Geçenlere de blogcuanne'nin bloğunu okurken bu yazısıyla karşılaştım. Prematüre ve ikiz bebeklerin dil gelişimiyle ilgili bir çalışma yapılıyormuş.
Benim de oğlumun konuşmasıyla ilgili kafam da bir sürü soru işareti olduğu için hemen bloglarına baktım. Bunun üzerine de Nihan Hanıma hemen emaiil atarak, bu projeye katılmak istediğimi yazdım. sağolsun hemen geri döndü. Dün için sözleştik.
kapıdan girdiğinde Altuğ ile süper bir ilişki kurdu. Altuğ da Nihan Hanımdan çok hoşlandı. Ellinden tutup, hemencecik odasına götürdü...
İki hafta da bir kere gelip Altuğdaki gelişmelri takip edeceklermiş.
Altuğ'unun konuşmaları hakkında konuştuk. Bana çok güzel bilgiler verdiler.Kafam da olan soru işaretlerinin cevaplarını buldum. Onun için de Nihan Hanıma ayrıca çok teşekkürler..
Bebeğiniz konuşmaya başlamadı ya da tek tek kelimeler söylüyorsa bu çalişmaya katılabilirsiniz. hem bebeğinizin dil gelişimini yakından uzmanlar tarafından takip edilmiş olur, hem de bilime katkı:))
Sizde ilgilenirseniz Nihan Hanımın bloğu: http://istanbultwinstudy.blogspot.com/
18 aylık altuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 aylık altuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Şubat 2012 Cuma
16 Ocak 2012 Pazartesi
24 Aylık Bebek: 2 yaş ve Bisiklet
2 yaşındaki bir çocuk hayatı pedallayabilir! Gelişen el, ayak ve denge yetileri 2 yaş çocuğunun en belirgin fiziksel gelişimini gösterir. 2.Doğum gününde ona bir bisiklet hediye etmek iyi bir fikir olabilir. Bisiklette, bu yaştaki bir çocuğun dengesini sağlamak için yardımcı olacak mekanizmalar vardır. Sizin de desteğinizle öğreneceği bisiklet kullanmayla çocuğunuzun enerjisini atabileceği ve özgürce gezebileceği bir aracı olacaktır. Bisiklet sürmeyi öğrenmek hayatı öğrenmek gibidir aslında. Her ikisinde de dengeyi bulmak ve hep ileriye bakmak gerekir!
Altuğ 1 yaşından beri pedalsız bisikletini çok severek kullanıyor. Onun üstünde yaptığı hareketleri görseniz, inanamazsınız. Evdeki koridor boyunca hızla kullanıyor bisikletiniz.. Minik ve katalanbilen bir bisiklet olduğu için Alışveriş merkezine giderken de yanımızda götürüyoruz. Dilediğince biniyor orada..
şimdi buyudu ve 2 yaşa uygun olan bir bisiklet almak istiyorum.Yine pedalsız alacağım. Daha sonra pedallıya geçeceğiz. Zaten küçükken aldığımız Smart trike bisiklet var. Onu da kullanabilir. Pedalsız olarak ben Tay Tya marka tahta olanlarını çok beğeniyordum. fakat internette yapğtığım araşy-tırma sı-onucunda Punky marka Türkiye de bukalabileceğim bir bisiklet buldum. Bugun sipariş vereceğim, bakalım.. Beğenecek mi Altuğ Pasa:))
Fiziksel Gelişim :
2 yaş çocuğu
■Karton kağıt üzerine daireler ve farklı şekiller çizebilir. Onunla birlikte resimler çizmeyi deneyebilirsiniz. Fiziksel gelişimin kabul etmeyeceği zorluklar yaşatmayın ona; ama birlikte aktiviteler yapın. Ve bazen de yalnız bırakın. Kendi kendine bir şeyler yapmanın zevkini yaşasın. Vereceğiniz bir kalem ve kağıt bu amaca yönelik harika aletlerdir.
Altuğ'unun en çok zevk aldığı şey.. Kalemler, defter ve kitaplar.. Kalemlerle sadece defter ve kitaplarını değil, duvarlara da sanayt eserleri yapmayı çok seviyor. O nedenle silinebilen kalemler alıyoruz. Böyle olunca duvarları boyasa da ne o ne de ben üzülmüyorum. Ama salon ve mutfak duvarlarında tükenmez kalemle yapılmı ve malesef çıkaramadığımız sanat eserleri mevcut. İşten eve geldiğimde babası gelinceye kadar olan zamanda sadece Altuğ ile ne istiyorsa yapıyoruz. Resim yapmak, oyun hamurları yada sevdiği kitabı okumak olabiliyor bu...
■Kıyafetlerini tek başına çıkarmaya başlayabilir,
Bu işi de çok severek yapıyor. soyunmayı çok seviyoruz. Giyinme işi tam bir kargaşa... Kendi kendine pantalonlarını giymeye çalışıyor. Ayakkabı özellikle de kendisine ait olmayamnları ayağana geçirmek de üstüne yok:))
■Topa vurmaktan hoşlanabilir,
■Oyuncak bebeğini besleyebilir,
■”İşte, okulda, yukarıda, aşağıda,nerede” gibi kelimeler artık onun için daha anlamlı olacaktır. 2 Yaşındaki bir bebekte mesafe ve yer kavramı gelişmiştir.
■”Neden” sorusunu çok daha fazla kullanabilir. Her şeyi öğrenmek isteyen ‘’iletişimci’’, bir gazeteci edasıyla sürekli ‘’Neden’’diye soracaktır. Bu sorulara, belki de çoğu zaman aynılarına, cevap vermek sizi yorabilir. Ama şunu bilin ki her cevabınızla onun merak etme ve hayatı kurcalama güdüsünü teşvik ediyorsunuz.Onun edilgen değil, araştırmacı ve her şeyi sorgulayan bir birey olmasını istersiniz değil mi?
■Zıtlıkları anlayabilir. Büyük, küçük; sıcak, soğuk, tatlı, acı gibi….
2 Yaş Sendromu :
Çocuğunuzun yapmak istedikleriyle yapabildikleri arasındaki uçurum onu öfke krizlerine sokabilir. Bu nedenle iki yaş civarında çocuklar çok sinirli görünürler. En ufak bir sıkıntıda patlamaya hazır bir volkana dönüşürler. Onu anlamaya ve sorununu birlikte çözmeye çalışın. Ama bebeğinizin patlamasını engellemeyin. Bırakın kendini ifade etsin. Çocuk hayatın düz bir yol olmadığını da öğrenmek zorundadır. Zorluklarla başa çıkmak için bazen öfke duyarız hayatta değil mi? Öfke de hayatın bir gerçeği. Ancak kafasını bir yerlere vurmak boyutuna geliyorsa mutlaka doktorunuzdan yardım alın.
Onun öfkeli anında siz de öfkelenmeyin. Sakin bir tavırla ”Çok kızgın olduğunu anlıyorum, anneye parka gitmediği için kızıyorsun” deyin. Çocuklar tam bir ayna gibi yansıtıcıdır. Eğer sizden sakinleşme işareti alırsa sakinleşir, öfkelendiğinizi görürse daha da öfkelenir. ”Sinirlenme, kızma!” gibi emirlerin hiçbir işe yaramadığını göreceksiniz.
Altuğ çok sinirlendiğinde, ben ve babası kendimzi frenlemeye çalışıyoruz. bazen kendine zarar verecek o kadar çok şey yapıyor ki... Özellikle kablolarla oynamak ve onalrı prize takma işine bayılıyor. O nedenle prizlerimiz güvenlikli.. fakat yine de evin şeklini prizlere göre düzenledik.
Çok istediği fakat bizim istemediğimiz birşey olduğunda ilgisini oan farkettirmeden başka tarafa çekiyoruz. Böylelikle bu gibi zamanlarla başediyoruz. Bazen gerçketen zor olsa da .. Sanki şu günlerde sıkıntımız biraz azaldı..
2-3 Kelimeli Cümleler :
2 yaş çocuğu üç kelimeyi yan yana getiren cümleler kurabilir. ”Anne çiş var’” gibi bir cümle duymak eminim sizi havalara uçuracaktır. Çünkü bu hem üç kelimeyi bir arada kullandığının hem de tuvalete gitmek istediğinin göstergesidir.3 kelimeli cümleleri bu ay kullanmadıysa birkaç içinde kullanacağından emin olabilirsiniz. ”Minik konferansçınızın” kullanabildiği kelime sayısı 50 civarındadır. Anladığı ise çok daha fazladır. Her çocuğun gelişim eğrisinin farklı olabileceğini ve çocuğunuzun 24 ayda iki kelimeli cümlelerle de idare edebileceğini unutmuyorsunuz değil mi? Bu nedenle karşılaştırma yapmayın! Arkadaşınız Pınar’ın oğlu daha az ya da çok konuşabilir. Bu sizin çocuğunuzun hiç umrunda değildir.
Konuşma veya duymasıyla ilgili bir problemi olduğunu düşünüyorsanız, bunu çocuk doktorunuzla paylaşın. Doktorunuz yapacağı bazı testlerle olası sorunu saptayabilir. Erken teşhis ve tedavi konuşma ve duyma problemlerinin çözümünde son derece etkili olmaktadır.
Altuğ geç konuşan bir çocuk olacak. Herşeyi anlıyor. fakat tek tek birçok kelimeyi de söyluyor. Bazen de ilk duyduklarının ilk hecesini söyluyor. tam olarak iki kelimeden oluşan cümle kurmuyoruz. Konuşmasını hızlandırmak için herşeyi tekrarlanmamızın yanı sıra bol bol kitap okuyoruz. Kitaptakileri gerek hareketleriyle gerek de kelimelerle bana anlatıyor. Eğer sizin de çocuğunuzun konuşmasıyla ilgili sıkıntınız varsa ilgi alanını kapsayan konularda kitaplar okumak ve ona bunu anlatması için yureklendirmek çok işe yarıyor.
”Özel Zaman” :
İşten geldiğinizde hemen ev işlerine girişmeyin! Çocuğunuz bir gün boyunca sizi bekledi ve siz gelir gelmez ”çok işim var” mantığıyla çocuğunuza sadece merhaba diyerek mutfağa giriyorsanız yanlış yapıyorsunuz. ”Anne geldi!!” cümlesi bu aralar onun en çok hoşlandığı cümlelerdir. İşten gelince 10-15 dakika hiçbir şey yapmadan çocuğunuzla oynayın. Ona gününüzü anlatın, o da size kendi yaptıklarını anlatsın. Onu kucaklayın ve dokunulma ihtiyacını giderin. Çocuğunuz bilsin ki bu 10 dakika sadece ona ait ve kimse sizi engelleyemez. Bu süre içinde telefon görüşmesi yapmayın,televizyon izlemeyin. Sadece siz ve küçük insanınız olsun.
Bu tür ”özel zaman” ları çocuğunuzla kaliteli zamanlar geçirebileceğiniz aktivetelere ayırın. Çocukla 24 saat bir arada olmanız zor olacaktır; ama inanın 10-15 dakikaya dünyalar sığdırabilirsiniz onun için.
