2 Nisan 2014 Çarşamba

BEBEK YIKARKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

Bebeğimizin hassas vücuduna zarar vermeden onu yıkamak için, banyo hazırlıklarını doğru bir biçimde yerine getirmek gerekir. Bebeklerin banyo yaptırılmasında, banyo için hazırlık, bebeğin ilk banyosu ve bebeği yıkarken nelere dikkat edilmeli bu hususlar iyi bilinmelidir. Şimdi bunları açıklayacak olursak;



.Banyo için hazırlık ;

Bebeğinize banyo yaptırmadan önce yumuşak bez ya da küçük havlu, temiz bez ve giysi, tarak ya da yumuşak saç fırçası, bebe sabunu, bebe şampuanı, bebe losyonu, bebe yağı, pişik kremi gibi ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi mutlaka elinizin altında bulundurun.
Küvetin belinizin hizasında olmasını sağlayın. Böylece hem rahat hareket edebilir hem de daha az yorulmuş olursunuz. Suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olun. Bunun için dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edebilirsiniz. Banyo sırasında bebeğinizi az bir süre için bile olsa kesinlikle yalnız bırakmayın.
Bebeğinizin günlük bakımının önemli bir bölümünü temizliği oluşturur. Cildi son derece yumuşak ve duyarlı olduğu için, idrar, ter ve tükürük bile tahriş olmasına neden olabilir. Temizliğe çok dikkat etmeli ancak aşırıya kaçmamalısınız. Bebeğinizin ilk banyosunu doğumundan 24 saat sonra yaptırabilirsiniz. Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmez. Ama bebeğinize bir rutin oluşturmanızda size bebeğinizi düzenli yıkamak işinizi kolaylaştıracaktır.Her mamadan sonra yüzünü ve her alt değiştirmeden sonra bezli bölgeyi temizlemeniz yeterlidir.
 Bebeğinizi tok karnına banyo yaptırmayın, kusabilir. Banyo için en uygun zaman hem çok aç olmadığı hem de çok tok olmadığı iki emzirme arasıdır. Sabahları ilk emzirmeden önce ya da akşam son emzirmenizden önce de yıkayabilirsiniz. 
Bebeğinize yaptıracağınız banyo, onu rahatlatan ve çok hoşlanacağı anlar anlamına gelecektir. Banyo zamanı birlikte zevkli geçireceğiniz ve iletişiminizi güçlendireceğiniz zamanlar olacaktır.


Bebeğinizi Yıkarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;

Bebeğinizi yıkarken oda sıcaklığının uygun olmasına dikkat edin ki ufaklık üşümesin. Bir havlu üzerine yatırarak soyun, sürprizlerden korunmak istiyorsanız alt bezini daha sonra çıkartabilirsiniz. Sol elinizle boynunu destekleyin. Vücudunu kolunuzun üstüne yaslayarak koltuğunuzun altından destekleyin. Yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın. Bebeğinizin saçlarını yıkamak için bebe şampuanı kullanın. Bebekler için üretilen şampuanlar gözüne kaçtığı taktirde yanmasını önleyecek ve hassas cildine zarar vermeyecektir. Başını şampuanladıktan sonra başına dikkatlice durulama suyunu döküp durulayın. Bebeğin bıngıldağına dikkat ederek kurulayın.
Bezini çıkarıp kirlilik durumuna göre temizliğini yapın. Daha sonra banyo süngerini bebe sabunu ile köpürtüp vücudunu silin. Kıvrımlara özellikle dikkat edin. Kolunuzla omzunu ve boynu destekleyerek koltuk altından kavrayın. Diğer elinizle kalçalarından ya da bacaklarından kavrayın ve banyo küvetindeki suya, başı dışarıda kalacak şekilde sokun. Bebeğiniz suyu seviyorsa bu anlar onun için çok eğlenceli olacak, size gülücükler atıp kıkırdayacaktır. Durulamayı tamamladıktan sonra bebeğinizi aynı şekilde tutarak temiz havlunun üzerine alın. Her yerini yumuşak hareketlerle kurulayın.

