ALTUĞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALTUĞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Haziran 2014 Çarşamba
10 Haziran 2014 Salı
22 Mart 2014 Cumartesi
30 Nisan 2013 Salı
BLOGCUANNE'NİN İMZA GÜNÜNDE İYİ CÜCELERDEYDİK!!
Sevgili Blogcuanne Elif benim ilk takip ettiğim ve ilk tanıştığım bloggerlardan.
Ben 2008 den beri blog yazmaya devam ediyorum. Blogcuannenin de sıkı takipçisiyim. Derin ile Altuğ aşağı yukarı aynı yaştalar. O nedenle onun gelişimini takip ederken, Emzirme Reformu hareketiyle daha sık sık yazıştığım, ara ara toplantılarla tanıdığım ve gittikçe sevdiğim biri oldu Elif:))) Öyle ki eşim, kızkardeşim ve çoğu iş arkadaşım özellikle anneyse Elif'i tanıyorlar..
Kalemini hep beğenmişimdir. Akıcı , zevkle okunan ve özellikle seçtiği konularla ilgimi hep çeken bir arkadaşım oldu. Ben, Elif'in kitap yazacağını duyduğumda ise çok sevindim. Elimde kitabım olacaktı. Yazdıklarına dokuna bilecektim. Ben halen kitaptan okuma işini çok seven, okuduklarıma dokunmayı seven biriyim. Bunun için de çok çok sevindim. İlk çıktığını duyduğumda almak istiyordum ama imzalatmak da çok istiyordum. Yoğun çalıştığım için yolumuz nerede kesişecekti, bilmiyorum.Ama merakla beklediğim kitabı o ana bırakmak istedim.
O an geçtiğimiz pazar günü oldu. Hem de ilk açıldığı günden beri çok sevdiğim İyi cüceler Kitabevinde oldu. Uzun zamandır eğitimlerimin hafta sonu olması nedeniyle gidemediğimiz İyi cücelere gidecektim, hem Biranda ve Zeynep ile karşılaşacaktım. hem de Sevgili Elif'e kitabını imzalatacaktım..
Pazar günü oldu ben eğitimden gelip, Altuğ'u hazırladıktan sonra İyi Cücelere yola çıktık.Ayrıca Altuğ da heyecanlıydı.Elif , Sakar Cadı Vini'i okuyacaktı. Altuğ paşa kendi kitabını da alarak İyi cücelere giitik. Vardığımızda , geç kaldığımız için kitap okumayı kaçırdık ama Altuğ hem benim için hem de Bebeimgeliyor takipçilerinden bir anne için Sevgili Elif'in kitabını imzalattı.
Kitap imzalatma olayını o kadar sevdi ki, eve gidince kitabı beraber okuduk ve o akşam uykuya ''Annelik Her zaman Toz Pembe Değil '' ile uykuya daldı:))
Kitap bloğundaki gibi akıcı ve güzel yazılarla dolu. O kadar güzel noktalar değinmiş ki Elif. Evet, işte!!! dediğim çok oldu. Kitabı henüz bitiremedim. Bittiğinde de sizlerle paylaşacağım:))
Ben 2008 den beri blog yazmaya devam ediyorum. Blogcuannenin de sıkı takipçisiyim. Derin ile Altuğ aşağı yukarı aynı yaştalar. O nedenle onun gelişimini takip ederken, Emzirme Reformu hareketiyle daha sık sık yazıştığım, ara ara toplantılarla tanıdığım ve gittikçe sevdiğim biri oldu Elif:))) Öyle ki eşim, kızkardeşim ve çoğu iş arkadaşım özellikle anneyse Elif'i tanıyorlar..
Kalemini hep beğenmişimdir. Akıcı , zevkle okunan ve özellikle seçtiği konularla ilgimi hep çeken bir arkadaşım oldu. Ben, Elif'in kitap yazacağını duyduğumda ise çok sevindim. Elimde kitabım olacaktı. Yazdıklarına dokuna bilecektim. Ben halen kitaptan okuma işini çok seven, okuduklarıma dokunmayı seven biriyim. Bunun için de çok çok sevindim. İlk çıktığını duyduğumda almak istiyordum ama imzalatmak da çok istiyordum. Yoğun çalıştığım için yolumuz nerede kesişecekti, bilmiyorum.Ama merakla beklediğim kitabı o ana bırakmak istedim.
O an geçtiğimiz pazar günü oldu. Hem de ilk açıldığı günden beri çok sevdiğim İyi cüceler Kitabevinde oldu. Uzun zamandır eğitimlerimin hafta sonu olması nedeniyle gidemediğimiz İyi cücelere gidecektim, hem Biranda ve Zeynep ile karşılaşacaktım. hem de Sevgili Elif'e kitabını imzalatacaktım..
Pazar günü oldu ben eğitimden gelip, Altuğ'u hazırladıktan sonra İyi Cücelere yola çıktık.Ayrıca Altuğ da heyecanlıydı.Elif , Sakar Cadı Vini'i okuyacaktı. Altuğ paşa kendi kitabını da alarak İyi cücelere giitik. Vardığımızda , geç kaldığımız için kitap okumayı kaçırdık ama Altuğ hem benim için hem de Bebeimgeliyor takipçilerinden bir anne için Sevgili Elif'in kitabını imzalattı.
Kitap imzalatma olayını o kadar sevdi ki, eve gidince kitabı beraber okuduk ve o akşam uykuya ''Annelik Her zaman Toz Pembe Değil '' ile uykuya daldı:))
Kitap bloğundaki gibi akıcı ve güzel yazılarla dolu. O kadar güzel noktalar değinmiş ki Elif. Evet, işte!!! dediğim çok oldu. Kitabı henüz bitiremedim. Bittiğinde de sizlerle paylaşacağım:))
24 Eylül 2012 Pazartesi
''Çocuğum Yemek Yemiyor'' Carlos Gonzales
Israr etmeyin, birlikte eğlenin
• Çocuklar neden yemek yemezler?
• Hangi sıklıkta yemek yemeleri gerekir?
• Neden sebze yedirmek çocuklara ceza gibi gelir?
• Emzirmeden sonra mama ve katı gıdalara geçişte anneleri hangi zorluklar bekler?
• Çocuğunuzun yemek yememesinin nedeni bir besin alerjisi olabilir mi?
Tüm dünyadaki anne babalar için çocuklarının iştahsız olması ya da “yeterince” yemek yememeleri bir kaygı nedeni. Bu kaygıyı ortadan kaldıracak bir öneri sunan çocuk doktoru Carlos Gonzáles, “Çocuğunuz ne zaman ne kadar yemek yemesi gerektiğini bilir, ona kulak verin” diyor. Çocuğum Yemek Yemiyor, emzirme sorunlarından kalori hesaplarına, obeziteden besin alerjilerine çocukların yeme sorunları konusunda anne babalara eşsiz
bir rehber sunuyor.
Doğan Kitaptan çıkan bu kitapla Altuğ yaklaşık 18 aylıkken tanıştım. Az hatta yemiyor, diye ortalarda dolaşırken Emzirenannelerden bir anne bu kitabı tavsiye etti. Bir kitap okudum, hayatım değişti, derler ya, işte öyle oldu.
Özellikle ilk giriş yazısı okuyup, sayfaları çevirdikçe yaptığımız hataları gördüm. Suratıma birisi tokat attı gibi hissettim.
Kitap mucize tarifler vermiyor. Ama güzel ipuçları veriyor. Okuyup uyguladıktan sonra herkese bu kitabı tavsiye ettim. Altuğ çok az yiyordu ve yemek seçiyordu. Hoş, şimdi de çok farklı değil. Ama şimdi neden olduğunu ve ne yapmamam gerektiğini biliyorum.
Kitapta da yazdığı gibi minik fakat kalorisi daha yüksek gıdalar verdim. Süt verecekken içine muz ve bal kattım. 100-150cc süt içerken neredeyse 1 küçük muz ve bal da yemiş oldu.Bu tip minik tüyolarala Altuğ kilo kaybetmedi, gelişimini güzelce tamamlıyor..
Sizin de çocuğunuzun yemek yemesiyle ilgili sıkıntısı varsa mutlaka bu kitabı okuyun, ne yaptığınız ve neler yapmamanız gerektiğini çok güzel anlatıyor, Carlos Gonzales:)))
Almak isterseniz Burayı tıklamanız yeterli!!!!
24 Temmuz 2012 Salı
HASTA BEBEĞİ BESLEMEK
Hastalık döneminde genellikle iştah kaybı görülür.Bazen, sindirim sistemi bozukluklarında olduğu gibi, bu istenen bir şeydir çünkü yemek yememesi iyileşme sürecinde mide ve bağırsakların dinlenmesini sağlar.Bazen de , ateş varlığında olduğu gibi, bu iyi bir şey değildir çünkü enfeksiyonla mücadele ateş oluşumuna yardımcı olacak ekstra kaloriler alınamamaktadır.
Hastalandığı zaman bir kaç şeye dikkat etmek önemlidir.
*Sıvı alımını arttırın: bebeğinizin ateşi varsa , solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa ya da ishalin eşlik ettiği bir sindirim sistemi hastalığı mevcutsa dehidratasyonu önlemek için katı yiyecekler yerine sıvı yiyecekler ve su miktarı yüksek yiyecekleri( meyve suları, sulu meyveler, çorbalar) veya rehidratasyon sıvılarını verin.Bebeğiniz bunlardan sadece bir yudum bile alsa gün içinde sık sık verebilirsiniz.
Altuğ da ateşli bir hastalık ya da viral bir enfeksiyondan dolayı hastalandığında ilk değişen iştahı oluyor. İlk hastalıklarında bu durumu anlayamıyordum. Neden , diye çok üzüldüğüm oluyordu. Halen de hastalandığında ve oluşturduğum yemek düzeninin bozulmasından dolayı üzülüyorum. Ama artık bu dönemlerde daha fazla sıvı vermeye çalışıyorum. Bol bol taze sıkılmış meyve sıuları ve kakaolu süt bizizm hayatımızı kurtaıyor. Öyle ki tüm gün sadece meyve suyu ve sütle geçtiğini bilirim.
