10 Ağustos 2010 Salı

HAMİLELİK DÖNEMİNDE PSİKOLOJİK BOYUT

HAMİLELİK DÖNEMİ


PSİKOLOJİK BOYUT


Hamilelik kendi içinde bir değişim dönemidir. Aileye yeni katılacak olan bireye ve çiftin yeni rolüne (anne-baba) hazırlanılan bir süreçtir. Eğer çift ilk kez çocuk sahibi oluyorsa, bu dönem evli olmaktan, evli ve çocuklu olmaya atılan bir adımdır. Çiftler anne-baba olarak yeni sosyal rollerine bu süreçte hazırlanıyorlar. Tüm bu değişimlerden hem anne hem de baba adayları etkilenir. Baba adaylarından farklı olarak, anne adayları hamilelik sürecinde önemli fizyolojik değişimler yaşarlar. Bu değişimler de, onların psikolojilerini direkt olarak etkiler.

Anne Adaylarının Yaşadığı Psikolojik Değişimler Şunlardır:



1.Duygusal iniş-çıkışları: Anne adaylarının aniden parlaması, normalde ağlamadığı şeylere ağlaması, alınganlık göstermesi, bir iyi bir kötü hissetmesi gibi durumlardır. Etrafındaki insanlar tarafından bu durum kolay anlaşılamayabilir. Tüm bunlar anne adaylarının vücudundaki değişimlere hormon seviyesine, vücut ağırlığı ve şekline verdiği tepkilerdir.



2.Yeni bir beden: Hamilelikte alınan kilolarla birlikte kadının beden imajı da değişir. Normalde giydiği kıyafetleri giyemez. Gözüne pek de estetik gelmeyen birkaç hamilelik kıyafetini sıraya koyarak giyer. Normalde çok sık gideceği bir ortama çok daha içine sinmeyen bir kıyafetle ve kendini şişman hissederek gitmek zorundadır. Anne olacağı için tam bir kadındır ama görüntüsünden dolayı seksi, çekici ya da “dişi” hissetmez.

Kadının yeni bedenini, kilolarını, şişen yüzünü, elini, ayağını kabul etmesi kolay olmayabilir. Bir daha eski bedenine geri dönememe korkuları yaşayabilirler.



3.Cinsel hayatın ilişkilerdeki yeri: Kadının değişen vücut imajını kabullenmemesi cinsellikten kaçmasına yol açabilir. Kendini şişman, ya da daha az dişi bulan kadın, partnerinin, onu çekici bulmayacağı endişesi taşıyacağından cinsel hayattan uzak durmaya çalışabilir. Cinsel hayatı sekteye uğratabilecek bir diğer konu, cinsellik yaşamının bebeğe bir zarar verip vermeyeceğidir. Birçok çift bu konu sebeple cinsel aktivitelerini durdurmaya ya da azaltma yoluna giderler. Bu konuda endişelenmek yerine, jinekologlarının önerilerini dinlemek yerinde olacaktır.



4.Yaşam şekli değişir: Hamilelik kadının yaşam şeklinin de değiştiği bir dönemdir. Eskisi kadar yoğun ve yorucu şekilde çalışamaz. Hareketleri çok daha kısıtlı olacaktır. Uyurken bile istediği pozisyonda yatamaz. Bu değişiklikler kimi anne adaylarında çökkün ruh haline ve kaygıya yol açabilir. Özellikle bebek büyüdükçe, anne adayı işini istediği gibi yapamamaktan şikayetçi olacaktır.



5.Uyku düzeninin bozulması: Hamilelik, özellikle de son ayları, uyku düzeninin bozulduğu, anne adayının sık sık uyandığı, istediği pozisyonda yatamadığı bir dönemdir. Uykusunda bu sebepten yorgunluk, gerginlik, irritasyon hisleri yaşayabilirler.



