25 Eylül 2011 Pazar
Doğum için ne zaman hastaneye başvurmak gereklidir?
Her doğum için değişebilen bir sürenin sonunda kasılmalar düzenli ve güçlü hal alır. Genel olarak 30 - 40 dakikalık bir sürede beş dakika veya daha az aralarla düzenli kasılmalar hissediyorsanız hastaneye başvurma zamanı gelmiş demektir. Düzenli ağrıların başlamasıyla doğumun ‘aktif evre’ adını verdiğimiz bölümü başlamış demektir. Bu dönemde rahim ağzı açıklığı da genelde 3 - 4 cm.ye ulaşmış durumdadır. Aktif evrenin hastanede geçirilmesi anne ve bebek açısından daha güvenlidir.
Ağrıların başlamasıyla sümük gibi bir akıntının olması (“nişan”) adeta doğumun habercisidir. Nişan geldiğinde hemen hastaneye gitmek gerekmez. Bu doğumun çok yaklaştığını bugün yarın doğumun gerçekleşeceğini gösterir. Hazırlıkları gözden geçirmek için zamanınız vardır.
Bazen ise hiç doğum sancıları başlamadan amniyon suyu gelebilir. Suyun gelmesi hafif hafif ama sürekli şekilde olabileceği gibi birden bacakları ıslatır tarzda da olabilir. Bu durumda da acil olarak doktorunuzu arayınız. Doğumdan önce su keseleri yırtılan gebe kadınların çoğunluğu 12 saat içinde ilk kasılmaları hissederler; kalanların çoğu bunları 24 saat içinde hisseder. Sularınız geldikten sonra anne ve bebeğin enfeksiyon kapma ihtimalinden dolayı max. 24 saat içinde doğum gerçekleşecektir.
Kanama gebelik süresince riskli bir durumdur. Her türlü kanama dikkatlice değerlendirilmelidir. Az veya çok kanamanın olması doğumun habercisi olmakla beraber gebelikle ilgili bir problemi de ifade edebilir.
Bebeğin hareketlerinde azalma hissedilmesi durumunda da hastaneye başvurulmalıdır. Bu da bebeğin sıkıntıya girdiğinin işareti olabilir. Bu durumda genellikle NST çekilerek ve ultrason değerlendirmesi yapılarak karar verilir.
23 Eylül 2011 Cuma
PREMATÜR BEBEKLER VE ANNELERİYLE İLGİLİ GÜZEL BİR YAZI:))
Bu yıl binlerce annenin bebeği prematüre doğdu. Peki kimlerin prematüre annesi olarak seçildiğini merak ettiniz mi hiç?
Tanrı dünyanın üzerinde dolaşarak büyük bir özenle, en küçük ayrıntıyı bile düşünerek insan neslinin devam etmesi için araç olarak kullandığı insanları seçer. İnsanları incelerken de meleklerine büyük deftere not almaları talimatını verir.
“Armstrong, Beth, oğlan. Koruyucusu Aziz Matthew olsun.
“Forest, Majorie, kız. Koruyucusu Aziz Ceceila olsun.
“Rutledge, Carrie, ikiz. Koruyucusu…. ona Gerard’ı verin. Gerard küfüre alışıktır.”
Sonunda, Meleğine bir isim söyler ve gülümser: ” Bu annenin prematüre bebeği olsun”
Melek meraklanır.
“Peki Tanrım neden özellikle bu anne? O çok mutlu bir insan”
“İşte tam da bu yüzden” der Tanrı. “Kahkaha atmayı bilmeyen bir anneye prematüre bir bebek verebilir ? Çok zalimce olurdu bu.”
“Ama bu annenin sabrı var mı” diye sorar Melek.
“Çok sabırlı olmasını istemiyorum, yoksa umutsuzluk içerisinde sürekli kendine acır. Şok ve kızgınlığı geçince, bu işin üstesinden gelebilecektir.”
“Bugün onu izledim. Bir annede çok nadiren bulunan ancak bir o kadar da gerekli olan benlik ve bağımsızlık duygusu var onda. Biliyorsunuz, ona vereceğim çocuğun kendine ait bir dünyası olacak. Bu anne de bebeğinin kendisinin dünyasında yaşatmaya çalışacak ki bu da hiç kolay bir iş değil.”
