10 Haziran 2014 Salı

Bebeğinizin gülme aşamaları


Gülmek bebeklerimizin ilk sosyal davranışıdır. Onun bize vereceği o ilk gülücüğü bir an önce görmek için sabırsızlıkla bekleriz. O yavaş yavaş büyümeye devam ederken her sabah size gülümsemeden evden ayrılamaz, ya da güne kötü başlasanız bile onun ufacık bir tebessümü yaşadıklarınızı saniyeler içinde unutturmaya yeter.
İlk günden itibaren uykusunda bile gülümsemeye başlayan miniklerimizin o güzel tebessümleri nasıl da hoşumuza gider. Saatlerce yerimizden kıpırdamadan seyredebiliriz onları. 
Bebeklerin insan sesine ve yüzüne karşı gösterdikleri ilgi, onların sosyal ve duygusal gelişimlerinin bir göstergesidir. Sizin ilginizi çekmek istediklerinde el ve kollarını kullanarak isteklerini belli ederler. Dikkat çekmek için, siz eğer başka bir şeyle meşgulseniz sesler çıkarıp mırıldanarak dikkatinizi ona vermenizi isterler. İlerleyen aylarda ses tonlarının kime ait olduğunu da ayırt etmeye başlarlar.
Bebeklerinizle elinizden geldiğince sık ve kaliteli vakit geçirmeye çalışın. Size anlamayacak yaşta olsa bile onunla konuşun. Bebeklerle kurulacak ilişki, onların ileride diğer insanlarla kuracağı ilişkinin temelini oluşturuyor. 
Günden güne büyüyen ve gelişen bebeğinizin gülme gelişimi de sürekli değişim gösterir.
İşte bebeğinizin gülme aşamaları:
Reflekslere bağlı gülme: (0-6 hafta)
Bazen bebelerimizin, özellikle de yeni doğmuş bebeklerin uykularında bile güldüklerini gözlemlemişinizdir. Bu dönemde bebekler gülse bile bunun, uykusunda irkildiğinde aniden ayak ve kollarını oynatması gibi fiziksel reflekslerinden kaynaklandığını bilin. Çünkü bu dönemde henüz duyguları tam olarak gelişmemiştir.
Duyarlı gülme: (6-8 hafta)
Bu dönemde reflekslerin yerini istemli hareketler alır. Gün geçtikçe büyüyen bebeğiniz gördüğü, dokunduğu objelere ve ona zevk veren şeylere gülmeye başlar.(gıdıklamak, sesler, yüzler vb.) Ona sizin ve eşinizin yüzünü incelemek için fırsat verin ve onunla yumuşak bir ses tonuyla konuşun. Hatta onun yüz ifadelerini taklit ettiğinizde o da sizin ifadelerinizi taklit etmeye başladığınızı göreceksiniz.
Sosyal gülme: (2-3 ay):
Bebeğiniz sizi gördüğünde ya da komik sesler çıkardığınızda gülerek tepki verebilir. Zamanla onun size gülücük verdiğinde sizden de tepki geleceğini tecrübeleri ile anlar. Homurdanarak, uğultu çıkararak kendini ifade etmeye çalışır. Onunla oynadığınızda size kahkahalarla gülebilir. Ayrıca kol ve bacaklarını oynattığınızda da bu çok hoşuna gidecektir.
Farkında olunan gülme(6 ay)
Gülme davranışları tamamen belirgin bir hal alır. Beşinci aydan itibaren annenin ve sık gördükleri yetişkinlerin yüzlerini yabancıların yüzlerinden ayırt edebilen bebekler, ilgi görmek istediklerinde el ve kollarını kullanarak isteklerini belli ederler.
Dikkat çekmek için, başkaları konuşurken sesler çıkartarak ilgiyi kendilerine çekmek isterler. Altıncı aylarında ise ses tonlarını da ayırt edebilirler.
Seçici gülme: (9 ay)
Bu dönem sizi tanımaya ve diğer insanlardan ayırmaya başladığı bir dönemdir. Eskiden cana yakın güler yüzlü bebeğiniz yabancılara gülmeyi kesebilir aniden. Endişelenmeyin.
Mizah anlayışı: (12 ay)
Bebeğin dil gelişimi başladığında mizah anlayışı da ona paralel olarak gelişmeye başlar. Eğer anlamsız sesler çıkarırsanız bu onların çok hoşuna gider ve dakikalarca gülebilirler.
Yere aniden bir şeyler düşürün ya da komik yüz ifadeleri yapın. Ona bu çok komik gelecektir. Ya da onu dizlerinizin üstüne koyun, şarkı söylemeye başlayın ve yavaşça dizlerinizden biraz aşağıya kaymasını sağlayın.
Bu eğlenceli oyunun avantajlarını bebeğinizle birlikte yaşayın. Her gün sizin dünyanın en komik insanıymışsınız gibi hissetmenizi sağlayan başka bir kişi var mı hayatınızda?
Bebeğiniz kendi düzenini geliştirirken birinci yılına doğru gülme konusunda uzmanlaşmış olacaktır. Bazen ne yaptığınızın hiçbir önemi yoktur size kocaman bir gülücük vermesi için. Ayrıca sadece size değil etrafınızdaki diğer insanları gördüğünde de tepkiler verir.
Artık gülücükleri daha anlamlı olmaya başlamıştır. Sizi gördüğündeki gülümsemesi artık onun yanınızda olduğundan dolayı duyduğu mutluluğa verdiği bir tepkidir.
Bebekleri nelere gülerler?
*Saçma sapan sesler duymak
*Komik hikayeler dinlemek
*Onun haricinde herkese tuhaf gelecek taklitleriniz (hayvan taklitleri ve sesleri vb.)
*Kendi yüzünüzü bir örtüyle saklayıp sonra da aniden ortaya çıkmak.
*Ayak ve kollarıyla oynamanız
*Gıdıklanmak

