12 Şubat 2011 Cumartesi

''Sihirli 40 Hafta'' EMZİRME REHBERİ ARKADAŞIMIZ DEVRİM ATILGAN'IN YENİ KİTABI

Emzirme Rehberi eğitimine katılan arkadaşlarımızdan Devrim Atılkan'ın hamilelik anılarını içeren kitabı "Sihirli 40 Hafta"nın çıkış tarihinin EMZİRME REHBERİ EĞİTİM 'in ikinci gününe denk geldi.. Küçük bir imza günü düzenleyerek kendisinden katılımcılar imzalı kitap alma şansına ulaşmışlar. Bu haber çok sevindirici.. Ben de ikinci günü eğitime katılamadığım için ikinci defa üzüldüm. Ama Devrim'le en azından tanışmış olmaktan dolayı çok memnunum. Şimdi ilk fırsatta kitabını alıp, okuduktan sonra da sizlerle paylaşacağım...



Devrim'in kitabının çok da güzel bir amacı var.Bu kitaptan elde edilen gelirle prematür bebekler için gerekli olan kuvöz alınacak. Ayrıca bu nedenle de desteklenmeli!!


Aşağıdaki link facebooktaki kitabın sayfası.. Benim siteme girmişken bu linkten de arkadaşımızı destekleyelim:

10 Şubat 2011 Perşembe

EMZİRME REHBERİ YETİŞTİRME EĞİTİMİ

Bugün bu eğitime katılmadan evvel yazdığım yazıdan sonra işyerinde işlerimi ayarlayıp, mezun olduğum okuluma gittim. Giderken çok heyecanlıydım. Hem eğitimi verenler hem de eğitimi alanları çok ama çok merak ediyordum.
İyi ki gitmişim. Annelerimiz o kadar heyecanlılardı ki... Zaten hocalar ve eğitimi veren arkadaşlarım bu işelrde çok başarılı ve isteklilerdi. Ama onlarla konuştuğumda onlarda bu eğitimden çok memnunlar...

Sevgili hocam Nezihe hanıma da bu konuda bize verdiği destek için sonsuz teşekkürler. Kendisi ben okulu kazanıp, başladığım ilk günden beri ilkten danışman hocam oldu. Sonra kadın-doğum stajlarına çoğunlukla onunla çıktım.Daha sonra İ.Ü. Kadın ve Çocuk Sağlığı ve Araştırma Ve Eğitim Birimine girmeme destek olup, onunla bu birimde beraber çalışma şansına eriştim. Şİmdilerde de Üreme Sağlığı Hemşireliği derneğinde beraber çalışıyorum. Ben kendisine Emzirme Reformu Hareketinden bahsettiğimde, hiç düşünmeden bize destek verebileceğini söyledi. Ve blogcuanne Elif'le iletişime gecerek bu program hayata geçirdiler.

Ben gittiğimde çok sevdiğim , enerjisine herzaman bayıldığım arkadaşım Gülay emzirme ile ilgili bilgiler veriyordu. Onu kaçıracağım için üzgündüm.İlk dersler uzadığı için ona yetişebildim.
Bu eğitime katılanlar ondan bir doğal doğumu dinlemeliler!!

Gülay'ın ardından yine kendisini çok sevdiğim sevgili hocam Nevin hanımı dinledik. O emzirmeyi anlattığında , emzirme danışmanı olarak Çapa da çalıştığım dönemler aklıma geldi. Ne günlerdi.:))

Son olarak da sınıf arkadaşım çocuk bölümünde araştırma görevlisi olan Birsen'i dinledik. Onun anlattığı son konu bebeği memeden kesme idi. Benim de eğitimlerimde hep zorlanarak anlattığım, anlatırken kelimeleirmi çok dikkatli seçtiğim konuyu anlattı. Emzirmeye devam eden katılımcı anneler için sanırım zor bir konuydu. (Bu konuyu dinlerken bende bu konu ile deneyimlerimden oluşan bir yazı yazmaya karar verdim.)