Bu konuya çok dikkat ediyorum.Özellikle işten geldikten hemen sonra ve yatmadan önce kitap okuma zamnalrımızda televizyonsuz bir ortamda baş başa zaman geçiriyoruz.Altuğ eğer benle başbnaşa olmak istediğinde istediği oyuncağı ya da kitabı alarak odasına ya da yatak oa-dasına beni yöneldiriyor.
Sizin Hayatınız:
”Acaba yaptığım yanlışlar mı bu çocuğu öfkeli yapıyor” diye düşünüyorsunuz değil mi? Öfke sendromlarını sadece sizin yaşamadığınızı bilmek sizi rahatlatmalıdır. Bu ve bunun gibi yazıları okuyarak bilinçli bir anne olmak istediğinize göre siz de sorun yok !! Bu aylarda çocuğunuzun size karşı gösterdiği olumsuz hiçbir tavrın aslında direkt sizinle ilgisi yok. Çocuğunuz gelişim aşamalarında bu tür sert dönemler olacaktır. Uzmanlar bu döneme ”erken ergenlik” dönemi diyorlar. Dolayısıyla çocuğunuz aniden size kötü davranıp yarım saat sonra ise kollarınıza atılabilir. Öfkeli davranışlarını kişisel algılamayın. Ona bu kucağı ve ihtiyacı olan şefkati verin. Annelik biraz da karşılıksız bir sevgidir unutmayın bunu! (Emin olun o sizi çok seviyor-on yıl sonra yemeklerinize olan hayranlığını,sizin onun hayatındaki öneminizi arkadaşlarına anlatırken siz mest olacaksınız!)
Bilgi Hapı:
Öfke ve acılar da hayatın parçasıdır. Çocuğunuzun hayatı dolu dolu yaşaması gerekir.Onu camdan bir fanus içine hapsetmeyin.
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını öğrendim.
Can Dündar (Gazeteci – Yazar-Bir çocuk Babası)
Altuğ 1 yaşından beri pedalsız bisikletini çok severek kullanıyor. Onun üstünde yaptığı hareketleri görseniz, inanamazsınız. Evdeki koridor boyunca hızla kullanıyor bisikletiniz.. Minik ve katalanbilen bir bisiklet olduğu için Alışveriş merkezine giderken de yanımızda götürüyoruz. Dilediğince biniyor orada..
şimdi buyudu ve 2 yaşa uygun olan bir bisiklet almak istiyorum.Yine pedalsız alacağım. Daha sonra pedallıya geçeceğiz. Zaten küçükken aldığımız Smart trike bisiklet var. Onu da kullanabilir. Pedalsız olarak ben Tay Tya marka tahta olanlarını çok beğeniyordum. fakat internette yapğtığım araşy-tırma sı-onucunda Punky marka Türkiye de bukalabileceğim bir bisiklet buldum. Bugun sipariş vereceğim, bakalım.. Beğenecek mi Altuğ Pasa:))
Fiziksel Gelişim :
2 yaş çocuğu
■Karton kağıt üzerine daireler ve farklı şekiller çizebilir. Onunla birlikte resimler çizmeyi deneyebilirsiniz. Fiziksel gelişimin kabul etmeyeceği zorluklar yaşatmayın ona; ama birlikte aktiviteler yapın. Ve bazen de yalnız bırakın. Kendi kendine bir şeyler yapmanın zevkini yaşasın. Vereceğiniz bir kalem ve kağıt bu amaca yönelik harika aletlerdir.
Altuğ'unun en çok zevk aldığı şey.. Kalemler, defter ve kitaplar.. Kalemlerle sadece defter ve kitaplarını değil, duvarlara da sanayt eserleri yapmayı çok seviyor. O nedenle silinebilen kalemler alıyoruz. Böyle olunca duvarları boyasa da ne o ne de ben üzülmüyorum. Ama salon ve mutfak duvarlarında tükenmez kalemle yapılmı ve malesef çıkaramadığımız sanat eserleri mevcut. İşten eve geldiğimde babası gelinceye kadar olan zamanda sadece Altuğ ile ne istiyorsa yapıyoruz. Resim yapmak, oyun hamurları yada sevdiği kitabı okumak olabiliyor bu...
■Kıyafetlerini tek başına çıkarmaya başlayabilir,
Bu işi de çok severek yapıyor. soyunmayı çok seviyoruz. Giyinme işi tam bir kargaşa... Kendi kendine pantalonlarını giymeye çalışıyor. Ayakkabı özellikle de kendisine ait olmayamnları ayağana geçirmek de üstüne yok:))
■Topa vurmaktan hoşlanabilir,
■Oyuncak bebeğini besleyebilir,
■”İşte, okulda, yukarıda, aşağıda,nerede” gibi kelimeler artık onun için daha anlamlı olacaktır. 2 Yaşındaki bir bebekte mesafe ve yer kavramı gelişmiştir.
■”Neden” sorusunu çok daha fazla kullanabilir. Her şeyi öğrenmek isteyen ‘’iletişimci’’, bir gazeteci edasıyla sürekli ‘’Neden’’diye soracaktır. Bu sorulara, belki de çoğu zaman aynılarına, cevap vermek sizi yorabilir. Ama şunu bilin ki her cevabınızla onun merak etme ve hayatı kurcalama güdüsünü teşvik ediyorsunuz.Onun edilgen değil, araştırmacı ve her şeyi sorgulayan bir birey olmasını istersiniz değil mi?
■Zıtlıkları anlayabilir. Büyük, küçük; sıcak, soğuk, tatlı, acı gibi….
2 Yaş Sendromu :
Çocuğunuzun yapmak istedikleriyle yapabildikleri arasındaki uçurum onu öfke krizlerine sokabilir. Bu nedenle iki yaş civarında çocuklar çok sinirli görünürler. En ufak bir sıkıntıda patlamaya hazır bir volkana dönüşürler. Onu anlamaya ve sorununu birlikte çözmeye çalışın. Ama bebeğinizin patlamasını engellemeyin. Bırakın kendini ifade etsin. Çocuk hayatın düz bir yol olmadığını da öğrenmek zorundadır. Zorluklarla başa çıkmak için bazen öfke duyarız hayatta değil mi? Öfke de hayatın bir gerçeği. Ancak kafasını bir yerlere vurmak boyutuna geliyorsa mutlaka doktorunuzdan yardım alın.
Onun öfkeli anında siz de öfkelenmeyin. Sakin bir tavırla ”Çok kızgın olduğunu anlıyorum, anneye parka gitmediği için kızıyorsun” deyin. Çocuklar tam bir ayna gibi yansıtıcıdır. Eğer sizden sakinleşme işareti alırsa sakinleşir, öfkelendiğinizi görürse daha da öfkelenir. ”Sinirlenme, kızma!” gibi emirlerin hiçbir işe yaramadığını göreceksiniz.
Altuğ çok sinirlendiğinde, ben ve babası kendimzi frenlemeye çalışıyoruz. bazen kendine zarar verecek o kadar çok şey yapıyor ki... Özellikle kablolarla oynamak ve onalrı prize takma işine bayılıyor. O nedenle prizlerimiz güvenlikli.. fakat yine de evin şeklini prizlere göre düzenledik.
Çok istediği fakat bizim istemediğimiz birşey olduğunda ilgisini oan farkettirmeden başka tarafa çekiyoruz. Böylelikle bu gibi zamanlarla başediyoruz. Bazen gerçketen zor olsa da .. Sanki şu günlerde sıkıntımız biraz azaldı..
2-3 Kelimeli Cümleler :
2 yaş çocuğu üç kelimeyi yan yana getiren cümleler kurabilir. ”Anne çiş var’” gibi bir cümle duymak eminim sizi havalara uçuracaktır. Çünkü bu hem üç kelimeyi bir arada kullandığının hem de tuvalete gitmek istediğinin göstergesidir.3 kelimeli cümleleri bu ay kullanmadıysa birkaç içinde kullanacağından emin olabilirsiniz. ”Minik konferansçınızın” kullanabildiği kelime sayısı 50 civarındadır. Anladığı ise çok daha fazladır. Her çocuğun gelişim eğrisinin farklı olabileceğini ve çocuğunuzun 24 ayda iki kelimeli cümlelerle de idare edebileceğini unutmuyorsunuz değil mi? Bu nedenle karşılaştırma yapmayın! Arkadaşınız Pınar’ın oğlu daha az ya da çok konuşabilir. Bu sizin çocuğunuzun hiç umrunda değildir.
Konuşma veya duymasıyla ilgili bir problemi olduğunu düşünüyorsanız, bunu çocuk doktorunuzla paylaşın. Doktorunuz yapacağı bazı testlerle olası sorunu saptayabilir. Erken teşhis ve tedavi konuşma ve duyma problemlerinin çözümünde son derece etkili olmaktadır.
Altuğ geç konuşan bir çocuk olacak. Herşeyi anlıyor. fakat tek tek birçok kelimeyi de söyluyor. Bazen de ilk duyduklarının ilk hecesini söyluyor. tam olarak iki kelimeden oluşan cümle kurmuyoruz. Konuşmasını hızlandırmak için herşeyi tekrarlanmamızın yanı sıra bol bol kitap okuyoruz. Kitaptakileri gerek hareketleriyle gerek de kelimelerle bana anlatıyor. Eğer sizin de çocuğunuzun konuşmasıyla ilgili sıkıntınız varsa ilgi alanını kapsayan konularda kitaplar okumak ve ona bunu anlatması için yureklendirmek çok işe yarıyor.
”Özel Zaman” :
İşten geldiğinizde hemen ev işlerine girişmeyin! Çocuğunuz bir gün boyunca sizi bekledi ve siz gelir gelmez ”çok işim var” mantığıyla çocuğunuza sadece merhaba diyerek mutfağa giriyorsanız yanlış yapıyorsunuz. ”Anne geldi!!” cümlesi bu aralar onun en çok hoşlandığı cümlelerdir. İşten gelince 10-15 dakika hiçbir şey yapmadan çocuğunuzla oynayın. Ona gününüzü anlatın, o da size kendi yaptıklarını anlatsın. Onu kucaklayın ve dokunulma ihtiyacını giderin. Çocuğunuz bilsin ki bu 10 dakika sadece ona ait ve kimse sizi engelleyemez. Bu süre içinde telefon görüşmesi yapmayın,televizyon izlemeyin. Sadece siz ve küçük insanınız olsun.
Bu tür ”özel zaman” ları çocuğunuzla kaliteli zamanlar geçirebileceğiniz aktivetelere ayırın. Çocukla 24 saat bir arada olmanız zor olacaktır; ama inanın 10-15 dakikaya dünyalar sığdırabilirsiniz onun için.
Bu konuya çok dikkat ediyorum.Özellikle işten geldikten hemen sonra ve yatmadan önce kitap okuma zamnalrımızda televizyonsuz bir ortamda baş başa zaman geçiriyoruz.Altuğ eğer benle başbnaşa olmak istediğinde istediği oyuncağı ya da kitabı alarak odasına ya da yatak oa-dasına beni yöneldiriyor.
