizi cildi hassas olduğu için bu önemlidir. İlla ki anne ve bablar köpüren şampuan kullanmak isterlerse, köpük şeklinde şampuanlar da vardır.

3. Bebeklerimizi ilk 6 ay boyunca her gün ama yapamıyorsanız gün aşırı banyo yaptırmanız, 6 aydan sonra ise aile alışkanlıklarına bağlı olarak belli bir düzen oluşturarak yıkayabilirsinzi. Banyo için en uygun zaman beslenme öncesi veya beslenmeden 1 saat sonra olmalıdır. Besledikten hemen sonra yıkarsanız, mideleri çok hassas olduğu için kusabilirelr.

Gece beslenmesinden 1 saat önce bebeğimiz yıkayabilir, masajını yapıp, besledikten sonra da güzelce uykuya geçmesini sağlayabiliriz. Bu rutin bebeğin uykuya geçmesini ve rahat uyumasını da sağlayacaktır.

4. Bebeğin annesi tarafından yaptırılan banyonun anne ile bebek arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirmesi açısından önemlidir.



Bebek küvetinizi ayakta veya yüksekte olmalıdır. Eğilip kalkmamalısınız.bebeği yıkadığınız suyun sıcaklığı 36,4-37 derece olmalıdır.suyun sıcaklığını termometre ile ölçebileceğiniz gibi, dirseğinizi suyun içine sokarak da sıcaklığına karar verebilirsiniz. Oda sıcaklığı ise22- 24 derece olmalıdır. Bebeklerin ciltlerindeki yağ oranı yetişkinlere göre daha az olduğu için çabuk üşüyebiliriler. Isı kaybı baş bölgesinde daha çabuk olduğu için bebeğimizin önce vücudunu yıkamak, en son başını yıkamakta fayda vardır. Sürenin 10 dk geçmemesine özen gösterilmelidir. Bebeğimizin ön kısmını yıkarken baş, omuz ve sırtını bir elimizle destekleyerek poposunu küvete oturtun. Sırtını yıkarken de çenesinin altından sıkmayacak şekilde parmaklarınızla kavrarken vucudunu aynı elinizin kol kısmıyla destekleyin ve yarı dik şekilde tutun. Başını yıkarken yüz üstü olmasına ve kulaklarına su kaçmamasına dikkat edin. Göbek kordonu düşene kadar bebeğinizi küvete yatırmadan,üzerine su dökerek yıkayın.

Banyo yaparken bebeğiniz 12. ayını doldurduktan sonra oyunlar oynayabilirisiniz. Banyo kitapları ve oyuncaklarıyla banyoyu eğlenceye döndürebilirisiniz.

5. Bebeğiniz yıkarken mutlaka önceden malzemelerinizi hazırlamalıyız. Bebeğimizi asla tek basına suyun içinde , yanında bırakmayınız. Su seviyesi 10 cm kadar olmalıdır. Fileler bebeğimizi yıkarken işimiz kolaylaştırsa da asla onun üstüne yatırıp, bebeğimizi tutmayı bırakmayınız. Bebeğimizi banyo yaptırırken yanımızda mutlaka bize yardımcı olan birine, babasına ihtiyac vardır. Birimiz tutarken, diğer kişi su dökebilir. Yerler ıslanıp da ayakların kayma ihtimali için , yıkayan kişiye yardımcı olan kişi yeri silebilir, yıkayan kişi terlik giyebilir..Özellikle bebebğimizin başını yıkarken, bebeğimizin yüz üstü olmasına dikkat etmeliyiz.Suyu yavaş yavaş dökmeli, ağzına ve kulağına su kaçmasını önlemeliyiz. Ağzından su yutarsa,bir şey olmaz. Genzine kaçarsa, dik tutmalıyız.

6. Bebeğimizi yıkadıktan sonra kurularken 2 tane havlu bulundurun. İlk havlu ile bebeğin vucudunu kurularken ,bebeğinizi giydirinceye kadar ikinci havlu ile sarılı tutun. Çünkü vucudundaki suyu emen ıslak havlu bebeğinizin üşümesini ve hızla ısı kaybetmesine neden olur.Bebeğinizi kurulrken kol ve babaklarındaki boğumlarını , göbek deliği gibi vucudundaki tum kıvrımlarına dikkat etmek gerekir. O bölgeler nemli kalmamalıdır.