*Kaliteyi Arttırın: Bebeğinizin istediği her şeyi yemesine izin verme eğiliminiz bulunsa bile yapmayın.kaloriden başka bir şeyden zengin olmayan yiyecekler çocuğunuzun yemesi gereken yiyeceklere karşı iştahını kapatacaktır.Bir çocuk bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca vitamin ve minerale gereksinim duyar , bu yüzden bebeğinizin besleyici özelliği olan şeyler yediğinden emin olun.
Hastalandığında şeker vb. şeyleri vermiyorum. Normal zamanda minik minik versem de hastalandığında azıcık iştahını onlarla kesmemeye çalışıyorum.
*Sevdiği yiyecekleri verin: Hasta çocuğunuzun abur -cubur yemesini istememeniz son derece doğal , bebeğinizin iştah iyi değilse ve diyet kısıtlaması yoksa ancak sağlıklı yiyeceklerden istediklerini yemesine izin verin.Bu dört gün arka arkaya sadece mama veya anne sütü ve muz olsa bile...
Daha büyük çocuğun iştahı açmak için görünüşleri kadar tatlarının da çekici olması önemlidir.Örneğin yüzü olan krepler buna bir örnektir.
Simit, yoğurtlu pilav bizim hayat kurtarıcı yemeklerimiz. Altuğ normal zamanda da sebze yemeyen bir çocuk. onun için hastayken de sebze yemesini beklemiyorum. Son hastalandığında kiraz ve domatese düştü. yarım domates, 6-7 kiraz:))
*Çocuğunuz zorlamayın: Bebeğiniz son 24 saat içinde ağzına bir lokma koymamış olsa bile onu yemeye zorlamayın.Bebeğinizi zorladığınız taktirde hastalığı düzelse bile yeme konusunda oluşabilecek problemler düzelmeye biri.Bir kaç günlük yarı açlık döneminden sonra bebeğiniz çok zayıflamış görülebilir fakat bu konuda endişe etmeyin, çünkü bir hastalık döneminden sonar kaybettiği kilolarını yerine koyana kadar bebeğiniz gayretli bir şekilde yemek yiyecektir.Doktorunuz iştah kaybı konusunda mutlaka bilgilendirin.
Zorlama işini ben Altuğ 18 aylıkken yaptım. O kadar da kötü yaptım ki.. Çocuk her şeyi yerken şimdi malesef çok seçici. Kendi yemek yemeyi sevdiği için porsiyonlarımız küçük bizim. Gün içinde az yese de ona yarayacak yiyecek ve içecekleri vermeye çalışıyorum. Ama bazen uzun açlık döneminden sonra ben , gerçekten, çok yıpranıyorum. Oğlumun son hastalığında onunla beraber resmen bende kilo verdim.Israrcı olmak gerçekten çocuk için çok zararlı. iyileşseler de o zorlanın izlerini silmek gerçekten neredeyse imkansız oluyor.
Hastalandığı zaman bir kaç şeye dikkat etmek önemlidir.
*Sıvı alımını arttırın: bebeğinizin ateşi varsa , solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa ya da ishalin eşlik ettiği bir sindirim sistemi hastalığı mevcutsa dehidratasyonu önlemek için katı yiyecekler yerine sıvı yiyecekler ve su miktarı yüksek yiyecekleri( meyve suları, sulu meyveler, çorbalar) veya rehidratasyon sıvılarını verin.Bebeğiniz bunlardan sadece bir yudum bile alsa gün içinde sık sık verebilirsiniz.
Altuğ da ateşli bir hastalık ya da viral bir enfeksiyondan dolayı hastalandığında ilk değişen iştahı oluyor. İlk hastalıklarında bu durumu anlayamıyordum. Neden , diye çok üzüldüğüm oluyordu. Halen de hastalandığında ve oluşturduğum yemek düzeninin bozulmasından dolayı üzülüyorum. Ama artık bu dönemlerde daha fazla sıvı vermeye çalışıyorum. Bol bol taze sıkılmış meyve sıuları ve kakaolu süt bizizm hayatımızı kurtaıyor. Öyle ki tüm gün sadece meyve suyu ve sütle geçtiğini bilirim.
*Kaliteyi Arttırın: Bebeğinizin istediği her şeyi yemesine izin verme eğiliminiz bulunsa bile yapmayın.kaloriden başka bir şeyden zengin olmayan yiyecekler çocuğunuzun yemesi gereken yiyeceklere karşı iştahını kapatacaktır.Bir çocuk bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca vitamin ve minerale gereksinim duyar , bu yüzden bebeğinizin besleyici özelliği olan şeyler yediğinden emin olun.
Hastalandığında şeker vb. şeyleri vermiyorum. Normal zamanda minik minik versem de hastalandığında azıcık iştahını onlarla kesmemeye çalışıyorum.
*Sevdiği yiyecekleri verin: Hasta çocuğunuzun abur -cubur yemesini istememeniz son derece doğal , bebeğinizin iştah iyi değilse ve diyet kısıtlaması yoksa ancak sağlıklı yiyeceklerden istediklerini yemesine izin verin.Bu dört gün arka arkaya sadece mama veya anne sütü ve muz olsa bile...
Daha büyük çocuğun iştahı açmak için görünüşleri kadar tatlarının da çekici olması önemlidir.Örneğin yüzü olan krepler buna bir örnektir.
Simit, yoğurtlu pilav bizim hayat kurtarıcı yemeklerimiz. Altuğ normal zamanda da sebze yemeyen bir çocuk. onun için hastayken de sebze yemesini beklemiyorum. Son hastalandığında kiraz ve domatese düştü. yarım domates, 6-7 kiraz:))
*Çocuğunuz zorlamayın: Bebeğiniz son 24 saat içinde ağzına bir lokma koymamış olsa bile onu yemeye zorlamayın.Bebeğinizi zorladığınız taktirde hastalığı düzelse bile yeme konusunda oluşabilecek problemler düzelmeye biri.Bir kaç günlük yarı açlık döneminden sonra bebeğiniz çok zayıflamış görülebilir fakat bu konuda endişe etmeyin, çünkü bir hastalık döneminden sonar kaybettiği kilolarını yerine koyana kadar bebeğiniz gayretli bir şekilde yemek yiyecektir.Doktorunuz iştah kaybı konusunda mutlaka bilgilendirin.
Zorlama işini ben Altuğ 18 aylıkken yaptım. O kadar da kötü yaptım ki.. Çocuk her şeyi yerken şimdi malesef çok seçici. Kendi yemek yemeyi sevdiği için porsiyonlarımız küçük bizim. Gün içinde az yese de ona yarayacak yiyecek ve içecekleri vermeye çalışıyorum. Ama bazen uzun açlık döneminden sonra ben , gerçekten, çok yıpranıyorum. Oğlumun son hastalığında onunla beraber resmen bende kilo verdim.Israrcı olmak gerçekten çocuk için çok zararlı. iyileşseler de o zorlanın izlerini silmek gerçekten neredeyse imkansız oluyor.
19 Haziran 2012 Salı
ALTUĞ'UNUN YEMEK LİSTESİ
Altuğ bebekliğinden beri uykusunda biberonla süt, mama içmeye alışık.Artık 2,5 yaşında olduğu için bugün itibariyle bundan vazgeçdik. Artık kocaman çocuk.. Uykusunda beslenmesi normal değil. İştahsızlığı ise eskisi kadar da kötü değil. Ona güvenerek böyle bir geçiş yapmaya karar verdim.
Cumartesi doktor kontrolümüz var. O zaman kadar hazırladığım listeyi uygulamaya çalışacağız. Cumartesi günü de teyidini alacağım. Tabii ki bu programı uygularken uyku saatlerini de düzene sokmaya çalışacağım. gece geç yattığı için sabah da geç kalkıyor. Yada erken kalksa da öğlen uzun bir uyku uyuyor.
Bunların hepsinin bir düzeni olmalı..Sağ olsun bakıcı teyzeleri şimdiye kadar kendilerince bir düzen oluşturdular. BU düzende hep uzun öğle uykuları oldu. Bunu artık kırmak durumundayız.
Onun için sabah 07:30-08:00 de kalkıp kahvaltı yapılacak. sabahları 1 dilim tam buğday ekmeği ile kaşar ve domates yiyebileceği gibi, fıstık ezmeli bir dilim tam buğdaylı ekmek ya da krep ve peynir bir kahvaltı öğünü ,
ara da ise meyve ve kuru yemiş,
öğlen ise pilav,köfte, sebzeli tavuk çorbası gibi bir tabak yemek ve bir dilim tam buğdaylı ekmek,
yine bir ara var. Onda ise bir kurabiye veya küçük bir dilim kek ile meyve suyu,
akşam yemeğinde ise kıymalı börek, kıymalı makarna,sebzeli türlü..
Gece yatmadan önce ise bir bardak süt.
Biz gece uyumadan önceki sütü epeydir belli bir rutine oturtuk. Böylelikle gece uykuda verdiğim sütü kestim.
Bakalım nasıl bir gelişme olacak.
Güzel menüleri ve tavsiyeleri için Gurme Bebek sitesinden yararlandım. Çok güzel tarifler var..
Siz de bebeğinize menü oluştururken Gurme Bebek sitesinden yararlanabilirsiniz.
Cumartesi doktor kontrolümüz var. O zaman kadar hazırladığım listeyi uygulamaya çalışacağız. Cumartesi günü de teyidini alacağım. Tabii ki bu programı uygularken uyku saatlerini de düzene sokmaya çalışacağım. gece geç yattığı için sabah da geç kalkıyor. Yada erken kalksa da öğlen uzun bir uyku uyuyor.
