24 Ocak 2014 Cuma

Türkiye’nin İlk Probiyotik İçerikli Bebek Bakım Serisi BIOBABY






Bitkisel formüllü ürünleriyle bilinen B’iota Laboratuvarları, bu konudaki uzmanlığını bebek ürünlerine de taşıdı. B’iota Laboratuvarları Ar-Ge’sinde geliştirilen ve Almanya’nın önde gelen laboratuvarlarından Dermatest’te klinik testleri yapılarak piyasaya sunulan BIOBABY, Türkiye’nin ilk probiyotik içerikli Bebek Bakım Serisi olma özelliğine sahip.

Temizlik ve Hijyen Serisi, Günlük Bakım Serisi, Özel Bakım Serisi, Yenidoğan Serisi, Güneş Serisi gibi 5 farklı seri altında bulunan 17 adet üründen oluşan Biobaby’nin ürün yelpazesinde saç ve vücut şampuanı, temizleme mendilleri, losyon, bebek yağı, pişik kremi, konak şampuanı, atopik ciltler için şampuan ve krem, güneş koruyucuların yanı sıra yeni doğanlara özel bakım serisi de bulunmaktadır.

Bebeklerine özen gösteren annelerin sadece eczanelerde bulabileceği Doğal Anzer Kaynak Suyu kullanılarak üretilen BIOBABY, organik ve probiyotik içerikli olması, medikal duruşu ve yenilikleri nedeniyle rakiplerinden farklılaşıyor.



23 Ocak 2014 Perşembe

Teşekkür Ederim, Sessiz Çığlığımızı Duyduğunuz İçin!

***Sevgili Merve, İstanbul Florence Nightingale HastanesiTüp Bebek bölümünde her ay yaptığımız Tüp Bebek Anneleri Destek toplantısına katılmış ve deneyimlerini anneler ve anne adaylarıyla paylaşmıştı.Ona çok teşekkür ederim geldiği,deneyimlerini bizlerle paylaştı ve burada duygularını bizle paylaştığı için. Bundan sonra ki ilk toplantımız 2 Şubatta İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Tüp Bebek Bölümünde olacak. Sizde ücretsiz yapılan bu toplantımıza katılmak isterseniz bu yazının altına yorum bırakmanız yeterli olacaktır.