6.Beni ne bekliyor? Belirsizlik....: Hamilelikte en çok kaygı yaratan konu doğacak olan bebek hakkında yaşanan belirsizliktir. Nasıl bir doğum olacak? Bebek sağlıklı olacak mı? Ben nasıl bir anne olacağım? gibi sorular anne adayının aklında döner durur. Bebek doğmadan bu tip sorular tam olarak cevaplanamadığı için hamilelik dönemi çok yoğun kaygıların ve de depresyonun yaşanılabileceği bir dönemdir. Bu durum, anne adayının kişilik yapısına göre şekil alır. Normalde kuruntulu bir kadın, hamilelik döneminde yaşanan bir takım belirsizliklerden dolayı daha da kaygılı hale gelebilir. Diğer bir önemli kaygı kaynağı daha önce yaşanan düşüklerdir. Eğer anne adayı daha önce bir düşük yaşadıysa, şimdiki bebeğin sağlığı ile ilgili yoğun kaygıları ya da yerli yersiz suçluluk duyguları taşıyabilir. Bebeğe zarar vermemek adına kendini aşırı kontrol altında tutmaya çalışıp, dönemi biraz daha zorlaştırabilir. (örneğin; “hiç merdiven çıkmamalıyım” gibi)



7.Kendini güçlü hissetmek: Anneliği deneyimlemeye hazır birçok kadının, hamileliğinin özellikle 2. trimester aşamasında yaşadığı önemli bir duygu, kendisini güçlü, kendine güvenir ve iç huzurunun yüksek şekilde hissetmesidir. 2. trimesterde vücut imajı henüz değişmemiştir ve anne adayı, dünyaya bir çocuk getirebiliyor olmanın gücünü, bütünlüğünü ve güzelliğini hisseder.



8.Konsantrasyon düşüklüğü: Anne adayının odağı bebek ve hamilelik süreci olduğunda, ilgilendiği diğer meseleler (iş, arkadaş, ilişkileri) daha ikincil düzeyde kalabilir. Çalışan anne adayı işine daha az ilgi duyabilir ve motivasyonu, yaşadığı fiziksel zorlanmalar yüzünden de, daha düşük olabilir. Bu durum da yaptığı işe konsantre olmasını güçleştirebilir.



Bu Değişikliklerle Başa Çıkmanın Yolları



- Hamilelik döneminde yaşanan fizyolojik değişimler ve bunların etkileri konusunda tıbbi bilgiler almak ve her dönemde anne adayını neyin beklediğini bilmek

- Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşmek, onlarla deneyimlerini paylaşmak

- Anne adayının kendi alie çevresinde (anne, kardeş, eş) destek alması. Kendi annesinin hamileliği nasıl geçirdiğini anlatması.

- Annenin Değişen Vücut İmajının Kabullenmesi

-Anne-baba adaylarını kendi kaygılarını açıkça konuşmaları, paylaşmaları. Kaygılar ortadan kalkmasa bile paylaşmak çiftleri rahatlatacaktır.

-Baba adayının, anne adayının yaşadığı psikolojik değişimlerinin önemli bir bölümünün fizyolojik kaynaklı olduğunu unutmaması. Duygu değişimleri ve hassasiyet konusunda eşine anlayışlı olması.

-Bebekle birlikte hayatlarının nasıl olacağının çift tarafından hayal edilmesi, konuşulması, anne-baba rollerinin belirginleştirilmesi.

-Hiçbir anne-babanın mükemmel olmadığının, her anne-baba’nın acemilik devri yaşadığının, her anne-baba’nın hata yaptığının çiftler tarafından sık sık hatırlanmaması.



Tüm değişimlerine rağmen hamilelik çok özel bir dönem. İçerde büyüyen bebeğin kalp sesini duymak, ultrasondaki görüntüsünde parmağını emdiğini fark etmek çok büyüleyici. Bu yüzden 9 ay sürecek bu dönemin neden keyfi çıkmasın?



KLİNİK PSİKOLOG

GONCA ŞENSÖZEN

www.goncasensozen.com

8 Ağustos 2010 Pazar

Altuğ artık yemeklerini mama sandalyesinde yiyor!



