18 Ekim 2013 Cuma

LOHUSALIKTA NASIL BESLENİLMELİ?



* Her şeyden önce; annenin vücudunun toparlanması ve bebeğin sağlığı için 30 ile 40 gün arası süre tanınmalıdır. Doğum sonrası programı; hem anne hem de bebek için, 40'ıncı günden sonra, yani lohusalık dönemi sonrasında ayarlanmalı.

* Süt salgısının artması için günde üç-üç buçuk litre su içilmeli.

* Hamilelik sonrası süt salgısının artması için iyi bir beslenme programının düzenlenmesi gerekir. Bu programın içinde en önemli madde iyi bir kahvaltıdır. Kahvaltıda; laktozsuz süt ve meyve olmalıdır. Ara öğünlerde ise üç kase komposto ve gaz yapmayan meyveleri, özellikle de elma, kivi ve armut yenmesini öneririm. Meyvelerin kabukları da soyulmuş olmalıdır.

ÇORBA İYİDİR
* Ana öğünlerde ise mönü; gaz yapmayan bol soğanlı kabak, ıspanak, fasulye ve pazı gibi sebzelerden oluşmalı.

* Yine ana öğünlerde sütün artması için çorba içilmesi çok önemli. Çorba için de; domates, şehriye, yayla ve soğan çorbasını öneririm.

* Proteini eksik bırakmamak içinse balık, tavuk ve et dengeli bir şekilde tüketilmeli. Ayrıca süt salgısının düzenlenmesi için, gün aşırı sütlü tatlı yenmeli.

* Doğum sonrası ilk ayda vücut toparlanırken, 10-11 kilo verilmelidir. Bunun için hamilelikte beslenmenin de çok iyi bir şekilde ayarlanması gerekiyor. İlk beş kilo; emzirme döneminde yavaş bir şekilde, süt salgısı korunarak verilmeli.

* Ben bu programa diyet olarak değil, anne sütünü dengeleyecek beslenme programının düzenlenmesi olarak bakıyorum. Yani bu programla; annenin süt salgısını iyi düzeyde tutarak hem zayıflaması, hem de kilo vermesi sağlanmış olur.

DİYET SÜTÜ KESER
* Genellikle ilk aylarda bazı anneler 'sütüm artsın' düşüncesi ile fazla yemek yerler. Bu da annenin fazla kilo almasına sebep olur. Diğer taraftan anne doğumdan sonra hızlı bir şekilde kilo verme isteğine girerse, süt salgısını da azaltmış olacaktır.

* Anne eğer hızlı kilo verme sürecine girerse; vücutta vitamin ve mineral eksikliklerine neden olur. Bu sebeple metabolizma hızı yavaşlar, dolayısıyla kilo vermesi zorlaşır.

* Annenin regli olup olmamasının, süt salgısı ve kilo verimi üzerine direkt etkisi vardır. Anne regli olmuşsa süt salgısı azalır. Kilo verimi hızlanır. Anne regli olmamışsa süt verme süreci uzar, kilo verimi de yavaş olur.

* Bebek emziren anneler; bol su ve komposto içmeli, gün aşırı sütlü tatlı, bol meyve ve bol soğanlı sebzeler yemelidir. Bu süreçte sıvı gıdaların artırılması da şarttır. Komposto ile havuç, mandalina ve portakaldan oluşan taze sıkılmış karışık meyve suyu içilmelidir.

* Vitamin açısından zengin olan nar, anne sütünün artmasını da sağlar.


Ayda iki kilodan fazla vermeyin

Lohusalık döneminde kilo vermek için kendinize hedef koyun ve bu hedefi ayda iki kilo verecek şekilde belirleyin. İlk kilolar atıldıktan sonra kilo yavaş yavaş verilmelidir. Verdiğiniz kiloların kalıcı olması da ayrı bir önem taşır. Bu nedenle bu dönemde annelerin haftada bir düzenli olarak takip edilmesi gerekir. Beslenme programı, bir diyetisyen tarafından, kilo verimine göre düzenlenmelidir. Örneğin annenin süt salgısı azalmışsa, diyetin karbonhidrat miktarı artırılmalıdır. Yani daha bol makarna ve meyve yemesi, meyve suyu ve komposto içmesi gerekir. Diyeti ayarlarken proteini de unutmamak lazım. Süt salgısının artması için en iyi protein kaynağı balıktır.