ESRA ERTUGRUL İLE DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİ


ALTUĞ:))


HAMİLELİKTE KİLONUN DAĞILIMI


Rahat Bir Hamilelik İçin Nefes Egzersizinin Önemi..





Rahmin büyümesiyle birlikte karın ve göğüs boşluklarını ayıran diyafram kası yukarıya doğru itilir ve göğüs boşluğu sıkışır.

Nefes darlığı yaşayan, otururken dahi nefes nefese kalabilen anne adayları için nefes egzersizlerinin gerekliliği de bu noktada ortaya çıkar.

ANNE ADAYLARI GEVŞEMEYİ ÖĞRENİYOR
Solunum egzersizleri doğumun ikinci döneminde ağrılar esnasında anne adayının nefesini kontrollü kullanarak, etkili bir biçimde ıkınmasını sağlar. Gevşeme egzersizleri; doğumun ağrısız döneminde, anne adayına nasıl gevşeyeceğini öğreterek bebeğin doğumu için gerekli enerji birikimini sağlar ve gücünü yararlı olarak kullanmasına yardımcı olur.

Gebelikte; uterusun büyümesi ve vücut ağırlığının artmasına bağlı olarak vücudun duruşu değişir. Vücut duruşundaki değişiklik bel, sırt ağrılarına neden olur. Bu nedenle;


Gebelikte ortaya çıkan duruş bozukluklarını gidermek,

Sırt ağrılarını azaltmak,
Doğum sırasında gerekli soluma ve gevşemeyi öğretmek,
Karın ve perine kaslarının elastikiyet ve kuvvetini artırmak,
Anne adayını ruhsal olarak doğuma hazırlamak,
Anne adayının bilinçli olarak doğuma yardımını sağlamak ve doğumu kolaylaştırmak amacıyla, gebelikte egzersiz yapılmalıdır.

HAMİLELİĞİN 3. AYINDAN İTİBAREN BAŞLANMALI

İlk üç aydan sonra egzersiz programına başlanmalıdır. Uygulama günde bir kez 5'er tekrar şeklinde olmalı ve doğuma kadar devam edilmelidir. Her kadın psikolojik ve fiziksel açıdan farklıdır. Bu nedenle her gebe bir fizyoterapist tarafından değerlendirilmeli ve egzersiz programı planlanmalıdır.