Daha detaylar için Uzman Tv deki videolarımı izleyebilirsiniz:



Ödüllü Anne-Bebek Aktivite Grubu Baby Sensory Türkiye'de




Dr.Lin Day tarafından 16 yıl önce İngiltere’de kurulan Baby Sensory’nin Dünyanın 21 ülkesinde 600'den fazla merkezine iki tane daha eklendi. 0-3 yaş çocukların bilişsel, sosyo-duygusal ve bedensel gelişimine bilimsel ve eğitsel destek veren ve bu alanda dünya çapında aldığı ödüllerle başarısı tescillenen Baby Sensory Türkiye şubesi, Anadolu yakasında Ataşehir, Avrupa yakasında Göktürk'te açıldı. Dünyaca ünlü çocuk gelişimi merkezinde 0-3 yaş arası çocuklar için uzmanlar tarafından geliştirilen programların yanı sıra ebeveynler için de bilgiler sunuluyor ve çok çeşitli eğitimler veriliyor.
"Haftada 1 saat ayırarak çocuğunuzu ve kendinizi başarılı 1 geleceğe hazırlayın" sloganıyla ilk etapta 0-7 ve 7-13 ay bebek ve ebeveynlerine kapılarını açan Baby Sensory; dünyada doğumdan itibaren 0-13 aylık bebekler için özel olarak tasarlanmış tek program olma özelliğini taşıyor.
Baby Sensory’ de bebeklerin duyu ve hareket gelişimi, oyun, müzik ve bebek işaret dili aktivitelerinin ağırlıklı işlendiği ana programın yanında farklı yaş seviyelerine uygun bu derslerin yanı sıra “Bebek İşaret dili”, “Bebek masajı” “Anne Bebek yogası”, “Doğuma Hazırlık”, gibi hem annenin hem de bebeğin sağlıklı gelişimini destekleyen programlar da bulunuyor.



Bebeklerin fiziksel, bilişsel,psiko-sosyal ve dil gelişimleri ile kendilerini ve çevrelerini keşfetmelerini kolaylaştıran Baby Sensory'de bebekler ebeveynleriyle katıldıkları bir saatlik eğitim boyunca müzik, ritm ve şarkılar eşliğinde zengin eşsiz deneyimler yaşıyorlar. Böylece çocukların görme, dokunma, işitme, koklama, hareket ve konuşma yetenekleri daha hızlı gelişiyor.
Baby Sensory merkezleri sadece çocukların eğlenerek öğrendikleri ve sosyalleştikleri değil, ebeveynlerin de çocuklarının gelişimini birebir yaşayarak gözlemlediği, uzmanlardan bilgi aldığı ve diğer anne babalarla paylaşım fırsatı buldukları bir merkez olma özelliğine sahip.
“Baby Sensory doğum günü partisi” çocukların hem eğlendikleri hem de öğrendikleri çok özel bir doğum günü programı. Birbirinden farklı doğum günü temalarının sunulduğu Baby Sensory’de yetişkinler çocuklarıyla birlikte bu özel günün keyfini çıkarma fırsatı buluyor.
Eğitimler; Uzman Psikolojik Danışman Duygu Pekel Göksel tarafından veriliyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa, Baby Sensory'nin Türkiye'de şubeleşmek için öncelik verdiği şehirler arasında bulunuyor. Baby Sensory Türkiye olarak bölge bayilikleri yoluyla, bayilere daha büyük iş fırsatları sunma konusunda da çalışmaları devam ediyor.
Telefon:02163171008


5. MİNİ SÜPER STAR ÇOCUK ETKİNLİĞİ BAŞLIYOR, HERKESİ HARİKA BİR GÜN GEÇİRMEYE ÇAĞIRIYOR…




Tüm katılımcılarına miniklerin şaşırtıcı gösterileri, birbirinden keyifli aktiviteler, ünlü konuklar ve sürpriz hediyelerle harika bir gün vadeden Mini Süper Star Çocuk Etkinliği’nin 5.si, 20 Nisan 2014 Pazar günü, 11.00 - 17.00 saatleri arası İstanbul Bostancı Green Park Hotel’de gerçekleşiyor. Mini Süper Star Çocuk Etkinliği, küçük büyük herkesi gün boyu muhteşem zaman geçirmeye bekliyor… 

Miniklerden Şaşırtıcı Gösteriler… 

Mini Süper Star Çocuk Etkinliği’ne katılan anaokullarından minikler, gösterileri ile tüm konukları büyülüyor. Gösterilere katılan tüm okullar ve minikler, sponsor firmalar tarafından sağlanan birbirinden değerli ödüllerin sahibi oluyor. Bu yıl Berna Abla Çocuk Yuvası, Buğra Çocuk Evi, Özel Yeşilköşk Anaokulu, Gökyüzü Eğitim Kurumları, Yaşam Çiçekleri Anaokulu, Kiraz Anaokulu, Müzik ve Tiyatro Okulu ile Çengelköy ve Pendik Çizgim Milenyum Eğitim Kurumları gösterileriyle herkesi büyüleyecek. 

