13 Eylül 2010 Pazartesi

MUTLU GEBELİK

GEBELİĞİ MUTLU KILAN NELERDİR?



Sıkıntılarının yanı sıra hamilelik aynı zamanda keyifli ve haz veren bir dönemdir.
Bunun en önemli nedeni, gebelikle birlikte, anne ve baba adayının, soyun devamını ve genlerin gelecek nesillere aktarımını gerçekleştirmiş olmasıdır.
Doğacak çocuk ile birlikte hem anne hem de baba adayının kendi ailesinden getirdiği özellikler yeni nesilde yaşatılacaktır. Aslında bebek dünyaya getirmek bir çeşit “ölümsüzleşme” projesidir. Anne ve baba adayı kendilerinden oluşan ve kendilerinden sonra da yaşamaya devam edecek olan bir canlı meydana getirmişlerdir.

Aynı zamanda gebelik “yaratıcılık” olgusunun uzantısıdır. Bir kadın, yaradılış olgusuna aracı olduğunu en iyi gebelik döneminde fark eder. Bir erkekten farkını en net bu dönemde deneyimler. Kadın olmanın bilincinin en üstü seviyeye ulaşabileceği dönemlerden biridir bu. Aslında birçok kadın için kadın olmanın nasıl bir güç içerdiğini fark etmek gebelik dönemine denk düşer. Bu sebeple, birçok gebe, hamilelikte, normal dönemden çok daha iyi, mutlu ve güçlü hisseder.

Anne adayını bu dönemde iyi hissettirebilecek diğer bir neden kendi doğurganlığını kanıtlamış olmasıdır.  Toplum tarafından kadından beklenen en büyük misyonlardan birini tamamlamak, kadına iyi bir his verir.


GEBELİKTE SIKINTILI ZAMANLARIN NEDENLERİ?


Gebelik duygusal açıdan yüklü bir dönemdir. 1. trimesterde anne adayının vücudu gebeliğe adapte olmaya çalışır ve bu dönemde bulantılar, yorgunluk hissi ve uyku hali yoğundur. 2. trimester anne adayı için en mutlu dönemdir. Hamileliğin keyfi bu dönemde bol bol çıkarılabilir. 3. trimester de keyif alınan bir dönemdir. Ancak bu son dönemde anne adayının vücudu ağırlaşır, hareket etmek biraz daha zorlaşır. Doğum yaklaştığı için doğumla, bebekle ve anne olmakla ilgili konular ve bazen kaygılar iyice belirginleşir.  Gebelik, içinde yaşanan birçok değişimden dolayı zaman zaman sıkıntılı olabilir.  Anne adayının vücudu değişim içindedir, eşle ilişkinin içeriğinde değişimler yaşanır, kadın ve erkeğin sosyal rolü değişmektedir, gelecek ile ilgili düşünceler ve kaygılar daha belirgin bir hal alır. Yaşama dair farkındalık ve sorumluluk duygusu artar.  Kişi “ben” olmaktan “biz” olmaya geçmiştir.


*GEBELİK DÖNEMİNİ MUTLU GEÇİRMENİN YOLLARI

—İlahi yaradılış sürecine katkıda bulunduğunuzu kendinize hatırlatın.
—Kadın olmanın, hatta doğurgan bir kadın olmanın keyfini farkına varın ve bu keyfi mümkün olduğunca yaşamaya çalışın. Unutmayın sınırsız zamanınız yok. Bu, sadece 9 aylık bir keyif!

—Tam bir aile olduğunuzu fark edin. Bu, ele aldığınız bir projeyi geliştirmek ya da büyütmek demektir. Bu gelişimin keyfini çıkarın.

—Vücudunuzdaki değişimlere karşı duyarlı olun. Aslında her bir değişim, yeni bir canlının dünyaya gelmesi için doğanın size verdiği destektir. Desteklendiğinizi hissedin.

—Eşinizle, geleceğe ait yeni planlar yapmanın keyfini yaşayın. Aynı zamanda eşinizle en büyük ortaklığınızın keyfini yaşayın.
—Doğacak bebek hakkında hayaller kurun. Hoşunuza giden bebek mağazalarını gezin, ona neler almak isteyebileceğinizi düşünün.
—Bebeğinizin, büyüdüğü zamanları hayal edin. Onun, yetişkin olmasından nasıl bir haz alırsınız?

—Gebelikle ilgili sıkıntılar yaşadığınızda, bu dönemin sonsuza kadar sürmeyeceğini, birkaç aydan ibaret olduğunu kendinize hatırlatın.
—Fiziksel olarak kendinize bakmaya devam edin. Belki eski bedeniniz yok ama kadınlığa ait güzelliklerden birini yaşıyorsunuz. Sizin yerinizde olmak isteyecek birçok kadın olduğunu unutmayın!

—Doktorunuzla randevularınızı aksatmayın. Merak ettiğiniz şeyleri mutlaka doktorunuza sorun.

—Hamilelik ve doğumlarını rahat şekilde tamamlamış tanıdıklarınızdan destek almayı unutmayın. Pozitif deneyimi olan kişilerle konuşmak, sizi rahatlatacaktır.

—Aile büyüklerinden (anne, kayınvalide, abla gibi) destek alın. Talepleriniz olduğunda, bunu onlara açıkça iletin.


EŞİN YAKLAŞIMI


Eşin desteğinin çok önemli olduğu bir dönemdir gebelik.

Eş şunları yapabilir:


— Anne adayı eski enerjisinde ve hareketliliğinde olmayacağından, ondan beklentiler konusunda, baba adayının daha toleranslı olması gerekebilir (ev işleri, sosyalleşme vb).
— Anne adayı vücut imajı değiştikçe eşinin gözüne artık cazip gözükmeme korkuları yaşayabilir. Bu yüzden baba adayının, anne adayını rahatlatması ve kendini çekici bir kadın olarak hissetmesine yardımcı olması gerekir.
— Doktor kontrollerine eşin de mutlaka gitmesini öneririz.
— Anne adayının bebekle ilgili planlamalarına (çocuk odası gibi) eşin de dahil olması önemlidir.MUTLU GEBELİK


GEBELİĞİ MUTLU KILAN NELERDİR?


