4 Eylül 2012 Salı

GEBELİĞİN OLUŞUMU




Gebelik oluşumu Mucizenin başlangıcı
Kadın organizmasının ergenlik çağından itibaren her ay yeni bir gebeliğe hazırlandığını daha önce belirtmiştik. Adet döngüsünün ilk günü adet kanamasının başladığı gündür. Size ‘Son adet tarihiniz nedir?’ diye sorulduğunda her zaman son adet kanamasının ilk gününün kastedildiğinden emin olabilirsiniz. Bu döngü bir sonraki adet kanamasının ilk gününe dek sürer. Genel olarak 28 gün olarak kabul edilse de 21 ila 35 gün arası normal kabul edilir.
Bu süre içinde gebe kalınabilecek dönem aslında hiç te uzun değildir. Adet döngüsünün ilk bölümünde yumurtalıkta bir grup yumurta hücresi olgunlaşmaya başlar.Hipofiz bezinden salgılanan hormonlarla ( FSH ve LH) yumurtalık kökenli hormon ve diğer pek çok biokimyasal mekanizmanın içine girdiği bu süreçte folikül adı verilen ufak kesecikler içinde gelişen bu olayı gözle izlemek mümkün olmasa da folikülün büyümesi vajinal ultrasonografi ile izlenebilir.
28 günlük bir adet döngüsünde ortalama 14 günde folikül duvarı çatlar ve yumurta hücresi (oosit) serbest kalır. Yumurtlama (ovulasyon) olayı budur. Serbest kalan yumurta hücresi Fallop tüpünün uç kısmındaki parmaksı çıkıntılar tarafından yakalanır ve ‘ampulla’ adı verilen tübün kısmen geniş kısmına alınır.
Serbest kalan yumurta hücresinin ortalama ömrü 24 saat kadardır.Bu süre içinde döllenme gerçekleşmezse yumurta hücresi karın boşluğunda parçalanarak kaybolur. Bu konudaki yanlış inanış adet kanaması ile döllenmemiş yumurta hücresinin dışarı atıldığıdır.Adet kanaması yeni oluşan bir gebeliğin yerleşmesi için hazırlanan rahim iç zarının gebeliğin gerçekleşmemesinin ardından dökülmesidir .Oositle herhangi bir ilgisi yoktur.
Yumurta hücresinin tubaya geçmesinden sonra geride kalan folikülün yapısında önemli değişiklikler ortaya çıkar.Luteinizasyon adı verilen bu gelişmeyle içindeki yumurta hücresini kaybetmiş olan folikül 'corpus luteum' adı verilen yapıya dönüşür ve gebelik için hayati önem taşıyan progesteron hormonunu salgılamaya başlar.Progesteron etkisiyle rahim iç zarı embriyonun yerleşmesi için uygun hale gelir
Yumurta hücresinin ömrü kısa olmasına karşın bu dönemde gebe kalmayı kolaylaştırmak amacıyla genital sistemde belirgin değişiklikler oluşur.Öncelikle rahim ağzında bulunan mukus (sümüksü akıntı) belirgin şekilde farklılaşır. Mukusun daha akışkan ve berrak hal almasıyla spermlerin hareket etmesi ve rahim ağzını aşarak yumurta hücresinin bulunduğu bölgeye doğru seyahati kolaylaşır. Aynı zamanda hormonlardaki değişmeler (testosteron düzeyindeki artış) nedeniyle libido artar. Tüm bu değişiklikler gebeliğin olumasını kolaylaştırır.Genelde pek çok sperm hücresi yumurta hücresine ulaşsa da yalnızca tek bir tanesi ‘zona pellucida’ yı geçerek yumurta hücresine girebilir. Olaya döllenme (fekondasyon) adı verilir .Bu aşamadan sonra oluşan bir reaksiyonla diğer spermlerin yumurta hücresine girişi engellenir.
Fallop tüpünün ampulla kısmında gerçekleşen bu olaydan sonra yumurta hücresi artık ‘embriyo’ adını alır .Ampulla bölgesinde 48-72 saat kadar bekleyen embriyo bundan sonra ve tüp içinde rahime doğru yaklaşık
5 gün sürecek yolculuğuna başlar. Bu yolculuk sırasında embriyonun gelişimi de devam eder.
Bu yolculuk devam ederken rahim de embriyonun yerleşmesi için gerekli hazırlıklar yapılır.Endometrium corpus luteum tarafından salgılanan progesteron hormonunun etkisiyle kendisine yaklaşmakta olan embriyo için hazırlanır. Progesteron hormonu endometriumun 'sekresyon' evresine girmesini sağlar .Bu embriyonunrahime yerleşmesi ve gebeliğin devam ettirilebilmesi için gereklidir.Gebeliğin ilk 10 haftasında gerekli progesteron hormonu corpus luteum tarafından salgılanırken bu haftadan sonra plasenta gerekli progesteronu kendisi sentez eder

EMZİRME DÖNEMİNDE ANNE-BEBEK İLİŞKİSİ







Doğumun gerçekleşmesiyle hem anne hem bebek için önemli iki dönem başlamış olur;

Anne için loğusalık dönemi, bebek için süt çocukluğu dönemi.


Bebeğin doğumdan birinci yaşın sonuna kadarki dönemde annesiyle kurduğu iletişim onun biyolojik gereksinimlerini karşılamanın yanında sosyal ve psikolojik olarak da daha sonra kuracağı ilişki ve iletişimin ilk örneklerini, ilk çekirdeklerini oluşturur.

Bu nedenle annenin bu dönemde bebeğin ihtiyaçlarını geciktirmeden karşılaması ona yakın ve ilgili davranması bebekte sevgi ve güven duygularının ilk tohumlarını filizlendirir.

