31 Ekim 2013 Perşembe

GALATA KULESİ’NDEN PEMBE MESAJ

Tarihi GalataKulesi’nde, meme kanseri konusunda farkındalık yaratmak için animasyonlumuhteşem gösteri düzenlendi
 
 
Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ve General Electric (GE) işbirliğinde, meme kanseri hakkında toplumu bilinçlendirmek amacıyla Galata Kulesi’nde 30 Ekim’de muhteşem görsel şölen düzenlendi. Meme kanseri farkındalığına destek vermek isteyenler, sosyal medyada #GalataPembeOluyor
başlığı altında attıkları mesajlarla görüşlerini paylaştılar. GE, her tweet için MEMEDER’e 1 TL bağışta bulundu; etkinlik kapsamında 20 bin tweet’e ulaşılması hedefleniyor.
 
MEMEDER (Meme Sağlığı Derneği) ve GE (General Electric), meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla 30 Ekim, Çarşamba günü saat 19.00’da İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından Galata Kulesi’nde büyük bir görsel şölen düzenledi. Galata Kulesi, etkinlik çerçevesinde 29 Ekim, 30 ve 31 Ekim tarihlerinde de pembe renkle ışıklandırıldı.
Etkinlik kapsamında, 30 Ekim’de Galata Kulesi’nin formuna uygun olarak tasarlanan animasyon videosu birden fazla projeksiyonla yansıtılarak (video mapping),tarihi yapıda etkileyici bir görüntü oluşturuldu. MEMEDER ve GE işbirliğinde gerçekleşen etkinlikte başta kadınlar olmak üzere tüm kamuoyunun meme kanseri konusunda bilinçlendirilmesi hedeflendi.
Animasyonlarla büyüleyici bir görüntüye bürünen Galata Kulesi’ndeki aktiviteyi izleyenlere bilgilendirici broşürlerin yanı sıra, “Erken teşhis hayat kurtarır” yazılı pembe bileklikler armağan edildi.
GE’DEN ANLAMLI BAĞIŞ
Meme kanseri farkındalığına destek vermek isteyenler, sosyal medyada #GalataPembeOluyor hastag’ini kullanarak mesajlarını paylaşma imkanı buldular. GE, gönderilen her tweet karşılığında MEMEDER’e 1 TL bağışta bulundu.GE, meme kanseriyle mücadele konusunda yapılan çalışmaları desteklemek üzere yaptığı bu bağış çerçevesinde 20 bin tweet’e ulaşmayı hedefliyor.
Etkinlik aracılığıyla toplumun dikkatini erken teşhisin önemine çekmeyi amaçladıklarını belirten GE Türkiye Başkan ve CEO’su Canan Özsoy, “GE olarak onkoloji alanında 50 yılı aşkın bir deneyime sahibiz. Kanserle mücadele alanında geliştirdiğimiz Healthymagination taahhüdümüz kapsamında global ölçekte toplam Ar-Ge bütçemizin 1milyar dolarını ileri kanser teşhisi ve moleküler görüntüleme kapasitesinin yanı sıra biyofarmasötik ilaç üretimi ve kanser araştırması alanında dünya standartlarında teknolojilerin geliştirilmesine ayırmaktayız.
Kanserle mücadele konusundaki taahhüdümüz, teknoloji entegrasyonu, kanserle mücadele ve hasta bakımının kişiselleştirmesi, kanser araştırmalarında ileri adımların atılması, tanı ve tedavilerin geliştirilmesidir. Kansere karşı verdiğimiz mücadelede insanların bilgisinin ve bilinç düzeyinin artırılmasına odaklanıyoruz. Böylece hastalığı bir bilinmez olmaktan çıkarabilir ve Türkiye’deki tüm kadınlara bu konuda harekete geçmek için güç verebiliriz” dedi.
Türk kadınları arasında meme kanserinin görülme sıklığındaki artışa dikkat çeken GE Sağlık Türkiye ve Orta Asya Başkanı ve CEO’su Siavosh Moussavi, meme kanseri bilinçlendirme çalışmaları konusundaki kararlılıklarını vurgulayarak, “Kanserin erken teşhisi sayesinde meme kanserine yakalananların hayatta kalma şansını artırmayı hedefliyoruz. GE Sağlık, kanser konusunda 50 yılı aşkın bir süredir inovatif sağlık ve tanı teknolojileri geliştiren küresel bir liderdir. Dünyada ve Türkiye’de meme kanseri ile mücadele etmek öncelikli taahhütlerimizden biridir. Bu alanda kamu ve özel sektörle, sağlık kurumlarıyla ve diğer önemli paydaşlarla işbirliği yapıyoruz. Çalışanlarımızın meme kanseri ile mücadele için verdikleri çabayı takdirle karşılıyoruz. Küresel Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı kapsamında, Memeder ile birlikte yaptığımız bu çalışma ile halkımızda farkındalık yaratabilmek ve meme kanserine karşı birlikte mücadele etmek istiyoruz” dedi.
Kadınların düzenli biçimde kendini muayene etmesi, doktora danışması, meme taraması yaptırması ve daha çok egzersiz yapmasının sağlığı koruma ve hastalığın seyrini değiştirme gücü vereceğine dikkat çeken Moussavi, “Meme kanseri, yalnızca kadınların değil, bütün toplumun sorunudur. Bu konuda hepimize görev düşüyor. Kadın erkek her birimiz bu konuda duyarlı olmalı ve meme kanserinden kaynaklı ölüm oranlarını düşürmeye yardımcı olacak aksiyonları almayı ihmal etmemeliyiz” şeklinde konuştu.
MEMEDER Başkanı Oya Kösemen, “Kadın kanserleri arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde en önemli konu erken tanı. Tedaviye erken başlayabilmek için öncelikle toplum olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Bu tür aktiviteler ile aslında yapmak istediğimiz meme kanseri riskine karşı kadınlarımızın sürekli olarak kendilerini kontrol etmeleri. Yıllardır yürüttüğümüz çalışmalar meyvelerini verdi be bu yıl Sağlık Bakanlığı mamografi tarama yaşını 40’a indirdi. Bu bizim için çok önemli bir gelişme oldu. Meme kanserine karşı mücadelemizin katlanarak büyüyor olmasından çok memnunuz. Ana destekçimiz GE’ye ve Beltur A.Ş.’ye teşekkür ediyoruz’’ şeklinde konuştu.