Sıkıntılarının yanı sıra hamilelik aynı zamanda keyifli ve haz veren bir dönemdir.
Bunun en önemli nedeni, gebelikle birlikte, anne ve baba adayının, soyun devamını ve genlerin gelecek nesillere aktarımını gerçekleştirmiş olmasıdır.
Doğacak çocuk ile birlikte hem anne hem de baba adayının kendi ailesinden getirdiği özellikler yeni nesilde yaşatılacaktır. Aslında bebek dünyaya getirmek bir çeşit “ölümsüzleşme” projesidir. Anne ve baba adayı kendilerinden oluşan ve kendilerinden sonra da yaşamaya devam edecek olan bir canlı meydana getirmişlerdir.

Aynı zamanda gebelik “yaratıcılık” olgusunun uzantısıdır. Bir kadın, yaradılış olgusuna aracı olduğunu en iyi gebelik döneminde fark eder. Bir erkekten farkını en net bu dönemde deneyimler. Kadın olmanın bilincinin en üstü seviyeye ulaşabileceği dönemlerden biridir bu. Aslında birçok kadın için kadın olmanın nasıl bir güç içerdiğini fark etmek gebelik dönemine denk düşer. Bu sebeple, birçok gebe, hamilelikte, normal dönemden çok daha iyi, mutlu ve güçlü hisseder.
Anne adayını bu dönemde iyi hissettirebilecek diğer bir neden kendi doğurganlığını kanıtlamış olmasıdır. Toplum tarafından kadından beklenen en büyük misyonlardan birini tamamlamak, kadına iyi bir his verir.



GEBELİKTE SIKINTILI ZAMANLARIN NEDENLERİ?


Gebelik duygusal açıdan yüklü bir dönemdir. 1. trimesterde anne adayının vücudu gebeliğe adapte olmaya çalışır ve bu dönemde bulantılar, yorgunluk hissi ve uyku hali yoğundur. 2. trimester anne adayı için en mutlu dönemdir. Hamileliğin keyfi bu dönemde bol bol çıkarılabilir. 3. trimester de keyif alınan bir dönemdir. Ancak bu son dönemde anne adayının vücudu ağırlaşır, hareket etmek biraz daha zorlaşır. Doğum yaklaştığı için doğumla, bebekle ve anne olmakla ilgili konular ve bazen kaygılar iyice belirginleşir.
Gebelik, içinde yaşanan birçok değişimden dolayı zaman zaman sıkıntılı olabilir.  Anne adayının vücudu değişim içindedir, eşle ilişkinin içeriğinde değişimler yaşanır, kadın ve erkeğin sosyal rolü değişmektedir, gelecek ile ilgili düşünceler ve kaygılar daha belirgin bir hal alır. Yaşama dair farkındalık ve sorumluluk duygusu artar.  Kişi “ben” olmaktan “biz” olmaya geçmiştir.


