annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2013 Cuma

Lohusalıkta anne kendisine nasıl bakmalıdır?


Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından tutularak sıkıştırılmalı, karına masaj yapılmalıdır. Doğal olarak ilk günlerde kanlı, sonra pembe, daha sonra kahverengi akıntı olur. Birkaç haftadan sonra beyaz akıntı başlar. Doğumdan sonra olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan dolaşımı için olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de yararlıdır. Ancak lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve ağrıya yol açabilir. Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Ateşlenme hissedilirse derece ile ölçülmelidir. Yüksek ateşte (38 derece) kesinlikle doktora danışmak gerekir. İlk iki gün içinde dışkılama olabilir. Olmazsa kabızlığı önleyici yöntemlere başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım edilmelidir. Oturmak istenmiyorsa yan yatarak da bebek emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında memeler acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır ve bebek emdikçe tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse, memelerde süt birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo yapmak emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu niçin önemlidir? Ne zaman yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından kontrol edilmesi gerekir. En az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü yapılmalıdır. Muayene yapılarak annenin sorularının cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli olabildiği kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette taharetlenme her zaman ön taraftan (idrar yapılan yer) arka tarafa (makat) doğru yapılmalıdır. Makat çevresinde bulunabilecek dışkı mikropları dikişlere ya da idrar borusuna ulaşırsa iltihaplanmaya neden olur. İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve yara açılır. Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma belirtisidir. Dikişler atınca açılan yara temizlenmelidir. Açılan yara tekrar dikilebilir. En iyisi hiç açılmaması için dikişlerin temiz tutulmasıdır. Doğumdan sonra yıkanmanın dikişlere bir zararı olmaz. Sabunlanmış elle temizlik yapılabilir. Sonra, dikiş bölgesi su ile durulanmalı ve her zaman kurulanmalıdır. Kurulanma, temiz tuvalet kağıtları ile yapılmalı, kağıt atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz bir bez kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir. Temizlik için rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı sular da kullanılabilir. Ancak nasıl temizlenirse temizlensin dikiş bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak kalmamalıdır. Önemli başka bir nokta da kullanılan hijyenik bağların çok sık değiştirilmesidir. Uzun süre kalan hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağ en fazla 6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu dönemde hazır hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an yıkanabilir. İlk yıkanmalar ayakta ve duş şeklinde ya da su dökünerek olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete oturmadan sık sık yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24 saat sonra da banyo yapılabilir. Sezaryen doğumdan sonra genellikle dördüncü günde dikişler alınır ve ertesi günü yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne nasıl beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme göre hergün en az 1 litre daha fazla su ve sulu gıdalar, 2 tane meyve ya da 2 tabak sebze yemeği, 3 dilim ekmek ya da 1 bardak süt ile beslenmesine ilave yapmalıdır. Gebelikte aldığı kan hapları doğumdan sonra bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa hemen dönmek için acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna kavuşması altı ay sürebilir. Anne şişmansa her ay iki kilogramlık bir ağırlık kaybı olabilir. Süt salgısı bundan etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden fazla yememeye dikkat edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan nasıl kurtulabilir?

Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak yararlıdır. Ayrıca 3 - 4 porsiyon sebze ve meyve yemek, kabukları ile yenebilecek sebze ve meyvaları kabuklarını soymadan yemek kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır. Kuru baklagil (mercimek, fasulye, nohut) ve kepekli ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık su veya kayısı suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna, pirinç, az yağlı besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz beslenme, fazla çay ve kahve tüketimi kabızlığı arttırdığı için bunlardan kaçınılmalıdır.

19 Şubat 2012 Pazar

ANNELİK İÇGÜDÜNÜZE GÜVENİN!

Yeni doğum yapan çoğu anne , bebekleriyle baş başa kaldıklarında ne yapmaları gerektiğini bilemeyebilir.Ağlayan minik bir bebeğin dilini anlamak, onu rahatlatmak hatta emzirmek bile özel bir beceri isteyen işler gibi görünebilir.




Modern yaşamaın bir cilvesi olsa gerek, çoğu anne eğitimini almadığı ya ada bir kaynaktan öğrenmediği bir işi başaramayacağı duygusunu yaşayabilir.Ancak annelik bir iş değil, yaşamın özünde olan, milyonlarca yıldır yaşanan bir sosyal roldur.İyi bir anne olduğunuz konusunda hiç bir şüphe taşımamalısınız.Bebeğinize tek başına bakacak güce ve yeteneğe doğuştan sahipsiniz!

Bebeğiniz tanımaya çalıştıkça ve iç sesinize kulak verdikçe işlerin daha da yoluna girdiğine tanık olacaksınız...

29 Temmuz 2011 Cuma

Ceyda Düvenci mucizesi Melisa’yı Yeni Anne’ye anlattı


Zengin içeriğiyle annelerin ve anne adaylarının yaşam rehberi olan Yeni Anne, Ağustos sayısında Ceyda Düvenci ile röportaj yaptı. Zorlu hamilelik ve doğum süreci ile anne olmanın mutluluğunu anlatan ünlü oyuncu, erken doğum yapan anneler için deneyimlerini paylaştı.

Hamileliği planlama aşamasından çocuk bakımına kadar her konuda zengin bir içerik sunan Yeni Anne, Ağustos sayısında sayfalarını Ceyda Düvenci’ye ayırdı. Sevilen oyuncu, Yeni Anne’nin sorularını içtenlikle yanıtladı ve hamilelik ile doğum döneminde yaşadığı zorlukları dergi okurları için anlattı.



Hamileliğinin 20’inci haftasında sıkıntılar yaşamaya başlayan ve sonrasında uzun bir süre hareket etmeden dinlenmek zorunda kalan Ceyda Düvenci hamileliği ve doğumu sırasında geçirdiği üzüntülü günleri ve kızı Melisa Fatma Nur’un hayata nasıl tutunduğunu paylaşıyor. Ceyda Düvenci, hastaneden çıktıktan sonra Melisa’yı sleepy wrap’le taşırken görüntülenmesi ve bunun üzerine başlayan tartışmalara açıklık getiriyor.



Ekranların sevilen yüzü Ceyda Düvenci, tahmin ettiğinden kısa zamanda yeni projelerle hayranlarının karşısına çıkacağını da müjdeliyor. Merak edilen bu röportajın devamını Yeni Anne’nin Ağustos sayısında bulabilirsiniz.

Yeni Anne’nin Ağustos sayısında Ceyda Düvenci’nin yanı sıra turizm dünyasının tanınmış ismi Zuhal Pirinççioğlu ve ünlü blogger Devletşah Özcan ile röportaj da bulunuyor.

Derginin dosya konusu ise bebek alışverişi. Bebek alışverişi dosyası doğuma günler kala unutulan detaylar olduğunu düşünen anne adaylarına bir rehber oluyor.
Bebeklerde gaz sancısı ve sancıyı gidermek için yapılması gerekenler hakkında bilgi alabileceğiniz dergide çocukların sevdiği ancak alerjiyi tetikleyen yiyecekler de ele alınıyor.
Yeni Anne’de ebeveyn davranışlarının çocuk psikolojisine etkilerinden hamilelik döneminde vajinadaki değişime, ağız sağlığından kadınların erkeklerden beklentilerine, karikatür ve çocuk ilişkisinden hamilelikte görülen kaygılara kadar birçok konu bulunuyor.
Derginin yazarları Sibel Arna, Rüzgar’ıyla Sibel isimli köşesinde oğluyla maceralarını anlatıyor, Uzman Klinik Psikolog Fiona Faraci anne kız çatışmalarına değiniyor, güzellik danışmanı ve makyaj uzmanı Maggie Cappelletti de makyajın vazgeçilmezi ruju ele alıyor.
Yeni Anne dergisi ayrıca, moda, bakım, ev ürünleri ve dekorasyon sayfaları ile birbirinden değişik ürünleri okuyucularıyla buluşturuyor.
Üstelik, Ramazan Mutfağı eki, Yeni Anne’yle birlikte ücretsiz olarak dağıtılıyor.

10 Şubat 2011 Perşembe

EMZİRME REHBERİ YETİŞTİRME EĞİTİMİ

Bugün bu eğitime katılmadan evvel yazdığım yazıdan sonra işyerinde işlerimi ayarlayıp, mezun olduğum okuluma gittim. Giderken çok heyecanlıydım. Hem eğitimi verenler hem de eğitimi alanları çok ama çok merak ediyordum.
İyi ki gitmişim. Annelerimiz o kadar heyecanlılardı ki... Zaten hocalar ve eğitimi veren arkadaşlarım bu işelrde çok başarılı ve isteklilerdi. Ama onlarla konuştuğumda onlarda bu eğitimden çok memnunlar...

Sevgili hocam Nezihe hanıma da bu konuda bize verdiği destek için sonsuz teşekkürler. Kendisi ben okulu kazanıp, başladığım ilk günden beri ilkten danışman hocam oldu. Sonra kadın-doğum stajlarına çoğunlukla onunla çıktım.Daha sonra İ.Ü. Kadın ve Çocuk Sağlığı ve Araştırma Ve Eğitim Birimine girmeme destek olup, onunla bu birimde beraber çalışma şansına eriştim. Şİmdilerde de Üreme Sağlığı Hemşireliği derneğinde beraber çalışıyorum. Ben kendisine Emzirme Reformu Hareketinden bahsettiğimde, hiç düşünmeden bize destek verebileceğini söyledi. Ve blogcuanne Elif'le iletişime gecerek bu program hayata geçirdiler.

Ben gittiğimde çok sevdiğim , enerjisine herzaman bayıldığım arkadaşım Gülay emzirme ile ilgili bilgiler veriyordu. Onu kaçıracağım için üzgündüm.İlk dersler uzadığı için ona yetişebildim.
Bu eğitime katılanlar ondan bir doğal doğumu dinlemeliler!!

Gülay'ın ardından yine kendisini çok sevdiğim sevgili hocam Nevin hanımı dinledik. O emzirmeyi anlattığında , emzirme danışmanı olarak Çapa da çalıştığım dönemler aklıma geldi. Ne günlerdi.:))

Son olarak da sınıf arkadaşım çocuk bölümünde araştırma görevlisi olan Birsen'i dinledik. Onun anlattığı son konu bebeği memeden kesme idi. Benim de eğitimlerimde hep zorlanarak anlattığım, anlatırken kelimeleirmi çok dikkatli seçtiğim konuyu anlattı. Emzirmeye devam eden katılımcı anneler için sanırım zor bir konuydu. (Bu konuyu dinlerken bende bu konu ile deneyimlerimden oluşan bir yazı yazmaya karar verdim.)