Bu günü böylelikle bitirdik. Ayrılmadan önce de toplu fotoğraf çektirdik.



Son resim ikinci günden.. sevgili hocalarım , sınıf arkadaşlarım ve emzirme rehberi olmuş arkadaşlarım


Benim için bilgilerimin üstünden geçtiğim, eski okul günlerime döndüğüm ve sanal ortamda tanıdığım fakat yüz-yüze tanışmadığım emziren annelerle tanıştığım muhteşem bir gündü. Acayip bir enerjı ıle oradan ayrıldım.
Onlar yarın da oradalar.Keşke ben de olabilsem:((

Sağlıklı Nesiller için sadece Anne sütü..EMZİRME REHBERİ EĞİTİMİ

Merhabalar Arkadaşlar,


Bugün başlayıp, yarın da devam edecek olan bir eğitimden sizlere bahsetmek istedim. İ:Ü:Florence Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulu Kadın Hastalıkları ve Doğum ana bili Dalından Prof. Dr. Nezihe Kızılkaya Bejı Hanım'ın başkanlığında Emzirme Rehberliği eğitimi verilecek. Bu eğitimi alanlar Emzirme Reformu hareketini başlatan ve bu reform hareketine destek veren anneler.. Ben de bu emziren anneler grubuna dahil olduğumdan dolayı çok gurur duyuyorum. Annelerimiz Elif Doğan'ın yani blog camiiasından herkesin çok iyi tanıdığı blogcuannenin başkanlığında bu eğitime katılıyorlar. O kadar azimli ve istekli anneler ki eğitime katılanlar..Onları emzirenanneler google grubundan takip ediyorum..Onlarla orada olmak gerçekten çok isterdim. Mezun olduğum okulumda , sınıf arkadaşlarım ve hocalarımın yanı sıra sanal ortamda çoğu kez yazıştığım annneler..
Gerçekten çok ilginç olacaktı. Bu organizasyonda aracı olarak bir küçük katkı da bulundum.İnşallah işten bir ara fırsat bulup, bugün ve ya yarın onlarla tanışmak , hocalarıma ve arkadaşlarıma da bize destek verdikleri için teşekkür etmek için gidebilirim..
Bu emzirme rehberliği eğitimi sonrasında katılan annelerimiz emzirmeye yeni başlamış veya emziren annelerimize rehber olacaklar. Bunu bir de ücretsiz yapacaklar. Bu geröçketen çok yarraı olacak. Bu eğitime katılan annelerimiz emzirenanneler grubunda bulunmalarının yanı sıra çoğunun bloğu var. olabildiğince anneye ulaşabilecek olmaları da çok önemli..

Ben her iki tarafında bu eğitim için ne kadara heyecanlı olduğunu biliyorum. Bu da çok iyi bir kaynaşma ve çok yararlı bir eğitim olacağının bir işareti..
Evet, emziren ve emzirecek olan anneler bu sıralar blogları (blogcuanne mesela.)iyi takip edin!!.Artık Emzirme Rehberleri var.. İhtiyacınız olduğunda onlarla iletişime gecebilirsiniz.!!!!

Aşağıdaki bugün ve yarın ki eğitim programı:


7 Şubat 2011 Pazartesi

Altuğ






Sevgili oğluşum yemek yemek yerine mama sandalyesini yemek derdine düştü. Şu sıaralar azıları kabaradığı için iştahsızlık,yemeği zorlarsak da kusma olayımız var. Bu dişler bir an evvel çıkıp da bitse , oğluşum da biz de babasıyla rahatlatacağız.Oğlum yemek yemediği için içim acıyor resmen...Çocuğum doğmadan evvel , diğer anneler bu tip sözler söylediğinde abarttıklarını düşünüyordum. Olay öyle değilmiş.. Oğlum ağzını açıp, yedikçe çok mutlu oluyorum. İştahsızlık ve kusma olayı üst üste olduğunda , ben çok gergin oluyor ve her yemek esnasında bu enerjımı de oğluma geçiriyorum. Bu duruma alışmalı ve soğuk kanlıolmalıyım. Fakat bu pek söz konusu da değil,ama bakalım..

