13 Temmuz 2009 Pazartesi

BEBEĞİMİZLE TATİL


Doğru bir planlama ve programla, küçük dostunuzla da gayet keyifli bir tatil yapabilirsiniz. Yeter ki valizinizi gerekli eşyalarla doldurun, ihtiyaç listenizi doğru hazırlayın, ilaçlarını unutmayın ve uzun yolculuklarda ne yapmanız gerektiğini öğrenin...

YOLCULUK ÖNCESİ HAZIRLIK
Eğer bebeğiniz küçükse ve özellikle çok kusuyorsa; gittiğiniz yerde evde ihtiyacınız olan her şey gerekecek demektir. Mesela sıvı sabun, sıvı yüzey temizleyici, minik el havluları, belki bir lavabo fırçası… Bunları taşımak yerine küçük plastik şişeciklere koymak veya gittiğiniz yerde küçük boylarını alıp orada bırakmak yükünüzü hafifletecektir.

İHTİYAÇ LİSLESİ
Valizinize bebek bezi koysanız da bebeğin el çantasına 2-3 adet fazladan yedek bebek bezi ekleyin.
Bol ıslak mendil
Mama önlüğü,
Kâğıt havlu,
Alt değiştirme bezi,
Yeterli içecek sıvı,
Bebeğin yolda kendini güvende hissetmesi için alışkın olduğu bir oyuncak, bir de sıkılmasına karşı tedbir amaçlı yeni oyuncak,
Yedek çöp ve buzdolabı poşetleri,
Bebek için 1-2 takım yedek giysi
Sizin için bir bel çantası: Bebek eşyalarını taşıdığınız çanta içinde kendi eşyalarınız (cüzdan, sağlık sigorta kartları, cep telefonu, güneş gözlüğü ve biletler vs) kaybolacağı için…
Pişik kremi,
Tırnak makası, makas

İLAÇLARI UNUTMAYIN
Ateş düşürücü şurup veya fitiller: Fitiller sıcakta eriyeceği için otele varır varmaz buzdolabına koyun
İsilik için bebek yağı,
Kortizonlu, antibiyotikli ve antihistaminikli krem veya jeller,
Termometre
Taşıt tutması ve kusmalara karşı fitil veya damlalar

UÇAKLA SEYAHAT ÖNERİLERİ
Uçak bileti alma aşamasından uçağa yerleşene kadar; seyahat acentesi, valiz kabul yetkilisi vs. herkese bebeğiniz olduğunu hatırlatın.
Bagaj teslim işlerinde sıra beklememek için erken gidin (Ama çok erken giderseniz bu kez de bebekle havaalanında sıkıntıdan patlayabilirsiniz)
Check-in (bagaj teslim) sırasında; ön tarafı geniş ve ayak uzatılabilecek bir boşluğu bulunduğu için koridor başından koltuk seçmek seyahatinizin daha rahat geçmesini sağlayacaktır.
Uçak kalkarken veya inerken kabin basıncı değişiklikleri bebeğin kulağında ağrı yapabileceği için önlem alın: Yutkunma hareketi kulağı açacağı için bebeğe bu sırada biberon veya sulukla su içirmek veya emzirerek beslemek yararlı olur.
Uçaklarda biberon veya süt ısıtmak için mikrodalga fırınlar bulunur. Bundan yararlanabilirsiniz.
Hem bebeği hem de eşyaları toparlamak zor olacaktır. Uçaktan en son siz inin.

OTOMOBİL SEYAHATİNDE SIK SIK MOLA VERİN
Mutlaka herkes emniyet kemerlerini takmalı. Bebek uyurken rahat etmesi için taşıt koltuğunda başının altına şişme destekler koyabilirsiniz.
Sık molalar verin. Uzun yolculukta aynı yerde sürekli oturmak ve etrafla ilgilenememek bebeklerde ajitasyonlara neden olabilir.
Sık sık şoför de değiştirin. Bebekle ilgilenen kişinin değişmesi bebeği, arabayı kullananın değişmesi de şoförü dinlendirir.