Bu günü böylelikle bitirdik. Ayrılmadan önce de toplu fotoğraf çektirdik.



Son resim ikinci günden.. sevgili hocalarım , sınıf arkadaşlarım ve emzirme rehberi olmuş arkadaşlarım


Benim için bilgilerimin üstünden geçtiğim, eski okul günlerime döndüğüm ve sanal ortamda tanıdığım fakat yüz-yüze tanışmadığım emziren annelerle tanıştığım muhteşem bir gündü. Acayip bir enerjı ıle oradan ayrıldım.
Onlar yarın da oradalar.Keşke ben de olabilsem:((

23 Aralık 2010 Perşembe

EMZİRME REFORMU SOBESİ ( MİMİ)

Annelerimiz anne sütünün yararlarını bilmelerine rağmen nasıl emzirecekleri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıklarından sütü yetmediği düşüncesi ile ek besinlere erken başlamaktadır.Bu ise bebeğin büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkilemekte,sık sık hastalanmasına neden olmaktadır.Bu yanlış uygulamaların değiştirilmesinde sağlık çalışanlarına büyük görevler düşmektedir.


Çünkü ülkemizde her bebeğin doğumdan hemen sonra emzirilmeye ihtiyacı var.Annelerimizin emzirmenin yararları konusunda ikna edilmelerinden çok, nasıl emzireceklerinin öğretilmesine ve bunu uygulamak için desteklemeye ihtiyaçları vardır.Tüm sağlık çalışanlarının:her bebeğin doğar doğmaz emzirmeye başlatılması,ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmesi,emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi konusunda ortak mesaj kullanmaları emzirmenin devamlılığı ve daha sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için şarttır.

İşte bundan hareketle Emzirme Reformu başlatıldı. Emzirme manifestosu yayınlandı. Bu hareketi desteklemek, yaygınlaştırmak ve ulaşabileceğimiz herkese bunu ilterek farkındalık yaratmak en önemli amacımız...

Siz de eğer bu yazımı okuyorsanız aşağıdaki sorulara kendinizce cevaplaytıp, bize email atarsanız , her bebeğin anne sütü almasına katkı sağlarsınız..


(1) Türkiye'de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)


Ülkemizde emzirme oranı %95 olmasına rağmen çok erken dönemde ek besinlere başlanmaktadır.Sadece anne sütü ile beslenme oranı ilk üç ayda %10 a 6.ayın sonunda %1.3 e düşmektedir.
(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?

Ben bloğumda daha önceden de bahsettiğim gibi 33 hafta da çok acil bir doğumla , oğlumu dünyaya getirdim. şöyleki 30. hafta da erken doğum tehtidi ile hasateneye yatıp, 33. haftanın başında bebeğimin kalp atışı neredeyse yokken acil bir doğum yaptım. Bunu belirtmemein amacı; erken de doğursanız anne sütü ile bebeğinizi besleyebiliyorsunuz.Fakat benim kaygı düzeyim ve stresim o kadar fazklaydı ki ilk günlerde olan sütüm , ikinci gün bıçak gibi gitti. İlk 40 gün mama takviyesi ile bebeğimi malesef beslemek durumunda kaldım. Fakat anne sütü ile beslemeyi çok istemem, bıkmadan usanmadan emzirmeye çalışıp, sürekli sağarak 40 gün sonunda sadece 1-2 öğün mama vererek oğlumu büyütttüm. Sadece anne sütü vererek 6 ay besledim(  1-2 öğün günler ilerledikçe tamamen ortadan kalktı.).6 ay sonunda oğlum birden emmeyi kesti. Bundan sonra da ne kadar uğraştıysam, malesef şimdi emmiyor. Ama emziren anneleri gördüğümde içim hep buruk:((
(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

Doğumum 33. hafta da olduğu için doğum öncesi iznim malesef yandı. Doğumdan sonra yasal izin olan 8 hafta izin yaptım. İşim o kadar yoğundu ki, ücretsi,z izin alamadım. Ve erkenden işe dönmek durumunda kaldım. Yani bebeğim , miadında yeni doğan bebekken , onu bırakıp işe gitmem, gerekti. O nedenle Emzirme Reformunun en büyük destekçilerindenim. devlet 6 ay sadece anne sütü derken, bir yandan 8 haftadan sonra işe başlamak zorunda kalmak çok büyük çelişki. Özellikle de prematür bir bebek sahibi iseniz bu durum iki misli yıkıcı oluyor.
(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?

Evet kullandım. fakat ücretsiz iizn alamadığım gibi, süt izinlerimide herzaman kullanamıyorum.

(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?

Evet.. Ben bir hastanede ve tüp bebek kliniğinde çalışmış olsam da , bu baskıyı hissediyorsunuz. Süt sağmak için odanıza kapandığımda bir hasta gelince, hadi toparlan hasta ile konuş, sonra tektrar sağmaya başal.. gibi hep sorunlar yaşadım. Bunun dışında ben süt iznimi hergün işten 1,5 saat erken çıkarak kullandım. Bu da herzaman hastane ortamında mümkün olamıyor. arada kaynayıp gidiyor..


(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

Hayır, hç bir sıkıntı yaşamadım. istediğim heryerde, bebeğimin istediği heryerde emzirdim. O dönemde önemli olan bebeğimi emzirmekti, onun için hiçbir şeyi takmadım. Emzirme önlüğü, emzirme pançosu gibi birtakım emzirirken kullanılan kıyafetleri ben kullanamadım. Oğlum çok sıkıntılıydı. Ama bu tip kıyafetler artık annelerin işini çok kolaylaştırıyor. O nedenle bıu sıkıntıya düşmemelerini, kendilerini eve tıkmamalarını tavsiye ediyorum. Emzirme dünyanın en doğal şeyi...Ve bebeklerimiz her yerde her istedikleri yerde emmeye hakkları var...

(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?

Ben kendimde emzirme danışmanıydım. Fakat terzi kendi söküğünü dikemez mevzuu gibi kendi kendime hiç yardımım olamadı. Ama doğum yaptığım hastanedeki bebek hemşiresi arkadaşlarım bana bıkmadan usanmadan destek oldular. Ayrıca hastaneden çıkıp eve gittiğim dönemde de , her sıkıştığımda hastanedeki arkadaşlarımın desteği oldu. gerek biberonla beslemek gerek emzirme konusunda..Ayrıca lohusalık döneminde sağolsun etraftaki herkes bir emzirme danışmanı olup birsürü fikirler verdiler. O dönemde oğlumda emme refleksi tam gelişemediği için emmerken bir süre hep sıkıntımız oldu. O dönemde herkes fikir beyanediyor. Bir süre sonra ben doğum sonarsı depresyonuna girdim. Hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmamıştı.
O dönemde de hamile kursumuzu beraber verdiğimiz psikolg arkadaşım Gonca'nın da bana desteğini gözardı edemeyeceğim. Olaylara  bakış açımı değiştirdi. Var olan durumla nasıl başedebileceğimi öğretti bana . O nedenle böyle bir sıkıntı yaşadığınızda danışmanlık almaktan lütfen çekinmeyin!!
(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan "sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
EVET!!!!!
Hem de nasıl..Zaten zor bir dönem yaşarken , etraftakilerin yorumları insanı gerçekten depresyona sokuyor. Her bebeği tebrik etmek için arayanın, ikinci kelimesi bebek emiyor mu? aa bu çok küçük..Sütün mü yetmiyor? Mama verirsin , neden? mama vermezsin neden?... gerçekten o dönemde bulaflar insanı çok yoruyor. Bence ilk 40 gün boyunca eve misafir kabul etmemek lazım. bebek anneye anne de bebeğe alışncaya kadar...
(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?

Emzirme Reformunu biliyorum. tüm kalbimle de destekliyorum..
Anne sütünün, hem bebek için hem de anne için  ne kadar yaralı olduğunu tek tek anlatmaya gerek yok.. vücudumuz o kadar muazzam ki, anne sütü üretebiliyoruz. Malesef bunun kıymetini yeteri kadar bilemiyoruz. O nedenle Emzirme Reformu gerekli.. Bu farkındalığı arttırmak, her bebeğin anne sütü alma hakkını savunmalıyız!!

(10) Emzirme Reformu'nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için


http://emzirmereformu.com// adresindeki formu doldurmanız yeterli.




Yukarıdaki soruları yanıtladıktan sonra, veri takibi yapabilmek açısından yazınızın linkini bilgi@emzirmereformu.com adresine gönderiniz.


(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98'i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.

Yazımı okuyan beni tanıyan ya da tanımayan tüm arkadaşlardan bu sorulara cevap vermelerini rica ediyorum..Ayrıca http://benimrenklerim.blogspot.com/ bloğunun sahibi Çiğdem'i de sobeliyorum...

21 Aralık 2010 Salı

EMZİRME REFORMU....

TOPLU EMZİRME ETKİNLİĞİ”YLE SÜRÜYOR

Anne sütü ve emzirmenin önemi hakkındaki farkındalığı arttırmak için geçtiğimiz haziran ayında başlayan EMZİRME REFORMU, 2 bini aşkın gönüllü sayısı ve yeni projeleriyle devam ediyor. EMZİRME REFORMU MANİFESTOSU’yla da desteklenen sosyal sorumluluk hareketi, 18 Aralık Cumartesi günü Nişantaşı City's Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen "Toplu Emzirme Etkinliği"yle emziren anneleri biraraya getirdi. İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülbin Gökçay'ın imza günüyle renklenen etkinlikte ayrıca, emziren anneler için "Emzirme Danışmanlığı" eğitimi de verildi.
Annelerin emzirme konusundaki bilgi yetersizliği ve kaygısı, annelerin emzirme konusunda yeterince cesaretlendirilmemesi, kadının çalışma hayatında daha çok yer alması, formül mamaların anne sütünün yerini alması ve biberonla beslenmenin özendirilmesi emzirme oranlarının düşmesine sebep oluyor. Bu eksikliklerde hareketle anne sütüyle beslenme oranının artması ve annelerin emzirme konusunda bilgilendirilmesini amaç edinen "Emzirme Reformu" sosyal sorumluluk hareketi yeni projelere imza atmaya devam ediyor. Emzirme Manifestosu'yla desteklenen Emzirme Reformu hareketi, annelerin bebeklerine verdiği en güzel hediye olan anne sütüyle beslenme oranın artması için çalışmalar yapıyor. Emzirme Reformu hareketinin çalışmalarından biri olan "Toplu Emzirme" etkinliğinin 2'incisi bakım ürünleri markası Lansinoh’un katkılarıyla 18 Aralık Cumartesi günü Nişantaşı City's Alışveriş Merkezi'nde düzenlendi. En iyi gıdanın anne sütü olduğunu söylemek amacıyla anneler aynı anda bebeklerini emzirdi.