“Ama yüce Tanrım, ben bu kadının size inandığından bile şüpheliyim.”
Tanrı gülümser, “Hiç sorun değil, ben onu hallederim. Bu kadın mükemmel bir aday. Yeterince de bencil.”
Melek şaşırır “Bencillik mi? Bu bir erdem mi?”
Tanrı başını sallar. “Eğer arada sıra kendisini çocuğundan ayıramazsa, asla ayakta duramaz. Evet, işte ben bu kadını beklenmedik bir şekilde gelecek bir çocukla kutsayacağım. O henüz bunun farkında değil ama herkes ona gıpta edecek .”
“Çocuğunun söylediği hiçbir kelimeyi doğal karşılamayacak. Hiçbir aşamayı sıradan bir gelişme olarak görmeyecek. Çocuğu ilk kez “Anne” dediğinde bir mucizeye tanıklık edecek. Gözleri görmeyen çocuğuna bir ağacı ya da gün batımını tarif ederken eserlerimi gerçekten görebilen nadir insanlar gibi görecek ağacı ya da gün batımını.
“Benim gördüklerimi açık ve net şekilde görmesine izin vereceğim- cehalet, zulüm ve önyargıyı- ve bunları aşmasına izin vereceğim. Asla yalnız olmayacak. Hayatının her gününde, her saniye onun yanında olacağım çünkü sanki yanımdaymış gibi benim işimi orada o yapacak.”
“Peki ya bu anneyi hangi aziz koruyacak?” diye sorar Melek not almaya ara verip.
Tanrı gülümser: “Aynada görecektir.”
Kaynak: Erma Bombeck’ten adaptasyon
21 Eylül 2011 Çarşamba
YENİ BİR SİTE: www.petitsomething.com
Bugün aldığım emaille bu siteyle tanıştım. http://www.petitsomething.com/
Çok güzel ve resimlerden de anlayabileceğiniz gibi yumuşacık ürünler var, bebeklerimiz, çocuklarımız için.. Oyuncaklar, patikler, tekstiller..
Ben oğlum Altuğ için yukarıdaki robotu çok beğendim.En kısa zaman da da sipariş vereceğim. Ayrıca battaniyeleri de çok güzel.Tulumlar da çok şirin..Patikler de önümüz kış, çok kullanışlı, bebeklerin,izin ayaklarını sıcacık tutar..Daha detaylı bilgi için,
http://www.petitsomething.com/ a bakabilirsiniz.
Beğendiklerinizi Beymen Kids ve Billstore'lardan alabildiğiniz gibi, internetten de sipariş verebiliyorsunuz.
İnternetten sipariş vermek için,
petitsomething.gmail.com email atabilirisniz.
ALTUĞ PARTİDE!!!
Dün çok güzel bir gündü.. Altuğ ile birlikte emziren anneler grubundan ve bloglarından tanıdığım annelerle beraberdik. Avent annesi Müge ve Berrin'in hazırladığı ve Avent'in de sponsor olduğu bir partiydi. Çok eğlendik. bazı anneler hep toplanıyorlarken onları bloglarından takip ediyordum. Ama bu sefer ki toplantı da çalışan anneler de düşünülmüş. Saat 17:30 da başladı ve Bostancı da İzci Anaokulndaydı.
Bizim eve de çok yakın olduğu için rahat rahat katılabildik. Altuğ anaokulundan içeri girer-girmez biraz gerildi. Sanırım daha önceki anaokulu deneyiminden dolayı. Çocuğum biraz korktu. Ben onu kucağıma alarak , burada parti olduğunu ve beraber buradayız dediğimde kısa sürede uyum sağladı. Ama ben üzüldüm. Durup-duruken gerginlik yaratmış olduk. Neyse buradan da şunu anladım: Altuğ'uyu bir daha okula gönderdiğimde ebeveynle kabul edene gönderip, sonra sonra alıştıracağım..
partinin sonuna doğru pasta kestik. Ardından Avent'in bebekler için hediye göbnderdiği tabak ve kaşık-çatalımız aldık. Bunun için de Avent'e çok teşekkürler.Altuğ bu tabak ve kaşık-çatalı çok sevdi. Hemen orada açıp , kullandık bile.. O tabak uğruna akşam evde de rahat rahat meyvesini yedi.