Sizin Hayatınız:
”Acaba yaptığım yanlışlar mı bu çocuğu öfkeli yapıyor” diye düşünüyorsunuz değil mi? Öfke sendromlarını sadece sizin yaşamadığınızı bilmek sizi rahatlatmalıdır. Bu ve bunun gibi yazıları okuyarak bilinçli bir anne olmak istediğinize göre siz de sorun yok !! Bu aylarda çocuğunuzun size karşı gösterdiği olumsuz hiçbir tavrın aslında direkt sizinle ilgisi yok. Çocuğunuz gelişim aşamalarında bu tür sert dönemler olacaktır. Uzmanlar bu döneme ”erken ergenlik” dönemi diyorlar. Dolayısıyla çocuğunuz aniden size kötü davranıp yarım saat sonra ise kollarınıza atılabilir. Öfkeli davranışlarını kişisel algılamayın. Ona bu kucağı ve ihtiyacı olan şefkati verin. Annelik biraz da karşılıksız bir sevgidir unutmayın bunu! (Emin olun o sizi çok seviyor-on yıl sonra yemeklerinize olan hayranlığını,sizin onun hayatındaki öneminizi arkadaşlarına anlatırken siz mest olacaksınız!)
Bilgi Hapı:
Öfke ve acılar da hayatın parçasıdır. Çocuğunuzun hayatı dolu dolu yaşaması gerekir.Onu camdan bir fanus içine hapsetmeyin.
Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını öğrendim.
Can Dündar (Gazeteci – Yazar-Bir çocuk Babası)
6 Ocak 2012 Cuma
ALTUĞ İÇİN ALDIĞIMIZ ANAOKULU DERGİ SETİ
Altuğ'unun kitaplara ve kalemlere olan ilgisi için ona birşeyler almak istiyordum. Evde kendi kendimize aktiviteler yapıyoruz. Onu pekiştirmek ve daha da ileriye götürmek istiyorum. Cumartesi günü olan Iraz'ın oyun grubuna kayıt ettirmek, beraber güzel vakit geçirmek ve birşeyler de öğrenmesi adına çok istiyordum. Fakat ben kayıt yaptırana kadar sınıflar dolunca çok üzüldüm. Artık bahar dönemine diyerek , dün beni arayan Boyut Yayıncılıktan arayan arkadaşın ikna edici konuşmaları sonunda Anaokulu dergi setini almaya karar verdim.Altuğ için güzel bir doğum günü hediyesi olarak düşündüm. Dün sipariş verdim, 3 iş gününde bize ulaşacakmış. Şimdi heyecanla bekliyorum..
Sizde bilgi edinmek isterseniz bıradan ulaşabilirsiniz:
http://www.anaokuludergisi.com/
Sizde bilgi edinmek isterseniz bıradan ulaşabilirsiniz:
http://www.anaokuludergisi.com/
16 Kasım 2011 Çarşamba
EYVAH, ÇOCUĞUM HALEN KONUŞMUYOR:((
Çocuğa bu dönemde mümkün olduğu kadar şefkat, ilgi anlayış göstermeye çalışmak gerekir.
Anne baba çok bunalmasına rağmen sıkıntısını başka bir şekilde boşaltmanın yollarını aramalıdır. Çocuk zaten ne olduğunu bile anlayamadığı bir bunalım yaşar konuşamadığı için, çocuğa kızarak masum yüreğini ve zihnini iyice karanlığa sürüklememelidir. Zaten çocuğa kızmak çocuğun konuşmasını daha da geciktirir. Halbuki çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.
Evet, aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şu ki, çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.. Konuşmayı ve anlatmayı isteyeceği çok sevdiği şeyler yapıp, ardından da yaptığı şeyi kelimelerle ifade etmek İSTEMESİ gerekiyor. Bunu desteklemeye çalışın.
Aşağıya çocuğunuzun konuşmasını hızlandırmak için yapabileceğiniz aklımagelen alıştırmaları yazıyorum:
1- Etrafınızdaki nesnelerin isimlerini sürekli tekrar edin, bak kitap, bak ışık gibi. Ya da "bu ne" diye sorarak da tekrar edebilirsiniz" Bu ne, sandalye; bu ne, kaşık; aa bu ne, böcek. Gibi. Ses tonunuz canlı ve çocuğun merakını davet eder şekilde olmalı.
2- Nerede? -Burada soru cevap ikilisini çocuğa öğretebilirsiniz. Baba nerdeeeee, diye sorup babayı bulup baba buradaaa diye bağırabilirsiniz. Nerde diye sormayı ve sizin nerede sorularınıza burada diye cevap vermeyi bu şekilde öğrenir.
3- Çocuğun cümle kurması için fiiller üzerinde çokça durmaya çalışın. Açtı, kapattı, yattı, kalktı, yedi, bitti, gitti, geldi, düştü, döndü, oynadı, uyudu, uyandı gibi basit fiilleri sürekli tekrar edin.
4- Eğer fiilleri söylüyor ise, cümle kurması için basit cümleler kurun. Ben geldim, baba gitti, kuş uçtu, araba durdu, çocuk koştu, kaşık düştü vb. Çocuklar konuşmayı en başta di"li geçmiş zamanla öğreniyorlar. Sadece özne ve yüklemden oluşan bu cümleleri çocuğun ilgi alanı olan konularda ve çocuğun aklında kalacak coşkulu bir tonlama ve genelde aynı melodi ile söyleyin. Ve çok tekrar edin, birlikte gördüğünüz her olayı çocuğa rapor edin.
5- Çocuk özne ve yüklemden oluşan cümleleri öğrenip kolayca tekrar etmeye başlarsa konuşmaya başlamış demektir. Bu cümlelere nesneleri de istediğiniz gibi ekleyebilirsiniz:
Ben eve geldim, baba işe gitti, kaşık yere düştü, biz çarşıya gittik vb.
6- Yaşadığınız olayları da üzerinden zaman geçse de tekrar edin. Oğlum biz bugün nereye gittik diye sorun, çocuk cevap vermeyecekse bile cevap verebileceği kadar bir süre bekleyin. Sonra siz söyleyin; "çarşıya gittik". "Çarşıda ne yaptık?" (Aynı şekilde cevap bekleyin) Sonra cevaplayın, "Oğluma pantolon aldık." Başka ne yaptık" (Aynı şekilde cevap bekleyin) "Dondurma yedik" gibi.. Akşam eve gelen babaya misafire bir başkasına aynı şeyleri çocukla beraber tekrar edebilirsiniz: "Oğlum gel anlatalım babaya" "Biz bugün nereye gittik biliyor musun babası"" "Çarşıya""Çarşıda ne yaptık?""Başka ne yaptık"
7- Kendini ifade etmesi için yardımcı olmalısınız. Çocuğu herhangi bir şey için "gel, gel" diye yanınıza çağırdığınızda "hadi şimdi geldimmm de oğlum" diyebilirsiniz. "Buraya otur" dediğinizde çocuk oturunca; "oturdummm de hadi oturdummmm de oğlum" diyebilirsiniz. Çok tekrar gerekli.
8- Basit sorulara cevap vermesi için, - mi -mı ekli sorulara cevap vermeyi öğretebilirsiniz. Çocuğa sadece sorunuzun fiil kısmını tekrar ederek cevaplayabileceği sorular sorun.
"bak kuş, gördün mü" "gördüm de oğlum, gördümmm de" deyin. Çocuğun vereceği cevap: Gördüm
"bu oyuncağı sevdin mi" Çocuğun vereceği cevap: Sevdim
"buraya tekrar gelelim mi"
"bugün parka gidelim mi" gibi
9- Yaşına uygun resimli kitaplar alıp oradaki nesneleri elinizle göstererek tekrar edin, resimdeki basit olayları tekrar edin.
Çocuğun geç konuşmasının en önemli nedeni uyaran azlığıdır. Yani çocuğun konuşmayı öğrenebileceği kadar kendisiyle konuşulmaması diyebiliriz. Uyaran azlığının da pek çok sebebi olabilir. Kimi anne baba az konuşur. Benim eşim çok hızlı konuşur ne dediği anlaşılmaz, ben net konuşurum ama dilbilgisi olarak çok karışık konuşurum. Oğlumun geç konuşmasının bizim bu özelliklerimize bağlı olduğunu da düşünüyorum.
Sözün özü, çocukla net basit cümleler kurarak, çoşkuyla ve istekle sürekli konuşmak gerekir. Yukarıda aklıma gelen alıştırmaları da yazdım, zenginleştirmek mümkün. Kendi günlük gidişatınıza göre yaşayışınız ve olayları anlamlandırmanıza göre kendi alıştırmalarınızı keşf edin.
Ayrıca bu çocuk konuşamıyor, neden hala konuşmuyor gibi olumsuz değerlendirmeleri ne siz çocuğun yanında konuşun ne de başkasını konuşturun. Bunlar çocuğu kötü etkiler.
KAYNAK:http://www.annenotlari.com/oku/6869/rss TEŞEKKÜRLER..
Altuğ halen tek tek kelime söylediği için yuklarıdaki yazı beni çok rahatlattı ve rehber olacak. O nedenle kendi bloğumda sizlerle de paylaşmak istedim...
Anne baba çok bunalmasına rağmen sıkıntısını başka bir şekilde boşaltmanın yollarını aramalıdır. Çocuk zaten ne olduğunu bile anlayamadığı bir bunalım yaşar konuşamadığı için, çocuğa kızarak masum yüreğini ve zihnini iyice karanlığa sürüklememelidir. Zaten çocuğa kızmak çocuğun konuşmasını daha da geciktirir. Halbuki çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.
Evet, aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şu ki, çocuğun konuşması için mutlu olması gerekir.. Konuşmayı ve anlatmayı isteyeceği çok sevdiği şeyler yapıp, ardından da yaptığı şeyi kelimelerle ifade etmek İSTEMESİ gerekiyor. Bunu desteklemeye çalışın.
Aşağıya çocuğunuzun konuşmasını hızlandırmak için yapabileceğiniz aklımagelen alıştırmaları yazıyorum:
1- Etrafınızdaki nesnelerin isimlerini sürekli tekrar edin, bak kitap, bak ışık gibi. Ya da "bu ne" diye sorarak da tekrar edebilirsiniz" Bu ne, sandalye; bu ne, kaşık; aa bu ne, böcek. Gibi. Ses tonunuz canlı ve çocuğun merakını davet eder şekilde olmalı.
2- Nerede? -Burada soru cevap ikilisini çocuğa öğretebilirsiniz. Baba nerdeeeee, diye sorup babayı bulup baba buradaaa diye bağırabilirsiniz. Nerde diye sormayı ve sizin nerede sorularınıza burada diye cevap vermeyi bu şekilde öğrenir.
3- Çocuğun cümle kurması için fiiller üzerinde çokça durmaya çalışın. Açtı, kapattı, yattı, kalktı, yedi, bitti, gitti, geldi, düştü, döndü, oynadı, uyudu, uyandı gibi basit fiilleri sürekli tekrar edin.