Eşimle, evliliğimizin ikinci yılında çocuk sahibi olmaya karar verdik ve ilk denemede, hamile olduğumu öğrendim. Ben, mutluluktan ayaklarım yerden kesilmiş halde, bebeğimizi kucağıma alacağım günleri düşlerken, bir gece yarısı, şiddetli mide bulantısı ve karın ağrısı ile uyandım. Henüz, hamilelik esnasında yaşanabilecek komplikasyonlardan haberim yoktu ve ağrılarımın ‘normal’ olduğunu sanıyordum.
Hastanede gözlerimi açtığımda,  yeni doğum yapmış annelerle aynı katta yatıyordum. İç kanama geçirmiş, acilen ameliyata alınmış ve ölümün kıyısından dönmüştüm. Ancak o anda asıl canımı yakan, çektiğim ağrılar değil, kulağıma gelen bebek sesleri ve bomboş olan kollarımdı
Bir yılın sonunda kendimi toparlamış olarak, tekrar bebek sahibi olmaya karar verdim. Bir kez daha hamile kalmam hiç zor olmadı. Ancak ikinci defa dış gebelik geçirmem ve bunun sonucunda tek tüpümün ameliyatla alınması, umudumu her geçen gün kaybetmeme sebep oluyordu. 
Bir kez daha denemek için cesaret toplamam, zaman aldı. 
Nihayetinde, eşimle, tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmaya karar verdik. Ancak, ilk denemenin sonunda negatif sonuç alınca, anne olmaya giden yolumun sandığımdan daha zorlu ve uzun olacağını fark etmeye başladım.
Yaşadığım hayal kırıklıkları ve içimde kopan fırtınalar, eskiden birçok şeyi paylaştığım arkadaşlarımdan uzaklaşmama ve içime kapanmama neden oluyordu. Ortak bir konu bulamıyor, onların ilgi alanlarına dâhil olamıyor, birlikte geçirdiğimiz zamandan keyif alamıyordum. 
İkinci ve üçüncü tedavilerimde peş peşe aldığım negatif sonuçlar da, dışarıdaki dünyadan tamamen kopmama sebep oldu. Arkadaşlarım art arda hamile kalıp, birbirleriyle bu mutlu haberi paylaşırken, ben bir köşeden olan biteni izliyordum. Sanki farklı bir dünyaya aittim ve orada benden başka kimse yoktu. Kendimi yapayalnız, eksik ve ümitsiz hissediyordum. 
Artık tüm günümü internet başında, tüp bebek başarı hikâyeleri arayarak geçiriyor, aynı yoldan geçen birileriyle konuşmaya ihtiyaç duyuyordum. Ünlü tüp bebek doktorlarının ve psikologların kliniklerini aramaya başladım. Benimle aynı duyguları paylaşan biriyle konuşmaya, “arkadaşım, seni çok iyi anlıyorum”u duymaya öyle ihtiyacım vardı ki!
Ama mümkün değildi, bulamıyordum. Koskoca İstanbul’da bir Allah’ın kulu, böyle faydalı bir toplantı düzenlemiyordu!
Nihayet, internette ünlü bir yazarın tüp bebek macerasına denk geldim. 6. tüp bebek denemesinden sonra hamile kalmış ve bu yolculuk esnasında bankacılık kariyerine son vererek, kendisine faydası dokunan meditasyonların Koçluk eğitimini almış, başkalarına da yardımcı olmaya karar vermişti. Beni, ondan daha iyi kim anlayabilirdi?
İçimde yeniden yeşeren bir umutla, ofisini aradım ve sadece konuşmak istediğimi belirttim. Ancak iki ay sonraya randevu verebiliyorlardı. Vazgeçmedim ve uzaktan akrabası olan bir arkadaşımı devreye sokarak, acil randevu almayı başardım. 
İlk seansta, geçtiği zor yolu, yaşadığı güçlükleri, fedakârlıklarını, azmini ve nihayetinde en büyük arzusuna kavuşmasını gözlerim dolu dolu, içime sindirerek dinledim. Ofisinden çıkarken yüzümde kocaman bir gülümseme, önümde yeni bir yol, içimde yepyeni bir umut vardı. Yalnız değildim. 
4. tüp bebek denemesinden önce, beynimi boşaltmaya, ruhumu dinlendirmeye ve vücudumu yeni sürece hazırlamaya karar verdim. 
Yaptığım kişisel meditasyonlar, Kıbrıs’ta aldığım nefes terapisi ve akupunktur tedavisi sonunda dinlenmiş, huzur bulmuştum. Hiçbir zaman ulaşamayacağımı düşündüğüm, hatta bahsi geçtiğinde bile tüylerimi diken diken eden yere gelmiştim işte… Ben, çocuk sahibi olmasam da bir bütündüm, tamdım, eksiksiz bir kadındım.
Son transfer öncesinde, kitap okuyor, hiçbir şeyin kafamı kurcalamasına izin vermiyordum. Hatta gününden önce test yapılması için ısrar eden ben, bu sefer teste gitmeyi bile son ana bırakmıştım. İlk defa yana yakıla doktoru aramak yerine, sakince onun beni aramasını bekledim. 
Nihayet mutlu haberi aldığımda, kafamda hiçbir soru işareti olmadan, bu sevincin kollarına bıraktım kendimi. ‘HAMİLEYDİM’. Ben, anne olacaktım. 
Tüp Bebek sürecinde yıpratıcı badireler atlatmış, canı yanmış ve dönem dönem umutsuzluğa kapılmış biri olarak, benzer deneyimler yaşayanları çok iyi anlıyorum. Bebeğime giden yolda sosyal çevremi kaybettim, işimde sorunlar yaşadım ve kendimi yapayalnız hissettim.  Bu yüzden daha önce yüz yüze tanışmadığım Esra Hanım’ın ‘Tüp Bebek Destek Toplantısı’ davetini içeren fotoğrafını gördüğümde, internet başında destek bulabilmek için harcadığım saatler, yaşadığım iniş çıkışlar ve atlattığım engeller gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Birileri bir zamanlar attığım sessiz çığlıkları nihayet duymuştu. Kendisine hemen mesaj attım ve iki elim kanda olsa katılacağımı bildirdim. Asla, ‘ben sıramı savdım’ diye bir kenara çekilmeyi düşünmedim. 
Toplantıya katıldığımda bir kez daha gördüm ki, zorlu yollardan geçen anne adaylarını bir araya getirerek deneyimlerini paylaşmalarını, bilgi alışverişinde bulunmalarını ve rahatlamalarını amaçlayan bu organizasyon, herhangi bir kar amacı gütmüyor, aksine, Esra Hanım’ın liderliğinde, anne adaylarının endişelerine tatlı bir dille son veriyordu. 
Kalbinin güzelliği yüzüne yansımış olan Esra Hanım’ı ve ekip arkadaşlarını, düzenlemiş oldukları bu verimli toplantı için, binlerce kez tebrik ederim. 
Teşekkür ederim, sessiz çığlığımı duyduğunuz için.
Teşekkür ederim, arkadaşlarıma destek olduğunuz için.