 
YAZAN:GONCA ŞENSÖZEN
http://www.goncasensozen.com/

12 Eylül 2010 Pazar

8 AYLIK BEBEĞİN GELİŞİMİ


Bebeğin çevresine olan ilgisi ve merakı bu ay doruğa çıkacaktır. Güvenebileceği dürtüleri henüz pek fazla olmadığından, dünyayı kendi çabalarıyla tanıması gerekir. Ancak gördüğü her şeyi bir an önce keşfetmek isteyeceğinden, yaptıklarının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini henüz anlayamaz. Bu yüzden tipik bir 8 aylık bebek evin içinde oradan oraya hareket eder ve önüne gelen her şeyi düşünmeden yere atar, ısırır veya çeker.
Hiç şüphesiz bebeğiniz artık emekleme tekniklerini gayet iyi öğrenmiştir ve çok ustaca hareket edebilmektedir. Bazı bebekler o kadar hızlı emeklerler ki onları takip etmek çok zor olur. Kapıları açıp kaparken dikkatli olmalısınız; bebeklerin çoğu, açılıp -kapanan kapıları ilginç buldukları için kapı arkasında durmaya bayılır. Kapı aralıklarına parmaklarını koymak da onlar için eğlenceli bir hareketdir. Eğer çok dikkatli davranmazsanız bir kapıyı ufacık bir parmağın üzerine kapayabilirsiniz.
Bu yaşta bir bebek, genellikle hiç desteksiz uzun bir süre oturabilir. Ancak bebeklerin çok azı kendi kendine ve hiç destek almadan oturma pozisyonuna geçebilir. Emekleme kasları kuvvetlendikçe bebek bunları ayağa kalkmak için kullanacaktır. Oturma pozisyonundan ayağa kalkmak karmaşık bir manevra yeteneği gerektirmektedir. Elini nereye koyacağını, ağırlığını nereye yükleyeceğini ve ne zaman ayaklarını kullanacağını anlayana kadar epey deneme yapar. Her zaman kendini biraz daha yükseğe kaldırmaya çalışacaktır.
Bu egzersizleri yapabilmesi için boş bir alan yaratmalısınız. Bebeğe müdahale etmemeye çalışın, bırakın hata yapa yapa doğruyu bulsun. Ayağa kalkmayı başardıktan sonra bir süre, ne yapabileceğini kestirmeye çalışacaktır. Daha sonra, önce tek eliyle tutunarak durmayı, sonra da hangi ayağına yükleneceğini öğrenir-bunların hepsi adım atmaya birer hazırlıktır. Ayrıca hangi nesnelerin ve hangi mobilyaların onun ağırlığını taşıyabileceğini, hangilerinin taşıyamayacağını anlar.
Kısa bir süre sonra da kanapeye dayandığında her iki elini de bırakabileceğini keşfeder. Çok sık olmasa da bazı zamanlar dik durmayı becerebilir. Ancak, doğru bir şekilde tekrar yere dönmesi birkaç haftayı bulacaktır. Bunu yapmak için bağırarak sizden yardım isteyebilir veya arkası üstü düşebilir. Bebeğinize ayakta durmayı öğretemezsiniz, ancak oturmaya çalıştığında belinden öne doğru eğilmesine ve dolayısıyla kalçasına dayanarak oturmasına yardım edebilirsiniz. Ancak çok da müdahalede bulunmayın. Bu kez de nasıl olsa yardım edeceğinizi düşünüp hiçbir şekilde çaba sarfetmeyebilir.
Bu yaşta yeme alışkanlıklarını tahmin etmek oldukça zordur. Genelde haftadan haftaya değişir. Bazı bebekler kendi kendilerine yemeyi reddedip, sizin beslemenizi isteyebilirler. Bazıları ise sizin müdahelenize sinirlenip yemek işini kendi kendine becermeyi tercih eder. Bazıları ise tabağındaki bebek mamalarını reddedip, sizin tabağınızdaki yemeğe el atar. Özellikle diş çıkartırken bebek yemeğe olan ilgisini kaybedebilir, bunun yerine yemeği inceler. Bu konuda çok katı olmayın, bebeğin istediğini yapın ve zorla yemek yedirmeye çalışmayın.
Bu dönemde uyku saatlerini de ayarlamak bir hayli zordur. Her ne kadar bazı bebekler 14-15 aylığa kadar gün içinde iki kez uyusa bile, birçoğu sadece bir defa uyuyabilir. Çok hareketli bir bebek bir kez uyuyabilir, ancak çok yorulmuşsa bu uykunun süresi uzar.Bebeğiniz gece yarısı veya sabah erkenden uyansa da, kendi başına tekrar uyuyabilmeyi öğrenmesi için zamana ihtiyacı vardır. Ağlamalarını kısaltmayı deneyin- eğer bebek çok şiddetli ağlıyorsa onunla yumuşak tonda konuşarak rahatlatmaya çalışın, çünkü ağladığı sürece uyuyamaz. Onunla konuşabilir, ona sarılabilir veya onu biraz kolunuzda sallayabilirsiniz. Ancak bunu yaptıktan birkaç dakika sonra onu yalnız bırakma konusunda ısrarcı olun.
Artık bebeğiniz nesneleri baş parmağı ile işaret parmağı arasında “kerpeten gibi” tutabilir. Ay sonunda bu hareketle kırıntıları veya küçük objeleri eline alabilir. Bu önemli bir aşamadır çünkü iki parmağı kullanabilmek insanı hayvandan ayıran önemli özelliklerden biridir.
Bebek tüm-uzanma-tutma-bırakma sistemini çözmüş durumdadır. Eliyle neler yapabileceği konusunda artık fazla kafa yormasına gerek yoktur ve tuttuğu nesneye rahatlıkla konsantre olabilir. Ayrıca 25 cm uzağa kadar her şeye uzanabilir. Uzanmak, bebeğinizin etrafını keşfetmesinde önemli bir etkendir. Bebeğiniz artık istediği şeyi işaret edebilir ve gözleriyle işaret ettiğiniz nesneyi takip edebilir. Detaylara karşı o denli duyarlıdır ki, odaya yeni koyulan bir nesneyi hemen fark eder.
Bebeğin en sevdiği yerlerden birisi mutfaktır, çünkü orada irili ufaklı bir sürü eşya ve yiyecek ile dolu dolap ve çekmeceler boşaltılmayı beklemektedir. Aşağı raflardaki kırılabilir eşyaları kaldırmanız yerinde bir karar olacaktır. Birkaç kabı kullanması için ona verebilirsiniz, ancak unutmayın o bir süre sonra diğerlerini de isteyecektir. Çekmece ve dolap kapaklarını açmasını önlemek için ufak kilitler kullanabilirsiniz. Bebekler ayrıca çöp kutularına bakmayı veya içindekileri karıştırmayı da severler.
Bebeğin dil gelişimi ilk kelimesini söylemeden çok önce oluşmaya başlar ve devam eder. Tek taraflı olsa bile onunla sohbet etmeye devam edin. Artık sizi daha rahat takip edebiliyordur. Ona basit ama somut şeyler anlatın. Bebek hala daha somut kavramları anlayamaz. Ancak ses ve ritmleri anlayabiliyordur ve söylediklerinizden birkaç kelimeyi çıkartabiliyordur. Bebeğinizin bu dönemde duyduğu kelimelerdeki heceleri taklit ettiğini fark edeceksiniz. Çıkardığı ve size anlamsız gelen bir çok ses, aslında duyduğu bir sesin taklididir. Sadece doğru harf seslerini henüz çıkartamıyordur.
Birinci senenin geri kalan döneminde bebeğiniz neredeyse her gün değişim gösterecektir. Bu dönem geçtikten sonra bebeğinizle bir daha hiç bu kadar yakın olamayacağınızı da unutmayın..

8.AY DÖNÜM NOKTALARI
SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL

• İstemediği nesneleri iter.
• Ebeveynlere bağımlıdır: yabancılar onu ürkütebilir.
• Aynadaki görüntüsüne güler, vurur ve onu öper.
• Dikkat çekmek için bağırır.
• Görmediği ve sesini duymadığı kişileri taklit eder.
• Eve kapanmaktan hoşlanmaz.
• Baş ve işaret parmakları ile tutma yeteneğini geliştirmiştir.
• Bir nesneye bakarken diğer bir nesneyi tutabilir.
• Birisinin işaret ettiği yere bakar ve onu takip eder.
• Öne veya arkaya doğru emekler.
• Elinde bir nesneyle emekleyebilir.
• Mobilyaları kullanarak ayakta durabilir.
• El çırpar ve el sallar.
• Her şeyi tatmak ister.
• Geçmiş olayları hatırlar.
• Nesneleri dış, üç boyutlu objeler olarak algılar.
• Bildiği davranışları yenileriyle birleştirir.
• “Anne” ve “baba” yı bilinçli olarak söyler

6 Eylül 2010 Pazartesi

NEHİR'E EVET.....