30 Ekim 2013 Çarşamba

GEBELİKTE BESLENME

Gebe kadının beslenmesindeki amaç, annenin kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin öğeleri yedeğini dengede tutmak, bebeğin normal büyümesini ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini tam olarak karşılamaktır.

Gebe Gerektirdiği Enerji ve Besin Öğeleri:

Gebelik öncesinde normal ağırlıkta olan bir anne adayının gebeliği süresince ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanması istenir. Genellikle ilk 3 aylık dönemde ağırlık kazanımı çok azdır, zamanla artış gösterir. Toplam 9-12 kg ağırlık kazanımı gereklidir. Anne adayının, normal enerji gereksinimine ek olarak ilk 3 ayda günde 150 kkalori, 4-9 ay arasında ise günde 300 kkalori daha ek olarak alınmalı, normal vücut ağırlığına ayda ek olarak 1-1,5 kg eklenmesi önerilir. Gebelik başlangıcında normal ağırlığından şişman olan anne adayının fazla ağırlık almasına gerek yoktur.

Yemekler genellikle 3 öğünde tüketilir. Gebeliğin ilk döneminde öğün sayısı arttırılarak öğündeki yemek miktarı azaltılabilir.

Öneriler:

Etler haşlama veya ızgara olarak tüketilmeli, süt ve türevleri yağsız, kaymaksız, diet ( light) olarak tercih edilmelidir. Sebze ve meyveler en doğal şekliyle olmalı ve meyveler mümkünse kabuklu olarak tercih edilmelidir. Kuru baklagillerin tüketimi de hafta da 2-3 defa tavsiye edilir.

GEBELİKTE GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyumdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir

2 dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilir.)

Veya kuru baklagiller yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

ARA ÖĞÜN:

1 bardak süt veya sütlü kek veya sütlü muhallebi

1 porsiyon meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60 gr et veya sebze yemeği

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME

Anne sütü bebek için uygun besindir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılanması kadının normal gereksinilmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

BESLENME ÖNERİLERİ:

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih de sudur.

Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.

*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.

*Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri portakal, mandalina, domatesi maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitaminden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketebilirsiniz.

*D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.

*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.

*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjilerinin yanı sıra demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.

*Bebeğinizi sezeryan ile doğurduysanız ilk birkaç gün anesteziye bağlı olarak gelişen gaz sorununu en aza indirebilmek için, gaz yapıcı yiyeceklerden uzak durmakta fayda vardır. Bunlar karnabahar, lahana, kuru baklagiller, çiğ sebze, soğuk şekersiz süt ve yoğurt gibi.

Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidir. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:

1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.

3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.

4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.

5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.

6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.

7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.

8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.

9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.