Annelerin bilgilendirilmesi gerekli ...
İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu hemşireleri Nilüfer Doğan ve Nevin Yıldız'la anne ve anne adaylarına verilen "Emzirme Danışmanlığı Eğitimi" ile başlayan buluşma, İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Gülbin Gökçay'ın imza günüyle devam etti. Dünya Anne Sütüyle Beslenme Akademisi üyesi, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF Emzirme Danışmanlığı kurslarında danışmanlık ve yöneticilik görevleri bulunan Prof. Dr. Gülbin Gökçay, annelerle yaptığı söyleşide anne sütüyle beslenme oranlarının artması için öncelikle annelerin emzirme konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı ve emzirmeyle ilgili en çok merak edilen soruların yanıtlarını verdi. İmza günü kapsamında toplanan gelir “Çocuk Sağlığı Derneği”ne bağışlandı.

Neden Emzirme Reformu?

T.C.Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü bebeklerin ilk altı ay mutlaka anne sütüyle beslenmeleri gerektiğinin altını çizerken gerek iş hayatında gerekse toplumsal hayatta bu yaklaşımla ilgili yaşanan sorunlar ve emzirme konusundaki kanuni yetersizlikler pek çok bebeği ilk altı ay anne sütünden mahrum bırakıyor. Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerinin oranının 1.3 olması, “Emzirme Reformu” gerekliliğini kanıtlıyor.

Çalışan annelerin süt izni yetersiz

Yeni doğan bebeğin anneye en çok ihtiyaç duyduğu ilk bebeklik döneminde beslenmek için meme emmesi, anne şefkati sayesinde dış dünyayı huzurlu bir yer olarak hissetmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle uzmanlar, özellikle ilk altı ay mümkün olduğunca annenin bebeği sık görmesini hatta temel bakımı kendisinin vermesini öneriyor. Çünkü bebekler, ilk altı aya kadar sadece belirli sürelerle anneden ayrı olmayı tolere edebiliyor. Ancak; iş hayatında başarılarını fazlasıyla kanıtlayan kadınlar, annelik görevini layıkıyla yerine getirmek için iş yerinde birçok zorluğa göğüs geriyor. Çalışan anneye tanınan toplam 16 hafta doğum izni yetersiz kalıyor ve günlük 1 buçuk saatlik süt izni ise annenin emzirmesini sekteye uğratıyor.

EMZİRME MANİFESTOSU
İŞ HAYATINDA;
Yasaya göre, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilen anne, bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Bu madde, iş yasasında teminat altında olmasına rağmen uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşanmakta, çalışan anneler süt izinlerini hakları doğrultusunda kullanamamaktadır. Bu sorunlar iş yerinin bakanlık müfettişleri tarafından denetlenmesi ile düzeltilebilir.
Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” politikasıyla Çalışma Bakanlığı’nın çalışan annelere sağladığı 4 aylık doğum izni birbiriyle çelişmektedir. Birçok anne bebeği henüz iki-iki buçuk aylıkken çalışmaya geri dönmek durumunda kalmakta ve işyerinde sütünü gereği gibi sağamadığı için sütü azalarak kesilmektedir. Bu yanlışlık bir an önce giderilmeli, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” uygulamasını destekler hale getirilmelidir.
Ülkemizde doğum izni konusunda ciddi değişikliklere ihtiyaç vardır.
Birçok çalışan anne doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere, toplamda 16 haftalık ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önceki izninin beş haftasını doğum sonrasına aktarabildiği takdirde bile bebeği henüz gün boyu meme emmesi gereken durumda olmasına rağmen işe geri dönmek durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla oldukça yetersiz kalan hali hazırdaki doğumdan sonraki 8 haftalık ücretli doğum izni en az 6 aya çıkarılmalıdır.
Doğum sonrası ücretsiz izin konusunda özellikle de özel sektörde çalışan anneler zorluk yaşamakta, annenin ücretsiz izin isteğine kötü bakılmakta, hatta işten çıkarma sebebi olarak bile görülebilmektedir. Dolayısıyla ücretsiz izin konusunda da ciddi değişiklikler yapılmalı, doğum sonrası ücretsiz izin en az iki seneye çıkarılmalı ve özel sektör çalışanları da, kamu çalışanları gibi rahatlıkla ücretsiz izin kullanabilmelidir.
“Gebe Veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları Ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”, Madde 15’e göre, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 arası kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.” Yine aynı yönetmelik, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması”nın zorunlu olduğunu, yurt açma yükümlülüğünde olan işverenlerin yurt içinde anaokulu da açmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bu maddeler yürürlüğe konmalıdır.

Aynı yönetmeliğe göre, emziren işçi doğumu izleyen altı ay boyunca gece çalıştırılamaz. Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre sonunda, emziren işçinin ise, altı aylık süreden sonra gece çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece çalıştırılamaz. Bu maddelere de uygulamada sadık kalınmalı, emziren anneler gece çalıştırılmamalı, vardiyalı çalışmaya zorlanmamalıdır.
Emziren anneler günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmamalıdır. Bu, kanun gereği böyledir.
Hiçbir çalışan anneye çocuğunu emzirdiği ve süt izni kullandığı için işyerinde “mobbing” uygulanmamalıdır. Annenin süt iznini kullanacağı saatlere kasti olarak acil toplantılar, “o dakika bitirilmesi gereken işler” denk getirilmemelidir. Anne, fazla mesai yapması için zorlanmamalı, işini kaybetme tehdidiyle süt iznini kullanması engellenmemelidir.
Hiçbir çalışan anne emzirdiği için, süt iznini kullandığı için işinden çıkartılmamalıdır.
Çalışan bir annenin süt iznini kullanıyor olması performansının düşük olduğu anlamına getirilmemelidir. Annenin işyerinde bulunduğu saatlerdeki performansı, diğer çalışanların performans değerlendirme ölçütleri ile aynı doğrultuda, adil bir şekilde değerlendirilmelidir.
İşyerinde sütünü sağması gereken annenin ihtiyaçları (oda, buzdolabı vb.) karşılanmalı ve mahremiyetine saygı gösterilmelidir. Anne, tuvaletlerde ya da arşiv odalarında sütünü sağmak zorunda bırakılmamalıdır.


TOPLUMSAL HAYATTA;

Gebeler ve yeni anneler, emzirme hakkında yeterince bilgilendirilmelidir. Yeni annelerin, emzirme teknikleri konusundaki yetersiz bilgileri “sütüm yetmiyor” gibi endişelere yol açmakta, mama vermeye yatkın doktorlardan ve aile büyüklerinden gelen baskının da etkisiyle birçok bebek anne sütünden gereksiz yere mahrum kalarak mamayla beslenmektedir.
Emzirme, doğumdan sonra en kısa sürede başlamalıdır. Tıbbi bir engel yoksa, doğumundan sonraki ilk dakikalarda bebek annenin kucağına verilmeli ve doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmenin başlaması sağlanmalıdır.
Her annenin bebeğini istediği sürece emzirme hakkı vardır. Hiçbir anneye çocuğu “meme emmek için fazla büyüdüğü için” mahalle baskısı yapılmamalı, anne ve bebek devamını istediği sürece bu bağın zorla kopartılması hiçbir şekilde talep edilmemelidir.
İsteyen her anne, parkta, sokakta, alışveriş merkezinde vs. bebeğini emzirebilmelidir. Hiçbir anneye ortalıkta emzirdiği için ayıp, yasak, ya da kötü bir şey yapıyormuş izlenimi verilmemelidir. Bebeğini emziren annenin memesi cinsel obje değildir.
Ortalıkta emzirmek istemeyen annenin mahremiyetine de saygı gösterilmelidir.

20 Ağustos 2010 Cuma

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSU

Gebelik, doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın sizin için en iyi şekilde olması için sizlere destek vermek istiyoruz.


Annelik Yolunda hamile kursumuz 3 oturumdan ve doğum sonrası anne-baba ve bebek toplantısı olmak üzere 4 oturumdan oluşmaktadır.
Kursumuza babalarında katılmasını anne adaylarına tavsiye ediyoruz.
Eğer baba adayı gelmek istemezse size doğum ve sonrası destek olacak kişi ile kursa katılabilirsiniz.
Kursumuza 12-13 haftayı tamamlamış olmanızı tavsiye ediyoruz.Yakında başlayacak ilk kursumuz;
19 Eylül Pazar (Saat 12:00- 14:00 arasında) yeni sınıfımız açılacaktır.

Kursumuz Gayrettepe 'dedir. Adres: Yıldız posta cad. Emel apt. A Blok no:14/4 Gayrettepe

Kursumuzun içeriği,

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSU

4 HAFTALIK PROGRAM

1.OTURUM:

Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,

Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,

Doğuma hazırlık

Babanın Doğumda Rehberlik Eğitimi

Normal doğum yapmak isteyen anne adayları için normal doğuma

yönelik nefes egzersizleri ,ıkınma teknikleri ve masaj teknikleri anlatılacaktır.

Doğum planımız nasıl olmalı?