Birbirinden Keyifli Aktiviteler…   

Mini Süper Star Çocuk Etkinliği’nin tüm konukları, muhteşem etkinliklerle gün boyu unutulmaz anlar yaşıyor. Bu yılki organizasyona palyaço gösterisi, yüz boyama etkinliği, oyun hamuru atölyesi ve Chicco’nun sponsorluğunda gerçekleşecek ödüllü bebek emekleme yarışması damgasını vuracak. 

Caillou, Marsupilami ve Tarçın; Mini Süper Star’da…

Caillou, Marsupilami ve Pocoyo gibi birbirinden sevimli kahramanlar, Mini Süper Star Çocuk Etkinliği’nde bu yıl çocuklarla bir arada olacak. Çocuklar, onlarla gönüllerince vakit geçirip fotoğraf çektirme fırsatı bulacak. 

Ünlü Markalar Mini Süper Star’a Sponsor… 

5. Mini Süper Star Çocuk Etkinliği’ne Meltem Bebek & Genç Odası ve New Life Innovative Food Supplements co-sponsor, Chicco ise özel sponsor olarak destek veriyor. VİKO ve Vileda gibi değerli markaların ürün sponsoru olduğu Mini Süper Star’a Bebeğim ve Biz, Anne Bebek, Baby&You, Ebebek dergileri de basın sponsoru olarak katkı sağlıyor. Reis Gıda, ING Bank, Şanlı İlaç Sek Süt, Can Bebe ve Yumurcak Dünyası gibi önemli markalar da katılımcı olarak organizasyonda yer alıyor.  



1 Nisan 2014 Salı

YAŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK




Bugün, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü.


2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.
Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
OTİZM, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarınıolumsuz olarak etkiliyor.
Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor.

Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor.

Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor.

Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğunu varsayıyoruz. Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.




Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. 
Otizm, yaklaşık bir yaş civarındailk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi
 gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz
 teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve
 yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Ve erken teşhis, otizmli 
çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım.

Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra,çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.-otizmi tetiklediği düşünülüyor.

Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak.
Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor.
Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark; erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları.

Oysa yaşamsal gerçekler çok farklı. Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafındanokulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor.Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Oysa okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında farklı gelişim gösteren bireylere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim!
Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor.

Otizm Dostları Derneği ODDER, Türkiye’de ilk defa otizmli çocuk sahibi aileler ile doğal gelişim gösteren çocuk ailelerinin bir arada üretip, çalıştığı bir sivil toplum örgütü. Bütünleşik bir sosyal hayatı birlikte paylaşarak, ayrımcılıktan uzak yaşamak isteyen, dolayısıyla sadece kendi başına gelenlerle değil, sosyal yaşam içinde var olan haksızlıklarla da ilgilenen üyeleri ve gönüllü destekçileri ile ODDER, tüm çocukların birbirlerindeki farklılıklardan öğrenerek, anlayışla ve sevgiyle büyümesini sağlamak için çalışacak. İstiyoruz ki, çocuklarımızı büyütürken karşılaştığımız sorunları paylaşarak, birbirimizden öğrenerek ve zorluklarda destek olarak ayrımcılığı engellemek için hep birlikte çalışalım.

Lütfen, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

Eğer siz de “bir küçücük merhaba’nın derin dostluk etkisini bilen yüreklere sahip çocuklar büyütmek istiyorum” diyorsanız, otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder!

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşalım, çocuklarımızın geleceğini aydınlatalım!

