6 Aralık 2013 Cuma

20 ARALIK DA İSTANBUL FLORENCE NİGHİTNGALE HASTANESİ İKİNCİ TÜP BEBEK TOPLANTISINA GELMEK İSTER MİSİNİZ?







Geçen ay ilkini yaptığımız Tüp bebek Anne Destek toplantısının ikincisi  20 Aralık da olacak. 20 aralık da saat 11:00-12:30 arasında olacak toplantımıza Tüp bebek tedavisi olmuş, negatif denemeleri olan ve tüp bebek ile bebek sahibi olan tüm anne ve anne adaylarını bekliyoruz.
Bu toplantı yapmaktaki amaç, anne ve anne adaylarının birbiriyle dertleşmesi, isterlerse de ücretsiz tıbbi danışmanlık almaları.

Bazen sürekli medikal tedavi sürecindeyken, tedavi gördüğünüz mekanı ve çalışanları sosyal ortam da görmek, dertleşmek, mutlulukları ve üzüntüleri paylaşmak çok rahatlatıcı olabilir.Birbirimizden biz çalışanlar olarak da çok şey öğrenebiliyoruz.



Ben geçen toplantıya kadar, tüp bebek tedavi süreci sonrasında düşük olacaksa hiç gebelik olmasın diye düşünürdüm. Fakat geçen toplantımıza katılan ve 4. denemesinde gebe kalıp, 14 haftalık bebeğini kaybetmiş konuğumuz o 14 hafta boyunca yaşadıklarını iyi ki yaşadığını söyledi. Evet sonunda üzülmüş ama hamile olmayı hissetmiş. Bu duyguya değerdi, dedi. o nedenel o günden sonra hastalarımıza bu sözü artık söylemiyorum.
Bu toplantılar -bence- bizim için de farkındalık yaratıyor.
Sizde bizle deneyiminizi paylaşmak, bu tedavi sürecinde yaşadıklarınızı konuşmak , tedavi hakkında, tüp bebek hakkında gelişmeleri öğrenmek isterseniz sizleri bekliyoruz!!

5 Aralık 2013 Perşembe

DOĞUM SONRASI ANNENİN DE ŞEVKATE İHTİYACI VAR!!!




Biraz önce doğum yapabilmek için ruhunu, zihnini ve bedenini alabildiğine açmış olan; darmadağın , solgun ve terli anneyle yeniden nasıl bağ kurmalı ve onu nasıl kucaklamalısınız? Şu an da çok hassas bir durumdadır; verdiği zorlu sınavda yorgun ve zayıf düşmüştür. Odadaki yabancıların,gittikçe artan bir şekilde, farkına varır.

Çok sık olarak, doğum odasında bebeğin ve annenin hayati göstergeler öne çıkar ve ortama egemen olur. Kimse annenin yüzüne bakmaz veya doğumdan sonra uzun bir süre kimse anneyle konuşmaz
Anne şiklayet etmekten veya dikkati çekmeye çekinir.

Doğum bizim kültürümüzde bebek merkezli bir olaydır. Oysa bebekler doğumda pek az şeye ihtiyaç duyarlar. Sıcak bir battaniye altında, annelerin çıplak teni üzerinde uzanmaktan veya yeni buldukları yeni memelere burunlarını sürtmekten memnundurlar; annenin verebildiği kadarıyla uyum içindedirler.
Henüz doğum yapmış bir kadın , çoğu kez, hormonal Doğumistan'In yoğunluğundan döndükten sonra ''vücuduna geri dönebilmek''  için birkaç dakikaya ihtiyaç duyar.Ancak ondan sonra bütün dikkatini bebeğine verebilir.
Özellikle zor bir doğum sonrasında yorgun düşmüş bir anne birkaç dakika ya da daha uzun süre, bebeğine bakacak veya bebeğini kucaklayacak mecal bulamayabilir.Eğer annenin isteklerine kendi baskı yapılmaksızın bu son derece hak edilmiş toparlanma süreci, kadının anneliğe olumlu bir yaklaşımla başlamasına yardımcı olacaktır.Anne hazır  olduğu zaman , ikiniz birlikte bebeğinizi keşfedebilirisiniz.
Bundan dolayı, babalar bebek doğduktan sonra gidip kollarınızı anneye dolayın. Ona yumuşak bir ses ile bebeğinizi dünyaya getirebilmek için yaptıklarını ne kadar taktir ettiğinizi ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin..