Bunların hepsinin bir düzeni olmalı..Sağ olsun bakıcı teyzeleri şimdiye kadar kendilerince bir düzen oluşturdular. BU düzende hep uzun öğle uykuları oldu. Bunu artık kırmak durumundayız.
Onun için sabah 07:30-08:00 de kalkıp kahvaltı yapılacak. sabahları 1 dilim tam buğday ekmeği ile kaşar ve domates yiyebileceği gibi, fıstık ezmeli bir dilim tam buğdaylı ekmek ya da krep ve peynir bir kahvaltı öğünü ,
ara da ise meyve ve kuru yemiş,
öğlen ise pilav,köfte, sebzeli tavuk çorbası gibi bir tabak yemek ve bir dilim tam buğdaylı ekmek,
yine bir ara var. Onda ise bir kurabiye veya küçük bir dilim kek ile meyve suyu,
akşam yemeğinde ise kıymalı börek, kıymalı makarna,sebzeli türlü..
Gece yatmadan önce ise bir bardak süt.
Biz gece uyumadan önceki sütü epeydir belli bir rutine oturtuk. Böylelikle gece uykuda verdiğim sütü kestim.
Bakalım nasıl bir gelişme olacak.
Güzel menüleri ve tavsiyeleri için Gurme Bebek sitesinden yararlandım. Çok güzel tarifler var..
Siz de bebeğinize menü oluştururken Gurme Bebek sitesinden yararlanabilirsiniz.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
BEBEKLERDE ÜST SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONU VE EVDE YAPILACAKLAR
Üst Solunum Yolu Ne Demektir?
Üst solunum yolu deyince burun, sinüsler, yutak (farinks) ve gırtlak (larinks) anlaşılır. Bu bölgelerin iltihaplarına da üst solunum yolu infeksiyonu (genel olarak ÜSYE şeklinde kısaltılır) denir. Üst solunum yolu; kulak ve alt solunum yolları ile bağlantılıdır.
Üst Solunum Yollarında Ne Gibi İltihaplar Olur?
Aslında teorik olarak nezle, grip, farenjit, sinüzit, larenjit, gibil tihapların hepsi üst solunum yolu enfeksiyonu kapsamına girer. Gribal enfeksiyon veya rinofarenjit gibi isimler de aynı anlamda kullanılır. Ancak uygulamada sinüzit veya bazı spesifik iltihaplar bu kavramın dışında tutulur. ÜSYE'ye daha çok virüsler neden olsa da hemen her zaman bakteriler de üzerine eklenir. ÜSYE denilince genel olarak nezle veya grip anlaşılır. Farenjit bu durumlarla beraber sıklıkla vardır.
ÜSYE Sebepleri Nelerdir ?
Değişik mikroplar; virüsler ve bakteriler bu hastalıklara sebep olurlar. Bütün dünyada yapılan araştırmalarda etkenlerin % 70-80 vakada değişik virüslerin olduğu saptanmıştır( 200 den fazla değişik cins). Virüsler çok küçük mikroplardır, normal mikroskoplarla görülemezler ve virüsleri öldüren bir antibiyotik henüz bulunamamıştır. Vakaların % 20-30 unda etkenlerin bakteriler (en sık A gurubu beta hemolitik streptokok) olduğu saptanmıştır. Bakteriler virüslerden daha büyük mikroplardır, normal mikroskoplarla görülebilirler ve antibiyotiklerle öldürülebilirler.
Üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ne sıklıkta görülürler?
Virüslerin neden olduğu ÜSYE ları çocukluk çağlarında yılda 3-8 kez olabilir. Bir araştırma sonunda çocukların 10 yaşına gelinceye kadar toplam 100 kez ÜSYE u geçirdikleri bulunmuştur. 6-7 yaşlarından sonra görülme sıklığı azalır. Yetişkinlerde ise yılda ortalama 1-3 kez ÜSYE görülmektedir.
Üst solunum yolu enfeksiyonları(ÜSYE) çocuklarda niçin daha sık görülürler?
Bunun temel sebebi vücudun bağışıklık sistemidir. Vücudumuza giren mikropları, kanımızdaki bazı hücreler tanır ve hafızasına yerleştirirler. Bu mikroplar tekrar vücudumuza girdiğinde bu koruyucu hücrelerin salgıladıkları antikor denilen maddeler tarafından etkisiz hale getirilirler(Bazı mikropların yaptıkları bu koruyucu etki ömür boyudur ; Kızamık, Suçiçeği, Hepatit A, Hepatit B, Kabakulak gibi). Bazı mikroplara karşı ise koruyucu etki daha kısa sürelidir ( ÜSYE larını 200 den fazla virüs yaptığından her birine karşı uzun süreli bağışıklık olmayabilir). İşte 20 yaşlarına gelen ve birçok mikroba karşı vücudunda antikorlar(bağışıklık maddeleri) oluşmuş bir kadın, doğum yaptığında bu koruyucu maddeler, kan yoluyla bebeğe geçer ve bebek de annesi gibi , ilk 6-9 ayda sık hastalanmaz. Ancak bu koruyucu maddeler 6-9.aylardan itibaren azalmaya başlar,bebek hastalandıkça koruyucu maddeleri kendisi yapmaya başlar . Bu temel sebebin yanında anne sütünün de koruyucu etkisinin kalkmasıyla bebekler 1 yaşından itibaren 5-6 yaşlarına kadar yılda 3-8 kez ÜSYE'ye yakalanabilirler.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) belirtileri nelerdir?
Virüslerin neden olduğu ÜSYEbelirtileri ; burun akıntısı-dolgunluk hissi , ateş , öksürük yanında hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, bazen gözlerde sulanma çapaklanma adele ağrıları, halsizlik, iştahsızlıktır. Bademcik iltihaplarında ; ateş, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü olur. Bademcik iltihabı daha çok okul çağı hastalığıdır ve neden genellikle bakterilerdir. Ses telleri iltihaplarında gece yarısı veya sabaha karşı nefes almada güçlük ve havlar-patlar gibi boğuk bir öksürük olur.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) tedavisinde evde yapılabilecek destekleyici eylemler nelerdir?
Virüslerin neden olduğu ÜSYE lerde sigara dumansız temiz bir ortamda istirahat , dengeli ve bol sıvılı (ıhlamur, bitkisel çaylar, meyve suyu, hoşaf, komposto vb ) diyet ve su buharlı ortam, burun temizliği ve buruna serum fizyolojik damlatılması önerilir. En iyi balgam-salgı yumuşatan doğal madde sudur. Huzursuzluk ağrı ve ateş için ağrı kesici,ateş düşürücü ilaçlar verilebilir. Antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur, antibiyotikler hastalığın süresini kısaltmaz, oluşabilecek daha karmaşık hastalıkların (orta kulak iltihabı, zatürre, bronşiyolit ) oluşmasını engeller.
Bakterilerin neden olduğu ÜSYE larında (özellikle bademcik iltihaplarında) doktor muayenesi ve gerek görmesi halinde penisilin veya başka uygun bir antibiyotik kullanılabilir.
Minik oğluşum Altuğ da iki gündür Üst solunum yolları Enfeksiyonu oldu. Bugun üçüncü gün. İlk muayenemizde sadece hafif olan enfeksiyon ilerledi. Şu an malesef ateşi düşmediği için antibiyotiğe başladık.özellikle dün çok kötüydü. Ateş parasetamol vermemize rağmen, 4 saatte bir yükseldi. Oğluşum kafasını kaldıramadı. Tüm gün boyunca kalakmadığı için ve ateşi parasetamollere tepki vermeye başlayıncaantibiyotikle tedaviyi destekledik. Bunların dışında bol bol su içirmeye çalıştık.Midesini yormayan yiyecekler verdik.( zaten kaç gündür diş çıkarmasına bağlı bir iştahsızlıkda sözkonusuydu) Ara ara burnuna Otri bebe ile temizledik. Bu gerçekten çok yararlı.. Her ne kadar Altuğ bu işlemi yaparken kıyametleri koparsa da çok rahatlıyordu bu işllemden sonra.
Ve bol bol uyuttuk...
Hastalığı aynene devam ediyor. Temennim bugün son olsun ve oğluşum artık ayaklansın...
Üst solunum yolu deyince burun, sinüsler, yutak (farinks) ve gırtlak (larinks) anlaşılır. Bu bölgelerin iltihaplarına da üst solunum yolu infeksiyonu (genel olarak ÜSYE şeklinde kısaltılır) denir. Üst solunum yolu; kulak ve alt solunum yolları ile bağlantılıdır.
Üst Solunum Yollarında Ne Gibi İltihaplar Olur?
Aslında teorik olarak nezle, grip, farenjit, sinüzit, larenjit, gibil tihapların hepsi üst solunum yolu enfeksiyonu kapsamına girer. Gribal enfeksiyon veya rinofarenjit gibi isimler de aynı anlamda kullanılır. Ancak uygulamada sinüzit veya bazı spesifik iltihaplar bu kavramın dışında tutulur. ÜSYE'ye daha çok virüsler neden olsa da hemen her zaman bakteriler de üzerine eklenir. ÜSYE denilince genel olarak nezle veya grip anlaşılır. Farenjit bu durumlarla beraber sıklıkla vardır.
ÜSYE Sebepleri Nelerdir ?
Değişik mikroplar; virüsler ve bakteriler bu hastalıklara sebep olurlar. Bütün dünyada yapılan araştırmalarda etkenlerin % 70-80 vakada değişik virüslerin olduğu saptanmıştır( 200 den fazla değişik cins). Virüsler çok küçük mikroplardır, normal mikroskoplarla görülemezler ve virüsleri öldüren bir antibiyotik henüz bulunamamıştır. Vakaların % 20-30 unda etkenlerin bakteriler (en sık A gurubu beta hemolitik streptokok) olduğu saptanmıştır. Bakteriler virüslerden daha büyük mikroplardır, normal mikroskoplarla görülebilirler ve antibiyotiklerle öldürülebilirler.
Üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ne sıklıkta görülürler?