10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

EMZİREN ANNELER PRATİK ÖNERİLER:

*Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelidirler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.

*Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alması gerekmektedir.

*Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmemelidir.

*Kansızlığa neden olduğundan yemekle beraber çay içilmemelidir.

*Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.

*Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir.

* Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.

*Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.

EMZİREN ANNENİN GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyuımdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir,5-6 zeytin

1-2 ince dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemöek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilnir.)

Veya kurubaklagil yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt veya ayran

1 dilim ekmek

Mevsim salatası

ARA ÖĞÜN:

1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 ince dilim ekmek

Domates, salatalık veya meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60-90 gr et veya sebze yemeği, 1 kase yoğurt veya sütlü tatlılar

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

NOT: Yemek aralarında ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları, az şekerli limonata ve komposto içilerek sıvı alımı arttırılabilir

POMPA SEÇTİNİZ PEKİ, GÖĞÜS BAŞLIĞI SİZE GÖRE Mİ?




Bazen iyi bir pompa kullansanız bile anneler süt sağmanın acı verici olduğunu düşünebilirler.Meme ucunuzda acı veren bir yara yoksa en olası sorun göğüs başlıklarının boyu ile göğüslerinizin arasındaki uyumsuzluk olabilir.bu baslıklar;göğsünüze değen huni şeklindeki, parçadır.
Genel de süt sağma pompalarıyla 24-26 mm olan parça verilir. Bu sizin için küçük ya da büyük olabilir.Bunun bir büyüğü 27-29 mm bir küçüğü de 21 mm'di.r Bu ölçüler her markada farklılık gösterir. Değerlere çok önem vermeyin. Sadece kullandığınız marka pompanın uclarının alternatifler,inin de olduğunu bilin. Bunu bilmediği için sağarken çok zorlanan anne var. Sağarken göğüs uclarınız ilk zaman acısa bile zamanla o da kalmayacaktır. O nedenle başlıklar çok önemli..
Kullandığınız başlığın size uygun olup-olmadığını anlamak için; sağarken göğüs ucunuz ve aerolanız huninin içinde rahat hareket ediyorsa sorun yok demektir. Sağma işleminiz bitiğinde göğüs ucunuz normalden büyük görünse de aerolanızda kabarıklık, şişkinlik olmamalıdır.Bu başlık eğer sizin için uygunsa sütünüzün akışını etkilemeyecek, raht rahat sağa bileceksiniz.

Aşağıdaki linkte Ameda marka pompaya ait alternatif başlıkları görebilirsiniz:

http://www.e-toker.com/urunler/ameda-yedek-gogus-pompasi-basligi-285mm30mm/urun2173.html

http://www.e-toker.com/urunler/ameda-yedek-gogus-pompasi-basligi-36mm325mm/urun2174.html

Medela markası için de;
http://www.e-sumeras.com/Medela-Personel-Fit-Gogus-Hunisi,PR-37.html

HAMİLELİKTE GÖZ SAĞLIĞINIZI İHMAL ETMEYİN

 
 
Anne adayları hamilelik süresi boyunca sağlık problemleri ile karşılaşabiliyorlar. Bazı durumlarda da varolan sağlık sorunlarında ilerlemeler olabiliyor. Hamilelikte sağlık problemleriyle karşılaşılan organların başında ise göz geliyor. Dünyagöz Etiler’den Dr. Pervin Uygur, özellikle diyabetik hamilelerin, gebelikleri boyunca mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini söyledi.
 