4- Eğer fiilleri söylüyor ise, cümle kurması için basit cümleler kurun. Ben geldim, baba gitti, kuş uçtu, araba durdu, çocuk koştu, kaşık düştü vb. Çocuklar konuşmayı en başta di"li geçmiş zamanla öğreniyorlar. Sadece özne ve yüklemden oluşan bu cümleleri çocuğun ilgi alanı olan konularda ve çocuğun aklında kalacak coşkulu bir tonlama ve genelde aynı melodi ile söyleyin. Ve çok tekrar edin, birlikte gördüğünüz her olayı çocuğa rapor edin.
5- Çocuk özne ve yüklemden oluşan cümleleri öğrenip kolayca tekrar etmeye başlarsa konuşmaya başlamış demektir. Bu cümlelere nesneleri de istediğiniz gibi ekleyebilirsiniz:
Ben eve geldim, baba işe gitti, kaşık yere düştü, biz çarşıya gittik vb.
6- Yaşadığınız olayları da üzerinden zaman geçse de tekrar edin. Oğlum biz bugün nereye gittik diye sorun, çocuk cevap vermeyecekse bile cevap verebileceği kadar bir süre bekleyin. Sonra siz söyleyin; "çarşıya gittik". "Çarşıda ne yaptık?" (Aynı şekilde cevap bekleyin) Sonra cevaplayın, "Oğluma pantolon aldık." Başka ne yaptık" (Aynı şekilde cevap bekleyin) "Dondurma yedik" gibi.. Akşam eve gelen babaya misafire bir başkasına aynı şeyleri çocukla beraber tekrar edebilirsiniz: "Oğlum gel anlatalım babaya" "Biz bugün nereye gittik biliyor musun babası"" "Çarşıya""Çarşıda ne yaptık?""Başka ne yaptık"
7- Kendini ifade etmesi için yardımcı olmalısınız. Çocuğu herhangi bir şey için "gel, gel" diye yanınıza çağırdığınızda "hadi şimdi geldimmm de oğlum" diyebilirsiniz. "Buraya otur" dediğinizde çocuk oturunca; "oturdummm de hadi oturdummmm de oğlum" diyebilirsiniz. Çok tekrar gerekli.
8- Basit sorulara cevap vermesi için, - mi -mı ekli sorulara cevap vermeyi öğretebilirsiniz. Çocuğa sadece sorunuzun fiil kısmını tekrar ederek cevaplayabileceği sorular sorun.
"bak kuş, gördün mü" "gördüm de oğlum, gördümmm de" deyin. Çocuğun vereceği cevap: Gördüm
"bu oyuncağı sevdin mi" Çocuğun vereceği cevap: Sevdim
"buraya tekrar gelelim mi"
"bugün parka gidelim mi" gibi
9- Yaşına uygun resimli kitaplar alıp oradaki nesneleri elinizle göstererek tekrar edin, resimdeki basit olayları tekrar edin.
Çocuğun geç konuşmasının en önemli nedeni uyaran azlığıdır. Yani çocuğun konuşmayı öğrenebileceği kadar kendisiyle konuşulmaması diyebiliriz. Uyaran azlığının da pek çok sebebi olabilir. Kimi anne baba az konuşur. Benim eşim çok hızlı konuşur ne dediği anlaşılmaz, ben net konuşurum ama dilbilgisi olarak çok karışık konuşurum. Oğlumun geç konuşmasının bizim bu özelliklerimize bağlı olduğunu da düşünüyorum.
Sözün özü, çocukla net basit cümleler kurarak, çoşkuyla ve istekle sürekli konuşmak gerekir. Yukarıda aklıma gelen alıştırmaları da yazdım, zenginleştirmek mümkün. Kendi günlük gidişatınıza göre yaşayışınız ve olayları anlamlandırmanıza göre kendi alıştırmalarınızı keşf edin.
Ayrıca bu çocuk konuşamıyor, neden hala konuşmuyor gibi olumsuz değerlendirmeleri ne siz çocuğun yanında konuşun ne de başkasını konuşturun. Bunlar çocuğu kötü etkiler.
KAYNAK:http://www.annenotlari.com/oku/6869/rss TEŞEKKÜRLER..
Altuğ halen tek tek kelime söylediği için yuklarıdaki yazı beni çok rahatlattı ve rehber olacak. O nedenle kendi bloğumda sizlerle de paylaşmak istedim...
7 Ekim 2011 Cuma
''UYKU MELEĞİ'' İLE YAPILAN TOPLANTIMIZ
Bugün daha önceden tam olarak katılıp-katılamayacağım belli olmayan bir toplantıya katıldım. İyiki de katılmışım. Uyku Meleği, Seride Samurkaş Karaç'ın Gymboree ile ortaklaşa hzırladıkları bir toplantıydı.
Altuğ'unun bir süredir uykularıyla ilgili sorunu var. Ben bunun tam bir sorun olduğunu geçen haftalarda internetanneleriyle yediğimiz akşam yemeğinde arkadaşlarımla konuştuğumda anladım. Halbuki çoğunun çocuğu en geç 20:30da uykuya geçiyorlarmış. Duyduğumda inanamadım. Ondan sonra Altuğ ile birtakım rutinler oluşturmaya çalıştım. 18 ay öncesinde olan rutinlerimiz pek işe yaramıyordu. Yeni eklemeler yaptık. Önceden kitaplarla pek ilgilenmeyen Altuğ artık, kitap okumaya hevesli Kitabını alıp, odamıza gidiyoruz. Bazen uykuaya geçsek de çoğu zaman da geçemiyoruz. Ben de bunu bizi özlediği için uyumak istemiyor diye , onu zorlamayı bırakmıştım. Beraber oyunlar oynamaya, evde akşamları kudurmaya devam ediyoruz.
Bugün Seride'nin anlattıkları beni kendime getirdi. Nerelerde hata yaptığımı az-çok anladım.Biz oğlanın kortizon salınımın kontrol altına almalıyız.
Bunun dışında uykuya geçmek için 15-20 dakikaya ihtiyaçları olduğunu, 1,5-2 yaşında rüya görmeye başladıklarını öğrendim. Rüya görmeleri nedense çok hoşuma gitti.Bazen Altuğ uyurken kahkaha atıyor. Demek ki güzel rüyalar görüyor. Bunu bilmek hoşuma gitti,açıkçası.Çocukların sabah 07:00 gibi kalkıp, en geç 21.00 gib uykuya geçmiş olmalıarı idealmiş.
Ayrıca kendi kendilerine uykuya dalmaları önemliymiş ve bu öğrenilen bir beceriymiş.Tabii ki ebeveynlerinde uyku konusunda tutarlı olmaları da ..
Uykuları geldiğinde verbilecekleri ipuçalrından bahsetti buna dikkat etmek gerekliymiş...
Bugün kü toplantıdan kendime çok güzel ipuçları çıkardım. İyi ki gitmişim..
Dün gece bir mucize gerçekleşti. Altuğ 20:30 a gelirken hareketleri hafif yavaşladı . emzik ve uyku yastığını aramaya başladığı gördüğümde, bunlar uyku ipuçları diye düşünüp, Altuğ'u odasına getirdim. Kitabımızı aldık.. Kitabını okuduktan sonra hafif hafif elimle sırtına ve poposuna masaj yaparken Altuğ yavaş yavaş uykuya geçti. Uykuya geçme süresi 15-20 dk.ı bulabilir demişti, Uyku meleği. O sürede sabırla bekledim. Ve altuğ uyudu. İnanılır gib değil. Verilen ipuçları işime yaradı. İnanlır gib değil. Demek ki bizim oğlanın hareketleri yavaşlayınca hemen odasına geçip, aktiviteyi azaltmak işe yarayacamış. Bakalım bundan sonra ne olacak.
Teşekkürler Uyku Meleği:)))
Altuğ'unun bir süredir uykularıyla ilgili sorunu var. Ben bunun tam bir sorun olduğunu geçen haftalarda internetanneleriyle yediğimiz akşam yemeğinde arkadaşlarımla konuştuğumda anladım. Halbuki çoğunun çocuğu en geç 20:30da uykuya geçiyorlarmış. Duyduğumda inanamadım. Ondan sonra Altuğ ile birtakım rutinler oluşturmaya çalıştım. 18 ay öncesinde olan rutinlerimiz pek işe yaramıyordu. Yeni eklemeler yaptık. Önceden kitaplarla pek ilgilenmeyen Altuğ artık, kitap okumaya hevesli Kitabını alıp, odamıza gidiyoruz. Bazen uykuaya geçsek de çoğu zaman da geçemiyoruz. Ben de bunu bizi özlediği için uyumak istemiyor diye , onu zorlamayı bırakmıştım. Beraber oyunlar oynamaya, evde akşamları kudurmaya devam ediyoruz.
Bugün Seride'nin anlattıkları beni kendime getirdi. Nerelerde hata yaptığımı az-çok anladım.Biz oğlanın kortizon salınımın kontrol altına almalıyız.
Ayrıca kendi kendilerine uykuya dalmaları önemliymiş ve bu öğrenilen bir beceriymiş.Tabii ki ebeveynlerinde uyku konusunda tutarlı olmaları da ..
Uykuları geldiğinde verbilecekleri ipuçalrından bahsetti buna dikkat etmek gerekliymiş...
Bugün kü toplantıdan kendime çok güzel ipuçları çıkardım. İyi ki gitmişim..
Dün gece bir mucize gerçekleşti. Altuğ 20:30 a gelirken hareketleri hafif yavaşladı . emzik ve uyku yastığını aramaya başladığı gördüğümde, bunlar uyku ipuçları diye düşünüp, Altuğ'u odasına getirdim. Kitabımızı aldık.. Kitabını okuduktan sonra hafif hafif elimle sırtına ve poposuna masaj yaparken Altuğ yavaş yavaş uykuya geçti. Uykuya geçme süresi 15-20 dk.ı bulabilir demişti, Uyku meleği. O sürede sabırla bekledim. Ve altuğ uyudu. İnanılır gib değil. Verilen ipuçları işime yaradı. İnanlır gib değil. Demek ki bizim oğlanın hareketleri yavaşlayınca hemen odasına geçip, aktiviteyi azaltmak işe yarayacamış. Bakalım bundan sonra ne olacak.
Teşekkürler Uyku Meleği:)))
Etiketler:
18 aylık altuğ,
uyku,
uyku meleği,
uykuya dalma,
uyuyamama
26 Eylül 2011 Pazartesi
EMZİRME HAFTASINDA EMZİRME HAKKINDA YAZILARIM1:BENİM EMZİRME HİKAYEM...
Tüm dünyada 1 Ekim, Dünya Emzirme Günü olarak kutlanmakta, bunu takip eden hafta boyunca anne sütü, emzirme ve bebek beslenmesi ile ilgili çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.
Ben de bloğumda 1-7 Ekim değil de bir hafta boyunca hergün Emzirme ile ilgili yazılar yazacağım. Sizelrin de merak ettikleri olursa bana email atarsanız, o konularda da yazabilrim.
Bu konu ile ilgili sizlerle paylaşacağım ilk yazım Benim Emzirme Hikayem...
Bloğumu takip edenlerin ve beni tanıyanların çoğunun bildiği bir süreç..
