21 Aralık 2010 Salı

EMZİRME REFORMU....

TOPLU EMZİRME ETKİNLİĞİ”YLE SÜRÜYOR

Anne sütü ve emzirmenin önemi hakkındaki farkındalığı arttırmak için geçtiğimiz haziran ayında başlayan EMZİRME REFORMU, 2 bini aşkın gönüllü sayısı ve yeni projeleriyle devam ediyor. EMZİRME REFORMU MANİFESTOSU’yla da desteklenen sosyal sorumluluk hareketi, 18 Aralık Cumartesi günü Nişantaşı City's Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen "Toplu Emzirme Etkinliği"yle emziren anneleri biraraya getirdi. İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülbin Gökçay'ın imza günüyle renklenen etkinlikte ayrıca, emziren anneler için "Emzirme Danışmanlığı" eğitimi de verildi.
Annelerin emzirme konusundaki bilgi yetersizliği ve kaygısı, annelerin emzirme konusunda yeterince cesaretlendirilmemesi, kadının çalışma hayatında daha çok yer alması, formül mamaların anne sütünün yerini alması ve biberonla beslenmenin özendirilmesi emzirme oranlarının düşmesine sebep oluyor. Bu eksikliklerde hareketle anne sütüyle beslenme oranının artması ve annelerin emzirme konusunda bilgilendirilmesini amaç edinen "Emzirme Reformu" sosyal sorumluluk hareketi yeni projelere imza atmaya devam ediyor. Emzirme Manifestosu'yla desteklenen Emzirme Reformu hareketi, annelerin bebeklerine verdiği en güzel hediye olan anne sütüyle beslenme oranın artması için çalışmalar yapıyor. Emzirme Reformu hareketinin çalışmalarından biri olan "Toplu Emzirme" etkinliğinin 2'incisi bakım ürünleri markası Lansinoh’un katkılarıyla 18 Aralık Cumartesi günü Nişantaşı City's Alışveriş Merkezi'nde düzenlendi. En iyi gıdanın anne sütü olduğunu söylemek amacıyla anneler aynı anda bebeklerini emzirdi.



Annelerin bilgilendirilmesi gerekli ...
İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu hemşireleri Nilüfer Doğan ve Nevin Yıldız'la anne ve anne adaylarına verilen "Emzirme Danışmanlığı Eğitimi" ile başlayan buluşma, İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Gülbin Gökçay'ın imza günüyle devam etti. Dünya Anne Sütüyle Beslenme Akademisi üyesi, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF Emzirme Danışmanlığı kurslarında danışmanlık ve yöneticilik görevleri bulunan Prof. Dr. Gülbin Gökçay, annelerle yaptığı söyleşide anne sütüyle beslenme oranlarının artması için öncelikle annelerin emzirme konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı ve emzirmeyle ilgili en çok merak edilen soruların yanıtlarını verdi. İmza günü kapsamında toplanan gelir “Çocuk Sağlığı Derneği”ne bağışlandı.

Neden Emzirme Reformu?

T.C.Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü bebeklerin ilk altı ay mutlaka anne sütüyle beslenmeleri gerektiğinin altını çizerken gerek iş hayatında gerekse toplumsal hayatta bu yaklaşımla ilgili yaşanan sorunlar ve emzirme konusundaki kanuni yetersizlikler pek çok bebeği ilk altı ay anne sütünden mahrum bırakıyor. Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerinin oranının 1.3 olması, “Emzirme Reformu” gerekliliğini kanıtlıyor.

Çalışan annelerin süt izni yetersiz

Yeni doğan bebeğin anneye en çok ihtiyaç duyduğu ilk bebeklik döneminde beslenmek için meme emmesi, anne şefkati sayesinde dış dünyayı huzurlu bir yer olarak hissetmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle uzmanlar, özellikle ilk altı ay mümkün olduğunca annenin bebeği sık görmesini hatta temel bakımı kendisinin vermesini öneriyor. Çünkü bebekler, ilk altı aya kadar sadece belirli sürelerle anneden ayrı olmayı tolere edebiliyor. Ancak; iş hayatında başarılarını fazlasıyla kanıtlayan kadınlar, annelik görevini layıkıyla yerine getirmek için iş yerinde birçok zorluğa göğüs geriyor. Çalışan anneye tanınan toplam 16 hafta doğum izni yetersiz kalıyor ve günlük 1 buçuk saatlik süt izni ise annenin emzirmesini sekteye uğratıyor.