Oğluşumun dişelri bir an evvel çıksın, herşey yoluna girmesini temenni ediyorum...

uzman tv'deyim...

http://www.uzmantv.com/bebek-giysileri-hangi-siklikta-yikanmali

http://www.uzmantv.com/bebek-kiyafetlerini-yikarken-ne-tur-deterjanlar-kullanilmali


http://www.uzmantv.com/parfumlu-deterjan-ve-yumusaticilar-bebek-icin-zararli-midir


http://www.uzmantv.com/bebek-kiyafetlerinde-nasil-yumusaticilar-kullanilmali


Yaklaşık 1-1.5 ay bönce Uzman Tv'den ufak bir çekim yapmak istediklerini söylediler. Ben de elimden geldiğince onların sorularını cevapladım. Ama herzaman yaptığım bu bilgilendirme , karşında kamera olunca epey bir heyecanlı oldu. İnşallah verdiğim bilgiler yeni annelere veya anne olcakaların işine yarar.
Eğer izlerseniz bana fikirlrinizi yazar mısınız?

1 Şubat 2011 Salı

LOĞUŞALIKTAKİ PSİKOLOJİ

LOĞUSALIK DÖNEMİ


 PSİKOLOJİK BOYUT


Doğum yaptıktan sonra kadınların birçoğu duygusal iniş çıkışlar yaşar. Bir an kendilerini iyi hissederken, bunu takip eden dakikada kötü hissedebilirler. Ruh halindeki bu dalgalanma genel olarak doğumdan sonraki günlerde başlar ve loğusalık süresince –ki bu süre ilk 6 haftadır- devam edebilir. Bu süreçte şu sıkıntılar yaşanabilir :

 sık sık (belirgin bir sebep olmadığı halde) ağlamak

 bebek uykuya dalsa bile uyumakta zorlanmak

 huzursuzluk, çabuk sinirlenme

 konsantrasyon güçlüğü

 başağrısı

 hastalanmak konusunda yoğun kaygı duymaktır.

Doğum yapan kadınların yaklaşık % 75-80’inin loğusalık döneminde böyle bir süreç yaşanır ve bu normaldir. Bu sıkıntılar genellikle, annenin bebeğe ve bebekli yaşama alışması ile ilgilidir ve adaptasyon sağlanmaya başladığı zaman söz konusu sıkıntılar geldikleri gibi ortadan kaybolurlar.

Birçok annenin aklına neden bu garip hisleri duyduğu sorusu takılmaktadır. Kendisi de her zamankinden hassas ve kırılgan olduğunu fark eder ve buna çok anlam veremez. Böyle bir dönemin yaşanmasının çeşitli sebepleri olabilir: Öncelikle, anne, dokuz ay boyunca doğum anını hayal etmiş ve bu anla ilgili heyecan yaşamıştır. Korku ve heyecan karışımı doğum deneyimini atlattıktan sonra bir gevşeme ve yavaşlama hisseder. Bu noktada bebeğin getirdiği sorumlulukların bilincine varır. İlk günlerle birlikte yeni anne, bebeğinin ne kadar bakıma muhtaç, ne kadar özen ve zaman isteyen ve özgürlüğünü ne kadar çok elinden alan bir varlık olduğunu fark eder. Bu farkındalıklara bir de bebekten kaynaklanan uykusuzluk ve yorgunluk eklenince, anne kendini iyice zayıf ve bitkin hissetmeye başlar. Bebekle baş edip edemeyeceği konusunda yoğun endişeler duyar. İşte böyle bir dönem aslında annenin, bebeği kabullenme ve yaşam şartlarını onun varlığına göre düzenleyebilme dönemidir ve kimi zaman yukarıda bahsettiğimiz semptomların yaşanmasına sebep olur. Anne, bebeğin varlığını ne kadar çabuk kabullenir ve yaşam şartlarını ne kadar çabuk bebeğin varlığına göre düzenlerse, yaşanan psikolojik sıkıntılar da o kadar çabuk ortadan kaybolur.

