1 Ağustos 2012 Çarşamba

Hamilelik Döneminde, Tomatis Yöntemi İle Frekansla Terapi




Tomatis yönteminin amacı, hamilelerde stresi azaltmak ve olumsuz duygulardan etkilenmesini engelleyerek bebeğin gelişimini desteklemek.

Anne stres altında olduğu zaman, HHN aksının üzerinde hipofiz, hipotalamus ve böbreküstü adrenal bezlerinin aktivasyonuna sebep oluyor. Sistem Kortizol üretiyor. Bu durumda beden kendini savunma için hazırlıyor ve kan dolaşımı iç organlardan geri çekilip, içgüdüsel kaçma ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla, kol ve bacaklarda yoğunlaşıyor.

HHN aksı aktive olduktan sonra, logic  düşünme azalıyor ve immün sistemi yavaşlatıp, metabolizmanın işleyişini aksatıyor. Bu durumda, bebeğin hem fiziksel hem de beyin gelişimi yavaşlıyor.

Yöntemi kullanan annelerde, anne adayı stresin etkilerinden arındığı için, uyku kalitesi yükseliyor ve daha kaliteli dinleniyor, hem fiziksel hem ruhsal açıdan daha stabil oluyor. anne bebek arasındaki duygu bağı güçleniyor ve bu da bebeğin gelişimine destek oluyor, doğum kolaylaşıyor.

6. aydan itibaren bebek anne sesini duyuyor ve anne sesinin içindeki duygu durumu bebeğe yansıyor. Bebek annenin söylediklerini anlamasa da melodisi, ritmi ve tinini analiz ederek, altında yatan duyguyu analiz ediyor.

Bu ses mutlu, sakin, huzurlu, olumlu, enerjik bir ses tonu ise, fetus omurgaya yaslanarak kemik titreşimiyle annesinin sesini duymak istiyor. Kafasını kemiklere dayadığında anne sesini 2,5 kat daha yüksek bir volume ile duyuyor. Kalca kemikleri rezonans bedeni gibi çalışıyor. Büyük bir merak ve dikkat ile anne sesini takip ediyor. Ve bu merak bebeğin tüm hayatında oluşacak duygu altyapısını şekillendiriyor. Limbik sistemimizde hayata karşı bir duygu oluşturuyor. Bu duyguyla merak, öğrenme isteği, dinleme isteği, ilişki kurma isteği oluşuyor ve tüm kalitesini etkiliyor.

Ancak annenin sesi gergin, olumsuz, yorgun ise fetus kendini dinlemeye kapatır ve içe dönük, sosyal yönden zayıf ve öğrenme ve zihinsel gücünü kullanmayan bir birey olur. Prenatal kominikasyon oluşmaz. Bu bizim ilk ilişkimiz olup, hayatımız boyunca kuracağımız ilişkilere model oluşturacaktır.

Sizde bu terapiden faydalanmak isterseniz www.anael.com.tr tıklamanız yeterli olacaktır.