Ben bir Emzirme Danışmanı ve Hamile eğitimi veren biri olarak, Emzirme sürecinin çok zor olmadığını ,isteyen her annenin yapabileceğini tüm eğitimlerimlerinde anlatıyor, onlara nasıl emzirecekleri konusunda da bilgiler veriyordum.Teorik olarak deneyimli fakat pratik olarak deneyimsiz bir eğitmendim..
Oğlum 30. haftada dünyaya gelmeye karar verince bildiğim herşeyi unutarak, büyük bir korku ile 3 hafta daha Altuğ'u içeride tutmayı becerdim.Endişe seviyemin çok yüksek olduğuı bu bekleme sürecimin son günü göğsümden gelen sarımtrak sulu sıvıyı gördüğümde , göğsümün de iltihap kaptığını düşündüm.Aklıma bebeğim geliyor, sütü hazır ,diye hiç bir düşünce gelmemişti. Taa ki beraber çalıştığım bebek hemşireleri ''ne güzel, Altuğ geldiğinde sütü hazır''dedikleri ana kadar.
Oğlum 33. hafta da babasını ve beni epeyce bir korkutarak dünyaya geldi. O anı hiç unutamıyorum. İlk karşılaşmamız muhteşemdi:))) Acil bir doğum olduğu ve sonucunun ne olacağı belli olmadığı için bana biraz fazla anestezi vermiş olsalarda ,Altuğ'u kucağıma ilk aldığım an , anlatılmazdı. Minicik olan Altuğ, kocaman olan annesinin kucağında ilk emmesi oldukça başarılıydı.
Ben biraz dinlendikten sonra oğluşumu tekrar emzirmek istedim. Fakat bu sefre beni emerken siyonize olması , beni ve babasını gerçekten çok korkuttu. O zaman ( tabii ki şimid ki gibi düşünemiyorum, akciğer gelişiminden dolayı, erken doğan bebeklerde bu olabilirdi) emzirirken oğlumu boğuyorum, diye düşünmeye başladım. Kaygı düzeyim inanılmaz yüksekti. Bir de sezeryan olmama bağlı olarak yataktan kalkamadığım için bebek odasında oğlumu göremiyordum. Sağ olsun , hemşire arkadaşlarım fotoğrafını çekip, bana gösteriyorlardı, rahatlamam için...
2. ayın ortalarında Altuğ sadece geceleri 1 kere mama alır durumuna geldi. Hiç bir zaman saklayacak kadar sütüm olmasa da oğluma yetiyordu. Hiç usanmadan her emzirmeden sonra sağdım. Gece emzirdim ve sağdım. Biliyordum ki gece daha fazla oksitosin salgılanıyor, ne kadar yorgun olursam olayım , sağma seanslarına devam ettim.
Ben ne zaman kafamı rahatlattım , o zaman işler yoluna girdi. Her dersimde anlattıklarımı tekrar kafamdan geçirdim ve onları uyguladım. Ben kendime de minicik oğluma da inandım, oğlumun 6 ay boyunca az mama takviyesiyle anne sütü almasını sağladım.
Bizim anne sütü maceramız 9 ay sürdü. Oğlum 9. ay sonunda birden bire emmek istemedi. Onu kızdırmadan, inatlaşmadan her beslenme öncesi emmeyi teklif ettim. Malesef istemedi.. Ben de sağarak yaklaşık 1 yıl devam ettim..
Bu süreç esnasın da bana destek olan eşime, anneme, İstanbul Cerrahi Hastanesi bebek odası hemşire arkadaşlarıma ve çocuk doktorumuz Zermine Büyükkeçeciler'e çok teşekkür ederim...
İşte benim emzirme hikayem..
Tüm eğitimlerimde anlattıklarımı değiştirdim. Artık deneyimleri olan bir anne olarak Emzirme anlatıyorum..
sizin emzirme hikayeniz nasıl? yazmak isterseniz buradan da yayınmlayabilriz...
sevgiler, bol sütlü günler:))
Ben de bloğumda 1-7 Ekim değil de bir hafta boyunca hergün Emzirme ile ilgili yazılar yazacağım. Sizelrin de merak ettikleri olursa bana email atarsanız, o konularda da yazabilrim.
Bu konu ile ilgili sizlerle paylaşacağım ilk yazım Benim Emzirme Hikayem...
Bloğumu takip edenlerin ve beni tanıyanların çoğunun bildiği bir süreç..
Oğlum 30. haftada dünyaya gelmeye karar verince bildiğim herşeyi unutarak, büyük bir korku ile 3 hafta daha Altuğ'u içeride tutmayı becerdim.Endişe seviyemin çok yüksek olduğuı bu bekleme sürecimin son günü göğsümden gelen sarımtrak sulu sıvıyı gördüğümde , göğsümün de iltihap kaptığını düşündüm.Aklıma bebeğim geliyor, sütü hazır ,diye hiç bir düşünce gelmemişti. Taa ki beraber çalıştığım bebek hemşireleri ''ne güzel, Altuğ geldiğinde sütü hazır''dedikleri ana kadar.
Oğlum 33. hafta da babasını ve beni epeyce bir korkutarak dünyaya geldi. O anı hiç unutamıyorum. İlk karşılaşmamız muhteşemdi:))) Acil bir doğum olduğu ve sonucunun ne olacağı belli olmadığı için bana biraz fazla anestezi vermiş olsalarda ,Altuğ'u kucağıma ilk aldığım an , anlatılmazdı. Minicik olan Altuğ, kocaman olan annesinin kucağında ilk emmesi oldukça başarılıydı.
Fakat kafam da emzirirken bebeğimi boğucağım, korkusu yerleşti..Bu korkuyla berber gelişen kaygım, oksitosin salınımı durdurdu. Böylelikle doğumdan önce gelen anne sütüm bıçak gibi kesildi. Kafam da bunu düşünüyorum. Bildiğim tüm rahatlama nefeslerini yapsam da , sabit bir düşünceye kapıldım: oğlumu emzirirken ya boğarsam::(((
Hastanede hemşire arkadaşlarımın yardımıyla emzirme çalışmalrı ve pompa ile sağma seansları işe yaramıyordu.. Kafamı rahatlatmam gerekiyordu ki onu da o zaman düşünemiyordum.. 4 gün sonunda oğlum hiç kuvöze girmeden, gayet sağlıklı bir şekilde eve gittik..Anne sütünün yanı sıra mama da almak zorunda kaldı.Çünkü annesi çok kaygılıydı. Eve geldiğimiz de biraz daha rahatlamıştım. Sağdıkça süt miktarım artmaya başlasa da yeterli değildi.Çocuk doktorumuzun da desteği ile ben hem emziriyordum, hem mama veriyor hem sağıyordum.Zamanla sağdığımda 10cc gelen süt miktarımda artmalar olmaya başladı. Bu işi başarıyorum.Herr geçen gün bebeğim daha rahat emmeye başladı. Ben de her ne kadar sadece su içmenin yeterli olamsı yanı sıra süt getirecek aklınıza ne geldiyse yedim, yedim...2. ayın ortalarında Altuğ sadece geceleri 1 kere mama alır durumuna geldi. Hiç bir zaman saklayacak kadar sütüm olmasa da oğluma yetiyordu. Hiç usanmadan her emzirmeden sonra sağdım. Gece emzirdim ve sağdım. Biliyordum ki gece daha fazla oksitosin salgılanıyor, ne kadar yorgun olursam olayım , sağma seanslarına devam ettim.
Ben ne zaman kafamı rahatlattım , o zaman işler yoluna girdi. Her dersimde anlattıklarımı tekrar kafamdan geçirdim ve onları uyguladım. Ben kendime de minicik oğluma da inandım, oğlumun 6 ay boyunca az mama takviyesiyle anne sütü almasını sağladım.
Bizim anne sütü maceramız 9 ay sürdü. Oğlum 9. ay sonunda birden bire emmek istemedi. Onu kızdırmadan, inatlaşmadan her beslenme öncesi emmeyi teklif ettim. Malesef istemedi.. Ben de sağarak yaklaşık 1 yıl devam ettim..
Bu süreç esnasın da bana destek olan eşime, anneme, İstanbul Cerrahi Hastanesi bebek odası hemşire arkadaşlarıma ve çocuk doktorumuz Zermine Büyükkeçeciler'e çok teşekkür ederim...
İşte benim emzirme hikayem..
Tüm eğitimlerimde anlattıklarımı değiştirdim. Artık deneyimleri olan bir anne olarak Emzirme anlatıyorum..
sizin emzirme hikayeniz nasıl? yazmak isterseniz buradan da yayınmlayabilriz...
sevgiler, bol sütlü günler:))
7 Eylül 2011 Çarşamba
BAYRAMDA ALTUĞ
Bayramımız yoğun geçti.. Bol gezdik bol dizi ve film izledik.. Oğluşumda artık küçük bir delikanlı oldu.El öpmesini öğrettik. Çok eğlendik, annane ve babannesinin ellerini öptü Altuğ:))
17 Ağustos 2011 Çarşamba
ALTUĞ 19 AYLIK:))
19 Aylık miniğiniz size minik yardımlarda bulunabilir. Siz salonu toparlarken , onun da oyuncaklarını toplayıp oyuncak kutusuna atması ,sizi mutlu edecektir. Ev işi yapmak onun enerjisini boşaltması, yeni deneyimler kazanması; sizinse iş yükünüzü azaltması ve hoşunuza gitmesi açısından son derece faydalıdır.19 aylık bebeğin eline elektrik süpürgesini tutuşturmazsınız; ama yardımlaşmanın güzel bir davranış olduğunu anlamasına katkıda bulunabilirsiniz.
”Teşekkür ederim” :
Eğer ”teşekkür ederim” onun bildiği bir cümle değilse, bunu ona öğretmekte geç kalmayın. 19 ayına gelen bir çocuk artık görgü kurallarını uygulamalıdır.Onu karşınıza alıp bir görgü kuralları konferansı vermenize gerek yok. Sadece taklit etmesine izin verin. Unutmayın bebeğiniz evde gördüğü hareketleri dışarıda tekrarlayacaktır. Etrafımızda daha iki yaşına gelmemiş çocuğuna su dolu bardağı uzatınca ”teşekkür” eden, ona ”lütfen sakin ol” diye seslenen bilinçli anneler görmek bizleri memnun ediyor. Asansörün kapısını sizin için tutan yaşlı amcaya teşekkür etmeniz; minik taklitçiniz için mükemmel bir deneyim olacaktır. Çok geçmeden o da size ”teşekkür ederim” dediğinde de dünyalar sizin olacaktır.
Bazen O Kazansın ! :
İçindeki benlik duygusu gelişmeye başlamıştır. Fotoğraf albümünde kendini tanıyor ve ”bu Ayşe” gibi cümleler kurarak kendi adını kullanıyorsa çocuğunuzun benlik gelişimi yol almaktadır. Bu bir süreçtir ve bir ayda olmayacaktır. Bu süreç içinde sizin onun elini tutmaya devam etmeniz gerekir. Onun Kendisine saygı ve özgüveni için bolca ‘’onaylanmaya’’ ihtiyacı vardır. Yemek yemek ister misin? Sorusuna alacağınız ”hayır” cevap olasılığının ”evet”ten daha fazla olacağını bilin. Onun yerine ”bu akşam havuç mu ? tavuk mu?” Gibi bir soruyla tercihi ona bırakın. Her iki cevabında da sizi amacınıza ulaşmış olursunuz; o da kendi öz güvenini oluşturmaya başlar.