EMZİRME MANİFESTOSU
İŞ HAYATINDA;
Yasaya göre, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilen anne, bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Bu madde, iş yasasında teminat altında olmasına rağmen uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşanmakta, çalışan anneler süt izinlerini hakları doğrultusunda kullanamamaktadır. Bu sorunlar iş yerinin bakanlık müfettişleri tarafından denetlenmesi ile düzeltilebilir.
Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” politikasıyla Çalışma Bakanlığı’nın çalışan annelere sağladığı 4 aylık doğum izni birbiriyle çelişmektedir. Birçok anne bebeği henüz iki-iki buçuk aylıkken çalışmaya geri dönmek durumunda kalmakta ve işyerinde sütünü gereği gibi sağamadığı için sütü azalarak kesilmektedir. Bu yanlışlık bir an önce giderilmeli, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” uygulamasını destekler hale getirilmelidir.
Ülkemizde doğum izni konusunda ciddi değişikliklere ihtiyaç vardır.
Birçok çalışan anne doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere, toplamda 16 haftalık ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önceki izninin beş haftasını doğum sonrasına aktarabildiği takdirde bile bebeği henüz gün boyu meme emmesi gereken durumda olmasına rağmen işe geri dönmek durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla oldukça yetersiz kalan hali hazırdaki doğumdan sonraki 8 haftalık ücretli doğum izni en az 6 aya çıkarılmalıdır.
Doğum sonrası ücretsiz izin konusunda özellikle de özel sektörde çalışan anneler zorluk yaşamakta, annenin ücretsiz izin isteğine kötü bakılmakta, hatta işten çıkarma sebebi olarak bile görülebilmektedir. Dolayısıyla ücretsiz izin konusunda da ciddi değişiklikler yapılmalı, doğum sonrası ücretsiz izin en az iki seneye çıkarılmalı ve özel sektör çalışanları da, kamu çalışanları gibi rahatlıkla ücretsiz izin kullanabilmelidir.
“Gebe Veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları Ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”, Madde 15’e göre, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 arası kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.” Yine aynı yönetmelik, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması”nın zorunlu olduğunu, yurt açma yükümlülüğünde olan işverenlerin yurt içinde anaokulu da açmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bu maddeler yürürlüğe konmalıdır.

Aynı yönetmeliğe göre, emziren işçi doğumu izleyen altı ay boyunca gece çalıştırılamaz. Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre sonunda, emziren işçinin ise, altı aylık süreden sonra gece çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece çalıştırılamaz. Bu maddelere de uygulamada sadık kalınmalı, emziren anneler gece çalıştırılmamalı, vardiyalı çalışmaya zorlanmamalıdır.
Emziren anneler günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmamalıdır. Bu, kanun gereği böyledir.
Hiçbir çalışan anneye çocuğunu emzirdiği ve süt izni kullandığı için işyerinde “mobbing” uygulanmamalıdır. Annenin süt iznini kullanacağı saatlere kasti olarak acil toplantılar, “o dakika bitirilmesi gereken işler” denk getirilmemelidir. Anne, fazla mesai yapması için zorlanmamalı, işini kaybetme tehdidiyle süt iznini kullanması engellenmemelidir.
Hiçbir çalışan anne emzirdiği için, süt iznini kullandığı için işinden çıkartılmamalıdır.
Çalışan bir annenin süt iznini kullanıyor olması performansının düşük olduğu anlamına getirilmemelidir. Annenin işyerinde bulunduğu saatlerdeki performansı, diğer çalışanların performans değerlendirme ölçütleri ile aynı doğrultuda, adil bir şekilde değerlendirilmelidir.
İşyerinde sütünü sağması gereken annenin ihtiyaçları (oda, buzdolabı vb.) karşılanmalı ve mahremiyetine saygı gösterilmelidir. Anne, tuvaletlerde ya da arşiv odalarında sütünü sağmak zorunda bırakılmamalıdır.