31 Temmuz 2012 Salı

RAMAZAN VE TÜP BEBEK TEDAVİSİ


Ramazan ve orucun gerek hamileler, gerekse kısırlık tedavisi gören hastalara bir takım etkileri olmaktadır. Gebelerin sık sık yemeleri ve bol su içmeleri önerildiğinden, uzun yaz günlerinde oruç tutmaları çok kolay olmamaktadır. Yine de oruç tutmak isteyen gebelerin bazı şeylere dikkat etmeleri günü daha kolay geçirmelerini sağlayabilir. Mutlaka sahura kalkmalı, mümkünse sahuru sabaha daha yakın saatlerde yapmalıdırlar. Sıvı tüketimi önemli olduğundan en az 1,5 - 2 litre sıvıyı iftar - sahur arasında tüketmeye dikkat etmeliler. İftarda birden fazla yemek kan şekerinde düzensizliklere yol açabileceğinden, iftarda açlığı bastırıp bireyler yedikten 1 - 2 saat sonra tekrar yemeleri daha doğru olabilir. Ramazanda tatlı tüketim gereksinimi daha fazla olmaktadır. Gebelerin buna dikkat edip, çok fazla şekerli besin tüketmemeleri yerinde olur. Yine kolalı ve şekerli içeceklerden kaçınıp, su, ayran, süt ve limonata tercih edilmelidir. Mümkünse öğle saatlerinde uyuyup birkaç saati dinlenerek geçirmek yararlı olacaktır. Vitamin ve diğer alınması gereken ilaçlar iftar ve sahur arasında bölüştürülerek alınabilir.
Bir diğer konu da çocuk isteği nedeni ile tedavi gören hastalar Ramazan’da da bu tedavilerini rahatlıkla sürdürebilirler. Yumurtalıkları uyarmak amacı ile günde bir veya 2 defa yapılan iğneler iftardan sonra rahatlıkla yapılabilir. Zaten normalde de bu iğnelerin aksam saatlerinde yapılmasını tercih etmekteyiz. Bu tedavi yaklaşık 8 - 10 gün devam etmektedir. Ultrason kontrolleri karından yapılabilir, bunun için hastanın muayene öncesi tuvalete gitmemesi işlemi kolaylaştırır. Yumurtalıklar uyarıldıktan sonra yapılan yumurta toplama işlemi anestezi altında yapıldığından hasta o gün oruç tutamaz. Yine aynı şekilde embriyo transferi yapılacağı gün de bol su içmesi gerektiğinden oruç tutması uygun olmaz. Transfer sonrası ilaç kullanımı oruç tutmaya engel değildir. Bu durumda da ilaçlar iftar sahur arasında alınabilir. Tedavideki kadınların eşleri de yumurta toplama gününde sperm vereceklerinden o gün oruç tutmaları mümkün değildir. Aşılama yapılacak hastalar da sadece aşılama günü oruç tutamaz, diğer tedavi günlerinde tedaviye ve oruca engel bir durum yoktur. Orucun aşılama veya tüp bebekte başarıyı etkilediğine ilişkin bir istatistik mevcut değildir.
www.gebeyiz.biz alıntıdır.

ANAEL AİLE MERKEZİ












Kaç zamandır Ahun Hanımla sözleşiyorduk, fakat Altuğ'unun hastalığı , hastane derken ancak dün Ahun Hanım Ve İris Hanımla tanışma fırsatım oldu. İkisi de çok pozitif, sıcak ve güler yüzlü..



Yaptıkları iş ve benim yaptığım eğitimlerim hakkında konuştuk. Tomatis Yöntemiyle Frekans Çalışmaları yapıyorlarmış. Daha önceden sitelerinden ve bir kaç blogdan okumuştum. Fakat bu kadar etkili bir yöntem olduğunu ve bilimsel gerçeklerle de desteklendiğini bilmiyordum.


Sitelerinde de bahsettikleri gibi anne karnındayken her şey başlıyormuş.

'' Anne karnındaki nefes, sindirim, kan akışı gibi bedensel sesler yoğunlukta olmasına rağmen, fetus, anne sesine fokuslanıp, yan sesleri yok etme kabiliyetini geliştirir. Anne iyi ruh halindeyse, o zaman yüksek frekanslar anne sesinde mevcut olduğu için fetus onu duyar ve odaklanmak ister. Böylece fetus filtre mekanizmasını oluşturmaya başlar. Fetus o anda odaklanmış bir şekilde yan sesleri yok eder ve anne sesini büyük bir dikkatle filtreler. Bu konsantrasyon iletişim, başarı, okul ve ders başarısının altyapısını oluşturur. 

Anne sesi bebeğin dış dünyaya ilk kapısıdır. Anne sesinin melodisi ve ritmine çocuğun dikkat edip etmeyeceğini belirtir. Mutlu, rahat pozitif br ses, fetusun dinleme isteğini artırır. Hayatının geri kalanındaki iletişim becerileri o zaman oluşan şablonlarla belirlenir. Aktif dinlemek sadece dinlemek ile ilgili değildir. İçinde dikkat ve konsantrasyon da vardır. Bütün algı ile bir yere fokuslanmak, anda olmak ve iletişimde olmaktır. O aktif dinlemek esas olarak yaşama giriş kapısıdır. ''
Ban çok enteresan bir yöntem geldi. 10  seans almanız gerekiyormuş, fakat 3-4. seanslarda etkisi dışarıdan bile belli oluyormuş. Hatta otistik bir çocukla çalışmışlar ev bu çalışmanın daha ortalarındayken ilk kez anne demeyi başarmış. Bu beni gerçekten çok etkiledi.
İnşallah kendime bir zaman ayırıp, bu deneyimi yaşamak bende istiyorum.
Sitelerine bakarsanız birçok şeye yararlı. Hamile kalmadan önce bu hizmetten yararlanmak, hem hamilelik sürecini hem de bebeğinizin daha sakin olmasına yardımcı oluyormuş. İsterseniz 2 Ağustos'da ''Almak''ile ilgili söyleşine katılarak bebeğinze kavuşurken kendinize de minik bir hediye verebilirsiniz.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