OTİZM DOSTLARI DERNEĞİ -ODDER
Twitter: @OtizmDostlari
IG: @otizmdostlarıODDER

#otizmifarketyasamipaylas

28 Mart 2014 Cuma

Amerika’da Doğum ve Taşıyıcı Annelik Üzerine Bir Söyleşi



Yeni Bir Hayat yurtdışı sağlık merkezi Amerika’da doğum ve taşıyıcı annelik hizmetleri sunuyor. Yeni Bir Hayat genel müdürü Şevki Akaydın Amerika’daki taşıyıcı annelik uygulaması hakkında sorularımı cevapladı.

Taşıyıcı Annelik Nedir?

Taşıyıcı annelik son yıllarda ismi sıkça duyulan bir uygulama. Bebek sahibi olayı arzulayan sağlıklı bir çiftin farklı nedenlerle hamile kalamaması ya da hamile kalmasına rağmen bu hamileliği sürdürerek sağlıklı bir doğum yapamadığı durumlarda başvurulan uygulamaya taşıyıcı annelik deniliyor. Anne ve baba adaylarından alınan sperm ve yumurta tüp bebek yöntemi ile taşıyıcı anneye aktarılıyor. Yani bu uygulama da bebeğin biyolojik anne ve babası değişmiyor. Zaman zaman yumurta donasyonu ile karıştırıldığı için bu noktayı özellikle belirtmek istiyorum. Taşıyıcı anne sadece 9 ay süresince ailenin bebeklerini taşıyarak onların da anne ve baba olmasına yardımcı oluyor.

Neden Amerika’da Taşıyıcı Annelik?

Taşıyıcı annelik uygulaması için Türkiye’de bir yasal düzenleme mevcut değil. Bundan dolayı aileler farklı alternatifler arıyorlar. Kıbrıs, Girit, Bakü gibi yerlerde bu uygulama yapılıyor. Ancak oralarda da sağlıklı bir yasal zemin olmadığı için yapılan uygulamaların belirli riskler taşıdığını düşünüyorum. Amerika’da ise taşıyıcı annelik çok uzun yıllardır yasalarca tanımlanan ve sıkı bir şekilde denetlenen bir uygulama. Her aşaması kanun tarafından önceden belirlenendiği için de yasal riskleri mevcut değil. Ayrıca bu alanda hizmet sunan gerek klinikler de çok geniş bir taşıyıcı anne portföyüne sahipler.

Amerika’daki Taşıyıcı Annelik Uygulamasının Özellikleri Neler?

Herşeyden önce taşıyıcı anneler büyük bir titizlikle ve çeşitli tıbbi ve psikolojik testlerden geçirilerek seçiliyorlar. Böylece kişinin fiziksel ve ruhsal olarak taşıyıcı anne olmak için uygun olunduğundan emin olunuyor. Aileler ile taşıyıcı anne arasında sürecin her adımı, hamilelik öncesi ve süresince bebeğin sağlığı ile ilgili verilmesi gerekebilecek tüm kararlar önceden görüşülerek karara bağlanıyor. Tüm süreç yasal bir kontratlar avukatlar gözetiminde yazılı olarak onaylanıyor. Bu çok önemli zira hamilelikte yapılan testlerde bebeğin sağlığı ile ilgili sorunlar tespit edilmesi durumunda verilecek kararların ne olacağı, kimin söz sahibi olduğunun önceden kararlaştırılması ileride doğabilecek olumsuz durumları engelliyor. Ayrıca taşıyıcı annenin tüm doktor ve hastane ziyaretlerinde kendi ismi değil, bebeğin gerçek annesinin isminin geçmesi de yine yasalar tarafından sağlanıyor. Doğum sertifikasında da gerçek anne ve babasının ismi yazılıyor. Böylece ileride bebeğin bir şekilde taşıyıcı annesine ulaşması da engelleniyor.

Hamilelik Süresince Taşıyıcı Anne Nasıl Kontrol Ediliyor?

Hamileliği boyunca taşıyıcı anne düzenli olarak doktor randevularına gidiyor. Ayrıca düzenli psikolog gözetiminde tutularak bebeğe bağlanmasını engellenmiş oluyor. Yine hamileliği boyunca aile istediği zaman taşıyıcı annenin sigara ve alkol kullanımı ile ilgili testleri yaptırması da sağlanıyor.

Doğum Nasıl Oluyor?