Altuğ artık yemeklerini mama sandalyesinde yiyor. Sebzeli tavuk çorbasını yedi, ilk kez sandalyesinde. Yemek sonunda uykusu geldiğinden hem yiyor, hem de sinirlenip, söyleniyordu..

5 Ağustos 2010 Perşembe

HAMİLELİKTE YÜZME

Hamileyken yüzen kadınların dikkat etmesi gerekenler. Gebelik ve yüzme. Yüzmek isteyen gebe kadınların mutlaka dikkat etmesi gereken hususlar..

















Hamile kaldıktan sonra ilk defa yüzmeye girecek olanların çok daha fazla dikkatli olması gerekmektedir.
Öncelikli olarak yüzmeye girmeden önce bedeni ısıtmak, yavaş yüzmek ve yavaş yavaş tempoyu arttırmak gerekir. Üç aylık gebeler için 20 dakika yüzmek yeterli olmaktadır. Aynı dönemde sabahın erken saatlerinde yüzmek, gebelikle ilgili kusma ve bulantıları en aza indirgeyebilir ve günü tamamıyla çok daha rahat geçirmenize yardımcı olabilmektedir. Sonraki üç aylık dönemdeyse su, eklem ve bağları destekleyip bel ve sırt ağrılarında azalma sağlar. Aynı dönemde, daha önceki yüzme alışkanlıklarına aynı şekilde değiştirilmeden devam edilebilir. Sonraki dönemlerdeyse yüzmeyi sürdürmekte herhangi bir sakınca olmamaktadır. Fakat bedeni fazla sıkmayan, hamilelere yönelik tasarlanmış mayoların kullanılması tavsiye edilir.
Hamile kadınlarda çok sık kramp girenlerin yüzerken suyun boy hizasını aşmamasına dikkat edilmelidir. Herhangi bir kramp ihtimaline karşı yardım alabilmek için hamilenin suda tek başına olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Nefes tutarak çok uzun süreli dalışları hamilelerin yapmamaları gerekmektedir.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

6 aylık göz kontrolümüz

6 ayımız biiti, neredeyse 7. ayımız dolacak. Bu ay aşılarımızın yanı sıra 6 aylık rutin göz muayenemiz vardı. Çalıştığım hastanede çalışan çocuk göz doktorumuza muayene oldu, Altuğ. Allahtan hiçbir sorunumuz yok.18. aya kadar sorumuz yok..



30 Temmuz 2010 Cuma

Ek gıdalar başlandığında anne-bebek ilişkisi nasıl olmalıdır?

...Anneler, bebeklerin ek gıdalara karşı gösterdiği isteksizlik karşısında hemen, bebeğe alıştığı ve bu nedenle almakta zorluk çekmediği besini yani anne sütünü verirler. Bu uygulama sakıncalıdır.


Bebek, sevmediği veya alışamadığı yiyeceği reddettiğinde anne sütünün verildiğini öğrenirse, diğer ek gıdalara da tepki gösterir. Ek gıdalara geçiş gittikçe zorlaşır. Bebek ve anne arasında inatlaşmalar başlar ve bebek tepki olarak kaşığı itmeye, ağzına aldığı yiyeceği yutmadan bekletmeye başlar. Zorla yutturulacak olursa yine tepki olarak kusar.

Bütün bu gelişmeler anne ve bebek arasında beslenme sırasında mutlaka olması gereken huzur ve sevgi ilişkisini bozar. Bir süre sonra anne bebeğini besleyemez hale gelir. Bu nedenle sevgili anneler lütfen bebeklerinizle beslenme sırasında inatlaşmayınız. Kaybeden daima siz olursunuz. Sinirlenmeden kararlı davranın. Bebeğin dikkatini ve ilgisini başka yönlere çekerek, beslenmesini sürdürün.

Hiç bir bebek, ağzını açıp sizin onu beslemenizi beklemez. Bebek beslemek annelik sanatıdır, sevgi ve sabır ile sürdürülür...