DOĞUM ÖNCESİ YAPILAN EGZERSİZLERSolunum Egzersizleri

Derin karın solunumu
Derin göğüs solunumu





Kegel egzersizleri

İdrar kesesi, rahim ve kalın bağırsağın son bölümünü destekleyen kas grubunu çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları dediğimiz bu kas grubunuz yeteri kadar kuvvetli değilse doğum sonrasında ve bazen gebelik sırasında öksürmekle, hapşırmakla oluşabilen idrar kaçakları olabilmektedir. Kegel egzersizleri pelvik taban kaslarını hissettikten sonra her yerde yapabilecek egzersizlerdir.

DOĞUM SANCILARI EN AZA İNDİRGENİR

Solunum egzersizleri ve gevşeme teknikleri özellikle doğum süreci başladığında annenin sakin kalarak kendisinin ve bebeğinin strese girmeden süreci tamamlamasına yardımcı olur. Doğum sancılarının gelmeye başladığı birinci dönemde gevşeme teknikleri ile anne enerjisini aktif doğum sürecine saklar. Yine ilk dönemde solunum teknikleri ile anne ağrıyı daha az hisseder. Bu egzersizlerin hamilelik süresince öğrenilmesi daha rahat bir doğum geçirilmesine yardımcı olacaktır.

HAMİLELİKTE EMZİRMEYE HAZIRLANMAK




Göğüs ve meme uçlarının emzirmeye dışarıdan bir hazırlığa ihtiyacı yoktur. Meme uçlarında yara oluşmasını önüne geçmek açısınmdan, daha sonrasında doğru emzirme tekniği çok önemlidir.


Teninizin hava ile temas etmesi göğsünüze iyi gelir.Göğüslerinizi sadece su ile yıkmalısınız, sabun ya da krem benzer maddeler kullanmaktan kaçınmalısınız. Krem sürmeyi seviyorsanız, meme ucu ve çevresini krem sürülebn bölgelerden hariç tutun.Bir sütyen takıp takmayacağınıza kendiniz karar vermelisiniz. Ancak takacaksanız tam oturmalıdır.
Emzirme doğal bir olaydır. Ancak bazı küçük etkiler onu sekteye uğratabilir.Bu yüzden, doğum yapacağınız yeri seçerken , doğum ile ilgili ölçütlerin yanı sıra , sonrasında emzirmeye başlangıçta en iyi şekilde desteklenip desteklenmeyeceğini de dikkate almalısınız.Emzirme konusunda iyi uygulamalara sahip hastane ve doğum evlerine, UNICEF ve WHO tarafından ''bebek dostu''unvanı verilir.Bu unvana sahip olan hastaneler emzirmede 10 adıma uymayı tahahüt ederler:
1-Anneler daha gebeliten itibaren emzirmeye hazırlanır.
2-Yenidoğan doğumdan hemen sonra annenin karnı üstüne yatırırlı ve oradan rahatsız edilmeden en az 1-2 saaat kalabilmelidri.Bu süre içinde emzirebilmelidir.
3-Rooming-in ( aynı odada kalma)sistemi garanti edilir,yani anne ile çocuk günün 24 saati birlikte kalabilmeli.
4-Çay, su ya da suni besinler bebeğe rutin de verilmez.
5-Mümkün oldukça biberon ve emzik kullanılmaz. Anne sütü eşdeğeri ürünlerin reklamına izin verilmez.
6-Emzirme çocuğun rutine göre ayarlanmalıdır.
7-Anneye bir süreliğine çocuktan ayrılacak olursa, anne sütünü nasıl pompalaya nasıl başlayacağaı gösterilir.
8-Ana babaya, hastaneden çıktıktan sonra da emzirmeyle ilgili sorunlarda ya da ortaya çıkan problemlerde nereye başvurabilecekleri hakkında bilgi verilmelidir.
9-Anne ve çocuğun bakımında görev alan tüm personele emzirmeyi teşvik etme konusunda yazılı yönerge verilir.
10-Personel, bu yönergeleri uygulayabilmek

Doğum yöntemine nasıl karar vermeli?




