Biberonla beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler. Biberondan sonra anne memesine geçen bebek meme başını biberon gibi emmeye çalışır, meme başını çekmeyi öğrenemez.
Bebek doğru ememediğinde;
*Meme ucu derisi hassaslaşır ve anne ağrı hisseder.
*Bebek, sütün biriktiği laktiferöz sinuslere basınç yapamayacağı için süt boşaltımı yetersiz olur.
*Meme başına oksitosin ve prolaktin reflekslerinin yeterli çalışması için yeterli uyaran olmaz. Bebek sinirlenir ve emmeyi red eder. Bu durumda anne sütünün yetmediğini düşünür
18 Kasım 2013 Pazartesi
ANNE BEN BENEREDEN GELDİM? SEMİNERİ SONRASI!!!
Dün gece Hthayat ın çok güzel bir seminerine katıldım. ''Anne ben nereden geldim?'' Gerçekten şu sıralarda kafamda olan soruların cevaplarını alf-dığım güzel bir seminer olduç.
Geçen hafta içinde Altuğ , ''anne bebekler nasılş oluyor?''diye birden sorunca çok şaşırdım. ve kendimce birşeyler anlattım ve kopnuyu hızlıca kapadım. Biliyorum ki Altuğ döner dolaşır bir süre sonra bu konuya geri döner.
Sevgili Iraz Toros'du. Altuğ 18 aylık civarında Iraz'ın oyun grubuna kısa bir süre devam etmiş, ardından ben bireysel bir görüşme yapmıştım. önerilerinin çok işime yaradığını söyleyebilirim. Bu seminerinde konuşmacısı olduğunu duyunca çok sevindim, açıkçası.
Iraz'ın tüm seminer boyunca söyledikleri cinsellik konusun anlatırken kendi doğrularınız, değer yargılarınız, tecrübelerinizin işin içinde olduğuydu.
Cinsellikle ilgili çocuğumuza bir şeyler anlatırken konuşmanın içeriğinde bol bol sevgiden bahsetmenin önemli olduğunun altını birçok kere çizdi. Bunu kısmen biliyor ve Altuğ ara ara minik meraklarını bu şekilde gidermeye çalışıyordum. Bugünkü seminerle yanlış yapmadığımı öğrenmiş olmak ,inanın beni çok memnun etti:))
Çocuğunuz 3-6 yaş arasındayken'' ben nereden geldim? bebek nasıl oluyor? 'gibi sorular sorduğunda kitaplardan, görsellerden yardım almanın daha kolay olacakmış.
Özellikle Bebek nasıl oluyor gibi bir soru sorduğunda çocuğunuz;
''Babanın tohumlarıyla annenin yumurtaları birleşir, bebek olur ve annenin karnında büyüyerek, doğum yoluyla dünyaya gelir!'' gibi bir anlatımın 3-6 yaş için yeterli olduğundan bahsetti .. Bu benim için gerçekten çok önemli bir bilgi oldu. Şu sıralar Altuğ'unun sorduğu bir soruydu. Artık ona ne diyeceğimi biliyorum ve bu da beni çok mutlu hissettiriyor:))
Özellikle cinsel istismar konusu hakkında Iraz'ın söylediği ''iyi dokunuş ve kötü dokunuş '' konusunu öğrenmiş olmak benim için çok önemli. Çocuklarımıza mutlaka iyi dokunuş ve kötü dokunuş ne olduğunu anlatmamız , çocuk cinsellikle ilgili değişik bir ifade de bulunduğunda aşırı tepki vermeden kendisini ifade etmesini desteklememizi söyledi. Eğer fark etmeden aşırı tepki verdiğimizde çocuk bu durumun sakıncalı bir durum olduğunu, yanlış yaptığını düşünüp, sorunu içinde saklayabilir ve ileride çözüm gerektiren bir durum olduğunda ise işi çok uzatabilirmiş. Onun için çocuklarınızda cinsel istismara işaret eden bir durum sezdiğinizde, çocuğu asla zorlamadan profesyonel bir destek almak gerekiyormuş. Bu konuda çocukların ASLA yalan söylemeyeceğini ifade etti. Bu da çok önemli bir bilgi!!!
Önemli bir konu!Hepimizin sanırım biraz da tabularımızla çerçevelediğimiz bir konu hakkında bu kadar detaylı konuşulan bir seminer için önce HTHayat'a sonra da engin bilgileriyle bize yardımcı olan Iraz 'a çok teşekkürler..
Geçen hafta içinde Altuğ , ''anne bebekler nasılş oluyor?''diye birden sorunca çok şaşırdım. ve kendimce birşeyler anlattım ve kopnuyu hızlıca kapadım. Biliyorum ki Altuğ döner dolaşır bir süre sonra bu konuya geri döner.
Sevgili Iraz Toros'du. Altuğ 18 aylık civarında Iraz'ın oyun grubuna kısa bir süre devam etmiş, ardından ben bireysel bir görüşme yapmıştım. önerilerinin çok işime yaradığını söyleyebilirim. Bu seminerinde konuşmacısı olduğunu duyunca çok sevindim, açıkçası.
Iraz'ın tüm seminer boyunca söyledikleri cinsellik konusun anlatırken kendi doğrularınız, değer yargılarınız, tecrübelerinizin işin içinde olduğuydu.