Bana da bu değişiklik iyi geldi. Altuğ ve ben ,Müge ve Berrin'e , partinin hazırlığında emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Bir daha buluşmak da çok isteriz...
Bizim eve de çok yakın olduğu için rahat rahat katılabildik. Altuğ anaokulundan içeri girer-girmez biraz gerildi. Sanırım daha önceki anaokulu deneyiminden dolayı. Çocuğum biraz korktu. Ben onu kucağıma alarak , burada parti olduğunu ve beraber buradayız dediğimde kısa sürede uyum sağladı. Ama ben üzüldüm. Durup-duruken gerginlik yaratmış olduk. Neyse buradan da şunu anladım: Altuğ'uyu bir daha okula gönderdiğimde ebeveynle kabul edene gönderip, sonra sonra alıştıracağım..
partinin sonuna doğru pasta kestik. Ardından Avent'in bebekler için hediye göbnderdiği tabak ve kaşık-çatalımız aldık. Bunun için de Avent'e çok teşekkürler.Altuğ bu tabak ve kaşık-çatalı çok sevdi. Hemen orada açıp , kullandık bile.. O tabak uğruna akşam evde de rahat rahat meyvesini yedi.
Bana da bu değişiklik iyi geldi. Altuğ ve ben ,Müge ve Berrin'e , partinin hazırlığında emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Bir daha buluşmak da çok isteriz...
16 Eylül 2011 Cuma
ALTUĞ 20 AYLIK...
Bugünlerde bebeğinizi daha agresif olarak gözlemliyor musunuz? 20 aylık bir çocuk 2 yaş sendromuna yaklaşmaktadır. Çok şey anlamakta, çok şey yapmak istemekte ama fiziksel yetenekleri bunları uygulamaya dökmek için yetersiz kalmaktadır. Size bir şeyler anlatmaya çalışıyor ;ama tam olarak da ifade edemiyor. İşte bu kıpkırmızı bir surata ve öfkeden patlamak üzere olan bir çocuğa yol açabilir.
Öfke Nöbetleri :
2 yaşına yaklaşırken bebeğiniz tıpkı bir ”öfkeli şirin” tadındadır. Büyük adamlar gibi sinirlenmeye başlaması, tepkiler göstermesi sizin hem hoşunuza gider hem de sizi endişelendirebilir. Öfke nöbetleri sadece sizin çocuğunuzun yaşadığı bir dönem değil. Hemen tüm çocuklar aynı yoldan yürür. Onu daha çok anlamaya çalışmak yapacağınız ilk iş olmalıdır. Söylediklerini anlamak için,onun kendini daha çok ifade etmesine izin verin. ”Parka mı gitmek istiyorsun?” gibi sorular sorarak onun içindekini dökmesine izin verin. Öfkelerine, öfkeyle karşılık vermeniz onu kesinlikle sakinleştirmeyecektir. Siz de öfkelenirseniz derin bir nefes alın ve öfkenizi çocuktan uzak bir yerde dışa vurun. Odanızda yastığı biraz dişlemeniz serbesttir!
Altuğ da da ara ara bu nöbetleri görüyoruz. Saçma sapan bir şeye sinirleniyor küçük bey. O nedenle mümkün oldukça tersine gitmemeye , onunla inatlaşmamaya dikkat ediyoruz.
Güvenlik Nesnesi :
Bu günlerde eminiz çocuğunuzun çok yakın arkadaşları oldu. Bunlar muhtemelen canlı değil. Battaniye, oyuncak ayı gibi eşyalar bebeğiniz için ”güvenlik nesnesine” dönüşürler. Onlara sarılır ve hatta onlarla konuşmaya başlarlar. Güvenlik nesneleri korkularla başa çıkmanın en kolay yolu olmaktadır onlar için. Uyurken battaniyesine sarılmak onu rahatlatabilir. Muhtemelen bu battaniyede sizden bir şeyler bulacaktır. Kokunuzun sindiği bir güvenlik nesnesi, çocuğa siz sanki onun yanınızdaymış hissi verebilir. Özellikle yolculuklarda, yatılı ziyaretlerde çocuğunuzun güvenlik nesnesini de yanınıza almayı unutmayın.