Emziren annenin mönüsünde kivi, elma ve komposto olmalı

SABAH:
* 50 gr. peynir
* İki dilim ekmek (tam buğday)
* Haftada iki defa bir adet yumurta
* Domates (kabuğu soyulmuş) VEYA
* Bir bardak süt
* Sekiz kaşık mısır gevreği
* Bir adet elma

ARA ÖĞÜN:
* İki elma veya iki kivi veya iki armut + Komposto

ÖĞLE:
* Bir kase çorba
* Bir tabak sebze yemeği (ıspanak, fasulye, kabak)
* Bir kase yoğurt
* Bir dilim ekmek
* Domates

ARA ÖĞÜN (15.00):
* Bir kase komposto (kurutulmuş meyvelerden yapın. Komposto yaparken şeker koymayın. Yapılan kompostonun kurutulmuş meyve tanelerini de yiyin.)

ARA ÖĞÜN (17.00):
* İki elma veya iki armut (kabukları soyulmuş)
* 1 kase komposto

AKŞAM:
* Bir kase çorba
* 350 gr. balık veya bir tavuk göğsü
VEYA
* Bir tavuk butu veya beş köfte
* Bir dilim ekmek
* Salata

ARA:
* İki elma veya iki kivi
* 1 kase meyve kompostosu

Lohusalıkta anne kendisine nasıl bakmalıdır?


Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından tutularak sıkıştırılmalı, karına masaj yapılmalıdır. Doğal olarak ilk günlerde kanlı, sonra pembe, daha sonra kahverengi akıntı olur. Birkaç haftadan sonra beyaz akıntı başlar. Doğumdan sonra olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan dolaşımı için olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de yararlıdır. Ancak lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve ağrıya yol açabilir. Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Ateşlenme hissedilirse derece ile ölçülmelidir. Yüksek ateşte (38 derece) kesinlikle doktora danışmak gerekir. İlk iki gün içinde dışkılama olabilir. Olmazsa kabızlığı önleyici yöntemlere başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım edilmelidir. Oturmak istenmiyorsa yan yatarak da bebek emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında memeler acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır ve bebek emdikçe tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse, memelerde süt birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo yapmak emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu niçin önemlidir? Ne zaman yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından kontrol edilmesi gerekir. En az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü yapılmalıdır. Muayene yapılarak annenin sorularının cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli olabildiği kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette taharetlenme her zaman ön taraftan (idrar yapılan yer) arka tarafa (makat) doğru yapılmalıdır. Makat çevresinde bulunabilecek dışkı mikropları dikişlere ya da idrar borusuna ulaşırsa iltihaplanmaya neden olur. İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve yara açılır. Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma belirtisidir. Dikişler atınca açılan yara temizlenmelidir. Açılan yara tekrar dikilebilir. En iyisi hiç açılmaması için dikişlerin temiz tutulmasıdır. Doğumdan sonra yıkanmanın dikişlere bir zararı olmaz. Sabunlanmış elle temizlik yapılabilir. Sonra, dikiş bölgesi su ile durulanmalı ve her zaman kurulanmalıdır. Kurulanma, temiz tuvalet kağıtları ile yapılmalı, kağıt atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz bir bez kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir. Temizlik için rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı sular da kullanılabilir. Ancak nasıl temizlenirse temizlensin dikiş bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak kalmamalıdır. Önemli başka bir nokta da kullanılan hijyenik bağların çok sık değiştirilmesidir. Uzun süre kalan hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağ en fazla 6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu dönemde hazır hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an yıkanabilir. İlk yıkanmalar ayakta ve duş şeklinde ya da su dökünerek olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete oturmadan sık sık yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24 saat sonra da banyo yapılabilir. Sezaryen doğumdan sonra genellikle dördüncü günde dikişler alınır ve ertesi günü yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne nasıl beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme göre hergün en az 1 litre daha fazla su ve sulu gıdalar, 2 tane meyve ya da 2 tabak sebze yemeği, 3 dilim ekmek ya da 1 bardak süt ile beslenmesine ilave yapmalıdır. Gebelikte aldığı kan hapları doğumdan sonra bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa hemen dönmek için acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna kavuşması altı ay sürebilir. Anne şişmansa her ay iki kilogramlık bir ağırlık kaybı olabilir. Süt salgısı bundan etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden fazla yememeye dikkat edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan nasıl kurtulabilir?

Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak yararlıdır. Ayrıca 3 - 4 porsiyon sebze ve meyve yemek, kabukları ile yenebilecek sebze ve meyvaları kabuklarını soymadan yemek kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır. Kuru baklagil (mercimek, fasulye, nohut) ve kepekli ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık su veya kayısı suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna, pirinç, az yağlı besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz beslenme, fazla çay ve kahve tüketimi kabızlığı arttırdığı için bunlardan kaçınılmalıdır.

16 Ekim 2013 Çarşamba

DOĞUMA VE BEBEĞE HAZIRLIK KURSUNDAN BİR ÖZET!!


DOĞUM ÖNCESİ DOKTOR SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KRİTERLER


Hamilelik ve öncesinde doktor seçimi oldukça önemli, üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir konudur. Hamilelik sürecini rahat geçirebilmeniz için bu konuya dikkat etmelisiniz.
Doktorunuzu seçerken ilk önce etrafınızdaki akraba ve arkadaşlarınızın tavsiyelerini dikkate alabilirsiniz. Fakat kişisel farklılıklardan dolayı, başkasının iyi anlaştığı bir doktor size uygun olmayabilir. O nedenle tek başına tercih etme kriteri olmamalıdır.

Doktor tercih ederken;

*Doktorunuza güvenmek,
Doktorunuzun yanında kendiniz rahat hissetmeniz ve ona gerçekten güven duymanız çok önemli. Doktorunuzun tedavinizle ilgili vereceği kararlar sağlığınız direkt olarak etkileyecektir. Eğer doktorunuza güven duymazsanız, onun size önerilerine uymakta zorlanırsınız. Kaliteli bir sağlık hizmeti alabilmeniz için ilk şart doktorunuza güven duyabilmenizdir.

*Doktorunuzun Mesleki Deneyimi,
Doktorunuzun mesleki deneyimini sorgularken bazı noktalara dikkat etmekte fayda vardır. Tıp bilimi çok hızla ilerlemekte ve her branş kendi içinde alt branşlara ayrılıp, uzmanlaşmalar olmaktadır. O nedenle doktorunuz sizi muayene edip, başka bir uzmana yönlendirmesi, onun yetersiz veya kötü olduğunu göstermez. Bu durum ekip çalışması içinde bulunan klinikler de fazlaca görülmekte ve doktorunuzun yetersizliği değil  sizin sağlığınıza verdiği önemi gösterir.

*Doktorunuzun yaklaşımı,
Doktorunuz sizi soru sormaya özen gösteriyor, sorularınız dikkatle dinliyor ya da dinlemiyor mu? Sizi muayene ederken sizler ne kadar ilgili? sizi soru sormaya teşvik ediyor mu?
Durumunuz hakkında size detaylı bilgi veriyor, alternatifleri açıklıyor mu?
Bunlar çok önemli olup, durumunuz hakkında bilgi edinmek, nedenini öğrenmek, riskleri, tedavi yollarını öğrenmek bir hasta olarak sizin hakkınızdır.
Eğer doktorunuzla bu iletişimi kurabiliyorsanız, doktorunuzu belirlemede önemli bir rol oynamaktadır.

*Ulaşılabilirlik,
Günümüzde iletişim ne kadar önemli herkes tarafından bilinmekte. Özellikle bebek bekleyen bir gebe de ihtiyaç duyduğu her an doktoruna ulaşmak isteyecektir. Özellikle bebek bekliyorsanız, bu durum daha bir önemlidir. Her ihtiyaç duyduğunuzda doktorunuza telefon, e-mail vb. iletişim araçlarıyla ulaşabilmeli ve cevap alabilmelisiniz. Bazı problemler muayeneye gitmeden, evden bile çözüle bilinir..

*İletişim,
Doktorunuzun sizin anlayacağınız dilden konuşması çok önemli. Size bilgi verirken tamamen tıbbı terimlerle konuşması sadece sizin kafanızı karıştıracaktır. O nedenle doktorunuzla konuşurken, onun  ne demek istediğinizi anlamanız da çok önemli..

Sonuç olarak doktorunuzu seçerken;

-Kendinizi  yanında rahat hissettiğiniz,
-Aklınıza gelen soruları rahatça sorabildiğiniz,
-Sorduğunuz sorulara cevap alabildiğiniz,
-Durumunuz hakkında yeterli ve aydınlatıcı bilgi alabildiğiniz,
-Gerektiği zamanlarda cep telefonuyla veya e-mail yoluyla rahatça ulaşabildiğiniz,
Muayeneden çıktığınızda aklınızda herhangi bir şüphe kalmadan gönül rahatlığıyla eve dönebilmenizi sağlayan doktor, sizin için en uygun doktor olacaktır.

Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini


Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini gebelik döneminizde ne kadar sık uygularsanız bu teknikleri o kadar iyi öğrenirsiniz.

Doğum eylemi esnasında doğru nefes alıp verme iki açıdan önemlidir:
1. Doğum eyleminde belli aralıklarla gelen uterus kasılmaları esnasında bebeğinize giden kan akımı nispi olarak azalır. Bu fizyolojik, yani normal bir durumdur. Siz bu esnada derin bir nefes aldığınızda kanınıza normal bir nefeste geçtiğinden daha fazla oksijen geçer ve bu ek oksijen kasılmalar esnasında bebeğinizin oksijensiz kalmasını önler.
2. Kasılmalar esnasında duyacağınız muhtemel ağrı, zihinsel olarak daha çok doğru nefes alıp vermeye odaklanmış olmanız nedeniyle daha hafif olarak algılanacaktır.


Alıştırmalar:

Gevşeme: Yere yatın ve dizlerinizi bükün. Vücudunuzdaki bütün kasları bilinçli bir şekilde teker teker gevşetin. Bunun ne kadar zor olduğunu denedikçe göreceksiniz. Tüm kaslarınızı gevşettiğinizi düşündüğünüzde bile tekrar yaptığınız bir kontrolde bazı kaslarınızın halen kasılı olduğunu görebilirsiniz. Tümüyle gevşemiş olmaya özen gösterin.

Derin nefes alma-verme: Tümüyle gevşediğinizden eminseniz sanki 45-50 saniye süren bir kasılmanız varmış gibi hissetmeye çalışın. Burnunuzdan (eğer burun tıkanıklığınız varsa ağzınızdan) içinize mümkün olduğunca ve yavaş yavaş derin bir nefes çekin, bu nefesi yine yavaş yavaş ağzınızdan dışarı verin. Bu esnada bütün kaslarınızın gevşek olduğunu tekrar kontrol edin. Kafanızda canlandırdığınız kasılmalar devam ettikçe bu işleme devam edin.

Dikkat: Nefes alıp verme işlemini çok hızlı yaparsanız, kanınızdaki karbondioksit hızlı bir şekilde azalabilir, bu da geçici bilinç kaybına kadar gidebilen durumlara yol açabilir, bu nedenle derin nefes alma işlemini yavaş yavaş uygulayın. 45-50 saniye süren bir kasılmada 5-7 adet nefes alma-verme uygundur.

Karından nefes alma tekniği: Bu egzersiz karın kaslarınızın gevşemesine yardımcı olduğu gibi, kasılı kasların uterus üzerine gereksiz baskı yapmasını engeller:
Yere uzanın ve ellerinizi karnınızın üzerine yerleştirin. Derin bir nefes alarak karnınızın “şişmesini” sağlayın. İçinizden beşe kadar saydığınız sürede bu pozisyonu koruyun. Nefesi ağzınızdan verin ve bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın.

RAHAT VE SAĞLIKLI BİR DOĞUM İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?



Doğuma hazırlanan ve bu konuda bilgisi olan anne adayları kendi vücutlarını ve ağrılarını kontrol edebilirler.
Doğumunuzun rahat ve hafif geçmesi için uygulayabileceğiniz birkaç öneriyle her şey daha kolay olacaktır.


Doğumunuzun rahat ve hafif geçmesi için uygulayabileceğiniz bir kaç öneri:

