11 Haziran 2014 Çarşamba
Annenin Sütten Geçebilecek veya Solunum Yoluyla Bulaşabilecek Bir Hastalığının Olması
Bazı hastalıkların mikrobu sütten bebeğinize geçebilir. Bu tür hastalıklar nadirdir, ancak sizin bildiğiniz daha önceden geçirmiş olduğunuz bulaşıcı bir hastalığınız varsa doktorunuza mutlaka söyleyin ve emzirip emziremeyeceğinizi öğreniniz.
Solunum yoluyla geçen hastalıklarda ise (nezle, grip vb.) anne sütünün kesilmesine gerek yoktur. Anne emzirme esnasında ağız ve burnunu tıbbi bir maske ile kapatabilirse bulaşma olasılığı büyük ölçüde azalır. Bu durumda bebeğinize anne sütü verilmesi mama verilmesine göre bebeğinizin enfeksiyona yakalanma olasılını arttırmaz, aksine azaltır.
Etiketler:
anne,
ANNE SÜTÜ,
EMZİRME,
gripli emziren anne
Tıkalı Kanal ve Meme İltihabı
*Anne acı çeker, ateşi vardır,
* Memenin bir kısmı kabarıp sertleşmiş, üstündeki deri kızarmıştır,
* Tıkanmadan farkı genelde memenin bir kısmı etkilenmiştir,
Tıkanıklık sütün koyulaşmasına bağlı da olabilir, Tıkanma engellenmezse iltihaba yol açabilir. Meme başında çatlaklıkların olması bakterilerin meme dokusuna girmesini kolaylaştırıp meme iltihabına neden olabilir.
Kanal tıkanıklığının ve meme iltihabının en önemli nedeni memenin tümünden veya bir bölümünden süt boşalmasının yeterince olmamasıdır.
Memenin tümünden süt boşalmasının yetersiz oluşunun nedenleri:
-Annenin bebeğini seyrek emzirmesi. Örneğin; Annenin çok meşgul olup bebeğine az zaman ayırması,
-Annenin çalışmaya başlamış olması ve fazla stresli olması,
-Bir yolculuk vb. nedeniyle emzirme düzenindeki değişiklik olması,
- Gece uyuduğu yada düzensiz uyuduğu için bebeğin daha az emmesi.
-Bebeğin memeye doğru yerleştirilmemesine bağlı etkin emmemesi .
Memenin bir bölümünden süt boşalmasının yetersiz oluşunun nedenleri:
- Bebeğin etkin emmemesi ,
- Sıkı giyeceklerin baskısı,annenin özellikle gece sutyen giymesi veya memenin
üzerine yatarak süt kanalının tıkanmasına neden olması,
- Emzirme esnasında annenin parmaklarıyla memeyi fazla bastırması,
- Sarkık bir göğsün alt bölümünün iyi boşalmaması.
Öneriler:
-Bebeğinizi sık sık emziriniz,
-Bebeğinizin memenize doğru yerleştiriniz,
-Sütün akışını engelleyecek dar giysiler giymeyiniz,
-Bebeğinizi emzirirken parmaklarınızı fazla bastırmayınız,
-Memeleriniz sarkık ve büyükse, emzirirken yukarı kaldırmaya dikkat ediniz,
-Emzirmeye etkilenmemiş memenizden başlayınız,
-Her emzirmede bebeğiniz ve sizin için uygun olan pozisyonları deneyiniz.
-Meme iltihabı oluşmuşsa bazen bebek sütün tadı değiştiği için iltihaplı memeden
emmek istemeyebilir, bu durumda sütünüzü sağınız (Eğer süt memede kalmaya devam
ederse apse gelişebilir).
-Memenizin üzerine ılık havlu koyunuz,
-Memenize masaj yapınız.
Bebeklerin Ağlama Nedenleri
-Hızlı büyüyen bebek, birkaç gün çok acıkıp ağlar ve daha sık beslenmek ister. Bebek
bu birkaç gün istediği sıklıkta emerse süt miktarı da artar ve eski sıklıkta emmeye
devam eder.
-Annenin yediği bazı yiyecekler anne sütünden geçerek bebekte gaz yaptığı için ağrı ve
ağlama nedeni olabilir.
-Kola, kahve, çaydaki kafein süte geçip çocuğu rahatsız edebilir.