İkinci Dil :
Size ilginç gelecek ama bebeğinizin bu gelişim aşamasında ikinci bir dil daha öğrenmeye başlayabilir! Özellikle evde iki dilin konuşulduğu(yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız iyi bilir!) ortamlarda çocuğunuz iki dili birden öğrenmeye başlar. Muhtemelen cümlelerde iki dilin kelimeleri birbirine karışabilir. Ama uzmanlar bu yaştaki bir bebeğin iki dili birden öğrenmesinde bir sakınca görmüyorlar. Onların içindeki öğrenme canavarı bu iki işi birden yapmayı sindirebiliyor galiba.
Yaa!!! Altuğ daha Türkçeyi konuşamıyor. Ama evde denemeyi düşünüyorum. Bir de geçenler de ingilizce olan bir oyun grubu ile konuşmuştum. Hafta da 1 gün. Belki onu düşünebiliriz.
Eğer henüz yapmıyorsanız çocuğunuzun dişlerini fırçalamaya başlayabilirsiniz. O, bunu yapamazsa siz ona yardımcı olun. Onun dişlerine isim verin. Örneğin öndeki bir dişin adı ”Yasemin Teyze!’” olabilir. Çocuğunuz çok sevdiği teyzesinin çağrışımıyla ”Yasemin Teyze” yi fırçalamaktan eminiz zevk alacaktır.
Altuğ dişlerini düzenli fırçalamaıyor. ama çok istekli ve seviyor. Evde ne benim ne de babasını diş fırçasına rahat vermiyor. Banyo da oynadıktan sonra bir de bakıyoruz ki, oyuncakların arasuında diş fırçaları. Yavaş yavaş düzene sokmaya başlamalıyız. Yasemin teyze hikayesi de çok şirinmiş.. Mutlaka deneyeceğim:))
kaynak: http://www.bebekolay.com/20-aylik-bebek-ofkeli-sirin/
Öfke Nöbetleri :
2 yaşına yaklaşırken bebeğiniz tıpkı bir ”öfkeli şirin” tadındadır. Büyük adamlar gibi sinirlenmeye başlaması, tepkiler göstermesi sizin hem hoşunuza gider hem de sizi endişelendirebilir. Öfke nöbetleri sadece sizin çocuğunuzun yaşadığı bir dönem değil. Hemen tüm çocuklar aynı yoldan yürür. Onu daha çok anlamaya çalışmak yapacağınız ilk iş olmalıdır. Söylediklerini anlamak için,onun kendini daha çok ifade etmesine izin verin. ”Parka mı gitmek istiyorsun?” gibi sorular sorarak onun içindekini dökmesine izin verin. Öfkelerine, öfkeyle karşılık vermeniz onu kesinlikle sakinleştirmeyecektir. Siz de öfkelenirseniz derin bir nefes alın ve öfkenizi çocuktan uzak bir yerde dışa vurun. Odanızda yastığı biraz dişlemeniz serbesttir!
Altuğ da da ara ara bu nöbetleri görüyoruz. Saçma sapan bir şeye sinirleniyor küçük bey. O nedenle mümkün oldukça tersine gitmemeye , onunla inatlaşmamaya dikkat ediyoruz.
Güvenlik Nesnesi :
Bu günlerde eminiz çocuğunuzun çok yakın arkadaşları oldu. Bunlar muhtemelen canlı değil. Battaniye, oyuncak ayı gibi eşyalar bebeğiniz için ”güvenlik nesnesine” dönüşürler. Onlara sarılır ve hatta onlarla konuşmaya başlarlar. Güvenlik nesneleri korkularla başa çıkmanın en kolay yolu olmaktadır onlar için. Uyurken battaniyesine sarılmak onu rahatlatabilir. Muhtemelen bu battaniyede sizden bir şeyler bulacaktır. Kokunuzun sindiği bir güvenlik nesnesi, çocuğa siz sanki onun yanınızdaymış hissi verebilir. Özellikle yolculuklarda, yatılı ziyaretlerde çocuğunuzun güvenlik nesnesini de yanınıza almayı unutmayın.
Altuğ'unun yastığı güvenlik nesnesi. O kadar komik ki onsuz uyumak istemiyor. Uykuya dalana kadar da koca yastıkla resmen güreşiyor ...