TOPLUMSAL HAYATTA;

Gebeler ve yeni anneler, emzirme hakkında yeterince bilgilendirilmelidir. Yeni annelerin, emzirme teknikleri konusundaki yetersiz bilgileri “sütüm yetmiyor” gibi endişelere yol açmakta, mama vermeye yatkın doktorlardan ve aile büyüklerinden gelen baskının da etkisiyle birçok bebek anne sütünden gereksiz yere mahrum kalarak mamayla beslenmektedir.
Emzirme, doğumdan sonra en kısa sürede başlamalıdır. Tıbbi bir engel yoksa, doğumundan sonraki ilk dakikalarda bebek annenin kucağına verilmeli ve doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmenin başlaması sağlanmalıdır.
Her annenin bebeğini istediği sürece emzirme hakkı vardır. Hiçbir anneye çocuğu “meme emmek için fazla büyüdüğü için” mahalle baskısı yapılmamalı, anne ve bebek devamını istediği sürece bu bağın zorla kopartılması hiçbir şekilde talep edilmemelidir.
İsteyen her anne, parkta, sokakta, alışveriş merkezinde vs. bebeğini emzirebilmelidir. Hiçbir anneye ortalıkta emzirdiği için ayıp, yasak, ya da kötü bir şey yapıyormuş izlenimi verilmemelidir. Bebeğini emziren annenin memesi cinsel obje değildir.
Ortalıkta emzirmek istemeyen annenin mahremiyetine de saygı gösterilmelidir.

ANNELERE...

Anne demek;

* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına
bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden
kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp
saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.* Bebek şef şarkısı
söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa"
sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım
"bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu
poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli Oyuncak kurbacık,ıslak mendil ve kreker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında ,diken diken olmuş her bir
Saçına rağmen,annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için
endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle,gururla, küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreğini parçalara bölüp herbir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil,ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.

http://nikkentobi.blogspot.com/ ALINMIŞTIR..

19 Aralık 2010 Pazar

EMZİREN ANNELER CİTYS DE EMZİRME ETKİNLİĞİNDEYDİ..

Dün Citys de Emzirme Reformunun yeni bir etkinliği vardı. Bu etkinlik çok güzel olmasının yanı sıra Prof. Dr. Gülbin Gökçay'ın ve onunla beraber çalışan 2 emzirme danışamanı hemşirenin verdiği eğitimle çok da yararalıydı.. Gülbin Hanımın kitabını katılan annelere imzaladı. Anneler ve bebekler çok güzeldiler. Ben yine işten apar topar gittim. Oğluşum yine yoktu. Fakat annanesinde çok ağladığından geldiğim gibi Gülbin hanımla kısa bir konuşmandan sonra yine apar topar ev dönmek zorunda kaldım. Yine de o ortamın havasını solumak ve annelerin emzirmesinin ne kadar önemli olduğunun altını çizdiği  bir etkinlikte olmaktan çok memnun oldum..
Uzun zamandır görmediğim ama emaillerle götüştüğüm ,Gülbin Hanımla konuşmamda çok önemli bir dernekten de haberdar oldum. Çocuk Sağlığı Derneği. Bu derneğinde çok yararlı etkinlikleri ve yardımları var..Gülbin Hanım bu derneğe üye olmam hakkında kısa bir konuşam yaptık. O yararlı etkinliklerin bir parçası olmak da süper olur.

http://www.cocuksagligidernegi.org/

 Buradan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Aşağıdaki linkte de dün Show TV de yayınlanan etkinlikle ilgili görüntüler de var.
http://www.direkdizifilm.net/showtv-ana-haber-bulteni-18-aralik-2010-izle-kisim-3.html

16 Aralık 2010 Perşembe

ALTUĞ ARTIK 11 AYLIK..

Bebeğiniz bu ay neler yapar?


• Küçük bir objeyi baş ve diğer parmaklarının herhangi bir yerini kullanarak kaldırabilir.

• “hayır” kelimesini anlamalıdır, fakat her zaman buna uymaz.
Bebeğiniz artık basit emirleri ve "Hayır" kelimesini anlar ancak bunlara genelde uymamayı tercih edecektir. Hayır kelimesinin bebeğiniz üzerindeki etkisini artırmak için bu kelimeyi sadece gerçekten ciddi uyarılarda bulunmak istediğiniz durumlarda kullanın. Bu dönemde genellikle bebeğiniz yaptığınız bir uyarıyı ertesi güne unutmuş olacaktır. Ancak yine de ona doğru ve yanlışları öğretmek, disipline yönelik eğitime başlamak için çok erken bir dönem olduğunu düşünmeyin. Örneğin evdeki köpeğinizin kuyruğunu çekmeye çalışıyorsa elini yavaşça tutun, gözlerine bakıp "Hayır. Bu, köpeğin canını yakıyor!" diyerek, ona eliyle köpeği nasıl okşayacağını gösterin.