İris ile "Almak" Üzerine Kısa Sohbet ve Meditasyon




Bu haftadan itibaren her perşembe ayrı bir konu üzerine İris ile kısa sohbet ve yönlendirmeli meditasyon düzenliyoruz. 
Bu perşembe “almak” üzerine çalışacağız. Hayatınızda neye ihtiyaciniz varsa ...... sevgi, huzur, şefkat, saygı, yada ev, yeni bir iş, para, sağlık, kendine zaman..... Birlikte ‘almak’ enerjimizi yükseltelim, değerliyiz hissi oluşturalım ve almayı kolaylaştıralım.
Almak için durmak lazım, hareket halinde alamayiz. Bu yüzden zihinimizi nasıl durduracağımızı öğrenelim ve hem bedenimizi hem de ruhumuzu parasempatik duruma sokup, yeni oluşumlara yer açalım  ve isteklerimiz gerçekleşsin..........
Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelmekte olan bir terim olup, sözlüklerde, "kişinin iç huzuru, sükûnet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad" olarak tanımlanır. 
 "Derin dusunme" içe dönmek ile mümkün. Çünkü aslında dışarıda pek bir şey yok, her şey içimizde. Dış  dünya sadece iç dünyanın aynası. Haydi birlikte içimize dönelim, güçlenelim, büyüyelim ve alalım. 

Tarih: 2 Ağustos 2012 Perşembe  
Saat: 19:00 - 20:00
Ücret: 20 tl
Yer: Anael Aile Merkezi 

EŞİNİZLE BEBEK BAKIMI PAYLAŞMAK




Şu an yapmakta olduğunuzdan daha ağır bir iş yoktur; eşinizden alabileceğiniz yardıma ihtiyacınız olacak ve siz de bunu hak ediyorsunuz.Ev dışında işinin olması , hatta zorlu bir işi olması erkeği otomatik olarak ev işlerinden muaf etmez, özellikle de bu iş yarısı kendisine ait olan bir bebeğin gelişi ile olmuşsa. Ve eşiniz yardım istemek için kendinizi suçlu hissetmeye başladığınız zaman sizinde neredeyse kuşkusuzca eşinizin ki kadar yorucu ve stres dolu bir işte tüm gün çalıştığınızı kendisine hatırlatın.Eşiniz  profesyonel  bir bebek bakıcısı olmasa bile bebeğinizin bakımında size yardım edebilir.

Eşinizle konuşun.

Ona bir-iki şey öğretin.

Onu bebeğinizle yalnız bırakın.

Haatalarını hoşgörün.

Standart bir çalşıma çizelgesi hazırlayın.

Geceleri paylaşın.

Eşinizin bir gecede değişmesini beklemeyin,eşinizi eğitin, konuşun, ikna etmeye çalışın. Zamanla sizinle uzlaşacaktır.

GEBELİK AYLARINA GÖRE ANNE VÜCUDUNUN GELİŞİMİ

GEBELİKTE 1. AY
Gebeliğin İlk Ayları
Gebeliğin İlk Belirtileri
Gebelikle birliklte hormonlarınızdaki değişikliklerin sonucunda aşağıdakilerin bir ya da daha fazlası görülebilir:Bunlar 12. haftadan sonra azalır.
*Adet gecikmesi
*göğüslerde büyüme , gerginlik, hassaiyet
*Bulantı
*Kusma, ağızda metalik tat ve yiyeceklere karşı ilgisizlik
*Bazı besinlerden iğrenme ya da aşırı isteme
*Yorgunluk, halsizlik
Vajen akıntısında artış,
*Sık idrara gitme
*Duygusallaşma

GEBELİĞİN 2. AYI
Doğum zamanının hesaplanması

Son adetin ilk gününe 280 eklenerek bulunur. Gebelik süresi 40 hafta kabul edilirse de , 38 ile  42 haftalar arasında normal sayılır.
Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:
Sigara , alkol ve doktora danışılmadan alınan ilaçlar gebelik boyunca, özellikle de bebeğin organlarının geliştiği ilk 3 ayda zararlıdır.Kedi, köpek dışkısaı ve çiğ etle temas edilmemelidir.Bunlar bebeğe zararlı olabilecek toksoplazma denen parazit taşıyabilir.

