11 Ağustos 2011 Perşembe

DOĞUMDAN SONRA Kİ İLK GÜNLERDE .....

Doğumdan sonraki ilk 4 gün...


BEBEĞİNİZİ YAKININIZDA TUTUN, SIKLIKLA EMZİRİN!!

Sonunda bebeğinizle buluşmanız, çok heyecan verici! İlk günlerde, emzirmenin nasıl bir süreç izlediğini bilmek ister misiniz?
Doğumdan 4. güne kadar olan döneme ait temel bilgiler şunlardır:

EĞLENCELİ GERÇEKLER

• Yenidoğan bebeğin midesi, bir bilye kadar küçüktür.
• Doğumda, tam da bu mideyi dolduracak, yeterli miktarda sütünüz vardır.

• Memeleriniz asla boş değildir.

• Emzirme deneyimi başarılıysa bebekler, su ve formül süte ihtiyaç duymazlar.

• Sık emzirmek, daha çok sütünüzün gelmesini sağlar.

• Sık emzirmek, memelerinizin şişmesini engeller.
• Bir anne, her koşulda ikiz, üçüz ve daha çok bebeği için yeterli süt üretir.

Bebeğinizin teninin, teninizle temasta olmasına özen gösterin. Emzirme daha kolay olur ve daha çok süt üretirsiniz.

NE BEKLENMELİ?
• Çok emziriniz.
• Meme başınız, ilk dakikalarda hassaslaşabilir, sonra iyileşir.
• Bebeğiniz, huzursuzlaşırsa her bir memenizi bir kereden fazla emebilir.

• Her gün 1 ila 2 ıslak ve dolu bez çıkmasını bekleyebilirsiniz.

İlk 4 güne kadar, kilosunda, % 10’a varan azalma normaldir.

ÖĞRENİLECEKLER

• Uzanarak emzirme egzersizleri yapın. Böylelikle bebeğinizi beslerken dinlenebilirsiniz.

• Bebeğinizin, memenizi tam olarak, kahverengi kısımla beraber ağzına almasını sağlayınız. Acı ya da ağrı hissederseniz, yardım isteyiniz.

• Her gün, en az 8 kez emmesini sağlayınız. Arka arkaya emzirme yapılabilir. Gerekiyorsa, uyandırın.

Emzirme konusunda nasıl yardım alabileceğinizi bulunuz.

İLK GÜNLERDE YARDIM İSTEMEYİ GEREKTİRECEK BAZI SEBEPLER


• Emzirme sürekli ya da çok acı veriyorsa.
• Bebeğiniz, doğum kilosunun % 10’unundan daha çoğunu kaybettiyse...

O ZAMANLARDA BANA DA EMAİL ATABİLİRSİNİZ.. BİRLİKTE ÇÖZÜM YOLLARI BULABİLİRİZ!!!
ertugrul.esra@gmail.com

UYKU MELEĞİ

Geçenlerde ortak bir proje hazırlamak için İlkiz ile buluştuğumda , çocuklarımızdan bahsederken ismini duyduğum, Seride Samurkaş Karaç'dan biraz bahsetmek istedim.







Annelerin çoğunun yaşadığı çocuğundaki uyku problemini kendisi de yaşamış. Birçok yollar denemiş ve sonunda   Çocuk uyku düzeni bozuklukları konusunda Amerika’da The Sleep Lady ® olarak tanınan Kim West’den eğitim almış.Bunun üzerine öğrendiklerini bizlere anlatabilmek için http://www.uykumelegi.com/ üzerinden gerekse http://www.annelerindunyasi.com/ 'dan genel bilgiler vermekteler.. Ayrıca ihtiyaç duyan ailelere uyku danışmanlığı ve koçluğu hizmetleri de vermekte....

Eğert sizlerin de ihtiyacı varsa sitesinden yazıları takip edebilir, gerekirse de danışmanlık alabilirsiniz.