Cinsellikle ilgili çocuğumuza bir şeyler anlatırken konuşmanın içeriğinde bol bol sevgiden bahsetmenin önemli olduğunun altını birçok kere çizdi. Bunu kısmen biliyor ve Altuğ ara ara minik meraklarını bu şekilde gidermeye çalışıyordum. Bugünkü seminerle yanlış yapmadığımı öğrenmiş olmak ,inanın beni çok memnun etti:))
Çocuğunuz 3-6 yaş arasındayken'' ben nereden geldim? bebek nasıl oluyor? 'gibi sorular sorduğunda kitaplardan, görsellerden yardım almanın daha kolay olacakmış.
Özellikle Bebek nasıl oluyor gibi bir soru sorduğunda çocuğunuz;
''Babanın tohumlarıyla annenin yumurtaları birleşir, bebek olur ve annenin karnında büyüyerek, doğum yoluyla dünyaya gelir!'' gibi bir anlatımın 3-6 yaş için yeterli olduğundan bahsetti .. Bu benim için gerçekten çok önemli bir bilgi oldu. Şu sıralar Altuğ'unun sorduğu bir soruydu. Artık ona ne diyeceğimi biliyorum ve bu da beni çok mutlu hissettiriyor:))
Önemli bir konu!Hepimizin sanırım biraz da tabularımızla çerçevelediğimiz bir konu hakkında bu kadar detaylı konuşulan bir seminer için önce HTHayat'a sonra da engin bilgileriyle bize yardımcı olan Iraz 'a çok teşekkürler..
Yılbaşı hediyelerinizi Unicef’ten alın !!
Çocukların mutluluğuna ortak olun
UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) yılbaşı heyecanını yardıma muhtaç çocuklar için desteğe dönüştürecek kampanyalar düzenliyor. Ölümcül hastalıklardan koruyan aşı, tedavi edici süt, sıtmayı önleyici cibinlik ve çadır gibi birçok alternatifin yer aldığı www.hayatverenhediyeler.org adresinden hediye alarak bu yılbaşı ihtiyaç sahibi çocuklara yardım edebilir, onları sevindirebilirsiniz.
Dünya genelinde çocuk haklarının iyileştirilmesi ve refah seviyelerinin yükseltilmesi için çalışmalar yürüten UNICEF, her yeni yıl öncesinde olduğu gibi bu yılbaşında da ihtiyaç sahibi ve yardıma muhtaç çocukları sevindirecek hediye kampanyaları düzenliyor. UNICEF aracılığıyla çocuklara en anlamlı yılbaşı hediyesini vermek için www.unicefturk.org ve www.hayatverenhediyeler.org adreslerinden seçim yapabilirsiniz.
‘Hayat Veren Hediyeler’ isimli sitedeki her hediye ihtiyaç sahibi çocukların hayatlarını iyileştiren veya hayat veren ürünlerden oluşuyor. Siteden hediye alan herkese, hediyenin açıklamasının yer aldığı bir kart gönderiliyor. Hediye olarak satın aldığınız her ürün, UNICEF’in hizmet verdiği 150’den fazla ülkede, en çok ihtiyaç duyulan yere ulaştırılıyor. Sitede ölümcül çocuk hastalıklarına karşı aşılardan, tedavi edici süte, çadırdan, sıtmayı önleyici özel cibinliklere kadar pek çok hediye alternatifi bulunuyor.
"Hayat Veren Hediyeler" gerçektirler, hayat kurtarırlar, yaşam değiştirirler. Bu hediyeler yıl boyu UNICEF tarafından dünyanın her tarafında çocuklara ve yaşadıkları toplumlara dağıtılır.
Sevdiklerinize hediyelerimizden birini aldığınızda sizin onlara özel mesajınızın ve aldığınız hediyenin bilgisinin yer aldığı bir e-kart gönderilir.
Detaylı bilgi için: www.hayatverenhediyeler.org
Sevdiklerinize hediyelerimizden birini aldığınızda sizin onlara özel mesajınızın ve aldığınız hediyenin bilgisinin yer aldığı bir e-kart gönderilir.
Detaylı bilgi için: www.hayatverenhediyeler.org
16 Kasım 2013 Cumartesi
Ariel ve Migros, “Kıyafet Bağış Kampanyası” ile bu yıl da10 binlerce çocuğu mutlu etmeye devam ediyor
Migros ve Ariel, gelenekselleşen “Kıyafet Bağış Kampanyası” ile 10 binlerce çocuğu mutlu etmek için güçlerini birleştirdi. Bu yıl Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)’un desteği ile hayata geçirilen “Kıyafet Bağış Kampanyası” süresince Migros Mağazaları’nda toplanacak giysiler, önce Ariel ile temizlenip ardından Toplum Gönüllüsü gençler tarafından Aralık ayı boyunca çocuklara yeni gibi tertemiz ulaştırılacak.
Çamaşır deterjanı pazarında birçok yeniliğin öncüsü Ariel, perakende sektörünün öncüsü Migros ve Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG), “Kıyafet Bağış Kampanyası” ile bu yıl da on binlerce çocuğu mutlu etmeye hazırlanıyor. Kampanya ile Migros ve Ariel, Türkiye’deki toplumsal dayanışma ve paylaşım geleneğini sürdürerek küçülen giysileri Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)’un desteği ile çocuklara ulaştıracak.
10 Ekim 2013 tarihinde başlayan kampanya ile müşteriler tarafından Türkiye genelindeki tüm Migros Mağazaları’na teslim edilen çocuk kıyafetleri, kendi içlerinde yaş ve cinsiyete göre ayrıştırılacak. 30 Kasım 2013 tarihine kadar toplanan giysiler, öncelikle Ariel tarafından yıkanarak temizlenecek ve ütülenecek. Yeni gibi tertemiz hazırlanacak giysiler daha sonra Toplum Gönüllüsü gençler tarafından Türkiye çapında çocuklara, Aralık ayı boyunca ulaştırılacak.
“Kıyafet Bağış Kampanyası” ile Türkiye’deki toplumsal dayanışma ve paylaşım geleneğine önemli bir katkı sağlamayı hedeflediklerini söyleyen P&G Marka Operasyonları Direktörü Oya Canbaş, “Türk aile geleneğinde dayanışma çok önemlidir. Ariel markası olarak her zaman kadınlarımızın ve çocuklarımızın yanında yer aldığımız projelere destek verdik. Bu sene “Kıyafet Bağış Kampanyası”nın dördüncüsünü gerçekleştiriyor olmak, çocuklara ulaşmak ve onları yeni gibi tertemiz giysilerle mutlu edebilmek bizim için büyük bir mutluluk. Ariel ailesinin ‘2 doz kaliteli deterjanlardan bile daha etkili’ sloganıyla leke çıkartmada ne kadar iddialı olduğunu ortaya koyuyoruz. Bu iddiamız paralelinde, çocuklarımızın küçülen giysilerini de en iyi şekilde yıkıyor, temizliyor ve çocuklara ulaştırıyoruz. Proje ortağımız Migros’a ve bu projede bize destek veren Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile, kampanya süresince desteklerini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederiz” dedi.
Migros Ticaret A.Ş. Pazarlama Grup Müdürü Aysun Zaman ise “Toplumun ihtiyaç duyduğu pek çok alanda iş ortaklarımızın, müşterilerimizin ve çalışanlarımızın gönüllü katkılarıyla birçok proje yürütüyoruz. Gelecek nesillere verdiğimiz önemi hayata geçirdiğimiz çalışmalarla her fırsatta gösteriyoruz. Bu projede de müşterilerimizle el ele verdik, çocuklarımıza destek olmanın mutluluğunu birlikte yaşadık. Migros Mağazaları, bağışlarıyla katkı sağlayan müşterilerimiz için paylaşmanın adresi oldu. “Kıyafet Bağış Kampanyası” ile 10 binlerce çocuğa ulaşacak olmaktan dolayı çok mutluyuz, tüm müşterilerimize tekrar teşekkür ederiz” dedi.
Toplum Gönüllüleri Vakfi Genel Müdür'ü Yörük Kurtaran "Kıyafet Bağış Kampanyası" ile ilgili görüşlerini şöyle paylaştı: "11 yıldır yerel ihtiyaçları belirleyip, gençlerin katılımıyla bu ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bu kampanya ile Toplum Gönüllüsü gençlerin Türkiye'nin her yerinden 10 binlerce çocuğa kıyafetleri ulaştıracak olmaları son derece memnun edici. Bu kampanyanın hayata geçmesine katkıda bulunan herkese teşekkür ederiz."
Siz de paylaşmak istediğiniz kıyafetlerinizi 30 Kasım’a kadar Migros Mağazaları’na getirin, Ariel ile yıkayıp Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) desteği ile Toplum Gönüllüsü gençler tarafından Türkiye’deki çocuklara ulaştıralım.
İlk olarak 2007 yılında başlayan “Kıyafet Bağış Kampanyası” çerçevesinde, bugüne kadar 90 binin üzerinde çocuk, Ariel ile yıkanmış tertemiz giysilere kavuştu. Bu yılki kampanya ile birlikte toplamda 130 binin üzerinde çocuğa ulaşılması hedefleniyor.
14 Kasım 2013 Perşembe
KIDS NOOK ÇOCUK KİTAPEVİ VE MASAL AKADEMİ’DE;
ALTIN PORTAKAL ÖDÜLLÜ OYUNCUDAN MASALLAR…
Altın Portakal ödüllü oyuncu Beste BEREKET,
her ay farklı bir dünya klasiği masal ile Kids Nook Çocuk Kitabevi
Ve Masal Akademi’ de çocuklar ile buluşuyor…
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan ve günümüzde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş hikaye anlatıcılığı sanatını yaygınlaştırmak ve yeni nesillere aktarmak üzere düzenlenen proje kapsamında, ünlü oyuncu Beste Bereket’te her ay yeni bir klasik masalla çocukların karşısına çıkacak. Ünlü oyuncu ilk masal anlatımını 16 Kasım Cumartesi saat 13: 00 de Kids Nook Çocuk Kitabevi ve Masal Akademi’de Pinokyo masalını 3-12 yaş çocukları ile birlikte anlatacak.
Sözlü iletişime dayalı interaktif olarak gerçekleşen masal anlatımlarında çocukların dinleme, konuşma, hayal gücü, beden dili gibi becerilerini geliştirebilmelerine destek olunuyor. Çocuklar, teknolojinin tüm cazibesine alternatif, masalların hayal güçlerinde uyandırdığı büyülü dünyanın tadına varma imkanı bulabiliyor.
Tarih:16 Kasım Cumartesi
Saat: 13:00-14:00
Dil: Türkçe
Yaş: 3-12 yaş
Kids Nook’un tüm özel etkinliklerini Facebook sayfası ve İnstagram sayfalarından takip edebilir ya da 0 212 324 07 06’ nolu telefondan bilgi alabilirsiniz
BUGÜN DÜNYA DİABET GÜNÜ
“Tip-1 Diyabet Her Yaşta”
Ben farklı değilim sadece Tip-1 “Diyabetimben”… Deneyimlerimi paylaşabileceğim, benim gibi diyabet ile yaşamını sürdürenlerin deneyimlerini alabileceğim bir platformda bir araya gelmekten mutluyum; Diyabetimben.com…
Diyabet ve özellikle Tip-1 diyabette farkındalığı arttırmak için çalışmalarını sürdüren DiyabetimBen.com’u takip ediyorum. Ve yalnız olmadığımı biliyorum.
14 Kasım (bugün) insülini bulan Kanadalı Doktor Frederick Banting’in doğum günü ve her yıl “Dünya Diyabet Günü” olarak kutlanıyor. “Dünya Diyabet Haftası” da bugünden itibaren başlıyor.
Tüm diyabetlilere sayfalarını açan DiyabetimBen.com; bu hafta da çalışmalarına devam ediyor. Hareket noktası “Tip-1 Diyabet Her Yaşta”… Çünkü diyabetin “yaşlı hastalığı olduğunu” zanneden o kadar çok kişi var ki. Oysa Tip-1 diyabetliler; bebek yaşlardan başlamak üzere, çocuklar, ergenlik çağındakiler ve yetişkinler olmak üzere uzun bir zincirin halkalarını oluşturuyor.
DiyabetimBen.com, kendisi de Tip-1 diyabetli olan Esra Avcı tarafından kurulmuş bir blog… Blogun en önemli amacı, diyabetli bireyler ve yakınları için sosyal bir platform oluşturmak. Özellikle diyabetle yeni tanışanlar için bir yandan yalnız olmadıkları hissini yaşartırken, diğer yandan da süreç içinde karşılaşabilecekleri konusunda bilgi paylaşımı sağlıyor.
DiyabetimBen.com konuyla ilgili son organizasyonunda; dünyada yapay pankreas çalışmalarını yürüten sayılı üniversitelerden biri konumundaki Yale Üniversitesi’nde yapay pankreas ekibini yöneten Doç. Dr. Eda Cengiz’i ülkemizde ağırladı. Doç. Dr. Eda Cengiz, DiyabetimBen.com için katıldığı etkinliklerde yapay pankreas çalışmaları konusundaki son gelişmeleri katılımcılarla paylaştı.
“Dünya Diyabet Haftası” için Tip-1 diyabetli çocuklar ve aileleri ile çekilen ve tümüyle farkındalık yaratmaya yönelik kısa bir film de, 15 Kasım Cuma gününden itibaren diyabetimben.com adresinden blog takipçileri ile buluşacak.
“Tip-1 Diyabet Her Yaşta” diyoruz ve bizi fark etmeniz için çalışıyoruz…
13 Kasım 2013 Çarşamba
HAMİLELİKTE GEREKEN BESİN GRUPLARI VE BESLENME
Hamile kadının beslenmesindeki amaç, annenin kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin öğeleri yedeğini dengede tutmak, bebeğin normal büyümesini ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini tam olarak karşılamaktır.
HAMİLELİKTE GEREKEN BESİN GRUPLARI VE ÖRNEKLERİ:
Gebelik öncesinde normal ağırlıkta olan bir anne adayının gebeliği süresince ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanması istenir. Genellikle ilk 3 aylık dönemde ağırlık kazanımı çok azdır, zamanla artış gösterir. Toplam 9-12 kg ağırlık kazanımı gereklidir. Anne adayının, normal enerji gereksinimine ek olarak ilk 3 ayda günde 150 kkalori, 4-9 ay arasında ise günde 300 kkalori daha ek olarak alınmalı, normal vücut ağırlığına ayda ek olarak 1-1,5 kg eklenmesi önerilir. Gebelik başlangıcında normal ağırlığından şişman olan anne adayının fazla ağırlık almasına gerek yoktur.
Yemekler genellikle 3 öğünde tüketilir. Gebeliğin ilk döneminde öğün sayısı arttırılarak öğündeki yemek miktarı azaltılabilir.
Öneriler:
Etler haşlama veya ızgara olarak tüketilmeli, süt ve türevleri yağsız, kaymaksız, diet ( light) olarak tercih edilmelidir. Sebze ve meyveler en doğal şekliyle olmalı ve meyveler mümkünse kabuklu olarak tercih edilmelidir. Kuru baklagillerin tüketimi de hafta da 2-3 defa tavsiye edilir.
Kalsiyum Gebeliğinizin 8. Haftasında oluşmaya başlayan bebeğin kemik ve dişlerinin gelişimi için kalsiyum önemlidir. Gebelikte, normal gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gerekir. Kalsiyum açısından gerekli besinler arasında peynir, süt, yoğurt ve yapraklı sebzeler sayılabilir. Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğunu unutmayın. Bu nedenle yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmelisiniz.
Günlük fazla kalsiyum ihtiyacınızı şunlarla giderebilirsiniz:
85gr yağsız peynir,
7 dilim beyaz emek,
2 bardak süt,
170gr sardalya.
Beyaz ekmek
Yağı alınmış süt
Yarım yağlı peynir
Lor peyniri
Taze badem
Sardalya
Protein
Gebelikte protein gereksinimi arttığı için protein içeren çeşitli besinler almalısınız. Balık, et, kuru baklagiller ve sütten yapılan besinler protein açısından zengindir. Ancak hayvansal besinler yağ açısından zengin olduğu için aşırı alınmalı, etin yağsız tarafı tercih edilmelidir.
Tavuk eti
Balık
Yoğurt
Yer fıstığı
Fıstık ezmesi
Yağsız kırmızı et
Yumurta
Mercimek
Kaşar Peyniri
C Vitamini
C vitamini
Plasenta için yararlıdır. Vücudunuzun hastalık etkenlerine karşı direncini artırır ve demirin bağırsaklarda emilimini kolaylaştırır. C vitamini taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktarda alınmalıdır. Uzun süre saklanan ve pişirilen besilerde c vitaminin çoğu kaybolur. Besinleri taze iken tüketilmeli, sebzeleri ya çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.
Lahana
Greyfurt
Domates
Karnabahar
Kırmızı ve yeşilbiber
Brüksel lahanası
Portakal
Patates
Çilek
Lifli Gıdalar
Günlük beslenmemizin büyük bir bölümünü oluşturması gerek lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın önlenmesinde çok yararlarıdır. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin emilimini bozduğundan fazla yenmemelidir.
Kepekli ekmek
Ahududu
Bezelye
Esmer pirinç
Kuru üzüm
Kuru yemiş
Kepekli makarna
Kuru kayısı
Pırasa
Folik Asit
Bebeğinizin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle ilk haftalarda folik asit gereklidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır. Pişirme ile içlerindeki folik asit azalacağı için çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.
Ispanak
Fındık
Kepekli ekmek
Yer fıstığı
Karnabahar
Demir
Gebelikte, hem bebeğin doğumundan sonra kullanacağı demirin depolanması hem de gebelik nedeniyle artan kanınıza yeterli oksijenin taşınabilmesi için normalden daha fazla miktarda demire ihtiyaç vardır. Hayvansal yiyeceklerdeki demir, sebze ve kuru meyvelerde olandan daha kolay emilir. Et yiyemiyorsanız, demirin emilimini artırmak için aldığımız besinlerin C vitamini açısından zengin olması gerekir. Diyet demir eksikliğini gidermek için tek başına yeterli olmaz. Dolayısıyla artan demir ihtiyacını karşılamak için demir içeren ilaçların alınması gerekir. Demir bebeğin ve annenin ana ilaçlarından biridir. Demir eksikliği sonucu yorgunluk hissi ve konsantrasyon eksikliğinin yanı sıra cilt ve mukozada solukluk, saç dökülmesi gibi bazı fiziksel belirtilerde ortaya çıkar.
Yağsız Kırmızı et
Ton Balığı
Kara Ciğer
Şeker
Gebeliğiniz sırasında aldığınız besinler, plasenta aracılığı ile bebeğinize de geçmektedir. O yüzden sağlığınıza zararlı olabilecek besin maddelerinden korunmanız gerekmektedir.
Yağlar Dengeli bir diyetle toplam enerji ihtiyacının % 30’u yağlar tarafından karşılanmalıdır. Tüketilecek yağların seçiminde (zeytin ve mısırözü yağları), hayvansal olanlara (tereyağı, iç yağı) tercih edilmelidir.
İşlenmiş yiyecekler Konserve gibi işlenmiş yiyeceklerden, gebeliğiniz süresince uzak durmalısınız. Bu tür yiyeceklere genellikle fazladan şeker ya da tuz katılmıştır; fazlaca yağ içerebilirler, gereksiz koruyucu, tatlandırıcı, renklendiriciler bulunabilir. Ürünlerin etiketlerini dikkatlice okuyup, yapay maddeleri içermeyenleri ya en az içerenleri seçmelisiniz.
Dondurulmuş yiyecekler İşyeri yemekhanelerinde verilen sıcak yemeklerden, önceden pişirilmiş süpermarket yiyeceklerinden, yeni pişirilmiş ve sıcak olmayan tavuk etinden sakınmanız gerekir. Bunlarda bebeğinize geçip, tehlike oluşturabilecek bakteriler bulunabilir.
Süt ve peynir
Tüm mayalanmış peynirler ve pastörize edilmemiş süt de zararlı olabilir. Mutlaka pastörize edilmiş süt içmelisiniz.
Sıvılar
Gebelikte böbrekleri çalıştırmak ve kabızlığı önlemek için bolca sıvı içilmesi çok yararlıdır. En iyi içecek sudur. Bu nedenle gebelikte istediğiniz kadar bol su içebilirsiniz.
Çay, kahve, kakao
Bunların hepsinde bulunan kafeinin sindirim sistemine bazı zararlı etkileri vardır. Kafein içeren içecekleri günde üç fincandan fazla içmemeniz doğru olur. Hatta dayanabilirseniz, bu tür içeceklerden gebeliğiniz boyunca uzak durun. Bunların yerine bol bol maden suyu içebilirsiniz.
Bitki çayları
Gebelik sırasında bitki çayları içmek istiyorsanız bunların etkilerini iyice araştırmakta yarar vardır. Paketlenmiş olarak satılan hazır bitki çaylarının bir bölümünde, bebeği etkileyebilecek katkı maddeleri olabilir, ancak çoğunun bebeğe zararı yoktur Hatta ahududu yaprağından hazırlanan çayın doğumu kolaylaştırdığına eskiden beri inanılır.
Şeker
Kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi şekerli yiyecek ve içecekte gerekli temel besin maddeleri azdır. Bunlar kilo almanıza neden olabilir. Enerjinizi ekmek gibi karbonhidratlardan almanız, şekeri azaltmanız yararlıdır.
Tuz
Çoğu insan gereğinden fazla tuz yer. Gebelikte ise aldığınız tuzun miktarını dengeli tutmanız önemlidir. Fazla tuz bacaklarda şişmelere ve sonuç olarak tansiyonunuzun yükselmesine neden olur.
Aşerme
Gebelikte turşu, muz, karpuz, soğan gibi bazı yiyeceklere karşı aşırı istek doğabilir. Çok arzuladığınız bu yiyecekleri sindirim düzeninde bozukluğa neden olmuyorsa ve şişmanlamanıza yol açmayacaksa uygun miktarda yemenizde bir sakınca yoktur.
Gebelikte en yararlı besinler
• Süt, yoğurt, peynir(Kalsiyum, protein)
• Yeşil yapraklı sebzeler(C vitamini, lif, folik asit)
• Yağsız kırmızı et(Protein, demir)
• Tavuk eti(Protein, demir)
• Sardalya(Kalsiyum, protein, demir)
• Portakal(C vitamini, lif)
• Balık(Protein)
• Kepekli ekmek(Protein, lif, folik asit)
Gebelikte en zararlı besinler
• Genel olarak tatlı ve şekerlemeler
• Şekerli marmelatlar
• Likörler
• Gazlı ve şekerli içecekler: Kola, gazoz vb.
• Aperatifler
• Kızartmalar
• Çok fazla kahve ve çay
• Fazla yemek yemek
Gebelik süresince beslenmeye bağlı olan bazı rahatsızlıklar görülebilir. Bunlar genellikle rahatsız edici semptomlar olmakla birlikte hamileliğin iyi neticelenmesini engelleyecek derecede değildirler. Yine de bunları kendi doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir.
Bulantı Gebeliğin ilk aylarında sıklıkla rastlanan bu rahatsızlık gastrik aktiviteyi etkileyen hormonal değişimlere bağlıdır. Bu değişiklikler kimi zaman kusmaya ve bazı gıdalardan tiksintiye yol açabilir. Böyle bir tiksinti oluşursa bu gıdalar için zorlanmayıp başka gıdalara geçilmesi gerekir. Küçük ve sık öğünlerden oluşan hafif diyet, gastrik aktiviteyi azaltarak hazım müddetini kısaltır. Bu nedenle gün içinde dağıtılmış 5 hatta 6 öğünle beslenilmesi tavsiye edilir. Sadece ender durumlarda ve kendi doktorunuzun isteği doğrultusunda ilaca başvurmanız gerekebilir.
Mide Yanması Bu rahatsızlık da hamilelikte sık görülür ve özellikle de büyüyen rahmin midede sıkışmaya yol açması nedeniyle tüm hamilelik müddetince devam edebilir. Bu durum içinde küçük ve sık öğünler halinde beslenilmesi tavsiye edilir.
Kabızlık Gebelikte hormonal faktörlere bağlık olarak bağırsak hareketliliği azalmaktadır. Bu nedenle gebe kadınlara kepekli ekmek, hububat, meyve, çiğ ve pişmiş sebzeler gibi lif açısından zengin gıdaları bol miktarda almaları tavsiye edilir. Kabızlığa yönelik ilaçların kullanımı ise tavsiye edilmez.
Kilonuzu Kontrol Edin
1. En az haftada bir defa olmak üzere düzenli tartılın. Tartılma işini sabahları aç karnına ve giyinmeden yapın.
2. Ayda ortalama 1 kiloluk bir artışla gebeliğin sonunda vücut ağırlığınızın 9 ila 12 kilodan fazla artmamış olması gerektiğini hatırda tutun. Ancak ilk üç aylık dönemde gebeliğin normal gelişimi için herhangi bir kilo artışı gerekmediğini de unutmayın.
3. Özellikle de el ve ayaklarda şişme görülüyorsa, aşırı hızlı kilo artışlarını (10 günde 1 kilo gibi) derhal doktorunuza bildirin. Aynı şekilde kilonuzda belirgin bir düşüş olursa doktorunuzu bu durumdan haberdar edin.
