14 Haziran 2012 Perşembe

AVRUPA BİRLİĞİ TÜKETİCİYİ UYARIYOR




Alerji yapan 26 koku belirlendi...

Avrupa Birliği’nin Almanya’da yaptırdığı araştırmalar sonucu, alerji vakalarının yüzde 30’unun parfüm maddelerinden kaynaklandığı saptandı.  Araştırmaya göre alerji yapma riski yüksek olarak belirlenen 26 parfüm maddesi, AB regülasyonlarına göre, tüketiciyi uyarmak amacıyla tüm ürünlerin üzerinde belirtilmek zorunda. Uzmanlar, özellikle annelerin, daha hassas cilde sahip bebeklerini korumak için, artık sadece özel olarak bebekler için üretilmiş ve göz yakmayan ürünlerle yetinmeyip, 26 alerjen parfüm, paraben ve alkol içermeyen, PH değeri bebeğin cildine uygun ürünler, tercih etmesini öneriyor.

Üreticiler tüketiciyi bilgilendirmek zorunda.

Almanya’da Göttingen Üniversitesi, IMBE, Erlangen-Nünberg Üniversitesi, Klinikum Dortmund akademisyenleri işbirliği ile gerçekleştirilen araştırmaya göre hergün kullandığımız ürünlerin içinde bulunan bazı koku bileşikleri alerjiye neden oluyor.  Avrupa Birliği regulasyonlarına göre, yapılan araştırmalar ile alerjen olarak nitelendirilmiş olan 26 koku bileşenin kullanımı, ürünler üzerindeki etiketlerde bildirilmek zorunda. 

Özellikle bebeklerin bağışıklık sisteminin ilk bariyeri olan cildi, yapısı gereği yetişkin cildine göre daha hassas olduğundan, bu alerjiler bebeklerde daha sık görülür. Öte yandan bebeklerin vücüt yüzey /ağırlık oranı da yetişkinlere göre daha fazladır ve yetişkine sürülen bir miktar ürünün bebeğe sürülmesi bebekte 5 – 6 kat daha fazla toksik veya alerjik etki yapar. Tüm bu nedenlerden dolayı bebek ve çocuklar alerjik potansiyeli olan maddelerden daha çok etkilenirler.

prof.dr.ümit ukşal.jpgAvrupa ve Türkiye Pediatrik Dermatoloji Derneği Başkanı, Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Parfümden uzak durmanın elbette mümkün omadığı günümüzde; anneler, çocukları için seçecekleri ürünün 26 alerjen parfüm maddesi içerip içermediğini önceden  araştırmalı ve güvenli olduğu  bilinen parfüm içerikli ürünler kullanmaya dikkat etmelidirler. Özetle, 26 alerjen parfüm, paraben ve alkol içermeyen, PH değeri bebeğin cildine uygun ve göz yakmayan ürünler seçmelidirler.” diyerek ebeveynleri uyardı.   

İşte Avrupa Birliği tarafından etiketlenmiş 26 Alerjen Parfüm
·          Amyl – cinnamic alcohol
·         Anisyl alcohol
·         Benzyl  salicylate
·         Benzyl alcohol
·         Benzyl benzoate
·         Benzyl cinnamate 
·         Cinnamic alcohol
·         Cinnamic aldehyde
·         Citral
·         Citronellol
·         Coumarin
·         Eugenol
·         Farnesol
·         Geraniol
·         HMPCC
·         Hydroxycitronellal
·         Isoeugenol
·         Lilial
·         Limonene
·         Linalool
·         Methylheptin carbonate
·         Oak moss abs
·         Tree moss abs
·         α- Amyl –cinnamic aldehyde
·         α- Hexyl – cinnamic aldehyde 
·         γ-Methylionon

12 Haziran 2012 Salı

Baba olmaya hazır mısınız?


Babalar günü .jpg

Baba, hem anne hem de dünyaya gelen bebek için en anlamlı destek. Peki, bu yeni süreç bir erkeğin yaşamdaki duruşuna hangi görevleri ve anlamları ekler? Tüm bu soruları Anadolu Sağlık Merkezi Psikolojik Danışmanı Necmiye Doğruer, yanıtlıyor.

Dünyaya gelişinin ilk zamanlarında anneyle bir bütün halinde olan bebek, babanın direk varlığını hissedemeyebiliyor. Ancak baba, bebek üzerinde, annenin üstünden bir ilişki ve güçlü bir etkiye sahip. Babanın desteğini alabilen, baba tarafından sakin ve dingin tutulabilen anne, bebeğine ve bebeğinin dünyaya gelişiyle kendi yaşamında oluşan değişimlere karşı daha toleranslı olabiliyor.

