18 Temmuz 2013 Perşembe

DOĞUM SONRASI BEBEK BAKIMI EĞİTİMİ



Keyifli ve heyecanlı bir dönemin başındayken merak ettiğiniz ve belki biraz endişelendiğiniz şeyler olabilir. Gebelik, doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. Bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın en iyi şekilde olması için sizlere destek vermeye çalışıyoruz.. Bu eğitimdeki amaç, bebeğiniz dünyaya geldikten sonra evde ki düzeni kolayca kurabilmenize yardımcı olabilmektir. Doğum öncesinde nasıl doğum planı yapıyor ve ona göre hareket etmeye çalışıyorsak, evdeki ilk günler içinde bu tip bir plan yapmanın yararlı olacağını düşünüp, bu eğitim programını hazırladık.Ağırlıklı olarak bebek ve bakımından bahsedeceğiz.



 Bu eğitim programın da 


*Anne sütü ve Emzirme

*Bebek Bakımı ile ilgili tüm detaylar anlatılacaktır!!!
 -Göbek bakımı,
-Yeni doğan sarılığı,
-Bebeğin altının değiştirilmesi,
 -Bebeği tutuma ve taşıma,
 -Bebeği giydirme,
 -Yenidoğan refleksleri,
 -Bebeğin yıkanması,
 -Bebeğin gazının çıkarılması,
-Bebek için rahatlatma masajı,
 -Bebeğin aşıları,
-Bebeğin uyku düzeni,
-Bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,
-Bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları  ana başlıkları altında olacaktır.

 Bu eğitimin sonunda elinizde bir planınız oluşmuş olacak. Bebeğinizi nasıl besleyeceksiniz?, Size destek olacak ürünler nelerdir?, bebeğinizi nasıl yıkayacak, altını nasıl temizleyeceksiniz? Kimler ilk günlerde size nasıl destek verebilir? Gibi konuları netleştirmiş olacaksınız. Bunun yanı sıra bebeğiniz için gerçekten neler almalısınız? Bunu da netleştirmiş olacağız.İsteyen anne ve baba bebeklerimiz üzerinde uygulama yapabilecekler..

 Eğer sizde bu eğitimimize katılmak isterseniz; ertugrul.esra@gmail.com email atabilirsiniz.
11 Ağustos 2013 pazar günü saat 11:0-14:00 saatleri arasında eğitim olacaktır.Kayıt içinertugrul.esra@gmail.com e-mail atarak kayıt yaptırabilirsiniz.
Eğitim yerimiz: Bostancı‘dadır.
Ücreti: 100 TL..

Eşler isterlerse katılabilirler.

3 - 6 Yaş Arası Çocukların Gelişim Özellikleri


Sosyal Gelişim:
3-6 yaş arası oyun çağı çocuğu bedenen,zeka ve kişilik bakımından hızla büyümekte,öteki dönemlerde kazandığı güven ve bağımsızlık duygularına paralel olarak çevresini genişletmekte,keşifler yapmaktadır.
Bu dönemde çocuğun çevresini,kendine,özellikle cinselliğe karşı merak ve öğrenme eğilimi kendini gösterir,soru sorması en yüksek düzeyine ulaşır.Girişim dönemi olarak adlandırılan bu dönemde çocuğun merak ve ilgilerine yönelik suçlayıcı,cezalandırıcı tutumlar onu hayat boyu gereken öğrenme isteğini,girişimciliğini  engelleyecek,bir takım sosyal ve duygusal sorunlara yol açabilecektir.
Bu dönem ayrıca çocukta vicdanın geliştiği dönemdir.Çocuk artık dış dünyadan,anne babasından gelen disiplini içselleştirmeye başalmıştır.Dozunda bir disiplin doğru ve sağlıklı bir vicdan gelişimine,suçlayıcı,cezalandırıcı disiplin bireyin suçluluk duygularının gelişimine yol açar.Suçluluk duyguları çocuğun hareketlerini kısıtlar,yeni şeyler öğrenmek,merak etmek yani girişimcilik yeteneklerinden onu alıkoyar.Dozunda bir vicdan gelişimi ise toplumsal kurallara uyan ama gereksiz suçluluk duyguları ile kendini kısıtlamayan, dolayısıyla özgür düşünebilen, hedefler koyabilen,öğrenmeye açık,girişimci bir kişilik sağlayacaktır.
Bilişsel gelişim:
Bu evrede çocuk dile ve sembolik düşünce yeteneğine sahiptir. Sembolik düşünme yeteneği;kavram geliştirme,dil,jestler,yaratıcılık,resim ve diğer sanatsal eylemler için  temel oluşturu.Sembolik düşünme yeteneği oyunda da kendini gösterir.Çocuk farklı objeleri hayal ettiği biçimde kullanır,onlarla oynar.
Bu dönemdeki çocuğun zihinsel işleyişi görünenin etkisi altındadır.Örneğin eşit ağırlıkta olduğu gösterilen iki parça hamurdan birine daha büyük ,diğerine daha küçük bir şekil verildiğinde görüntünün etkisi altındaki bu yaş çocuğu büyük parçanın ağır olduğunu söyleyecektir.
Benmerkezcilik bu dönemdeki düşünce yapısının tipik özelliğidir. Başkalarının duygu ve gereksinimlerini farketme konusunda yetersizlik gösterirler.Bu dönemin sonlarına doğru başkalarının ne hisettiği ve ne düşündüğüne ilişkin becerileri gelişmeye başlar.
3-4 yaş           Nesneler arasındaki ilişkileri anlayabilir,eşleştirme yapabilirler.
                     Uzun-kısa ayırımını yapabilirler.
                     Basit-somut sınflandırmalar yapabilirler (yiyecek,giyecek,hayvan gibi)
                     10’a kadar sayabilir
                     6 parçalı yap boz yapabilir
                     Kare çizebilir
                     Benzerlik ve farklılıkları söyleyebilir.
                     3 rengi isimlendirebilir
                     3 şekli isimlendirebilir (kare,üçgen,daire) 
2
4-5 yaş            Kısa dize,tekerleme tekrar edebilir
                      Ağır-hafif ayırımı yapabilir
                      Dinlediği öyküdeki birkaç ana noktayı tekrarlayabilir
                      İnsan resmi çizebilir
                      20’ye kadar sayabilir
1                    1-20 arası rakamları tanıyabilir Sağını solunu söyleyebilir
                      Adını yazabilir
                      Basit labirenti tamalayabilir
                      Haftanın günlerini söyleyebilir
                      Basit toplama çıkartma yapabilir
                      100’e kadar sayabilir
Motor Gelişim:
3-4 yaş                     Makas kullanabilir
                               Atlayıp,zıplar,topa tekme atar,parmak ucunda yürür
                               Kısa mesafe koşar,3 tekerlekli bisiklete biner
                               Ayak değiştirerek merdiven çıkabilir
                               Atılan topu tutabilir
                               Öne doğru takla atabilir
4-5 yaş                     4-8 saniye tek ayak üzerinde durabilir
                               Öne doğru,arkaya doğru çift ayak zıplar
                               Eğik çizgiyi ,daireyi makasla kesebilir
                               Ev,adam,ağaç resmi yapabilir
5-6 yaş                     Denge tahtasında yürüyebilir
                               Ayak değiştirerek zıplayabilir
                               Sınırların içini boyayabilir
                               Modele bakarak harfleri,karmaşık şekilleri kopya edebilir.
                               İp atlayabilir
                               İki tekerlekli bisiklete binebilir
                               Patenle kayabilir
Dil Gelişimi:
3-4 yaş                     Soru ekini doğru olarak cümle sonunda kullanabilir
                               Sık kullanılan nesnelerle ne yapıldığını söyleyebilir
                               Gelecek zaman kipini kullanabilir
                               Sıralamalı iki  olayı kısa cümlelerle anlatır 
4-5 yaş                       Edilgen cümle kullanır
                                 Birleşik cümle kullanır (topa vurdum ve top yola kaçtı)
                                 Nesnelerin altını,üstünü bulabilir
                                 Resimdeki saçmalıkları gösterebilir,yardımla anlatabilir
4-5 yaş                       Zıtlıklarla ilgili karşılaştırmalarda en son kelimeyi söyler
                                 ( Örn. Yazın hava sıcaktır,kışın............. ) 
                                 Bildiği bir hikayeyi anlatır
                                 Kafiyeleri farkeder
                                 Karmaşık cümleler kurabilir
1                                Adresini söyleyebilir 
                                 Telefon numarasını söyleyebilir
                                 Basit fıkralar anlatabilir
                                 Günlük deneyimlerini anlatabilir
                                 Sözcükleri tanımlayabilir
                                 Dün ve yarın’ı anlamlı olarak kullanabilir
                                 Yeni ve bilmediği sözcüklerin anlamını sorar


Gülay ÖTERUzm. Pedagog M.A

ALTUĞ 3,5 YAŞINDA:))






Çocuğunuzun 3,5 yaşına gelmiş olması ona ninni söylemenizi engellemez. Ama artık söyleyeceğiniz şarkılar biraz daha hayattan, biraz daha yaşamın renklerinden olacaktır. Örneğin soğuktan donmak üzere olan bir kuşun hikayesini bir şarkı gibi mırıldanmanız,çocuğunuzun empati yeteneğine mutlaka güç katabilir.Başkalarının ayakkabılarından hayata bakmak diyorlar yabancılar empati için.Bu duygu zamanla sizin çocuğunuzun içinde gelişecek ve sağlıklı arkadaşlık kurmak için temel olacaktır.Ona şarkılar söyleyerek , ritim duygusu içinde hayatı karşılamasını da sağlarsınız.
Bunun için benim önce şarkı öğrenmem gerekti. 1-2 şarkıyı bizimleyken söylüyor. Ama okulda söylediklerini asla evde söylemiyor.

3,5 Yaş Fiziksel Gelişim :
3,5 yaşına gelmiş bir çocuk tek ayağı üzerinde 5 saniye kadar durabilir. El ve parmak becerileri gelişen çocuk ,kare ve yuvarlak şekiller çizebilir. Bu yeteneğini kullanırken onun  harfleri çizmesini sağlayabilirsiniz.”O” harfini yapmak en kolay iş olabilir minik yazarınız için.Üstelik adı da ”Oya” veya ”Olgun” ise değmeyin keyfine! Onu ,yazı yazması için kesinlikle zorlamayın,süreci kendi içindeki ahenge bırakın.Makas kullanmayı da beceren çocuğunuza tehlike yaratmayacak bir makas alın.Kağıtları düz bir çizgi halinde kesmesi sizi şaşırtmamalı.
Altuğ yuvarlak yapmayı becerebiliyor. El ve parmaklarını iyi kullandığını düşünüyorum. Okulda olduğu kadar evde de faaliyet yapmaya bayılıyor. Noktaları birleştirmek, aradaki farkşlılıarı bulma oyununu seviyor. Ama boyamadan çok hoşlandığı söylenemez. Diğer şekilleri benzetmeye .alışsa da olmuyor.. Makası epeydir çok güzel kullanıyor. Artık düz de kesiyor..

Sayılar :

”Minik matematikçi”  için ilk ders sayılar olacaktır. Onu bir sınıf ortamına kapatarak sayıları öğretmeyin. Bu yaşlardaki çocuklar hayatın doğal akışı içinde öğrenmek isterler. Yolda yürürken geçen arabaları saymayı denediniz mi hiç? Ya da kızınızın kaç tane oyuncak bebeği olduğunu birlikte saydınız mı? Bu şekilde yapılan pratikler oyun ve eğitimi iç içe geçirerek daha anlamlı bir dünya yaratır onlar için.3,5 yaşındaki bir çocuk 3-4’e kadar sayabilir. Onu çok fazla zorlamayın.
Bu sene anaokulunda sayıları öğrendiler. Biz en çok merdivenleri çıkarken sayıyoruz. Okulda 1-10' a kadar, 5'er %'er  ve 10'ar 10 'a kadar saymayı öğrettiler. Ama Altuğ 1-10 arasını sayıyor sayılabilir.

Disiplin ve İstikrar :

Tüm çocukluk boyunca olduğu gibi 3,5 yaşında da disiplin ve istikrar bir arada sürdürülmelidir.  Çocuğunuzun hayatında koyduğunuz kurallar iyi düşünülmüş olmalı. Çok fazla kural,çok fazla ihlal anlamına gelebilir.Çocuğunuz bir gün içinde birden çok ”mola” alıyorsa bir şeylerin yanlış gittiğinden emin olabilirsiniz.
Ayrıca kuralları sizin, bakıcının ve babanın aynı istikrarda takip ettiğini kontrol ediyor musunuz? Tükürmek yasak olmasına rağmen, babayla geçirilen bir zamanda ”bir seferlik bir şey olmaz” düşüncesi başınızı çok ağrıtabilir. Çocuğun”bir seferlik” düşüncesi sizin algıladığınızdan çok daha farklıdır. Kurallar çiğnendiğinde memnuniyetsizliğinizi onunla paylaşmanız gerekir. Ayrıca anneden alınamayan bir iznin babadan alınabiliyor olması ,çocuğun size karşı oynayacağı yeni bir oyun olabilir.”Minik Zeki” nin tuzağına düşmeyin.
Buna ailecek dikkat ediyoruz. Ne kadar iyiyiz pek bilmiyorum.Önceleri kurallarımız pek yoktu.Benim bir pedagogla danışmamdan sonra bunun ne kadar hatalı  olduğunu anladık. o günden beri dikkat etmeye çalışıyoruz..
”Gürültü yapmayan insan tehlikeli olabilir. ” Jean de La Fontaine (1621-1695)

Hayvanlar Konuşur mu ?

Hayal ve gerçek arasındaki çizginin net olmadığı 3,5 yaş çocuğu için cevap ”evettir”.Hareket özgürlüğüyle bağımsızlaştıkça kendini ayrı bir birey olarak görür ve algılar.Bu gerçekliği algılaması dünyaya tamamen gerçek gözlüklerle bakmak anlamına gelmez. Masallar onun için çok eğlencelidir bu yaşlarda.Hatta tilki ile karganın hikayesi en favori olan olabilir. Ünlü fabl yazarı Fransız La Fontaine basit ve yalın hikayelerle hayvanları konuşturmuştur. Hikayelerindeki güzel  ahlak dersleri çocuğun iç dünyasına yeteri kadar mesaj gönderecektir.
Bu yaşında çocuğunuz çıkıp size masallar okumaya başlarsa şaşırmayın. Aylardır tekrar tekrar okuduğunuz kitapları hard diskine(!) iyi kaydetmiş olabilir. Onu dinleyin ve anlatması için yüreklendirin.
Gerçekten öyle:)) Altuğ bu aralara bülbül gibi konuşuyor Bir hikayeler anlatıyor ki inanamazsınız:))

Bayramlar :

Özel gün kavramı çocuklarımıza yaşatmamız gereken mutluluk. 3,5 yaşındaki bir çocuğun bazı günlerin diğer günlerden farklı olduğunu bilmesi ona heyecan verecektir.Bu özel gün dini veya milli bir bayram olabilir.Bazı özel törenler ,hareketler ,aile yaşamının sıcaklığı ve birlik duygusu ona iyi gelecektir.
Bayramda anneannesinin elini öpmesi onun doğuştan getirdiği bir özelik değildir.Bunu bizim öğretmemiz ve yaşatmamız gerekiyor.Bu tür duygular çocuğa yalnız olmadığımız duygusunu verecektir.İnsanoğlu binlerce yıl topluluk halinde kalabalık aileler içinde yaşadı.Dolayısıyla GFUYgenlerimize yazılan şey birlik ve kalabalık olmanın gücüdür.Modern yaşamın olumsuzluklarını yapabildiğiniz kadar engellemeye çalışın.
İş yaşamındaki yoğunluk bayram günlerini tatile çeviriyor, bunun tabiî ki farkındayız. İlk gün bayram kutlamaları yapmak ikinci gün tatile çıkmak bir ara çözüm olabilir belki.

Beslenme :

3 N ,1 N kuralını hatırlıyor musunuz? Ne zaman, ne ve nerede yenileceğine biz karar veririz; ama ne kadar yiyeceğine çocuk karar verir. Yemiyor diye onu zorlamayın. Onu bıkmadan, usanmadan yeni yiyeceklerle tanıştırın.Bir yemeği iki üç kez yememiş olması,dördüncü seferde de reddedeceği anlamına gelmez.
  • Televizyon karşısında yeme alışkanlığı geliştirmemelisiniz,
  • Ona  model olun. Sizin yerken zevk aldığınız şeyleri o da denemek ister. Onu kandırmaya çalışmayın,gerçek hislerinizi anlamakta çok marifetlidir!
  • Yemek masası ödül veya ceza alanı değildir. Yemeği ona ceza gibi veya ödül gibi sunmayın.
  • Abur cubur onun karnını doyurabilir ; ama gerçek gereksinimlerini değil.
  • Masayı kurmanızda size yardım etmesi onun için sorumluluk geliştirici bir aktivitedir. Aile ile birlikte yenilen Yemeğin, özel bir aktivite  olduğunu algılamasını sağlar.
Biz ne zaman bu kurala uymaya başladık benim iştahsız minik oğlumun yemek yeme düzeni çok daha iyi duruma geldi. Bu kurala gerçekten dikkat edilmeli..

Bilgi Hapı:
Montessori Method’unu duymuş muydunuz? Bu yöntem Maria Montessori tarafından felsefesi oluşturulmuş bir eğitim yöntemidir. Tüm dünyada birçok okul öncesi eğitim kurumu onun felsefesine uygun eğitim yapmaktadır. Çocuklara gerekli materyallerin verilmesiyle onların kendi kendilerine ve doğal bir şekilde eğitilmelerinin üstünlüğü ,ana felsefedir.Öğretmen çocuklara mümkün olduğunca müdahil olmaz,onların kendi iç güdüleriyle deneyler yapmalarını ve sonuca ulaşmalarını teşvik eder.
”Çocuğunuzun başarabileceğini hissettiği bir işte ona asla yardımcı olmayın”
Maria Montessori (İtalyan Çocuk Doktoru ve Eğitimci -1870-1952)

Kaynak:http://www.bebekolay.com/3-5-yas-cocuk-gelisimi-mini-mini-bir-kus-konmustu/
Montessori Medonu biliyorum ve bazı siteve kitaplardan kendimce bilgiler edindim. Evde de bu yöntemi kullandığımız şeyler oldu. Altuğ'unun gittiği anaokulu montessori değil ama ona yakın eğitim verdiğini düşünüyorum. Gerçekten çocuğun birey olarak hareket etmesini sağlayan, ayakları üzerinde durmasına yardımcı olan bir metot..

Gebelikte Beslenme



Gebe olduğunu öğrenen bir kadının aklına gelen ilk sorulardan biri de bebeğinin sağlıklı olabilmesi için neler yemesi gerektiğidir. Bazı yanlış inanışlar ve bunun sonucunda edinilen alışkanlıklar nedeniyle gebeliklerde hatalı diyetler görmekteyiz. Öncelikle birkaç yanlış inanıştan bahsetmemiz gerekmektedir. Gebelik döneminde bebeğin gelişmeyeceği ve aç kalınacağına inanarak yapılacak aşırı beslenmenin size gereksiz ağırlık artışı olarak geri döneceği bilinmelidir. Aşerme gebeliğin uyum döneminde bazı psikolojik ve hormonal nedenlere bağlı olarak görülebilen farklı yiyecek türlerine duyulan istektir. Aşerme sonucunda istenilen yiyeceğin yenmesinin zararı olmadığı gibi sanılan aksine bir yararı da yoktur. Hatta bazı yörelerde yanlış inanışlara yol açarak istenilen yiyeceğin yenmemesi durumunda bebekte sakatlık ve cildinde lekeler olacağı söylenmektedir.
Gebelik öncesi dönemine göre gebelik döneminde almanız gereken ekstra sadece 300 kaloridir. Bu küçük bir farktır. Gebeliğin erken dönemlerinde izlenen kusmalarda işler biraz değişebilmektedir. Bu dönemdeki yoğun kusmalar bebeğin gelişiminden çok anne sağlığını tehlike altına atmaktadır. Yoğun kusma şikayeti olan gebe bebeği için aşırı kaygılanmamalıdır. Genelde “ben beslenemiyorum bebeğim aç kalacak gelişemeyecek” düşüncesi çiftlerde gereksiz bir kaygı yaratmaktadır. Bebek annenin beslenmesinden bağımsız olarak annenin mevcut depolarından gerektiği kadar besin almaktadır. Bu yüzden amacımız annenin sağlığını hızlıca düzeltmektir. Hafif bulantı kusma yaşayan kadınların beslenme alışkanlıklarını yeniden düzenlemek yerinde olacaktır. İlk önerimiz sık sık, ama az yenen öğünlerdir. Buradaki amaç mideyi bir anda doldurmamaktır. Günde 7-8 öğün baharatsız, yağsız besinler bulantı ve kusma şikayetlerinde hafifleme sağlar. Et ve yumurta gibi proteinden zengin gıdalar midede uzun süre kaldıklarında bulantıya neden olabilmektedirler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme tercih edilmelidir. Bulantılar özellikle sabahları yataktan kalkarken yoğun olarak gözlendiğinden yataktan kalkmadan yenecek bir iki adet krakerin ciddi yararı olmaktadır. Aynı şekilde leblebi, patlamış mısır gibi mide sıvısını emen besinler de bulantıyı azaltabilir. Çok ciddi bulantı ve kusması olan, kilo kaybı görülen gebelerin tedavisi hastanede yapılmalıdır.
Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde bulantı kusmalar geçeceğinden öğün sayısı günde 4-5 olacak şekilde azaltılabilir. Bu dönemde diyette bir kısıtlama yoktur. Gebeliğin son dönemlerine doğru büyüyen rahmin mideye baskısı sonucu görülen yanma ve gaz şikayetleri nedeniyle öğün sayısı arttırılabilir.
Gebelik döneminde bazı nadir hastalıklara sahip gebeler ve şeker hastaları dışında diyet önermemekteyiz. Gebelik öncesi dönemde rahatça tüketebildiğiniz besinleri yemek yeterlidir. Midenizde problem yaratacak besinleri yemeniz gerekli değildir.
Kısaca birkaç besin maddesi hakkında önerilerde bulunmakta yarar vardır. Gebelik esnasında haftada 1-2 kez balık tüketimi önemlidir. Balık omega yağ asitleri açısında zengin besin türüdür. Omega yağ asitleri bebeğinizin beyin ve sinir gelişimi için oldukça faydalıdır. Bunun dışında omega yağ asidi kullanımının çocukların okul yaşamında da etkili olduğunu bildiren çalışmalar yayınlanmıştır. Bizim tavsiyemiz mümkünse derin denizlerde yaşayan somon gibi balıkların tüketilmesidir. Bu balıklar omega yağ asitleri açısından oldukça zengindir.
Bebeğinizin kemik gelişimi açısından kalsiyum ihtiyacınızı süt, peynir ve yoğurttan karşılayabilirsiniz. Bu besin maddelerini tüketemeyen kadınlar için kalsiyum içeren ilaçlar kullanılmaktadır.
Gebelik dengeli ve düzenli beslenmek önemlidir. Bebeğin gelişimi açısından karbonhidrat ve protein alımı da gereklidir. Su içmeye önem verilmelidir. Günde 2-3 litre su içilmesi önerilmektedir. Özellikle hayvansal gıdalar yeterli miktarlarda tüketilmelidir. Beslenme programınızı doktorunuz ile gebeliğin başından konuşarak kendi beslenme alışkanlıklarınıza göre ayarlamalar yapmanız uygun olacaktır.
Gebelikte ek olarak alınması gereken vitamin ve mineraller sadece demir ve folik asittir. Bunun dışındaki hiçbir vitaminin, normal beslenen bir gebede yararı kanıtlanmamıştır. Özellikle kan yapsın diye tüketilen pekmez gibi besinler fazla kalori, dolayısı ile kilo alımından başka bir işe yaramazlar. Aynı şey kuru yemişler için de geçerlidir, gereğinden fazla tüketilen kuru yemişlerin bebeğe de, anneye de hiçbir yararı yoktur.
Gebelikte kilo alımı
Normal kilodaki bir gebenin, gebelik boyunca alması gereken ideal kilo 12-13 kg.dır. Başlangıç kilosu daha az olan gebeler bunun üzerinde, daha fazla olanlar ise bunun altında kilo almalıdır. Gebeliğin ilk 20 haftasında ayda 1 kg, gebeliğin ikinci yarısında ise ayda 2 kg kadar alınması önerilir. Bulantı ve mide şikayetleri nedeniyle ilk 3 ayda kilo alınmaması, hatta 1-2 kg kayıp normal karşılanmalıdır.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

TATİL İÇİN NELER YANIMIZDA OLMALI?





Tatile giderken yanımızda neler getireceğimize önceden karar vermek, liste yapmak benim her zaman çok işime yaramıştı. benim Altuğ için yanımda getirmek için hazırladığım listem;
-Hafif katlanabilir puset (Şu an da 3.5 yaşında olmasına rağmen en çok kullandığımız malzememiz tatilde..)
-Bebekler için wraplar
-Tatil için doktorumuzun bize yanımızda getirmemiz için gerekenler listesindeki tüm malzemeler.. Bunların için de parasetamol, allerji şurubu, yanık kremi, böcek sokmaları için merhem gibi ilaç isimlerimiz .. Sizde doktorunuza tatile gitmeden önce danışabilir kendi listenizi hazırlayabilirsiniz.
-Oyuncak , kitap, boya kalemleri, puzzle.( biz bu sene yanımızda dozer ve kamyonlarımız  getirdik. Çocuğunuzun en sevdikleri.,)
-Tatile nereye gideceğiniz, nerede kalacağınız çok önemli. Bu da yanınızda getireceklerinizi belirlemenizi sağlayacaktır.Uyurken kullandığı yastığı, uyku arkadaşı ve yaen sevdiği masal kitabı..
-Deniz kenarında kullanacağı kolluk  veya simit
Kumla oynaması için kova, kürek
-Güneşten korumak için şapka
-Mayo
-Havlu
-Güneş kremi
-Islak mendiller
-Bez kullanıyorsa yeteri kadar bebek bezi, bez kullanmıyorsa yatak koruyucusu
-Tek kullanımlık alt açma bezleri
-Pişik kremi, nemlendirici
-Seyahat lazımlığı ve poşeti
-Banyo havlusu
-Eğer bebeğiniz için küvet kullanıyorsanız şişme bebek küvetlerinden temin edebilirsiniz.
-Tarak, makas, törpü
-Suluk, kaşık, çatal ve tabağı
-Bebek ise blender, sterilizatör .. Ama bazı bebek dostu tatil köylerinde bunların hepsi var. Önceden gideceğiniz  yerle bunu konuşabilir ona göre yanınızda getirirsiniz.
-Eğer arabayla gidecekseniz;araç için katlanabilir güneş storu,çocuk müziklerinden oluşan cd, ıpad,çocuk için atıştırmalıklar, su, ıslak mendil.
-Uçakla tatile gidiyorsanız;mümkünse tuvalete yakın yerleri tercih edin, kalkış ve inişlerden bebeğinizi basınçtan etkilenmemesi için emzik veya biberonu yanınızda bulundurun.
-Emziren bir anne iseniz;
pompa ve apartaları,göğüs pedleri, soğuk/sıcak kompres pedleriniz,emzirme t-shirtlleri, emzirme önlüğü, wraplarınız, emzirme sütyenleriniz, süt saklama poşetleri, termal çanta işinize yarayacaktır.

-

ÇOCUKLAR VE GÜNEŞ






Güneş bizi seviyor sevmesine de bazen acımasız davranıp canımızı yakabiliyor. Cildimizi güzelleştirip,sonrasında başımıza kötü hastalıklar açabiliyor. Oysa ki çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için beslenmesi ne kadar önemliyse, güneş ışınları da o kadar önemli. Özellikle kemik gelişiminde çok önemli rolü bulunmaktadır.O nedenle çok soğuk ve çok sıcak havalarda bile çocuklarımızı günde 2 saat kadar dışarı çıkararak güneş ışınlarından faydalanmaları sağlanmalıdır.
Özellikle bebekler güneşe çıkarılırken , baş ve gözlerini korumak için şapka giydirilmelidir.Yazın 11:00-15:00 saatleri arasında, çocukları güneşe çıkarmamalıyız.İlk gün 2 dakikayla başlayıp her gün arttırılarak 30 dakikadan fazla güneşte kalmaması sağlanmalıdır. Güneşte iken; üzerine ince bir t-shirt ve şapka giydirilmelidir.Güneşin ışınlarının yararlı olduğu kadar zararlı da olduğu unutulmamalıdır.

Bu konuyla ilgili Esra Sert'in ntvmsnbc 'de çok güzel bir yazı var.Okumak isterseniz;

http://www.ntvmsnbc.com/id/25222656/


ÇOCUKLARDA İŞTAH SORUNUNA MİNİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


Sağlıklı bir bebeğin ilk yıl altı, onu izleyen her yıl iki kilo alması normal
Kimi anneler bebeğinin yememesinden şikayet ederken kimileri de kalori kısıtlamasına gidiyor. Böyle olunca Okul öncesi çocuklarda günlük alması gereken kalori miktarının “1000 + (yaş x 100)” formülüyle hesaplanmaktadır.
Anneler olarak iştahsız çocuklarımız hakkında en çok merak edilen bir kaç sorudan bahsedeceğim;:

Bir yaş üstündeki çocuklarda iştahsızlığın görülme sıklığı nedir?
Her üç çocuktan birinde görülüyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaygın bir sorun. Okul öncesi dönemde sık rastlanıyor.Bu oran ne kadar da yüksek değil mi? Onun  için çok annenin en büyük sorunu.

Tipik davranışları nasıldır?
Bir lokmayı yarım gün ağızlarında tutabilirler. Hatta ağzındaki yemekle uyuyup onunla kalkan bebekler, çocuklar biliyorum. Yemek zamanları çılgın gibidirler, savaş halinde geçer. Yemeği istemez, yutmaz, eliyle iter, döker, saçar, kusar, yemekleri blender’dan geçirilmiş şekilde yemek ister. Yemeği ancak televizyon karşısında, çizgi film izleyerek veya balkondan dışarıyı seyrederek, “uçak, geliyor, kuş geliyor” diye kandırılarak yiyebilirler. Ama farkına varmadan yemek yemiş olurlar.
Benim oğlumun da ciddi iştah sıkıntısı var. Esasında iştahsızlıktan öte inat bizdeki durum. İnat ettiği için yemek yemiyor. Ama ciddi bir inadı var. Asla televizyon karşısında ve farkına varmadan yemek yemez. Az yemek yer. Onun için miktarı az fakat kalorisi yüksek gıdalar seçerek beslenmesini sağladım..

Peki, bu kadar sık görülen sorunun nedenleri nedir?
Çocuk duygusal birikimini önce beslenmeye yansıtır. Annenin işe gitmesi, onu özlemesi gibi nedenlerle sorunun kaynağı psikolojik olabileceği gibi annelerin aşırı koruyucu tavrı, titiz ve seçici olması beslenme sorunlarına neden olabiliyor. Bu sorun çocukta yatağına kaçırmasına kadar gidebilen başka sorunları beraberinde getirebiliyor. Ayrıca kendisi sebze yemeyen ama çocuğunun sebze yemesini bekleyen anneler bu sorunun sebeplerinden.

Annelerin hatası nedir?
Okul öncesi dönemde çocuklar duygularını ifade edemez. Bu kişiliğin geliştiği bir dönemdir. Çocuklar hep “Ben, ben” der. “Ben yiyeceğim”, “Ben giyeceğim” der. Anneler ise hep bu ‘ben’i bastırırlar. Bebeklere verilen o bulamaç şeklindeki, bisküvinin, sütün, pekmezin, fındığın ezildiği kahvaltının, bebeklik besinlerinin, bir yaş civarında sonlandırılması lazım. Ama anneler bebeklerinin yemeyeceğini ya da az yiyeceğini düşünerek sabah kahvaltısını hala ezmeye, yemeklerini blender’dan geçirmeye devam eder. Muhallebiye, biberona son vermez. Halbuki çocuk artık değişik lezzetler istiyordur. Ekşiyi ve acıyı ortalama 9 - 12 aylarda denemeye başlamalıdırlar.
Ben de buna çok dikkat ettim. İlk ek gıdaya geçtikten sonra 9. ay itibariyle Altuğ'a hiç bulamaç vermedim. Birde kendi yemesi için özendirdim. Böyle olunca yediği miktar azalıyor. Sanırım annelerin de en büyük telaşı bu..

1 - 3 yaş arasındaki bir bebek günde ortalama kaç kalori almalı?
Okul öncesi çocuklarda “1000 + (yaş x 100)” formülüyle günlük alması gereken kalori miktarı hesaplanır. Örneğin 2 yaşındaki bir çocuk 1200 kalori alacak demektir bu. Ama bu hesaplamada 200 kalori fazla ya da eksik olabilir. Günlük protein alımında miktar olarak kilo başına 1.5 - 2 gram yeterlidir. Kalsiyum ihtiyacı ise 600 miligramla karşılanabilir.

Her yıl kaç kilo almalılar?
Bir çocuk diyelim ki 3- 3.5 kilo doğdu. Altıncı ayında doğum kilosunun iki katına, yaşında doğum kilosunun 3 katına ulaşır. Yani bir yaşında 10 kilo artı eksi bir kilo normaldir. İlk bir yıl 6 kilo alması ideal. Sonraki yıllarda, okul öncesi dönemde, her yıl ortalama iki kilo alır. Daha fazla kilo alırsa mesela 3 kilo alırsa bu çok olur. Boyu da her yıl 6- 8 santimetre uzar. 5 santim uzuyorsa kısa kalıyor demektir.

Midesini sıvıyla doldurmasın
Yemek saatlerine yakın ve yemekle birlikte meyve suyu, su vermeyin. Midesi şişince yemek yemez. Yemekte çorba varsa 1/4 kase koyun. Ya da yemeğe çorbayla başlamayın. Mümkünse katı yemeğini yemesine özen gösterin. Bütün içecekleri eğer biberonla içiyorsa bardakla değiştirin. Böylelikle aldığı sıvı miktarını azaltabilirsiniz.
İştahsız çocuğa seçenek sunmayın
Öyle anneler var ki “Ne isterse onu yapıyorum ama yemiyor” diyor. Özetle çocuğa seçenek sunmak çözüm getirmiyor. Bir evde bir menü olur, bütün ev halkı bunu yer. Üç yaşındaki bir çocuk; bir yemek kaşığı kuru fasulye, bir yemek kaşığı pilav, bir yemek kaşığı yoğurt ve 2-3 kaşık salata yiyebilir. Çocuk çok seçenek sunduğunuzda sizi sömürmeye devam eder. Çünkü o yememekte kararlıdır.
Bu sanırım çok yaptığımız bir şey. Altuğ da çok çok az yediği dönemlerde maalesef benim de yaptığım bir durum oldu. Sonra kararlı bir şekilde karşısında durduğunda esasında daha fazla yediğini gördüm. 

Besinlerin enerji içeriği nasıl artırılır? Bu benim çok başvurduğum bir yöntem Az yiyen bir çocuk için çok önmeli!!!

***ÖRNEK 
1 su bardağı süt 125 kalori, 6 gram protein içerir.
1 su bardağı muzlu süt 175 kalori, 6 gram protein içerir.
1 su bardağı muzlu - ballı süt 225 kalori, 6 gram protein içerir
1 kase dondurma 225 kalori 6 gram protein içerir.
(1 küçük boy muz 50 kalori, 1 tatlı kaşığı bal 50 kaloridir)

Çocuk ağzına bir şey götürüyorsa katı gıdaya geçebilir
Emekleyen çocuk yerde ne bulursa ağzına atar geveler. Bunu yapan çocuğa yemekleri artık ezme, süzme şeklinde vermemek lazım. Bu çocuk artık nörolojik gelişimini tamamlamıştır ve eline geçeni ağzına götürüp diliyle çevirip yutuyordur. Dişi çıkmasa bile katı besinlere geçilmelidir. Besin eline verilmeli, parmaklarını çatal gibi kullanması sağlanmalıdır. Ama genelde anneler, çocuğu mama sandalyesinde ya da koltuğun bir köşesine sıkıştırarak aynı yemekleri, aynı lezzetleri zorla yediriyor. Çeşitlilik yok, dolayısıyla çocuk çok sıkılıyor ve beslenme sorunu başlıyor.
Benim doktorum;''Anneye “Kuru fasulye, bulgur ver” diyoruz “Gaz yapar” diyor. “Meyve ver” diyoruz “Boğazına takılır” diyor. “Sarmısaklı yoğurtlu mantı ver” diyoruz, “Acı gelir” diyor. Halbuki çok güzel yer hatta iştahını bile açar.''

Ne zaman endişe etmeli?

Çocuğun gelişimi normal seyrinde giderken son üç ayda büyüme eğrisi aşağıda kalıyorsa, kansızlık gibi bir sağlık sorunu varsa o zaman çocuktaki iştahsızlık ve yeme sorunundan endişe edilmeli ve ciddiye alınmalı.