Virüslerin neden olduğu ÜSYE ları çocukluk çağlarında yılda 3-8 kez olabilir. Bir araştırma sonunda çocukların 10 yaşına gelinceye kadar toplam 100 kez ÜSYE u geçirdikleri bulunmuştur. 6-7 yaşlarından sonra görülme sıklığı azalır. Yetişkinlerde ise yılda ortalama 1-3 kez ÜSYE görülmektedir.
Üst solunum yolu enfeksiyonları(ÜSYE) çocuklarda niçin daha sık görülürler?
Bunun temel sebebi vücudun bağışıklık sistemidir. Vücudumuza giren mikropları, kanımızdaki bazı hücreler tanır ve hafızasına yerleştirirler. Bu mikroplar tekrar vücudumuza girdiğinde bu koruyucu hücrelerin salgıladıkları antikor denilen maddeler tarafından etkisiz hale getirilirler(Bazı mikropların yaptıkları bu koruyucu etki ömür boyudur ; Kızamık, Suçiçeği, Hepatit A, Hepatit B, Kabakulak gibi). Bazı mikroplara karşı ise koruyucu etki daha kısa sürelidir ( ÜSYE larını 200 den fazla virüs yaptığından her birine karşı uzun süreli bağışıklık olmayabilir). İşte 20 yaşlarına gelen ve birçok mikroba karşı vücudunda antikorlar(bağışıklık maddeleri) oluşmuş bir kadın, doğum yaptığında bu koruyucu maddeler, kan yoluyla bebeğe geçer ve bebek de annesi gibi , ilk 6-9 ayda sık hastalanmaz. Ancak bu koruyucu maddeler 6-9.aylardan itibaren azalmaya başlar,bebek hastalandıkça koruyucu maddeleri kendisi yapmaya başlar . Bu temel sebebin yanında anne sütünün de koruyucu etkisinin kalkmasıyla bebekler 1 yaşından itibaren 5-6 yaşlarına kadar yılda 3-8 kez ÜSYE'ye yakalanabilirler.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) belirtileri nelerdir?
Virüslerin neden olduğu ÜSYEbelirtileri ; burun akıntısı-dolgunluk hissi , ateş , öksürük yanında hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, bazen gözlerde sulanma çapaklanma adele ağrıları, halsizlik, iştahsızlıktır. Bademcik iltihaplarında ; ateş, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü olur. Bademcik iltihabı daha çok okul çağı hastalığıdır ve neden genellikle bakterilerdir. Ses telleri iltihaplarında gece yarısı veya sabaha karşı nefes almada güçlük ve havlar-patlar gibi boğuk bir öksürük olur.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) tedavisinde evde yapılabilecek destekleyici eylemler nelerdir?
Virüslerin neden olduğu ÜSYE lerde sigara dumansız temiz bir ortamda istirahat , dengeli ve bol sıvılı (ıhlamur, bitkisel çaylar, meyve suyu, hoşaf, komposto vb ) diyet ve su buharlı ortam, burun temizliği ve buruna serum fizyolojik damlatılması önerilir. En iyi balgam-salgı yumuşatan doğal madde sudur. Huzursuzluk ağrı ve ateş için ağrı kesici,ateş düşürücü ilaçlar verilebilir. Antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur, antibiyotikler hastalığın süresini kısaltmaz, oluşabilecek daha karmaşık hastalıkların (orta kulak iltihabı, zatürre, bronşiyolit ) oluşmasını engeller.
Bakterilerin neden olduğu ÜSYE larında (özellikle bademcik iltihaplarında) doktor muayenesi ve gerek görmesi halinde penisilin veya başka uygun bir antibiyotik kullanılabilir.
Minik oğluşum Altuğ da iki gündür Üst solunum yolları Enfeksiyonu oldu. Bugun üçüncü gün. İlk muayenemizde sadece hafif olan enfeksiyon ilerledi. Şu an malesef ateşi düşmediği için antibiyotiğe başladık.özellikle dün çok kötüydü. Ateş parasetamol vermemize rağmen, 4 saatte bir yükseldi. Oğluşum kafasını kaldıramadı. Tüm gün boyunca kalakmadığı için ve ateşi parasetamollere tepki vermeye başlayıncaantibiyotikle tedaviyi destekledik. Bunların dışında bol bol su içirmeye çalıştık.Midesini yormayan yiyecekler verdik.( zaten kaç gündür diş çıkarmasına bağlı bir iştahsızlıkda sözkonusuydu) Ara ara burnuna Otri bebe ile temizledik. Bu gerçekten çok yararlı.. Her ne kadar Altuğ bu işlemi yaparken kıyametleri koparsa da çok rahatlıyordu bu işllemden sonra.
Ve bol bol uyuttuk...
Hastalığı aynene devam ediyor. Temennim bugün son olsun ve oğluşum artık ayaklansın...
20 Haziran 2011 Pazartesi
ALTUĞ ARTIK 17 AYLIK:))
Fiziksel Gelişim:
Bu dönemde çocuğunuzun fiziksel yeteneklerini ve kapasitesini zorlamaya çalıştığını farkedersiniz. Örneğin yürümeye başladıysa bununla yetinmeyecek, yürürken ağır birşeyler taşımaya ya da yüksek biryerlere tırmanmaya çalışacaktır. Bunlarda başarılı olamayınca hayalkırıklığı yaşaması ve ağlaması normaldir. 17 aylık çocukların %90’ından fazlası yürümenin yanısıra, yerdeki bir nesneye uzanmak için durup eğilme ya da birkaç dakika yere eğilip o nesneyle oynadıktan sonra kalkıp yoluna devam etme gibi hareketler yapabilirler.
Tırmanmak bu dönemde çocuklara son derece heyecan verici bir macera olarak görünür. 17 aylık çocuğunuz sizinle birlikte merdiven çıkarken muhtemelen kucağınızda olmak yerine elinizi tutarak merdivenleri kendi başına çıkmak isteyecektir. Ayrıca evdeki sandalye ve koltuklara tırmanma denemeleri yapacaktır. Evinizde bebeğinizin güvenliği için gerekli önlemleri aldığınız ve onu dikkatle gözetim altında tuttuğunuz müddetçe bu tür tırmanma denemelerini engellemeyin, bunlar bebeğiniz için iyi birer egzersiz olabilir.
Altuğ'unun da bu aralar çok sevdiği şeyler , tırmanmak ve merdiven çıkmak. Elimden tutarak merdivenleri öyle güzel çıkıyor ki...Parka gittiğimizde de kayakların merdivenine çıkıp, babasının yardımıyla kaymayı çok seviyor. Serbest bıraksak, kendi kendine tırmanacak.. bazen ikişer ikişer merdivenleri tırmanıyor:))))
Çocuğunuz 17 aylıkken hala yürümüyorsa doktorunuza danışmakta fayda vardır. Bazı bebekler o kadar iyi emekler ki, ayağa kalkıp yürümek için ihtiyaç ya da istek duymayabilirler; kimi bebekler ise düşmekten korktuğu ya da kendine yeterince güvenemediği için yürüme denemelerine karşı isteksiz olabilirler. Daha ciddi bir gelişim problemi de sözkonusu olabilir, bu sebeple size en doğru çözüm yolunu doktorunuz gösterecektir.
Bu dönemde çocuğunuz etrafındaki yeni objelere büyük bir keşfetme merakı içinde yaklaşır. Etrafında bulduğu eşyalara dokunur, onları kavrayıp yakından inceler, ağzına götürüp tadına bakmaya çalışır ya da yere fırlatıp tekrar eline alır. El ve parmaklarını kullanmada gittikçe beceri kazandığını farkedersiniz. Ona kitap okuduğunuzda sizinle birlikte sayfaları çevirmeye başlayacaktır. Eline bir boya kalemi verdiğinizde bununla boyama yapacağının bilincinde olabilir ancak eline geçirdiği herşeyi ya da heryeri boyamaya çalışacağından dikkatli olmanızda fayda vardır.
Çoğu uzman 18. ayın tuvalet eğitimine başlamak için erken bir zaman olduğunu belirtmektedir; ancak kimi görüşler de bu eğitim için uygun zamanın geldiği doğrultusundadır. Tabii ki kendisi için en uygun zamanı belirleyecek olan çocuğunuzdur, bu sebeple çocuğunuzda tuvalet eğitimine başlayabileceğinizi gösteren sinyalleri takip edin.
Eğer çocuğunuzun eğitime hazır olduğunu düşünüyorsanız, uygulayacağınız bazı yöntemlerle bu eğitimi kolaylaştırabilirsiniz. Bu dönemde çocuklar taklit yoluyla öğrenirler, bu yüzden çocuğunuzun sizin banyoda nasıl davrandığınızı izleyerek taklit etmeye çalışması muhtemeldir. Bu, ona tuvalet eğitimi vermek için iyi bir fırsat olabilir. Ona, tuvalete ya da lazımlığa nasıl oturması gerektiğini gösterebilirsiniz. Eğitim sırasında sevdiği oyuncak hayvanlarını kullanmak da faydalı olabilir. Ancak acele etmenize gerek olmadığını unutmayın; çocuğunuzun tuvalet alışkanlığını kazanması için bir yıl daha geçmesi gerekebilir.
Algısal ve Sosyal Gelişim:
Bu dönemde çocuğunuz etrafında gördüğü insanlara el sallar, gülümser, çeşitli interaktif oyunlar oynamayı sever ve basit emir cümlelerini anlayıp uygulayabilir. Bu üç aylık dönemin sonlarına doğru konuşması, mimikleri ve iletişim kurmaya yönelik çeşitli hareketleri daha anlaşılır hale gelir. Hayvan seslerini de taklit edebilir. “Hayır” kelimesini bu dönemde çocuğunuzdan sıklıkla duyacaksınız. Bu dönemin sonlarında 6-10 kelime kadar söyleyebilir, bazen iki kelimelik cümleler kurabilir.