ADAPTASYON SENDROMUNA DİKKAT
Her insanda alışık olduğu ortam dışında bir yerde yaşamaya başlamak ve uyumak belli bir gerginliğe neden olur. Buna GAS (Genel Adaptasyon Sendromu) denir!. Bu tabloda bebeklerde özellikle uyku sorunu ağır basar. Tuvaleti yadırgamadan dolayı dışkılama değişiklikleri (özellikle kabızlık) ve iştah azalması da görülebilir. Bu sıkıntıları azaltmak için önlem alabilirsiniz:
Varılan yerde bebek yatağı güvenli mi, sallanınca gıcırdıyor mu kontrol edin.
Balkon ve balkon kapıları vs güvenli mi?
Bebeğiniz çok hareketli ise kısıtlamayın. Yeni bir ortamda keşfetmek istediği her şeyi keşfetsin, tatmin olsun. Odada güvenliğini sağladıktan sonra ‘hayır’ ve ‘elleme’ sözcüklerini en sona saklayın. Daha sonra zaten oda dışında kaldığınız zamanlarda deli gibi koşturacak, havuza girecek, yorulacak ve odaya gelince de sızacaktır.
Odada bebeğinizin karnını doyururken ortalık batmasın diye önceden yanınızda getirdiğiniz muşamba türü koruyucuları kullanabilirsiniz.

GÜNEŞTEN BİLİNÇLİ YARARLANIN KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARMAYIN

Plajdan değil oyun saatinden korkun: Güneşin dik gelmeye başladığı saatler olan sabah 10.00 - 10.30’dan ikindi saat 16.00’ya kadar güneşten sakının. Yine de bu saatler arasında güneş altında kalacaksa; bahçede bile oynayacak olsa, güneş kremlerini sürün. Unutmayın, güneş yanıklarının çoğu plajda değil günlük oyunlar sırasında olmaktadır! Bulutlu ve sisli havalarda da güneş yanıkları olabilir. Bulutlar güneş ışınlarının zararlı ultraviyole dalgalarını süzmez. Ayrıca serin ve rüzgarlı havalarda ciltte hissedilen serinlik de, güneş yanığı oluştuğunun anlaşılamamasına neden olur.

En iyi korunma yolu örtünmek: Güneşten korunmanın en iyi yolu örtünmektir. Elinizi çocuğunuzun kıyafetinin altına soktuğunuzda elinizi görmemelisiniz. Çok sıcak değilse ve çocuğunuzu rahatsız etmeyecekse uzun kollu ve uzun paçalı giydirin ki güneş tenine doğrudan temas etmesin. Süt çocuklarının korumasında güneş şemsiyesi de kullanılmalıdır. Güneş koruyucu kremler ise 6 aylıktan küçük çocuklara sürülmemeli.

Güneş kremi kullanın: Güneş kreminde en önemli nokta, UV ışınlarından koruma derecesi. Kremlerin kutusunda yazılı olan SPF (sun protection factor) yani ‘güneş koruma faktörü’, 15 ve üzerinde olmalı. 6 ayın üzerindeki çocuklara en az 15 koruma faktörlü güneş kremi uygulanmalı. Hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremleri kullanılmalı.

Yarım saat önce sürün: Yeterli koruma başlaması için dışarı çıkmadan en az 30 dakika önce güneş kremi sürülmelidir. Burun üstü, kulak kepçeleri, ense, omuz ve ayak sırtı gibi bölgeler unutulmamalıdır. 2 saatte 1 uygulama tekrarlanmalı.

Gözlerini koruyun: Uzun süre güneşte kalma durumunda kornea hasarı ortaya çıkabilir. Gözdeki hasar zamanla birikici olup katarakt ile sonuçlanabilir. Bunun için gözleri korumak gerekir. Renkli plastik camlı gözlükler sahte bir korunma hissi yaratır. Gerçek korunma için yüzde 100 UV koruma ibaresi olan UV filtreli gözlükler kullanılmalı.