Loğusalık döneminin zor geçirilmesinin bir diğer nedeni sosyal desteğin azlığıdır. Bebek bakımı konusunda anneye yardım edebilecek kişilerin yokluğu, anneyi iyice kaygılı, güçsüz ve çaresiz hissettirebilir. Birilerinin (anne, abla, kayınvalide ya da eş) anneye yardımcı olması sayesinde, anne kendine zaman ayırma ve böylece kendine de bakabilme fırsatını yakalar. Bu sayede hayatının aniden ve dramatik bir şekilde değiştiği hissini daha az yaşar. Birçok yeni anne loğusalık günlerinde kendilerini “ben gibi değil” “bir başkası gibi” şeklinde algılamaktadırlar. Eski hayatları tamamen ellerinden gitmiş gibidir. Etrafındakilerin bebek bakımı konusunda anneye yardım etmesi, anneye kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için de zaman yaratacaktır. Böylece anne, bebeği ile ilgilenirken kendini ihmal etmemiş olur. Sağlıklı bir anne-bebek ilişkisi için, annenin kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılayabilmesi gerekir. Toplumda inanılan ve uygulananın aksine “önce bebek” değil “önce anne” gelmelidir. Anne iyi olmaz, iyi hissetmezse bebeğin iyi olması zaten mümkün değildir.
Burada eşe de çok önemli bir rol düşer. Böyle bir durumda yeni bebek sahibi olmuş annenin en çok ihtiyaç duyduğu şey eşinin desteğidir. Eşin, mümkün olduğunca bebek bakımında anneye yardımcı olması anneyi hem psikolojik hem de fiziksel açıdan rahatlatır. Anne, bebek bakımında yalnız olmadığını ve tüm sorumluluğun sadece kendi omuzları üzerinde olmadığını görür. Aynı zamanda kendisi annelik rolünü gerçekleştirirken, eşinin de babalık rolünü yaptığını görmek kadın ve erkeğin ilişkisine yeni bir boyut katar. Sadece eş değil aynı zamanda anne baba da olmuşlardır. Bu deneyimi ortak şekilde paylaşırlarsa, keyfine de ortak şekilde varabilirler. Böylece evlilik kararının getirdiği ortaklık bebek sahibi olmakla perçinlenir, büyür.



KLİNİK PSİKOLOG

GONCA ŞENSÖZEN

http://www.goncasensozen.com/

27 Ocak 2011 Perşembe

MUTLU BEBEK KİMDİR?

Normal yolla doğurmak, anne sütüyle beslemek, ilgi, sevgi ve şefkatle dokunmak bir bebeğin mutluluğu için gerekli olan ön koşullar…Bir toplumun geleceği sağlıklı çocukların varlığı ile sağlanabilir. Bir bebeğin mutluluğu, anne daha çocuk doğurmaya karar verdiğinde etkilenmeye başlıyor. Annenin sağlığı, annenin çocukken beslenme şekli, spor yapma alışkanlığı, hamile kaldığı zaman bebeğine geçirebileceği özellikler, hepsi doğacak bebeği etkiliyor. Hamileliğin ilk 3 ayı çok önemli. Embriyonel dönem diyoruz; anne karnında bebeğin organları yapılanıyor. Bu dönemde annenin huzuru da çok önemli. Bebek daha anne karnındayken, annesinin mutluluğu, annesinin çevresel etkenlerden etkilenmesi, annesinin sevdiği yiyecekler ve bunların kokuları bebeği etkiliyor.Gelelim doğum sırasına, annenin bebeğine geleceği için vereceği ilk ödül, onu normal yolla doğurmasıdır. Bebek, normal yolla doğduğu zaman çok önemli pozitif etkiler alıyor; bağırsakta faydalı flora oluşuyor, bebeğin bağışıklık sisteminin daha iyi yapılanması söz konusu oluyor ve bebek özellikle de akciğerleri için çok önemli pozitif katkılar alıyor.