MOM'S NİGHT OUT TÜRKİYE :))




Dün gece çok güzel bir etkinlikteydim. Müzisyen anne Ahu'nun davetlisi olarak Mom's night out Tr 'nin ilk tanıtım etkinliğindeydim. Anneler çocuksuz eğleniyor,mantığı ile yola çıkarak diğer blogger ve girişimci annelerle birlikteydik.  Mom's Night Out Tr her ay olacak. Sosyal medyadan duyurular olup, minik katkı payı ile hepimiz ayda bir eğleneceğiz. İnanın çok eğlendim.

Müzisyen Anne Ahu Etiler Kids Müzik Class isimli müzik okulu var ve tanıdığıma çok memnun oldum.Çok sıcak ve tatlı:)) Sevgili Ahu'a Vitringez yani modanın Google sloganıyla açılan muhteşem site sahibi Natali Yeşilbahar da eşlik ediyordu.Dün gece ki etkinliğin iki ev sahibi güler yüzlü ve misafirpeverdi.. Natalli 'i MomZ de dinlemiş ve çok etkilenmiştim.Tanıştığım için de çok sevindim.Çok güzel bir girişim; Vitringez. Girip bir bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim..





Ben çok eğlendim..Önümüzdeki ayı dört gözle bekliyorum...


Mom's Night Out Tr takip etmek isterseniz;


https://twitter.com/Momsnightouttr‎
https://www.facebook.com/momsnightouttr/posts/440665069390184
http://instagram.com/Momsnightouttr

CNR EXPO DA MOTHER BABY KİDS SHOW 2014 DE İNTERNETANNELERİ STANDINDAYDIM!!








Sevgili İnternetanneleri her zaman olduğu gibi bu fuarda da bana destek oldular.Pazar günü standlarında Emzirme ile ilgili soruları cevapladım.

Bu fırsatı bana verdikleri için çok teşekkür ederim:))

22 Ocak 2014 Çarşamba

HARİKA DOĞUM ALETİNİZ : RAHİM





Rahimniz bebeğinizi doğurmanıza yardımcı olmak üzere mükemmel şekilde tasarlanmıştır. Korkunun yükünden kurtulduğu zaman rahmin nasıl doğal şekilde işlediğini anladığımızda, daha kolay, daha rahat doğum kavramı anında belirginleşiyor, dolayısıyla da ulaşılabilir hale geliyor. Bu çok kısa açıklama  ve dış görünüm resimleri aslında bütün programınızın özünü oluşturuyor. Dalgalar sırasında işbirliği yapacağınız şey, tam olarak bedeninizin işte bu işleyişidir. Doğum kasları bu şekilde mükemmel uyum içinde çalışacak şekilde tasarlanmıştır.
Rahimde 3 kas tabakası vardır. Bizi ilgilendiren 2 tabaka , dikey (aşağıdan yukarıya bebeğinizle hizalanmış) kaslara sahip dış tabaka ile yatay şekilde ( bebeğinizi çevreleyen) kaslara sahip iç tabakadır.
İç tabakanın dairesel kasları rahmin alt bölümünde bulunur. Resimlerin de gösterdiği gibi , dairesel kaslar rahim ağzı denilen rahim açıklığının veya boynun hemen üzerinde yer ala en kalın kaslardır. Rahim çıkışının açılarak bebeğin kolayca aşağı doğru hareket etmesine,rahim boyunca ilerleyip doğum kanalına çıkmasına izin vermek amacıyla daha kalın kasların gevşeyip incelmeleri gerekir.
Rahmin dış tabakasındaki daha fazla güçlü kaslar dikey liflerdir ve üst kısımda yoğunlukları daha fazladır.Rahmin arkasından yukarıya uzanırlar ve üst kısmının üzerinden geçerler. Bu kaslar gerilip rahim boyundaki gevşemiş dairesel kasları yukarı çekerler,rahmin kenarlarının giderek incelip genişlemesine neden olurlar.Neredeyse bir dalga hareketiyle, uzun kas şeritleri bebeği rahim boyunca aşağı ve nihayetinde rahim dışına sürüklemek için kısalıp kasılır.
Biz yaptığımız Doğuma Hazırlık eğitimlerin de sizlere öğrettiğimiz yavaş nefes teknikleriyle bu doğum kaslarıyla uyumlu çalışmanıza yardım etmeye çalışıyoruz. Evde günlük olarak yapacağınız gevşeme alıştırmalarıyla birleştiğinde bu, bedeninizi,kasılmaları daha etkili hale getirebilecek ve kasılma sürecinizi ciddi ölçüde kısaltabilecek olan gevşek bir duruma getirmeyi öğrenmenize yardım edecektir.