Dün sabah kalktığımda bilgisyardan facebooka bakarken, gördüğüm habere gerçekten çok üzüldüm. Nehir'i kaybetmiştik. Annesinin yazdığı blogtan gelişmeleri takip ediyordum. Sanki çok yakınımı kaybetmişim gibi hissettim, haberi öğrendiğimde. İlk başta inanamadım, ama doğruydu.. o artık Küçük bir melek olmuştu. Anne ve babasına sabırlar diliyorum.. ..
Bugünde Hürriyette Ayşe Arman bu konuyla ilgili yazısını görünce , tabii ki NEHİR  demek için bloğumda da paylaşmak istedim.. Aşağıdaki yazı Ayşe Armana'ın yazısı.. hadi sizde ona mesaj atın... TABİİ Kİ NEHİR'E EVET...

''Allah, kimseyi evladıyla sınamasın..

DÜN, Yarım Kalan Hayatlar 8’in, yani Nehir Bayazıt’ın hayatını kaybettiğini okudum.


Annesi, Zeynep Erden Bayazıt’ın şu satırlarından:

“Nehir’im borularından kurtulmak üzere, her şeyi çok güzel yaptı. Annesinin, babasının, ablasının bir tanesi. Sizleri yanıltmak istemedim. Ama nasıl yazacağımı da NEHİR BAYAZIT

12.03.2007- 04.09.2010

BU dünyadaki 3 yıllık kısacık hayatında, şahane bir anneye, babaya, ablaya, halaya sahip oldun. Seni çok sevdiler, hastalığında seninle birlikte mücadele ettiler. Canla başla. Sen iyileş diye ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Çünkü sen çok özel bir ruhsun ve onlar için seni tanımak bile lütuftu. Biliyor musunuz bizim için de öyle... Başından beri, yüreğimiz seninle birlikteydi. Sen belki bizi tanımadın ama biz seni çok sevdik, olan biten her şeyi, annenin satırlarından, blog’undan izledik, takip ettik. Çok istedik ki sen iyileş, 3 yaşındaki diğer çocuklar gibi parklarda, plajlarda koştur. Olmadı. Şu anda sonsuzluğa akıyorsun. Yolun açık olsun. Biz hep bileceğiz, küçük bir Nehir vardı, yüreğimizden sonsuzluğa aktı. Neredeysen mutlu ol, annenle babanla, ablanla bir gün kavuşacağını da bilemedim. Nehir bu akşam, halası, babası, Cengiz amcasının ve benim yanımda, kollarımda, kucağımda bize veda etti. Çok mücadele etti. Biz de, o da. Ama bedeni artık yoruldu. Kederi de, sevgisi de sonsuz kalbimde.”

Nehir 3 yaşındaydı ve Neuroblastoma hastasıydı.

Bir tür çocuk kanseri.

Amerika’da bir hastanede tedavi görüyordu.

Ama dün, hayata gözlerini yumdu.

Bütün ailesine, sevenlerine, onu aylardır http://nehir-im.blogspot.com// adresli blog’dan takip edenlere baş sağlığı diliyorum.

Ben de tıpkı sizin gibi, çocuklar bizi bırakıp gidince çok ağlıyorum, hiçbir şey yaşayamadan giden o miniklere mi, geride bıraktığı -hayatı bir daha asla aynı olamayacak- annelere, babaları mı bilmiyorum...

Ama ağlıyorum.

Allah, kimseyi evladıyla sınamasın.

Para kimin hesabına yatsın?

BU arada...

Henkel’den gelecek 20 bin lira bu hafta Nehir’in hesabına yatacaktı.

Bu kadar büyük bir acının arasında size tuhaf gelecek ama...

Sormak istedim, çünkü ben karar veremedim, bu söz konusu 20 bin lira, yine de Nehir’in hesabına mı yatırılmalı, yoksa Nehir’den hediye olarak bir başka yardıma ihtiyacı olan birine mi verilmeli...

Siz ne derseniz onu yapacağım:

EVET Nehir’e...

HAYIR ihtiyacı olan başka birine...

Neden böyle bir şey yazıyorsun derseniz, Nehir’i kaybettik ama hâlâ hastaneye ödenmesi gereken paralar var, birikmiş borçlar var...

Ama destek olunması gereken başka hayatlar da var...

Kararı siz verin.

O güzel anneye...

NEHİR’in annesi Zeynep... Dün blog’unu yeniden okudum, bütün bu aylar boyunca yazdıkların, yaşadıkların, duruşun inanılır gibi değil.

Büyük kadınsın. Yazdığın her satır, insanlık dersi gibi. Nehir de, Leyla da böyle bir anneleri olduğu için çok şanslı. Sana güç diliyorum, sabır diliyorum.

Bu arada, bana Nehir’in hikâyesini ve yaşadıklarınızı ne zaman anlatmak istersen seve seve dinlerim...''

20 Ağustos 2010 Cuma

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSU

Gebelik, doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın sizin için en iyi şekilde olması için sizlere destek vermek istiyoruz.


Annelik Yolunda hamile kursumuz 3 oturumdan ve doğum sonrası anne-baba ve bebek toplantısı olmak üzere 4 oturumdan oluşmaktadır.
Kursumuza babalarında katılmasını anne adaylarına tavsiye ediyoruz.
Eğer baba adayı gelmek istemezse size doğum ve sonrası destek olacak kişi ile kursa katılabilirsiniz.
Kursumuza 12-13 haftayı tamamlamış olmanızı tavsiye ediyoruz.Yakında başlayacak ilk kursumuz;
19 Eylül Pazar (Saat 12:00- 14:00 arasında) yeni sınıfımız açılacaktır.