Doğum Amerika’da gerçekleşiyor. Amerika doğum sonrasında bebeğe vatandaşlık hakkı sunuyor. Doğuma bebeğin gerçek annesi de giriyor ve bebek doğduğunda ilk olarak gerçek annesine verilerek aralarında tüm hayat boyunca sürecek o eşssiz bağın oluşması sağlanıyor. Daha sonra 9 ay boyunca bebeği taşıyan taşıyıcı annenin bebeğe veda etmesi için kendisine bir fırsat veriliyor ve bebek tekrar ailesine teslim ediliyor.

Amerika’da Doğum’un Avantajları Nelerdir?

Bebek doğduğu anda Amerikan vatandaşı oluyor. Böylece dilediği zaman Amerika’ya yerleşme ve yaşama hakkı elde ediyor. Ayrıca gerek Türkiye’de ki eğitim hayatı, gerekse Amerika’daki eğitim hayatı süresince özel ayrıcalıkları da var. İleride anne ve babasına da Amerika’da oturum hakkı alabiliyor.

13 NİSAN YENİDOĞAN BAKIMI VE BEBEK ALIŞ VERİŞİ SEMİNERİ KAYITLARIMIZ BAŞLADI!!!

13 Nisan 'da Doğum Sonrası bebek eğitimim var. Tüm bebek bakımı ve bebek alış verişi hakkında konuşuyorum Bu eğitimde emzirme den de bahsediyorum. 



Bu eğitim programın da 


*Anne sütü ve Emzirme
*Bebek Bakımı ile ilgili tüm detaylar anlatılacaktır!!!
 -Göbek bakımı,
-Yeni doğan sarılığı,
-Bebeğin altının değiştirilmesi,
 -Bebeği tutuma ve taşıma,
 -Bebeği giydirme,
 -Yenidoğan refleksleri,
 -Bebeğin yıkanması,
 -Bebeğin gazının çıkarılması,
-Bebek için rahatlatma masajı,
 -Bebeğin aşıları,
-Bebeğin uyku düzeni,
-Bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,
-Bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları  ana başlıkları altında olacaktır.

 Bu eğitimin sonunda elinizde bir planınız oluşmuş olacak. Bebeğinizi nasıl besleyeceksiniz?, Size destek olacak ürünler nelerdir?, bebeğinizi nasıl yıkayacak, altını nasıl temizleyeceksiniz? Kimler ilk günlerde size nasıl destek verebilir? Gibi konuları netleştirmiş olacaksınız. Bunun yanı sıra bebeğiniz için gerçekten neler almalısınız? Bunu da netleştirmiş olacağız.İsteyen anne ve baba bebeklerimiz üzerinde uygulama yapabilecekler..
Eğitim tarihi: 13 Nisan 2014 saat 11:00-13:00
Eğitim yerimiz: Bostancı‘dadır. www.marga.com.tr mekan hakkında bilgi alabilrisiniz.
Ücreti: 100 TL..

Eşler isterlerse katılabilirler.Ekstra ödeme alınmaz.

27 Mart 2014 Perşembe

1. Uluslararası Kadın Girişimciler İşbirliği Konferansında ANNEYSEN.COM da var!!!




1. Uluslararası Kadın Girişimciler İşbirliği Konferansı 4 Nisan 2014'te Martı İstanbul Otel, Taksim'de gerçekleşecek.
BPW Türkiye, Birleşmiş Milletler'in “Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri”nin 5. Prensibi çerçevesinde turizm, gıda, tekstil ve inşaat sektörlerinin tedarik zincirlerinde yer alan kadın girişimcilerin artırılması amacıyla uluslarası düzeyde bir konferansa daha imza atıyor.

BPW Türkiye evsahipliğinde, BPW Danube Net, BPW Güneydoğu Avrupa Platformu, UNESCO Balkanlar Kadın ve Barış Merkezi, İSO ve Özyeğin Üniversitesi'nin destekleri ile düzenlenecek olan ikili sektörel görüşmelere SİZ GİRİŞİMCİ KADINLARI bekliyoruz.

