4 Temmuz 2014 Cuma

19 TEMMUZ DA BEBEK MASAJI VE BEBEKLERDE CİLT BAKIMI HAKKINDA TOPLANTIMIZA GELMEK İSTER MİSİNİZ?




SEVGİ DOLU BİR DOKUNUŞ HER ŞEYE DEĞER!



Bebek masajı, bebeğinizle aranızdaki duygusal bağı güçlendirecek ve daha çok yakınlaşmanızı sağlayacak güçlü bir iletişim yoludur. Bebeğinize sabırla, sevgiyle ve şefkatle dokunmanız, onun gelişimine büyük katkıda bulunur. Dokunarak veya konuşarak iletişim doğru kurulduğunda bebeğiniz sevildiğini, istendiğini, değer verildiğini anlar. Masaj, bebeğinizi sakinleştiren ve rahatlatan, bedensel ve ruhsal gelişimini olumlu yönde etkileyen keyifli bir etkinliktir. Bilinçli bir şekilde rahatlamayı öğrenmesi, büyümenin yaratacağı zorluklarla başa çıkmasında bebeğinize yardımcı olacak çok önemli bir avantaj ve bu ilk günlerinde ona verebileceğiniz en değerli hediye olur. Bebeğinizin korunmaya, bakılmaya, sevilmeye ihtiyacı var. Yaşamın ilk dönemlerinde onun anladığı bir tek sevgi dili var: Dokunmak. Onu daha iyi tanımanız ve onunla sevgi dolu bir ilişki kurabilmeniz için bebek masajı harika bir fırsat…
Bu toplantıda '' Bebeğinize nasıl masaj yapacaksanız? '' Bu sorunun cevabını öğrenmenizin yanı sıra Çocuk Dr.Başak Namdar Çelikkan da bizlerle olacak. Bize bebeğimizin cildi hakkında bilgiler verecek.Sizler de doktorumuza istediğinizi sorabileceğiniz inter aktif bir toplantı olacak.

Toplantıya bebeğinizle birlikte gelirken,istersenizeşiniz de size eşlik edebilir.

Katılmak isteyen anneler,yanlarında bir penye battaniye ve birbanyo havlusu getirmeleri yeterli olacaktır.

Eğitim Tarihi: 19 temmuz 2014 saat 15:00-18:00

Eğitim Yeri: Ataşehir Baby Sensory www.babysensory.com.tr mekan hakkında bilgi alabilirsiniz.

Eğitim Ücreti: 50 TL


Katılımcı sayısı sınırlı olduğu için bebeimgeliyor@hotmail.com mutlaka kayıt yaptırmanız gerekir.

1 Temmuz 2014 Salı

21 HAZİRAN DA DR. BAŞAK N.ÇELİKKAN İLE BİRLİKTE YAPTIĞIM EK GIDA SEMİNERİ








Geçen ay Çocuk Doktoru Başak Namdar Çelikkan ile yaptığımız Ek Gıda toplantısını bu sefer annelerin talepleri nedeniyle Avrupa yakasında da yaptık. Mekan olarak da ikimizin de çalıştığımız İstanbul Florence Nightingale hastanesinde yapmaya karar verdik. Hastane yönetimininde bizlere olan desteğiyle 21 Haziran da toplantı kararını aldık.
Ben bu toplantıyı sosyal medya hesaplarımda paylaştım. Daha önceden daha önceden sanal ortamda tanıştığım anne ve bebeğiyle bu vesileyle de tanışacaktım. Başak ile çok heyecanlıydık. Talep yaz ol
olmasına rağmen çok güzel oldu. Anneler, bebekler ve hatta bazı babalar İstanbul Florence Nightingale Hastanesinin konferans salonunu doldurdu.
Hepimiz bebeklerimiz doğduğunda nasıl bebeğimi emzireceğim, sütüm yetiyor mu gibi kaygılar yaşadık. Zamanla herkes belli bir düzen oluşturdu. Tam “oldu” derken bebeklerimizin artık ek gıdaya geçmesi gerekiyor. Bu dönem çoğu anne için yine bir kaygı, kafa karışıklığı demek.

 Ek gıdaya geçerken seminerinde Dr. Başak ile birlikte ;
-Ek gıdalara neden başlanır?
-Ek gıdalara ne zaman başlanmalıdır?
-Anne sütü alan bebeğe 4. Aydan sonra ek gıda başlanmalı mı?
-Anne sütü alan bebek, 6-12 ayılık dönemde nasıl beslenmeli? 
-Ek gıdalara başlayınca anne sütü azalırsa ne olacak?
-Ek gıdalara başlarken dikkat edilecek konular nelerdir? 
-Bebek ek gıda istemezse ne yapılabilir? 
-Pürtüklü gıda alırken bebek öğürürse ne yapılabilir?
-Acaba blender kullanmalı mıyım?
-Diş çıkarma döneminde ne yapmalı?
 -Ek gıdalara başlandığında anne-bebek ilişkisi
 -Bebek ne zaman kaşık kullanmaya başlanmalı?
  -Devam sütleri, kaşık mamaları hakkında bilmeniz gerekenler
  -Örnek tarifler konularını anlattık.
Bunların yanında benim son dönem de takip ettiğim Baby Led Weaning- Bebeğin kendi kendine yemesi ekolunden bahsettim. Hatta bu konuyla ilgili hazırladığımız videoyu annelerle paylaştık. Çok da eğlenceli oldu.