Altuğ, artık bebk değil, çocuk olduğunu bize belli ediyor. Çok güzel tepkileri var. Konuşma konusunda biraz gerideyiz, sanırım. Çünkü anne, su yerine bii, baba dan başka bir kelime söylemiyor. Ben ve bbabsı onunla bol bol konuşuyoruz. Oyunlar oynamaya , kitap okumaya çalışıyoruz. Ama evde ona bakan teyzesi çok sessiz .. Her halde o da Altuğ'unun konuşmasını etkiliyor. Ama istediği herşeyi anlatabiliyor. İstediğini bizim elimizden tutup oraya getiriyor, sonra da parmağıyla gösteriyor. O kadar tatlı ki:)))
İstemediği bir şey olunda önce kafayı sallıyor, baktı olmuyor, kendini yere atabiliyor. O nedenle olabildiğince onunla inatlaşmamaya çalışıyoruz. Dikkatini başka yere çevirmeye çalışarak, o ortamadan uzaklaştırıyoruz..
Bu yaştaki çocuklar için çeşitli denemelerinde başarı kazanmak çok önemlidir.
Altuğ özellikle babasının ayakkabılarını ayayğına takıp, yürümeyi o kadar çok seviyor ki:))
Kişilik Farkları:
1. “Kolay” çocuklar olarak tabir edilen ilk grup uyumlu; yemek ve uyku düzenleri açısından problemsiz; etraflarındaki yenİ insanlar ve durumlara kolay adapte olabilen çocuklardır. Sanırım Altuğ bu grupta. Genel de sakin ve hareketli . Bebekliğinden beri yeme ve uyku da rutinleri var. Eğer ağlıyorsa, ortada gerçekten bir sorun vardır. Sadece çok hareketli..
2. İkinci gruptaki çocukların yeni durumlara ve insanlara uyum sağlamaları biraz zaman alabilmekte; yemek ve uyku düzenlerinde bazen sorunlar görülmekte; bu çocuklar kimi zaman etraflarına karşı olumsuz davranışlar sergileyebilmektedir.
3. Uzmanlar, “Zor” çocuklar olarak nitelenen üçüncü gruba her 10 bebekten 1’inin dahil olduğunu belitrmektedir. Bu çocukların yemek ve uyku alışkanlıkları oldukça problemli ve düzensizdir; sık ve yüksek sesle ağlarlar ve etraflarındaki yenilik ve değişimleri kolay kabullenemezler.
Çocuğunuzu büyütürken bu tarz kişilik farklılıklarının olabileceğini gözönünde bulundurun ve çocuğunuzu, yaşıtlarıyla kıyaslayıp gereksiz endişelere kapılmayın. Çocuğunuzun kişilk özelliklerini iyice anlamanız, onu yetiştirirken sizin için faydalı olacaktır.
Huysuzluk Nöbetleri:
Bu dönemlerde çocuğunuz, istediği birşeyi yapmadığınızda ya da istemediği birşeyi yapmak zorunda kalınca, kimi zaman ise ortada görünür hiçbir sebep yokken huysuzluk ve ağlama nöbetlerine tutulabilir. Bu nöbetler özellikle diğer insanlarla birarada bulunduğunuz mekanlarda sizin için zor ve yıpratıcı olabilir. Örneğin kalabalık bir markette, kasada ödeme için kuyruk beklerken çocuğunuz aniden bir ağlama krizine tutulabilir, kucağınızda hiddetle tepinmeye başlar. Sebep beklemekten sıkılması ya da elindeki kurabiyenin tadnı beğenmemesi olabilir. Bu nöbetlerin oluşma sebepleri tam olarak açıklanamamakla birlikte, kimilerine göre bu bebeklikle çocukluk arasında yaşanması olağan bir geçiş dönemi, kimilerine göre ise küçük çocuklar için çözemedikleri ya da anlayamadıkları durumlar karşısında bir rahatlama, stresi dışa vurma yöntemidir. Bu nöbetlerin çocuk açken, yorgunken ya da aşırı uyarılmış durumdayken daha sık meydana geldiği belirlenmiştir. Ancak sebep her ne olursa olsun, çocuğunuzu büyütürken bu tip huysuzluk nöbetleriyle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu nöbetlerle daha kolay başa çıkabilmeniz için aşağıdaki yöntemler faydalı olabilir;
• Çocuğunuzun huysuzluk nöbetlerini inceleyip analiz etmeye çalışın. Hangi durumlarda daha sık bu nöbetleri yaşıyor belirleyip onu bu durumlardan uzak tutmaya çalışabilirsiniz.
• Çocuğunuzla ortaklaşa yaptığınız bir aktiviteyi sonlandırırken bunu aniden değil, alıştıra alıştıra yapın. Çocuklar genellikle ani değişikliklerden hoşlanmaz ve bunlara karşı olumsuz tepkiler verirler.
• Eğer çocuğunuzun bir ağlama nöbetine kapılmasıyla sonlanacak bir aktivite ya da oyun içinde olduğunu hissederseniz, bunu bir an önce sonlandırıp çocuğunuzun dikkatini başka bir yöne kaydırın.
• Huysuzluk nöbetleri kalabalık içindeyken daha kötü bir hal alır. Bu sebeple çocuğunuzun huysuzlaşmaya başladığını hissettiğinizde onu sakin ve kalabalıktan uzak bir mekana getirip, rahatlaması ve sakinleşmesi için ona zaman tanıyın.
• Bu nöbetler esnasında soğukkanlı ve sabırlı olun. Sizin de sinirlenip bağırmanız sadece durumu daha da kötüleştirecektir.
Altuğ sadece istemeden birşey yaptırıldığında ya da alışveriş yaparken o istemeden oradan çıkarsak, kıyamet kopabiliyor.. O dönemde bazen sakin olabilmeyi beceremezsem de , bu konuya dikkat etmeye çalışıyorum..Şimdilik çok büyük sıkıntımız yok..
Aşılar:
18. ayda bebeğinizin 5li karma aşısının (Difteri, Tetanoz, Boğmaca, Çocuk felci ve Menenjit aşısı) tekrar dozunun ve Hepatit A aşısının 2. dozunun uygulanması gerekmektedir.
Bebeğinizin gecikmiş aşıları varsa hala tamamlayabilirsiniz.
Anneye Not:
Bu aylarda kendinize zaman ayırmayı da ihmal etmeyin. Stresten uzaklaşmak ve rahatlamak için düzenli olarak hoşlandığınız aktivitelerde bulunun. Doktorunuzla görüşüp kendinize uygun bir egzersiz programı oluşturabilir; hergün 1-2 saatinizi müzik eşliğinde egzersiz yapmaya ayırabilirsiniz. Ayrıca bu dönemde bebeğiniz sizi taklit etme konusunda oldukça hevesli olacağından, kendinize çok eğlenceli bir egzersiz partneri bulmuş olursunuz!
Yukarıdaki tavsiye çok güzel. Ben B-Fit!'e kayıt oldum. Hoş şu aralar iş yoğunluğundan tam gidemesem de , spor yapmak insanı gerçekten çok rahatlatıyor..Ben ne kadar rahat ve huzurlu olursam, Altuğ ile daha güzel bir vakit geçiriyorum. Çünkü Oğluşum çok tatlı...
Bu dönemde çocuğunuzun fiziksel yeteneklerini ve kapasitesini zorlamaya çalıştığını farkedersiniz. Örneğin yürümeye başladıysa bununla yetinmeyecek, yürürken ağır birşeyler taşımaya ya da yüksek biryerlere tırmanmaya çalışacaktır. Bunlarda başarılı olamayınca hayalkırıklığı yaşaması ve ağlaması normaldir. 17 aylık çocukların %90’ından fazlası yürümenin yanısıra, yerdeki bir nesneye uzanmak için durup eğilme ya da birkaç dakika yere eğilip o nesneyle oynadıktan sonra kalkıp yoluna devam etme gibi hareketler yapabilirler.
Tırmanmak bu dönemde çocuklara son derece heyecan verici bir macera olarak görünür. 17 aylık çocuğunuz sizinle birlikte merdiven çıkarken muhtemelen kucağınızda olmak yerine elinizi tutarak merdivenleri kendi başına çıkmak isteyecektir. Ayrıca evdeki sandalye ve koltuklara tırmanma denemeleri yapacaktır. Evinizde bebeğinizin güvenliği için gerekli önlemleri aldığınız ve onu dikkatle gözetim altında tuttuğunuz müddetçe bu tür tırmanma denemelerini engellemeyin, bunlar bebeğiniz için iyi birer egzersiz olabilir.
Altuğ'unun da bu aralar çok sevdiği şeyler , tırmanmak ve merdiven çıkmak. Elimden tutarak merdivenleri öyle güzel çıkıyor ki...Parka gittiğimizde de kayakların merdivenine çıkıp, babasının yardımıyla kaymayı çok seviyor. Serbest bıraksak, kendi kendine tırmanacak.. bazen ikişer ikişer merdivenleri tırmanıyor:))))
Çocuğunuz 17 aylıkken hala yürümüyorsa doktorunuza danışmakta fayda vardır. Bazı bebekler o kadar iyi emekler ki, ayağa kalkıp yürümek için ihtiyaç ya da istek duymayabilirler; kimi bebekler ise düşmekten korktuğu ya da kendine yeterince güvenemediği için yürüme denemelerine karşı isteksiz olabilirler. Daha ciddi bir gelişim problemi de sözkonusu olabilir, bu sebeple size en doğru çözüm yolunu doktorunuz gösterecektir.
Bu dönemde çocuğunuz etrafındaki yeni objelere büyük bir keşfetme merakı içinde yaklaşır. Etrafında bulduğu eşyalara dokunur, onları kavrayıp yakından inceler, ağzına götürüp tadına bakmaya çalışır ya da yere fırlatıp tekrar eline alır. El ve parmaklarını kullanmada gittikçe beceri kazandığını farkedersiniz. Ona kitap okuduğunuzda sizinle birlikte sayfaları çevirmeye başlayacaktır. Eline bir boya kalemi verdiğinizde bununla boyama yapacağının bilincinde olabilir ancak eline geçirdiği herşeyi ya da heryeri boyamaya çalışacağından dikkatli olmanızda fayda vardır.