7. Banyodan sonra bebeğinize bebek yağı ile masaj yaparak hem bebeğinizingelişimine yardımcı olursunuz hem de bebeğinizle aranızdaki bağı kuvvetlendirin.Bebek yağını bebeğinizn boynundan itibaren sürmeye başlayın. Önce gövdesi, sonra kolları ve bacakalrına masaj yaparak sürün. El ve ayak parmaklarına da sürmeyi ihmal etmeyin. Bebek yağını bebeğinizn banyodan çıktıktan sonra vucudunun ıslaklığını kurutup, nemli iken bebek yağını sürerek masaj yaparsanız , nemlendirici daha hızlı bebeğinizin cildine nufus edecektir.Bebeğinize bebk yağı dışında bebekler için olan losyonları da kullanabilirisiniz. Fakat pudra kullanmanızı önermeiyoruz. Hem toz şeklinde olduğundan bebeğinizin aspire etmesinden dolayı hem de vücut kıvrımlarında topaklanma olacağından dolayı önerilmemektedir.

Bebeğinizi beslenmeden önce yıkarsanız, ardından da masaj yapıp, beslerseniz bebeğiniz daha rahat uykuya geçecektir. Bu uygulamayı günün hemen hemen aynı saatlerinde yapmanız, bebeğiniz için rutinler oluşturmanız bebeğinizin kendini güvende hissetmesine neden olaup, rahat olmasını , huzurlu olmasını sağlayacaktır.

16 Mart 2011 Çarşamba

ALTUĞ ARTIK 14 AYLIK.)))

”Makarna tabakta çok hoş duruyor. Acaba yerde nasıl duracak? Bir deneyelim!’’ Size garip gelebilir ama bu tam da 14 aylık bebek aklından geçenlerdir. Çoğu zaman bir bebeğin böyle bir hareket yapmasını yaramazlık olarak algılarız. Hareketin hoş olmadığı ve özendirilmemesi gerektiği doğru; ancak bebeğin tek amacı deney yapmak. Konuya bu açıdan bakmak bazı şeyleri daha kabul edilebilir kılacaktır.


Fiziksel Gelişim :

14 aylık bebek bağımsızlıkla ve bağımlılık arasında gider gelir. Odada oturuyorken sizden hızlıca uzaklaşır, tam kapıya geldiğinde gözlerinizin içine bakar. O anda ”acaba gitmeli miyim, yoksa geri mi dönmeliyim ?”diye soruyordur kendi kendine. Yeni bir şeyler öğrenme güdüsü onu gitmeye zorlarken, sizden aldığı sıcaklık ona ”dön emri” vermektedir. Aslında bu ikilem bebek, çocuk olup hatta ergenliğe kadar devam edecek kendi içindeki bir iç savaşın işareti: Bağımsızlık. Bu yolculukta gözleriniz, hareketleriniz ve sözlerinizle ona destek olduğunuzu her zaman hissettirin.

Bebek ve Beslenme :

Bağımsızlığını isteyen bir çocuğa yemek yedirmek zor olacaktır. Aylarca oturmak ve dünyayı seyretmek zorunda kalan bebek artık her şeye ulaşmak ve kurcalamak ister. Çünkü, bir yerlerde oturup pasif kalmak onun için artık ”Çin işkencesi” olmaktadır. Bu nedenle bir yaşından sonra bebekleri masada tutmak gayet zor olabilmektedir. Konuya bu gerçekliği akılda tutarak yaklaşmak gerekir. Onu yemek masasında tutmak için aşırı ısrarcı olmayın. Bu yemek yemeyi bir ceza olarak algılamasını sağlayabilir. 14 aylık bir bebeğin açlıktan hayatını kaybetmesi de imkansızdır. O bazen çok, bazen az yiyerek kendince bir denge oluşturacaktır. Kendi porsiyonlarınızla onunkini karıştırmayın lütfen. ”Minik gurme” nin midesi halen çok küçük. Sağlıklı gıdalarla pişirilmiş yemekler yapmak, öğünlere yeni gıdaları eklemek ve bir sofra rutini oluşturmak sizin göreviniz. 3N,1 N kuralını hatırlayın. Ne zaman,nerede ve ne yenileceğine aileler karar verir. Ne kadar yenileceğine ise çocuk.