ANNE SÜTÜ MUCİZESİ

Doğduktan sonra anne sütüyle beslenmeye başlanması bebeğe verilebilecek en güzel hediye. Her zaman steril, kolay, hazır, içinde bağışıklık maddeleri bol olarak bulunan, inanılmaz büyüme faktörleri bulunan bir besin anne sütü… Ayrıca, anne sütünün bebeği gelecekte obeziteden, diabetten, çölyak hastalığından, alerjilerden koruyan özelliği var. Anne sütü bebeği ayrıca, koroner kalp hastalıklarına yatkınlıktan ve hiper tansiyona karşı da koruyor. Bununla da kalmıyor, anne sütü bebeği orta kulak iltihabından, solunum yolu enfeksiyonlarından ve ishalden de koruyor. Ayrıca, anne sütü alan bebeklerin IQ skorları daha yüksek oluyor, yani anne sütü bebeklerin daha akıllı ve sağlıklı olmasını sağlıyor. . Bir bebeğe verilecek en önemli ödül normal yolla doğum ve anne sütü vermektir… Anne sütü mucizevi bir gıdadır. Ülkemizde elde edilen verilerde yüzde 9 bebek sadece anne sütü almakta, yüzde 8’i hiç anne sütü almamakta, yüzde 83 bebek de anne sütüyle birlikte başka gıdalarla beslenmektedir. Oysa, ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeyi öneriyoruz. Çok değerli bir besin olan anne sütü verilmediğinde biberonla beslenmede büyük bir artış olmakta, bebeklerin yüzde 20’si, içinde yaşamsal besin değeri olmayan nişastalı mamalarla beslenmektedir. Bu durumda çocuk kilo almasına rağmen sağlıksızdır.Bugün ülkemizde yüzde 50 çocukta demir eksikliği anemisi görülmektedir. Demir eksikliği nedenleri olarak, demirli gıdaların yeterli tüketilmemesi ve vücut tarafından iyi kulllanılmaması gösterilebilir. Ek besin olarak 6. ve 7. aylarda sebze çorbaları içinde ete, ezilerek başlanmalıdır. Kırmızı et, tavuk, balık, hindi, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez ve kuru baklagilller demir eksikliğini önleyici besinlerdir. Çinkonun da büyüme ve gelişmede önemli bir yeri vardır. Büyüme ve gelişme, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, tat duygusu, iştahsızlığın engellenmesinde etkilidir. Çinko; kırmızı et, kuru baklagilller, yağlı tohumlar ve tam tahıl ürünlerinde bulunur. Bebeklerde şeker ve şeker katılmış besin tüketimine dikkat edilmeli ve 1 yaşına kadar rafine şeker ve tuz katılmış besinler kullanılmamalıdır. Ülkemizde yaklaşık yüzde 11 oranında bebeklerde malnütüsyon (zayıf çocuk) görülmektedir. Bir diğer tehlike de şişmanlığın yaygınlaşmasıdır. Dünyada 5 yaş altında yaklaşık 20 milyon çocuk fazla kilolu ve obezdir ve bu çocukları gelecekte sağlık sorunları beklemektedir. Sağlıklı beslenme temelleri erken yaşlarda aile tarafından atılır. Anne sütü dışında aşırı karbonhidratlı ve nişastalı gıdalarla beslenen bebeklerde, yağ hücreleri sayı ve volüm olarak artar ve bunlar gelecekteki obezitenin temelini teşkil eder.