Çocuğunuz artık sizi ve etrafında sürekli gördüğü diğer yetişkinleri taklit etmeye çalışacak ve tekbaşına ya da yardım almadan yapamayacağı şeyleri yapmak isteyecektir. Böyle durumlarda (tabi güvenli olduğu sürece) ona denemesi için fırsat verin, ancak heran için yakınında yardımına hazır olmayı da ihmal etmeyin. Onun bu hevesini, ona çeşitli işler yaptırarak destekleyebilirsiniz. Örneğin ondan oyuncaklarını oyuncak kutusuna doldurmasını ya da kitapları raflara yerleştirirken size yardımcı olmasını isteyin.
Tuvalet Eğitimi için Uygun Zaman Geldi mi?Çoğu uzman 18. ayın tuvalet eğitimine başlamak için erken bir zaman olduğunu belirtmektedir; ancak kimi görüşler de bu eğitim için uygun zamanın geldiği doğrultusundadır. Tabii ki kendisi için en uygun zamanı belirleyecek olan çocuğunuzdur, bu sebeple çocuğunuzda tuvalet eğitimine başlayabileceğinizi gösteren sinyalleri takip edin.
Eğer çocuğunuzun eğitime hazır olduğunu düşünüyorsanız, uygulayacağınız bazı yöntemlerle bu eğitimi kolaylaştırabilirsiniz. Bu dönemde çocuklar taklit yoluyla öğrenirler, bu yüzden çocuğunuzun sizin banyoda nasıl davrandığınızı izleyerek taklit etmeye çalışması muhtemeldir. Bu, ona tuvalet eğitimi vermek için iyi bir fırsat olabilir. Ona, tuvalete ya da lazımlığa nasıl oturması gerektiğini gösterebilirsiniz. Eğitim sırasında sevdiği oyuncak hayvanlarını kullanmak da faydalı olabilir. Ancak acele etmenize gerek olmadığını unutmayın; çocuğunuzun tuvalet alışkanlığını kazanması için bir yıl daha geçmesi gerekebilir.
Altuğ için ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Tuvalet eğitimi için yavaş yavaş araştırmalar yapmaya ve kitaplar okumaya başladım. Önümüzdeki ay kontrolunda Dr. Zermine Hanımın fikrini soracağım. Ona göre ne yapacağıma karar vereceğim.. Bakalım ne kadar zorlanacağız?
Algısal ve Sosyal Gelişim:
Bu dönemde çocuğunuz etrafında gördüğü insanlara el sallar, gülümser, çeşitli interaktif oyunlar oynamayı sever ve basit emir cümlelerini anlayıp uygulayabilir. Bu üç aylık dönemin sonlarına doğru konuşması, mimikleri ve iletişim kurmaya yönelik çeşitli hareketleri daha anlaşılır hale gelir. Hayvan seslerini de taklit edebilir. “Hayır” kelimesini bu dönemde çocuğunuzdan sıklıkla duyacaksınız. Bu dönemin sonlarında 6-10 kelime kadar söyleyebilir, bazen iki kelimelik cümleler kurabilir.
Altuğ, artık bebk değil, çocuk olduğunu bize belli ediyor. Çok güzel tepkileri var. Konuşma konusunda biraz gerideyiz, sanırım. Çünkü anne, su yerine bii, baba dan başka bir kelime söylemiyor. Ben ve bbabsı onunla bol bol konuşuyoruz. Oyunlar oynamaya , kitap okumaya çalışıyoruz. Ama evde ona bakan teyzesi çok sessiz .. Her halde o da Altuğ'unun konuşmasını etkiliyor. Ama istediği herşeyi anlatabiliyor. İstediğini bizim elimizden tutup oraya getiriyor, sonra da parmağıyla gösteriyor. O kadar tatlı ki:)))
İstemediği bir şey olunda önce kafayı sallıyor, baktı olmuyor, kendini yere atabiliyor. O nedenle olabildiğince onunla inatlaşmamaya çalışıyoruz. Dikkatini başka yere çevirmeye çalışarak, o ortamadan uzaklaştırıyoruz..
Bu aylarda çocuğunuz çeşitli durumlara karşı olumsuz tepkiler geliştirebilir. Örneğin kızdığında ya da hayalkırıklığına uğradığında size veya yakından tanıdığı birisine vurarak tepkisini gösterir. Direktiflerinize bilinçli bir şekilde uymama eğilimi de gösterebilir. Örneğin dokunmamasını belirttiğiniz bir eşya ya da objeye sizin gözlerinizin içine bakarak özellikle dokunur. Onun söylediğiniz şeyi anladığı ve mesajı aldığından emin olduğunuz sürece, bu tip küçük inatlaşmalarına sert karşılıklar vermeyin; konuyu büyütmek yerine bir süre için görmezden gelin. Çocuğunuz bu yaşta bile doğru davranışlarının etrafındaki yetişkinlerce pozitif tavırlarla (kucaklama, öpme, gülümseme gibi) ödüllendirildiğini, yanlış davranışlarının ise olumsuz karşılandığını ya da görmezden gelindiğini farketmeye başlayacaktır.
Biz Altuğ güzel bir harekette bulunduğunda alkış yaparak onu gururlandırıyoruz.O zaman çok hoşuna gidiyor. Böylece yaptığının iyi bir şey olduğunu ve başardığını hissediyor..
Çocuğunuz için günlük hayat içinde alıştığı bazı rutinler bu dönemlerde çok önemlidir. Örneğin ona her gece uyumadan önce kitap okuyorsanız ve bir geceliğine bunu yapmayı unutursanız, size bunu önemle hatırlatması sizi şaşırtmasın! Çocuklar bu yaşta hayatlarını önceden tahmin edilebilir hale getiren bu rutinleri sever, böylelikle kendilerini güvende hissederler.
Biz bu aralar uykuya giderken, ben kucağıma alıyorum,babasına iyi geceler diyoruz ve el sallıyoruz. Şimdi uykusu her geldiğinde kucağıma gelip, bebye el sallıyor. Böylelikle ben uykusu geldiğini anlıyorum..Uykuya dalarken de müzik dinliyoruyz. Çok gergin olduğunda , özellikle arabada uykuya dalamadığı dönemde müzik dinlemek Altuğ'u çok rahatlatıyor. Bebekliğinden beri ya ben şarkı söylüyordum ya da müzik dinletiyordum. Bu bizde huy oldu, artık..
Gerçekten rutinleri çok önemli.. Banyo da yaptıklarımız, giyinirken ve uyurken yaptıklarımız biz unutsak da bize hatırlatıyor, küçük adam:))
Artık yürüyüp konuşabildiği için çocuğunuz, etrafındaki insanlarla özellikle de kendi yaşıtlarıyla daha yakından ilgilenmeye ve iletişim kurmaya başlayabilir. Ancak hala yaşıtlarına birlikte oynanabilecek bir oyun arkadaşından çok, keşfedilecek yeni bir oyuncak gözüyle bakmaları normaldir.
Eğer çocuğunuz diğer çocuklara karşı zarar verici ve sert davranışlarda bulunuyorsa endişelenmeyin ve uygun bir dille ona bu yaptığının yanlış olduğunu anlatın. Onu yaşıtlarıyla birlikte olabileceği ortamlara daha sık götürün; örneğin sizin çocuklarınızla yaşıt çocukları olan annelerle kontak kurup düzenli olarak biraraya gelebilir, çocuklarınızın da birbirlerini oyun arkadaşı olarak kabul edip sosyalleşmelerine katkıda bulunmuş olursunuz.
Bu yaştaki çocuklar için çeşitli denemelerinde başarı kazanmak çok önemlidir.
Altuğ kendi yaşıtlarıyla, ya da çocuklarla yan yana geldiğinde çok amam çok mutlu oluyor. O nedenle her boş vaktimizde parklaradayız. Kendi yaşıtlarıyla yan yana geldiğinde ne güzel sarılıyor.. O kadar komik ki.. Bazen karşısındaki çocuk bu tepkiden çok şeşırsa da , ikisi de mutlu oluyor.
Sürekli yeni birtakım aktiviteler konusunda kendilerini test eder, kapasitelerini zorlarlar. Örneğin ayakkabılarını kendileri giymeye, yüksek koltuklara ya da sandalyelere tırmanmaya, merdivenleri kendi başlarına çıkmaya çalışırlar. Bunları başaramadıklarında ya da sizin tarafınızdan engellendiklerinde ise oldukça öfkeleneceklerdir. Güvenliğini tehdit edecek bir durum sözkonusu olmadığı ve gözetiminiz altında olduğu sürece onun bu yeni denemelerini engellemeyin.
Altuğ özellikle babasının ayakkabılarını ayayğına takıp, yürümeyi o kadar çok seviyor ki:))
Kişilik Farkları:
Çocuklar doğdukları andan itibaren kişilik özellikleriyle birbirlerinden ayrılırlar. ABD New York Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada uzmanlar çocukları doğumlarından itibaren mizaçları bakımından 3 gruba ayırmıştır:
1. “Kolay” çocuklar olarak tabir edilen ilk grup uyumlu; yemek ve uyku düzenleri açısından problemsiz; etraflarındaki yenİ insanlar ve durumlara kolay adapte olabilen çocuklardır. Sanırım Altuğ bu grupta. Genel de sakin ve hareketli . Bebekliğinden beri yeme ve uyku da rutinleri var. Eğer ağlıyorsa, ortada gerçekten bir sorun vardır. Sadece çok hareketli..
2. İkinci gruptaki çocukların yeni durumlara ve insanlara uyum sağlamaları biraz zaman alabilmekte; yemek ve uyku düzenlerinde bazen sorunlar görülmekte; bu çocuklar kimi zaman etraflarına karşı olumsuz davranışlar sergileyebilmektedir.