Bebek odası hazırlığı ve doğru alışveriş,

Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı

Hamilelik psikolojisi

RAHATLAMA NEFES EGZERSİZLERİ

2.OTURUM:

Emzirme ve anne sütü,

Yenidoğan bakımı;

-göbek bakımı,

-yeni doğan sarılığı,

-bebeğin altının değiştirilmesi,(babaları da uygulamaya katarak)

-bebeği tutuma ve taşıma,

-bebeği giydirme,

-yenidoğan refleksleri,

-bebeğin yıkanması,

-bebeğin gazının çıkarılması,

-bebek için rahatlatma masajı,

-bebeğin aşıları,

-bebeğin uyku düzeni,

-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,

-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,

*0-6 ay anne - bebek ilişkisinin önemi:dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,

BEBEĞE YAPILACAK EGZERSİZLER



3.OTURUM:


Lohusalık bakımı,

Lohusalık Sendromu,

Yeni rolleriyle doğumdan sonra eşlerin ilişkisi,

Doğum sonrası ve emziren annenin beslenme

Çalışan annenin işe dönme: anne ve bebeğin ayrılık hazırlığı



Doğum sonrası anne ve bebek

NEFES VE RAHATLAMA EGZERSİZLERİ

4. OTURUM:




Doğumdan sonraki ilk 2 ay içerisinde anneler ve babalar bebekleri ile birlikte anne -bebek -baba grubumuza katılabilir ve zorlandıkları konularda danışmanlık hizmeti alabilirler.Bu oturumumuza Pedagog katılacaktır.
Ayrıca psikoloğumuz ve hamile eğitmeni arkadaşımızda bulunacaktır.

Eğer katılmayı düşünürseniz 6 Eylül'e kadar aşağıdaki formu doldurup, bize email olarak göndermenizi rica ederiz.

ESRA ERTUĞRUL & GONCA ŞENSÖZEN



KATILIMCI TALEP FORMU
Adınız- Soyadınız.:.....................................................................
Telefon:......................................................................................
E-mail adresiniz:.........................................................................
Dr. Adı:.....................................................................................
Gebelik haftanız:.........................................................................
Muhtemel doğum tarihiniz:.........................................................
Bize nereden ulaştınız:..................................................................

22 Kasım 2009 Pazar

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSUNDA BUGÜN...

Bugün Annelik Yolunda hamile kursumuzda bugün Emzirme ve Bebeğimizin ilk günlerini konuştuk.
Emzirme teknikleri, anne sütünün yaraları, saklanması gibi konularından bahsettik.Emzirme tekniklerini uygulamalı olarak annelere öğrettik ve uygulamalar yaptık. Babanın emzirme de rolü ..... Babalar genelde annelerin emzirdikleri , kendilerinin geride kaldıkları düşündüklerini söylediler. Esasında emzirme  konusunda annelere en büyük desteğin  babalarolduğunu , onlara gerçekten büyük ihtiyaç olduğunu anlattık. Bu konuda neler yapabilecekleri konularının üzerinde durduk. Bitakım ritüellerden bahsettik....
Ayrıca bebeğimizin doğumdan sonraki ilk dönemini konuştuk.. Bu konudan bahsederken anne ve baba adaylarını görmeliydiniz. Hepsinde ayrı bir heyecan vardı.uyku, kucağa alıştırma vb.. konuları hakkında annelerin sorularını cevapladık...
Bu hafta bayram öncesi olduğu için anne adaylarına Sevgi arkadaşımdan aldığımız Lohusa taçlarını hediye olarak verdik. Çok beğendiler...

Tabiiki bu dönmedeki kurslar benim için de ilginç bir deneyim. Çünkü kursiyerlerimizle aynı haftalarda gebeliğim.. Onların nasıl hissettiğini de daha iyi anlıyorum..

4 Ekim 2009 Pazar

ANNELİK YOLUNDA HAMİLE KURSUNDAKİ SON DERSİMİZ...



BU HAFTA GONCA ARKADAŞIM LOHUSALIK VE ANNE - BEBEK BAĞLANMA KONUSU İŞLEDİ.GERÇEKTEN (BEN DE BU ARARDA HAMİLE OLARAK) GERÇEKTEN YARARLI BİR DERSTİ. TABİİKİ KATILIMCILARIMIZIN FİKRİ ÇOK ÖENMLİ!!!

8 Eylül 2009 Salı

EMZİRME


Anne sütü bebek için en ideal besindir. Bebeğinizin büyümesini sağlamak için yeterli miktarda protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve demir içerdiğinden besleyicilik açısından son derece dengelidir. Ayrıca bebeğiniz büyüdükçe farklıgereksinimlerini karşılayacak şekilde anne sütünün içeriği de değişir.Birleşik Krallık hükümeti, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) anne sütünün bebekbeslenmesi için en iyi süt olduğu önerisini desteklemektedir. WHO ayrıca bebeğin ilk altı ay (26 hafta) boyunca sadece anne sütüyle beslenmesi gerektiğini de belirtmektedir. Katı yiyeceklere geçildiğinde de emzirmeye devam edilmelidir.Emziremeyen veya emzirmemeyi tercih eden kadınların diğer seçeneklere ilişkin bilgi ve tavsiye almak üzere GP'lerine veya ebelerine danışmaları gerekir. Bu,bebeğinizin gereksinim duyduğu besinleri almasını sağlayacağı için önemlidir.Nasıl etki eder?Bebekler doğduklarında güçlü bir emme içgüdüsüne sahiptirler. Sütünüzün gelmeye devam etmesi için bebeğinizi acıktıkça, sık sık emzirmeniz gerekir.Doğumun ardından, vücudunuz anne sütü üretimini stimule eden prolaktin (birhormon) salgılamaya başlar. İlk birkaç gün boyunca, kolostrum (ağız sütü) adıverilen koyu, sarımsı renkli bir madde gelir. Bu sıvı yağ ve protein yönünden zengindir ve bebeğiniz tarafından kolayca sindirilir. 3-4 gün sonra normal sütsalgısı gelmeye başlar. Ağız sütünün yerini normal süte bırakması 2 haftaya kadarsürebilir.Memelerden iki tür süt salgılanır; bunlardan biri sıvı ve susuzluk gideren ön süt;ikincisi ise koyu kıvamlı besleyici madde yönünden zengin son süttür. Bebeğin herikisinden de yeterince yararlandığından emin olmak için, diğer memeye geçmedenönce bir meme tamamen boşalana kadar emzirmeye devam edilmelidir.Bebek memeyi iyice emmeye başlayınca, bir hormon süt akışının başlamasınısağlar. Bu en sonunda bebek her ağladığında veya beslenme saatlerinde birrefleks haline gelir.Ne zaman yapılmalıYeni doğan bebekler 2-3 saatte bir acıkır. Ancak, bebeğiniz hızlı büyümedöneminde ise , daha sık beslenmesi gerekebilir. Bebeğinizi acıktığında veya beslenmek istediğini düşündüğünüzde besleyin. Emzirme işlemi sizi çok rahatsız ediyorsa, ebenizle konuşun – emzirmenin normalde canınızıacıtmaması gerekir.
Yapılması gerekenler
Emzirme sırasında bebeğinizin gerektiği şekilde desteklendiğinden ve vücudu sizinkine dönük halde göğsünüzle aynı hizada olduğundan emin olun. Destek olarak minderlerin kullanılması işe yarayabilir. Bebeğinizin tüm meme ucunu veetrafındaki alanın da olabildiğince büyük bir kısmını (areola) ağzına alması gerekir.Bu sayede ağzına yeterli miktarda süt akışı gelecektir. Kısa bir emme hareketinden sonra yutma sesinden başka bir ses çıkarmayan güçlü, istikrarlı çene hareketleribaşlar.Bebeğinizi her iki memenizden de emzirin ve bir meme boşalmadan diğerine geçmeyin. Ancak bebeğiniz ikinci memenize geçmeden doyabilir. Bu durumda birsonraki emzirmenize bu memeden başlayın. Besledikten sonra, bebeğinizin gazını çıkarmasını sağlayın. Bebeği göğsünüze dayayarak kucağınızda tutun ve hafifhareketlerle sırtını ovalayın. YararlarıYeni doğmuş bir bebeğin bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve antikor üretmesizaman alır. Annenin antikorlarıyla dolu olan anne sütü bebeği kendi bağışıklık sistemi devreye girene kadar çeşitli enfeksiyonlardan korur.Ayrıca anne sütü bebek tarafından kolaylıkla sindirilir ve zaman içinde bebek büyüdükçe değişen gereksinimlerini karşılamak üzere sütün içeriği de değişir.Anne sütü bebeğin çocukluk döneminde ve ileriki yaşlarda alerji, diyabet ve bellikanserlere yakalanma riskini azaltabilir. Biberonla beslemeden farklı olarak,emzirme bedavadır, herhangi bir ekipman veya sterilizasyon işlemi de gerektirmez.Emzirme uterusun (rahim) gebelikten önceki boyutuna geri dönmesine yardımcıolur. Kilo vermeye ve regl öncesi sendromların hafiflemesine de yardımcı olabilir.Ayrıca annenin yeni doğmuş bebeğiyle birlikte rahatlamasını ve bu zamanın birliktekeyfini çıkarmalarını da teşvik eder.Öneriler – sağlıklı beslenmeDengeli ve zengin çeşit içeren bir beslenme ve bol su içme (günde sekiz bardak)emzirme sırasında büyük önem taşır. Anne ve bebeğin sağlıklı kalmasına yardımcıolur. Alkol ve nikotin bebeğin sindirimini zorlaştırabileceğinden, bunlardan kaçınılmalıdır.Emzirmeyi mamayla kombine etmek istiyorsanız, önce emzirmenin rayına oturduğundan emin olun. Biberonla mama vermeden emzirmeye geçmek,emzirmeden mamaya geçişten daha zordur. Anne sütü sağılarak biberona konabilir ve daha sonra kullanılmak üzere buzdolabında saklanabilir veyadondurulabilir. Çalışıyorsanız ve ancak günün belli saatlerinde bebeğinizi emzirebiliyorsanız, bu oldukça pratik bir çözümdür.
Öneriler – gebelikten korunma
Emzirme hamile kalmanızı engelleyebilir. Bunun olabilmesi için, altı aylıktan dahaküçük bir bebeği tam olarak emziriyor olmanız gerekir. Ayrıca, bebeğinize başkaherhangi bir yiyecek ve içecek vermemeniz gerekir, böylece hiçbir emzirmekaçırılmamış olur.Ayrıca, bebeğinizin doğumundan beri normal regl kanamalarınızın kesilmiş olmasıda gerekir. Tüm bu koşullara uysanız dahi, hala gebe kalabilme ihtimaliniz vardır.Bu nedenle prezervatif, sadece projesteron içeren hap veya rahim içi araç (spiral)gibi ek önlemler de alın.SorunlarEmzirmeyle ilgili sorunların çoğu bebeğin pozisyonunun doğru olmamasındankaynaklanır. Bu sorun bazı basit değişiklikler yapılarak kolayca çözülebilir. Ebeniz size bu konuda tavsiye verebilir.Özellikle ilk birkaç hafta boyunca, bir emzirme rutini oturtmaya çalışırken memelersertleşir ve süt dolar. Memelerinizin üzerine ılık kompres (tülbentle) yaparak veaşağı doğru masaj yaparak süt akışını teşvik etmeyi deneyin.Emzirmenin ardından bebeğiniz bir memeyi tam olarak boşaltmamışsa, kalan sütü sağabilirsiniz. Bu sayede üretilen süt miktarı aynı kalır ve sağılan süt daha çok besleme için - örneğin bebeğiniz hızlı büyüme dönemindeyse - kullanılabilir.Grip benzeri belirtiler yaşıyorsanız, memeleriniz ağrılıysa ve kırmızı lekeleroluştuysa mastit (meme iltihabı) olmuş olabilirsiniz. Mastit tüplerden (kanallardan)birinde meydana gelen tıkanma sonucu ortaya çıkan bir meme enfeksiyonudur.Genellikle antibiyotik kullanılarak tedavi edilir. Emzirmeye devam etmek sütünüzeveya bebeğinize herhangi bir zarar vermez.Yardım almaEmzirme sorunları yaygın görülür. Hem anne hem de bebek için emzirmeyealışmak zaman alabilir. Ancak, emzirmenin anne ve bebek için sayısız yararıolması nedeniyle gayret etmenize değer.