Annenin herhangi bir nedenle(fiziksel ya da psikiyatrik bir hastalık, ekonomik, toplumsal, ailesel nedenler vs.) bu sevgi ve güven duygusunu oluşturacak şekilde davranamaması çocukta daha sonraki yıllarda da devam edecek bir sevgi arayışına ve güvensizlik duygusuna yol açabilir. Bu nedenle bazı psikiyatri otoriteleri bu dönemi Temel güven-Temel güvensizlik dönemi olarak adlandırmışlardır.


Bebek bu dönemde tümüyle anneye bağımlı durumdadır. Yani tüm ihtiyaçları ancak anne tarafından (ya da anne yerine geçen kişi tarafından) karşılanabilir durumdadır. Bebeğin bağımlılığına karşılık anne de bebeğine bağlıdır. Bu bağlılık ve bağımlılık anne ve bebek arasında ruhsal olarak bir kilitlenme oluşturur. Bu karşılıklılığın bir tarafında annenin vericiliği, bakıcılığı, koruyuculuğu diğer yanında bunlar olmazsa hayatını sürdüremeyecek durumdaki bebeğin bağımlılığı yatar. Anne ve bebek arasında erken fiziksel ve görsel iletişim bu bağlılığı kolaylaştırır. Sevgi davranışları okşamak, öpmek, kucaklamak ve gözünü dikerek bakmak şeklindeki davranışlar anne ile bebek arasındaki etkileşimi devam ettirmeyi kolaylaştırır. Bu nedenle de doğumdan sonra makul olan en kısa sürede anne ve bebeğin fiziksel teması sağlanması yararlıdır. Emzirme bir yönüyle bebek için biyolojik ve fizyolojik olarak ideal beslenme şeklini oluştururken diğer yandan psikolojik olarak da son derece gerekli ve yararlı olan anne-bebek arasındaki yakın fiziksel teması sağlar.


İlk aylarda sadece fizyolojik ve biyolojik olan bağımlılığın 3-6 ay arasında psikolojik boyutu öne çıkmaya başlar. Her ihtiyaç duyduğunda yanında beliren, altını temizleyen, karnını doyuran, onu terden, soğuktan, sıcaktan, ağrıdan koruyan birinin varlığı bebekte kendisinin güvende olduğu duygusunu oluşturur ve anneye bağlanma kuvvetlenir. 6. aya gelindiğinde bu bağlanma duygusu öylesine yerleşmiştir ki ortaya zaman zaman belirgin olarak algılanan anneden ayrılma korkusu çıkar. Bu bağlanma duygusu yerleştikten sonra annenin yitimi çocukta ağır ruhsal çökkünlük belirtilerine(bebeklik depresyonu) ve daha uzun sürerse kişilik gelişiminde önemli örselenmelere neden olabilir (Kişiliğe yerleşen bu zedelenmeye ya da psikolojik yaraya temel güvensizlik duygusu diyoruz).

Bebeklik Dönemi bağlanma Süreci:


Doğum-2. Ay:
Bebek bu dönemde anneyi kokusundan ve sesinden tanır. Yabancıya
tepki vermez. Çevresindekilerle yakınlığı arttırma çabaları görülür.

2-7 Ay: Bu dönemde bebek herkesin ilgisini çekmekten hoşlanır. Ebeveynlerinden
ayrıldığında stres belirtileri göstermez. Bu evre bebeğin çevresindekilere yönelik güven duygusu geliştirmeye başladığı evredir. Bebek davranışlarının diğer insanları etkilediğini ve gereksinimlerinin bu insanlar tarafından karşılanacağını anlamaya başlar. Bununla birlikte kendisine en yakın algıladığı ve ona doyum sağlatan bakım veren kişi önemli bir rol oynamaya başlar.

7-24 Ay: Bu dönemde bebekte ayrılık ve yabancı kaygısı görülür. Bakım veren kişi
çevreyi keşfetme sürecinde güvenli bir temel rol oynamaya başlar.



3 Eylül 2012 Pazartesi

BEBEĞİN AY AY ZİHİNSEL GELİŞİMİ



BEBEĞİN AY AY ZİHİNSEL GELİŞİMİ
Zihinsel gelişim dış dünyayı anlamayı, tanımayı ve öğrenmeyi içeren tüm zihinsel evrelerdir. Bebekler yüksek öğrenme potansiyeliyle doğarlar, fakat yapabilme becerileri azdır. Doğdukları andan itibaren duyar, görür, hisseder ve öğrenirler.
Bebeğinizin zihinsel gelişimi genetik faktörlere bağlı olduğu kadar çevresel faktörlerden de etkilenir. Her çocuk birbirinden farklıdır ve farklı tavırlar, davranışlar, gelişimler gösterirler. Bebeğinizin sağlıklı olması için iyi bir bakıma, düzenli ve doğru beslenmeye ihtiyacı vardır.
1. AY: ANNE KOKUSU ZAMANI Yeni doğan bebek parlak ve hareket halindeki cisimleri fark eder. Ancak 25-30 cm mesafedeki nesneleri görebilir. Kucağınıza aldığınızda susar, kokunuzu tanır. Emzirdiğinizde rahatlar.
Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi refleksleri vardır. Bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Böyle anlarda onunla ilişki kurarak, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışmalısınız. Siyah beyaz renklerden oluşan nesneleri uzun süre izler, zıt renkler ilgisini çeker. Bebekler ilk ayda özellikle anne-babasının yüzünü incelemekten çok hoşlanırlar.
Size ihtiyacı olduğu anlarda ağlayarak yardım ister. Sakin olduğu kısa dönemler de olur, onunla şarkı mırıldanır gibi konuşun ve ninni söyleyin, evde gezinin. Dışarıdan gelen yüksek seslere kollarını ve bacakları hareket ettirerek tepki verebilir. Bebeğiniz sizin sesinizi ayırt edebilir. Sizi duyunca sakinleşir.
Bebeğiniz tat farklarını ayırt edebilir. Tatlı, ekşi, acı yada tuzluyu algılayabilir.