HAMİLELİKTE GEREKEN BESİN GRUPLARI VE ÖRNEKLERİ:
Gebelik öncesinde normal ağırlıkta olan bir anne adayının gebeliği süresince ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanması istenir. Genellikle ilk 3 aylık dönemde ağırlık kazanımı çok azdır, zamanla artış gösterir. Toplam 9-12 kg ağırlık kazanımı gereklidir. Anne adayının, normal enerji gereksinimine ek olarak ilk 3 ayda günde 150 kkalori, 4-9 ay arasında ise günde 300 kkalori daha ek olarak alınmalı, normal vücut ağırlığına ayda ek olarak 1-1,5 kg eklenmesi önerilir. Gebelik başlangıcında normal ağırlığından şişman olan anne adayının fazla ağırlık almasına gerek yoktur.
Yemekler genellikle 3 öğünde tüketilir. Gebeliğin ilk döneminde öğün sayısı arttırılarak öğündeki yemek miktarı azaltılabilir.
Öneriler:
Etler haşlama veya ızgara olarak tüketilmeli, süt ve türevleri yağsız, kaymaksız, diet ( light) olarak tercih edilmelidir. Sebze ve meyveler en doğal şekliyle olmalı ve meyveler mümkünse kabuklu olarak tercih edilmelidir. Kuru baklagillerin tüketimi de hafta da 2-3 defa tavsiye edilir.
Kalsiyum Gebeliğinizin 8. Haftasında oluşmaya başlayan bebeğin kemik ve dişlerinin gelişimi için kalsiyum önemlidir. Gebelikte, normal gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gerekir. Kalsiyum açısından gerekli besinler arasında peynir, süt, yoğurt ve yapraklı sebzeler sayılabilir. Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğunu unutmayın. Bu nedenle yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmelisiniz.
Günlük fazla kalsiyum ihtiyacınızı şunlarla giderebilirsiniz:
85gr yağsız peynir,
7 dilim beyaz emek,
2 bardak süt,
170gr sardalya.
Beyaz ekmek
Yağı alınmış süt
Yarım yağlı peynir
Lor peyniri
Taze badem
Sardalya
Protein
Gebelikte protein gereksinimi arttığı için protein içeren çeşitli besinler almalısınız. Balık, et, kuru baklagiller ve sütten yapılan besinler protein açısından zengindir. Ancak hayvansal besinler yağ açısından zengin olduğu için aşırı alınmalı, etin yağsız tarafı tercih edilmelidir.
Tavuk eti
Balık
Yoğurt
Yer fıstığı
Fıstık ezmesi
Yağsız kırmızı et
Yumurta
Mercimek
Kaşar Peyniri
C Vitamini
C vitamini
Plasenta için yararlıdır. Vücudunuzun hastalık etkenlerine karşı direncini artırır ve demirin bağırsaklarda emilimini kolaylaştırır. C vitamini taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktarda alınmalıdır. Uzun süre saklanan ve pişirilen besilerde c vitaminin çoğu kaybolur. Besinleri taze iken tüketilmeli, sebzeleri ya çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.
Lahana
Greyfurt
Domates
Karnabahar
Kırmızı ve yeşilbiber
Brüksel lahanası
Portakal
Patates
Çilek
Lifli Gıdalar
Günlük beslenmemizin büyük bir bölümünü oluşturması gerek lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın önlenmesinde çok yararlarıdır. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin emilimini bozduğundan fazla yenmemelidir.
Kepekli ekmek
Ahududu
Bezelye
Esmer pirinç
Kuru üzüm
Kuru yemiş
Kepekli makarna
Kuru kayısı
Pırasa
Folik Asit
Bebeğinizin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle ilk haftalarda folik asit gereklidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır. Pişirme ile içlerindeki folik asit azalacağı için çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.
Ispanak
Fındık
Kepekli ekmek
Yer fıstığı
Karnabahar
Demir
Yağsız Kırmızı et
Ton Balığı
Kara Ciğer
Şeker
Gebeliğiniz sırasında aldığınız besinler, plasenta aracılığı ile bebeğinize de geçmektedir. O yüzden sağlığınıza zararlı olabilecek besin maddelerinden korunmanız gerekmektedir.
Yağlar Dengeli bir diyetle toplam enerji ihtiyacının % 30’u yağlar tarafından karşılanmalıdır. Tüketilecek yağların seçiminde (zeytin ve mısırözü yağları), hayvansal olanlara (tereyağı, iç yağı) tercih edilmelidir.
İşlenmiş yiyecekler Konserve gibi işlenmiş yiyeceklerden, gebeliğiniz süresince uzak durmalısınız. Bu tür yiyeceklere genellikle fazladan şeker ya da tuz katılmıştır; fazlaca yağ içerebilirler, gereksiz koruyucu, tatlandırıcı, renklendiriciler bulunabilir. Ürünlerin etiketlerini dikkatlice okuyup, yapay maddeleri içermeyenleri ya en az içerenleri seçmelisiniz.
Dondurulmuş yiyecekler İşyeri yemekhanelerinde verilen sıcak yemeklerden, önceden pişirilmiş süpermarket yiyeceklerinden, yeni pişirilmiş ve sıcak olmayan tavuk etinden sakınmanız gerekir. Bunlarda bebeğinize geçip, tehlike oluşturabilecek bakteriler bulunabilir.
Süt ve peynir
Tüm mayalanmış peynirler ve pastörize edilmemiş süt de zararlı olabilir. Mutlaka pastörize edilmiş süt içmelisiniz.