Korkular :

”Minik kalbiniz” büyüdükçe yeni korkular geliştirebilir. Hayatı keşfettikçe hayatın sadece güzelliklerle ve mutluluklarla dolu olmadığını öğrenecektir. Hayatta zorluklar, acılar ve korkular da var. Ve bebeğiniz artık bunlarla yüzleşiyor olacak. Gün içinde yaşadığı bir stres gece bir rüya veya kabus görmesine neden olabilir. Bu onu korkutup gece ağlamsını sağlayabilir.Yanında olduğunuzu, sorun olmadığını hem hareketlerinizle hem de sözlerinizle ifade etmelisiniz.

Bebek Konuşuyor :

14 aylık bebek ” yemek vakti geldi ”dediğinizde mutfağa koşuyorsa bu size hayal gibi gelmesin. Bebek artık daha karmaşık cümleleri de anlayacak kapasitededir. Artık komik şarkılar yerine onunla biraz daha anlamlı sohbetler yapabilirsiniz. Sizin söyleyeceklerinizi anlayabilir ama cevap vermesi, anlaması kadar kolay olmayacaktır. Ona yardımcı olun. ”Bu” diyorsa ‘’Evet Göktuğ anlıyorum su istiyorsun’’dediğinizde inanın ona 5 kelimeyle çok şey anlatmış olursunuz. Dikkat ettiniz mi ? bir tek kelimeye tonlama yaparak soru formatı da oluşturabiliyorlar. ”Bu” derken vurguyu sona yaptıkça kelime su ver anlamında bir soru cümlesi oluyor.

Yemek yerken deney yapmayı seven 14 aylık bebeğin bir dahaki sefere bezelyeleri ağzı yerine kafasından aşağı aktarması da olasıdır. Bu durum sizi çok güldürse de bunu bebeğinize hissettirmeyin. Çünkü yaptığı hareketin sizde mutluluk yarattığını algılarsa bunu çok uzun süre farklı yöntemlerle denemeye devam edecektir. Bu arada en iyisi yemek sandalyesinin altına bir bez veya gazete sermek..


Bilgi Hapı:

Bebeğinizin dişleri gelmeye devam ediyor olabilir. Bu onun damaklarında ağrı yapıyor olabilir. Onun eline biraz soğutulmuş bir muz,boydan kesilmiş salatalık veya havuç verin bakalım. Eline aldığı bu gıdaları ağzına attığında soğuk hissi onun damaklarına iyi gelecektir. Miniğin eline çok katı gıdalar verdiğinizde, boğulma tehlikesine karşı her zaman tetikte olmalısınız.