Kalsiyum Neden Gerekli :
19 aylık veya bu yaşlardaki bir çocuk fiziksel gelişime devam etmektedir. Onun kasları her geçen gün daha da çok çalışmaya başlamakta, kemikleri güçlenmekte ve dişleri daha çok işe yaramaktadır. Tüm bunlar için kalsiyum alımına dikkat etmelisiniz. Süt ve süt ürünlerinin kalsiyum deposu olduğunu herkes biliyor. Televizyonda yapılan kalsiyum deposu içerikli reklamları da herkes izliyor. Market ziyaretinde bebeğinize bu gıdaları alabilirsiniz. Ama mutlaka ambalaj içeriklerini okuyun. En doğalın, en doğru olduğunu da unutmayın.
Bebeğinizin kalsiyumu alabileceği doğal kaynaklar:
■Süt içmeyi sevebilir,
■Sütü sevmiyorsa, yoğurt ilkyardımınıza koşacaktır. İçindeki yararlı bakterilerle yoğurt sütten sonraki ikinci kalsiyum kaynağınız olmalıdır. Ona evde yoğurt hazırlayabilirsiniz,
■Diyelim ki ”sade yoğurt” da sizinki için çözüm olmadı. Yeni çözüm meyveli yoğurt olacaktır. Meyveler içindeki tat, eminim yoğurdu daha bebek dostu yapacaktır.
■Peki ya hiç bebek kumpirinin(!) içine peynir eritmeyi ya da et köftesinin harcına peynir katmayı denediniz mi. Bu şekilde ”minik itirazcı” süt ürünü almakta olduğunu bile anlamayacaktır.
D vitaminin Kalsiyum emilimini sağladığını biliyor muydunuz? Güneş cenneti ülkemizde bol güneş almayı deneyebilirsiniz. (güneşe karşı önlem de almak lazım!)Ya da Somon balığı, turunçgiller veya brokoli gibi yeşil yapraklı bitkiler bu işi yapabilir.
Tırmanma :
19 aylık bebek yeterice kalsiyum ve D vitamini alıyorsa yeni bir fiziksel gelişim sergiliyebilir: tırmanma. Bu bebeğinizin motor gelişimi açısından güçlü ve olumlu bir sinyaldir. Ama sizin açınızdan ise dikkat sinyalidir. Güvenlik önlemlerini gözden geçirmeniz gerekecektir. Daha önce ”nasıl olsa buraya ulaşamaz” dediğiniz her yer artık daha ulaşılabilir olacaktır. Çatı katındaki babasının yanına gitmek isteyen bir bebek için demirden yapılmış incecik merdivenleri çıkmak harika bir fikir olabilir. Ama eminiz bu sizin için iyi bir fikir olmayacaktır.
****Dokunma duyusuna hitap edecek basit oyuncaklar alın. Bu aylardaki bir çocuk ,tahta parçalarını birbirine vurmaktan, renkli ve dokusu olan oyuncaklardan hoşlanır. Onunla birlikte avm’deki kitapçıya bir ziyaret de güzel bir fikir olacaktır. Buradaki kitaplar onun için hem kitap hem oyuncak olacak şekilde geliştirilmiştir.
Altuğ da ise bu ayda çok güzel gelişmeler var. Gözleri ve yüüznde değişik mimiklker yapmayı öğrendi. Çok eğleniyoruz, artık.. Ne istediğini bilen bir çocuk..
Onaylanmayı çok sevdiği gibi, güzel bir şey yaptığında el çaklatarak kutlanmayı çok seviyor.
Tırmanma işine de bayılıyor. Evde koltuk tepelerinde bunun dışında parktaki kayaklara bayılıyor.
Bu ay Kırmızı Balık anaokulunda oyun grubuna başladı. Çok eğleniyor.İlk başladığı hafta bakıcı teyzesi yanındaydı,bu hafta tek başına okulda kaldı. uyum sağlaması çok iyi. Tedirgin olmadığı gibi eğlenmiş.Sağolsun okulun müdürü Güner Hanım da bize bol bol resimler gönderiyor.Oğluşumuzun mutlu olması da babasıyla beni çok mutylu ediyor..
Yemek konusu geçtiğimiz ay felaketti. Herşeyi yiyen çocuk anormal iştahsız ve hastaydı. Çok sinir bozukluğu yaşadık. Şimdi şimdi düzelmeye başladı. 1 ay önce yediği çoğu şeyi şimdi yemiyor. İlk günlerde babsıyla çok baskı yaptık. Ama rahat bıraktıktan sonra 3 günde çocuk düzeldi. Buradan şunu anladık; baskı yapmamayı, özelliklede yemek yemesi için..
19 Aylık olan Altuğ, artık etrafının farkında. Ona kızıldı mı, sevildi mi hemencecik anlıyor. Sosyal bir çocuk.. İnsanları yadırgamıyor,çok nadir insandan hoşlanmıyor. herkes ile özellikle de çocukalrla çok iyi anlaşıyor.
İlk defa kendi kuzeniyle kıskançlık yaşadılar. Bize geldiklerinde Altuğ oyuncaklarını ,Kuzeye vermek istemediği gibi, çekiştiler. bu durum ilk defa olduğu için çok şaşırdık..
elindeki birşeyi istemeden alamazsınız. onun için hırslanabiliyor. Biz de mümkün oldukça , ağlayarak birşeyleri elde etmesinden taraf değiliz.
Müzik dinlemekten ve dans etmekten çok hoşlanıyor. Kendisine ait bir tarzı bile var:)))
Konuşmamız halen zayıf. Kendi dilince konuşsada anne, baba, bu gibi kelimeleri söylüyor. Ama herşeyi bize o kadar güzel anlatıyor ki.. Anne demesine de bayılıyorum. Çok mutlu oluyorum, tüm günün yorgunluğunu atıyorum üzerimden...
”Teşekkür ederim” :
Eğer ”teşekkür ederim” onun bildiği bir cümle değilse, bunu ona öğretmekte geç kalmayın. 19 ayına gelen bir çocuk artık görgü kurallarını uygulamalıdır.Onu karşınıza alıp bir görgü kuralları konferansı vermenize gerek yok. Sadece taklit etmesine izin verin. Unutmayın bebeğiniz evde gördüğü hareketleri dışarıda tekrarlayacaktır. Etrafımızda daha iki yaşına gelmemiş çocuğuna su dolu bardağı uzatınca ”teşekkür” eden, ona ”lütfen sakin ol” diye seslenen bilinçli anneler görmek bizleri memnun ediyor. Asansörün kapısını sizin için tutan yaşlı amcaya teşekkür etmeniz; minik taklitçiniz için mükemmel bir deneyim olacaktır. Çok geçmeden o da size ”teşekkür ederim” dediğinde de dünyalar sizin olacaktır.
Bazen O Kazansın ! :
İçindeki benlik duygusu gelişmeye başlamıştır. Fotoğraf albümünde kendini tanıyor ve ”bu Ayşe” gibi cümleler kurarak kendi adını kullanıyorsa çocuğunuzun benlik gelişimi yol almaktadır. Bu bir süreçtir ve bir ayda olmayacaktır. Bu süreç içinde sizin onun elini tutmaya devam etmeniz gerekir. Onun Kendisine saygı ve özgüveni için bolca ‘’onaylanmaya’’ ihtiyacı vardır. Yemek yemek ister misin? Sorusuna alacağınız ”hayır” cevap olasılığının ”evet”ten daha fazla olacağını bilin. Onun yerine ”bu akşam havuç mu ? tavuk mu?” Gibi bir soruyla tercihi ona bırakın. Her iki cevabında da sizi amacınıza ulaşmış olursunuz; o da kendi öz güvenini oluşturmaya başlar.
Kalsiyum Neden Gerekli :
19 aylık veya bu yaşlardaki bir çocuk fiziksel gelişime devam etmektedir. Onun kasları her geçen gün daha da çok çalışmaya başlamakta, kemikleri güçlenmekte ve dişleri daha çok işe yaramaktadır. Tüm bunlar için kalsiyum alımına dikkat etmelisiniz. Süt ve süt ürünlerinin kalsiyum deposu olduğunu herkes biliyor. Televizyonda yapılan kalsiyum deposu içerikli reklamları da herkes izliyor. Market ziyaretinde bebeğinize bu gıdaları alabilirsiniz. Ama mutlaka ambalaj içeriklerini okuyun. En doğalın, en doğru olduğunu da unutmayın.
Bebeğinizin kalsiyumu alabileceği doğal kaynaklar:
■Süt içmeyi sevebilir,
■Sütü sevmiyorsa, yoğurt ilkyardımınıza koşacaktır. İçindeki yararlı bakterilerle yoğurt sütten sonraki ikinci kalsiyum kaynağınız olmalıdır. Ona evde yoğurt hazırlayabilirsiniz,
■Diyelim ki ”sade yoğurt” da sizinki için çözüm olmadı. Yeni çözüm meyveli yoğurt olacaktır. Meyveler içindeki tat, eminim yoğurdu daha bebek dostu yapacaktır.
■Peki ya hiç bebek kumpirinin(!) içine peynir eritmeyi ya da et köftesinin harcına peynir katmayı denediniz mi. Bu şekilde ”minik itirazcı” süt ürünü almakta olduğunu bile anlamayacaktır.
D vitaminin Kalsiyum emilimini sağladığını biliyor muydunuz? Güneş cenneti ülkemizde bol güneş almayı deneyebilirsiniz. (güneşe karşı önlem de almak lazım!)Ya da Somon balığı, turunçgiller veya brokoli gibi yeşil yapraklı bitkiler bu işi yapabilir.
Tırmanma :
19 aylık bebek yeterice kalsiyum ve D vitamini alıyorsa yeni bir fiziksel gelişim sergiliyebilir: tırmanma. Bu bebeğinizin motor gelişimi açısından güçlü ve olumlu bir sinyaldir. Ama sizin açınızdan ise dikkat sinyalidir. Güvenlik önlemlerini gözden geçirmeniz gerekecektir. Daha önce ”nasıl olsa buraya ulaşamaz” dediğiniz her yer artık daha ulaşılabilir olacaktır. Çatı katındaki babasının yanına gitmek isteyen bir bebek için demirden yapılmış incecik merdivenleri çıkmak harika bir fikir olabilir. Ama eminiz bu sizin için iyi bir fikir olmayacaktır.
****Dokunma duyusuna hitap edecek basit oyuncaklar alın. Bu aylardaki bir çocuk ,tahta parçalarını birbirine vurmaktan, renkli ve dokusu olan oyuncaklardan hoşlanır. Onunla birlikte avm’deki kitapçıya bir ziyaret de güzel bir fikir olacaktır. Buradaki kitaplar onun için hem kitap hem oyuncak olacak şekilde geliştirilmiştir.
Altuğ da ise bu ayda çok güzel gelişmeler var. Gözleri ve yüüznde değişik mimiklker yapmayı öğrendi. Çok eğleniyoruz, artık.. Ne istediğini bilen bir çocuk..