Fiziksel Gelişim :
Bu günlerde küçük sporcunuz merdivenleri çıkabilir; ama aşağı doğru inmek ona zor gelebilir. Sizin elinize ihtiyacı olacaktır. Artık bir topu fırlatmak onun için zevkli bir eğlence olacaktır. Özellikle babaların oğullarıyla bu aktiviteleri yapmaya çok önceden başladıklarını tahmin etmek zor değil. Kazandığı bu yetenekleri geliştirmek için onun bol bol antreman yapması gerekmektedir. Onunla yapacağınız park gezintileri yeteneklerini denemesi için ona gerekli ortamı hazırlayacaktır. Siz temiz hava alırken,o da koşu yapmanın zevkini tadacaktır.
İkinci Dil :
Size ilginç gelecek ama bebeğinizin bu gelişim aşamasında ikinci bir dil daha öğrenmeye başlayabilir! Özellikle evde iki dilin konuşulduğu(yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız iyi bilir!) ortamlarda çocuğunuz iki dili birden öğrenmeye başlar. Muhtemelen cümlelerde iki dilin kelimeleri birbirine karışabilir. Ama uzmanlar bu yaştaki bir bebeğin iki dili birden öğrenmesinde bir sakınca görmüyorlar. Onların içindeki öğrenme canavarı bu iki işi birden yapmayı sindirebiliyor galiba.
Yaa!!! Altuğ daha Türkçeyi konuşamıyor. Ama evde denemeyi düşünüyorum. Bir de geçenler de ingilizce olan bir oyun grubu ile konuşmuştum. Hafta da 1 gün. Belki onu düşünebiliriz.
Eğer henüz yapmıyorsanız çocuğunuzun dişlerini fırçalamaya başlayabilirsiniz. O, bunu yapamazsa siz ona yardımcı olun. Onun dişlerine isim verin. Örneğin öndeki bir dişin adı ”Yasemin Teyze!’” olabilir. Çocuğunuz çok sevdiği teyzesinin çağrışımıyla ”Yasemin Teyze” yi fırçalamaktan eminiz zevk alacaktır.
Altuğ dişlerini düzenli fırçalamaıyor. ama çok istekli ve seviyor. Evde ne benim ne de babasını diş fırçasına rahat vermiyor. Banyo da oynadıktan sonra bir de bakıyoruz ki, oyuncakların arasuında diş fırçaları. Yavaş yavaş düzene sokmaya başlamalıyız. Yasemin teyze hikayesi de çok şirinmiş.. Mutlaka deneyeceğim:))
kaynak: http://www.bebekolay.com/20-aylik-bebek-ofkeli-sirin/
9 Eylül 2011 Cuma
Çocuklu Yaşam Merkezinin yeni Dönem Eğitimleri
Çocuklu Yaşam Merkezi Eylül ve Ekim aylarında Alternatif Anne Eğitim, Seminer ve Atölyelerinin İstanbul programına evsahipliği yapıyor.Hem de Eylül ayında başlayan eğitimlere katılan Alternatif Anne üyelerine özel %50 indirimli ücretiyle!
Çocuklarla El Ele Ebeveynlik - Connection Parenting
Connection Parenting Amerika’da Academy for Coaching Parents eğitmenlerinden,çocuklarla 55.000 saatten fazla zaman geçirmiş olan Pam Leo tarafından uzun yıllarınaraştırması ve tecrübesi ile geliştirilmiştir. Korku, baskı, tehdit yerine sevgi üzerindenebeveynlik yapma yöntemlerinin paylaşıldığı eğitim ikişer saatlik yedi buluşmadan oluşuyor. Çocuklarla El Ele Ebeveynlik, disiplinin gerçek anlamınıirdelerken, gerçek disiplinle ilgili yeni beceriler vearaçlar sunuyor. Eğitime katılan anne babalar,çocuklarının davranışlarının ne anlama geldiğiniöğrenebilir, davranışlarına tepki vermek yerineihtiyaçlarınıkarşılamaya ve bağ kurmayaodaklanabilirler.
Çocuğunuza sevginizi nasıl göstereceğinizi bilemiyor, şımartmaktan mı korkuyorsunuz?
Ceza, disiplin, sınır koyma gibi konular kafanızı mı karıştırıyor?
Çocuklara “Hayır” demeli mi, yoksa her yapmak istediklerinde özgür mü bırakmalı?
Neden zaman zaman söz dinlemiyor, damarınıza basıyorlar?