Bu önemli süreci başarıyla yürütmeleri için babalara önerilerde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolojik Danışman Necmiye Doğruer, öncelikle doğum sonrası depresyonuna değiniyor.

Doğum sonrası depresyonunun, etkileri farklı olsa da sık karşılaşılabilen bir durum olduğunu belirten Psikolojik Danışman Necmiye Doğruer, sadece anne değil, tüm aile üzerinde büyük etkisi olan bu durumun bazen ilişkilerde zorlayıcı bir hale gelebildiğini ifade ediyor. Necmiye Doğruer, doğum sonrası depresyonun yarattığı etkiyle, anne ve baba rolüne alışmaya çalışan çiftin arasında ayrılık oluşabildiğini vurguluyor. “Bu süreçte erkeğin de zorlandığını unutmamakla birlikte kadının zorlandığı koşulların daha sarsıcı olduğu bir gerçektir” diyen Doğruer, eşi tarafından verilen duygusal destek ve kollayıcı, kapsayıcı duruşun, kadının annelik serüvenindeki bu zorlu etabı kolaylıkla aşmasında en büyük destek olduğunun altını çiziyor.

“Babanın destekleyici tavrı hem anne için hem de bebek için oldukça kıymetlidir” diyen Doğruer, “Eşiyle sakinleşen ve duygusal olarak kollanan anne, doğum sonrası depresyonunu daha kolay atlatabilir, bebek için daha duyarlı ve tamamlayıcı bir anne olur. Bu anlamda babanın varlığı daha da anlam kazanır” diyor.

Babayı dışarıda bırakmamak gerekir

Necmiye Doğruer, “Hamilelik süreci ve ardından gelen doğum, bebek ve annenin birlikte paylaştıkları bir dönemdir. Bu süreçte, hatta doğum sonrası süreçlerde babaların varlığını, desteğinin önemini dışarıda bırakmamak gerekir” uyarısında bulunuyor. Oluşan üçgeni iyi tanımak ve hassas dengeleri kollamanın hem kadının hem de erkeğin işi olduğunu belirten Doğruer,  ancak gerek doğum ve gerekse doğumun ardından bebeğin bakımında en büyük yükün kadına ait olduğunu, erkeğe de hem eş hem de baba olarak daha destekleyici bir pozisyon alma görevi kaldığını ifade ediyor.

Baba olmak erkeği güçlendirir

Babalığın, erkeğin yaşamındaki kişisel kıymeti azalmadığını  aksine artırdığını, erkeğin duruşuna yeni anlamlar eklediğini belirten Doğruer, bebeğin babası ve kadının eşi olma göreviyle, erkeğin daha da büyüyüp, güçlendiğinin altını çiziyor.

Babalara;

  • Eşinizle birlikte yaşama getirdiğiniz bebeğinizle zaman geçirmekten kaçınmayın.
  • Yaşamdaki yeni rolü olan anneliğe alışmaya çalışan eşinizin duygu durumunu yakından takip edin.
  • Anne olarak eşinizin, baba olarak sizin yaşadığınız duygusal karmaşaların doğal olduğunu bilmekte fayda var.
  • Sizin baba olarak duyduğunuz kaygıların doğal olduğunu bilin ve duygularınızdaki değişimleri korkmadan yaşayın. Doğal seyrinde yaşanabilen duygular zorlu durumlarla daha rahat baş etmenizi sağlar.
  • Eş olma rolünüzü babalık rolünüzün önünde tutun.
  • Ara sıra yeni oluşan üçgenin dışına çıkın ve eşinizle vakit geçirin.
  • Anne olarak doğum sonrası her türlü etkiyle farklı bir duygulanım hattına geçen eşinizin sizden bir parça daha desteğe ihtiyacı olduğunu göz ardıetmeyin.
  • İlk başta oldukça zorlayıcı koşullar yaşansa da yaşamda oldukça güçlü ve kıymetli bir değişim yaşadığınızı bilin.
  • Baş edemediğiniz düzeyde bir durum yaşanıyorsa eşinizle birlikte destek almaktan çekinmeyin.

Bir annenin, hem kendisi hem de bebeği için destek alabileceği en kıymetli kişinin eşi olduğunu belirten Doğruer, “yarı ebeveyn olan baba, hem dünyaya gelen bebeği hem de eşi için en anlamlı kaynaktır” diyor.

8 Haziran 2012 Cuma

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME


Anne sütü bebek için uygun besindir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılanması kadının normal gereksinilmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

BESLENME ÖNERİLERİ:

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih de sudur.

Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.

*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.

*Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri portakal, mandalina, domatesi maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitaminden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketebilirsiniz.

*D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.

*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.

*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjilerinin yanı sıra demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.

*Bebeğinizi sezeryan ile doğurduysanız ilk birkaç gün anesteziye bağlı olarak gelişen gaz sorununu en aza indirebilmek için, gaz yapıcı yiyeceklerden uzak durmakta fayda vardır. Bunlar karnabahar, lahana, kuru baklagiller, çiğ sebze, soğuk şekersiz süt ve yoğurt gibi.

Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidir. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:

1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.

3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.

4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.

5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.

6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.

7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.

8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.

9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.

10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

EMZİREN ANNELER PRATİK ÖNERİLER:

*Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelidirler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.

*Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alması gerekmektedir.

*Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmemelidir.

*Kansızlığa neden olduğundan yemekle beraber çay içilmemelidir.

*Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.

*Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir.

* Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.

*Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.

EMZİREN ANNENİN GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyuımdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir,5-6 zeytin

1-2 ince dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemöek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilnir.)

Veya kurubaklagil yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt veya ayran

1 dilim ekmek

Mevsim salatası

ARA ÖĞÜN:

1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 ince dilim ekmek

Domates, salatalık veya meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60-90 gr et veya sebze yemeği, 1 kase yoğurt veya sütlü tatlılar

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

NOT: Yemek aralarında ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları, az şekerli limonata ve komposto içilerek sıvı alımı arttırılabilir.

6 Haziran 2012 Çarşamba

EK GIDAYA NE ZAMAN BAŞLANILMALIDIR?



Bebekler ek gıdaya başlamak için en uygun zaman 6. aydır. Her bebek 6. aydan itibaren besin ihtiyaçlarının karşılanması hem de beslenmeyle ilgili ağız becerilerinin geliştirilmesi için çok gereklidir.
bebekler dördüncü aydan itibaren destekle, altıncı aydan sonra da desteksiz oturmaya başlar. Yine bu aylarda diş çıkarmaya da başlamıştır.Yakın çevresindeki cisimlere uzanabilir.Eline aldığını amaçlı olarak ağzına  götürebilir.Bütün bunlar beslenmeyi mümkün kılan gelişme basamaklarıdır.Diğer taraftan, bebeğin mide- bağırsak sistemi de artık erişkin besinlerini sindirebilecek ve emebilecek duruma gelmek üzeredir veya bu gelişmeyi tamamlamıştır.Örneğin, nişastanın sindirii için gerekli olan ''amilaz''adı verilen enzim 5-6. aydan sonra erişkin düzeye ulaşır. Bütün bu nedenlerle bebek dördüncü aydan sonra özellikle de altıncı ayda ek gıdalar için artık hazırdır..

BEBEKLERE NEDEN EK GIDA BAŞLANIR?

Önümüzdeki günlerde yapmaya başlayacağım Ek Gıdaya Geçiş eğitimlerimden önce bu konu hakkında birikimlerimi sizlerle buradan paylaşacağım..

Ek Gıdaya neden Başlamamız gerekir?

Altıncı aydan sonra, bebeğin enerji ve demir ihitiyacı artar. Anne sütü ilk altı ayda bebeğin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılar.Ama 6. aydan sonra yetersiz kalabilir.Enerji ve demirden zengin ek gıdalarla anne sütünün desteklenmesi gerekir.Annenin ürettiği sütün enerjisi ve demir içeriği bebeğin tüm ihitiyaçlarını karşılamaya devam da edebilir.Burada ihtimalden söz ediyor ve alınabilecek tedbir olarak da ek gıdalara başlanabileneceğini belirtmek isterim..
5. aydan sonra bebek, artık anne sütünden daha yoğun ve pütürüklü besinlere alıştırmaya başlanmalıdır.Bu özellikle öğürme refleksinin zayıflatılması için en uygun dönemdir.Aksi halde , bebek, kıvamı yoğun ve pütürüklü yiyeceklere alışamaz ve yutmaz.Bu amaçla, önce bir-iki hafta anne sütünden daha yoğun yiyecekler bebeğe verilir.Yoğurt ve /veya unlu -sütlü mamalar bu amaçla kullanılabilir.Unlu- sütlü mama hazırlarken tercih edilen pirinç unudur.Çünkü pirinç unu diğer unlara göre daha az  allerji yapma özelliğine sahiptir.Önce sulu muhallebi daha sonra katı muhallebi yapılarak bebek alıştırılır.Bebek bu gıdalara alıştırıldığı dönemde bir veya iki öğün dışında muhallebi verilmesi kesinlikle tavsiye edilmez.Unutulmamalı ki bebeğe muhallebi ile beslemek değil, süt dışında daha kıvamlı gıdaları yutmaya alıştırmaktır.Bir iki hafta içinde bebek muhallebiye alıştıktan sonra, beslenmesin yeni gıdalar eklenebilir.
Bundan sonraki aşama bebeğin pütüürklü gıdaya alıştırılmasıdır.Bu amaçla da, meyve püresi veya sebze püresiya da çorbası hazırlanabilir.Bu dönemde yapılabilecek en büyük hata ''blender '' kullanılmasıdır.Bebeğinize yiyecek hazırlarken hiç bir dönemde blender kullanmayınız.Cam rende ve tel süzgeç tercih ediniz.Aksi halde, bebeğiniz pütürüklü gıdalara alışmayacak,bu nedenle de dah sonraki aylarda beslenmesinde büyük bir sorun olacaktır.