1 Nisan 2009 Çarşamba

LOHUSALIK


LOHUSALIK

Doğumdan sonraki 6 hafta lohusalık olarak adlandırılır. Bu dönemde gebeliğin kadında yarattığı fizyolojik ve psikolojik değişimler gebelik önceki haline döner. Her organ ve sistemin gebelik öncesi haline dönmesi farklı zamanlar alır. Bu nedenle halk arasında "lohusanın mezarı 40 gün açık kalır" sözü yaygın olarak kullanılır. Bu söz gerçekleri yansıtmaktadır. Çünkü doğum ve lohusalık döneminde ortaya çıkan hastalıklar hayatı tehdit eder boyutta olabilir.
Lohusalık dönemi çok erken, erken ve geç lohusalık olarak 3 döneme ayrılır.
*Çok erken lohusalık doğumdan sonraki ilk 24 saati,
*Erken lohusalık ilk 1 haftayı,
*Geç lohusalık da geri kalan süreyi temsil eder.
Üreme orgaları 6 haftada normal haline döner ve emzirmeyen annelerin büyük bir kısmı bu dönem sonunda adet görmeye başlar.
Doğum sonrası beligin olarak fark edilebilen ilk değişiklik rahim boyutlarında olur. Bu küçülmeye involüsyon adı verilir.
Uterin involüsyon
Gebelik süresince rahim yaklaşık 11 kat büyür, ancak doğumdan sonra süratle küçülmeye başlar. Bebek doğdukan hemen sonra yaklaşık 20. gebelik haftasında olduğu boyuta iner. Bu evrede ağırlığı yaklaşık 1 kg kadardır. Birinci haftanın sonunda 12. gebelik haftasındaki büyüklüğüne dönen uterus, 6 hafta sonunda gebelik öncesi boyutuna iner.
Doğumdan hemen sonra rahim kasılmalarının gücü doğum sırasındaki güçlerden çok daha fazladır. Bunlara takip eden ağrılar (afterpains) adı verilir. Bu ağrılar 2-3 gün kadar devam edebilir. Daha önce doğum yapmışlarda daha fazla hissedilir. İlk 12 saatte sıklıkları daha fazladır, bu saatten sonra gerek sıklığı gerekse şiddeti giderek azalır.
Doğumda plasentanın ayrılmasından hemen sonra, plasentanın uterusa yapıştığı alan yarı yarıya küçülür. Bu küçülme sayesinde açıkda olan damar uçlrı kapanır ve kanama azalır.Rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasının normale dönmesi 3 hafta alırken plasentanın yerleştiği aşan 6 haftada iyileşir. İyileşmenin tam olamadığı durumlarda şiddetli kanamalar görülebilir.
Doğumdan sonra rahim içinden gelen sıvıya LÖŞİ (lochia) adı verilir.İlk gelen taze kırmızı kan löşi rubra olarak adlandırılır.Bu sıvının içinde kan ve doku parçacıkları bulunur.Birkaç gün içinde miktarı azalır ve rengi açılır. Artık bu sıvı löşi seroza olarak isimlendirilir. 2. haftadan sonra daha koyu kıvamlı ve açık renkli löşi alba gelmeye başlar. Doğumdan yaklaşık 4 hafta sonra bu akıntılar kesilir.
Löşi içeriği açısından enfeksiyona çok müsait bir ortamdır.Bu nedenle hijyene çok dikkat edilmelidir.
Doğum esnasında 10 cm açılan ve tamamen incelip kağıt gibi olan serviks (rahim ağzı) açıklığı 1 hafta sonunda yaklaşık 1 santimetreye iner. Rahim ağzı normal doğum yapmışlarda artık yuvarlak değil yassı bir görünüm alır. Rahim ağzının görünümü kişinin doğum yapıp yapmadığını belli eder. Serviksin tamamen iyileşmesi yine 6 hafta kadar bir zaman alır.
Doğum sırasında çok fazla zorlanan ve esneyen vajinna dokusu yavaş yavaş iyileşmeye başlar ve 3 hafta sonunda nihai halini alır ancak asla doğum yapmadan önceki gerginliğine gelemez.
Gebelik boyunca genişleyen ve esneyen karın kasları ve pelvik kaslar 6 hafta sonra toparlanır ve bu dönemden sonra egzersiz önerilir. Dolaşım, boşaltım, endokrin gibi diğer sistemlerde olan değişiklikler de 6 hafta sonunda normal haline döner.
Lohusalığın komplikasyonları
Doğumdan hemen sonra ciddi ve ani komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle lohusa en az 24 saat gözlem altında tutulmalıdır. Sık aralıklarla tansiyon ölçümleri yapılmalı, kanama kontrol edilmelidir.
Doğum esnasında verilen ve sancıları destekleyen ilaçlar tansiyonda ani artışlara neden olabilir.Bu dönemde bulantı ve kusmalar görülebilir. Kusulan materyalin solunum yollarına kaçması zaatürreden ani ölüme kadar pekçok soruna yol açabilir.
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte doğumda plasentanın çıkmasından hemen sonra annede titreme nöbeti görülür. Bu ciddi bir durum değildir ve bir süre sonra kendiliğinden geçer.
Kanama
Erken lohusalığın en önemli komplikasyonu kanamadır. Normal doğumdan sonra 500 mililitreden fazla kanama olması anormal olarak kabul edilir. En önemli ve ciddi nedeni atonidir. Atoni doğumdan sonra rahmin kasılmaması ve dolayısı ile açıkta olan damarların kapanamamasıdır.Son derece acil ve hayatı tehdit eden bir durumdur. Çok kısa zamanda çok fazla miktarda kanama olur. Uygun ortamlarda yapılmayan doğumlarda acil ameliyat şartları yok ise anne kaybedilebilir. Bu nedenle evde yapılan doğumlar son derece risklidir.
Tedavide önce elle rahim masajı yapılır ve damar yolu ile rahim kasılmasını sağlayan ilaçlar verilir. Eğer tedavi sonuç vermez ise acil bir operasyon ile rahmin alınması dahi gerekebilir. Bu ameliyat atonide hayat kurtarıcıdır.
Emboli
Anne hayatını tehdit eden başka bir durumda amniyon mayii embolisidir. Burada bebeğin amniyon sıvısı annenin kan dolaşımına geçer ve akciğerler, beyin vb. gibi organlara giden damarlarda tıkanıklığa yol açar. Anne çok kısa bir sürede hayatını yitirir. Tedavisi ne yazik ki çok güçtür ve yüz güldürücü değildir. Modern obstetrideki en önemli anne ölüm nedeni amniyon mayii embolisidir.
Enfeksiyon
Lohusalık humması olarak adlandırılan durum doğumdan sonraki ilk 24 saatten sonra ortaya çıkan ve aynı gün içinde olmamak kaydı ile 2 ya da daha fazla sefer ateşin 38 oC ya da daha fazla olması durumudur. En sık nedeni üreme, boşaltım ve memelerin enfeksiyonudur. Doğum eyleminin uzaması, zarların erken açılması gibi durumlar enfeksiyon riskini arttırır. En sık görülen enfeksiyon rahim içinin iltihaplanmasıdır. Buna endometrit adı verilir. Genelde 3. gün ortaya çıkar ve ateş 40 dereceye kadar yükselebilir. Löşi oldukça kötü kokuludur. Olay karın boşluğuna kadar yayılabilir.
Muayenede rahim oldukça hassas ve ağrılıdır. Enfeksiyonun kan yolu ile yayılması meydana gelir ise hayatı tehdit eder.
Tedavide yatak istirahati, sıvı desteği ve uygun antibiyotik kullanımı önerilir %5 vakada ise idrar yolu enfeksiyonu ortaya çıkar. Genelde 2. veya 3. günde belirti verir.
Vajinada olan yaralanmalar İYE riskini arttırır. Tedavide uygun antibiyotikler önerilir.
Gebelik öncesi var olan her türlü sistemik hastalık lohusalık döneminden olumsuz yönde etkilenebilir. Bu nedenle lohusalıkda son derece dikkatli olunmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken noktalar
Gebelikte olduğu gibi lohusalıkda da bazı konulara dikkat edilmelidir. Günümüzde normal doğumdan sonra 1 gün sezaryenden sonra ise 2 gün hastanede kalmak yeterlidir. Doğum sonrası eve giden anne doğum şekli ne olursa olsun mümkün olduğunca dinlenmelidir. Ancak bu dinlenme yatak istirahati şeklinde olmamalıdır. Sürekli yatmak yarardan çok zarar getirir.
Ev içerisinde dolaşmak, basit ev işleri yapmak hem kişinin kendine olan güvenini arttırır hem de kan dolaşımını destekler.
Doğum sonrası eve çıkan anne dilediği ve kendisine dokunmadığını bildiği herşeyi yiyip içebilir.Protein içerikli gıdalar ile taze meyve ve sebzeler özellikle önerilir. Süt veren annelerin günde 2600-2800 kalori almaları önerilir.
Bebek dünyaya geldikten sonra barsak hareketlerinde yavaşlama ve kabızlık olabilir. Bu nedenle dışkıyı yumuşatan lifli gıdalar ve bol sıvı alınması kabızlığı önlemek açısından yararlıdır.
Normal doğumdan sonra hemen sezaryen sonrası ise 2. günden itibaren ayakta duş şeklinde banyo yapılabilir. Banyo esnasında zorlanmadıkça vajinaya su kaçmaz. Vajinanın yıkanması ise sakıncalıdır.
Normal doğum sırasında açılıp dikilen epizyotomi genelde doktor solak olmadığı sürece sağ tarafta olur.Otururken ve yatarken sağ tarafa ağırlık vermemek gereklidir. Epizyo ağrısını gidermek için ılık oturma banyoları önerilebilir. Tuvaletten sonra da epizyo bölgesi ılık temiz su ile tercihan içine antiseptik katılmış bir su ile yıkanmalıdır. D
oğum sonrası karın kaslarını güçlendirmek için egzersiz önerilirancak egzersizlere 6 hafta sonra başlanmalı ve kasları çok zorlayan egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Doğum sonrası cinsel arzularda bir süre azalma olur. Genelde istek 12. haftadan sonra eski haline döner. Doğumdan sonraki 3. haftadan itibaren cinsel ilişkiye izin verilir.
Doktor anneyi doğumdan 6 hafta sonra kontrole çağracaktır.Bu kontrolde yukarıda anlatılan değişikliklerin gerçekleşip gerşekleşmediği incelenir. Hiçbir yakınmanız olmasa bile bu kontrolü ihmal etmeyiniz.