GEBELİKTE 3. AY
Gebeliğe Alışma

Gebeliğin başlarında görülen bulantı, kusmalar vesık idrarra çıkma bu  dönemden itibaren azalır. Bağırsak hareketleri yavaşladığından kabızlık görülebilr.Aşırı kusmanız olmamışsa bu dönemde 1-52 kg almanız beklenir.Bütün gebelikte alınan kilonun%10'una karşılık gelir.Hormonel değişikliklerinden dolayı bu dönemde aşırı duygusal olabilirsiniz.
Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:
Kontroller için doktora başvurun. Taze yiyeceklerle ve dengeli beslenin.Kabızlığa karşı bol bol su için ve yeşil sebze gibi bol lifli yiyecekler yiyin. Göğüslei destekleyecek uygun bir sütyen kullanın. Dişlerinizi kontrol ettirin.

GEBELİKTE 4. AY
Gebelik artık belli oluyor;

Kendinizi daha enerjik hissetmeye başlarsınız.Gebe olduğunuz dışarıdan belli olmaya başlar.Cildiniz koyulaşabilir.Beliniz kalınlaşmaya başlar.Karnınızın üstünde koyu bir çizgi görülebilir.Doğumdan kısa bir süre sonar bu çizgi kaybolur.
Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:
Bu dönemde iştahınız artmaya başladığından,sağlıklı beslenetre kilonuza dikkat etmelisiniz.Bol ve rahat giysiler tercih etmelisiniz. Gebelik sürecinde artan demir ihityacına bağlı olarak doktorunun vereceği demir preparatlarını kullanmaya baslamalısınız.

GEBELİKTE 5. AY
Gebelik ilerliyor;
Memelerde ilk süt gelebilri.Bu süt sadec silinmeli,  mem sıkılmamalıdır.
Cilt koyulaşması artabilir.Bunun kalıcı olmaması için dışarı çıktığınızda güneş koruıyucu krem kullanabilirisiniz.
Sırt ağrısı, kasıklarda gerilme, vajen akınıtısı, diş eti kanaması gib yakınmalara sık rastalnır.Bebeğinizn hızlı büyüdüğünü ve s,izinde hızlı kilo alacağınız bir döneme girdiğinizden sağlıklı beslenmeye çok dikkat etmelisiniz.
Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:
Kendinize özen göstermelisiniz.Rahat giysi ve ayakkabılar güymelisiniz.Bebek eşye ve giysileeri düşünmeye başlayabilirisiniz.

GEBELİKTE 6. AY
Gebebliğğn en iyi zamanları;
Bu dönemde kendiniz daha iyi ve zined hissedeceksiniz. Kilo alımı hızlı olabilr. Dikkat!!
Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:
Her fırsatta ayaklarınız yukarı kaldırarak dinlendirmelisiniz. Belinizi ve bacaklarınızı sıkan giysilerden kaçının.Sıcağa duyarlılığınız artacağınadn bol bol su içmelisiniz.

GEBELİKTE 7.AY
Gebelik ilerlemey devam ediyor;
Sindirim güçlüğü ve kramplar görülebilir.Karında çatlaklar oluşabilir. Bunu önlemek ya da daha az olmasını sağlamak için karın bölgesi sık sık nemlendiricili bir krem ya da yağ ile yumuşatılmalıdır.UYku bozuklukları olabilir.
Bu dönemde dikkat edilemsi, gerekenler:
Doktor kontrollerini sıklaştırabilrisniz.Gün içinde sık sık dinlenmeli, geceleri mümkün oldukça erken yatmaya çalışmalısınız.Her fırsatta ayaklarınızı yukarı kaldırarak , dinlenmalısiniz.