 
Baştan sona hormonların yönettiği bir dönem olan hamilelikte tüm organlarda bir takım değişimler olabiliyor. Bu olağan süreçten “Göz”de payını alıyor. Peki hamilelik göz sağlığını nasıl etkiliyor? Gebelik sırasında göz hastalıkları tedavi edilebilir mi? Dünyagöz Etiler’den Dr. Pervin Uygur, anne adaylarına hamilelik sürecinde yaşayabilecekleri göz problemleriyle ilgili çok önemli bilgiler verdi.
Diyabetik retinopati riski var
Dr. Pervin Uygur, hamilelik sırasında diyabetli kadınlarda retinada kanama ve kılcal damarlarda bozukluklar yapan retinopati başlayabileceğini ifade ederek, hamileliğin var olan retinopatinin ilerlemesine de sebep olabileceğini söyledi. Dr. Uygur, şeker hastası kadınlarda göz diplerinin ve kan şekerinin çok yakın takibi ve gerekiyorsa tedavisinin yapılması gerektiğini kaydetti. Dr. Pervin Uygur, gebeliğin son dönemlerinde anne adaylarının tansiyon yükselmesi sorunu ile karşılaşması durumunda ise göz hekimine başvurması gerektiğini belirterek, eklemsi veya preeklemsi olarak adlandırılan bu durumda gözde hipertansif retinopati bulgularıyla karşılaşılabileceğini anlattı.
Hamilelikte ilaç ve göz ameliyatı  
Hamilelikte tedavi gerektiren bir göz sorunu olduğunda mutlaka göz hekimi kontrolünde göz hekimi tarafından verilen ilaçlar tedavinin yapılması gerektiğini vurgulayan Dr. Pervin Uygur, “Gebelikte mümkün olduğu kadar ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Özellikle kortizonlu ilaç kullanmamak gerekir” dedi. Dr. Uygur, hamilelikte mecbur kalınmadıkça göz ameliyatı yapılmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Hamilelikte lazer tedavisi önerilmez. Hamilelerin gözdeki kırılma kusuru değişkenlik gösterir ve sonuçta hata riskini artırır. Ayrıca her türlü operasyon stres sebebidir. Hamilelikte stres nedeni olacak girişimlerden kaçınılmalıdır.”
Dr. Pervin Uygur, hamilelikte kırılma kusurlarının değişmesi nedeniyle doğum sonrası gözlük ve kontakt lens derecelerinin tekrar değerlendirmesi gerektiğini hatırlatarak, gebeliğin göz kuruluğunu artırdığı için suni gözyaşı kullanılmasını önerdi.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Hem eğlendiren hem eğiten çocuk oyunu; “Odada Dört Mevsim”

 
Vivaldi’ nin efsanevi ‘Dört Mevsim’ i ile teknoloji ve sanatı buluşturan keyifli çocuk oyunu “Odada Dört Mevsim”, Kasım ayı itibariyle her Cumartesi ve Pazar günleri BKM’ de sanatseverler ile buluşuyor.
BKM ve İMAJ ortak kuruluşu olan Kelebek Yapım’ ın sahneye koyduğu “Odada Dört Mevsim” isimli müzikli çocuk oyunu, Kasım ayı itibariyle her Cumartesi ve Pazar günleri BKM’ de minik sanatseverler için perdesini açıyor.
 


 
 
Sektördeki boşluğu doldurarak,  çocuk ve sanatı buluşturan, yaratıcı, özgün, eğlenceli ve sürprizlerle dolu uluslararası kalitede projeler üreten Kelebek Yapım, sanatın her dalının çocukların zengin hayal dünyasında yer bulmasını sağlıyor.  Çocuk klasikleriyle tanınan Neşe Türkeş’in yazdığı ve Okan Yahşi’nin yönettiği “Odada Dört Mevsim” ile bir odanın içine Vivaldi’nin dört mevsimini sığdıran oyun, çocukların keşfedilmeye hazır, büyülü dünyalarının kapısını açıyor.
Odasında nasıl vakit geçireceğini bilmeden sıkılan Bora’nın, yardımına koşan bilge sinek Bay Cızbız ile arasında geçen hikayeleri konu alan “Odada Dört Mevsim”, Vivaldi’nin eşsiz müzikleriyle miniklerin hem gözlerine hem de kulaklarına hitap ederek büyük ilgi çekiyor. Müziklerinin yanı sıra, danslar ve görsel efektlerle hayal gücünü sınırsız kılan oyun, çocuklar için keyifli bir proje ortaya koymak için ise konularında uzman bir ekiple çalışıyor. Teknoloji, müzik ve sanatın bir arada sunulduğu “Odada Dört Mevsim” ile Kelebek Yapım, minik sanatseverlere 45 dakika boyunca keyifli vakit geçirecekleri bir tiyatro sunuyor.
Etkinliğin biletleri Biletix ve BKM gişesinde!
 
Kasım Ayı Programı:

  • 2 Kasım Cumartesi saat: 13:00
  • 3 Kasım Pazar saat: 13:00
  • 9 Kasım Cumartesi saat: 13:00
  • 10 Kasım Pazar saat: 13:00 
  • 16 Kasım Cumartesi saat: 13:00
  • 17 Kasım Pazar saat: 13:00
  • 23 Kasım Cumartesi saat: 13:00
  • 24 Kasım Pazar saat: 13:00
  • 30 Kasım Cumartesi saat: 13:00


Oyunun Künyesi:

YAZAN:             NEŞE TÜRKEŞ
YÖNETEN:         OKAN YAHŞİ
DEKOR&IŞIK:    CEM YILMAZER
MÜZİK DÜZENLEME:     ÖZER ATİK
KOSTÜM:          ELİF ECE ER
KOREOGRAFİ:  GÖKÇE SÖNMEMİŞ
ANİMASYON:    FIRAT GÜNDOĞDU                      