- Bebeğin uygun pozisyonda yerleştirilmemesi, emzirirken başının baskılanması,
memelerin çok dolu olması bebeğin ağlamasına neden olabilir.
- Bebeğin altının pis olması, ortamın sıcak ya da soğuk olmasından dolayı bebekler
rahatsızlık duyup ağlayabilir.
- Fazla ziyaretçiler, kucağa alma gibi durumlarda bebek yorulacağı için ağlayabilir.
- Doğumda forseps, vakum kullanılması ağrı yapabileceği için ağlama nedeni olabilir.
- Bebeğin hasta olması bebeğin ağlamasına sebep olan nedenler arasındadı
Anne Sütünün Sağılması Gereken Durumlar
- Anne işe gittiğinde bebeğin anne sütü ile beslenebilmesi için,
- Tıkanık yada fazla dolu memeyi rahatlatarak bebeğin memeyi almasını kolaylaştırmak için,
-Kanal tıkanıklığı veya süt birikmesini tedavi etmek için,
-Çökük bir meme başından emmeyi öğrenene kadar bebeği beslemek için,
- Memeyi istemeyen bir bebeği emmeden hoşlanana kadar beslemek için,
- Erken doğan veya düşük doğum tartılı ve başlangıçta ememeyen bir bebeği beslemek için,
-Anne yada bebek hasta olduğunda birbirinden ayrı ise bebeği anne sütü ile beslemek için,
- Anne bebeğinden uzaktayken süt akmasını önlemek için,
Anneler;
- Gerektiğinde sütünüzü sağabilmek için doğumdan 1-2 gün sonra sütünüzü nasıl sağabileceğinizi öğreniniz.
- Elle boşaltmak, süt sağmak için en iyi yoldur (Süt sağma makineleri de kullanılabilir).
Her anne kendi sütünü kendisi sağmalıdır
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
• Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besin, annenin kendi sütüdür. Her annenin sütü,
kendi bebeği için en uygun bileşimdedir.
• Emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması ve sık emzirme ile süt yapımı kolaylaşır.
• Erken emzirme ile annede doğum sonu kanamalar çabuk kesilir, memelerde şişme ve
iltihaplanma olmaz, loğusalık kolaylaşır.
• Anne sütü ile beslenen bebeğin D vitamini ve flor dışında hiçbir ek sıvıya, ek besine,
vitamine gereksinimi yoktur.
• Bebeğe ek sıvı ya da besinlerin verilmesi, annenin süt yapımını azaltır.
• İlk 6 ayda yalnız anne sütü ile beslenen bebekler sağlıklı büyür ve gelişirler. Başta ishal
olmak üzere mikroplu hastalıklara yakalanmazlar, bebeklik döneminden sonra da daha az
hastalanırlar.
• Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisi güçlenir, annenin bebeğini
benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanması kolaylaşır.
• Sağlıklı her anne bebeği için yeterli süt üretebilir.
Bu sayılanlar, çok küçük doğmuş ya da önemli bir hastalığı olanlar dışında, tüm bebekler için
geçerlidir
İKİNCİ ÇOCUK GELİNCE…
Pabucunun dama atılma korkusu, kardeşi olan her çocuğun korkulu rüyasıdır. Aileye yeni katılan her çocuk,ailesinin sevgisini kaybedip kaybetmeyeceğini sorgular
Pabucu dama mı atılıyor ..?
Pabucunun dama atılma korkusu, kardeşi olan her çocuğun korkulu rüyasıdır. Aileye yeni katılan her çocuk,ailesinin sevgisini kaybedip kaybetmeyeceğini sorgular. Anne babanın tavrı ile çocuk, hala sevildiğini veya artık istenmediğini düşünür.
Pek çoğumuz kardeşlerle birlikte büyürüz. Aile içinde en uzun süreli ilişkimiz anne-babadan çok kardeşimizle gerçekleşir. Acaba bu ilişki gelişim şeklini nasıl etkiler?
Yeni bir bebeğin dünyaya gelişi, aile ortamını değiştirir. Anneyle ilk çocuğun ilişkisi yeniden şekillenir, çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimi etkilenir.
Pabucunun dama atılma korkusu, kardeşi olan her çocuğun korkulu rüyasıdır. Aileye yeni katılan her çocuk,ailesinin sevgisini kaybedip kaybetmeyeceğini sorgular. Anne babanın tavrı ile çocuk, hala sevildiğini veya artık istenmediğini düşünür.
Pek çoğumuz kardeşlerle birlikte büyürüz. Aile içinde en uzun süreli ilişkimiz anne-babadan çok kardeşimizle gerçekleşir. Acaba bu ilişki gelişim şeklini nasıl etkiler?
Yeni bir bebeğin dünyaya gelişi, aile ortamını değiştirir. Anneyle ilk çocuğun ilişkisi yeniden şekillenir, çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimi etkilenir.
AİLENİN YENİ BİR ÇOCUK KARARI
Aile artık çocuklu bir hayata alışmış, anne ve baba kendi rollerine adapte olmuştur. İlk çocukların erken çocukluk döneminde, temel bakımı veren kişinin ( anne, anneanne, bakıcı ) çok önemli işlevi devam etmektedir. Çocuk temel duygusal ihtiyaçlarını ve psikolojik gelişimine esas oluşturacak hammaddeyi bu ilişkiden elde etmektedir. Babanın fonksiyonu diğer bir kaynak olarak önem taşımakta, ilişkisel tamamlayıcılığı ile aile biriminin bütünlüğünü sağlamaktadır. Belki de ilk çocuk büyümüş, okul öncesi eğitime, hatta ilköğretime başlamıştır.
Artık ailede yeni bir üyenin katılımı için uygun dönemdir… Neler değişecekti..? İlk çocukta yaşanan zorluklar bu sefer tecrübeyle aşılabilecek midir..? İki kardeşin arasında neler yaşanacaktır..? Çocuğumuz kardeşini kıskanır mı..? Ailede gerekli rol dağılımı nasıl olacaktır..? Annenin yeni durumu ne olacak, babaya ek sorumluluklar düşecekmidir..?
Bütün bu sorular değerlendirilmeli ve mutlaka hazırlık aşaması geçirilmelidir. Çünkü ilk kez ailenin gündemine; ilk çocuğun sağlıklı adaptasyonu ve kardeşlerin uyumu girer.
KARDEŞİNİ NASIL KABUL EDECEK?
Çocuğun pabucu dama atılmıştır. Artık kendisinden daha çok ilgi çeken ve ihtiyaçları öncelikle karşılanan başka bir ufaklık vardır.
Hayatındaki bu önemli hayal kırıklığı, anne-babanın davranışları ile temel bir yol ayrımına giredecektir. Ya kabul edilebilir şekilde yumuşayacak ve kendisinin sevgiyi-ilgiyi kaybetmediğini hissedecektir ya da gittikçe keskinleşecek ve artık sevilmediğini hatta istenmediğini yaşayacaktır.
Bu uyum zorlukları ile ilk çocuk-ebeveyn arasındaki ilişki birbirine parelellik gösterir. Örneğin, bazı araştırmalar anneden çocuğa eleştirel, negatif davranışların farkedilir derecede arttığını, ilk çocukta ise talepkar ve zorlayıcı davranışların fazlalaştığını, ebeveynlerle çocuk arasında mutluluk verici biraraya gelişlerin sayısal olarak azaldığını ortaya koymuştur.
Hayatındaki bu önemli hayal kırıklığı, anne-babanın davranışları ile temel bir yol ayrımına giredecektir. Ya kabul edilebilir şekilde yumuşayacak ve kendisinin sevgiyi-ilgiyi kaybetmediğini hissedecektir ya da gittikçe keskinleşecek ve artık sevilmediğini hatta istenmediğini yaşayacaktır.
Bu uyum zorlukları ile ilk çocuk-ebeveyn arasındaki ilişki birbirine parelellik gösterir. Örneğin, bazı araştırmalar anneden çocuğa eleştirel, negatif davranışların farkedilir derecede arttığını, ilk çocukta ise talepkar ve zorlayıcı davranışların fazlalaştığını, ebeveynlerle çocuk arasında mutluluk verici biraraya gelişlerin sayısal olarak azaldığını ortaya koymuştur.
ARTIK YENİ BİR AİLEYİZ
Artık evde yeni bir üye var. Herkes için zor zamanlar başlıyor. Yapılan araştırmalar, ilk çocukların önemli ölçüde stres yaşadığını gösteriyor. Çoğunlukla yeni bir kardeşin gelişi ile ilk çocukta artan problemler arasında doğrudan bir ilişki vardır; uyku, beslenme, tuvalet problemi, içine kapanma, anneye bağımlılık geliştirme ve artan kaygı gibi… Yerine göre anneden geri çekilme, bağımsızlığın azalması, anneye yönelik talepkar ve olumsuz davranışların artması, sık ve yoğun olarak gözüyaşlı olma, anneye sıkıca sarılma ve yakınında olma isteği gibi yeni durumlar gözlenir. Bazı çocuklarda ise bir kardeşin doğması olumlu ve olgunlaştırıcı bir deneyim olabilir ve ailedeki bu geçiş stresli olmasına rağmen faydalı gelişir. Bu bakışı destekleyen araştırmalar çocukların daha yetişkin davranışı; yani yeme ve tuvalet davranışlarında bağımsızlık, gelişmiş dil becerisi gösterdiğini ifade ediyor. İlk bakışta olumlu görünen bu davranışların farklı bir yorumu da , çocuğun sevgiyi kaybetmemek için çok iyi, çok yardımcı, çok sevgi dolu ve istekli görünmeye çalışabileceği yönünde.
Anne-babanın birbirleri ile ne kadar iyi geçindikleri de, kardeş ilişkilerini etkiler. Eşler arasındaki düşmanca, çatışmalı ilişkiler kardeşler arasındaki olumsuz ilişkiyle bağlantılıdır. Bağlantının biçimi direkt veya dolaylı olabilir. Dolaylı etkilenmeye örnek olarak ebeveynler arası çatışmanın çocuğun ihtiyaçlarına yeteri kadar yanıt veremeyen, tutarlı bir disiplin tarzı gösteremeyen anne-baba davranışı verilebilir. Direkt etki ise ebeveynlerin çatışmasına tanık olmanın küçük çocukta yol açacağı stres ve rahatsızlıktır.
Artık evde yeni bir üye var. Herkes için zor zamanlar başlıyor. Yapılan araştırmalar, ilk çocukların önemli ölçüde stres yaşadığını gösteriyor. Çoğunlukla yeni bir kardeşin gelişi ile ilk çocukta artan problemler arasında doğrudan bir ilişki vardır; uyku, beslenme, tuvalet problemi, içine kapanma, anneye bağımlılık geliştirme ve artan kaygı gibi… Yerine göre anneden geri çekilme, bağımsızlığın azalması, anneye yönelik talepkar ve olumsuz davranışların artması, sık ve yoğun olarak gözüyaşlı olma, anneye sıkıca sarılma ve yakınında olma isteği gibi yeni durumlar gözlenir. Bazı çocuklarda ise bir kardeşin doğması olumlu ve olgunlaştırıcı bir deneyim olabilir ve ailedeki bu geçiş stresli olmasına rağmen faydalı gelişir. Bu bakışı destekleyen araştırmalar çocukların daha yetişkin davranışı; yani yeme ve tuvalet davranışlarında bağımsızlık, gelişmiş dil becerisi gösterdiğini ifade ediyor. İlk bakışta olumlu görünen bu davranışların farklı bir yorumu da , çocuğun sevgiyi kaybetmemek için çok iyi, çok yardımcı, çok sevgi dolu ve istekli görünmeye çalışabileceği yönünde.
Anne-babanın birbirleri ile ne kadar iyi geçindikleri de, kardeş ilişkilerini etkiler. Eşler arasındaki düşmanca, çatışmalı ilişkiler kardeşler arasındaki olumsuz ilişkiyle bağlantılıdır. Bağlantının biçimi direkt veya dolaylı olabilir. Dolaylı etkilenmeye örnek olarak ebeveynler arası çatışmanın çocuğun ihtiyaçlarına yeteri kadar yanıt veremeyen, tutarlı bir disiplin tarzı gösteremeyen anne-baba davranışı verilebilir. Direkt etki ise ebeveynlerin çatışmasına tanık olmanın küçük çocukta yol açacağı stres ve rahatsızlıktır.
ÇOCUĞUMU KARDEŞİNİN GELİŞİNE NASIL HAZIRLAMALIYIM?
İlk çocuğun duygusal ihtiyaçlarının tam karşılanabilmesi için ilk 3 yıl anne sevgisinin yeni bir kardeşle kesintiye uğramaması önemlidir.
İkinci çocuk kararı verildikten sonra,özellikle anne, bir kardeşin gelişi ile ilgili yaşanmakta olan her aşamayı ilk çocuğa anlatmalı, yapılan hazırlıkları göstermeli. İlk çocuğun uyum sağlaması için gerekli geçiş döneminde yanında olmalıdır.