GEBELİKTE 8.AY
Bebek her an gelebilir;
Kendinizi ağır ve hantal hissedebilirsiniz.Rahat uyuyamayabilrsiniz. BUnun çin bol bol yastıkla vücut boşluklarınız doldurarak en rahat pozisyonu sağlayarak , daha uzun uyuyabilirisiniz.
Neler oluyor?
Büyüyen bebek iç organlarınıza baskı yaparak solunum güçlüğüne, sık idrara çıkmaya neden olabilir.Koşarken, gülerken ya da öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.Olabildiğince dinlenmeye çalışmalısınzı.Kilo alışınız fazla ise karbonhidratları azaltmalısınız.
Gebelikte alınan ortalama kilonuz 10-12 kg arasında değişmesi idealdir.Bebeğinize gereken temel malzemeleri şimdiden alabilirsiniz

GEBELİKTE 9. AY
Tatlı Heyecan;
Çalışıyorsanız doğum iznine çıkmış, doğum hazırlıklarını bitirmiş olmalısınız.Bu dönem gelecek bebek için çok heyecanlı olmalısınız.
Neler Oluyor?
Bu dönemde bebeğin başının, leğen kemiğinin boşluğuna girmesiyle mide yanması, sindirim, solunum güçlüğü yakınmaları azalır.Bebeğin başı idrar torbasına baskı yaptığından idrara çıkma sıklığı artabilir.Bu dönemde kendiniz daha enerjik hissedebilrsiniz. Bundan yararlanarak kendiniz yormayın. Doğujm esnasında ve sonrasında  enerjiye ihtiyacınız olacaktır.

GEBELİKTE 10. AY 
Artık bebek geliyor
Doğum heyecanı başlar, bir an önce doğum gerçekleşsin isyteyebilirsiniz.
Neler oluyor?
Doğum ağrılarınız düzenli ve sık olacaktır. Doğum belirtilerini tek tek kontrol edin. Ve doktorunuzla iletişim halinde olun.
Doğum
Hazırlık ve beklemeyle geçen onca aylardan sonra artık bebeğiniz kucağınıza alabilrisiniz.Giderek onu dah iyi anlayacak ve hergün yeni bir şeye tanık olacaksınız..

Doğum yöntemine nasıl karar vermeli?



Doğum zamanı yaklaştıkça, verilmesi gereken en önemli kararlardan biri de doğum için hangi tekniğin doğru olacağıdır. Bünyeniz kadar psikolojiinizi de yakından ilgilendiren bu konuyla ilgili doğum bilgileri edinmeli ve en doğru kararı verebilmek için iyi değerlendirmelisiniz. Genellikle 18 - 36 yaş aralığında olan ve ilk doğumunu yapacak annelerin normal doğum yapabilme ihtimali yüksektir. Ama daha genç ya da daha ileri yaşlarda olan anneler için bu seçenek risklidir. 

İçinizdeki sesi dinlemenin yanı sıra doktorunuza da danışarak, en ideal doğum yöntemini belirlemelisiniz.

Normal doğum nedir, nasıldır?

• Gerekli şartlar yerine geldiğinde doğumun vajinal yolla ve normal koşullarda gerçekleşmesine denir. 

• Zamanı geldiğinde gerçek doğum kasılmaları başlar. Önceleri seyrek olsalar da düzenli aralıklarla gelen ağrılar, giderek daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli olmaya başlar. 

• Belli bir standartı olmasa da, saatte bir gelen ve 15 - 20 saniye kadar süren düzenli ağrılar başladığında doktorunuzla temasa geçmeniz gerekir. 

• Normal doğumlar kendiliğinden olabildiği gibi, vakum veya forseps gibi müdahaleler de gerektirebilir. 

• Doğumun birinci evresinde, ağrıların başlamasından hemen sonra serviks açılır. Açılma uzunluğu 10 cm'e kadar çıkar. 

• Doğumun ikinci evresinin başlaması için serviksin tam olarak açılması gerekir. Bebeğin dışarı çıkmasına kadar süren bu 2. evrede, şiddetli ve düzenli kasılmalarla itilen bebek, incelen serviksten kolaylıkla geçer ve vajinaya ulaşır. 

• Doğumun üçüncü ve son evresi, bebeğin dışarı çıkmasıyla başlar ve plasentanın dışarı çıkmasıyla son bulur. Bebek tamamen dışarı alındığında, plasenta ile bağlantı sağlayan göbek kordonu kesilerek anneden ayrılır.

• Genel olarak doğum ortalama 14 - 15 saat sürer ama daha kısa sürmesi de mümkündür.

Suni Sancı Nedir ?

• Zamanı geldiğinde başlaması gereken sancılar her şeyin uygun olmasına rağmen başlamadığında ya da var olan kasılmaları desteklemek gerektiğinde kullanılır.