• El çırpma yada el sallama oyunu oynayabilir.

• Eşyalara tutunarak yürüyebilir.

• Anlık yada daha uzun süre ayakta desteksiz durabilir hatta bir kaç adım atabilir.

• Anne, baba hatta başka bir kaç kelime daha anlamını bilmeden söyleyebilir.

• Artık isteklerini ağlamadan da gösterebilir.

• Kendi başına bir fincan su içebilir.

• Kendince anlaşılmaz bir dilde sözler söyleyebilir.

- Bebeğinizin konuşma yeteneğini geliştirmesine yardımcı olmak için;

. Basit ve anlaşılır bir dilde ve sıklıkla onunla konuşun. Birlikteyken yaptığınız her eylemi, etrafta gördüğü herşeyi ona açıklayın.
. Bebeğiniz anlaşılmaz seslerle ve kelimelerle size birşeyler anlatmaya çalışırken tüm ilginizi ona vererek, onu dinlediğinizi belli edin. Onun kendine has konuşmasının içinden gerçeğe yakın kelimeleri seçerek ona geri söyleyin; böylece sizin onu anladığınızı ve ona karşılık verdiğinizi düşünecektir.
. Etraftaki nesneleri ona tanıtırken "büyük, küçük, dolu, boş, sıcak, soğuk" gibi sıfatlardan faydalanın; gerekiyorsa sayıları kullanın.
. Nesneleri tanıtırken renklerini de belirtmeyi unutmayın.
. Bebeğinize sık sık kitap okuyun.

• Hatta bebeğiniz iyi yürüyebilir.


Sevgili anne babalar, unutmayın ki her bebeğin farklı ve kendine özgü bir fiziksel, algısal ve sosyal gelişim tablosu vardır. Bu sebeple eğer bebeğiniz yukarıda bahsedilen gelişim aşamalarından bir kısmına henüz ulaşmadıysa gereksiz endişe ve korkuya kapılmayın. Eğer bebeğinizin gelişiminde dikkat çekici ölçüde bir problem olduğunu düşünüyorsanız mutlaka doktorunuza danışın. Bebeğinizin gelişim süreciyle ilgili en doğru bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz.

Altuğ'a gelirsek;
Koltuk destek alarak sıralıyor. Hatta geçen hafta tutunmadan adım attı. Desteksiz durduğunu farkedince dengesini kaybetti. Ama o an çok şaşırtıcıydı. Çok sevdiği oyuncağını uzağa koyduğumda tutunarak sıralıyor ve ona ulaşıyor.
Halen baba, dede diyor. Ama konuşma da biraz tembeliz. Başka anlamlı kelimeler söylemiyor. Ne istediğini bize o kadar güzel anlatıyor ki, bazen ben bile şaşıyorum. Su, yoğurt denildiğinde  hemen anlıyor..
Oyun oynamayı çok seviyoruz. Saklambaç, aynaya bakarak konuşmayı çok seviyor.Plastik kutuları üstüste koyduğumda onları dağıtmayı çok seviyor. Oyuncak sepetini önüne koyduğumuzda oyuncakları içinden boşaltıp, onlarla oynamaktan hoşlanıyor. Camdan bakıp, yoldan geçen arabaları izlemeyi seviyor. Kuşlar bakmayı, ''oğlum bak kuş ''denildiğinde kafasını yukarı kaldırıp, bakıyor. Çok komik, 20 gündür dilini farketti. Oğlum dilini uzat, denildiğinde dilini dışarı çıkarıyor. Şu aralar burnun , ellerin, parmakların.. nerede oyununu oynuyoruz. Kablolar ve bizim laptoplarımız Altuğ efendinin en sevdikleri.. Laptobun kapağını açıp-kapamayı çok seviyor.Kitap okumaya her kalktığımızda alıp, onunla diş kaşımayı şu an için çok seviyor. Ama alışkanlığı olsun diye , hergün eline mutlaka kitaplarını verip, karıştırmaya çalışıyoruz. Müzik dinlemeyi ve benle dans etmeyi çok seviyor. Mama sandalyesindeyken müzik duyduğunad ayaklarını oynatıp, ellerini şaklatmaya çalışıyor. O kadar tatklı oluyor ki..
İstemediği şeyler yapılınca veya istediği birşeyi vermediğimizde artık tepkisini koyuyuor. Sanırım biraz inatçı olacak. Elinden o istemeden birşeyi alırsak, kendini atıveriyor..Büyüdüğünde yandık sanırım..:))