10 Ağustos 2011 Çarşamba

ANNE SÜTÜNÜ ARTIRMANIN YOLLARI




Ilk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içerir ve beraberinde başkaca bir gıda verilmesi gereksizdir. Bebeğinizin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan en iyi şekilde korunmasını istiyorsanız; bebeğinize mutlaka anne sütü vermelisiniz, yani doğal beslenmeden uzaklaşmamalısınız. Ayrıca her annenin kendi sütü bebeğinin erken, zamanında veya geç olarak doğmuş olmasına bağlı olarak içeriği değişmekte; sonuçta: her annenin sütü özellikle kendi çocuğunun en ideal besin kaynağı olmakta ve başkaca hiç bir besin onun yerini dolduramamaktadır. Ancak annelerin büyük bir çoğunluğu önemli bir yanılgıya düşmektedirler, bunun en büyük sebebinin annelerin bebeklerine karşı duydukları aşırı sevgi ve koruma isteğine bağlı olmasına karşın, sonuçta bebeklerine istemeden çok büyük bir zarar vermektedirler. Bu yanılgı bebeğinin doymadığı kanısıyla ek gıdalara başlanmasıdır. Unutulmamalıdır ki; ağlamanın tek sebebi acıkmak değildir, bunun birçok sebebi olabilir. Örneğin; bebek daha çok kucaklanmak sevilmek isteyebilir, bazı bebekler memeyi sırf keyif için emmek isterler veya bebeğin bir rahatsızlığı olabilir( gaz sancısı, ateş vs.). Bebeğinize kendi sütünüzün yetmediğine lütfen tek başınıza karar vermeyiniz, bu karar için aile büyüklerinizle ve en önemlisi bebeğinizin doktoru ile görüşmelisiniz. Sütünüzün yeterince gelmesi için şu konulara azami dikkat göstermelisiniz:

1- Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz.

2- Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz.

3- Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

4- Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdaları, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir.

5- Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

6- Geceleri emmek isteyen bebeği annenin emzirmesi çok önemlidir. Bu durum hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemlidir. Geceleri emzirmenin anne açısından güçlüğü ve nahoş durumu nedeniyle babanın ve aile büyüklerinin bu konuda anneye yardımcı ve destek olması çok yararlı olacaktır. Zaten bu nahoş durum 2. ayın sonuna doğru yavaş yavaş ortadan kalkacak ve geceleri emme ihtiyacı azalacaktır. Ancak bu konuda bazen aileler büyük bir yanlışlık yapmaktadırlar. Geceleri emzirmek yerine biberon ile beslemektedirler. Böylece hem annenin süt verimi azalmakta, hem çocuğa mikrop kaynağı olabilecek doğal olmayan beslenme yapılmakta hem de bebek en yararlı olan anne sütünden mahrum bırakılmaktadır.

7- Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir. Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan ( pekmez, bal, reçel gibi...) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır.

8- Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir.

9- Her emzirmede bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır.

10- Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.







Çocuklarla El Ele Ebeveynlik


Anneysen.com 'dan tanıdığım İlkiz çok yararlı eğitimler veriyor. Bunlardan biri de "Çocuklarla El Ele Ebeveynlik"..
İlkiz yurtdışında çok güzel eğitimler alıp,Ebeveyn ve Aile Koçu olarak çalışmaya başlamış.Çok yararlı olan ve benim de severek takip ettiğim ''annebabaokulum.blogspot.com'' adlı bloğu da var.

Alternatif Anne ile işbirliği yaparak Alternatif anne üyelerine çok özel fiyata 7 hafta süren ikişer saatlik atölyelerden olaşan  eğitimi Alternatif Anne Eğitim Seminerleri  eğitimi verecek. Siz de Alternatif Anneye üye olup, bu fırsattan yararlanın derim:))






KATILMAK İSTERSENİZ:

Tarih: 18 Eylül, 25 Eylül, 2 Ekim, 9 Ekim, 16 Ekim, 23 Ekim, 30 Ekim


Pazar günleri saat:13:00- 15:00

Yer: Nispetiye Aytar Cad. No:22 Başaran Apt. D:12 Levent/Istanbul

Bilgi ve Rezervasyon için : ilkiz@cocukluyasammerkezi.com
















9 Ağustos 2011 Salı

ALTUĞ BUGÜN ANAOKULUNDA:))

Kaç zamandır düşünüdüğüm şey bugun gerçek oldu. Küçük oğluşum artık büyüdü ve okula başladı. Altuğ Bostancı da Kırmız Balık Anaokulunda oyun grubuna başladı.


Geçen hafta izinli olduğum zaman gidip, Güner Hanımla tanışmış ve Altuğ için deneme dersi yapmıştık. Orada çok mutlu olduğunu görünce, babasıyla karar verdik.
Bugün de oğluşumun ilk günüydü. Necla Teyzesiyle beraber okula başladı. Haftada 3 gün ve 10:00-12:00 saatleri arasında devam edecek.






Etrafımızda ne park ne de Altuğ yaşıtı çocuk olmadığı için oyun grubunun Altuğ'unun gelişimi için yararlı olacağını düşündük. Günler geçtikçe bakalım neler olacak.
Sağolsunlar, Altuğ'unun ilk gününden fotoğraflar çekip, e-mail göndermişler. Resimleri görünce ben ve babası , çok sevindik..Oğlumuz artık büyümüş ve okula gidiyor::))

Teşekküler Kırmızı Balık:))

8 Ağustos 2011 Pazartesi

SAĞLIK BAKANLIĞI YÜKSELEN SEZERYAN ORANLARINI DÜÜRMEK İÇİN EYLEM PLANI HAZIRLADI

Sezaryenle doğum, ülkemizde son 12 yılda tam 3 katına çıktı. Artık neredeyse her iki kadından biri sezaryenle doğum yapıyor. Uzmanlar ise sezaryenin bir ameliyat olduğunu ve zorunlu haller dışında mutlaka normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini söylüyor.