KAYNAK:BEBEKOLAY

Altuğ'a gelirsek; Yukarıdakileri okuyunca Bu ay en belirgin özelliği herşeye çok güğzel tepki veriyor. Konuşamasa da ne demek istediğini bize anlatıyor.
Bağımsız olmak , herhal de en çok istediği şey... Yürüyebiliyor,ama çok cesaretli değil. Henüz 5-6 adım tek başına yürüyor. Elinden tuttuğumuzda bırakın yürümeyi, koşuyor bile...
Yemeklerimiz artık belli bir düzene girdi. Eğer hasta ve ya diş çıkarma dönemi değilse, artık kusmaları yok... Pütürüklü de yiyor. Ama onu çok zorşlamıyorum. Eline birşey verdiğimizde kendi kendine güzelce yiyor. Açken pütürtüklü , yada blendırdan geçirilmiş farketmiyor. Ancak doymöuşsa o zaman kendini hiç zorlamak istemiyor.
Uykuları da düzenli... Sabah 06:30-07:00 de yarı uyanık oluypor. Sütünü içip, yaklaşık09:30 a kadar uyuyor. Sonra 10:00-10:30 civarı kahvaltı yapıyor. Kahvaltısını bazen meyveli bazen de yumurtalı yapıyor. Bazen 12 civarı küçük bir kestrime yapıyor. Saat 14:00-14:30 civarı öğle yemeğini yiyor. genel de bu öğünde yoğrut ile etli sebze çorbası ya da yemeği yiyor. Ardından oyun zamanı.. Saat 17:00-17:30 civarı 1 -1,5 saatlik bir uyku saati var. Sonra ben işten evev gelmiş oluyorum: 18:00-19:00 arası anne ile cilveleşme zamanı.. Babamız 19:00 da gelince tyarım saat onunla cilveleşip, akşam yemeği yiyoruz, hep beraber. Akşamüzeri uyuduğu için yaklaşık 23:30-24:00 arasında bizimle beraber uykuya geçiyor. sabah ka dar da deliksiz uyuyoruz.( aman nazar değmesin!!)
oyunlarımız; müzik ile dans etmeyi, el çaklatıp, kafasıyla ritm tutmayı çok seviyor. Telefonlarla oynamayı ama gerçek ve çalışan telefonla oynamayı çok seviyor.

11 Mart 2011 Cuma

TRTR OKUL TV ANNE -ÇOCUK PROGRAMINDAYDIM!!!

http://www.youtube.com/watch?v=vy1fDNRnDyo

Dün 14:50 de yayınlanan Anne -çocuk programında ben de vardır. Bir önceki gece heyacanla nasıl olacak diye beri bekliyordum.Tv kanalına gittiğimde çalışan arkadaşlar bana çok güzel davrandılar. Çok ilgililer.Ne yapacaktım.. merakla bekliyordum.

Neyse ki program başladı ve ortalama 20 dk sonra bana söz verdiler. Bebeklerin çamaşırlarını nasıl yıkarız?
Onların destekleriyle güzel bir program oluverdi…

Ama insanın kendsini ekranda seyretmesi çok enteresan.Tv insanı şişman gösteriyor diyorlardı. EVET!!!!

Ben kiloluyum ama ekran sanki daha da şişko göstermiş:((

Neyse bir daha ki çekimlere diyorum!!

7 Şubat 2011 Pazartesi

uzman tv'deyim...

http://www.uzmantv.com/bebek-giysileri-hangi-siklikta-yikanmali

http://www.uzmantv.com/bebek-kiyafetlerini-yikarken-ne-tur-deterjanlar-kullanilmali


http://www.uzmantv.com/parfumlu-deterjan-ve-yumusaticilar-bebek-icin-zararli-midir


http://www.uzmantv.com/bebek-kiyafetlerinde-nasil-yumusaticilar-kullanilmali


Yaklaşık 1-1.5 ay bönce Uzman Tv'den ufak bir çekim yapmak istediklerini söylediler. Ben de elimden geldiğince onların sorularını cevapladım. Ama herzaman yaptığım bu bilgilendirme , karşında kamera olunca epey bir heyecanlı oldu. İnşallah verdiğim bilgiler yeni annelere veya anne olcakaların işine yarar.
Eğer izlerseniz bana fikirlrinizi yazar mısınız?

26 Ocak 2011 Çarşamba

1 Yaş Çocuklarda Beslenmesinde Dikkat Edilecekler

Bir yaşına kadar tuz ve şekerden uzak durması gereken bebeklere bu dönemden sonra şeker ve tuz verilebilir mi?