2. AY: SESLERE İLGİ ZAMANI 
Bu ayda bebeğinizin duyuları birbirine uyumlu hale gelmeye başlar. Duyduğu seslere doğru bakar ve sesin nereden geldiğini anlamaya çalışır.
Bu dönemde bebekler insan sesine bayılırlar. Konuşan ya da şarkı söyleyen insan sesini duyunca emmeyi bırakıp dinlemeyi tercih ederler. Mümkün olduğunca onunla konuşun. Sizinle iletişim kurabilmesi için bu etkileşimler çok önemlidir.
İkinci ayda bebeğinizin gelişimine yapacağınız en önemli katkı ona sevginizi göstermenizdir. Bebeğinizin normal gelişimi için sizin varlığınızı hissetmesi çok önemlidir. Fiziksel olarak sizi hissetmesini sağlayın. Günlük işlerinizi yaparken, onun zihinsel gelişimini geliştirmek için çeşitli yollarla, farklılıklar yaratabilirsiniz. Onu neyin ağlattığını, neyin mutlu ettiğini anlamaya çalışın.
Acıktığında ya da huzursuz olduğunda, ağlayarak haber verir. Rahat ve mutlu olduğunda hafif sesler çıkarır. Daha uzun süreler uyanık kalır. Etrafıyla ilgilenmeye, keşiflere başlar, her şeyi ağzına götürür.
Artık reflekslerini daha iyi kontrol edebilir. Ona bakabileceği bir şey verin. 180 derece açıda olan eşyaları izleyebilir. En çok yüzlere ve gözlere bakar. Bu nedenden dolayı annenin bebekle göz teması kurması sosyal gelişim açısından çok önemlidir.

3. AY: BAŞINI ÇEVİRME ZAMANI
Üçüncü ayda bebeğiniz ihtiyaçlarını belirgin şekilde göstermeye başlar. Gelen seslere doğru daha emin olarak döner ve hareket halindeki nesneleri takip edebilir. Yakınında konuşan kişiye doğru bakabilmek için başını çevirebilir.
Renkler arasındaki farkları algılamaya başlar. Renkler, görmeyi geliştiren en önemli unsurlardır. Ona parlak renkli oyuncaklar göstererek tepkilerine bakabilirsiniz. Artık nesnelerin sadece görüntüsü ile değil, dokusu ve tadı ile de ilgilenir. Değişik kumaş ve oyuncaklar gibi değişik dokuları tanımak hoşuna gider.
Bebeğiniz artık konuşma amaçlı sesler de çıkarmaya başlar. Beklenmeyen ve yüksek sesler duyduğunda rahatsız olur. Gözlerini kırpıştırıp, ağlar. Kendisiyle konuşulduğunda ya da mutlu olduğunda kendi kendine cıvıltılı sesler çıkarır. Yine ağlayarak rahatsızlığını ve sıkıntısını anlatır. Yaklaşan birinin sesini, ayak seslerini ya da su sesi gibi seslere heyecanlı, coşkulu sesli tepkiler verir. Annesi kendisine yaklaştığını anladığında, gülümser ve sesler çıkarır. Keyfi yerindeyse, ay sonunda aranızda 15-20 dakikalık bir “Ohh’lar ve ahh’lar” diyalogu geçebilir. Uyanıkken zamanının çoğunu ellerine ve ayaklarına bakarak, oynayarak geçirir. Bebeğinizi yıkarken ya da üstünü değiştirirken onunla konuşun ve vücudunu anlatın. Böylece ona sorulduğunda ayaklarını, burnunu ve kulaklarını gösterebilir.
Masallar ve ninniler çok hoşuna gider. Gülerek ve sesler çıkararak size tepki verebilir.

4. AY: GÜLÜCÜK VE ÇIĞLIK ZAMANI
Bebeğiniz artık bilinçlenmeye başlamıştır. Daha sistemli hareket eder. Gece uykuları artık daha uzundur. 11-12 saat uyur. Parmaklarını emerek, huysuzluk yaparak size uykusunun geldiğini gösterir. Uykusu geldiğinde, onu yatağına yatırırsanız daha kolay uykuya dalar. Size ve çevresine bakmak çok hoşuna gider. Yüzüne 15 cm uzaklıktaki nesneleri takip edebilir.
Bu dönemde bebeğinizin kişiliği belirgileşmeye başlar. Sizinle oyun oynamak çok hoşuna gider. Yeni sesler çıkarmaktan hoşlanır ve bazılarını taklit edebilir. Gülüşü daha belirgin hale gelir. Yüksek sesle güler. Karşısındakilere tepki verir. Neşeli çığlıklar atar, bazı sesleri taklit edebilir. Tanıdık yüzleri gördüğünde sesler çıkarır. Görüntü ile gerçek yüzü ayırt edebilir. Bu dönemde her türlü uyarıya açık olduğu için bulunduğu çevreyi zenginleştirip renklendirmeniz gerekir. Kendi kendine oynayabilir. Oyuncaklarla oynamak çok hoşuna gitse de her zaman aynı tepkileri verir.
5. AY: AĞZINA GÖTÜRME ZAMANI
Beşinci ayda bebeğiniz kendini keşfetmeye başlar. Herşeyi tanımak için ağzına götürür. Elleriyle oynar, parmaklarını inceler. Ayaklarını, parmaklarını ve cinsel organını tanımaya çalışır. Bu keşfi kendine dokunarak yapar. Cinsel organını keşfetmeye başladığında genelde anne babalar bu durumdan çok hoşnut olmaz. Engel olmaya çalışırlar. Fakat bu yanlış bir yaklaşımdır. Bebeğinizin kendisini tanımasına izin verin. Hatta ona yardımcı olun, organlarının isimlerini söyleyerek ona anlatın. Aranızdaki diyaloğu geliştirin.
Zaman ilerledikçe bebeğiniz daha bir sosyalleşmeye başlar ve eğlenceli zamanlar da bununla birlikte çoğalır. Bebeğiniz artık daha çok ses çıkarmaya, “Agular” yapmaya da başlar. Dilini çıkarır, tükürür. Artık daha çok hareketi taklit etmeye başlar. Daha belirgin şekilde sesli tepkiler verir.

6. AY: ÖĞRENME ZAMANI
Artık bebeğiniz duyularını koordine etmeye başlar. Duyduğu seslerin nereden geldiğine bakar, dokunduğu eşyayı uzun süre iyice inceler. Bu dönemde her bebek farklı farklı şeylere odaklanır. Bazıları emeklemeyi öğrenirken, bazıları da konuşmaya çabalar.
İlerleyen zamanlarda bebeğin odaklandığı şeyler sürekli değişir. Bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslayarak “Benim bebeğim neden bunu yapmıyor” diyerek endişenmeyin. Sonuç olarak farklı zamanlarda da olsa bütün bebekler konuşmayı ve yürümeyi öğrenir. Bu süreçte bebeğiniz, etrafını inceleyerek öğrenmeye devam edecektir. Yine bu dönemde nesneleri birbirleriyle kıyaslayabilir, onlara uzun süreler bakarak inceler. Farklı ve yeni şeyler görmekten çok hoşlanır. Öğrenmek istediğini belli eder.
6. ayda bebekler ebeveynlerinin isimlerini öğrenmeye başlarlar. Sesli harflerin başına sessiz harfler ekleyerek hecelemeye başlar. Aynı heceyi arka arkaya tekrar edebilir. (de - de – de- ba - ba, ma - ma gibi) Bebeğinizin konuşmasını geliştirmek için yapacağınız en önemli şey onunla konuşmaktır. Bebeğinizle ne kadar çok iletişim kurarsanız, konuşmayı o kadar çabuk öğrenir. Söylediklerini anlamadığı düşüncesine kapılıp onun konuşmamazlık yapmayın. Onunla konuşurken göz kontağı kurmayı unutmayın. Konuşmanız sırasında zaman zaman size gülümsediğini ve sesler çıkararak cevap vermeye çalıştığını görebilirsiniz.
Bu dönemde bebeğinizin basit problemleri çözme, etrafı gözlemleme yeteneklerini ve hafızasını geliştirmeye başlar. Örneğin oyuncağını elinden aldığınızda uzanır ve almaya çalışır. Ona parlak ve canlı renklerde, sesli oyuncaklar vererek yardımcı olabilirsiniz.

7. AY: DETAYLARLA İLGİLENME ZAMANI
Bebeğiniz bu ayda daha da hızlı gelişmeye başlar. Özellikle dil becerisi önemli ilerleme kaydeder.
Yeni şeyler keşfetmek için hareket etmeye başlar. Oyuncaklarıyla daha az oynar. Konuşmaya çalışır, gülücükler yapar. Etrafında neler olduğunu merak eder. Sizden uzaklaşıp etrafı incelemek ister. Geri dönüp aynı yerde olup olmadığını kontrol eder. Bulunduğunuz ev geniş ise ona arada bir görünmeniz gerekir, çünkü sizi görmediği zamanlarda korkabilir. Yanında olduğunuzu ona hissettirin.
Bu dönemde, ilgisi başka şeylere yönelir ve dikkatini daha iyi toplamaya başlar, çevresindeki detaylarla ilgilenir. Bu yüzden ses çıkarmayı biraz azaltabilir. Bu sizi endişelendirmesin.
Artık mutluluğunu daha belirgin şekilde belli eder. Çığlıklar atabilir, daha belirgin gülücükler yapar. Duyduğu sesleri daha iyi taklit edebilir. Ne söylediğinizi daha iyi anlamaya başlar.
Bebeğiniz annesinin sadece kendisine ait olduğunu anlar. Annesi onun için hala dünyanın merkezidir. Artık sizi daha iyi tanımaya çalışır. Sizinle daha çok temas kurar (saçınızı yada üzerinizdeki kıyafeti ısırabilir). Bu dönemde size “Anne” demeye başlayabilir. Anne ya da baba denildiğinde sizin kastedildiğinizi anlar.
Görmediği bir oyuncağın aslında var olduğunu bilir. Duygularını daha iyi ifade edebilir. Örneğin; oynadığı bir oyuncağın üzerini örtseniz, açıp örtünün altına bakmaya çalışır ve buna kızabilir.

8. AY: KEŞİF ZAMANI
8. ay bebeğinizin yeni keşiflere başladığı zamandır. Gördüğü herşeye dokunmak ister ve bunun getireceği tehlikeli durumların farkında değildir. Bu dönemde daha da dikkatli olmanız gerekir.
Bu dönemde bebeğinizin uyku düzeni değişiklikler gösterebilir. Gece yarısı ya da sabah çok erken bir saatte uyanabilir. Kendi kendine uyuyabilmesi biraz zaman alabilir. Sizden yardım istemek için yüksek sesle ağlayabilir. Bu gibi durumlarda onunla konuşun, ona ninniler söyleyin ve sakinleştirmeye çalışın. Fakat bunları yaparken unutmayın ki, yalnız uyumayı da öğrenmesi gerekiyor.
Bebeğiniz daha renkli, farklı büyüklükteki eşyaların olduğu yerleri daha çok sever. Çünkü dikkatini verebileceği, inceleyebileceği daha çok şey bulabilir. Özellikle mutfak, bebeklerin çok ilgisini çeker. Dolapları, çekmeceleri karıştırmak ister. Çok dikkatli davranmanız gerekir. Özellikle deterjanların bebeğinizin ulaşamayacağı yerlerde olmasına özen gösterin. Parlak renkteki ambalajları onlara çok çekici gelebilir. Tuttuğu herşeyi üç boyutlu olarak algılar. Etrafındaki herşeye daha çok dikkatini verebilir. İstediği herhangi birşey için size işaret edebilir.
Bebeğinizin dil becerisi konuşmaya başlamadan çok önce gelişmeye başlamıştır. Artık onunla daha çok sohbet edebilirsiniz. Konuştuklarınızı daha iyi anlar ve takip edebilir. Ona daha kolay anlayabileceği basit şeyler anlatın. Artık daha çok sesin taklidini yapabilir. Duyduğu bir çok sesi çıkarmaya çalışır

9. AY: HAREKETLENME ZAMANI
Bu ayda bebeğiniz daha çok hareketlenmeye başlar. Size küçük yaramazlıklar yapabilir. Artık bebeğinizin el becerisi artmıştır. Öğrendiklerini daha kolay uygulayabilir. Daha çabuk adapte olur. Büyük parçalı legoları birbirine takabilir, kapakları kapatabilir. Kitap sayfalaranı çevirerek bakabilir.
Bebeğiniz bu dönemde gerçekleri daha çok algılar. Siz onun yanında değilken bile evin içinde olduğunuzu bilir. Basit oyunlar oynamaya bayılır. Sakladığınız oyuncakları bulmaya bayılır. Aynı oyunu tekrar tekrar oynarsanız sıkılabilir. Daha önce oynadığınız bir oyunu tekrar oynadığınızda hatırlar. Aile fertlerinden başka insanlarla da iletişim kurmaya başlar. Çevresindekilerin ruh hallerini anlar ve buna göre davranabilir.
Bu dönemde bebeğiniz ona söylediklerinizi daha iyi anlar. Konuşmanızın tonlamasından ne anlatmak istediğinizi anlar. Onunla sık sık konuşun. Etrafınızdaki nesnelerin isimlerini ona söyleyin. Ona verdiğiniz basit komutları uygulayabilir.
Bu dönemdeki bir bebek hareket etmenin verdiği özgürlük duygusundan çok mutludur, fakat yine de anne ve babasının hep yanında olmasını ister. Anne ve babalarından ayrı kalan bebekler (çalışan anne-baba) onlar eve döndüğünde kendilerini güvende hissederler. Yine bu dönemde bağımsızlık hissi de ortaya çıkar. Bebeğiniz artık sizi emmek istemeyebilir, ama bu davranış muhtemelen değişir.
Daha da hareketlenen bebeğiniz artık kendisine deneme-yanılma yoluyla yeni oyunlar bulabilir. Düşen, hareket eden nesneleri takip edebilir. Hareketliliğin yanında merakı da iyice artar. Etrafını daha çok inceler. İsmini söylediğinizde size doğru bakar. Kelimeleri kullanamasa da sizi anlar. Size yanıt verebilir.
10. AY: BENİMLE OYNAR MISIN?
Artık bebeğiniz için çevresindeki dünya sadece oyundan ibarettir. Birçok kaynak, evde yeterince önlem alındığı taktirde, hiç endişelenmeden bebeğin çevresini tanımasına olanak vermenizi önerir. Fakat, anne ve babalar bunu hayata geçirmenin söylendiği kadar kolay olmadığını bilir. Eşyaları ortadan kaldırıp, kapıları kilitleyip, pencerelere demir, prizlere kapak taktırsanız da, sonuçta sizin de evde bazı ihtiyaçlarınız olacağı için, evi ancak bir noktaya kadar güvenli hale getirebilirsiniz. Bu yüzden de bebek evde bazı yerlere girme izni olmadığını bilmelidir. Sabırlı ve sakin olmak size zor görünse de, bebeğin kendi kendini kontrol etmesini öğrenmesinin başka yolu yoktur. Bebek için potansiyel tehlike olarak gözüken herhangi bir nesne veya durum çok sakin olarak değerlendirilmelidir. Bebeğinizin bazı durumların tartışılmayacağını öğrenmesi gerekmektedir. Onuncu ayda, bebeğinizin kendi kendine oturmak gibi bazı temel aşamaları becermiş olması gerekir; ancak unutmayın ki her 10 aylık bebeğin motor gelişimi farklı olur. Oturma ve buma bağlı olan her hareketi bebeğiniz artık çok rahat gerçekleştirebilmelidir. Dönebilir, eğilebilir, pozisyonunu değiştirebilir ve otururken karnının üzerine yatıp tekrar doğrulur. Eğer bebeğiniz gözüpek bir 10 aylıksa, 50 santimetre yükseklikteki yerlere tırmanmaya çalışacaktır. Örneğin; daha önce sizinle sallanan sandalyede oturmuşsa, şimdi bunu tek başına yapmak isteyecektir. Artık sandalyeden inmek istediğinde, sandalyenin yerden ne kadar uzak olduğunu kavrayabilir ve ilk önce kol ve bacaklarını kullanarak, yani kendini emniyet altına alarak inebilir. Hemen hemen tüm bebekler bu dönemde emekler, bazıları ise biraz destekle ayakta kendi başına durabilir. Bazıları mobilyaların etrafında dolaşır, çok azı birkaç adım atar, yine çok azı yürümeye başlar. Emekleme veya yürümeyi “zamanında” gerçekleştirmeyen bebeklerin anne-babaları, onların etrafa karşı meraksız olmalarından yakınır. Fakat, o sırada bebeğiniz, konuşma veya oyuncakları detaylı inceleme gibi bambaşka bir alanda kendini geliştiriyor olabilir.Dönüm noktaları:- Kendi kendine ayağa kalkabilir.- İki elinden birden tutarsanız, yürüyebilir. - Koltuğa çıkabilir, hatta inebilir. - Ayakta dururken, kendi kendine oturabilir.- Tek eli ile iki küçük nesneyi birden tutabilir. - Sallanarak ve mırıldanarak müziğe eşlik edebilir. - Topu size geri yuvarlayarak, top oynayabilir. - Bir fincandan kendi başına su içebilir.

11. AY: KONUŞMAYA HAZIRLIK ZAMANI
Bu ayda bebeğiniz daha belirgin şekilde gelişmeler gösterir. Gelen kokuları ayırt edebilir. Yemek kokusu geldiğinde yemeğin hazırlanmakta olduğu anlar. Sabırsızlanır, fakat beklemeyi de öğrenmiştir artık.
Bazen söylediğiniz şeylere tepki vermeyebilir. Bu gibi durumlarda endişelenebilirsiniz ama aslında o başka birşeyle ilgileniyordur ve sizi duymamazlıktan gelebilir. Fakat işitmesi ile ilgili ciddi problemler yaşıyorsanız, doktorunuza başvurmanız gerekir.
Bu dönemde neslerin sembolü olan kelimeleri hatırlayabilir. Örneğin; yemek dediğinizde mutfağa doğru işaret edebilir. Birinci sene çok az bebek konuşmaya başlayabilir. Söyledikleri hala size anlaşılmaz gelebilir. Sanılanın aksine konuşma bebek için bir zeka göstergesi değildir. Konuşamasa da her bebek belli bir kelime hazinesine sahiptir, yaklaşık olarak 10 kadar nesnenin anlamını bilir. Ona talimat verdiğinizde yerine getirebilir. Burada yine yapmanız gereken, “lütfen ve teşekkür ederim” kelimelerini bebeğinizle olan diyaloglarınıza eklemek. Bunu yaptığınızda göreceksiniz ki, bebeğiniz konuşmaya başladığında bu kelimeleri kullanacak.
Bebeğinizle konuşurken bebek tarzında konuşmanız onun dil becerisinizi kötü yönde etkilemez. Atık bebeğiniz daha çok keşfe yönelik şeyler yapar. Oyuncaklarını ve çevresindekileri sınıflandırabilir. Etrafındaki nesneleri daha çok incelemeye başlar. Eşyalar arasındaki farkları anlamaya çalışır. Nesneleri daha iyi tanıyabilmesi için ona çeşitli kitaplardan resimler göstererek yardımcı olabilirsiniz. Tabii bunu yaparken de kelimeleri kullanışınıza ve telaffuzunuza çok dikkat edin.
12. AY: SOSYALLEŞME ZAMANI
Bebeğiniz artık sizi daha çok anlamaya başlamıştır. Ona söylediklerinizi daha kolay yapabilir. Talimatlarınızı yerine getirebilir. Artık yavaş yavaş kelimeleri söylemeye de başlar. 12 aylık olan bebeğiniz artık daha karmaşık oyunlar oynamak isteyebilir. Oyuncaklarıyla daha fazla oynamaya başlamıştır, en çok da oyuncak hayvanlardan hoşlanır bu dönemde. Örneğin; kitaplardaki hayvanları resimlerini göstererek ona öğretmeniz çok yararlı olacaktır.
Bu dönemde bebeğiniz ruh halini daha çok yansıtır. Bu tamamen sizin ruh halinizle de bağlantılıdır. Bir ayna gibidir. Siz mutlu olduğunuzda o da mutlu olur, üzüldüğünüzde ya da sinirlendiğinizde oda gerginleşir. Mümkün olduğu kadar onu sakin ve huzurlu tutmaya çalışın.
Minik bebeğiniz artık tepkilerini daha iyi gösterir, daha sosyaldir. Fakat oyunlar sırasında küçük tatsızlıklar olabilir. Bunları sakin ve soğukkanlılıkla karşılayarak tepkinizi göstermeniz gerekir. Sinirlendiğinde sakın ona vurarak eğitmeye çalışmayın. Çünkü ilerleyen zamanlarda bunun normal bir davranış olduğunu düşünür ve o da size karşı yapabilir. Tepkinizi daha çok ses tonunuzla belirtirmeniz gerekir. Çok sert bir karşılık verirseniz, ileride dikkat çekmek için tekrar bu tür davranışlar sergileyebilir. Bunu önlemek sizin elinizde.

BEBEĞİNİZLE İLK 40 GÜN



Bir anne olarak bebeğinizle hastaneden yuvanıza döndüğünüz ilk gün, hayatınızın en heyecan verici anlarından biri olacak. 

Artık sizin ve aileniz için yepyeni bir dönem başlıyor; yorgunluklar ve endişelerin yanı sıra, taşıyacağınız sorumluluk da sinirli olmanıza sebep olabilir. Üstelik lohusalık dönemi hormonların da etkisiyle pek çok anne için psikolojik olarak zorlayıcıdır. 

Bebeğinizin bakımı ve anneliğin ilk günlerinde kendinizle ilgili almanız gereken tedbirleri ise şu şekilde sıralamak mümkün;

Annenin Bakımı

Doğumu takip eden 40 günlük dönem Lohusalık dönemi olarak adlandırılır ve bu süre içinde vücunuduz kendisini toparlar. Bu dönemde yaşanan hormonal ve ruhsal değişimler, östrojen hormonunun düşmesi, lohusada depresif ruh halinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Alıngan, kolay ağlayan, çabuk yorulan ve isteksiz bir hale gelebilirsiniz. Bu durumda doktorunuza danışarak 2 ay kadar demir takviyesi ve multivitaminler kullanmalı, düzenli uyku ve beslenme ile vücudunuzun boşalan kaynaklarını doldurmalısınız. Emzirme sürecinde doktor önerisi dışında kesinlikle sakinleştirici vb. ilaç almayın. 
Bünyeniz, hamilelik döneminde vücudunuzda biriken fazla suyu, doğumu izleyen birkaç gün içerisinde atacaktır. Doktorunuza danışarak karın kaslarını güçlendirici yer egzersizlerine başlayabilir ve düzenli olarak bu hareketleri yapmaya devam edebilirsiniz.
Bebeğinizle sürekli olarak ilişkide olduğunuzdan doğum sonrası vücut temizliğinize olağanüstü özen gösterin. Emzirme sürecinde göğüs bakımınızı ihmal etmeyin. 
Doğumdan sonra doktorunuza gidip doğum sonrası muayenenizi yaptırın. Doktorunuz, doğum sonrası, rahmin normal durumunu alıp almadığını saptayacak ve doğum öncesindeki sağlığınıza kavuşmanızı sağlayacaktır.

Bebeğinizin Bakımı




















Doğumu takip eden ilk 72 saat, sarı renkli Klostrum sütünüz gelir. Bu sütün bileşimi farklıdır ve bebeğin bağışıklığına yaptığı destek ile bebeğinizin ilk aşısı gibidir. Bebeğinizi hastaneden çıkmadan emzirin. 
Göbek bağı anne karnında bebeğin anneden besin ve oksijen almasını sağlar. Aynı zamanda anneden bebeğe bağışıklık sistemi ni güçlendirici antikorların geçişi de bu kordon sayesinde olur. Bebek doğduğunda bu bağın steril şartlarda ve belli bir uzaklıktan kesilmesi gerekir. Göbek yoluyla bebeğin vücuduna birçok mikrop girebileceği için, göbeğin temiz tutulması ve pansumanı son derece önemlidir.

Bebeğiniz doğduğunda Vernix Caseosa denilen kremsi bir tabaka ile kaplıdır ve bu tabakanın bebeğin ısısının korunmasına ve enfeksiyonlardan korunmasına yararı vardır. Bebeğinizi 2. günden sonra, göbek kordonuna dikkat etmek kaydıyla hergün yıkayabilirsiniz.
İlk aylarda pek çok bebekte gaz sorunları görülmekte ve bu bebeğin uykusunu da etkilemektedir.
Bebeğiniz ilk ayının çok büyük bölümünü uyuyarak geçirecek ve 2- 3 saatlik aralıklarla beslenmek için uyanacaktır.
Yenidoğan bebeğiniz çok hassas bir cilde sahiptir ve bu sebeple bezini sık sık değiştirmeniz gerekir. Temizlemede su, özel temizleyici sıvılar veya alkolsüz hassas alt değiştirme bezleri kullanabilirsiniz. Bebeğinizin altının uzun süre havasız kalmasını engellemeli ve temizlikten sonra bebekler için özel pişik kremleri uygulamalısınız.
Bebeğinizin hareket etmesi, kollarını bacaklarını oynatması, kaslarının güçlenmesi, kemiklerinin düzgün gelişmesi için önemlidir. Doktorunuz farklı bir öneride bulunmadığı takdirde bebeğinizi kundaklamaktan kaçınınız. Soğuk havalarda bebeğe başlık ve kat kat pamuklu kıyafetler giydirin ama bebeğin çok terlemesine izin vermeyin

31 Ağustos 2012 Cuma

GEBELİKTE SIK SORULAR SORULAR:



1-ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ VE HAVA ALANLARINDAKİ GÜVENLİK KAPILARINDAN GEÇMEKTE SAKINCA VAR MIDIR?


Güvenlik görevlilerinin ellerindeki dedektörler de dahil olmak üzere, yukarıda sözü edilen yerlerdeki kapılar manyetik bir alandaki metalleri tarar, bu işlem esnasında X ışını yaymazlar.

Dolayısıyla dokuya, ANNE KARNINDAKİ BEBEĞE ve insana etki edebilecek herhangi bir ışın ya da zararlı başka bir etki söz KONUSU DEĞİLDİR.

2-BEBEĞİN SAĞLIKLI GELİŞİMİ İÇİN YENİLMESİ GEREKEN ŞEYLER NELERDİR?

Sağlıklı bir kadının gebe kaldığı zaman bebek için ekstra beslenme düzeni içine girmesi gerekli değildir. Kalori alımını özellikle ilk üç ayda artırmamak ve kilo almamak veya üç ay için toplam 1-2 kilo arası almak yeterli olacaktır. Günlük aktiviteyi eğer düşük tehdidi tablosu yani kanama yoksa aynen sürdürmek gerekir. Sağlıklı ve hijyenik olan her şeyi yemek mümkündür. Aspartam içeren yapay tatlandırıcılı içecekler tüketilmemelidir.

3-GEBELİKTE YASAK OLAN ŞEYLER NELERDİR?

Tüp bebek tedavisi ile oluşmuş gebelikler de dahil, bu dönem doğal bir dönemdir. Çalışan kadın çalışmaya devam eder, cinsel yaşantı eğer vaginal kanama ve başka bir gebelik problemi yoksa devam eder. Gebenin yürümesi, kolunu kaldırması, yüzmesi dikkatle yapılması veya yapılmaması gereken hareketler değildir, fakat aile büyükleri tarafından en fazla uyarıda bulunulan durumlardır.

4-SAÇLARIMI BOYATABİLİR MİYİM?

Gebelikte organ gelişiminin tamamlandığı ilk on hafta herhangi bir ilaç ve kimyasal maddeye maruz kalınması arzu edilmez. Saç boyamaya ait herhangi bir olumsuz etki bildirilmemiştir. Özellikle on haftadan sonra saç boyatmanın hiç sakıncası yoktur.

5-UÇAKLA SEYAHAT ETMENİN SAKINCASI VAR MIDIR?

Yoktur, çünkü uçakların kabin içi basınçları ayarlanmıştır. Gebelikte uçakla seyahat etmenin düşük yaptırıcı veya erken doğumu başlatıcı etkisi YOKTUR.

6- GEBELİKTE YASAK OLAN İLAÇLAR

Gebelikte bazı ilaçlar gerektiğinde emniyetle kullanılmaktadır. Kesin kullanılmaması gereken ilaçlar konusunda herhangi bir ilaç almadan önce doktorunuza danışmalısınız.

7-KAHVE, ÇAY VEYA YEŞİL ÇAY İÇMENİN SAKINCASI VAR MIDIR?


Hayır yoktur. Fazla miktarda alındığında taşikardi yani nabzın hızlanması ve çarpıntı yapıyorsa az tüketilmelidir. Anneye ve bebeğe zararı yoktur.

BEBEKEŞYA KATKILARIYLA DOĞUM SONRASI BEBEK EĞİTİMİ



Keyifli ve heyecanlı bir dönemin başındayken merak ettiğiniz ve belki biraz endişelendiğiniz şeyler olabilir. Gebelik, doğum ve en sonunda ulaştığınız bebek.. Bunlar bir anne ve baba adayının hayatında dönüm noktalarıdır. Biz bu dönüm noktanızın en iyi şekilde olması için sizlere destek vermeye çalışıyoruz.. Bu eğitimdeki amaç, bebeğiniz dünyaya geldikten sonra evde ki düzeni kolayca kurabilmenize yardımcı olabilmektir. Doğum öncesinde nasıl doğum planı yapıyor ve ona göre hareket etmeye çalışıyorsak, evdeki ilk günler içinde bu tip bir plan yapmanın yararlı olacağını düşünüp, bu eğitim programını hazırladık.

 Bu eğitim programın da 

 ***Anne sütü ve Emzirme,
 ***Bebek Bakımı
 -göbek bakımı,
-yeni doğan sarılığı,
-bebeğin altının değiştirilmesi,
 -bebeği tutuma ve taşıma,
 -bebeği giydirme,
 -yenidoğan refleksleri,
 -bebeğin yıkanması,
 -bebeğin gazının çıkarılması,
-bebek için rahatlatma masajı,
 -bebeğin aşıları,
-bebeğin uyku düzeni,
-bebeğin tırnaklarının kesilmesi ve bakımı,
-bebeğin ağlaması ve onu sakinleştirmenin püf noktaları
 ***Lohusalık ana başlıkları altında olacaktır.
 Bu eğitimin sonunda elinizde bir planınız oluşmuş olacak. Bebeğinizi nasıl besleyeceksiniz?, Size destek olacak ürünler nelerdir?, bebeğinizi nasıl yıkayacak, altını nasıl temizleyeceksiniz? Kimler ilk günlerde size nasıl destek verebilir? Gibi konuları netleştirmiş olacaksınız. Bunun yanı sıra bebeğiniz için gerçekten neler almalısınız? Bunu da netleştirmiş olacağız..

 Eğer sizde bu eğitimimize katılmak isterseniz; ertugrul.esra@gmail.com email atabilirsiniz.
www.bebekesya.com  hakkında detaylı bilgi için tıklamanız yeterli...
Eğitim yerimiz: Kabataş ‘dadır.
Adresi: Ömer Avni Mah. İnebolu Sok. No: 37 34427 Kabataş - Beyoğlu / İstanbul
Ücreti: 50 TL.. G

28 Ağustos 2012 Salı

Çocuk yemekleri dendiğinde: www.yiyorumbuyuyorum.com

Bloğumda ara ara sevdiğim, sıkı takipçisi olduğum blog ya da sitelerden bahsediyorum: Bugün de özellikle iştahsız oğluma alternatif tarifler bulmak için ve güzel yazıları okumak için her gün girip baktığım siteden bahsedeceğim: yiyorumbuyuyorum.
Eğer siz daha keşfetmediyseniz , mutlaka bir bakın. Gerçekten çok yararlı bilgiler edineceğiniz, tariflerle işinizi kolaylaştıran ,annelerin de yazılarını ve tariflerini paylaştığı paylaştığı güzel bir site
Site kurucusu Zümrüt Özkan ile yüz yüze tanışmadıysam da ara ara twitterda yazışıyorum. Çok tatlı biri.

Sevgiyle Hazırlanan Sağlıklı Çocuk Yemekleri
Kitabını çok severek okumuştum. Üzerine sitesi olduğunu duyduğumda çok sevindiği hatırlıyorum.
O günden beri de hemen hemen her gün tıklıyorum..www.yiyiorumbuyuyorum.com
Bir anne için çok yararlı bir site.Kesinlikle herkese tavsiye ederim..