EK GIDA MESELESİ...Bir dr. önerileri...

1. Bu aylarda, bebeğin artan demir ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze çorbaları başlanmalıdır. Çorbanın içine her öğün için bir çorba kaşığı yağsız dana kıyması da ilave edilebilir. Bu durumda hazırlanan çorba demirden zenginleştirilmiş olur. Ayrıca çorbaya her öğün için bir çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ ilavesi de gereklidir.


Sebzeler ve kıyma birlikte haşlandıktan sonra önce tel süzgeçten geçirilerek, daha sonra da çatalla ezilerek bebeğe verilmelidir. “Blender” veya “mutfak robotu”nun kullanılması kesinlikle doğru değildir. Seçilebilecek sebzeler arasında havuç, kabak, patates, domates, ıspanak öncelikle sayılabilir.

2. 7 - 8 aylık dönemde bebeğin diyetine ilave edilmesi gereken diğer bir gıda da yumurta sarısıdır. Yumurta katı pişmiş olmalıdır. Bu şekilde daha az allerji yapma özelliliğine sahiptir. Yumurta sarısı da diğer ek gıdalarda olduğu gibi önce az miktarda başlanıp, daha sonra arttırılır. Genellikle sekizde bir ile başlanır. Her gün arttırılarak bir hafta içinde tam yumurta sarısına ulaşılır. Kolesterol ve protein içeriği zengin bir besin olan yumurta, bebeğin diyetinde haftada 2-3 yumurta sarısından fazla olmamalıdır.

3. Bu aylarda bebeğin diyetine ilave edilecek bir diğer besin de beyaz peynirdir. Peynirin daima kaynatılmış sütten yapılmış olmasına mutlaka dikkat edilmelidir. İçerdiği tuz miktarı çok fazla olduğu için, tuzunun alınmış olması çok önemlidir. Bir kibrit kutusu kadar peynir parçası, suyun içinde ıslatılır ve su akşamdan sabaha kadar iki üç defa değiştirilirse istenilen özellikte tuzsuz peynir elde edilmiş olur. Bebek için bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yeterlidir. Ama bebek peynire alıştırılırken, bu miktarın dörtte biri ile başlanır. Her gün ya da gün aşırı miktar arttırılarak, bir hafta içinde bir kibrit kutusu büyüklüğüne ulaşılır.

Bebeğin peyniri ve yumurta sarısını kabul etmesini kolaylaştırmak amacıyla, sabah öğününde bu besinler; bebek bisküvisi (2-3 adet), süt ( 1 çay veya su bardağı) ve reçel/bal (1 çay kaşığı) ile karıştırılarak da verilebilir. Karışım, bir gün peynir bir diğer gün yumurta sarısı içermelidir. Her ikisinin birden aynı öğünde kullanılması ile protein yoğunluğu çok fazla olan bir karışım elde edilir. Bu nedenle tercih edilmez. En geç, dokuzuncu aydan sonra ise, bu karışımın içindeki besin maddeleri artık bebeğe, ayrı ayrı verilmeli; kendilerine özgü lezzetlerine bebek alıştırılmalıdır.

Bebeklerin diyetinde balın varlığı zaman zaman hekimler arasında tartışma konusu olmuştur. Ancak tercih edilen bir yaşından sonra verilmesidir.

4. 7 ve 8. aylarda, dana eti köfte olarak verilirken, balık ve tavuk/hindi eti de başlayabilirsiniz.

Sebze çorbalarının da yağsız dana kıyması veya tavuk/hindi etiyle yapılması mümkündür. Bebek çiğnemeyi öğrendikten sonra etler iyice haşlanarak küçük parçalar halinde tek başına da verilebilir.

5. Yedinci aydan sonra bebekler artık pilav-makarna, ekmek de yiyebilirler. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Çiğnemeyi de öğrenen bebek tarafından kolayca tüketilebilirler...
kaynak:http://www.istahsizcocuk.com/buyume_dosyalar/Page11504.htm