31 Mart 2009 Salı

ANNELİĞE HAZIRLIK HAMİLE KURSU

Doğuma Hazırlık Kursu

Bebek bekliyorsunuz,sizi kutluyoruz.....
Keyifli ve heyecanlı bir dönemin başındasınız!!!!!!Mutlaka merak ettiğiniz ve endişelendiğiniz çok şey var. Biz bunların cevabını bulmanızda size yardım etmek ,destek olmak istiyoruz....
Bu kurs ile daha bilinçli ve keyifli bir hamilelik dönemi geçirmenize yardımcı olmak, kontrollü ve kolay bir doğum yaşamınıza yardımcı olmak ve güvenli ve sağlıklı bir doğum ve sonrasında bakımnı sağlamak için bu programı hazırladık...


Anneler kadar babalar da bu macerada heyecanlılar..Babaların da heyecanını paylaşmak,eşlerini anlamalarını sağlamak ve annelere destek olmanın yollarını bulmaları konusunda yönlendirmek ve anne-baba adaylarının arasındaki ilişkiyi güçlendirmek başlıca hedeflerimizdir......


Kursumuzun İçeriği:

*Kadının üreme organlarının anatomik yapısı,
*Gebeliğin oluşum hikayesi,
*Bebek oluşurken anne ve bababnın psikolojisi,
*Hamilelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlar,
*Hamilelikte beslenme ve günlük yaşam,
*Hamilelikte cinsel yaşam,
*Hafta-hafta hamilelik,
*Anne karnında bebeğin gelişimi,takibi,
*Gebelikte tarama testleri ve amniosentez,
*Babaların doğum planı,
*Doğum öncesi nefes, rahatlama egzersizleri,
*Hamilelik sırasında yoga ve diğer egzersizler,
*Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,
*Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,
*Doğuma hazırlık,
*Loğusalık dönemi,
-fizyoljisi
-psikolojisi
*Doğum sonrası egzersizler,
*Emzirme ve anne sütü,
*Yenidoğan bakımı,
-göbek bakımı
-yenidoğan sarılığı
-bebeğin altının değiştirilmesi
-bebeğin yıkanması
-bebeğin gazının çıkarılması
-bebek için rahatlama masajı
-bebeğin aşıları
-bebeğin uyku düzeni
-bebeklerin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı
-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları
*0-6 ay anne –bebek ilişkisinin önemi:Dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,
*Çalışan annenin işe dönmesi,
*Doğum sonrasında Anne –bebek grubu –paylaşım toplantısı ( bebekler 8 haftalık olduğu dönem, katılımcılarla ortak karar verilecek.)

Bu kursumuz daha hamileliğinin başında olanlar için. Eğer hamileliğinizin 15-16. haftasındaysanız sizi bu kursumuza davet ediyoruz.sevgiler....

30 Mart 2009 Pazartesi

NATIONAL GEOGRAPHIC YAŞAMA YOLCULUK





YAŞAMA YOLCULUK
ANNE KARNINDA YAŞAMIN ÖYKÜSÜ
Ben hamile kursunda eğitim veren biri olarak izlediğim bu dvd'i herkese tavsiye ediyorum.İlk kez ileri tıbbi görüntüleme teknikleri ve 3 boyutlu canlandırmalarla , anne karnındaki yaşam o kadar güzel anlatılmış ki...Bayıldım doğrusu... Hamile olan anne adaylarına şiddetle tavsiye ediyorum....
Tek hücreden doğuma dek, anne karnındaki yaşam yolculuğunun tüm gizemleri.....
Yumurtanın rahime yerleşmesinin ardından nasıl aşama aşama geliştiğini, hücrelerin farklılaşarak organları oluşturmasını, beyinin nasıl geliştiğini ve duyguların nasıl uyandığını, bebeğin annesiyle kurduğu iletişimi ve doğumun nasıl adım adım gerçekleştiğini adım adım izleyebileceğiniz bir dvd....

22 Mart 2009 Pazar

BEBEK DOSTU HASTANE

Bloglar arasında dolşırken Kitubi adlı blogdaki bir yazı dikkatimi çekti.Hastane sözde bebek dostuymuş.Fakat tavırları hatalıymış.Fakat kendileri bilinçli davranmış.Bunu okuyunca Bebek Dostu Hastane ne demek , ondan bahsetmek istedim.Bebek dostu hastanelerde bebek doğup,ilk muayenesi olduktan sonra ,sağlık problemi yoksa,bebek annenin yanında olup, bebeğini emzirmesiiçin annenin desteklenmesi gerekir.Ben size bir hastanenin bebek dostu olması için uyması gereken maddeleri yazıyorum:
SAĞLIK BAKANLIĞI WHO/UNICEF’İN BEBEK DOSTU HASTANELERİN DİKKAT UYMLARI GEREKEN KURALLARI
1: Emzirmeye ilişkin yazılı bir politika hazırlanmalı ve bu düzenli aralıklarla tüm sağlık personelinin bilgisine sunulmalıdır.
2: Tüm sağlık personeli bu politika doğrultusunda eğitilmelidir
3: Hamile kadınlar, emzirmenin yararları ve yöntemleri konusunda bilgilendirilmelidir
4: Doğumu izleyen ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamaları için annelere yardımcı olunmalıdır.
5: Annelere emzirmenin nasıl olacağı ve bebeklerinden ayrı kaldıkları
durumlarda sütün salgılanmasını nasıl sürdürebilecekleri gösterilmelidir
6: Tıbben gerekli görülmedikçe yeni doğanlara anne sütünden başka herhangi
bir yiyecek veya içecek verilmemelidir.
7: Anne ile bebeğin 24 saat bir arada kalmalarını sağlayacak bir uygulama
benimsenmelidir.
8: Bebeğin her isteyişinde emzirilmesi teşvik edilmelidir
9: Emzirilen bebeklere yalancı meme veya emzik türünden herhangi bir şey
verilmemelidir.
10: Anneler, taburcu olduktan sonra da emzirmeye devam edebilmeleri,
karşılaşabilecekleri sorunları çözebilmeleri, bebeklerinin ve kendilerinin
kontrollerini yaptırabilmeleri açısından başvurabilecekleri sağlık kuruluşları hakkında bilgilendirilmelidir.

Bir hastane seçerken mutlaka bebek dostumu olup-olmadığına dikkat edelim.Bu bebişlerimiz için gerçekten çok önemli....

BİR ANNENİN DOĞUM SONRASI DÖNEMİ

Bebeğin doğup, plesantanınçıkması ile birlikte başlayan ve anne organizması ile genital yollarda gebelik ve doğuma bağlı gelişmelerin, gebelikten önceki durumuna dönüşmeleri için geçen 4 ila 6 haftalık dönme lohusalık, kadına da lohusa diyoruz,bunu hepimiz de biliyoruz.
Plesanta rahim içinde yapışık olduğu duvardan ayrıldığı zaman bir yara dokusu oluşur. Doğum sonrası kanam bu yara dokususnun salgısıdır. Doğum sonrası hijyen çok önemlidir.Bu kanama , hem yeni doğum yapmış anne hem de bebek için enfeksiyon kaynağı olduğundan, bebek kucağa alınırken ve emzirilirken, ellerin mutlaka yıkanması, tırnakların da kısa kesilmiş olması gerekir.
Bebebğinizin belli bir rutini olmadığından sizde onun rutinine uyun.Ev işleri ve misafirlerv s,ize engel olmamalı, önceliğiniz , bebek, dinlenmek ve emzirmek olmalıdır.Bu duruma herkesin hoşgörülü olacağından emin olun.
Bebeğinizle ilk günlerde sizin de duygularınızda inişler - çıkışlar olacaktır ve depresyon olabilir. ( www. annelikyolunda.com ) Şunu unutmayın bu dönemlerde mutlaka yardım almalısınız. Bbebeğin uyuduğu saatlerde sizde uyuyun.Siz bebebğinize , bebeğinizde dünyaya uyum sağlamaya çaluışmaktadır.Çok mükemmelliyetçi olmayın, biraz işleri olurun bırakın, yardım tekliflerini geri çevirmeyin.Kendinize zaman ayırın, bir saat, yarım saat olabildiği kadar.Bebeğe sizden başkası bakamaz gibi düşünceleriniz varsa bu düşünceden vazgeçin.Bebek tüm sıcak kucaklarda sakin ve huzurludur.Eşinizin size yardım etmesine izin verin.Onunla duyularınızı paylaşın,konuşun iletişiminizi sürdürün.Susarak hiç birşey elde edemezsiniz.İnsanlar sizin ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi bilemez.
Duygularınızı, hissettikleriniz sevdiklerinizle paylaşın.
Doğum sonrası yanınızda kimlerin olmasını istiyorsanız, organizasyonu doğumdan önce yapınız.İlk hafta önmeli, kndi annenizle mutlaka daha rahat olursunuz.O nedele ilk sırayı anneniz almalıdır.
İkinci haftanın sonunda artık belli bir düzen oluşturmuş olursunuz.
Rahim içerisindeki yara iyileştikçe kanama kahverengimsi bir hal alır. Zaman geçtikçe pembeleşir ve akıntı şeklinde yaklaşık 40 gün sürer. Bu zaman içerisinde ayakta duş alabilirsiniz.Havuza, denize girmek ve küvette yıkanmak bu süre içerisinde sakıncalıdır.Cinsel ilişki altı hafta sonra doktor kontrolünden sonra başlar.