Onaylanmayı çok sevdiği gibi, güzel bir şey yaptığında el çaklatarak kutlanmayı çok seviyor.
Tırmanma işine de bayılıyor. Evde koltuk tepelerinde bunun dışında parktaki kayaklara bayılıyor.
Bu ay Kırmızı Balık anaokulunda oyun grubuna başladı. Çok eğleniyor.İlk başladığı hafta bakıcı teyzesi yanındaydı,bu hafta tek başına okulda kaldı. uyum sağlaması çok iyi. Tedirgin olmadığı gibi eğlenmiş.Sağolsun okulun müdürü Güner Hanım da bize bol bol resimler gönderiyor.Oğluşumuzun mutlu olması da babasıyla beni çok mutylu ediyor..
Yemek konusu geçtiğimiz ay felaketti. Herşeyi yiyen çocuk anormal iştahsız ve hastaydı. Çok sinir bozukluğu yaşadık. Şimdi şimdi düzelmeye başladı. 1 ay önce yediği çoğu şeyi şimdi yemiyor. İlk günlerde babsıyla çok baskı yaptık. Ama rahat bıraktıktan sonra 3 günde çocuk düzeldi. Buradan şunu anladık; baskı yapmamayı, özelliklede yemek yemesi için..
19 Aylık olan Altuğ, artık etrafının farkında. Ona kızıldı mı, sevildi mi hemencecik anlıyor. Sosyal bir çocuk.. İnsanları yadırgamıyor,çok nadir insandan hoşlanmıyor. herkes ile özellikle de çocukalrla çok iyi anlaşıyor.
İlk defa kendi kuzeniyle kıskançlık yaşadılar. Bize geldiklerinde Altuğ oyuncaklarını ,Kuzeye vermek istemediği gibi, çekiştiler. bu durum ilk defa olduğu için çok şaşırdık..
elindeki birşeyi istemeden alamazsınız. onun için hırslanabiliyor. Biz de mümkün oldukça , ağlayarak birşeyleri elde etmesinden taraf değiliz.
Müzik dinlemekten ve dans etmekten çok hoşlanıyor. Kendisine ait bir tarzı bile var:)))
Konuşmamız halen zayıf. Kendi dilince konuşsada anne, baba, bu gibi kelimeleri söylüyor. Ama herşeyi bize o kadar güzel anlatıyor ki.. Anne demesine de bayılıyorum. Çok mutlu oluyorum, tüm günün yorgunluğunu atıyorum üzerimden...
9 Ağustos 2011 Salı
ALTUĞ BUGÜN ANAOKULUNDA:))
Kaç zamandır düşünüdüğüm şey bugun gerçek oldu. Küçük oğluşum artık büyüdü ve okula başladı. Altuğ Bostancı da Kırmız Balık Anaokulunda oyun grubuna başladı.

Geçen hafta izinli olduğum zaman gidip, Güner Hanımla tanışmış ve Altuğ için deneme dersi yapmıştık. Orada çok mutlu olduğunu görünce, babasıyla karar verdik.
Bugün de oğluşumun ilk günüydü. Necla Teyzesiyle beraber okula başladı. Haftada 3 gün ve 10:00-12:00 saatleri arasında devam edecek.
Etrafımızda ne park ne de Altuğ yaşıtı çocuk olmadığı için oyun grubunun Altuğ'unun gelişimi için yararlı olacağını düşündük. Günler geçtikçe bakalım neler olacak.
Sağolsunlar, Altuğ'unun ilk gününden fotoğraflar çekip, e-mail göndermişler. Resimleri görünce ben ve babası , çok sevindik..Oğlumuz artık büyümüş ve okula gidiyor::))
Teşekküler Kırmızı Balık:))

Geçen hafta izinli olduğum zaman gidip, Güner Hanımla tanışmış ve Altuğ için deneme dersi yapmıştık. Orada çok mutlu olduğunu görünce, babasıyla karar verdik.
Bugün de oğluşumun ilk günüydü. Necla Teyzesiyle beraber okula başladı. Haftada 3 gün ve 10:00-12:00 saatleri arasında devam edecek.
Etrafımızda ne park ne de Altuğ yaşıtı çocuk olmadığı için oyun grubunun Altuğ'unun gelişimi için yararlı olacağını düşündük. Günler geçtikçe bakalım neler olacak.
Sağolsunlar, Altuğ'unun ilk gününden fotoğraflar çekip, e-mail göndermişler. Resimleri görünce ben ve babası , çok sevindik..Oğlumuz artık büyümüş ve okula gidiyor::))
Teşekküler Kırmızı Balık:))
18 Temmuz 2011 Pazartesi
ALTUĞ ARTIK 18 AYLIK
Oğluşum artık 18 aylık.. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor.16 Ocak 2010 bizim için miladdı. Üstünden koca 18 ay geçti. ne günler geçirdik. oğlum büyüdü.Artık küçük bir delikanlı:)))
Beslenme:
Artık çocuğunuz, 3 ana 2 ara öğün alıyor olmalıdır. Bundan fazlası, kötü beslenme alışkanlıklarının yerleşmesine yol açar. Ara öğünlerin mümkün olduğunca sağlıklı olmasına gayret etmeli, abur cubura alıştırmamalısınız.
Alması gereken 4 temel gıda grubu: Tahıl, sebze- meyve, süt ve süt ürünleri, et, tavuk, balık, yumurta grubudur.
Altuğ, ise bu ay beslenmesinde çok büyük bir karışıklık oldu. Bunun bir sebebi de bakıcı teyzesi. Çok fazla abur-cubura alıştı. Ayrıca dişler özellikle azı ve köpek dişleri iştahımızı mahvettiler.
Bunun dışında çok güzel çatal - bıçak kullanarak herşeyi yiyor artık. Yemekleri bazen püremsi olsa da artık biz ne yersek o da onu yemek istiyor.
Fiziksel Gelişim:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler Yapabilir?
Yardım ederseniz merdiven çıkabilir.
Topu atabilir.
Kaşıkla kendini besleyebilir.
Bardaktan kendisi içer.
Koşmaya başlayabilir.
Karalama yapabilir.
Altuğ da karalama işini çok seviyor.. Eline kalemi almaya görsün:))
Merdivenleri çıkmayı, tırmanmayı, parklardaki kayakları çok seviyor. EVDE KOLTUK TEPELERİNDE, KÜÇÜK BEY..
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
İtip çekebileceği, vurup ses çıkarabileceği oyuncaklar sağlayın.
Kağıda karalama yapmasına izin verin.
Onunla top oynayın.
Birbirinin içine geçen veya üstüste koyup kule yapacağı oyuncaklar sağlayın.
Dil Gelişimi:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler Yapabilir?
Resimde gördüğü cisimleri adlandırabilir.
4-10 kelime kullanır. ( Çok daha fazlasını anlar )
2 kelimelik cümle kurabilir.
Basit direktiflere uyabilir.
Altuğ konusma konusunda tembel. kendi dilince konuşsada tek anlşaşılır kelimesi; anni!!!! Oğluşumla sürekli konusuyoruz. Konusamasa da herşeyi bize birşekilde anlatıyor. Altuğ topu getir, şortunu odana götür gibi direktiflerimizi anlıyor ve yerine de getiriyor.
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
Ona kitap okuyun, birlikte resimlere bakın.
Yeni öğrendiği kelimeleri sıkça tekrarlayın.
Hayvanat bahçesine götürüp hayvanların seslerini dinletin.
Bu ay benim ona kitap okumamdan hoşlanıyor. kitap bitene kadar dinlemeyi seviyor. Hatta tekrar etmemei de istiyor. Kedi, köpek ve kuşu biliyor. Seslerini duyunca ona göre tepki veriyor.
Sosyal Gelişim:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler yapabilir?
Erişkin davranışlarını taklit eder.
Yabancıların yanında çekingen davranır.
Başka çocukların yanında oynar ( birlikte değil).
Sürekli ona koyduğunuz sınırları test eder.
Giderek sizden bağımsız olmaya başlar.
Benim ve babasının hareketlerini taklit etmeyi çok seviyor. hatta geçen gün babası yara bandını anlına yapıştırdı.Altuğ da aldı, yara bandına alnına hemen yapıstırdı. oğluşum babacı .. eve geldiğinde dünyalar onun oluyor. O nedenle Altan Ne derse Altuığ onu yapmaya anormal bir çaba harcıyor.
Kendi yaşıtı çocuklarla oynamayı çok seviyor. Yanlarına gidip, hemencecik sarılıyor.Oyunu fakat tek başına oynuyor.
Bağımsızlığını da ilan etti, bizim küçük adam. Kolyuğun tepeleri en sevdiği yerler. Sınırlarını belirtiyoruz. ama gözümüzün içine baka baka tekrar ediyor. hayır, konusunda belki bizim biraz daha net olmamız gerekiyor.
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
Ona sevginizi hissetirin, sık sık sarılın, öpün.
Başka çocuklarla biraraya geleceği ortamlar hazırlayın.
Değişik yerleri keşfetmesine fırsat tanıyın.
Disiplin:
Bu yaştaki çocuk, henüz neden her istediğini yapamayacağını anlamamaktadır. Problemleri en aza indirmek için çevreyi uygun şekilde düzenleyin, ona veremeyeceğiniz kırılıp zarar görecek eşyayı veya kendisinin zarar görmesine neden olacak şeyleri ortadan kaldırın. Evinizi bebek doğmadan önceki halinde tutarsanız, sorun yaşamanız kaçınılmaz olur.
Uygun olmayan birşey yapmakta ısrarcıysa, onu ortamdan uzaklaştırıp dikkatini başka bir şeye çekin.
Kurallar koyun ve bu konuda kararlı olun. Eğer; bir davranışa bazen izin vermez, bazen hoşgörüyle karşılarsanız veya anne baba benzer tutumda olmazsa çocuğun da kafası karışacaktır.
İstenmeyen bir davranışın yerine ne yapabileceğini gösterin.
Disiplin konusu benim için çok zor. Altuğ herşey için tutturmuyor. Ama tutturduğu şey için Hayır dediğimizde , kendini yerlere atıyor. O zaman çok dikkatli davranmaya çalışıyoruz. Dikkatini başka yöne çekmeyi başarırsak, o zaman rahatlıyoruz. Yoksa her istediğini elde etmek için ağlaması gerketiğini öğrenmemeli. Çok akıllılar. O nedenle bu yaşlarda dikkatli olmakda yarar var. Babasıyla beraber aynı şeylere Hayır demeyi ,aynı şeylere Evet demeye çalşıyoruz.
Babsı çok kısıtlama tarfatarı değil. özgür ve istediğini yapabilen bir çocuk olamsını istiyor. Bizde o nedenle evi, özellikle salon ve kendi odasını altuğ'unun hareketlerine göre ayarladık. Şimdi daha rahatız.
Evde Tv nin yerini değiştirdik, yaklaşık 5 -6 aydır. Tv alışkanlığından uzaklaştı böylece.
Sandalyelere tırmanmayı çok seviyor. Ona dikkat temeye çalışıyoruz. Şimdilik Allahtan bir kazamızda olmadı. Ama buı dönemde o kadar hızlı hareket ediyorlar ki, çok dikkatli olmak da yarar var.