3. Uzmanlar, “Zor” çocuklar olarak nitelenen üçüncü gruba her 10 bebekten 1’inin dahil olduğunu belitrmektedir. Bu çocukların yemek ve uyku alışkanlıkları oldukça problemli ve düzensizdir; sık ve yüksek sesle ağlarlar ve etraflarındaki yenilik ve değişimleri kolay kabullenemezler.
Çocuğunuzu büyütürken bu tarz kişilik farklılıklarının olabileceğini gözönünde bulundurun ve çocuğunuzu, yaşıtlarıyla kıyaslayıp gereksiz endişelere kapılmayın. Çocuğunuzun kişilk özelliklerini iyice anlamanız, onu yetiştirirken sizin için faydalı olacaktır.
Huysuzluk Nöbetleri:
Bu dönemlerde çocuğunuz, istediği birşeyi yapmadığınızda ya da istemediği birşeyi yapmak zorunda kalınca, kimi zaman ise ortada görünür hiçbir sebep yokken huysuzluk ve ağlama nöbetlerine tutulabilir. Bu nöbetler özellikle diğer insanlarla birarada bulunduğunuz mekanlarda sizin için zor ve yıpratıcı olabilir. Örneğin kalabalık bir markette, kasada ödeme için kuyruk beklerken çocuğunuz aniden bir ağlama krizine tutulabilir, kucağınızda hiddetle tepinmeye başlar. Sebep beklemekten sıkılması ya da elindeki kurabiyenin tadnı beğenmemesi olabilir. Bu nöbetlerin oluşma sebepleri tam olarak açıklanamamakla birlikte, kimilerine göre bu bebeklikle çocukluk arasında yaşanması olağan bir geçiş dönemi, kimilerine göre ise küçük çocuklar için çözemedikleri ya da anlayamadıkları durumlar karşısında bir rahatlama, stresi dışa vurma yöntemidir. Bu nöbetlerin çocuk açken, yorgunken ya da aşırı uyarılmış durumdayken daha sık meydana geldiği belirlenmiştir. Ancak sebep her ne olursa olsun, çocuğunuzu büyütürken bu tip huysuzluk nöbetleriyle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Bu nöbetlerle daha kolay başa çıkabilmeniz için aşağıdaki yöntemler faydalı olabilir;
• Çocuğunuzun huysuzluk nöbetlerini inceleyip analiz etmeye çalışın. Hangi durumlarda daha sık bu nöbetleri yaşıyor belirleyip onu bu durumlardan uzak tutmaya çalışabilirsiniz.
• Çocuğunuzla ortaklaşa yaptığınız bir aktiviteyi sonlandırırken bunu aniden değil, alıştıra alıştıra yapın. Çocuklar genellikle ani değişikliklerden hoşlanmaz ve bunlara karşı olumsuz tepkiler verirler.
• Eğer çocuğunuzun bir ağlama nöbetine kapılmasıyla sonlanacak bir aktivite ya da oyun içinde olduğunu hissederseniz, bunu bir an önce sonlandırıp çocuğunuzun dikkatini başka bir yöne kaydırın.
• Huysuzluk nöbetleri kalabalık içindeyken daha kötü bir hal alır. Bu sebeple çocuğunuzun huysuzlaşmaya başladığını hissettiğinizde onu sakin ve kalabalıktan uzak bir mekana getirip, rahatlaması ve sakinleşmesi için ona zaman tanıyın.
• Bu nöbetler esnasında soğukkanlı ve sabırlı olun. Sizin de sinirlenip bağırmanız sadece durumu daha da kötüleştirecektir.
Altuğ sadece istemeden birşey yaptırıldığında ya da alışveriş yaparken o istemeden oradan çıkarsak, kıyamet kopabiliyor.. O dönemde bazen sakin olabilmeyi beceremezsem de , bu konuya dikkat etmeye çalışıyorum..Şimdilik çok büyük sıkıntımız yok..
Aşılar:
18. ayda bebeğinizin 5li karma aşısının (Difteri, Tetanoz, Boğmaca, Çocuk felci ve Menenjit aşısı) tekrar dozunun ve Hepatit A aşısının 2. dozunun uygulanması gerekmektedir.
Bebeğinizin gecikmiş aşıları varsa hala tamamlayabilirsiniz.
Anneye Not:
Bu aylarda kendinize zaman ayırmayı da ihmal etmeyin. Stresten uzaklaşmak ve rahatlamak için düzenli olarak hoşlandığınız aktivitelerde bulunun. Doktorunuzla görüşüp kendinize uygun bir egzersiz programı oluşturabilir; hergün 1-2 saatinizi müzik eşliğinde egzersiz yapmaya ayırabilirsiniz. Ayrıca bu dönemde bebeğiniz sizi taklit etme konusunda oldukça hevesli olacağından, kendinize çok eğlenceli bir egzersiz partneri bulmuş olursunuz!
Yukarıdaki tavsiye çok güzel. Ben B-Fit!'e kayıt oldum. Hoş şu aralar iş yoğunluğundan tam gidemesem de , spor yapmak insanı gerçekten çok rahatlatıyor..Ben ne kadar rahat ve huzurlu olursam, Altuğ ile daha güzel bir vakit geçiriyorum. Çünkü Oğluşum çok tatlı...
1 Haziran 2011 Çarşamba
Tırtıl Kids Kitabevi'nden anneysen.com annelerine tüm Türkiye için geçerli özel fırsat!
Altuğ'nun uzun zamandır kitaplara olan ilgisini, arttırmak için çeşitli kitaplar alıyor ve çeşitli kitapevlerinin sitelerini dolaşıyordum. anneysen.com da bloğu da olan Tırtıl Kids Kitabevi de benim çok yararlandığım bir kitabevi.. Önerileri, yapılan aktiviteleri çok güzel:))))
Kampanya bitiş tarihi ise 31 Haziran 2011.
Tırtıl Kids, yabancı dillerde sadece çocuk kitabı satan bir kitabevi.Biri İngiliz biri Türk olan iki yatırımcı ve kitap sektöründe 16 yıllık tecrübeye sahip uzman ve ekibi ile Tırtıl Kids Kitabevi 17 Ocak 2009’da kapılarını açmış.Tırtıl Kids Kitabevi, kitap okuma alışkanlığının etkili bir biçimde kazanılmasında önemli bir rolü üstleniyor.
Kitabevi ziyaret etme alışkanlıklarının pekişmesi için periyodik İngilizce ve Türkçe okuma saatleri düzenliyor, art&craft çalışmaları yaptırıyorlar. Yazarlar ile bir araya getirip, zaman zaman yaşlarına uygun workshop’lar ile onları yazmaya da teşvik ediyorlar.
Ben de bunu anneysen.com 'un bloglarını okurken keşfettim. Gerçekten böyle bir etkinliğin var olduğunu bilmek çok hoşuma gitti. Hatta oğlum biraz büyüdüğünde , bizi de orada hayal ettim.. ne güzel olur, değil mi???
Altuğ'unun şu aralar favorisi de İstinye Park'taki Tırtıl Kids Kitapevinden aldığımız: Neşeli Saklambaç : Harrr ! Harrr !
Benim anne ve hamile eğitmeni olarak içinde bulunduğum anneysen.com ile Tırtıl Kids Kitabevi çok güzel bir amaç için biraraya gelmişler.anneysen.com üyesi anneler Tırtıl Kids Kitabevi sanal mağazasından yapacakları tüm alışverişlerde % 10 anında indirim hakkı kazanıyor.Aynı zamanda yapacağımız alışverişle çocuğunuz için sürpriz hediyeler de kitaplarınız ile birlikte evinize gelecek!
Bunun için http://www.anneysen.com/ 'a üye olmanız ve su adresten Tırtıl Kids sanal mağazasına ulaşmanız yeterli: http://www.anneysen.com/Tirtil-Kids-Kitapevi.aspx
Kampanya bitiş tarihi ise 31 Haziran 2011.
Tırtıl Kids, yabancı dillerde sadece çocuk kitabı satan bir kitabevi.Biri İngiliz biri Türk olan iki yatırımcı ve kitap sektöründe 16 yıllık tecrübeye sahip uzman ve ekibi ile Tırtıl Kids Kitabevi 17 Ocak 2009’da kapılarını açmış.Tırtıl Kids Kitabevi, kitap okuma alışkanlığının etkili bir biçimde kazanılmasında önemli bir rolü üstleniyor.
Kitabevi ziyaret etme alışkanlıklarının pekişmesi için periyodik İngilizce ve Türkçe okuma saatleri düzenliyor, art&craft çalışmaları yaptırıyorlar. Yazarlar ile bir araya getirip, zaman zaman yaşlarına uygun workshop’lar ile onları yazmaya da teşvik ediyorlar.
Ben de bunu anneysen.com 'un bloglarını okurken keşfettim. Gerçekten böyle bir etkinliğin var olduğunu bilmek çok hoşuma gitti. Hatta oğlum biraz büyüdüğünde , bizi de orada hayal ettim.. ne güzel olur, değil mi???
anneysen.com ile Tırtıl Kids ile yolları yaklaşık bir sene önce kesişmiş.. Bloglar bölümümüzde açılan Tırtıl Kids Bloğu çocuk ve kitap konulu her türlü ihtiyaca, sorulara karşılık veriyor. Ben de Tırtıl Kitapevini-+- bu şekilde keşfettim.Siteleri de çok güzel ve yararlı:))))
Altuğ'unun şu aralar favorisi de İstinye Park'taki Tırtıl Kids Kitapevinden aldığımız: Neşeli Saklambaç : Harrr ! Harrr !
Biz de bu kampanyadan yararlanmak istiyoruz. Hatta listemizi yaptık, Altuğ'unun babasıyla. Tırtıl kitapevinin sanal mağazasından siparişlerimizi vereceğiz...Hem %10 indirimden yararlanacağız, hem de süprizlerden ...