Çocuğunuz duygusal patlamalar yaşıyor, neden?
Öfke krizlerini yönetebilmek için ne yapabilirsiniz?
Çocuklarınızı sizinle işbirliğine ikna edecek
Sihirli sözcükler var mıdır?
Sözcükler değerlidir ama bazı sözcükler daha değerlidir...Çocuğunuzla bağ kurarak ebeveynlik yapmak neden önemlidir?Çocuklarınızın size güvenmesini nasıl sağlarsınız?
Birçok yerde duyduğumuz “Kaliteli zaman” nedir, ne işe yarar?
Çocuklarınızın sağlıklı bir özgüvene sahip olması için yararlı yöntemler neler?
Çocuğunuzun saygılı, sorumluluk sahibi ve güvenilir bir yetişkin olması için neler yapabilirsiniz?
Hayalinizdeki gibi bir anne ya da baba olmak için nasıl bir desteğe ihtiyacınız var?
Eğitmen:Ebeveyn ve Aile Koçu İlkiz Özcan Sönmez
Yer:İstanbul
Tarih:18/25 Eylül 2/9/16/23/30 Ekim
Bilgi ve kayıt için İlkiz Özcan Sönmez info@cocukluyasammerkezi.com veya 532 5922759
Çocuklarla El Ele Ebeveynlik - Connection Parenting
Connection Parenting Amerika’da Academy for Coaching Parents eğitmenlerinden,çocuklarla 55.000 saatten fazla zaman geçirmiş olan Pam Leo tarafından uzun yıllarınaraştırması ve tecrübesi ile geliştirilmiştir. Korku, baskı, tehdit yerine sevgi üzerindenebeveynlik yapma yöntemlerinin paylaşıldığı eğitim ikişer saatlik yedi buluşmadan oluşuyor. Çocuklarla El Ele Ebeveynlik, disiplinin gerçek anlamınıirdelerken, gerçek disiplinle ilgili yeni beceriler vearaçlar sunuyor. Eğitime katılan anne babalar,çocuklarının davranışlarının ne anlama geldiğiniöğrenebilir, davranışlarına tepki vermek yerineihtiyaçlarınıkarşılamaya ve bağ kurmayaodaklanabilirler.
Çocuğunuza sevginizi nasıl göstereceğinizi bilemiyor, şımartmaktan mı korkuyorsunuz?
Ceza, disiplin, sınır koyma gibi konular kafanızı mı karıştırıyor?
Çocuklara “Hayır” demeli mi, yoksa her yapmak istediklerinde özgür mü bırakmalı?
Neden zaman zaman söz dinlemiyor, damarınıza basıyorlar?
Çocuğunuz duygusal patlamalar yaşıyor, neden?
Öfke krizlerini yönetebilmek için ne yapabilirsiniz?
Çocuklarınızı sizinle işbirliğine ikna edecek
Sihirli sözcükler var mıdır?
Sözcükler değerlidir ama bazı sözcükler daha değerlidir...Çocuğunuzla bağ kurarak ebeveynlik yapmak neden önemlidir?Çocuklarınızın size güvenmesini nasıl sağlarsınız?
Birçok yerde duyduğumuz “Kaliteli zaman” nedir, ne işe yarar?
Çocuklarınızın sağlıklı bir özgüvene sahip olması için yararlı yöntemler neler?
Çocuğunuzun saygılı, sorumluluk sahibi ve güvenilir bir yetişkin olması için neler yapabilirsiniz?
Hayalinizdeki gibi bir anne ya da baba olmak için nasıl bir desteğe ihtiyacınız var?
Eğitmen:Ebeveyn ve Aile Koçu İlkiz Özcan Sönmez
Yer:İstanbul
Tarih:18/25 Eylül 2/9/16/23/30 Ekim
Bilgi ve kayıt için İlkiz Özcan Sönmez info@cocukluyasammerkezi.com veya 532 5922759
7 Eylül 2011 Çarşamba
BAYRAMDA ALTUĞ
Bayramımız yoğun geçti.. Bol gezdik bol dizi ve film izledik.. Oğluşumda artık küçük bir delikanlı oldu.El öpmesini öğrettik. Çok eğlendik, annane ve babannesinin ellerini öptü Altuğ:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