Sıvılar
Gebelikte böbrekleri çalıştırmak ve kabızlığı önlemek için bolca sıvı içilmesi çok yararlıdır. En iyi içecek sudur. Bu nedenle gebelikte istediğiniz kadar bol su içebilirsiniz.
Çay, kahve, kakao
Bunların hepsinde bulunan kafeinin sindirim sistemine bazı zararlı etkileri vardır. Kafein içeren içecekleri günde üç fincandan fazla içmemeniz doğru olur. Hatta dayanabilirseniz, bu tür içeceklerden gebeliğiniz boyunca uzak durun. Bunların yerine bol bol maden suyu içebilirsiniz.
Bitki çayları
Gebelik sırasında bitki çayları içmek istiyorsanız bunların etkilerini iyice araştırmakta yarar vardır. Paketlenmiş olarak satılan hazır bitki çaylarının bir bölümünde, bebeği etkileyebilecek katkı maddeleri olabilir, ancak çoğunun bebeğe zararı yoktur Hatta ahududu yaprağından hazırlanan çayın doğumu kolaylaştırdığına eskiden beri inanılır.
Şeker
Kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi şekerli yiyecek ve içecekte gerekli temel besin maddeleri azdır. Bunlar kilo almanıza neden olabilir. Enerjinizi ekmek gibi karbonhidratlardan almanız, şekeri azaltmanız yararlıdır.
Tuz
Çoğu insan gereğinden fazla tuz yer. Gebelikte ise aldığınız tuzun miktarını dengeli tutmanız önemlidir. Fazla tuz bacaklarda şişmelere ve sonuç olarak tansiyonunuzun yükselmesine neden olur.
Aşerme
Gebelikte turşu, muz, karpuz, soğan gibi bazı yiyeceklere karşı aşırı istek doğabilir. Çok arzuladığınız bu yiyecekleri sindirim düzeninde bozukluğa neden olmuyorsa ve şişmanlamanıza yol açmayacaksa uygun miktarda yemenizde bir sakınca yoktur.
Gebelikte en yararlı besinler
• Süt, yoğurt, peynir(Kalsiyum, protein)
• Yeşil yapraklı sebzeler(C vitamini, lif, folik asit)
• Yağsız kırmızı et(Protein, demir)
• Tavuk eti(Protein, demir)
• Sardalya(Kalsiyum, protein, demir)
• Portakal(C vitamini, lif)
• Balık(Protein)
• Kepekli ekmek(Protein, lif, folik asit)
Gebelikte en zararlı besinler
• Genel olarak tatlı ve şekerlemeler
• Şekerli marmelatlar
• Likörler
• Gazlı ve şekerli içecekler: Kola, gazoz vb.
• Aperatifler
• Kızartmalar
• Çok fazla kahve ve çay
• Fazla yemek yemek
Gebelik süresince beslenmeye bağlı olan bazı rahatsızlıklar görülebilir. Bunlar genellikle rahatsız edici semptomlar olmakla birlikte hamileliğin iyi neticelenmesini engelleyecek derecede değildirler. Yine de bunları kendi doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir.
Bulantı Gebeliğin ilk aylarında sıklıkla rastlanan bu rahatsızlık gastrik aktiviteyi etkileyen hormonal değişimlere bağlıdır. Bu değişiklikler kimi zaman kusmaya ve bazı gıdalardan tiksintiye yol açabilir. Böyle bir tiksinti oluşursa bu gıdalar için zorlanmayıp başka gıdalara geçilmesi gerekir. Küçük ve sık öğünlerden oluşan hafif diyet, gastrik aktiviteyi azaltarak hazım müddetini kısaltır. Bu nedenle gün içinde dağıtılmış 5 hatta 6 öğünle beslenilmesi tavsiye edilir. Sadece ender durumlarda ve kendi doktorunuzun isteği doğrultusunda ilaca başvurmanız gerekebilir.
Mide Yanması Bu rahatsızlık da hamilelikte sık görülür ve özellikle de büyüyen rahmin midede sıkışmaya yol açması nedeniyle tüm hamilelik müddetince devam edebilir. Bu durum içinde küçük ve sık öğünler halinde beslenilmesi tavsiye edilir.
Kabızlık Gebelikte hormonal faktörlere bağlık olarak bağırsak hareketliliği azalmaktadır. Bu nedenle gebe kadınlara kepekli ekmek, hububat, meyve, çiğ ve pişmiş sebzeler gibi lif açısından zengin gıdaları bol miktarda almaları tavsiye edilir. Kabızlığa yönelik ilaçların kullanımı ise tavsiye edilmez.
Kilonuzu Kontrol Edin
1. En az haftada bir defa olmak üzere düzenli tartılın. Tartılma işini sabahları aç karnına ve giyinmeden yapın.
2. Ayda ortalama 1 kiloluk bir artışla gebeliğin sonunda vücut ağırlığınızın 9 ila 12 kilodan fazla artmamış olması gerektiğini hatırda tutun. Ancak ilk üç aylık dönemde gebeliğin normal gelişimi için herhangi bir kilo artışı gerekmediğini de unutmayın.
3. Özellikle de el ve ayaklarda şişme görülüyorsa, aşırı hızlı kilo artışlarını (10 günde 1 kilo gibi) derhal doktorunuza bildirin. Aynı şekilde kilonuzda belirgin bir düşüş olursa doktorunuzu bu durumdan haberdar edin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