REKOR KAYSERİ'DE


Sağlık Bakanlığı AÇSAP verilerine göre geçen yıl Kayseri'de sezaryenle doğum diğer illere göre 1,5 kat fazla gerçekleşti. Kayserinin ardından gelen Ordu, Giresun, Rize, Kırşehir, Eskişehir, Sakarya, Düzce, Kocaeli, Edirne, Çanakkale, İzmir, Uşak, Denizli, Muğla, Antalya, Osmaniye'de ise diğer illere göre bir kat fazla sezaryenle doğum gerçekleşti. Bu veriler Sağlık Bakanlığı ile Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'ni harekete geçirerek ortak bir eylem planı oluşmasını sağladı. Alınan ortak kararla 2013 yılına kadar Türkiye'deki mevcut sezaryen oranlarının azaltılması planlanıyor.





Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda kısıtlama getirmek istediği sezaryen doğumlar, son olarak 9’uncu Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi’nde gündeme geldi. Kongrede Sağlık Bakanlığı’yla sezaryen oranlarını azaltmak amacıyla yapılan ortak eylem planını açıklayan Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, yüzde 48 olan sezaryen oranlarının 2013’te yüzde 35’lere düşürülmesinin öngörüldüğünü söyledi. Sezaryenin en çok eğitimli kesim tarafından talep edildiğini ve büyükşehirlerde sezaryen oranlarının arttığını
vurguladı.
Miiliyet cadde ile röportaj yapan Prof. Dr. İsmail Mete sorulan sorulara cevap vermiş:

* Türkiye’de sezaryenin bu kadar sık yapılmasının nedenleri ne?
Türkiye’de malpraktis yönünden en sık dava açılan alan kadın doğum. Yine Yüksek Sağlık Şurası’nda en çok dosyası olan hekim grubu jinekologlar. Doğumda karşılaşılabilecek anne ve bebeğe ait komplikasyonlardan kaçınmak, normal doğuma bağlı sorunlardan uzak kalmak için doktorlar sezaryene yönelebiliyor. Bu, sezaryen oranlarının artışında etkili. Aynı zamanda sağlık politikalarındaki değişiklik- ler, özel hastanelerle yapılan anlaşmalar ve hekimlere getirilen performans sistemi sezaryenin artışında rol oynadı. 2002’de yüzde 21 olan sezaryen oranı bugün yüzde 48’lere çıktı. Ne oldu peki? Sağlık sistemi değişti. Sezaryen artık en çok SGK anlaşmalı özel hastanelerde yapılıyor. Bunda Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın da etkisi var.

* Sezaryene ne zaman başvurulmalı?
 İlk doğum sezaryenle olmuşsa ikinci doğum da genelde sezaryenle gerçekleştiriliyor. 37’nci haftada çatı muayenesi yapılır. Burada darlık var mı yok mu, saptanır. Kadının çatısı darsa sezaryene karar verilir. Doğum yolunun kapalı olması, gebelik zehirlenmesi, tansiyon yüksekliği, bebekte gelişme geriliği ve anormallikler, kanamalar, bebek ya da anne hayatının önceden tahmin edilebilen ya da edilmeyen tehlikeye girmesi, daha önce geçirilen ameliyatlar, dört kilonun üzerinde iri bebek gibi nedenlerle sezaryen yapılıyor.

* Sağlık Bakanlığı’yla sezaryen oranlarını düşürmek amacıyla yaptığınız ortak eylem planı neler içeriyor?
Ebe eğitiminin ve ebe sayısının artırılması. Doğumhanelerin yeniden düzenlemesi, doğum salonlarından doğum odalarına geçilmesi. Odaların tek kişilik olması. Artık kimse 15 kişinin bağırdığı odalarda normal doğum yapmak istemiyor. Gebe okullarının ve epidural anestezinin yaygınlaştırılması. Ve normal doğum fiyatlarının özendirilmesi gerekiyor. Kadın doğumcuların en önemli sorunu malpraktis. Bu konuda düzenlemeler yapılmalı.


* Anne her koşulda sezaryende ısrar ediyorsa ne yapılmalı?
Hekim normal doğum ve sezaryenin avantajla dezavantajlarını anlatmalı. Bunu anlatırken de normal doğumun tarafında olmalı. Buna rağmen korkular devam ediyorsa psikolojik danışmanlık verilmeli. Anne hâlâ sezaryen istiyorsa o zaman bireysel haklara saygı duyulmalı. Annelere yönelik bilgilendirme sadece gebelik döneminde yapılmamalı. Üreme sağlığıyla ilgili bilgiler okul çağından itibaren verilmeli.