Yürütecini yükseltip, içinde dik durup, etrafı seyrediyordu. Geçen hafta yürüteci indirdik.. Onunla istediği yere doğru hareket edebileceğini öğrendi. İlk tepkisi çok komikti. Heyecanlandı.. Ama bu durum tehlikeleri de ardından getiriyor. Çünkü direkt tv gidiyor, küçük adamm.. Bu dönemden sonra evde güvenlik önlemlerini almak gerek...
Bu ay Altuğ'a smart trike bisiklet aldık. Onunla ev içinde dolaşmaktan çok memnun .. yazı dört gözle bekliyoruz. Bisikletiyle caddelerde boy gösterecek...


Yemek yeme olayımız belli rutinde devam ediyor. Pütüklü şeyleri yumuşaksa yiyor. Eğer doymaya başladıysa o zaman bazen sorun çıkarıyor. Bizimle beraber sofrada oturmaktan çok keyif alıyor. Tok bile olsa , anne ve babasının tabaklarından tırtıklamaktan çok mutlu..Bardaktan su içmeyi seviyor. Suluklardan içmeyi beceremiyor. Bardağa su koyup, eline versek içecek, ama üstünü başını ıslatıyor. Kış olduğundan dolayı ben de korkur, bu konuda onu engelliyoruz. Bu davranışım belki hata...Geçenlerde köfte yiyorduk. onun önüne minik minik lokmalar yaspıp, koydum. Onlara bir güzel yedi.. muz ve mandalina karışımını halen çok seviyor. yoğurt vazgeçilmezi. Birşey yemek istemediğinde önünden yoğurt verince, Altuğ bu yoğurt , dersem hemen ağzını açıyor.Onun dışında sebze yemeklerinin içine et ve tavuk koyuyoruz. Arada balıkda veriyoruz. Ama bizim biraz ihmalimiz haftada iki kere balık veremiyoruz.Bunların dışında yemek ile ilgili çok büyük problemimiz yok..
Uyku düzenimizde de sıkıntı yok: Sabah 06:00-06:30 gibi sütünü içip, 07:30-08:00 arası uyanıyor. Biraz ayakta kalıp, yaklaşık 09:00-09:30 gibi 1 saat uyuyor. Ardından kahvaltı, oyun saat 12:30-13:00 arası 1 saatlik uyku , bu bazen yarım saaatte olabiliyor. Sonra öğle yemeği veoyun,16:00-16:30 arasıb-nda yarım saatlik kestirme. uyandığında ben eve gelmiş oluyorum.. Bol bol koklaşıp , oyun oynuyoruz. 17:00-17:30 civarı meyve yiyoruz. 18:30-19:00 arasında bazen yarım saat- 15 dakikalık enerjı uykusu uyursa, geceyi 24:00de bitiriyor. Yok uyumazsa 22:30 civarı huzuırsuzlanıp, uykuya geçişimiz oluyor.
gündüzleri uykuya hafif ayakat sallanarak geçiyor: biz eve geldiğimiz de kuacağımızda ya da kendi kendine uykuya geçiyoruz.. Yatağı bizim yatak odasınad. kendi yatağında yatıyor. Eğer kendi odasında olsa da çok sorun olacağını düşünöüyoruz. bizim yatağımızda yatmayı çok sevmiyor. Uykusunda çok döndüğünden, bize çarptığında uyanoyor. O nedenle düzenin bozmayıp, yatağınada uyutuyoruz...

10 Aralık 2010 Cuma

18 ARALIK DA CİTY'S DE YENİ BİR EMZİRME ETKİNLİĞİ

18 Arakıl da City's alışveriş merkezinde EMZİRME REFORMUNUN  yeni bir toplu Emzirme Etkinliği düzenlenecek. Bu etkinliğe ayrıca Prof. Dr. Gülbin Gökçay'lı yeni çıkan kitabını YAŞAMIN İLK İKİ YILINDA ÇOCUK SAĞLIĞI VE BAKIMI imzalayacak.





Bebeği olan ve bebek bekleyen herkese öneririrm. Saga yayınlarından çıktı. Remzi ve D&R'lar da bulunmakta...

Herkese tavsiye ederim...
 