19 Mart 2009 Perşembe

HAMİLELİKTE KİLO ALIMI


Herkesin hamile kaldıktan sonra merak ettiği konu, ne kadar kilo almalıyım?Bende o nedenle bu konuyu ele almayı istedim.
Hamilelik öncesindeki ağırlığınız bu konuda önemlidir.Ağırlığınızın boyunuza göre normal olan bir hamile bayan hamilelik süresince 12,5-17,5 kg ağırlık kazanması normaldir.Zayıf olan hamileler için 14-20 kg ,Kilolu hamilelerde ise 7,5-12,5 kg normaldir.Zayıf mı şişman mı olduğumuzu da beden kütle indeksine (BKI)bakarak anlayabiliriz.
BKI=kilo (kg) \ boy ( m )2
Yani; Beden kütle indeksi kilonun, boyun metre cinsinden karesine bölünmesiyle bulunana değerdir.BKI sonucuna göre sınıflandırma yapılır:
0-20 zayıf
20-25 normal
25-30 fazla kilolu
30 ve üzeri şişman olarak adlandırılır

ALINAN KİLOLAR NEREYE GİDİYOR?Yaklaşık ağırlık kazanımı kg

BEBEK 3,5-4

PLASENTA 0,5-4

AMNİYOTİK SIVI 1

ANNE

GÖĞÜSLER 0,5
RAHİM 1
KAN HACMİNDE ARTIŞ 1,5
VÜCUT YAĞI 2,5 veya daha fazla
ARTAN KAS DOKUSU VE SIVI 2-3,5

TOPLAM MİN. 12,5kg

18 Mart 2009 Çarşamba

DİŞ SAĞLIĞI BEBEKKEN BAŞLAR

DİŞ SAĞLIĞI DA BEBEKKEN BAŞLAR!
Çocuklarda diş bakımı genellikle ilkokul çağına kadar kendi haline bırakılır. Diş bakımı bilincinden habersiz, dişçi korkusuyla büyüyen çocukların ağzı da küçük yaşlarda çürüklerle dolar. "Nasıl olsa yenisi çıkacak" denir ama, bakımsız bir ağızda yeni gelecek dişler de risk altındadır!

Çocuklar ne zaman hangi dişlerini çıkarır, diş çıkarma sırasında neler olur, bebeklerde ve çocuklarda diş bakımı ne zaman ve nasıl yapılmalıdır, çürük oluşumu nasıl engellenir, dişler için yararlı ve zararlı besinler hangileridir? Ağız ve diş sağlığına bebekken başlamak isteyen ebeveynler için bütün bu soruların cevaplarını Diş Hekimi Gamze Mohsenin bir yazısından alıntı yaptık. Mohseni, bebeklikten itibaren diş bakımı bilincinin yerleşebilmesi için doğru uygulamaların püf noktalarını anlattı.

- Çocuklarda diş çıkarma hangi zamanlarda gerçekleşir?
Çocukta ön süt kesiciler 6-12 ay içinde belirir. Köpek süt dişleri 18-24 ay, ilk süt azı 12-18 ay, ikinci süt azı 24-30 aylar arasında sürme işlemini tamamlar. Her 6 ayda bir grup diş sürer. Sürekli dişlerde ise grupların sürme aralıkları 1 yıl olarak kabul edilir; yani 6 yaşında 1. büyük azı, 7 yaşında ön kesici, 8 yaşında yan kesici, 9 yaşında 1. küçük azı, 10 yaşında köpek dişi, 11 yaşında 2. küçük azı, 12 yaşında 2. büyük azı ve 20-24 yaş civarında da 3. büyük azılar yani yirmi yaş dişleri sürmeye başlar. 11-12 yaşlar civarında hemen hemen tüm süt dişler düşmüş olur. Ama bu rakamlar her zaman belirleyici değildir. Erken ya da geç sürmeler olabilir. Sebebi çok önemlidir. Diş hekimi ile irtibatta olmak önemli rahatsızlıkları atlamamak açısından önem taşır. Hemen hemen tüm diş çıkarmaları esnasında hafif bir ateş, iştahsızlık, huzursuzluk, uyku bozuklukları, tükrük artışı, dişetlerinde kaşıntı çoğu zaman ağrı, nadiren de ishal görülebilir.

- Çocuklarda diş bakımı konusunda bilinçlendirme ne zaman başlamalıdır?
1-2 yaş arasında, diş bakımının kozmetik bir hadise değil, sağlık için gerekli olduğunu vurgulanmaya başlanabilir. Bu yüzden anne babanın iyi birer rol model olması gereklidir. Çocuk erken dönemde diş hekimi ile tanıştırılmalı, bu konu korkutma aracı olarak kullanılmamalıdır. Ayrıca diş fırçalamak; yemek yemek, uyumak gibi temel ihtiyaçlar listesine sokulmalı, çocukla beraber fırçalamalar yapılmalı, ona yetersiz kaldığında yardım edilmeli ve yüreklendirmelidir. Diş ipi kullanımı da önemlidir. Tüm süt dişleri çıktıktan sonra mümkün olduğunca kullanılmalıdır.

- Çocukların dişleri için yararlı ve zararlı besinler var mı?
Çocukların dişleri için en zararlı besinler karamelize tatlılar, çifte kavrulmuş lokum gibi dişe yapışan ve temizliği zor olan şekerli gıdalardır. Bunun yanında kolalı, asitli içecekler ve nişastalı gıdalar da zararlıdır. Ayran, meyve-sebze suları, süt de içeriklerindeki asitler ile dişlerde erozyonlar yapar. Yeme işleminin ardından ağzı nötralize etmek, yani suyla çalkalamak gerekir. Ancak yarım saat sonra dişler fırçalanabilir. Mümkünse bu gıdaları pipet ile içmek daha az hasar yaratır. Peynir diş dostu bir besindir. Ağız çalkalama ya da fırçalama imkanı olmayan durumlarda ya da çürümeye sebep olacak besinlerle birlikte bir parça peynir veya yer fıstığı yenilmesi de olumlu bir davranıştır. Sert ve lifli sebze ve meyveleri ısırarak yemek mekanik ağız temizliğine yardımcıdır, dişetlerine masaj görevi de görür.

FLOUR TABLETİ VERİLMELİ Mİ?
- Çürük oluşumunu engellemek için neler yapılabilir?

Her yemekten sonra ağız çalkalamak alışkanlık haline getirilmeli, günde 3 defa diş fırçalama yapılmalıdır. Ayrıca çürük oluşumunu önlemede flour çok büyük önem taşır. Ama dozu çok önemlidir. Zira, doz aşımında vücutta birikerek dişlerde sarı-kahverengi-gri renkleşmelere sebep olur. Çocuğa verilen içme suyundaki flour oranı bilinmeli, ona göre çocuk doktoru ile görüşülüp, flour tableti verilip verilmeyeceği karara bağlanmalıdır. Aileler kendi başlarına flour takviyesine gitmemelidir. Çay da flour ihtiva eden doğal kaynaklardandır. Fakat, ideal olan diş hekimlerince uygulanan flour jelleridir. Ayrıca, “fissür örtücü” adı verilen ve azı dişlerinin çiğneme yüzlerine yapılan yüzeysel cila tarzı dolgular da vardır. Özellikle 6 yaşında çıkan ilk büyük azılara uygulanması çok büyük gerekliliktir. Çünkü fissürler besinlerin en fazla yerleştiği, kalıntıların temizlenemediği çukur ve tutucu bölgelerdir. Eğer dişlerdeki bu girinti çıkıntılar örtülür, kaygan bir yüzey oluşturulursa, besin sıkışmaları daha az yaşanır ve bu da çürüğü büyük ölçüde önler.

- Çocuklarda diş macunu ve fırça kullanılırken nelere dikkat edilmelidir?
Altı aydan sonra ebeveynlerin fırçalaması kaydı ile bebek fırçaları önerilir. Ayrıca parmak fırçaları ya da gazlı bezle silme gibi yöntemler de kullanılır. Her fırçalama sonrası fırça su ile yıkanmalı ve herhangi bir yere bırakılmamalıdır. Mikroorganizma bulaşmasını önlemek için dik olarak bir kaba konmalıdır. Fırçalar çocuk her hasta olduğunda, ya da aile içi bile olsa biri kullandığında, şekli bozulmuş ya da yıpranmış görünüyorsa ve normalde her 3 ayda bir değiştirilmelidir.
1,5-2 yaşlar sırasında çocuğun taklit dönemi de başladığından sizinle birlikte aynada kendi kendine uygulamalara başlamalıdır. 3 yaşına kadar macun pek önerilmez. Kuru fırça yeterlidir. 3 yaştan sonra macunların floursuz olanları tercih edilmelidir. Her seferinde yeşil mercimek-bezelye kadar macun yeterlidir. Fırçalar ıslak kalmamalıdır. Çünkü nemli ortam mikroorganizma üremesi için çok elverişlidir. Fırçalarken de fırça ıslatılmamalıdır. Dişlerin her yüzeyi ve dil dairesel, yumuşak hareketlerle fırçalanmalıdır. Durulama işlemi fırçalamanın önemli bir parçasıdır.