3 Temmuz 2009 Cuma

4-8 Ay Arası Beslenme ve Ek Gıdalara Geçiş

İlk 4-6 ay anne sütü ile beslenen bebeğe 4-6 aylarda ek gıda verilmeye başlanır. Bu Dünya Sağlık Örgütü dahil tüm beslenme otoritelerinin ortak görüşüdür. Çünkü bu dönemde bebeğe verilen anne sütü veya biberon maması tek başına yeterli olmaz. Bebeğinizin besin ihtiyaçları farklılaşır, daha koyu kıvamlı gıdalar ile beslenip daha uzun süre tok kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemde bebek kaşıkla beslenmeye alıştırılmalı ve çiğneme ve yutma kabiliyetleri gelişmelidir.
Ek Besinlere geçerken nelere dikkat etmeliyiz?
• Bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak istiyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. Vereceğiniz yiyeceği küçük bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. Bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Eğer yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi tavsiye ederiz.
• Yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. Bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. Geçiş döneminde çok sabırlı olmak gereklidir.
• Yeni ve farklı gıdalara teker teker ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır. Yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte alerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden fazla gıda başlanmamalıdır.
• Yeni besinler önce az miktarda verilmeli zamanla miktar bir öğün oluşturacak şekilde artırılmalıdır.
• Her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı değişiklikler olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.
• 12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.
• Bebeğe verilecek bütün yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. Kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız.
• Bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun süre bekletmemelisiniz.
• Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekir. Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin ihtiyacını karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz.
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu http://www.webhatti.com/showthread.php?t=41698
Bebeğinizin İlk Gıdaları..

Bebeğinize ilk vereceğiniz ek gıda Pirinçli bir mama olmalıdır. Bu amaçla Milupa Sütlü Pirinçli Muhallebi Ek Besin kullanmaya başlayabilirsiniz. Milupa Sütlü Pirinçli, glutensiz yapısı, küçük mideler için kolay sindirilebilir özellikte olması ve içeriğindeki Milupa Aptamil sütü ilavesiyle bebeğiniz için katı gıdalara geçişte en uygun besinlerden biridir. Dilerseniz evde kendiniz kullandığınız devam maması ile pirinç unu muhallebisi yapabilirsiniz.

Pirinçli mamadan sonra bebeğe başlanacak ek besin sebze çorbası olmalıdır. Genellikle öğlen öğünlerinde tercih edebilirsiniz. Milupa Sütlü Karışık Sebzeli, Milupa Aptamil sütüyle bebeğinizin kalsiyum ihtiyacını karşılarken, içerdiği sebzelerle güçlü vitamin ve mineral desteği sağlar. Kendiniz de evde bebeğiniz için sebze çorbası yapabilirsiniz.
Meyve suyu ve meyve püresi de bu aylarda vermeye başlayabileceğimiz ek gıdalardandır. Meyve genelde ara öğünlerde tercih edilir ve ilk olarak elma, havuç suyu ile başlanır. Milupa Meyve İçerikli Kavanoz Mamaları veya Milupa Frutapura Meyve Püresi (Elma+Armut) de bu dönemde bebeğinizin ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılayacak ürünlerdir.
Bebeğiniz 6 ayına geldiğinde; ara öğün olarak yoğurt vermeye başlayabilirsiniz. Bu aylarda meyve olarak muz, portakal,kivi de başlanabilir. Milupa Frutapura Meyve Püresi 6. aydan itibaren kullanılmaya başlanabilen çeşitlerdir. Ayrıca bebeğinize daha zengin sebzelerle hazırlanmış sebze çorbası verebilirsiniz. Bu ayda havuç, patatesin yanı sıra kabak, bezelye, taze fasulye, enginar gibi sebzeleri kullanmaya devam edebilirsiniz. 6. aydan sonra bebeğinize kahvaltı vermeye başlayabilirsiniz. Haşlanmış yumurta sarısı,(12. aydan önce beyazı verilmez) beyaz peynir ve pekmez ile hazırlayacağınız kahvaltı bebeğinize sağlıklı bir kahvaltı öğünü olacaktır.

2 Temmuz 2009 Perşembe

SEDA BENİ MİMLEMİŞ...GERÇEKTEN ÇOK SEVİNDİM..

Seda (http://sedademirelgenc.blogspot.com) beni mimlemiş..Gerçekten memnun oldum..
Kullandığım parfüm;calviv kl. Escape
Yüz için nemlendirici;dermologica
el nemlendiricisi;nivea soft
En son okuduğum kiap;Elif Şafak'ın Aşk adlı kitabı
Son aldığım üç ürün; eşime ouiksilver'dan iki adet mayo, kendime zara'dan terlik ve zeki trikodan mayo aldım.
En son seyrettiğim 3 dizi; Mentalist, Harper's island ve True Blood adlı dizileri izledim..
Ben de prettycool (http://tatliserin.blogspot.com/) mimledim....

BİZİM KUZEYİN ELLERİ VE AYAKLARI



LOHUSALIK

Doğumdan sonraki 6 hafta lohusalık olarak adlandırılır. Bu dönemde gebeliğin kadında yarattığı fizyolojik ve psikolojik değişimler gebelik önceki haline döner. Her organ ve sistemin gebelik öncesi haline dönmesi farklı zamanlar alır. Bu nedenle halk arasında "lohusanın mezarı 40 gün açık kalır" sözü yaygın olarak kullanılır. Bu söz gerçekleri yansıtmaktadır. Çünkü doğum ve lohusalık döneminde ortaya çıkan hastalıklar hayatı tehdit eder boyutta olabilir.
Lohusalık dönemi çok erken, erken ve geç lohusalık olarak 3 döneme ayrılır.
*Çok erken lohusalık doğumdan sonraki ilk 24 saati,
*Erken lohusalık ilk 1 haftayı,
*Geç lohusalık da geri kalan süreyi temsil eder.
Üreme orgaları 6 haftada normal haline döner ve emzirmeyen annelerin büyük bir kısmı bu dönem sonunda adet görmeye başlar.
Doğum sonrası beligin olarak fark edilebilen ilk değişiklik rahim boyutlarında olur. Bu küçülmeye involüsyon adı verilir.
Uterin involüsyon
Gebelik süresince rahim yaklaşık 11 kat büyür, ancak doğumdan sonra süratle küçülmeye başlar. Bebek doğdukan hemen sonra yaklaşık 20. gebelik haftasında olduğu boyuta iner. Bu evrede ağırlığı yaklaşık 1 kg kadardır. Birinci haftanın sonunda 12. gebelik haftasındaki büyüklüğüne dönen uterus, 6 hafta sonunda gebelik öncesi boyutuna iner.
Doğumdan hemen sonra rahim kasılmalarının gücü doğum sırasındaki güçlerden çok daha fazladır. Bunlara takip eden ağrılar (afterpains) adı verilir. Bu ağrılar 2-3 gün kadar devam edebilir. Daha önce doğum yapmışlarda daha fazla hissedilir. İlk 12 saatte sıklıkları daha fazladır, bu saatten sonra gerek sıklığı gerekse şiddeti giderek azalır.
Doğumda plasentanın ayrılmasından hemen sonra, plasentanın uterusa yapıştığı alan yarı yarıya küçülür. Bu küçülme sayesinde açıkda olan damar uçlrı kapanır ve kanama azalır.Rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasının normale dönmesi 3 hafta alırken plasentanın yerleştiği aşan 6 haftada iyileşir. İyileşmenin tam olamadığı durumlarda şiddetli kanamalar görülebilir.
Doğumdan sonra rahim içinden gelen sıvıya LÖŞİ (lochia) adı verilir.İlk gelen taze kırmızı kan löşi rubra olarak adlandırılır.Bu sıvının içinde kan ve doku parçacıkları bulunur.Birkaç gün içinde miktarı azalır ve rengi açılır. Artık bu sıvı löşi seroza olarak isimlendirilir. 2. haftadan sonra daha koyu kıvamlı ve açık renkli löşi alba gelmeye başlar. Doğumdan yaklaşık 4 hafta sonra bu akıntılar kesilir.
Löşi içeriği açısından enfeksiyona çok müsait bir ortamdır.Bu nedenle hijyene çok dikkat edilmelidir.
Doğum esnasında 10 cm açılan ve tamamen incelip kağıt gibi olan serviks (rahim ağzı) açıklığı 1 hafta sonunda yaklaşık 1 santimetreye iner. Rahim ağzı normal doğum yapmışlarda artık yuvarlak değil yassı bir görünüm alır. Rahim ağzının görünümü kişinin doğum yapıp yapmadığını belli eder. Serviksin tamamen iyileşmesi yine 6 hafta kadar bir zaman alır.
Doğum sırasında çok fazla zorlanan ve esneyen vajinna dokusu yavaş yavaş iyileşmeye başlar ve 3 hafta sonunda nihai halini alır ancak asla doğum yapmadan önceki gerginliğine gelemez.
Gebelik boyunca genişleyen ve esneyen karın kasları ve pelvik kaslar 6 hafta sonra toparlanır ve bu dönemden sonra egzersiz önerilir. Dolaşım, boşaltım, endokrin gibi diğer sistemlerde olan değişiklikler de 6 hafta sonunda normal haline döner.
Lohusalığın komplikasyonları
Doğumdan hemen sonra ciddi ve ani komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle lohusa en az 24 saat gözlem altında tutulmalıdır. Sık aralıklarla tansiyon ölçümleri yapılmalı, kanama kontrol edilmelidir.
Doğum esnasında verilen ve sancıları destekleyen ilaçlar tansiyonda ani artışlara neden olabilir.Bu dönemde bulantı ve kusmalar görülebilir. Kusulan materyalin solunum yollarına kaçması zaatürreden ani ölüme kadar pekçok soruna yol açabilir.
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte doğumda plasentanın çıkmasından hemen sonra annede titreme nöbeti görülür. Bu ciddi bir durum değildir ve bir süre sonra kendiliğinden geçer.
Kanama
Erken lohusalığın en önemli komplikasyonu kanamadır. Normal doğumdan sonra 500 mililitreden fazla kanama olması anormal olarak kabul edilir. En önemli ve ciddi nedeni atonidir. Atoni doğumdan sonra rahmin kasılmaması ve dolayısı ile açıkta olan damarların kapanamamasıdır.Son derece acil ve hayatı tehdit eden bir durumdur. Çok kısa zamanda çok fazla miktarda kanama olur. Uygun ortamlarda yapılmayan doğumlarda acil ameliyat şartları yok ise anne kaybedilebilir. Bu nedenle evde yapılan doğumlar son derece risklidir.
Tedavide önce elle rahim masajı yapılır ve damar yolu ile rahim kasılmasını sağlayan ilaçlar verilir. Eğer tedavi sonuç vermez ise acil bir operasyon ile rahmin alınması dahi gerekebilir. Bu ameliyat atonide hayat kurtarıcıdır.
Emboli
Anne hayatını tehdit eden başka bir durumda amniyon mayii embolisidir. Burada bebeğin amniyon sıvısı annenin kan dolaşımına geçer ve akciğerler, beyin vb. gibi organlara giden damarlarda tıkanıklığa yol açar. Anne çok kısa bir sürede hayatını yitirir. Tedavisi ne yazik ki çok güçtür ve yüz güldürücü değildir. Modern obstetrideki en önemli anne ölüm nedeni amniyon mayii embolisidir.
Enfeksiyon