SEZARYENiN ARKASINDAKi TIBBi NEDENLER


Türk Jinekoloji Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Atıl Yüksel, sezaryendeki artışın arkasına pek çok tıbbi neden sıralanabildiğini belirterek bunları şöyle açıkladı:

* Sezaryen ve anestezi tekniğindeki gelişmeler,

* Bebeğin ters gelişi gibi çeşitli tıbbi durumlara sunulan güncel yaklaşımların daha fazla sezaryen gerektirmesi,

* İleri yaş gebeliklerinin sıklaşması,

* Bebeğe en az zarar verme çabası,

* Anne isteğiyle sezaryenin nedenleri arasında normal doğum korkusu, doğum zamanını planlama arzusu, normal doğum sonrasındaki cinsel yaşamın olumsuz etkilenebileceği yönündeki inanç ve bebeğin sezaryenle daha sağlıklı olarak doğacağı yönündeki kanı.


2008'DE ÇEŞiTLi ÜLKELERDEKi SEZARYEN ORANLARI

İngiltere %22

Danimarka %20

Fransa %19

Almanya %28

İtalya %38

Norveç %17

Romanya %22

İspanya %25

ABD %30

Türkiye %37

29 Temmuz 2011 Cuma

Ceyda Düvenci mucizesi Melisa’yı Yeni Anne’ye anlattı


Zengin içeriğiyle annelerin ve anne adaylarının yaşam rehberi olan Yeni Anne, Ağustos sayısında Ceyda Düvenci ile röportaj yaptı. Zorlu hamilelik ve doğum süreci ile anne olmanın mutluluğunu anlatan ünlü oyuncu, erken doğum yapan anneler için deneyimlerini paylaştı.

Hamileliği planlama aşamasından çocuk bakımına kadar her konuda zengin bir içerik sunan Yeni Anne, Ağustos sayısında sayfalarını Ceyda Düvenci’ye ayırdı. Sevilen oyuncu, Yeni Anne’nin sorularını içtenlikle yanıtladı ve hamilelik ile doğum döneminde yaşadığı zorlukları dergi okurları için anlattı.



Hamileliğinin 20’inci haftasında sıkıntılar yaşamaya başlayan ve sonrasında uzun bir süre hareket etmeden dinlenmek zorunda kalan Ceyda Düvenci hamileliği ve doğumu sırasında geçirdiği üzüntülü günleri ve kızı Melisa Fatma Nur’un hayata nasıl tutunduğunu paylaşıyor. Ceyda Düvenci, hastaneden çıktıktan sonra Melisa’yı sleepy wrap’le taşırken görüntülenmesi ve bunun üzerine başlayan tartışmalara açıklık getiriyor.



Ekranların sevilen yüzü Ceyda Düvenci, tahmin ettiğinden kısa zamanda yeni projelerle hayranlarının karşısına çıkacağını da müjdeliyor. Merak edilen bu röportajın devamını Yeni Anne’nin Ağustos sayısında bulabilirsiniz.

Yeni Anne’nin Ağustos sayısında Ceyda Düvenci’nin yanı sıra turizm dünyasının tanınmış ismi Zuhal Pirinççioğlu ve ünlü blogger Devletşah Özcan ile röportaj da bulunuyor.

Derginin dosya konusu ise bebek alışverişi. Bebek alışverişi dosyası doğuma günler kala unutulan detaylar olduğunu düşünen anne adaylarına bir rehber oluyor.
Bebeklerde gaz sancısı ve sancıyı gidermek için yapılması gerekenler hakkında bilgi alabileceğiniz dergide çocukların sevdiği ancak alerjiyi tetikleyen yiyecekler de ele alınıyor.
Yeni Anne’de ebeveyn davranışlarının çocuk psikolojisine etkilerinden hamilelik döneminde vajinadaki değişime, ağız sağlığından kadınların erkeklerden beklentilerine, karikatür ve çocuk ilişkisinden hamilelikte görülen kaygılara kadar birçok konu bulunuyor.
Derginin yazarları Sibel Arna, Rüzgar’ıyla Sibel isimli köşesinde oğluyla maceralarını anlatıyor, Uzman Klinik Psikolog Fiona Faraci anne kız çatışmalarına değiniyor, güzellik danışmanı ve makyaj uzmanı Maggie Cappelletti de makyajın vazgeçilmezi ruju ele alıyor.
Yeni Anne dergisi ayrıca, moda, bakım, ev ürünleri ve dekorasyon sayfaları ile birbirinden değişik ürünleri okuyucularıyla buluşturuyor.
Üstelik, Ramazan Mutfağı eki, Yeni Anne’yle birlikte ücretsiz olarak dağıtılıyor.