12 Mart 2009 Perşembe

ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

21/03/2009 cumartesi günü 15:00-17:00 saatleri arasında Hamile hazırlık kursumuz yapılacaktır. Kursa katılamak isteyen anne adayları isterlerse eşleriyle birlikte katılabilirler. Hamilelik haftası 25 ve üzeri olanlar katılabilirler. Kursumuz 3 oturumdan oluşup, ilk oturumda sonraki oturum tarihleri belirlenecektir. Ücretimiz 160 TL + KDV. Yerimiz Gayrettepe Yıldız posta cd. Emel apt. no:14/4 Gayrettepe ( Türk Telekomun sırasında) / İSTANBUL . Katılmak isteyen adaylar19/03/2009 tarihine kadar bize e-mail yoluyla başvurabilirler.



ANNELİK YOLUNDA DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

25 HAFTA ve ÜZERİ GEBELERLE YAPILAN KURSUN İÇERİĞİ:



1.OTURUM:

Hamilelikte beslenme ve gündelik yaşam,

Babaların doğum planı,

Doğum çeşitleri ve doğumun fizyolojisi,

Doğum sırasındaki anestezi çeşitleri,ağrısız doğum,

Doğuma hazırlık

Hamilelikte cinsel yaşam

Hamilelikteki psikoloji

RAHATLAMA NEFES EGZERSİZLERİ



2.OTURUM:



* Emzirme ve anne sütü,

* yenidoğan bakımı;

-göbek bakımı,

-yeni doğan sarılığı,

-bebeğin altının değiştirilmesi,(babaları da uygulamaya katarak)

-bebeği tutuma ve taşıma,

-bebeği giydirme,

-yenidoğan refleksleri,

-bebeğin yıkanması,

-bebeğin gazının çıkarılması,

-bebek için rahatlatma masajı,

-babağin aşıları,

-bebeğin uyku düzeni,

-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,

-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları,

*0-6 ay anne - bebek ilişkisinin önemi:dünya ile ilk ilişki ve bağlanma,

BEBEĞE YAPILACAK EGZERSİZLER



3.OTURUM:

Lohusalık bakımı,

Lohusalık Sendromu,

Yeni rolleriyle doğumdan sonra eşlerin ilişkisi,

Doğum sonrası beslenme

Çalışan annenin işe dönme: anne ve bebeğin ayrılık hazırlığı

NEFES VE RAHATLAMA EGZERSİZLERİ



10 Mart 2009 Salı

DOĞUM KORKUSU


DOĞUM KORKUSU
Doğum korkusu her gebenin hissettiği bir duygu olup doğum yaklaştıkça artar.onun için normal veya sezeryan doğum .... herikisiyle başetmenin yolu ; yaşanılacak olayı iyice bilmek ve ona hazırlanmaktır.
Kadın, öncelikle doğum esnasında çekilecek ağrının şiddetine dayanamamaktan korkuyor. Ayrıca yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalmaktan, bebeğin başına kötü bir şey gelmesinden, doktora ya da hastaneye ulaşamamaktan korkuyor. Ayrıca normal doğum olarak adlandırılan vajinal doğumun doğum sonrası cinsellikten zevk almayı olumsuz yönde etkilediği düşüncesi de endişeye yol açabiliyor.
Yalnız normal doğumdan değil bazen sezaryenle doğum yapmaktan da korkuyor kadınlar... Bu korkuları; anestezi korkusu, bilinci kaybettikten sonra kontrolün tamamıyla başkalarının elinde olması, ameliyat esnasında ve de sonrasındaki ağrılar, operasyon sonrası iyileşme döneminin uzun olması şeklinde sıralayabiliriz. "Ya bayılıp tekrar ayılamazsam?... Sonuçta bu bir ameliyat ve her ameliyatın riskleri vardır!... Kontrolü tamamen kaybedeceğim ve bebeğimi herkesten sonra ben göreceğim!..." gibi düşünceleri olabiliyor kadının.
Annelik kimliğinin yerleşmesinde doğum tecrübelerinin yeri büyüktür. Doktor ve hemşirelerle işbirliği içerisinde, ağrıya ya da paniğe yenik düşüp kontrolü kaybetmek sizin gerçekleşen başarılı bir doğum sonrasında kadının kendine güven duygusu artıyor, bununla birlikte annelik yetenekleri konusundaki özgüvenini de arttırıyor. Ve ne şekilde doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, aklınızda kalacak tek şey bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz oluyor.
Aslında insan bilmediği şeyden korkar. Bu nedenle korkuyla başa çıkmada ilk adım yeterli bilgi edinmek olmalı. Onlara hamilelik süreci ve doğum hakkında bol bol okumalarını, kaygılarını ve korkularını ise doktorlanyla paylaşmalarını öneriyorum.
Doğum korkusuyla başedebilmek için;
* Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla mutlaka konuşun
* Fiziksel ve duygusal endişelerinizi ayırt etmelisiniz:
Doğum sonrasında hayatınızı dusunmeye çalışın: Doğuma sizinle kim gelecek, evde size kim destek olacak bunları doğumdan önce mutlaka planlayın.
Kendinize vakit ayırın:doğum öncesinde kendiniz rahatlatmak,stresini azaltmak için bir takım aktiviteler yapın.( rahatlama ve gevşeme egzersizleri buna bir örnek)
* Yardım almalisiniz:doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın.
Özetlemek gerekirse doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi kurslara katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır. Doğuma eşin katılımı özellikle yabancı bir ortamda (doğumhane) yalnız kalma korkusuna yardımcı olmaktadır. Bunun yanında doğum personelinin doğum sırasındaki pozitif ve destekleyici tutumları, anneyi doğum süresince bilgilendirmek ve bir sonraki aşamanın ne olduğunu anlatıp doğuma onun da katılımını sağlamak annenin kontrol duygusunu güçlendirecek ve korkusunu azaltacaktır. Korku azaldığında ağrı kesici ihtiyacı da azalmakta ve doğum süresi kısalmaktadır.
Ne şekilde doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, aklınızda kalacak tek şey bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz olacaktır.

9 Mart 2009 Pazartesi

HAMİLELERE ÖRNEK BESLENME TABLOSU


Gebeliğin her üç aylık periodu için uygun olabilecek örnek diyet listeleri verilmiştir .
İlk Üç Ay:

ÖRNEK 1:
Kahvaltı:1 yumurta ,2 dilim ekmek ( Peynir,yeşillik,domates, tereyağ veya bal ile birlikte olabilir ) , 1 bardak portakal suyu
Ara Öğün: 1 kase yoğurt, 1 muz
Öğlen: Peynirli makarna, salata , yenebiliyorsa etli bir sebze yemeği
İkindi: 2 galeta ,beyaz peynir, 1 elma
Akşam 1 porsiyon ızgara balık, 1 ufak boy haşlanmış patates, haşlanmış brokoli
Gece: 1 orta boy portakal ,az yağlı 1 bardak süt
Örnek 2:
Kahvaltı: 1 dilim yağlı ve reçelli (veya ballı ) ekmek, 1 yumurta,1 bardak süt, 1 elma
Ara Öğün: 3 -4 tuzlu bisküi , 2 ince dilim peynir , 1 portakal
Öğlen: 2 -3 köfte, salata , 2 ince dilim ekmek , yoğurt veya ayran
İkindi: 1 bardak meyve suyu veya süt ,bir ince dilim kek
Akşam: Çorba, bir porsiyon sebze yemeği (Ispanak , fasülye vb), su
Gece : Bir porsiyon meyve, 1 bardak süt
İkinci Üç Ay:
Örnek 1:
Kahvaltı: 2 dilim ekmek veya yağsız tavada yapılmış bir adet krep (peynir,domates veya balla birlikte) , 1 bardak portakal suyu , meyve çayı veya süt
Ara öğün: 1 bardak süt , 1 muz veya elma
Öğlen: 2 ince dilim ekmek ,1 porsiyon etli sebze yemeği ,salata, 1 kase yoğurt
İkindi: 2 galeta ,1 elma
Akşam: Sebzeli tavuk, iki kaşık pilav, 1 kase yoğurt
Gece : Ihlamur veya başka bir bitkisel çay, 1 dilim kek
Örnek 2:
Kahvaltı: 1 orta boy az yağlı çörek, 1 bardak greyfurt suyu, 1 bardak süt
Ara Öğün: Ufak boy peynirli tost, 1 elma
Öğlen: 3 orta boy köfte ,iki kaşık pilav, salata,1 kase yoğurt, su
İkindi: iki dilim kek , bir portakal
Akşam: 2 dilim ekmek, çorba, sebze yemeği, salata
Gece: 1 bardak süt
Son üç ay
Örnek 1:
Kahvaltı: 1 kase meyveli müsli (sütle), 1 tatlı kaşığı bal, meyve çayı
Ara öğün: 3 galeta veye eşdeğer kraker,peynir , 1 elma
Öğlen : 1 dilim ekmek çorba1 porsiyon et yemeği, patates püresi, salata,
İkindi: 2 orta boy çörek ,1 bardak süt
Akşam: 2 dilim ekmek, 1 porsiyon sebze yemeği, 1 kase yoğurt, 1 porsiyon meyve
Gece: 1 galeta 1 bardak süt
Örnek 2 :
Kahvaltı: 2 dilim ekmek ,5-6 zeytin,peynir,1 yumurta,1 tatlı kaşığı bal, 1 bardak süt
Ara Öğün: 2 tuzlu çörek ,ayran veya meyve suyu
Öğlen: 2 dilim ekmek, 1 porsiyon et yemeği haşlanmış sebze , yoğurt, meyve
İkindi: 1porsiyon dondurma,
Akşam: İki dilim ekmek ,1 porsiyon balık,zeytinyağlı sebze yemeği, salata, meyve
Gece: Meyve çayı, 2 çörek
Bu örnek öğünler yalnızca fikir vermek için düzenlenmiştir. Gebeliğin tümü boyunca sıkı listeli bir diyet uygulamanın çok doğru olmadığını ve stres arttırıcı etkisi olabileceğini düşünüyoruz. Bunun yerine doğru beslenmenin yukarıda anlatılan temellerini benimsemek ve bunu hayat tarzı haline getirmek daha doğru olacaktır.Sosyal hayatın gereği olarak aldığınız kalori miktarının arttığı durumlarda uygun şekilde egzersiz yapmalı ya da sonraki öğünlerde durumu dengelemeye çalışmalısınız. Unutmayın gebelik boyunca ideal oranda kilo almanız hamileliğinizin ve doğumunuzun sorunsuz geçmesi olasılığını arttıracaktır.Ayrıca yine unutmayın ki kilo almamak vermekten her zaman daha kolaydır