Lohusalık humması olarak adlandırılan durum doğumdan sonraki ilk 24 saatten sonra ortaya çıkan ve aynı gün içinde olmamak kaydı ile 2 ya da daha fazla sefer ateşin 38 oC ya da daha fazla olması durumudur. En sık nedeni üreme, boşaltım ve memelerin enfeksiyonudur. Doğum eyleminin uzaması, zarların erken açılması gibi durumlar enfeksiyon riskini arttırır. En sık görülen enfeksiyon rahim içinin iltihaplanmasıdır. Buna endometrit adı verilir. Genelde 3. gün ortaya çıkar ve ateş 40 dereceye kadar yükselebilir. Löşi oldukça kötü kokuludur. Olay karın boşluğuna kadar yayılabilir.
Muayenede rahim oldukça hassas ve ağrılıdır. Enfeksiyonun kan yolu ile yayılması meydana gelir ise hayatı tehdit eder.
Tedavide yatak istirahati, sıvı desteği ve uygun antibiyotik kullanımı önerilir %5 vakada ise idrar yolu enfeksiyonu ortaya çıkar. Genelde 2. veya 3. günde belirti verir.
Vajinada olan yaralanmalar İYE riskini arttırır. Tedavide uygun antibiyotikler önerilir.
Gebelik öncesi var olan her türlü sistemik hastalık lohusalık döneminden olumsuz yönde etkilenebilir. Bu nedenle lohusalıkda son derece dikkatli olunmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken noktalar
Gebelikte olduğu gibi lohusalıkda da bazı konulara dikkat edilmelidir. Günümüzde normal doğumdan sonra 1 gün sezaryenden sonra ise 2 gün hastanede kalmak yeterlidir. Doğum sonrası eve giden anne doğum şekli ne olursa olsun mümkün olduğunca dinlenmelidir. Ancak bu dinlenme yatak istirahati şeklinde olmamalıdır. Sürekli yatmak yarardan çok zarar getirir.
Ev içerisinde dolaşmak, basit ev işleri yapmak hem kişinin kendine olan güvenini arttırır hem de kan dolaşımını destekler.
Doğum sonrası eve çıkan anne dilediği ve kendisine dokunmadığını bildiği herşeyi yiyip içebilir.Protein içerikli gıdalar ile taze meyve ve sebzeler özellikle önerilir. Süt veren annelerin günde 2600-2800 kalori almaları önerilir.
Bebek dünyaya geldikten sonra barsak hareketlerinde yavaşlama ve kabızlık olabilir. Bu nedenle dışkıyı yumuşatan lifli gıdalar ve bol sıvı alınması kabızlığı önlemek açısından yararlıdır.
Normal doğumdan sonra hemen sezaryen sonrası ise 2. günden itibaren ayakta duş şeklinde banyo yapılabilir. Banyo esnasında zorlanmadıkça vajinaya su kaçmaz. Vajinanın yıkanması ise sakıncalıdır.
Normal doğum sırasında açılıp dikilen epizyotomi genelde doktor solak olmadığı sürece sağ tarafta olur.Otururken ve yatarken sağ tarafa ağırlık vermemek gereklidir. Epizyo ağrısını gidermek için ılık oturma banyoları önerilebilir. Tuvaletten sonra da epizyo bölgesi ılık temiz su ile tercihan içine antiseptik katılmış bir su ile yıkanmalıdır. D
oğum sonrası karın kaslarını güçlendirmek için egzersiz önerilirancak egzersizlere 6 hafta sonra başlanmalı ve kasları çok zorlayan egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Doğum sonrası cinsel arzularda bir süre azalma olur. Genelde istek 12. haftadan sonra eski haline döner. Doğumdan sonraki 3. haftadan itibaren cinsel ilişkiye izin verilir.
Doktor anneyi doğumdan 6 hafta sonra kontrole çağracaktır.Bu kontrolde yukarıda anlatılan değişikliklerin gerçekleşip gerşekleşmediği incelenir. Hiçbir yakınmanız olmasa bile bu kontrolü ihmal etmeyiniz.

ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSUNUN İÇERİĞİ:



1.OTURUM:

Hamilelikte beslenme ve gündelik yaşam,
Babaların doğum planı,
Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,
Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,
Doğuma hazırlık
Hamilelikte cinsel yaşam
Hamilelikteki psikoloji
( Normal doğum yapmak isteyen anne adayları için dersin sonunda ek
ders yapılarak, normal doğuma yönelik nefes egzersizleri
anlatılacaktır.)
RAHATLAMA NEFES EGZERSİZLERİ

2.OTURUM:

* Emzirme ve anne sütü,
* yenidoğan bakımı;
-göbek bakımı,
-yeni doğan sarılığı,
-bebeğin altının değiştirilmesi,(babaları da uygulamaya katarak)
-bebeği tutuma ve taşıma,
-bebeği giydirme,
-yenidoğan refleksleri,
-bebeğin yıkanması,
-bebeğin gazının çıkarılması,
-bebek için rahatlatma masajı,
-babağin aşıları,
-bebeğin uyku düzeni,
-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,
-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,
*0-6 ay anne - bebek ilişkisinin önemi:dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,
BEBEĞE YAPILACAK EGZERSİZLER

3.OTURUM:


Lohusalık bakımı,
Lohusalık Sendromu,
Yeni rolleriyle doğumdan sonra eşlerin ilişkisi,
Doğum sonrası beslenme
Çalışan annenin işe dönme: anne ve bebeğin ayrılık hazırlığı
NEFES VE RAHATLAMA EGZERSİZLERİ
Doğumdan sonraki ilk 2 ay içerisinde dileğen anneler bebekleri ile
birlikte anne -bebek grubumuza katılabilir ve zorlandıkları konuılarda
danışmanlık hizmeti alabilirler.


Kursa katılamak isterseniz eşinizle birlikte katılabilirsiniz.
Kursumuz 3 oturumdan oluşacaktır.Yerimiz:Gayrettepe Yıldız posta cd. Emel apt. no:14/4 Gayrettepe ( Türk Telekomun sırasında) / İSTANBUL . Katılmak isterseniz 10/07/2009 tarihine kadar bize e-mail yoluyla veya 05554053703 numaralı
telefondan (bana) başvurabilirsiniz.

SEVGİLER...

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Bıldırcın yumurtasının yararları


Tavuk yumurtasına nazaran 5 kat daha fazla fosfor, 8 kat demir, 9 kat protein içeren bıldırcın yumurtasının süt ve balla karıştırıldığında astım, öksürük ve alerjiye çok iyi geldiği bildirildi.

Anadolu Üniversitesi Sağlık Kulubü'nün internet sitesinde yer alan makalade, öksürük rahatsızlığı yaşayan bir doktor başından geçen ilginç olayları anlattı. Operatör Doktor Aytekin Ertuğrul, 6 ay boyunca yaşadığı öksürük rahatsızlığı için uzmanlara gittiğini, ilaç kullandığını ve iyileşemediğini anlattı. Bir arkadaşının tavsiyesi ile bıldırcın yumurtasını sütle birlikte kullanarak içtiğini anlatan Ertuğrul, bunun çok faydasını gördüğünü söyledi.

Doktor Aytekin Ertuğrul, Avrupa'da astım, öksürük ve alerji gibi rahatsızlıkların bıldırcın yumurtası yardımı ile tedavi edildiğini öne sürerek, "Gramajca 5 bıldırcın yumurtası, bir tavuk yumurtasına tekabül etmektedir. Bıldırcın yumurtası 5 kat fazla fosfor, 8 kat fazla demir, 6 kat fazla B1, 15 kat fazla B2 vitamini, 9 kat fazla protein ihtiva ediyor. Güç ve zindelik vermesi, solunum, alerjik astım sorunları için tabii bir antibiyotik olması, lezzeti, salataların, mezelerin süsü, çocuklar için eğlenceli bir vitamin hapı olması ürünün en bilinen özellikleridir. Tavuk yumurtası ile yapılan her şey ve pişirme biçimi bıldırcın yumurtası ile aynen yapılabilir" dedi.
Aytekin Ertuğrul, bıldırcın yumurtasının nasıl kullanılacağını da şöyle anlattı:

"Bir adet bıldırcın yumurtasını bir bardağın içine kırıyorsunuz. Bir kaşık balla karıştırıyorsunuz. Çalkalıyorsunuz. Bir bardak süte tamamlıyorsunuz. Süt oda sıcaklığında veya buzdolabından çıkarıldıktan 10 dakika sonra içilecek. 15 gün süreyle sabahları aç karnına bu kürü yapıyorsunuz. Öksürük kalmıyor, alerjik şikayet kalmıyor. Siz de iyileşme sevincini yaşıyorsunuz. İdame dozu (tedavisi) olarak ayda 5-10 adet yumurta içmeye devam. En az 3 ay."