-Doğumunuzun rahat olabilmesi için, doktorunuza güvenin.
Doktor- gebe ilişkisi iki insan arasındaki güvene dayalı bir ilişkidir.
-Hamileliğinizin başından itibaren beslenmenize çok önem verin. Ne yerseniz bebeğinizde onu yiyecektir. İki kişilik yemeyin. Doğal ve dengeli beslenmelisiniz.
- Doğumunuz yaklaştıkça daha çok sıvı gıdaları tercih edin. Bağırsaklarınızın boş olması doğumunuz daha da kolaylaştıracaktır.
-Doğuma günler kala vücudun bağırsakları temizlemesi nedeniyle ishal olabilirsiniz, meraklanmayın.
-Hamilelik döneminde nerede doğum yapacağınıza karar vermelisiniz.
-Doğum yapacağınız hastaneyi ve orada çalışan sağlık ekibiyle önceden tanışmalısınız.
-Doğum planınız oluşturmalısınız. Doğum esnasında aranacak numaralar, yanınızda kimlerin olacağı, doğum çantanıza koyduklarınızın yedeklerinin nerede olduğu gibi bilgileri planınız da yer vermelisiniz.
-Doğum yaklaştıkça hafif işler yapmalı ve daha çok dinlenmelisiniz.
-Doğuma hazırlık kursuna katılabilirsiniz. Doğumun nasıl olacağını öğrenen ve doğuma hazırlanan anneler bilgi ve özgüven sahibi olurlar. Ayrıca zamanı geldiğinde kendi vücudunu ve doğum sancılarını kontrol edebilir.
-Yoga veya pilates yapabilirsiniz. Çünkü sizi hem zihinsel hem de fiziksel olarak doğuma hazırlar. Yoganın ve pilatesin  kas ve nefes kontrolü açısından etkisi de kanıtlanmıştır.
-Doğum ağrılarıyla baş etmek için nefes egzersizleri yapabilirsiniz. .Doğumda en önemli faktör uzun ve derin nefeslerdir. Bu nefesler bir yandan bebeğinize yeterli oksijenin ulaşmasını sağlarken diğer yandan rahatlamanızı ve kasılmaları daha rahat karşılamanızı sağlar. Nefesle doğum daha kolaydır.
-Rahat bir doğum için gevşemeyi öğrenin. Doğumda rahim kasınız aktif olarak çalışırken, diğer kasların gereksiz enerji tüketmemesi gerekir. Bu yüzden doğumda gevşeme de önemlidir.
-Bebeğinize şarkılar söyleyebilirsiniz, onunla konuşabilirsiniz. Böylelikle aranızda iletişim kurmuş olursunuz.
-Hastaneye gitmeden önce ılık duş alın ve rahatlayın.
-Doğal doğum, doğal ve sağlıklı olanıdır. Ancak bazen doğanın da yardıma ihtiyacı olabilir. Belli bir oranda sezeryan da olabilirsiniz. Sezeryan olma durumundaki seçeneklerinizi ve tercihlerinizi belirleyin.

Doğum için ne zaman hastaneye başvurmak gereklidir?



Her doğum için değişebilen bir sürenin sonunda kasılmalar düzenli ve güçlü  hal alır. Genel olarak 30 - 40 dakikalık bir sürede beş dakika veya daha az aralarla düzenli  kasılmalar hissediyorsanız hastaneye başvurma zamanı gelmiş demektir. Düzenli ağrıların başlamasıyla doğumun ‘aktif evre’ adını verdiğimiz bölümü başlamış demektir. Bu dönemde rahim ağzı açıklığı da genelde 3 - 4 cm.ye ulaşmış durumdadır. Aktif evrenin hastanede geçirilmesi anne ve bebek açısından daha güvenlidir.
Ağrıların başlamasıyla sümük gibi bir akıntının olması
(“nişan”) adeta doğumun habercisidir. Nişan geldiğinde hemen hastaneye gitmek gerekmez. Bu doğumun çok yaklaştığını bugün yarın doğumun gerçekleşeceğini gösterir. Hazırlıkları gözden geçirmek için zamanınız vardır.
Bazen ise hiç doğum sancıları başlamadan
amniyon suyu gelebilir. Suyun gelmesi hafif hafif ama sürekli şekilde olabileceği gibi birden bacakları ıslatır tarzda da olabilir. Bu durumda da acil olarak doktorunuzu arayınız. Doğumdan önce su keseleri yırtılan gebe kadınların çoğunluğu 12 saat içinde ilk kasılmaları hissederler; kalanların çoğu bunları 24 saat içinde hisseder. Sularınız geldikten sonra anne ve bebeğin enfeksiyon kapma ihtimalinden dolayı max. 24 saat içinde doğumgerçekleşecektir.
Kanamagebelik süresince riskli bir durumdur. Her türlü kanama dikkatlice değerlendirilmelidir. Az veya çok kanamanın olması doğumun habercisi olmakla beraber gebelikle ilgili bir problemi de ifade edebilir.
Bebeğin hareketlerinde azalma hissedilmesi durumunda da hastaneye başvurulmalıdır. Bu da bebeğin sıkıntıya girdiğinin işareti olabilir. Bu durumda genellikle NST çekilerek ve ultrason değerlendirmesi yapılarak karar verilir.