5 Haziran 2012 Salı

EMZİRMEDEN ÖNCE BEBEĞE ŞEKERLİ SU VERMEK DOĞRU MUDUR?

Memeye süt gelmeden önceki günlerde, bebeğe bir başka sıvı besin vermek doğru değildir.Bu amaçla ülkemizde sıklıkla şekerli su kullanılır.Hiçbir zaman tercih edilmemelidir.Anne süt gelinceye kadar bebeğe verilen diğer besinler arasında inek sütü ve biberon mamaları da yer alır.Bunların kullanılması da hiç doğru ve gerekli değildir.Hatta bu bazı olası riskleri vardır.
Anne,sütü gelene kadar bebeğinin aç kalacağını düşünmemeli; ısrarla emzirmeye devam etmelidir. İlk birkaç gün içinde bebeğin beslenme ihtiyacı azdır ve kolostrum bu ihtiyacları karşılayacak özelliktedir.
Anne sütü gelmeden önceki dönemde, bebeğe anne sütü dışında verilen içecekler bebek ve anne için bazı olumsuzluklara neden olabilirler.


Bebek için;

*Bebek bu içecekler nedeniyle tok olacağı için , annesini emmek istemez.Emdiğinde de zayıf emer.
*Yeni doğmuş bir bebeğe dışarıdan içeçek verilmesi önemli derecede bulaşma riski taşır.Bu nedenle ishal olasılığı vardır.
*Anne sütü dışındaki diğer içeceklerin bebekte allerji yapma olasılığı söz konusu olabilir.
*Bebek, emmeye başladığında emzik şaşkınlığı yaşayabilir.

Anne için;

*Sütün daha geç gelmesine neden olur.
*Memede dolgunluk gelişir. Bebeğin güçlü emmesi zorlaşır. Dolgunluk nedeniyle annedeki ağrı emzirmeyi güçleştirir.
*Gelişen dolgunluk nedeniyle meme iltihabı ( mastiti)daha sık görülebilir.
*Bütün bu nedenlerle ne kaşıkla ne de biberonla bebeğe anne sütü dışında başka içecek verilmemelidir.

Denize Hazır Mısınız?



Deniz mevsimi açılıyor. Suyun tadını en çok çıkartacak olan bebekler için çantalardaHUGGIES® Little Swimmers® yerini alıyor… Minik yüzücüler mayo bebek bezi Little Swimmers’la suyun keyfine varıyor…

Havalar ısınıyor. Havuz ve deniz mevsimi açılıyor. Suyun tadını her zaman en çok çıkartan bebekler, mayo bebek beziHuggies Little Swimmers ile keyfi katlıyorlar… Türkiye’nin ilk ve tek mayo bebek bezi Huggies Little Swimmers suda normal bebek bezleri gibi şişmeyerek bebeklerin rahatça hareket etmelerini sağlıyor. İçindeki özel emici tanecikler sayesinde de meydana gelebilecek ufak kazaları önlemesiyle de annelerin hayatını kolaylaştırıyor.
 
Huggies Little Swimmers, yaz boyunca annelerin yardımcısı, bebeklerin suda arkadaşı. Suyu geçirmeyen dış yüzeyi ve özel yapısı ile normal bebek bezleri gibi ıslandığında şişmeyen, koruyucu bariyerleri ile sızdırmayan Huggies Little Swimmers Disney karakterleriyle de son derece renkli. Huggies Little Swimmers’ın 7 kg’dan büyük bebekler için 3 ayrı boyu var.