Öfke Nöbetleri:
Çocuğunuz, artık bağımsız olmak, kendi kararlarını vermek istemektedir. Ancak sorun çözmeyi bilmemekte, hayal kırıklığı veya kısıtlamalarla başedememektedir. Yapmak istediğine engel olduğunuzda ağlayıp bağırarak, kafasını vurarak, kendini yerlere atarak, nefesini tutup katılarak bir öfke nöbeti geçirebilir. Ne kadar can sıkıcı olsa da, bu büyümenin normal bir aşamasıdır. Çocuk özellikle aç, yorgun veya hasta olduğunda öfke nöbetine daha yatkındır.
Altuğ da da bazen bu durum oluyor. O dönemlerde istediği şey ona zarar vermeyecekse, onunla inatlaşmadan hemen ok diyoruz. Yok zarar verecek bir durumsa, ki bu daha çok oluyor, o zaman da dikkatini başka yöne çemeye çalışıyoruz. Bu nöbetlerin daha hızlı atlatılmasını sağlıyor.
Bu durumda nasıl davranmalısınız?
Sakin olun, ona kızmayın.
Sevgiyle fakat kararlı yaklaşın.
Ondan beklentinizi dile getirin, uyması gereken kurallar hakkında tutarlı olun.
Eğer, çocuk güvendeyse, yaptığını görmezden gelin, ilgilenmeyin. Eğer kendine veya başkasına zarar verecek durumdaysa, onu başka bir odaya götürün, sakinleşmesini bekleyin.
Tuvalet Eğitimi:
Her çocuğun Tuvalet eğitimine hazır olma yaşı farklıdır. Çocuğu akranlarıyla kıyaslamayın ve asla zorlamayın.
Tuvalet eğitimine geçmek için, çocuğun gereken fiziksel olgunluğa ulaşması gereklidir. Hazır olduğuna dair işaretler saptarsanız, bu konuyu gündeme alabilirsiniz
Bu konu benim şu aralar çok düşündüğüm bir konu. Altuğ da şimdilik br belirti göremedim , ben. beraber tuvalet ziyaretlerimiz var. Özellikle babasıyla zaman geçirmesini sağlıyoruz. Ama eğitime ne zaman başlayacağımızı 18 aylık kontrolunda doktorumuza danışacağız..
Beslenme:
Artık çocuğunuz, 3 ana 2 ara öğün alıyor olmalıdır. Bundan fazlası, kötü beslenme alışkanlıklarının yerleşmesine yol açar. Ara öğünlerin mümkün olduğunca sağlıklı olmasına gayret etmeli, abur cubura alıştırmamalısınız.
Alması gereken 4 temel gıda grubu: Tahıl, sebze- meyve, süt ve süt ürünleri, et, tavuk, balık, yumurta grubudur.
Altuğ, ise bu ay beslenmesinde çok büyük bir karışıklık oldu. Bunun bir sebebi de bakıcı teyzesi. Çok fazla abur-cubura alıştı. Ayrıca dişler özellikle azı ve köpek dişleri iştahımızı mahvettiler.
Bunun dışında çok güzel çatal - bıçak kullanarak herşeyi yiyor artık. Yemekleri bazen püremsi olsa da artık biz ne yersek o da onu yemek istiyor.
Fiziksel Gelişim:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler Yapabilir?
Yardım ederseniz merdiven çıkabilir.
Topu atabilir.
Kaşıkla kendini besleyebilir.
Bardaktan kendisi içer.
Koşmaya başlayabilir.
Karalama yapabilir.
Altuğ da karalama işini çok seviyor.. Eline kalemi almaya görsün:))
Merdivenleri çıkmayı, tırmanmayı, parklardaki kayakları çok seviyor. EVDE KOLTUK TEPELERİNDE, KÜÇÜK BEY..
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
İtip çekebileceği, vurup ses çıkarabileceği oyuncaklar sağlayın.
Kağıda karalama yapmasına izin verin.
Onunla top oynayın.
Birbirinin içine geçen veya üstüste koyup kule yapacağı oyuncaklar sağlayın.
Dil Gelişimi:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler Yapabilir?
Resimde gördüğü cisimleri adlandırabilir.
4-10 kelime kullanır. ( Çok daha fazlasını anlar )
2 kelimelik cümle kurabilir.
Basit direktiflere uyabilir.
Altuğ konusma konusunda tembel. kendi dilince konuşsada tek anlşaşılır kelimesi; anni!!!! Oğluşumla sürekli konusuyoruz. Konusamasa da herşeyi bize birşekilde anlatıyor. Altuğ topu getir, şortunu odana götür gibi direktiflerimizi anlıyor ve yerine de getiriyor.
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
Ona kitap okuyun, birlikte resimlere bakın.
Yeni öğrendiği kelimeleri sıkça tekrarlayın.
Hayvanat bahçesine götürüp hayvanların seslerini dinletin.
Bu ay benim ona kitap okumamdan hoşlanıyor. kitap bitene kadar dinlemeyi seviyor. Hatta tekrar etmemei de istiyor. Kedi, köpek ve kuşu biliyor. Seslerini duyunca ona göre tepki veriyor.
Sosyal Gelişim:
Bu Yaşta Çocuğunuz Neler yapabilir?
Erişkin davranışlarını taklit eder.
Yabancıların yanında çekingen davranır.
Başka çocukların yanında oynar ( birlikte değil).
Sürekli ona koyduğunuz sınırları test eder.
Giderek sizden bağımsız olmaya başlar.
Benim ve babasının hareketlerini taklit etmeyi çok seviyor. hatta geçen gün babası yara bandını anlına yapıştırdı.Altuğ da aldı, yara bandına alnına hemen yapıstırdı. oğluşum babacı .. eve geldiğinde dünyalar onun oluyor. O nedenle Altan Ne derse Altuığ onu yapmaya anormal bir çaba harcıyor.
Kendi yaşıtı çocuklarla oynamayı çok seviyor. Yanlarına gidip, hemencecik sarılıyor.Oyunu fakat tek başına oynuyor.
Bağımsızlığını da ilan etti, bizim küçük adam. Kolyuğun tepeleri en sevdiği yerler. Sınırlarını belirtiyoruz. ama gözümüzün içine baka baka tekrar ediyor. hayır, konusunda belki bizim biraz daha net olmamız gerekiyor.
Gelişimi Nasıl Destekleyebilirsiniz?
Ona sevginizi hissetirin, sık sık sarılın, öpün.
Başka çocuklarla biraraya geleceği ortamlar hazırlayın.
Değişik yerleri keşfetmesine fırsat tanıyın.
Disiplin:
Bu yaştaki çocuk, henüz neden her istediğini yapamayacağını anlamamaktadır. Problemleri en aza indirmek için çevreyi uygun şekilde düzenleyin, ona veremeyeceğiniz kırılıp zarar görecek eşyayı veya kendisinin zarar görmesine neden olacak şeyleri ortadan kaldırın. Evinizi bebek doğmadan önceki halinde tutarsanız, sorun yaşamanız kaçınılmaz olur.
Uygun olmayan birşey yapmakta ısrarcıysa, onu ortamdan uzaklaştırıp dikkatini başka bir şeye çekin.
Kurallar koyun ve bu konuda kararlı olun. Eğer; bir davranışa bazen izin vermez, bazen hoşgörüyle karşılarsanız veya anne baba benzer tutumda olmazsa çocuğun da kafası karışacaktır.
İstenmeyen bir davranışın yerine ne yapabileceğini gösterin.
Disiplin konusu benim için çok zor. Altuğ herşey için tutturmuyor. Ama tutturduğu şey için Hayır dediğimizde , kendini yerlere atıyor. O zaman çok dikkatli davranmaya çalışıyoruz. Dikkatini başka yöne çekmeyi başarırsak, o zaman rahatlıyoruz. Yoksa her istediğini elde etmek için ağlaması gerketiğini öğrenmemeli. Çok akıllılar. O nedenle bu yaşlarda dikkatli olmakda yarar var. Babasıyla beraber aynı şeylere Hayır demeyi ,aynı şeylere Evet demeye çalşıyoruz.
Babsı çok kısıtlama tarfatarı değil. özgür ve istediğini yapabilen bir çocuk olamsını istiyor. Bizde o nedenle evi, özellikle salon ve kendi odasını altuğ'unun hareketlerine göre ayarladık. Şimdi daha rahatız.
Evde Tv nin yerini değiştirdik, yaklaşık 5 -6 aydır. Tv alışkanlığından uzaklaştı böylece.
Sandalyelere tırmanmayı çok seviyor. Ona dikkat temeye çalışıyoruz. Şimdilik Allahtan bir kazamızda olmadı. Ama buı dönemde o kadar hızlı hareket ediyorlar ki, çok dikkatli olmak da yarar var.
Öfke Nöbetleri:
Çocuğunuz, artık bağımsız olmak, kendi kararlarını vermek istemektedir. Ancak sorun çözmeyi bilmemekte, hayal kırıklığı veya kısıtlamalarla başedememektedir. Yapmak istediğine engel olduğunuzda ağlayıp bağırarak, kafasını vurarak, kendini yerlere atarak, nefesini tutup katılarak bir öfke nöbeti geçirebilir. Ne kadar can sıkıcı olsa da, bu büyümenin normal bir aşamasıdır. Çocuk özellikle aç, yorgun veya hasta olduğunda öfke nöbetine daha yatkındır.
Altuğ da da bazen bu durum oluyor. O dönemlerde istediği şey ona zarar vermeyecekse, onunla inatlaşmadan hemen ok diyoruz. Yok zarar verecek bir durumsa, ki bu daha çok oluyor, o zaman da dikkatini başka yöne çemeye çalışıyoruz. Bu nöbetlerin daha hızlı atlatılmasını sağlıyor.
Bu durumda nasıl davranmalısınız?
Sakin olun, ona kızmayın.
Sevgiyle fakat kararlı yaklaşın.
Ondan beklentinizi dile getirin, uyması gereken kurallar hakkında tutarlı olun.
Eğer, çocuk güvendeyse, yaptığını görmezden gelin, ilgilenmeyin. Eğer kendine veya başkasına zarar verecek durumdaysa, onu başka bir odaya götürün, sakinleşmesini bekleyin.
Tuvalet Eğitimi:
Her çocuğun Tuvalet eğitimine hazır olma yaşı farklıdır. Çocuğu akranlarıyla kıyaslamayın ve asla zorlamayın.
Tuvalet eğitimine geçmek için, çocuğun gereken fiziksel olgunluğa ulaşması gereklidir. Hazır olduğuna dair işaretler saptarsanız, bu konuyu gündeme alabilirsiniz
Bu konu benim şu aralar çok düşündüğüm bir konu. Altuğ da şimdilik br belirti göremedim , ben. beraber tuvalet ziyaretlerimiz var. Özellikle babasıyla zaman geçirmesini sağlıyoruz. Ama eğitime ne zaman başlayacağımızı 18 aylık kontrolunda doktorumuza danışacağız..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