Eğer bu etkinliğe katıldığınızda EMZİRME REFORMU 'nun düzenlediği Toplu Emzirme Etkinliğine destek verir, Emzirme ile ilgili eğitime katılıp, Gülbin hanım ile tanışıp, kitabımnı imzalatabilirsiniz.
 
 
 Program:
 
 
12:30 – 14:00 – Seminer, Nilüfer Doğan ve Nevin Yıldız

14:00 – 14:45 – Prof. Dr. Gülbin Gökçay’ın “Yaşamın İlk İki Yılında Çocuk Sağlığı ve Bakımı” adlı kitabının imzalanması ve katılımcılarla söyleşi
14:45 – 15:00 – Toplu emzirme etkinliği

kaynak:
http://blogcuanne.com/2010/12/10/emziren-anneler-18-aralikta-toplaniyor/#comment-10720

9 Aralık 2010 Perşembe

http://www.hipp.com.tr

Alman organik bebek maması HIPP, 1-4 yaş arası çocuklar için renkli bir çalışma başlatıyor.Bünyesinde zihinsel engelli çocukları barındıran Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardı Derneği' ne (ERAM) destek amaçlı hayata geçirilen proje, " Adım Adım Büyüyorum" ismiyle yola çıkıyor.1-4 yaş arasındaki çocukların parmak boyalarıyla yapacağı resim çalışmalarını kapsayacak ve altı ay devam edecek.Altı ay sonunda çocukların yaptıkları çalışmalarda nasıl bir gelişim olduğuda gözlemlenmiş olacak.

Projeye katılmak için yukarıdaki adresteki katılım formunu doldurmak yeterli, formu dolduran annelerin adreslerine proje için gerekli parmak boyalarının ve altı adet özel resim kağıdının iletilmesiyle ilk adım başlıyor.Bundan sonra çocukların doyamayacağı eğlenceli bir süreç başlıyor.Gelen kağıtlara projenin parmak boyalarıyla önce çocukların ayak izleri alınıyor, kağıdın geri kalanıda çocuğun uçsuz bucaksız hayal dünyasına bırakılıyor.Altıncı ayın bitiminde çalışmalar, mayıs ayında gerçekleştirilecek sergide ERAM çocukları yararına satışa sunulmak üzere HİPP' te toplanıyor.Proje sonunda , minicik adımlarıyla projeye dahil olan çocuklar, hem zihinsel engelli çocukların hayata bir adım daha atmasını sağlamış, hemde yarattıkları bir çalışmanın sergilenmesiyle unutulmayacak bir hatırayı yaşamlarına eklemiş oluyorlar...

Haydi anneler hep beraber katılalım ve yorumlarımızıda paylaşalım...ve hatta her ay yaptığımız çalışmaları fotoğraflarıyla birlikte paylaşalım....

YENİ YIL İÇİN YARARLI BİR KAMPANYA !!!!!

Bana gelen emaili sizlerle paylaşıyorum. Herkesin bu biliçte olup, bu kampanya destek vermesi, ne güzel olur!!!

''bu kampanyayı duyurmak istedim sizlere.Ekte görselini yolluyorum. Geçen sene de aynı vakıf ile yapmıştık bu hediye kampanyasını. Cerrahpaşa Onkoloji servisinde yatan 1 ile 17 yaş arası kanser tedavisi gören bebek ve çocuklara hediyeler vermiştik müşterilerimizin kendi el yazıları ile yazdıkları yeni yıl kartlarını ekleyerek. Bu sene vakıf Okmeydanı hastanesi onkoloji servisinde yatan ve ihtiyacı olan çocuklardan da bahsetti onlara da yardım edip edemeyeceğimizi sordu biz de memnuniyetle kabul ettik. Hem cerrahpaşa hem de okmeydanı hastanelerinde tedavi gören çocukların isimlerini ve yaşlarını bize iletecekler. Çok hassas oldukları bir dönemde maddi güçleri olmadığı için bu tip organik ürünlerden faydalanamayan çocuklara bir faydamız dokunacaksa çok seviiniriz. Sizlerin de aklında bulunsun. Herhangi bir konuda bana e-mailimdan ulaşabilirsiniz.



Sağlıklı ve güzel günler dilerim,

Tuba Tuna Yalcuva

Kapbula Organik Şeyler

Mohini AVM

Tanburi Ali Efendi Sokak 15/211

Etiler / Istanbul''