İkinci çocuk kararı verildikten sonra,özellikle anne, bir kardeşin gelişi ile ilgili yaşanmakta olan her aşamayı ilk çocuğa anlatmalı, yapılan hazırlıkları göstermeli. İlk çocuğun uyum sağlaması için gerekli geçiş döneminde yanında olmalıdır.
Kardeşin doğumuyla ilk çocukta görülebilecek olan, tamamlamış olduğu erken gelişim evrelerine geri dönüş davranışlarını ( parmak emme, yalnız kalamama, alt ıslatma ) tolere edebilmek gerekir.
Anne-babanı özellikle annenin çocuğuna sevgisini fiziksel ve sözel olarak ifade etmeye devam etmesi, ilk çocuğun yaşayabileceği gözden düşme tehdidine karşı sevginin sürdüğünü tasdik edecektir.
Kardeşin doğumundan sonra da anne gerçekçi olarak ilk çocuğuyla paylaşacağı zamanı ve şekli belirlemeli ve buna uymalıdır. Çocuk atlatılmamalı, ihtiyaçları ertelenmemeli ve tutulabilecek sözler verilmelidir.
Anne ve baba çocukların bakımında artan bir işbirliğine gitmelidir. Baba çocuklarla nitelikli zaman geçirmek için tutarlı olarak zaman ayırmalı,yaş grubunun özelliğine göre bakım, oyun, sohbet faaliyet paylaşımına olanak sağlamalıdır.
Büyük çocuğun yaş grubuna ve yetilerine göre,istekli olduğunda kardeşinin ihtiyaçlarında küçük işbirliklerine gidilebilir. Ancak bu durum, hiçbir şekilde yaşına uymayan bir beklentiye ve göreve dönüşmemelidir.
Temelde kardeş olsalar da,aynı ebeveynler tarafından yetiştirilseler de, iki ayrı insanın söz konusu olduğu, benzer yönleri olsa da çok farklı kişiliklerinin ve özelliklerinin olabileceği unutulmamalıdır.
Çocuklar arasında kıyaslama kesinlikle yapılmamalı, çocuğu utandıracak, üzecek, suçlu hissettirecek mesajlardan, şaka şeklinde bile olsa uzak durulmalıdır.
KARDEŞ EVE GELİNCE…
Bebek Eve Geldikten Sonra:
* Bebeğin eve geldiği ilk zamanlarda ilk çocuk aile içindeki statüsünü kaybettiğini düşünür. Herkes bebekle ilgileniyor, özellikle anne zamanının büyük bir bölümünü eve gelen küçük bebeğe ayırıyordur. Ayrıca geceleri de uykusuz kalan anne çok yorgundur ve ilk çocuğa, eskiden olduğu gibi zaman ayıramıyordur. Bu durumda babanın rolü çok büyüktür. İlk çocuğa ihtiyacı olduğu ilgiyi, sevgiyi vermelidir.
* Kardeş kıskançlığında en önemli nokta çocuğun bebek geldikten sonra artık eskisi gibi anne babası tarafından sevilip sevilmediğini düşünmesidir. Eğer ilk çocuk anne babanın tepkilerine, kendisine ve bebeğe olan davranışlarına bakarak artık sevilmediğini düşünüyorsa kardeşini daha çok kıskanacak, ona zarar vermek isteyecek, anne babaya karşı hırçın davranışlarda bulunacaktır. Ya da tam tersi bir reaksiyonla içine kapanacak, olaylara tepkisiz kalacak, kendi dünyasına çekilecektir. Eğer çocuk çok sessiz ise, kardeşine karşı hiç bir tepki vermiyorsa, sürekli çok uzun süreler kendi başına oynuyor, evdeki olan bitene ilgi göstermiyor, kısacası başka bir dünyada yaşıyor gibiyse mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Bunlar çocuğun bir depresyon yaşadığının belirtileri olabilir ve mutlaka terapi gerektirir.
* Eve bebeğin gelmesinden kısa bir süre sonra büyük çocuk gelişiminde geri adımlarolabilir. Altını tekrar ıslatma, emzik isteme, bebek gibi konuşma gibi davranışlarla çocuk tekrar bebek olma isteğini gösterebilir. Bu gibi durumlarda anne baba sakin kalmalıdır. Bu geçici bir dönemdir. Çocuğa gerekli ilgi ve şefkat gösterildiğinde bu dönemi atlatacak ve evde büyük çocuk olma statüsünü kabullenecektir.