27 Mayıs 2011 Cuma
ÇOCUĞUNUZUN AİLE SOFRASINA GEÇİŞİ
Çocuğunuz birinci yaşını doldururken onu artık aile sofrasına, sizin düzen ve saatlerinize alıştırmaya başlayabilirsiniz. Aile sorfasında yemeğe başlamak, hem onun sosyal davranışlar ve beceriler kazanmasını sağlayacak, hem de ailenin diğer bireylerin de yemek yiyor olması, çocuğunuzun kendisine verilen besinleri reddetmemesi için özendirici bir faktör olacaktır.
Çocuğunuzun sizinle beraber sofraya oturması, siz yetişkinler için evde pişirdiğiniz yemeklerden yiyebileceği anlamına gelmez. Çocuğunuzun yemekleri, az tuzlu ve az şekerli hazırlanmalıdır. 3 yaşını doldurana kadar çocuğunuzu ona uygun besinlerle beslemeli, ihtiyacı olan gıda miktarlarını günlük olarak alıp almadığını kontrol etmelisiniz. Yine bebeğinize özel lezzetli mama tariflerini hazırlayarak, ona hem sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmış, hem de onu dengeli ve sağlıklı beslemiş olursunuz.
Aile sofrasına oturan bebekleri beslerken en sık yapılan hatalardan biri, çocuğu yemek suyu ile beslemektir. Sizin için hazırlanan yemeklerin suyunun bebek için beslenme değeri çok düşüktür. Bunun yanı sıra, çocuklara çay, kahve veya kola verilmesi, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeni ile onları aşırı sinirli yapar. En doğrusu bu içecekleri çocuğa hiç tattırmamaktır.
Çoğu bebek ilk yaşından itibaren genel alerjilere sahip olabilir. Eğer alerjiler konusunda endişeleniyorsanız, uzmanlar yumurta beyazının 2 yaşına kadar, kabuklu deniz ürünlerinin ise 3 yaşına kadar verilmemesini önermektedir. Her çeşit şeker de, çocuklara sık verilmemesi gereken yiyeceklerdendir. Yemek aralarında çocuğa şeker vermek, iştahı kapatarak yetersiz beslenmesine yol açtığı gibi ilerde görülen diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.
Yavaş yavaş aile sofrasına alışan çocuğunuzu beslerken şu noktalara dikkat etmelisiniz;
•Çocuğunuzu yemeye zorlamayın. Beslenmeye biraz ara verip, sonra tekrar yemek vererek tam doyması sağlayın.
•Besinleri çocuğa değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sunmaya çalışın.
•Beslenmede ödül yöntemi uygulamayın, yemek yerken babasına veya büyük kardeşlerine özendirmeyi deneyin.
•Sofraya onun rahat kullanabileceği, uygun boyutta kaşık- çatal vb. gereçler sağlayın.
•Çocuğunuz seçici davranıyorsa, besinleri karıştırarak yedirmeyi deneyin. (sebzeleri, sevdiği çorbanın içine doğrayarak, karışık pürler halinde vb.)
•Çocuğunuzun aşırı acıkıp sinirlenmesine fırsat yaratmayın.
•Çocuğunuzu uykulu iken beslemeyin.
•Sizin için hazırlanmış yemeklerin suları, çocuğunuzun beslenme ihtiyaçlarını karşılmaz. Fazla yağlı ve tuzlu yiyeceklerin çocuğa verilmemesi gerekir.
ALTUĞ artık 16 aylık ve mama sandalyesine oturmaya başladığından beri bizimle masada beraber oturyor. Masa ile aynı seviyede olabildiği için ikeanın mama asandelyesini kullanıyoruz. halbuki çok özenerek chihconunkini almıştık..
Altuğ , şu sıralar bzim evde cola içmemeizden dolayı colaya karşı bir ilgisi var. O nedenle dün akşam Altan'la da konuşarak Altuğ'a zarar vercek her türlü zararlı ve sağlıksız besinden bizde uzak duracağız. Çocuk çünkü bizde ne görürse, onu istiyor. Çikolata ve krakerler içinde aynı şey geçerli..
Bizimle beraber aynı masada oturmaktan , biz ne yersek , karnı tok bile olsa tatmaktan çok mutlu oluyor. Biz her sabah Altuğ'a özel yemekler yapıyoruz. bazen bir kısır döngüye dönmüş gib hissetsem de bu ay pilavı yemeye başladı. Normalde sadece tadarken , şimdi yanında köfte ile yemeyi seviyor. etli kabak dolmasını seviyor..Mercimek çorbasının her türünüde severek yiyor. Necla teyzesi ; Altuğ'a hafta da 2 kere yoğurt mayalıyor. Severek de yiyor.Devam sütünü uyanıkken asla içmiyor. Bizde Altuğ uyurken, biberonla veriyoruz. Bazen çok güzel içerken bazen de içmiyor..
Hemen hemen herşeyi sevrek yiyor. sadece balığı kuru buluyor,sadec tadıyor. O nedenle balık yağ içeren bir vitamin veriyoruz, hafta da iki kere..
Buynun dışında çok da büyük sıkıntımız yok. Diş çıkarma ve hastalık dönemleri dışında...
KAYNAK: http://www.milupa.com.tr/cocugunuzun-beslenmesi/aile-sofrasina-gecis
Çocuğunuzun sizinle beraber sofraya oturması, siz yetişkinler için evde pişirdiğiniz yemeklerden yiyebileceği anlamına gelmez. Çocuğunuzun yemekleri, az tuzlu ve az şekerli hazırlanmalıdır. 3 yaşını doldurana kadar çocuğunuzu ona uygun besinlerle beslemeli, ihtiyacı olan gıda miktarlarını günlük olarak alıp almadığını kontrol etmelisiniz. Yine bebeğinize özel lezzetli mama tariflerini hazırlayarak, ona hem sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmış, hem de onu dengeli ve sağlıklı beslemiş olursunuz.
Aile sofrasına oturan bebekleri beslerken en sık yapılan hatalardan biri, çocuğu yemek suyu ile beslemektir. Sizin için hazırlanan yemeklerin suyunun bebek için beslenme değeri çok düşüktür. Bunun yanı sıra, çocuklara çay, kahve veya kola verilmesi, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeni ile onları aşırı sinirli yapar. En doğrusu bu içecekleri çocuğa hiç tattırmamaktır.
Çoğu bebek ilk yaşından itibaren genel alerjilere sahip olabilir. Eğer alerjiler konusunda endişeleniyorsanız, uzmanlar yumurta beyazının 2 yaşına kadar, kabuklu deniz ürünlerinin ise 3 yaşına kadar verilmemesini önermektedir. Her çeşit şeker de, çocuklara sık verilmemesi gereken yiyeceklerdendir. Yemek aralarında çocuğa şeker vermek, iştahı kapatarak yetersiz beslenmesine yol açtığı gibi ilerde görülen diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.
Yavaş yavaş aile sofrasına alışan çocuğunuzu beslerken şu noktalara dikkat etmelisiniz;
•Çocuğunuzu yemeye zorlamayın. Beslenmeye biraz ara verip, sonra tekrar yemek vererek tam doyması sağlayın.
•Besinleri çocuğa değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sunmaya çalışın.
•Beslenmede ödül yöntemi uygulamayın, yemek yerken babasına veya büyük kardeşlerine özendirmeyi deneyin.
•Sofraya onun rahat kullanabileceği, uygun boyutta kaşık- çatal vb. gereçler sağlayın.
•Çocuğunuz seçici davranıyorsa, besinleri karıştırarak yedirmeyi deneyin. (sebzeleri, sevdiği çorbanın içine doğrayarak, karışık pürler halinde vb.)
•Çocuğunuzun aşırı acıkıp sinirlenmesine fırsat yaratmayın.
•Çocuğunuzu uykulu iken beslemeyin.
•Sizin için hazırlanmış yemeklerin suları, çocuğunuzun beslenme ihtiyaçlarını karşılmaz. Fazla yağlı ve tuzlu yiyeceklerin çocuğa verilmemesi gerekir.
ALTUĞ artık 16 aylık ve mama sandalyesine oturmaya başladığından beri bizimle masada beraber oturyor. Masa ile aynı seviyede olabildiği için ikeanın mama asandelyesini kullanıyoruz. halbuki çok özenerek chihconunkini almıştık..
Altuğ , şu sıralar bzim evde cola içmemeizden dolayı colaya karşı bir ilgisi var. O nedenle dün akşam Altan'la da konuşarak Altuğ'a zarar vercek her türlü zararlı ve sağlıksız besinden bizde uzak duracağız. Çocuk çünkü bizde ne görürse, onu istiyor. Çikolata ve krakerler içinde aynı şey geçerli..
Bizimle beraber aynı masada oturmaktan , biz ne yersek , karnı tok bile olsa tatmaktan çok mutlu oluyor. Biz her sabah Altuğ'a özel yemekler yapıyoruz. bazen bir kısır döngüye dönmüş gib hissetsem de bu ay pilavı yemeye başladı. Normalde sadece tadarken , şimdi yanında köfte ile yemeyi seviyor. etli kabak dolmasını seviyor..Mercimek çorbasının her türünüde severek yiyor. Necla teyzesi ; Altuğ'a hafta da 2 kere yoğurt mayalıyor. Severek de yiyor.Devam sütünü uyanıkken asla içmiyor. Bizde Altuğ uyurken, biberonla veriyoruz. Bazen çok güzel içerken bazen de içmiyor..
Hemen hemen herşeyi sevrek yiyor. sadece balığı kuru buluyor,sadec tadıyor. O nedenle balık yağ içeren bir vitamin veriyoruz, hafta da iki kere..
Buynun dışında çok da büyük sıkıntımız yok. Diş çıkarma ve hastalık dönemleri dışında...
KAYNAK: http://www.milupa.com.tr/cocugunuzun-beslenmesi/aile-sofrasina-gecis
17 Mayıs 2011 Salı
15 Mayıs 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