Bioderma firmasından Sevgili Aykan bey ve Bioderma'a çok teşekkür ederiz. Kendileri katılan annelere hediyelerinin yanı sıra annelerden gelen özellikle Atopik dermatit ile ilgili sorularına Başak hanımla birlikte verdiği cevaplar, annelerin Bioderma ürünleri hakkında merak ettiklerini cevaplaması seminerimizi gerçekten çok zenginleştirdi.Yaz aylarında özellikle annelerin en çok merak ettiği hangi güneş kremi soruları ve kullanımı hakkında katkıları nedeniyle çok teşekkür ederiz.

Gıda mühendisi Tuğba yani Makarna Lütfen'in annesi bizlerin ve annelerin sorularına verdiği cevaplar ve katkılar çok yararlıydı. 

Bu seminer de bizlerin ve annelerin yanında olan; Makarna Lütfen, Bioderma, Humana, Babyland ve Baby Sensory'e çok teşekkür ederiz.
Ayrıca mekan olarak çalıştığımız hastane olan  İstanbul Florence Nighitnagale Hastanesine de bu semineri yapmamıza izin veren hastane yönetimine çok teşekkür ederiz:)


30 Haziran 2014 Pazartesi

Pegasus, çocukların hayallerindeki tatili Dünyanın En Güzel Hediyesi’ne dönüştürüyor.

Pegasus’un yeni uçaklarına kız çocuklarının isimlerini verdiğini biliyor muydun?

İlk duyduğumda beni çok şaşırtan çok da mutlu eden bu bilgiyi sizinle paylaşmamın çok güzel bir sebebi var!

Pegasus Aile Bireyleri arasındaki geleneği 2011 yılından bugüne misafirleri ile paylaşan ve yeni uçaklarına kız çocuklarının ismini veren Pegasus, kampanyaya bu sene harika bir sürpriz daha eklemiş ve Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kız çocuklarına vermek için tatlı mı tatlı bir yarışma başlatmış!

Düzenlenen resim yarışması ile kız çocukları “hayallerindeki tatilin” resmini çizecek, Pegasus'un yepyeni uçağı seçilen resimle boyanacakmış. Üstelik o uçağın ismi de yine o minik kızın ismi olacakmış.  

Kızının hayalindeki tatili gökyüzüne taşımak senin elinde! Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni kızına vermek için dunyaninenguzelhediyesi.com’a tıkla, yarışmaya katıl.

Benim minik kızım resim yapamayacak kadar küçük ama ona da Dünyanın En Güzel Hediyesi’ni vermek istiyorum dersen de ucagaisimver.com adresinden çekilişe katıl, kızının ismi yepyeni başka bir uçağa verilsin. Düşünsene kızının adı göklerde gezecek! Gerçekten de ona verebileceğin #engüzelhediye.  

Dünyanın En Güzel Hediyesini kızına vermeye hazırsan, istikamet www.dunyaninenguzelhediyesi.com :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

TAVUK HAKKINDA YANLIŞLAR- DOĞRULAR




Geçtiğimiz haftalarda Banvit'in bir toplantısına katıldım.
Kafamı kurcalayan pek çok sorunun cevabını burada buldum.Geçtiğimiz yıllar da başlayan ve hızla ilerleyen tavuk karşıtı fikirler maalesef biz annelerin kafasını karıştırdı ve karıştırmaya da devam ediyor.
Benim bu toplantıda dinlediğim Banvit'in Kurumsal İletişim Müdürü İlgi hanım bende gerçekten güven telkin etti. Abartısızca hemen hemen kafamızda geçenleri tek tek cevapladı.
Ben, eşim ve kendim için tercih etrtiğim bir markaydı, Banvit. Kapalı, poşetlenmiş olması hoşuma gidiyordu. Ama oğlum dünyaya gelip bir de ek gıda sürecine girdiğimizde etraftan duyduklarıma tepkisiz kalamadım. Oğlum için organik adıyla satılan tavuklardan aldım. Fakat onların çok pahalı olması ve benim organik denilen ürünlerin çoğuna inanmaman nedeniyle oğluma neredeyse 2 yaşına kadar tavuk vermedim. Fakat bir gün annanesinde tavuk yiyip ve hoşuna gidince kendimce artı ve eksilerini düşünüp, kendimize aldığımız Banvit tavuklardan oğluma da yedirmeye başladım. Yine de çok sık değildi. Kafam karışıktı , maaalesef. Bu toplantı beni gerçekten rahatlattı:)

Soru- cevap şeklinde başladı toplantı. Birçok görsel ve samimi açıklamalar oldu.