* Büyük çocuk tekrar altına yapmaya baslarsa anne baba aşırı tepkilerden kaçınmalıdırlar. Bu çocuğun “Ancak bebek olursam benimle ilgileniyorlar” tahminini doğrulayacağı için , çocuğun bebek gibi davranmasını pekiştirecektir. Bunun yerine çocuk altına yaptığı zaman sakin bir ifadeyle “Tuvalete yetişemedin mi, olabilir bazen” demek yeterlidir. Çocuk tekrar altını bağlatmak isterse bu istek büyütülmemeli ve gerekiyorsa çocuğa bez bağlama kabul edilmelidir. Çocuk bunu büyük bir ihtimalle kabul etmeyecek etse de ilk denemede vazgeçecektir.
* Eğer altına yaparsan yine bez bağlarım gibi uyarılar çocuk için gurur kırıcıdır ve anne baba-çocuk arasındaki pozitif ilişkiyi zedeler.
* Çocuk tekrar biberondan içmek isterse, altının alınmasının, kremlenmesini isterse buna karşı çıkılmamalı ve aynı küçük bebeğe yapıldığı gibi büyük şefkatle ona da yapılmalıdır. Büyük çocuk bu şekilde istediğinde ona da aynı davranışların gösterildiğini görecek, sevildiğini hissedecek ve mutlu olacaktır. Anne babası tarafından sevilmesi için bebek olmasına gerek olmadığını anladığında ise bebek olma isteğinden vazgeçecektir.
* Anne ve babanın ilk çocukla yalnız başına zaman geçirmesi gereklidir. Çocuk hala anne babası için önemli olduğunu ona zaman ayırdığını hissetmelidir. Sürekli ağlayan bir bebek olmadan anne babasıyla oynayabilme, gezebilme imkanı yaratılmalıdır. Anne ve baba ayrı ayrı ilk çocuğa zaman ayırmalı ona hala sevildiği ve önemli olduğu hissi verilmelidir.
* Her ne kadar eve gelen bebek çok küçük, bakıma muhtaç ve savunmasız ise de ilk çocuk için de kolay bir durum değildir eve yeni bir kardeşin gelmesi. Bu nedenle ilk çocuğun da ihtiyaçlarının olduğu unutulmamalıdır. Küçücük bir bebek yanında ilk çocuklar birden anne babanın gözünde çok büyümüş gibi görünseler de ilk çocukların da ilgiye, sevgiye ihtiyaç olduğu hatta bu yeni dönemde daha çok ihtiyaçları olduğu unutulmamalıdır.
* “O küçük bir bebek, sen büyüksün” diyerek büyük çocuğun her şeye anlayış göstermesi beklenmemelidir. Rahat rahat oynayabileceği ortamlar yaratılmalıdır. Sürekli “Sus kardeşin uyuyor, yavaş” diye uyarı yapmak yerine çocukla bol bol dışarıya çıkılmalı, bebeği de bebek arabasına koymak suretiyle yürüyüşlere çıkılmalıdır. Böylelikle büyük çocuk sürekli dört duvar arasında sessiz olmak zorunda kalıp bunalmayacak, temiz havada rahat hareket etme imkanı bulacaktır. Bu ilerleyen zamanlarda kardeşler büyüdüğünde, tartışmaların çoğaldığı günlerde de mutlaka yapılmalıdır. Çocukları alıp dışarıya çıkmak herkesin sinirlerine iyi gelecektir.
* Küçük bebekler her ne kadar tatlı, sevimli de olsalar büyük çocuğun yanında sürekli bebekten bahsedilip, sürekli bebek ilgi odağı haline getirilmemelidir. Özellikle ilk başlarda buna çok dikkat edilmelidir. Özellikle eve gelecek misafirler önceden bu konuda uyarılmalıdır. Eve her gelenin direk bebeğe yönelmesi, hediyeler getirmesi, bebeği övmesi ilk çocuğun daha çok kıskanmasına ve kendisinin artık sevilmediğini düşünmesine neden olacaktır. Eve gelecek misafirlere büyük çocuğa da küçük bir hediye getirmesi rica edilebilir ya da anne baba evde birkaç küçük hediye bulundurup gelen misafirlerden bunları da büyük çocuğa vermeleri rica edilebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