Kursumuz Gayrettepe 'dedir. Adres: Yıldız posta cad. Emel apt. A Blok no:14/4 Gayrettepe

Kursumuzun içeriği,

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSU

4 HAFTALIK PROGRAM

1.OTURUM:

Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,

Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,

Doğuma hazırlık

Babanın Doğumda Rehberlik Eğitimi

Normal doğum yapmak isteyen anne adayları için normal doğuma

yönelik nefes egzersizleri ,ıkınma teknikleri ve masaj teknikleri anlatılacaktır.

Doğum planımız nasıl olmalı?

Bebek odası hazırlığı ve doğru alışveriş,

Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı

Hamilelik psikolojisi

RAHATLAMA NEFES EGZERSİZLERİ

2.OTURUM:

Emzirme ve anne sütü,

Yenidoğan bakımı;

-göbek bakımı,

-yeni doğan sarılığı,

-bebeğin altının değiştirilmesi,(babaları da uygulamaya katarak)

-bebeği tutuma ve taşıma,

-bebeği giydirme,

-yenidoğan refleksleri,

-bebeğin yıkanması,

-bebeğin gazının çıkarılması,

-bebek için rahatlatma masajı,

-bebeğin aşıları,

-bebeğin uyku düzeni,

-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,

-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,

*0-6 ay anne - bebek ilişkisinin önemi:dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,

BEBEĞE YAPILACAK EGZERSİZLER



3.OTURUM:


Lohusalık bakımı,

Lohusalık Sendromu,

Yeni rolleriyle doğumdan sonra eşlerin ilişkisi,

Doğum sonrası ve emziren annenin beslenme

Çalışan annenin işe dönme: anne ve bebeğin ayrılık hazırlığı



Doğum sonrası anne ve bebek

NEFES VE RAHATLAMA EGZERSİZLERİ

4. OTURUM:




Doğumdan sonraki ilk 2 ay içerisinde anneler ve babalar bebekleri ile birlikte anne -bebek -baba grubumuza katılabilir ve zorlandıkları konularda danışmanlık hizmeti alabilirler.Bu oturumumuza Pedagog katılacaktır.
Ayrıca psikoloğumuz ve hamile eğitmeni arkadaşımızda bulunacaktır.

Eğer katılmayı düşünürseniz 6 Eylül'e kadar aşağıdaki formu doldurup, bize email olarak göndermenizi rica ederiz.

ESRA ERTUĞRUL & GONCA ŞENSÖZEN



KATILIMCI TALEP FORMU
Adınız- Soyadınız.:.....................................................................
Telefon:......................................................................................
E-mail adresiniz:.........................................................................
Dr. Adı:.....................................................................................
Gebelik haftanız:.........................................................................
Muhtemel doğum tarihiniz:.........................................................
Bize nereden ulaştınız:..................................................................

17 Ağustos 2010 Salı

7 aylık bebeğin gelişimi

Yaşamının 7. ayında bebekte hızlı bir gelişim izlenebilir. Doğumdan bu yana çok şey öğrenmiştir, ancak hayatının bu ilk senesinde aktif duruma gelme hazırlıkları hep devam edecektir. Sonraki üç ay boyunca bebek oldukça hareketli olacaktır. Ayrıca fiziksel ve zihinsel gelişiminin yanısıra mantık ve dil gelişiminde de önemli aşamalar kaydedecek ve tüm bunlar bebeğin temel problem çözme yeteneğini geliştirecektir.

Bebek büyürken, dünyası da onunla beraber büyür. Bu ay sonunda bebeğiniz yerde emeklemeye başlayacak. Elleri ve dizleri üzerinde kendini kaldıracak ve ileri geri hareket etmeye çalışacak; kısa bir süre sonra da bir eliyle gözüne kestirdiği bir şeye uzanacak. Bu egzersize devam ettikçe bir süre sonra el ve ayakları kendiliğinden uyumlu olarak hareket etmeye başlayacak. İlk başta sadece geri geri gidebilse de kısa bir süre sonra hareketlerini daha rahat kontrol edebilecektir. Emeklerken oluşan güvensizlik duygusu bir süre sonra kaybolabilir, bazı bebeklerde ise bu güvensizlik şiddetli bir ayağa kalkma isteğine dönüşebilir.

Her bebek aynı düzende gelişme göstermez. Bazı bebekler emeklemeden önce veya sonra veya emekleme yerine, alternatif farklı bir stil geliştirebilir. Kimi bebek sadece bir yöne doğru giderken, bir diğeri ise geri geri gidebilir. Emekleyecek kadar kuvvetlendiğinde kurbağa stili emeklemeyi deneyebilir- yani iki eli ve iki dizini beraber hareket ettirebilir. Bazı bebekler ise hızlı bir şekilde ilerleme gösterebilirler. Eninde sonunda doğru pozisyonu bulurlar, ancak bazı bebeklerin hiç emeklemeden direkt olarak ayağa kalkıp yürüdüğü de görülür.

Yeni şeyler keşfedebilmesi için bebeğin özgür bırakılması gerekir. Gün içinde oyuncakları ile fazla oynamaz ve sık sık gülücük yapar. Hareket etmeye başladığında merak ve korku beraberinde gelir. Bebek kapının dışında ne olduğunu merak etmektedir, ancak siz yanında olduğunuz için sizi de bırakmak istemez. Bir süre sonra kararsızlığı bırakır ve kısa bir süre için de olsa ileri bir adım atar. Biraz sonra sizin aynı yerde olup olmadığınızı kontrol etmek için geri döner. Eğer geniş bir ev içinde sürekli yer değiştiriyorsanız, endişelenmemesi için birkaç dakikada bir kendinizi gösterin.