Hemen hemen herkesin kafasındaki soru ''Tavuklar dip dibe yaşıyorlar ve bu sıkışıklıkta kemikleri bile kırılıyormuş''. Bunu o kadar çok duyuyordum ki.. Banvit tesislerinmin fotoğraflarını paylaştı bizlerle İlgi Hanım. Gayet temzi ve rahat kümesler. Burada tavukların kemiklerinin kırıldığını asla inanamazsanız. Ayrıca bu tesisilerin kapılarının herkese açık olduğunu ve istediğimizde ziyarte edebileceğimiz de eklediler. Ramazan ayından sonra bizler için bir gezi düşündüklerini söylediler. Oraya gittiğimde sizlerle anında paylaşımlar da bulunurum.
Bir diğer kafamı karıştıran sorudan da bahsedildi.''Tavukların kesilme süreleri'' Etraftan duyduğum tavuklara hormon veriyorlar kısa sürede büyüyüp hemencik kesiliyorlar. Aslında öyle değilmiş. Banvit tavukları 40 gün sonunda kesiliyormuş. Organik denilenler ise 80 günde kesiliyormuş.
Organik organil diye son dönemde o kadar çok şey paarlanıyor ki , açıkçası mümkün oldukça onlardan da uzak durmaya çalışıyprum. Özellikle organik tavuklar Bandırma'dan gelmesi , makbuluymuş. Ama baktığımızda sanayinin de en çok olduğu yer. Biliyoruz ki organik olması için tüm tavukların belli metre karede dolaşmaları, bulundukları yerin sanayi alanından belli uzakta olması ve yemleinin de organik olması gibi birçok basamak var. Çok merak ettiğim kaç tanesi bunu uyuyor.
''Tavuklara antibiyotik verilmesi'' konusunu da İlgi hanım paylaştı bizlerle. Tavuklara yemlerinin dışında verilen her türlü ilaç tavuğun kesilme süresini arttırdığı için ekstra maliyete neden oluyormuş. O nedenle ''tavukların hastalanması ve ilaç kullanmasını biz de istemiyoruz'' dedi. Nasıl bizim çocuklarımız hasta olunca antibiyotik kullanıyoruz, tavuklar da hastalanınca maalesef kullanmak zorunda kaldıklarından bahsetti.
Ayrıca tavuklar GDO'lu yem yiyip-yemediği sorulunca da verdikleri yemlerin %70 Mısır %20 Soyadan  ve %10 Proteinden oluştuğunu söyledi. Mısır'ı Türkiyeden aldıklarını ve Türkiye de yetişen mısırlarda GDO olmadığını söyledi. Soya ise GDO içeriyormuş.Bunun nedeni GDO bulunmayan Soya'nın sadece Hindistan da yetiştiğini,bunu da Avrupa ülkelerinin aldığını söyledi, İlgi Hanım.O nedenle GDO içeren Soya kullanılıyormuş.Direkt olarak insanın almadığı GDO'nun  insan sağlığı için de sakıncalı olmadığını söyledi.
Bir de sanırım en çok söylenen ''şimdi ki tavuklar hemen pişiyor ve eskisi gibi kokmuyor''sorusudur. Bunun nedeni 40 güne daha az yağlı ve daha az kaslı tavuklar olduğu, isterlese Banvit'te de satılan 80 günde kesilen daha kaslı ve daha yağlı tavuklar alabileceğimizi söyledi. Böyle kaslı ve yağlı bir tavuğun daha uzun sürede pişeceği ve daha kokulu olacağını söyledi. Çok da mantıklı:)) Kısaca tavuk kartlaştığında, daha yağlı olduğundan daha uzun sürede pişen ve daha kokulu tavuklar halini alıyormuş..

www.katkisizsevgi.com diye çok güzel bir sitelerinin olduğunu ve içeriğinin de çok gelişmiş olduğundan bahsettiler. Bende incelediğimde çok sevdim. özellile ne pişirsem sorusunun yanında pek çok yararlı bilgiye de ulaşabiliyorsunuz.Tavsiye ederim..



Bu bilgilerin dışında Banvit ürünlerini istersek artık online da alabileceğimiz bir sitesinin olmasını öğrendim. Bu benim ve özellikle internet alış verişini seven eşim için çok güzel bir haber oldu. En kısa sürede Banvit'in sitesinden sipariş vereceğim: Onu da sizlerle paylaşırırm.

Herkese sevgiler:))

29 Haziran 2014 Pazar

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:



Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:
1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.
3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.
4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.
5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.
6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.
7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.
8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.
9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.
10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir