25 Haziran 2014 Çarşamba

Bebeklere verilen kemik suyuna çorba yararlı mı?



 Bilinenin aksine bebeklere 6. aydan sonra ek gıda olarak verilen kemik suyu besin değeri yüksek olan  bir gıda değildir. Yemeklerimize çorbalarımıza verdiği lezzet yönü daha belirleyicidir. Kemikleri kaynatırken sirke koyarsak bir miktar kalsiyum almış oluruz.
Bebeğin veya çocuğun günlük yeterli vitamin ve mineral dengesini sağlayabilmesi için mutlaka sebze ve meyve tüketmesi gerekmektedir. Dolayısı ile çocuklarımızı ilk 6 ay anne sütü ile besledikten sonra ek besinlere yoğurt, meyve suları ile başlamalı. Yavaş yavaş çorbalara, sebze yemeklerine geçmeliyiz.7.aydan sonra çorbaların içine az miktarda kıyma ufalanarak eklenebilir. Çocuğunuz çorba tüketmeye başladıktan sonra kemik suyuna çorba verebilirsiniz. Unutmayın ki kemik suyunu çocuğunuza vererek sadece kalsiyum takviyesi yapmış olursunuz.

Bebeklerde Ek Besinlere Geçmede İzlenecek Özellikler…


İlk 4-6′ay boyunca tek başına bebeğe yeterli olan anne sütü bu aylardan sonra bebeğin beslenme ihtiyaçlarının tümünü karşılamaz. O nedenle de ek besinlerle desteklenmesi gerekir. Anne sütü ile beslenme de devam ettirilmelidir. Emzirmenin devamının sağlanması için ek besinler kaşık ile verilmeli biberon kullanılmamalıdır.
 Ek besinlere geçişde şu noktalara, dikkat etmek gerekir:
1-Başlangıçta bebeğin az miktarlarda besine ihtiyacı vardır.
2-Miktar giderek ve yavaş yavaş arttırılmalıdır.
3- Bebeğin çiğneme ve sindirim yeteneğine bağlı olarak sık sık beslenmesi gereklidir.
4- Kaliteli besinler kullanılarak çeşitli besin karışımları kullanılmalı, bu karışımlar tek bir besin öğesini değil tüm gerekli öğeleri içermelidir, Böylece bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi sağlanır ve besin öğesi eksiklikleri ortaya çıkmaz.
5- Besin öğelerinden zengin ye enerjileri yüksek besin maddeleri kullanılmalıdır.
6-Bu besinlerin hazırlanma işlemleri hijyenik koşullarda gerçekleşmeli, eller ve kaplar aracılığı ile besin maddelerinin kontamine olması önlenmelidir. Vektörlere karşı besin maddeleri ile bunları hazırlama sırasında kullanılan araç gereç korunulmuş olmalıdır.
7-Mümkün olduğunca uzun süre anne sütü vermeye devam edilmelidir
8-Bebeğin fiziksel gelişmesinin ötesinde mental gelişmesi de izlenmelidir.
9-Hastalıklar sırasında ve nekahat dönemlerinde daha fazla beslenmelidir. Özellikle ishalli hastalıklarda sıvı verilmesi arttırılmalıdır.
10-Bebeğe ek besin olarak verilen maddeler ailenin ekonomik giicü ve beslenme alışkanlıklarına uygun olmalıdır. Sindirimi kolay, az posa bırakan, püre kıvamında, kolay hazırlanabilen ve baharatsız yiyecekler olmalıdır.
11-Allerjenik özellikleri en az olan besinler ilk olarak tercih edilmeli ve her seferinde yeni tek bir besin denenmelidir.
12-Taze sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra verilmeli, pişirilenler ise günlük olarak tüketilmelidir.
13-Bir yaşına doğru çocuk artık aile sofrasına oturup, ailenin tükettiği besinleri yiyebilir.

24 Haziran 2014 Salı

Gebelikte seyahat ederken dikkat edilmesi gerekenler

Gebelikte seyahat için ideal zaman 2. üç aydır. Çünkü ilk 3 ayda aşerme, bulantı, kusma gibi problemler ve son 3 ayda da büyüyen karın ve gebelikten dolay çabuk yorulma yolculuğu zorlaştırabilir. Ancak özellikle uzun süren yolculuklarda dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır. • Mutlaka emniyet kemeri kullanılmalıdır. • Air bagler açık olmalıdır. Otobüs yolculukları hamileler için en az önerilen yolculuk biçimidir. Gerek hareket kısıtlılığı, gerekse molaların seyrek olması nedeniyle eğer başka seçenek varsa uzun otobüs yolculuğu tercih edilmemelidir. Yapıldığı takdirde otobüs hareket ederken oturulmalıdır. Tuvalet kullanılacaksa mutlaka kenarlardan tutarak gidilmelidir. Tren yolculukları hareket imkanının daha fazla olması nedeniyle otobüse tercih edilmelidir. Ama tuvaletler küçük olduğundan mutlaka dikkatli olunmalıdır. Tren, araba veya otobüsle seyahatlaerde sürenin 5 - 6 saatten çok olmaması iyi olacaktır. Özellikle uzun süren yolculuklarda uzun süre hareketsiz kalmak hamileler için risklidir. Tüm yolculuklarda bu konuya özen göstermek gerekir. Hamileliğin seyrinde başka özel bir sorun yoksa bu konuda önlem alarak yolculuk yapmakda herhangi bir sakınca yoktur. Gebelik kanın pıhtılaşma eğiliminin belirgin olarak artmasına neden olur. Uzun süre bacakların aşağı sarkık durumda ve hareketsiz kalması kanın damar içinde pıhtılaşmasına neden olabilir. Özellikle bacak damarlarından kaynaklanan bir pıhtının akciğere geçerek ‘Akciğer Embolisi’ ne neden olabilmesi söz konusudur. Bu durum çok acil ve hayati tehlike doğuran bir tablodur. Otomobille yapılan yolculuklarda sık mola vermek, molalarda önce bir süre dolaşarak baldır ve uyluk kaslarının çalışmasını sağlamak, ardından da bacaklarınızı yükseğe kaldırarak dinlenmek uygun olacaktır. Uçak yolculuğu gebeler için güvenlidir. Kabin basıncında önemli değişiklik olmadığı sürece bebek için ekstra bir risk taşımaz. Buna karşın havayolu şirketleri kendilerini güvenceye almak için belli bir gebelik haftasından sonra doktor raporu talep eder. Buna karşın kıtalararası uzun uçuşlarda sık sık uçak içinde yürümek uygun olacaktır. Kıtalararası seyahat yapılacağında mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca yapılan aşıların bulunduğu bir sağlık kartının gebenin yanında bulundurması faydalıdır. Gebelikte seyahat için öneriler: • Rahat giyisiler ve ayakkabılar giyilmelidir. • Uygun, rahat bir seyahat yastığı bulundurulmalıdır. • Tuvalet ihtiyacı mutlaka giderilmelidir. • Atıştırmalık yiyecek bulundurulmalıdır. • Emniyet kemeri takılmalı ve tüm güvenlik önlemleri alınmalıdır. • YÜZMEK VE GÜNEŞLENMEK Yüzmek gebelik süresince yapılabilecek en ideal sporlardandır. Ancak atlamalar, havuzlardaki kaydıraklar, su oyunları, dalmak önerilmez. Özellikle ileri gebelik haftalarında suya atlamak yerinde havuz merdiveninden ya da sahilden girmekte fayda vardır. Havuzlarda kullanılan kimyasallar gebelikte ekstra bir sakınca oluşturmaz. Temiz olduğundan emin olunan deniz veya havuzda yüzmek gebelik sırasında yapabilecek en ideal spordur. Ancak sırtüstü ya da kurbağalama stilinde yüzmek ve çok zorlanmamak önemlidir. Güneşlenmek konusunda ise biraz daha dikkatli olmakta fayda vardır. Gebelik olsa da olmasa da güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde güneşlenmek çok sağlıklı bir davranış değildir. Hamilelerin bu nedenle güneşlenmek konusunda çok daha hassas davranmaları önerilir. Kısmen gölgede oturmak daha doğru kabul edilse de akşamüzeri saatlerinde güneşlenilebilir. Mutlaka bol sıvı alınmalı, 30 SPFve daha yüksek bir güneş kremi kullanılmalı ve mutlaka şapka takılmalıdır. Gebelikte solaryum zararlı mıdır? Solayumun bebeğe ve gebeliğe zararı olduğunu gösteren bir çalışma mevcut değil. Sauna veya solaryum gibi vücut ısısını yükselten etkenler bebekte omurga problemlerine neden olabilmektedir. Bazı çalışmalar ultraviole ışıkları ile folik asit eksiliği arasında bir bağlantı göstermişlerdir. Ayrıca gebelikte cilt yanmaya ve lekelenmeye meyillidir. Otobronzanlar tehlikeli midir? Gebelikte iyi bir opsiyon olabilir. Fakat içeriğinde dihidroaseton mevcuttur ve deriden emilen bir maddedir. Gösterilmiş bir zararı yok, fakat ilk 3 ayda kullanmamak daha doğru olacaktır. Gebelikte saunaye girmek sağlıklı mıdır? Gebeliğin ilk 3 ayında vücut ısısının çok yükselmesi bebekte sakatlıklara yol açabilir. Bu nedenle gebelik boyunca çok ısıtılmış sauna önerilmez. Hamilelikte sac bakımı yapılabilir mi? Gebelik sırasında saç boyatmanın riskli olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmamamaktadır. Ancak güvenilir olduğu da kanıtlanmış değildir. Saça yapılan uygulamalarda kullanılan maddelerin çok az bir kısmı deriden emilmektedir. Bu kadar küçük bir miktar bebekte problem yaratmayacaktır. Fakat yinde tüm bu bilgiler rağmen gebeliğin ilk 3 ayında saç boyatılmasına izin verilmez. • Bitkisel kökenli boyaların kullanılmasında fayda var. • Boyayı iyi havalanan bir mekanda yaparak havaya karışan kimyasallara daha az maruz kalmak doğru olacaktır. • Kına son derece güvenli bir boyadır. • Kimyasalların gereğinden fazla saçta - kafada kalmaması sağlanmalıdır. • İşlem sonrası saçların çok iyi durulanması gerekir. • Bu tür işlemler yapıldığında mutlaka eldiven kullanılmalıdır. • Alerji açısından önce küçük bir deneme yapılması doğru olacaktır. • Kaşlar ve kirpikler boyanmamalıdır. • Süt verirken de saçlar boyanabilir. Gebelik sırasında kişinin kendini iyi hissetmesi önemlidir. Bu nedenle öz bakımını kişi yapabilir. Epilasyonun zararı var mıdır? Gebelik boyunca hormonal değişiklikten dolayı tüylenmede artış olacaktır. Gebelikte iğneli - elektirkle yapılan epilasyon yapılmaz, çünkü amnion sıvısı elektrik akımını iletir. Isıyla yapılan epilasyonun gösterilmniş bir zararı yok. Lazer epilasyon konusunda bir bilgi birikimi olmadığından gebelikte önerilmez. Bu tür epilasyonlar yapılacaksa bile son 3 ayda meme uçlarına yapılmamlıdır. Hamilelikte ağda yapılabilir mi? Gebelikte cilt çok hassaslaştığından ağda yanma, tahriş yapabilir. Öncesinde ve sonrasında mutlaka antiseptik solüsyonla temizlenmelidir. Tüy dökücü krem ve depilatörler kullanılabilir mi? İçerdiği barium sülfat ve kalsiyum thioglycolatın gösterilmiş bir zararı yok. Fakat kullanmadan önce test dozu uygulamak ve alerji yapıp yapmadığını kontrol etmekte fayda var. Ayrıca koku nedeniyle mutlaka iyi havalanan bir mekanda uygulanmalıdır. Gebelikte tıraş sağlık mıdır? Gebelikte yapması kolay değildir. Fakat bu işi eş yapabilir ve böylece aradaki bağlar dahada güçlenebilir. Günlük içinde E vitamini bulunan iyi bir nemlendirici kullanılması kılların büyüme hızını azaltabilir. Gebelikte makyaj yapılabilir mi? Gebelikte kaliteli malzemelerle, hafif makyaj yapılabilir. Özellikle içeriğimnde yüksek dozda A vitamini içeren kremler önerilmez. Çok ağır parfümler yerine daha hafif vücut spreyleri kullanmak gebelikte kişiyi rahatlatır. Manikür ve pedikürün riskleri var mıdır? Manikür ve pedikür gebelikte yapılabilir. Fakat dikkatli olunmalı, işi bilen birilerinin yapması gerekir. Özellikle enfeksiyon riskinden dolayı kişinin kendi aletlerini kullanması ve bu aletlerin temiz - steril tutulması önemlidir. İşlem sonrası mutlaka bir dezenfektan kullanılmalıdır. Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/gebelikte-seyahat-ederken-dikkat-hamileligim-1750816/?ref=milliyet_anasayfa

23 Haziran 2014 Pazartesi

GEBELİKTE 3 AYLIK PERİYOTLARDA BEBEK GELİŞİMİ


1. TRİMESTERDE..

Bebeğin kalbi ilk 20 günde oluşup, 21. veya 22. günlerde atmaya başlar.
8. haftanın sonunda bebek, çenesini açabilir, dilini oynatabilir, hıçkırabilir, avcunu kısmen kapatabilir ve ayak parmaklarını esnetebilir.8. haftanın sonunda tüm organlar oluşmuş ve yerlerine yerleşmiş olur.
9. haftanın sonunda bebeğin cinsiyeti bariz bir şekilde belli olur.
Emmek, yutmak, nefes almak gibi daha ileri düzey hareketler 10. ve 12. haftalar arasında gerçekleşir ve bu dönemde bebeğin ağzında minik dişler çıkar.
Dördüncü ayın üçüncü haftasında eller tamamen oluşmuş ve tutma kabiliyetini geliştirmiş olur. Ayaklar tekme atabilir.Bebek 7,5–8 cm uzunluğa ve 28 gr ağırlığına erişir. Ses telleri tamamen gelişmiş olduğu için ''sessizce'' ağlayabilir.

2. TRİMESTERDE:

13. haftanın sonunda bebek, başparmağını ağzına götürebilir.
Ağız, bacaklar, dizler ve dirsekler devamlı hareket halindedir.
Kalp gelişimini tamamlar ve dakikada 140 kere çarpmaya başlar.
16. haftanın sonunda 14 cm uzunluğunda ve 170 gr ağırlığına erişen bebeğin kaşları, kirpikleri ve ince ince saçları oluşmaya başlar.Bu noktadan itibaren bebek, saatte 50 kere ya da daha fazla hareket eder.
16 haftanın sonunda bebeğin el tırnakları oluşmuştur.
20. haftanın sonunda bebek, annenin sesini duymaya ve ayırt etmeye başlar.
22. haftanın sonunda ciğerleri görevlerini yerine getirebilecek duruma gelen bebek nefes alabilir. Bu dönemde bebekler, ultrason da görüntülendiklerinde parmaklarını emiyor olabilir.

3. TRİMESTER:

27. haftanın sonunda bebeğin gözleri açılmaya başlar. Bu dönemde bebek, saatte 10 kere hareket etmektedir.
30.haftanın sonunda normal olarak bebeğin büyümesi duru ve baş, doğuma hazır olmak üzere aşağı iner.
31. haftanın sonunda bebeğin akciğerleri ve sindirim sistemi yeterince gelişmiş olur.
Bebeğin cildindeki kızarıklıklar ve kırışıklıklar azalır, kemikleri sertleşir.
35. haftada bebeğin duyma kabiliyeti tamamen gelişmiş olur. Son üç aylık dönemin sonunda bebek 3,5 kg ağırlığına erişir. Artık pek çok bebeğin kafası 2,5 cm kadar uzunlukta saçlara kaplı olacaktır.

Meme ucu yaralarında alınacak tedbirler:


* Emzirmeye devam edin.
* Emzirme pozisyonunuzu bir uzman ile birlikte kontrol edin.
* Sık sık,  ama daha kısa süreli emzirin.
* Çocuğunuza daha ilk açlık işaretinde meme verin, açlıktan huzursuzlaşıp kıpırdanmasına ve ağlamasına meydan vermeyin.
* Çocuğa meme verirken oluşan ağrıların azalması için, süt bırakma refleksini emzirmeden önce masaj yaparak harekete geçirmeniz avantaj sağlayabilir.
* Çocuğu göğsünüzden almak istediğiniz zaman daima, parmağınızla meme ile dudak arasındaki hava boşluğunu açın.
* Emzirdikten sonra biraz anne sütünü meme ucunuzun üstünde kurumaya bırakın.
* Meme ucuna sabun değmesinden kaçının.
*Fazla şiddetli ağrılar haline 24 saat süreyle sütü el ile sağabilir ya da pompalayabilirsiniz, mümkünse pompa setinin üzerinde yumuşak bir destek parçası kullanın.
* Göğüs koruyucular yalnızca istisnai hallerde tavsiye edilir.

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME






Anne sütü bebek için uygun besindir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılanması kadının normal gereksinilmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

BESLENME ÖNERİLERİ:

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih de sudur.
Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.
*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.
*Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri portakal, mandalina, domatesi maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitaminden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketebilirsiniz.
*D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.
*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.
*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjilerinin yanı sıra demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.
*Bebeğinizi sezeryan ile doğurduysanız ilk birkaç gün anesteziye bağlı olarak gelişen gaz sorununu en aza indirebilmek için, gaz yapıcı yiyeceklerden uzak durmakta fayda vardır. Bunlar karnabahar, lahana, kuru baklagiller, çiğ sebze, soğuk şekersiz süt ve yoğurt gibi.
Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidir. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:
1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.
3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.
4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.
5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.
6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.
7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.
8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.
9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.
10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

EMZİREN ANNELER PRATİK ÖNERİLER:

*Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelidirler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.
*Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alması gerekmektedir.
*Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmemelidir.
*Kansızlığa neden olduğundan yemekle beraber çay içilmemelidir.
*Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.
*Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir.
* Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.
*Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.


DOĞUM SONRASI LOHUSALIK DÖNEMİ



DOĞUM SONRASI KANAMA VE PERİNE HİJYENİ
Doğum sonrası kanama birinci günde yoğun ve kırmızı olup ilerleyen günlerde pembeye, kahverengine döner. Birkaç hafta sonra beyaz akıntı halini alır ve yaklaşık 1,5 ay devam eder. Doğum sonrası olan lohusalık akıntısı azalarak 3- 6 hafta sürebilir. Hijyenik petlerin sık değiştirilip, dikiş yerlerinin kuru tutulması önemlidir. Kanama çoğalır, vücut ısısı artar ya da akıntı kötü kokulu olursa zaman kaybetmeden hekime haber verilmelidir. Hastaneden sonra evde duş şeklinde banyo yapılabilir. Banyo sonrası dikiş yerleri iyice kurulanmalı, ıslak bırakılmamalıdır. Duş almak kan dolaşımına yararlı olacağı gibi sütünde artmasında fayda sağlayacaktır. Her tuvaletten sonra perinenin önden arkaya doğru yıkanması ve kurulanması gerekir. Perine bölgesinin kuru ve temiz olmasına özen gösterilmelidir. Enfeksiyon oluşumunu önlemek için petlerin kanama olmasa bile 3–4 saatte bir değiştirilmesi gerekir. İç çamaşırları pamuklu ve sıkı olmamalıdır. Ayrıca iç çamaşırları her gün değiştirilmeli ve ütülenmelidir.

DOĞUM SONRASINDA BESLENME
Doğum sonrası ilk zamanlarda sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma olabilir. Aynı şekilde büyük tuvalet sırasında ağrı olabilir ya da olacağını hissedip tuvalete gitmekten çekinilebilir.
Doğum sonrasında mümkün olduğunca hareket etmeli, lifli gıdalar ve ılık su tüketilmelidir. Bunlar anneyi rahatlatacaktır.
Günde 2-3 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Ağrı kesici kullanılmasına rağmen makata vuran ağrı varsa hastaneye başvurulması gerekir.

DOĞUM SONRASI HAREKET AKTİVİTESİ

Hareket etmek kan dolaşımını sağlayarak, bağırsak hareketlerini düzenler. Bu nedenle doğumdan sonraki günlerde bol bol yürüyüş yapılmalıdır. Normal doğum yapan anneler kendilerini iyi hissettikleri zaman ayağa kalkabilirler. Sezaryen olan anneler ise ortalama 6–8 saat sonra oda içinde ayağa kalkabilirler.

DOĞUM SONRASI UYKU VE DİNLENME

Dinlenme ve uyku, yeni doğum yapmış anne için çok önemlidir. Anne gebeliğin ve doğum eyleminin verdiği yorgunluğu atma arzusundadır. Yeni bir yorucu dönemin yükünü kaldırabilmesi için annenin yeterli bir istirahate ihtiyacı vardır. Gece saatlerinde annelerin mümkün olduğu kadar az rahatsız edilmesi, gündüzleri de öğle yemeğinden sonra 2 saat dinlenmesi sağlanmalıdır.

DOĞUM SONRASI DEPRESYON

Yeni doğum yapmış annenin hormonal durumundaki ani ve dramatik değişiklikler onu normalde kolaylıkla baş edebileceği faktörlere karşı duyarlı hale getirir.
Hormo0nal değişikliklere ek olarak gebelik ve doğum, uyku düzeninin bozulması, alışılmamış olaylar, bebeği, eşi ya da diğer çocukları ile ilgili anksiyete   nedeniyle annenin fiziksel gücü azalır. Postpartum, hafif depresyon birçok yeni annenin en ufak bir problem karşısında kendisini gözyaşlarına boğulma durumunda bırakır. Bazı kadınlar kendilerini kısa bir süre için yetersiz hissederler. Ancak bu genellikle kendilerine ve bebeklerine güvenleri geliştikçe ortadan kalkar. Uyuyamama ve depresyon 1–2 günden fazla sürerse, annenin postpartum psikoza girmesini önlemek için psikiyatrik yardım istenmelidir.

DOĞUM SONRASI CİNSEL YAŞAM
Cinsel aktiviteye annenin perinesinin normale döndüğü, kanamasının sona erdiği 6. Haftaya kadar başlanılmalıdır.
Çoğu anne yorgunluk, halsizlik, ağrı, koitusda ağrı ve korkuya bağlı olarak cinsel istek azalır. Normal cinsel hayata dönmede eşin önemli bir desteği vardır. Bu yüzden eş bu konuda özen göstermeli, anneye duyarlı davranmalıdır. Doğum sonrası cinsel aktivite 6 hafta kadar sonra gerçekleşebilir.
DOĞUM SONRASI AİLE PLANLAMASI

Doğum sonrası dönemde anne ve baba çocuğa, doğuma ve doğurganlığa yoğunlaştığı bir dönem olduğundan aile planlanması yöntemlerinin konuşulması için uygun bir dönemdir. Doğum sonrası 6 hafta cinsel ilişki yasaktır. Bu dönem bittikten sonra doktorunuzla görüşerek sizin için uygun olan aile planlaması yöntemini seçebilirsiniz.