Bebekler, hepimiz gibi bir miktar tuza ihtiyaç duyarlar. Fakat yine hepimiz gibi çok fazla tuz onlar için de zararlıdır. Bebeklerin böbrekleri yüksek miktarlarda sodyumla başa çıkamaz ki! Zaten doğa da bu sebepten dolayı anne sütünü çok düşük bir sodyum oranıyla yaratmıştır. (İnek sütündeki bardak başına 120 miligrama kıyasla anne sütünde sadece 5 miligram sodyum bulunmaktadır.) Bebeklerinin besinlerini kendileri hazırlayan anneler de aynısını yapmalıdır. Bezelyelerin ya da pürelerin üzerlerine kendi damak tatlarına uymadığı için tuz serpmeleri çocuklarının da hoşuna gideceği anlamına gelmez. Annesi ve yol göstericisi olarak ona yiyecekleri tuzla karıştırmadan tatması için bir şans vermelisiniz. Böylece bütün hayatı boyunca sahip olacağı doğal yiyecek lezzetini geliştirmiş olacaktır. Bir yaşından sonra ise çocuğunuzu tuzlu ve şekerli gıdalarla ödüllendirmeye çalışmayın. Tatlıları 3 yaşına kadar özendirici hale getirmeyin, kendisi keşfetsin. Tuza gelince, sizin yemeklerinize koyduğunuz kadar tüketmeye başlayabilir. Ancak ekstra tuz dökmemesine dikkat edin. Çünkü bebeğiniz 1 yaşından itibaren sizinle beraber yemek yemeye başlayacaktır. Yemeklere tat vermek amaçlı eklediğiniz kadar tuz yeterlidir. 1 yaş için normali günde yaklaşık 1 gr. Tuz verilmesidir. Şeker için bir gramajdan bahsedemeyiz. Çünkü çocukların şeker yemesi gibi bir zorunluluk yoktur.

Bir yaşından itibaren çikolata, gofret gibi gıdalar veriliyor. Bu gıdaların verilmesinin sakıncaları nelerdir?

Çikolata, şeker, gofret ve gazlı içecekleri 3 yaşına kadar vermeyin. Dengeli beslenme konusunda ailelerin bilinçli davranması gerektiği için 1 yaşına kadar bebek beslenmesine gösterilen özenin ileriki yıllarda da devam etmesi gerektiğini, 'abur cubur' olarak nitelendirilen çikolata, şeker ve gazlı içeceklerin üç yaşına kadar çocukların hayatına sokulmaması taraftarıyım, çünkü sağlıklı beslenen nesiller yetişmesi konusunda bu gıdalar çok olumsuz rol oynuyor. Ayrıca da şişmanlamasına neden olur. Bu tür gıdalar çocuklarımızı tamamen esirleri haline getiriyorlar ve çocuklar bu gıdaları tüketmek için (veya tükettiklerinden dolayı tok oldukları için) normal sağlıklı yemeklerini yemiyorlar.

Katı gıdalara alışmakta güçlük çeken bebeklere yemekleri rondodan geçirilerek veriliyor. Bu şekilde beslemek doğru mudur? Gıdaların besin değeri açısından problem yaratır mı?

Evet, kesinlikle unutulmamalı ki besinler ne kadar çok işlemden geçerse o kadar besin değeri kayıpları olur. Çocuk 1 yaşından itibaren katı gıdalara alıştırılmalıdır. Belki rondodan geçirerek değil de, çatalla ezerek yemeklere değişik isimler vererek olabilir. Ör: Canavar ezmesi patates ve havuç (ezilmiş havuç ve patates haşlama) veya kütüğün üzerindeki uğur böceği yemekleri (zeytinyağlı kereviz üzerinde üzümler, bezelyeler ve havuçlar minik olarak) vb gibi. Özellikle altını çizmek isterim ki çocuklarımızı temiz tabak klübüne üye yapmaya çalışarak yemeklerini tabakta bırakmamaya zorlamayın veya yiyebileceği kadar yemek ekleyin.

Süt ne kadar içmelidir?

12-24 aylık çocuklar için az yağlı çeşitlerine nazaran normal süt tavsiye edilmektedir. Normal süt %1-2 oranında daha fazla yağ ve kalori içermektedir. Yağ konsantre bir enerji kaynağı olarak hızlı bir büyümenin gerçekleştiği bu dönem için önemli bir yakıttır. Ayrıca normal sütteki kollestrol özellikle çocuğun beyin gelişimine yardımcı olur. İkinci yaş gününden itibaren çocuğunuzun enerji ihtiyacını karşılayacak süt tipini değiştirebilirsiniz. Günlük olarak çocuğunuzun tüketimine göre sadece süt tüketiyorsa 1 kupa süt yeterlidir. Bebeğiniz süt içmiyorsa bu açığı kapatmak ve kalsiyumu yeterli tüketebilmesini sağlamak amacıyla günde sadece 50 gr peynir veya 1 kupa yoğurt ve 15 gr peynir gibi kombinasyonlarla süt grubu açığını kapatabilirsiniz.