Kayıt ve sorularınız için: İpek İşbitiren- BPW Türkiye Federasyonu Genel Sekreteri ipekisbitirene@gmail.com 

4 Nisan 2014, Cuma
09:30-09:45 Açılış, Arzu Özyol, BPW Türkiye Federasyonu Kurucu Başkanı

09:45-11:00 Panel 1: Kadın Girişimciliğinde Uluslararası Ağların Önemi 
Moderatör: Melsa Ararat, PhD, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Bölümü Direktörü ve Kurumsal Yönetim Araştırma Ağı Koordinatörü
Maria-Ekatirini Papachristopoulou Tzitzikosta, UNSECO Yunanistan Milli Komite Başkanı ve UNESCO Balkanlar Kadın ve Barış Merkezi Başkanı
Alida Perkov, BPW- Tuna Ağı Başkanı
Juan Hoyos, Uluslararası Ticaret Örgütü (ITC) Tedarik Zinciri Uzmanı
Sammar Essmat, Dünya Bankası Uluslararası Finans Merkezi Avrupa ve Merkez Asya Cinsiyet Sorumlusu
Kurt Puchinger, Avrupa Birliği Strateji Birimi Tuna Bölgesi Koordinatörü
Prof. Vesna Rusic, Sırbistan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Direktörü
Marilu Biancorosso, FIDAPA Başkan Yardımcısı
Marion Volk, BPW- Tuna Ağı Kurucu Üyesi

11:00-11:15 Kahve Arası

11:15-12:30 Panel 2: Kadın Girişimciliğinde İlgili Paydaşlar Arasındaki İşbirliğinin Önemi
Moderatör: Prof. Dr. Kıymet Çalıyurt, Mali Müşavir, Uluslararası Kadın ve İş Dünyası Grubu ve Konferansı Başkanı,
İmge Kaya Sabancı, Goldman Sachs 10000 Kadın Projesi Türkiye Direktörü
Süleyman Onatçı, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı
Dr. Gülden Türktan, KAGİDER Başkanı
Serap Işıklar, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Avrupa Birliği ve Dış Ekonomik İlişkiler Direktörü
Esin Yeşildağ,  Türkiye Cumhuriyeti Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Kobi Uzmanı
Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu, Gazi Üniversitesi Tıp Etiği ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kadın Çalışmaları Merkezi Eski Müdürü
Aysun Sayın, Boyner Holding Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürebilirlik Yöneticisi

12:30-13:00 Ödül Töreni ve KonuşmaHüsnü Özyeğin, FİBA Holding, Finansbank ve Özyeğin Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı

13:00-14:00 Öğle Yemeği (BPW Uluslararası Federasyon Başkanı Freda Miriklis ve BPW Avrupa Koordinatörü Sabine Schmelzer'den video mesajları)

14:00-15:00 Panel 3, Kadın LiderlerModeratör: Dilek Bil, Kangaroo İletişim ve Danışmanlık Şirket Sahibi ve KAGİDER Eski Başkanı
Pınar Şimşek, anneysen.com Şirket Sahibi
Funda Özer Baltalı, Baltalı Gıda Şirket Sahibi
Adriana Ciamba, Romanya İstanbul Başkonsolosu
Marta Nakic-Vojnovic, Hırvatistan İstanbul Başkonsolosu
Muriel Myriam Domenach, Fransa İstanbul Başkonsolosu
Zerrin Aba, Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya (FRYOM) İstanbul Başkonsolosu

15:00-15:15 Kahve Arası15:15-18:00 Sektörel İkili GörüşmelerKolaylaştırıcılar;
Naz Türer, ÇİMTAŞ Yönetici Direktörü (Çimtaş, ENKA iştirakidir)
Dr. Ahmet Murat Fiş, Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Bölüm Başkanı ve Girişimcilik Yüksek Lisans Programı Koordinatörü
Zeynep Akşehirli, Yardımcı Doçent, Özyeğin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Girişimcilik Bölümü

Turizm, tekstil, gıda ve inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren kadın girişimciler 4 grupta toplanarak üst düzey profesyonel kolaylaştırıcılar tarafından yönlendirilmelerinin ardından alıcılarla ikili görüşmeler yapacaklardır. Kolaylaştırıcılar tarafından hazırlanacak detaylı raporlar katılımcılara e-mail yoluyla ulaştırılacak ve BPW Türkiye'nin web sayfasından yayımlanacaktır.

20:00-23:00 Gala Yemeği (İstemli)

05 Nisan 2014, Cumartesi
10:00-12:00 Değerlendirme Toplantısı