21 Ocak 2014 Salı

HADİ HAM YAP ANNE:))



Emzirenannelerden tanıdığım iki güzel anne Dalya ve Filiz çok güzel bir işe başladı. Ben  de size bahsetmek istedim:




Hadihamyap.com fikri nasıl doğdu, nasıl gelişti ?

Biz Emziren Anneler mail grubunda tanıştık ve “anne eksenli girişimcilik projeleri yapalım, herkes elinden en iyi hangi iş geliyorsa ve kalbinden ne geçiyorsa onu yapsın mutlu olsun” diye yola çıkan kalabalık bir ekiptik en başta.. Dalya ve ben gönlümüzü mutfağa vermişiz bir kere, yollarımız kolaycacık kesişti.. Zaten hemen farkettik ki zaten bu proje olmadan da biz çocuklarını sağlıklı ve doğal  şekilde beslemeye ve büyütmeye çalışan anneleriz.. Eşlerimizden de tam destek alınca ve Dalya’nın eşi “fikir babamız”, benim eşim de “isim babamız” olunca Hadihamyap.com ana hatlarıyla şekillenmiş oldu.

Kendi mutfaklarımızda pişirdiğimiz ürünler için “Kendi çocuklarımıza yedirmediğimiz hiçbir gıdayı satmamak” mottosuyla hareket ediyor; “Organik/ekolojik tarım ürünlerinden yapılmış, içinize sinerek çocuğunuza yedirebileceğiniz sağlıklı ve lezzetli atıştırmalıklar” hazırlıyoruz.

Neden mi?

Çünkü çocuğunuzun aldığı gıdalar, kişiliğini ve düşüncelerini de etkiler. Yani sizin kalsiyum deposu sandığınız hazır meyveli bir yoğurt, çocuğunuzu huysuz, söz dinlemez, hiperaktif yapabilir…  GDO’lu mısır şurubuyla yapılmış, içine koruyucu maddeler katılmış bir kek, çocuğunuzun zeka gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Her çocuk atıştırmayı sever..  Ama çocuklarımıza ancak çocukluk çağlarından itibaren verebileceğimiz “sağlıklı olanla sağlıksız olanı ayırma ve tercih edebilme” alışkanlığını da çok ama çok önemsiyoruz.

Nelere dikkat ediyoruz ?

Birinci önceliğimiz kullandığımız hammaddeler.. Un, süt, yoğurt, sebze, meyva, yağ... Tümünü Türkiye'nin en temiz tarımının yapıldığı topraklarda, kimyasal gübre ve GDO’lu tohum kullanmadan, sadece yerli tohumlarla üretim yapan yerel çiftçilerden tedarik ediyoruz. Çiğ süt kullanıyor ve yoğurdumuzu evlerimizde kendimiz  mayalıyoruz.

Şeker konusunda ise karar vermek bizi de oldukça zorladı aslında.. Önceleri balla veya pekmezle tatlandırılmış atıştırmalıklar yapmak üzere yola çıkmıştık ancak bal ve pekmezin yüksek ısıya maruz kalması sonucu ortaya çıkan istenmeyen maddelerden haberdar olduktan sonra “organik şeker” konusunu araştırdık. Türkiyede malesef organik şeker üretilmiyor ve kullandığımız şekerin tamamı rafine ediliyor ve beyazlatılıyor. Oysa biz bunun da sağlıklı olanını araştırdık ve yurt dışından organik rafine edilmemiş ve beyazlatılmamış şeker kamışından üretilen esmer şeker getirtiyoruz. Şimdi tüm tatlı ürünlerimizde (Granola tipler hariç, onlarda şeker yok zaten) bu şekeri kullanıyoruz. Şeker konusundaki tercihimizi niçin bu şekilde kullandığımızı ünlü onkolog Prof.Dr.Erkan Topuz'un ağzından okumak için "Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa" başlıklı şu yazısını da paylaşmak isteriz : http://www.gidahareketi.org/Rafine-Seker-Zehir,-Dogal-Seker-Sifa-750-haberi.aspx

"Kendi çocuklarımıza yedirmeyeceğimiz hiçbir gıdayı satmıyoruz" derken hassasiyetimizin sadece kullandığımız malzemelerle sınırlı kalmadığını, hijyenik olarak da çok dikkatli çalıştığımızı, birer anne olarak had safhada titiz davrandığımızı özellikle vurgulamak isteriz.

Sonuç itibariyle çocuğunuzu çocuğumuz gibi görüyor, O’nun gelişimi için en sağlıklı, en lezzetli atıştırmalıkları hazırlıyoruz.

Peki ya teslimat ?

İstanbul içine özel kurye ile gönderim yapıyoruz. Zira özellikle kurabiye grubumuz pek gevrek, pek kırılgan.. Ama siteyi açtığımızdan beri şehir dışına gönderim olmayacak mı diye de sorular gelmeye başladı.. Biz de şehir dışına Kurbiye gurupları hariç diğer ürünlerimizi kargo ile gönderebileceğimiz bildirdik..



www.hadihamyap.com
Instagram : @hadihamyap
Twitter :  @hadihamyap
Facebook : https://www.facebook.com/Hadihamyap

17 Ocak 2014 Cuma

4Yaş Çocuğun Psikolojik Gelişimi

Her çocuk için birebir aynı olmasa da, sağlıklı çocuklar kendilerinden beklenen fiziksel ve motor gelişmeyi göstererek büyürler. Ancak bu arada sürekli değişen psikolojilerine de dikkat etmek gerekir. Çünkü 2 yaşında her şeyi ağlayarak elde etmeye çalışan çocuğunuz 3 yaşına geldiğinde sizi memnun etmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor olabilir. 5 yaşında sürekli onu sevip sevmediğinizi sorup, 6 yaşında birden bire başarısızlıkları artabilir.
Gerek okulda gerekse evde uygun biçimde çocuk eğitimi ve çocuk yetiştirme, çocuğun yaş gelişim özelliklerini dikkate almayı gerekli kılar. Farklı yaş gruplarına göre; değişen davranışları ve gelişime bağlı karşı koyuşları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.
Bebeklik döneminin bittiği, çocukluk döneminin başladığı ve 6 yaşına kadar sürecek bu okul öncesi evrenin başlıca gelişimsel görevi çocukların kendi yeterliliklerini sergilemekte ısrar ederek kendi insiyatiflerini elde etme çabalarıdır. Bu yaş dönemi çocuğu, artık anne babanın beklentileri doğrultusunda davranmak yerine evin patronu olup istediklerini anne babaya kabul ettirmek çabasındadır.

4 yaş
Karşı gelme yaşıdır. Çocuk isteklerine karşı gelindiğinde, yetişkinlerle uygunsuzca, az çok kaba bir uslupla konuşabilir ve oyun arkadaşlarıyla kavga edebilir. Sınırları zorlar, yetişkin otoritesine meydan okur. Tahrik edildiğinde vurur, tekme atar, mutlu olmadığında bulunduğu ortamı terk etmek ister. Şamatalı güler, yüksek sesle ağlar, duygularında uç noktalarda dolaşan bir değişkenlik görülür. Kaba sözcükler kullanmaktan hoşlanır.
4 yaşındaki çocuk özellikle aynı cinsten olan aile bireyiyle çatışma yaşar.
Bu yaş çocuğuna, doğru ve yanlış kavramları verilmeye başlanmalıdır. Gerektiğinde kendi odasına göndermek veya bir tv programı seyretmesini engellemek gibi basit cezalar uygulanabilir. Ancak, çocuğun niçin ceza aldığını bilmesi gerekir. Çünkü cezalandırılmasının sebebini merak eder ve bu açıklanmazsa kendisine haksızlık yapıldığını düşünebilir.
Daha fazlası için;