BİREYSEL EMZİRME DANIŞMANLIĞI ALMAK İSTER MİSİNİZ?





Bloğumu takip eden  çoğu kişi bilir ki ben emzirme konusunda annelerle telefonla ya da e-maille yazışıyorum.Fakat bazen öyle bir durum oluyor ki konuşmak-yazışmak işe yaramıyor. Onun için anne ve bebekle bir araya gelmem gerekiyor. Ben de hafta içi yoğun bir tempo da çalıştığım için ev ziyaretine ancak oturduğum yere yakın yerlere gidebiliyoruım.
Bu konuda talepler sık gelince Marga Yaşam Atölyesinde Bireysel Danışmanlık vermeye karar verdim.
Eğer sizin de emzirme konusunda sıkıntınız varsa önce ertugrul.esra@gmail.com e-mail atabilir, konuşabiliriz. Ama ben ''Beni emzirirken görün'' ne kadar doğru yapıyorum? emziremiyorum ? gibi sıkıntılarınız varsa bana e-mail atarak randevu alabilirsiniz.

Bebeğinizle birlikte oturup, emzirtme planınızı gözden geçirebiliriz.

Marga Yaşam Atölyesi Bostancı 'dadır.
www.marga.com.tr

Ama Ben Daha Çocuğum


Çocukça Hayallerin Kabusa Döndüğü An...
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler bölümü son sınıf öğrencileri Betûl Mardin önderliğinde “Ama Ben Daha Çocuğum” isimli bir seminer düzenliyor. Bu sene altıncısı gerçekleştirilecek seminer, Türkiye’nin önemli toplumsal sorunlarından biri olan “Çocuk İstismarı”nı konu ediyor. Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinin katılacağı seminerde çocuk istismarı farklı başlıklar altında tartışılacak.


İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler son sınıf öğrencileri son altı yıldır olduğu gibi Betûl Mardin önderliğinde,“Ama Ben Daha  Çocuğum” başlıklı bir seminer düzenliyor. 16 Aralık 2013 Pazartesi günü saat 09.30’da İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nün ev sahipliğinde gerçekleşecek. Türkiye’nin önemli toplumsal konuları arasında yer alançocuk istismarı, özellikle kız çocukların maruz kaldığı erken evlilikler ve aileye maddi olanak sağlamak için yapılan acımasız kontratlar konularına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenecek.
Betül Mardin’in konuşmasıyla başlayacak olan seminer, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Arus Yumul’ un sosyolojik açıdan konuya yaklaştığı konuşması ile açılacak. Ardından, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyeliği ve Psikoloji Bölüm Başkanlığı yapan Gelişim Psikolojisi ve Pedagoji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Yavuzer, çocuk suçluluğu ve sosyal yönden çevre ile bağlantılar ile ilgili konuşmasıyla görüşlerini paylaşacak. En son kaleme aldığı “Şiddet Dili” isimli kitabıyla adından söz ettirenProf. Dr. Özcan Köknel’in ve çocuk cerrahisi konusundaki çalışmalarının yanı sıra halen Çocuk Koruma Merkezlerini Destekleme Derneği’nin başkanlık görevini sürdüren Prof. Dr. E. Tolga Dağlı’nın konuşmaları ile  devam edecek  olan seminerde “Öfke ve Şiddet”, “ İstismar ve İhmal” konuları masaya yatırılacak.
Ayrıca utanç verici bir suç olan çocuk istismarı konusunda  İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden hukukçu Gökçeçiçek Ayata çalışmalarını paylaşacak.
Devamında gerçekleşecek panellerde; Aile ve Sosyal Politakalar Bakanlığı Kadının Statüsü Müdürlüğü’nden temsilciler, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, Arka Sokaklar dizisinin senaristleri Ahmet Yurdakul ve Ozan Yurdakul, 2007 yılında Unicef Türkiye İyi Niyet Elçisi seçilen gazeteci yazar Tayfun Talipoğlu yer alacak.
Uluslararası çapta ün kazanmış fotoğraf sanatçısı Dilan Bozyel, doğu ülkelerinde uzun yıllardır devam etmekte olan çocuk yaşta evlilikler ile ilgili, bir çocuk gelinin hayatından sahneler sunan “Babam Beni Sevmiyor” isimli sergisi ile seminerimize destek verecek. Öğrencilerin, çocuk istismarı konusunun medya yansımalarından oluşturduğu kolaj çalışmalarının sergileneceği ve Marketing Toys’un destek vereceği seminer için Halkla İlişkiler bölümü son sınıf öğrencileri, çocukların mutsuz yaşamasına dur demek isteyen herkesi İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne davet ediyor.

Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü
Tarih: 16 Aralık 2013, Pazartesi
Saat: 09:30 - 13.30
Adres: Eski Silahtarağa Elektirik Santrali, Kazım Karabekir Caddesi, No: 2/13 Eyüp/İstanbul

4 Aralık 2013 Çarşamba

4. Gün: Kafanızdan bir karakter atın ve onun hikayesini yazın. #blogfırtınası





Bir kadın düşünün, her şeye yeten, her zaman mutlu, umutlu, sevgi dolu.. Bir o kadar da enerjik. Hiç yorulmayan, çok çalışan ve bir o kadar da eğlenmesini bilen. Bakımlı, çocuklarına ve eşine zaman ayıran , kendini önemseyen güçlü bir kadın...
Ben öyle bir kadın olmak isterdim. Enerjimin hiç bitmediği, sonsuza kadar yorulmayan. Sürekli pozitif düşünen. Çok zor sanırım bu benim için. Ama o kadın için hiç de zor değil.
Dünyaya baktığı pencere o kadar güzel ki.. İnsanlar ona yardımcı ve destek. Bu nedenle de enerjisi bitmiyor. Etrafındaki arkadaşları onu başarıları nedeniyle kutluyor, öne çıkarırken kimse arkasından kuyusunu kazmıyor..
İnsanlara 100 puan vererek başlıyor.Zamanla puanını düşürüyor.
Benim hayattaki 19 yıllık çalışma hayatımda hiç bu kadar iyi niyetli insanlarla karşılaşmamamdan dolayı genelde tebdirliğim. Böyle olmak istemiyorum ama. Karşımdakine sonsuz güven içinde olmak istiyorum. Sanırım hayatta sonsuz güvendiğim 1-2 kişi var-yok:((
Bu kadının şansı arkadaşları, çok sevdiği gibi hep destek..

Keşke....

Sizce bu kadın gerçek mi??

MOM-Z 2013 DE BENDE VARIM!!!







Geçen sen ilkine izleyici olarak katıldığım MOM_Z de bu sene hem blogger hem de konuşmacı olarak bulunacağım. Bu benim için çok çok önemli olacak.
Anne -bebek ürünleri satan firmalarla annelerin bir arada olabileceği önemli bir platform. Bunun için bence Fikirannesi'ne çok teşekkür etmek gerekir.

Mom-z nedir? Diye sorarsanız bir tıkla tüm detayları kendi ağızlarından öğrenebilirsiniz.

http://www.mom-z.com/

http://www.mom-z.com/mom-z-summit-2013-11-aralik-2013-carsamba-avent-anne-baba-okulu-programi/
 
 
 
Eğer sizde gelmek isterseniz ;
 
Programların linkleri




Ben Anne & Baba okulunda konuşmacı olacağım. Doğum sonrası Bebek konusunu anlatacağım. Bebek bakımı hakkında önemli püf noktalarını paylaşacağım.Hamileler ve yeni anneler için paylaşacaklarım çok işlerine yarayabilir.

Ban da Mom-z de olma şansı tanıyan tüm Fikirannesi ekibine ayrıca çok çok teşekkür ederim:))

Gelirseniz görüşüp, tanışmak dileğiyle:))

3. Gün: Dünyada istediğiniz bir yere gidebilecek olsanız nereyi seçerdiniz, düşünün. Oradaki deneyiminizi yazın. #blogfırtınası



Dünyanın neresinde olsam diye düşündüğümde hemen aklıma oğlum ve eşimle birlikte sahil de bir yer aklıma geliyor. Ama mekan olarak şurası diyemiyorum.
Hastanenin yoğunluğu, her günkü trafikten uzak olmak bile şu an için yeterli. Bu yerin sıcak, eğlenceli ve deniz kenarında olması yeterli. Yanımda sevdiğim iki adam:))



Denizi ve sahili kum olsun, denizi de ne sıcak ne soğuk..

Vallahi şu an için o kadar iyi olurdu ki:))

Güzel yemekler, içecekler olsun.. yanımızda sevdiğimiz arkadaşlarımızda olursa ne muhteşem olur:))
Böyle yazdıkça hemen yaz için plan yapmak istiyorum. Altan'ı arıyorum hemen. Şu an hayal etiğim gibi bir yer bulmamız gerek..