Doğum zamanı yaklaştıkça, verilmesi gereken en önemli kararlardan biri de doğum için hangi tekniğin doğru olacağıdır. Bünyeniz kadar psikolojiinizi de yakından ilgilendiren bu konuyla ilgili doğum bilgileri edinmeli ve en doğru kararı verebilmek için iyi değerlendirmelisiniz. Genellikle 18 - 36 yaş aralığında olan ve ilk doğumunu yapacak annelerin normal doğum yapabilme ihtimali yüksektir. Ama daha genç ya da daha ileri yaşlarda olan anneler için bu seçenek risklidir. 

İçinizdeki sesi dinlemenin yanı sıra doktorunuza da danışarak, en ideal doğum yöntemini belirlemelisiniz.

Normal doğum nedir, nasıldır?

• Gerekli şartlar yerine geldiğinde doğumun vajinal yolla ve normal koşullarda gerçekleşmesine denir. 
• Zamanı geldiğinde gerçek doğum kasılmaları başlar. Önceleri seyrek olsalar da düzenli aralıklarla gelen ağrılar, giderek daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli olmaya başlar. 

• Belli bir standartı olmasa da, saatte bir gelen ve 15 - 20 saniye kadar süren düzenli ağrılar başladığında doktorunuzla temasa geçmeniz gerekir. 

• Normal doğumlar kendiliğinden olabildiği gibi, vakum veya forseps gibi müdahaleler de gerektirebilir. 

• Doğumun birinci evresinde, ağrıların başlamasından hemen sonra serviks açılır. Açılma uzunluğu 10 cm'e kadar çıkar. 

• Doğumun ikinci evresinin başlaması için serviksin tam olarak açılması gerekir. Bebeğin dışarı çıkmasına kadar süren bu 2. evrede, şiddetli ve düzenli kasılmalarla itilen bebek, incelen serviksten kolaylıkla geçer ve vajinaya ulaşır. 

• Doğumun üçüncü ve son evresi, bebeğin dışarı çıkmasıyla başlar ve plasentanın dışarı çıkmasıyla son bulur. Bebek tamamen dışarı alındığında, plasenta ile bağlantı sağlayan göbek kordonu kesilerek anneden ayrılır.

• Genel olarak doğum ortalama 14 - 15 saat sürer ama daha kısa sürmesi de mümkündür.

Suni Sancı Nedir ?

• Zamanı geldiğinde başlaması gereken sancılar her şeyin uygun olmasına rağmen başlamadığında ya da var olan kasılmaları desteklemek gerektiğinde kullanılır.

• Anneye serumla ‘oksitosin’ hormonu verilir. Bu hormon annede suni kasılmalar başlatır. 

• Oksitosin, normal şartlarda beynin ‘hipofiz’ denilen bölgesinden salgılanır ve rahimde kasılmalar yaratmak dışında, sütün memeden dışarı atılmasını sağlar.

• Suni sancı ile oluşan kasılmalar, doğal kasılmalardan daha sık, daha düzenli ve daha şiddetli olur. 

• Uygulanan bu tekniğe rağmen yine de doğum ilerlemezse sezaryene geçilir.

Epiyozlu doğum nedir, nasıldır?

• Normal doğum sırasında bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve doğumda oluşabilecek yırtıkları önlemek için çıkış bölgesinin kesilmesidir.

• Doğumda bölgeyi genişletmek için kesilir ve doğum sonrasında yeniden dikilir. 

• Bu kesiğe epizyotomi denir ve bebeğin çok daha kolay çıkabilmesini sağlar. 

• Gerekmediği sürece yapılmaz ama bölgenin anatomik yapısının bozulma riski varsa bölgeyi korumak amacıyla uygulanır. 

• Operasyon sırasında lokal anestezi uygulandığı için ağrı duyulmaz. 

Forsepsle veya vakumla doğum nedir, nasıldır?

• Bebeğin kulak çevresinden geçerek başını tamamen kavrayan, metal alete 'forseps' denir. 

• Çan şeklindeki metal başlığı bebeğin başına yaslayarak, vakumla dışarı doğru çekilmesine ise vakumla doğum denir. 

• Normal doğumların %10'unda doktorlar, doğuma yardımcı olması için forseps veya vakum kullanmayı tercih edebilir. 