SEVGİYLE DOKUNMA

Bir bebeğin mutluluğu için, bebeğe dokunmak çok önemlidir. Örneğin; eskiden giydirilen bebek eldivenleri artık çıkarılmış durumda… Biz diyoruz ki, bebek doğduktan sonra ilk yarım saat içinde anne göğsüne konulmalı, annesine dokunmalı, temas etmeli… Bu durum annede süt sekresyonunu da arttıran ve başlangıcı sağlayan en önemli faktördür. Bebeği çıplak olarak anne ve baba göğsüne koymak, bebeği daha mutlu kılıyor, anneyi ve babayı bebekle iletişim bakımından daha iyi yapılandırıyor. Her çeşit dokunma çok önemli. Çünkü inanılmaz bir güven duygusu oluşturuyor; yeterince dokunulmayan, sevgisiz çocuk iyi büyüyemiyor. Bu arada bebeğin giydiği kıyafetler ve kullandığı bezlerin de vücuda dokunması önemli. Dokunmadan dokunmaya fark var ve en güzelini hakkeden de çocuklar. Bu bakımdan her çeşit pozitif etkileşimin, her çeşit pozitif dokunmanın bebeğin vücut ve ruh sağlığında, çok önemli yeri var. Bağışıklık sistemini, dokunarak, bebekle iletişim kurarak sağlayabilirsiniz. Sevgisiz çocuk iyi büyüyemez. Aslında bu sadece bebekler için değil, yetişkinler için de önemli. Şimdi dünyada çok yaygın olan bir yaklaşım var: Sevgiyle dokunmak, bağışıklık sistemini güçlendirir, çünkü mutluluk hormonunun salgılanmasını pozitif olarak etkiler.

BEBEĞİN POPOSU…


Bebek hastanede doğuyor, ilk eğitimler burada veriliyor. Bebek, anne memesine adapte olmaya çalışıyor. Sonra, evine gidiyor. Bir bebeğin doğduktan sonra ilk kontrolü 7 ila 10. gün arasındadır. Ve bebek kontrole geldiğinde bebeğe yazılan reçetede iki ürün yer alır. Bunlardan birisi anne sütüyle beslenen bir bebek için, fizyolojik dozda gerekli olan D vitamini, ikincisi pişik kremi… Yani bebeğin mutluluğu, onun vücudunu sağlıklı kılabilmek için anne sütü artı D vitamini, artı pişik kremi şeklinde gelişiyor. Geçmişte pişik kremini çok yoğun şekilde öneriyorduk, şimdi koruyucu kremler de var. Yani bebeğin poposu, mutluluğu için önemli ve korunması lazım. Geleneksel olarak da ne deriz; bir bebek karnı toksa, altı temizse, gazı çıkmışsa, o zaman mutlu bir bebektir. Eskiden şartlanma metoduyla bebekleri çişe kakaya alıştırma gibi bir yöntem vardı. Şimdi, çocuk hazır olduğu zaman kendisini belli eder, diyoruz. Bebek 7 ila 9.aya geldiği zaman, özellikle büyük ebeveynler, bebeği çişe tutardı ve bebek şartlanarak öğrenirdi. Bu uygulamayı günümüzde önermiyoruz. Daha özgür, daha güvenli ve bilinçli bebeğin genel olarak 1,5 -2 yaşında çiş ve kaka kontrolünü şartlanmasalar da sağladıklarını görüyoruz. Bu nörolojik sistemin gelişmesiyle ilgili.

Babalar önce anneyi mutlu etsin, sonra bebeği...Kuşkusuz, bir bebeğin, bir çocuğun mutluluğu için hem annesinin hem de babasının ilgi ve sevgisine ihtiyacı var. Fakat, bebeğin önce anneyi aynaladığı da bir gerçek… O yüzden de anne mutluysa, bebek de mutludur, anne mutsuzsa bebek de mutsuzdur ya zaten… Anneler, "Bu bebeğin bugün nesi var, nasıl da huysuz, huzursuz" dedikleri günlerde, dönüp de bir kendilerine baksalar cevabı kolaylıkla bulabilirler. Annenin en ufak bir sıkıntısı, huzursuzluğu bebeğine yansır… O nedenle ben diyorum ki, babalar önce anneyi mutlu etmeyi iş edinin, sonra da çocuklarınızı… Ve bu alışkanlık sadece bebeklik zamanlarında değil, bir ömür boyu böyle devam etsin. Çünkü, ilerleyen yılllarda da çocuklar anne ve babanın birbiriyle ilişkisinin nasıl olduğundan, hem o anki hem de gelecekteki mutlulukları adına fazlasıyla nasipleniyorlar.