Bebeğin sadece hareket etme yeteneği değil, oturabilme becerisi de iyice gelişmiştir. Artık neredeyse desteksiz oturabilir. Bazı bebekler kendi başlarına bile oturabilirler, ancak büyük bir olasılıkla bunu yaparken bir yana doğru kayarlar. Önceleri, bebeğiniz düşmemek için ellerini kullanacaktır. Bir süre sonra ise dengesi gelişecek ve otururken oyuncaklarla oynamak gibi, başka işlerle de ilgilenebilecektir.

Bebek, her yönden değişim geçirmesine rağmen uyku düzeni sabit kalır. Bazı bebekler gün sonunda yorgunluktan uyuyakalırken, bazıları da yoruldukça daha hareketli olurlar. Bebeğin uyku durumuna kolayca geçip geçemediğini gözlemleyin. Ev içinde gürültülü oyunlar eğlenceli olmakla birlikte, bebeğin uykusunu dağıtacağından yatma vakti için çok uygun sayılmaz. Uyku saati yaklaştıkça hareketli oyunlara biraz sınır koyabilir ve temposunu yavaşlatabilirsiniz. Yoğun bir günün sonunda bebeğiniz, biraz sallamadan sonra uyumaya karşı çıkmayacaktır. İlk altı aydan sonra uykusu ve uyku düzeni seyahat ve hastalık gibi dış faktörlerden etkilenecektir.

Bebeği rahatlatmak için uyku öncesi banyoyu da deneyebilirsiniz. Bebeğiniz muhtemelen büyük küvete geçiş yapmıştır. Küveti sadece birkaç santim suyla doldurun. Bebekler suda oynamaya bayılır, ancak sabunlu iken vücudu kaygan olacağından onu kesinlikle yalnız bırakmamalısınız.

Uyku gibi, yeme alışkanlıkları da aynı kalır. Ancak bebeğinizin nesneleri tutma yeteneği geliştikçe artık parmaklarından çok avuç içlerini kullanmaktadır elinde tutabileceği yiyeceklerden hoşlanmaya başlar. Nesneleri bir elinden diğerine geçirmek, onun için hala pek keyiflidir ve erişebildiği her şeyi iter, sıkar veya atar.

Bu yüzden kavrayabileceği (parmak boyutlarında olan) yiyecekler onun için eğlenceli olur. Öğünler arasında huzursuzlanabilir. Öğünler arasında verilen yiyecekler huzursuz olan bebeği biraz sakinleştirir, ancak bunun bir alışkanlığa dönüşmesine izin vermemelisiniz.

Her ne kadar bebeğiniz elinde tutabileceği yiyecekleri yemekten hoşlanıyor olsa da sizin verdiğiniz yemekleri ağzından çıkartabilir. Bunun en büyük nedeni kendi kendine yemek yeme arzusudur. Ancak her ne kadar denemek hoşuna gitse de henüz kaşığı ağzına götürmeye hazır değildir. Yaşadığınız kargaşa ve dağınıklık sizi kızdırmasın bebeğiniz sadece gördüğü her şeyi taklit etmeye çalışıyor. Mama sandalyesini de tıpkı sizin temizlediğiniz gibi temizlemek isteyecektir. Hangi elini kullandığı çok belirgin olmamakla birlikte, her beş çocuktan dördü sağ elini kullanmaya eğilimlidir.

Bebeğinizin farklı gıdalarla beslenmeye alışması arzu edilen bir durumdur, ancak bu şimdilik çok da şart değildir, önemli olan bebeğinizin yemek yemekten keyif almasıdır. Düzenli olarak yeni yemekler vermeye devam edin. Değişik tatlar denemesini sağlayın, ancak “tabağını tertemiz yapmasını” veya bunun gibi hoşlanmayacağı şeyleri ondan talep etmeyin. İlgisini kaybettiğinde ve ağzından geri çıkardığında yeteri kadar yemiş demektir, ısrar etmeyin.

Ebeveynler genelde bebeğin ana yemeğinin günün hangi saatinde verilmesi gerektiğini bilemezler. Besin değeri düşünüldüğünde bunun fazla önemi yoktur, ancak farklı yemekleri yiyebileceği zamana kadar et-sebze menüsü gün ortasında verilmelidir. Bir çok anne-baba bebeğin akşam yemeğinden önce yedirilip, sonra ailesi yemeğini yerken onlara mama sandalyesinde oturarak eşlik etmesini tercih eder. Ancak bunun yerine bebeği erkenden uyutup, sonra da sakin bir akşam yemeği yemek daha yerinde olabilir.

Bu dönemde bebekler, önlerinde farklı yemek seçenekleri olduğundan biberondan sıkılabilirler. Eğer bir kaptan da yardımla içebiliyorsa, günde birkaç kez aldığı biberonu bırakabilirsiniz. Yine de bu konuda fazla aceleci olmayın-bazı bebekler hala emmeyi tercih edebilir ve birinci senenin sonuna kadar memeden kesilmeye hazır olmayabilirler.

Bu dönemde ortaya çıkan bazı yeni davranış biçimleri de anne-babaları endişelendirebilir. Örneğin ayak parmağı emmek, hijyen nedeni ile endişe yaratabilir. Ancak ayaklar, bebek kendi başına yürümeye başlayana kadar (ki bu dönemde zaten ayak parmağını emmeyi çoktan bırakacaktır) el parmakları kadar temizdir.

Kulaklarla oynamak tipik bir diş çıkarma göstergesidir. Artık bu çok belirgin bir hareket haline gelmiştir. Birçok bebek de diş çıkarırken alt dudağını emer. Diş çıkarma bazı bebeklerde diğerlerine göre daha acılı ve zor olabilir, ancak rahatsızlığı çok fazla ise, bunun başka nedenleri olup olmadığını anlamaya çalışın. Genelde bebeğin normal olmayan her türlü davranışı diş çıkarıyor olmasına yorulur. Diş çıkarmanın ishale veya çok yüksek olmamakla beraber ateşin artmasına neden olduğu doğrudur. Ancak sıkıntısının nedeni başka ciddi bir rahatsızlık da olabilir ve diş çıkardığını düşünüp bunu göz ardı etmemelisiniz.