• Bebeğiniz sıkıntı belirtileri gösteriyorsa veya doğum kanalında sıkışırsa ya da siz yeterince hızlı itemiyorsanız, bu aletler bebeğinizin hayatını kurtarmaya yardımcı olur. 

• Bu tür sıkıntılı durumlarda eğer sezaryen olmak istemiyorsanız, bu teknikler normal doğum yapabilmenizi sağlar. 

• Genel olarak anne için vakum daha az travmatik olurken, bebek içinse forseps daha az risklidir. 

• Bebek açısından kalıcı ve tehlikeli riskler taşımaması için, her iki yöntem de usulüne göre uygulanmalıdır. 

Sezaryen nedir, nasıldır ?

• Sezaryen bir operasyon olduğu için, operasyona ilişkin genel riskleri de taşır. Bu yüzden prensip olarak ilk seçeneğin normal doğum olması gerekir. 

• Bebeğin rahim içindeki durumu önemlidir. Anne veya bebeği tehdit eden ve beklenmeyen herhangi bir durumda sezaryen gerekli olabilir. 

• Günümüzde çoğunlukla ilk doğumlarda ya da bebeğin baş bölgesinden gelmemesi gibi pozisyonlarda sezaryen tercih edilir. 

• Tıbbi gereklilikler yüzünden, zorunlu olarak sezaryenin seçilmesi de söz konusu olabilir. Bu gereklilikler hamileliğin son dönemlerine doğru netleşir ve sezaryen planlı bir şekilde gerçekleştirilir.

• Seyrek olarak, normal doğum sırasında gelişebilecek acil durumlarda da sezaryene geçilebilir. 

• Sezaryene başlamadan önce hazırlıklar konusunda anne bilgilendirilmelidir. 

• Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra epidural anestezi ya da Spinal anestezi ile anne acıya karşı duyarsızlaştırılır ve karın bölgesinin alt kısmından yaklaşık 8 - 9 cm’lik, yatay bir kesi yapılır. 

• Karın duvarı açılır ve kesik derinleştirilerek tüm karın katları açıldıktan sonra rahim duvarına gelinir.

• Ardından bebeği anne karnında besleyen ‘plasenta’ rahmin içinden çıkartılır ve bebek uygun şekilde kesikten dışarı alınır. 

• Normal doğumda olduğu gibi sezaryende de göbek kordonu kesilir. Plasenta rahmin içinden alınır. 

• Annenin karın içi temizlenir, kanayan yerler kontrol edilir, varsa müdahale edilir ve karın duvarı tekrar anatomisine uygun olarak dikilir. 

• Son olarak cilde estetik dikiş yapılır. Ameliyat ortalama 30 - 35 dakika sürer. Ardından anne 10 - 15 dakikalık gözlemin ardından doğum servisine gönderilir. 

Suda doğum nedir?

• Annenin 35 - 37 derecede sıcak suyla dolu bir havuzda gerçekleştiği alternatif bir doğum tekniğidir. 

• Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su, doğal sancılanma sürecinin başlamasına yardımcı olur ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez. 

• Su, vücudu rahatlatan endorfin hormonunun salgılanmasını kolaylaştırarak doğum gerilimini azaltır. 

• Doğum başladıktan sonra bebeğin kalp atışları ve annenin tansiyon ölçümleri yapılır. 

• Bebek, anne rahminde de suda olduğu için bir su ortamından başka bir su ortamına rahatlıkla geçer ve şoka uğramaz. 

• Doğum gerçekleştikten sonra anne normal doğum masasına alınır ve kanama kontrolü yapılır. 

• İlk kez doğum yapan annelere ve riskli gebelik grubundakilere önerilmez. Ayrıca HIV, hepatit ve aktif genital enfeksiyonu olan anneler, daha önce sezaryenle doğum yapan veya çok kilolu olan anneler, bebeğin ters gelmesi, çoğul gebelik, bebeğin 4 kilonun üstünde olması, erken doğum, annenin; astım, kalp, şeker veya yüksek tansiyon gibi hastalıklarının olması, su kesesinde sorun olması gibi durumlarda suda doğum yapılamaz.