HAMİLEYKEN YAPILAN GRİP AŞISI BEBEĞİ DE KORUYOR

 
Havalar soğudu, son günlerde herkes ya öksürüyor ya boğazı ağrıyor ya da burnu akıyor. Yüksek ihtimalle bu belirtilere halsizlik sorunu da eşlik ediyor. Böyle olunca akla gelen hastalık ‘grip’ oluyor. Özellikle hamilelerin bu dönemde çok dikkatli olması gerektiğini söyleyen Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru  “Hamileler grip aşısı yaptırmalı, anne adayının yaptırdığı grip aşısı doğan bebeği de ilk 6 ay  enfeksiyonlardan koruyor” diyor.
 
 
 
Viral bir hastalık olan grip, öksürük ve hapşırma ile yayılan damlacıklarla bulaşıyor. Mevsime bağlı olarak hava değişimleri gribe yakalanma riskini artırıyor. Bu nedenle grip çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülüyor. Gribin bulaşıcılığı belirtilerin başlamasından önceki 24 saat ve sonraki 5 gün devam ediyor.  Ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlikle kendini gösteren grip genellikle 1-2 hafta içinde iyileşiyor. Grip kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ve hamileler için tehlikeli olabiliyor. Özellikle hamileler havaların soğuması ve kapalı ortamlarda bulunmanın artması ile gribal enfeksiyonların ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanırlar. Gebelerin bağışıklıkla ilgili problemleri olabildiği için daha kolay enfeksiyona yakalanabiliyorlar. Bu hem anneyi hem de bebeği, fetusu olumsuz etkiyebilecek bir durum.
Grip Olduktan Sonra Hangi Tedbirler Alınabilir?
Ateş düşürücü, parasetamol grubu ilaçlar ve vitaminler, pastiller, burun spreyi kullanılabilir. Yüksek ateş yoksa, kırgınlık, burun akması, boğazda kuruluk, yanma ile seyrediyorsa bir doktora gereksinim yok. Bu durumda gebe yine de doktorunu arayıp gerekli önlemleri almasını sağlayabilir.  Ateş 38 derecenin üstüne çıkarsa doktor tavsiyesi ile antibiyotik kullanılabilir.

Gripten Sadece Anne Etkilenmez!

Grip durumunda fetus da anne ile birlikte etkilenir. O anda birtakım sorunlar ortaya çıkabilir, uzun süren yüksek ateş ve enfeksiyon söz konusu ise bu anneyi olduğu kadar bebeği de olumsuz etkileyecektir. Enfeksiyon süreci boyunca bebeğin gelişiminde duraklama, yavaşlama olabilir. Erken doğum riski artabilir. Eğer kısa sürede ve kendi kendine geçmeyen bir enfeksiyon söz konusu ise doktor desteğine ihtiyaç olabilir.

Hamileler Grip Aşısı Yaptırmalı

Grip aşısı canlı virüs aşısı olmadığı için gebelikte her dönemde rahatlıkla uygulanabilir. Hem anne adayı hem de doğacak bebeği korumak açısından grip aşısı önerilebilir. Şunu biliyoruz ki anneye yapılacak grip aşısı doğumdan sonra bebeği de ilk 6 ay boyunca grip hastalığından koruyacaktır. Oluşacak antikorlar bebeği de olumlu etkileyip, yeni doğan dönemde enfeksiyon oluşma sıklığını azaltacaktır. Aşı yerinde hafif kızarıklık alerjik reaksiyonlar, hafif üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçiştirilebilecek yan etkilere sahip olabilir ama bunlar hiçbir zaman ciddi yan etkiler değil. Onun için gebeler ekim-kasım aylarında grip aşısı yaptırabilir.
Uzun süre kapalı ortamda kalmayın
Hamilelerde böyle hastalığın ortaya çıkmasını engellemek büyük önem taşıyor. Annenin direncini artırarak hastalıklara yakalanma sıklığı azaltılmalı. Hastalık ortaya çıktığında da gerekli önlemler alınarak gebenin iyileşmesi ve gebenin bunu en az hasarla atlatmasını sağlamak gerekir. Yapılması gereken en önemli şey, uzun süre kapalı ortamlarda bulunmamak, bulunulan odanın havasını sık sık değiştirip odayı havalandırmak. Vücut direncini artırıcı C vitamininden zengin meyvelerle beslenmek. Uyku saatlerine dikkat etmek de koruyucu tedbirler arasında.