Ses çıkarmalar yine çok yoğun olmakla beraber, bebeğiniz zaman zaman diğer motor aktivitelerine konsantre olup bu dönemde ses çıkarmayı biraz azaltabilir.

Memnuniyetini tatlı bir gülücük ya da neşeli çığlıklar gibi tamamen farklı yollarla belli edebilir. Bebek genelde yanındaki yetişkinlerin çıkardığı sesleri taklit eder ve kendisine “hayır” denildiğini daha çok sesinizin tonundan anlar.

Bebek için annesi hala dünyanın merkezidir. Saçınızı veya üzerinizdeki herhangi bir şeyi ısırarak veya çiğneyerek sizi daha iyi tanımaya çalışır. Şimdiye kadar “anne” veya “baba” dediğinde direkt olarak sizi kastetmiyor, büyük bir ihtimalle yakınında bulunan birine sesleniyor veya bir şikayette bulunuyordu. Birkaç hafta içinde ise sadece size “anne” demeye başlayacak.

Bebek artık görmediği şeylerin de aslında var olduğunu anlamaya başlar. Örneğin yere düşürdüğü şeyi aramaya başlayacak ya da sevdiği oyuncağı sadece bir ucunu görse bile tanıyacak.

Bebeğiniz ayrıca bu dönemde “neden-sonuç” ilişkisini de kavramaya başlar. Örneğin bir çarşafın üzerinde duran bebeğe ulaşıp ulaşamayacağını hisseder. Ancak çarşafı kendine doğru çekerek bebeği alabileceğini kestirebilir. Bütün bunlar size basit görünse bile aslında onun için çok önemli gelişmelerdir.

Eğer çalışmaya başlayacaksanız-ya da başlamışsanız- kendinizi suçlu hissetmeyin. Ne olursa olsun, huzurlu bir anne, huzurlu bir çocuk demektir, bu yüzden siz ve aileniz için en uygun olduğuna inandığınızı yapın.



7.AY DÖNÜM NOKTALARI

SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL

• Şakaları anlar ve kendisi de şaka yapmaya çalışır.

• İstemediği bir şeyi yapmamak için direnir.

• Aynadaki görüntüsüne elleriyle vurur.

• Ses tonundan "hayır" ın anlamını kavrar.

• Sosyal bir etkileşimin içinde olmak ister.

• Kafasını tam olarak kontrol edebilir.

• Emeklemekten çok sürünür.

• Ellerini ve dizlerini iterek öne arkaya hareket eder.

• Sırtüstü yatarken kalçalarını öne arkaya kaldırarak hareket eder.

• İki diş çıkarmış olabilir.

• Aynı anda her iki elinde de birer nesne tutabilir ve bunları birbirine çarpar.

• Ağzı ve elleriyle vücudunu tanımaya çalışır.

• Nesneleri tutmak için parmaklarını kullanır.

• Tek başına desteksiz oturabilir.

• Dikkatini daha iyi toplar ve detaylarla ilgilenmeye başlar.

• Kendisinden saklanan nesnelerin aslında yok olmadığını bilir.

• Duyduğu sesi veya sesleri taklit eder.

• “ma,mu,da,di” gibi heceleri söyler.

• Bir nefeste birkaç ses çıkarabilir.

• Kendi hareketlerinin sonuçlarını anlamaya başlar.

• Bebek resmini kendisiyle özdeşleştirir ve bunu onaylayan sesler çıkartır.

• "Anne" sinin bir tane olduğunu ve sadece kendisine ait olduğunu öğrenir.

• Bir konuşmada kendi ismini çıkartabilir.

10 Ağustos 2010 Salı

HAMİLELİK DÖNEMİNDE PSİKOLOJİK BOYUT

HAMİLELİK DÖNEMİ


PSİKOLOJİK BOYUT


Hamilelik kendi içinde bir değişim dönemidir. Aileye yeni katılacak olan bireye ve çiftin yeni rolüne (anne-baba) hazırlanılan bir süreçtir. Eğer çift ilk kez çocuk sahibi oluyorsa, bu dönem evli olmaktan, evli ve çocuklu olmaya atılan bir adımdır. Çiftler anne-baba olarak yeni sosyal rollerine bu süreçte hazırlanıyorlar. Tüm bu değişimlerden hem anne hem de baba adayları etkilenir. Baba adaylarından farklı olarak, anne adayları hamilelik sürecinde önemli fizyolojik değişimler yaşarlar. Bu değişimler de, onların psikolojilerini direkt olarak etkiler.

Anne Adaylarının Yaşadığı Psikolojik Değişimler Şunlardır:



1.Duygusal iniş-çıkışları: Anne adaylarının aniden parlaması, normalde ağlamadığı şeylere ağlaması, alınganlık göstermesi, bir iyi bir kötü hissetmesi gibi durumlardır. Etrafındaki insanlar tarafından bu durum kolay anlaşılamayabilir. Tüm bunlar anne adaylarının vücudundaki değişimlere hormon seviyesine, vücut ağırlığı ve şekline verdiği tepkilerdir.



2.Yeni bir beden: Hamilelikte alınan kilolarla birlikte kadının beden imajı da değişir. Normalde giydiği kıyafetleri giyemez. Gözüne pek de estetik gelmeyen birkaç hamilelik kıyafetini sıraya koyarak giyer. Normalde çok sık gideceği bir ortama çok daha içine sinmeyen bir kıyafetle ve kendini şişman hissederek gitmek zorundadır. Anne olacağı için tam bir kadındır ama görüntüsünden dolayı seksi, çekici ya da “dişi” hissetmez.