Bir yaşından itibaren ideal bebek beslenmesi nasıl olmalıdır?

Bir yaşından itibaren ideal çocuk beslenmesinin ölçüleri:
1 yaş için:

Ekmek, tahıl, pirinç, makarna: 6 porsiyon (1/4-1/2 dilim ekmek, muffin ¼-1/2, sade kraker 2-3 tane, kuru tahıllar ¼ -1/3 kupa, pişmiş tahıl, pirinç, makarna ¼-1/3 kupa)

C vitamini açısından zengin meyveler ve sebzeler: Günde 1 porsiyon (meyve ve sebze suyu 1/3 kupa, pişmiş veya çiğ doğranmış 1/3 kupa)

A vitamini açısından zengin koyu yeşil ve turuncu meyve - sebzeler: Günde 1 porsiyon (1/ 3 kupa meyve sebze suyu, pişmiş veya çiğ doğranmış ¼ kupa)

Diğer meyve ve sebzeler (patates dahil) günde 3 porsiyon (pişmiş doğranmış ¼ kupa, bütün1/4 tane, meyve sebze suyu 1/ 4 kupa)

Süt, yoğurt veya peynir günde 3 porsiyon (süt-yoğurt ½ kupa, peynir 15 gr)

Et, kümes hayvanları, balık, kuru baklagiller, yumurta ve yağlı tohumlar günde 2 porsiyon: (yağsız et, balık, kümes hayvanları 1-3 yemek kaşığı, yumurta 1 tane, kuru baklagiller 1-3 yemek kaşığı, fıstık /fındık ezmesi 1 yemek kaşığı)

Katı ve sıvı yağlar: Günde 3-4 porsiyon (margarin, tereyağı, sıvı yağ 1 tatlı kaşığı)

1 yaşındaki "Oyun Çağı Çocukları" İçin Beslenme Mönüsü:

Kahvaltı: ½ kupa tam süt

½ muz

½ tatlı kaşığı tereyağı

½ dilim ekmek
Ara: 1/ 2 kupa karışık meyve suyu (taze)

Öğlen: ½ tam yoğurt

45 gr biftek

1/2 dilim ekmek

2 kaşık pişmiş havuç

¼ haşlamış patates

1 kaşık sıvı yağ
Ara: 15 gr peynir ve ½ dilim ekmek

Akşam: 1/2 kupa makarna ve üzerine 2 kaşık kıymalı sos

2 kaşık brokoli haşlama

1 kaşık sıvı yağ

Ara: 1/ 2 kupa süt ve ¼ elma

Bu yaş dönemindeki bir bebeğin yemesinde sakınca olan gıdalar nelerdir?

Bir yaşından itibaren çocuğunuz sizlerle birlikte sofraya oturmalı ve bir yetişkin gibi beslenmelidir. Yasaklanmış yemek anlayışını yerleştirmeyin. Kendimiz için bile yasak besinlerin daha çekici olduğunu hatırlatmak isterim. Ayrıca unutmayın ki çocuklarınız sizleri izleyerek öğrenir. O sebeple sizler ne kadar sağlıklı alışkanlıklara sahip olursanız bebekleriniz de sizleri taklit ederler. Onlara tatlıları bir ödül olara değil yemekten sonra yenilen bir ara öğün olarak verebilirsiniz. Çocuklarınız tatlılara odaklı olmasınlar. Abur cubur dediğimiz fast foodlar, hazır cipsler, hazır satılan gıdalar ve gazlı içecekler bebeğimiz için sakıncalı gıdalardır. Daha dengeli beslenmeye alışkanlık yapalım ki bu saydığımız gıdaların esiri olmasınlar ve obez bir nesil yetiştirmeyelim.