Kadının yeni bedenini, kilolarını, şişen yüzünü, elini, ayağını kabul etmesi kolay olmayabilir. Bir daha eski bedenine geri dönememe korkuları yaşayabilirler.



3.Cinsel hayatın ilişkilerdeki yeri: Kadının değişen vücut imajını kabullenmemesi cinsellikten kaçmasına yol açabilir. Kendini şişman, ya da daha az dişi bulan kadın, partnerinin, onu çekici bulmayacağı endişesi taşıyacağından cinsel hayattan uzak durmaya çalışabilir. Cinsel hayatı sekteye uğratabilecek bir diğer konu, cinsellik yaşamının bebeğe bir zarar verip vermeyeceğidir. Birçok çift bu konu sebeple cinsel aktivitelerini durdurmaya ya da azaltma yoluna giderler. Bu konuda endişelenmek yerine, jinekologlarının önerilerini dinlemek yerinde olacaktır.



4.Yaşam şekli değişir: Hamilelik kadının yaşam şeklinin de değiştiği bir dönemdir. Eskisi kadar yoğun ve yorucu şekilde çalışamaz. Hareketleri çok daha kısıtlı olacaktır. Uyurken bile istediği pozisyonda yatamaz. Bu değişiklikler kimi anne adaylarında çökkün ruh haline ve kaygıya yol açabilir. Özellikle bebek büyüdükçe, anne adayı işini istediği gibi yapamamaktan şikayetçi olacaktır.



5.Uyku düzeninin bozulması: Hamilelik, özellikle de son ayları, uyku düzeninin bozulduğu, anne adayının sık sık uyandığı, istediği pozisyonda yatamadığı bir dönemdir. Uykusunda bu sebepten yorgunluk, gerginlik, irritasyon hisleri yaşayabilirler.



6.Beni ne bekliyor? Belirsizlik....: Hamilelikte en çok kaygı yaratan konu doğacak olan bebek hakkında yaşanan belirsizliktir. Nasıl bir doğum olacak? Bebek sağlıklı olacak mı? Ben nasıl bir anne olacağım? gibi sorular anne adayının aklında döner durur. Bebek doğmadan bu tip sorular tam olarak cevaplanamadığı için hamilelik dönemi çok yoğun kaygıların ve de depresyonun yaşanılabileceği bir dönemdir. Bu durum, anne adayının kişilik yapısına göre şekil alır. Normalde kuruntulu bir kadın, hamilelik döneminde yaşanan bir takım belirsizliklerden dolayı daha da kaygılı hale gelebilir. Diğer bir önemli kaygı kaynağı daha önce yaşanan düşüklerdir. Eğer anne adayı daha önce bir düşük yaşadıysa, şimdiki bebeğin sağlığı ile ilgili yoğun kaygıları ya da yerli yersiz suçluluk duyguları taşıyabilir. Bebeğe zarar vermemek adına kendini aşırı kontrol altında tutmaya çalışıp, dönemi biraz daha zorlaştırabilir. (örneğin; “hiç merdiven çıkmamalıyım” gibi)



7.Kendini güçlü hissetmek: Anneliği deneyimlemeye hazır birçok kadının, hamileliğinin özellikle 2. trimester aşamasında yaşadığı önemli bir duygu, kendisini güçlü, kendine güvenir ve iç huzurunun yüksek şekilde hissetmesidir. 2. trimesterde vücut imajı henüz değişmemiştir ve anne adayı, dünyaya bir çocuk getirebiliyor olmanın gücünü, bütünlüğünü ve güzelliğini hisseder.



8.Konsantrasyon düşüklüğü: Anne adayının odağı bebek ve hamilelik süreci olduğunda, ilgilendiği diğer meseleler (iş, arkadaş, ilişkileri) daha ikincil düzeyde kalabilir. Çalışan anne adayı işine daha az ilgi duyabilir ve motivasyonu, yaşadığı fiziksel zorlanmalar yüzünden de, daha düşük olabilir. Bu durum da yaptığı işe konsantre olmasını güçleştirebilir.



Bu Değişikliklerle Başa Çıkmanın Yolları



- Hamilelik döneminde yaşanan fizyolojik değişimler ve bunların etkileri konusunda tıbbi bilgiler almak ve her dönemde anne adayını neyin beklediğini bilmek

- Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşmek, onlarla deneyimlerini paylaşmak

- Anne adayının kendi alie çevresinde (anne, kardeş, eş) destek alması. Kendi annesinin hamileliği nasıl geçirdiğini anlatması.

- Annenin Değişen Vücut İmajının Kabullenmesi

-Anne-baba adaylarını kendi kaygılarını açıkça konuşmaları, paylaşmaları. Kaygılar ortadan kalkmasa bile paylaşmak çiftleri rahatlatacaktır.

-Baba adayının, anne adayının yaşadığı psikolojik değişimlerinin önemli bir bölümünün fizyolojik kaynaklı olduğunu unutmaması. Duygu değişimleri ve hassasiyet konusunda eşine anlayışlı olması.

-Bebekle birlikte hayatlarının nasıl olacağının çift tarafından hayal edilmesi, konuşulması, anne-baba rollerinin belirginleştirilmesi.

-Hiçbir anne-babanın mükemmel olmadığının, her anne-baba’nın acemilik devri yaşadığının, her anne-baba’nın hata yaptığının çiftler tarafından sık sık hatırlanmaması.



Tüm değişimlerine rağmen hamilelik çok özel bir dönem. İçerde büyüyen bebeğin kalp sesini duymak, ultrasondaki görüntüsünde parmağını emdiğini fark etmek çok büyüleyici. Bu yüzden 9 ay sürecek bu dönemin neden keyfi çıkmasın?



KLİNİK PSİKOLOG

GONCA ŞENSÖZEN

www.goncasensozen.com