• Anneye serumla ‘oksitosin’ hormonu verilir. Bu hormon annede suni kasılmalar başlatır. 

• Oksitosin, normal şartlarda beynin ‘hipofiz’ denilen bölgesinden salgılanır ve rahimde kasılmalar yaratmak dışında, sütün memeden dışarı atılmasını sağlar.

• Suni sancı ile oluşan kasılmalar, doğal kasılmalardan daha sık, daha düzenli ve daha şiddetli olur. 

• Uygulanan bu tekniğe rağmen yine de doğum ilerlemezse sezaryene geçilir.

Epiyozlu doğum nedir, nasıldır?

• Normal doğum sırasında bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve doğumda oluşabilecek yırtıkları önlemek için çıkış bölgesinin kesilmesidir.

• Doğumda bölgeyi genişletmek için kesilir ve doğum sonrasında yeniden dikilir. 

• Bu kesiğe epizyotomi denir ve bebeğin çok daha kolay çıkabilmesini sağlar. 

• Gerekmediği sürece yapılmaz ama bölgenin anatomik yapısının bozulma riski varsa bölgeyi korumak amacıyla uygulanır. 

• Operasyon sırasında lokal anestezi uygulandığı için ağrı duyulmaz. 

Forsepsle veya vakumla doğum nedir, nasıldır?

• Bebeğin kulak çevresinden geçerek başını tamamen kavrayan, metal alete 'forseps' denir. 

• Çan şeklindeki metal başlığı bebeğin başına yaslayarak, vakumla dışarı doğru çekilmesine ise vakumla doğum denir. 

• Normal doğumların %10'unda doktorlar, doğuma yardımcı olması için forseps veya vakum kullanmayı tercih edebilir. 

• Bebeğiniz sıkıntı belirtileri gösteriyorsa veya doğum kanalında sıkışırsa ya da siz yeterince hızlı itemiyorsanız, bu aletler bebeğinizin hayatını kurtarmaya yardımcı olur. 

• Bu tür sıkıntılı durumlarda eğer sezaryen olmak istemiyorsanız, bu teknikler normal doğum yapabilmenizi sağlar. 

• Genel olarak anne için vakum daha az travmatik olurken, bebek içinse forseps daha az risklidir. 

• Bebek açısından kalıcı ve tehlikeli riskler taşımaması için, her iki yöntem de usulüne göre uygulanmalıdır. 

Sezaryen nedir, nasıldır ?

• Sezaryen bir operasyon olduğu için, operasyona ilişkin genel riskleri de taşır. Bu yüzden prensip olarak ilk seçeneğin normal doğum olması gerekir. 

• Bebeğin rahim içindeki durumu önemlidir. Anne veya bebeği tehdit eden ve beklenmeyen herhangi bir durumda sezaryen gerekli olabilir. 

• Günümüzde çoğunlukla ilk doğumlarda ya da bebeğin baş bölgesinden gelmemesi gibi pozisyonlarda sezaryen tercih edilir. 

• Tıbbi gereklilikler yüzünden, zorunlu olarak sezaryenin seçilmesi de söz konusu olabilir. Bu gereklilikler hamileliğin son dönemlerine doğru netleşir ve sezaryen planlı bir şekilde gerçekleştirilir.

• Seyrek olarak, normal doğum sırasında gelişebilecek acil durumlarda da sezaryene geçilebilir. 

• Sezaryene başlamadan önce hazırlıklar konusunda anne bilgilendirilmelidir. 

• Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra epidural anestezi ya da Spinal anestezi ile anne acıya karşı duyarsızlaştırılır ve karın bölgesinin alt kısmından yaklaşık 8 - 9 cm’lik, yatay bir kesi yapılır. 

• Karın duvarı açılır ve kesik derinleştirilerek tüm karın katları açıldıktan sonra rahim duvarına gelinir.

• Ardından bebeği anne karnında besleyen ‘plasenta’ rahmin içinden çıkartılır ve bebek uygun şekilde kesikten dışarı alınır. 

• Normal doğumda olduğu gibi sezaryende de göbek kordonu kesilir. Plasenta rahmin içinden alınır. 

• Annenin karın içi temizlenir, kanayan yerler kontrol edilir, varsa müdahale edilir ve karın duvarı tekrar anatomisine uygun olarak dikilir. 

• Son olarak cilde estetik dikiş yapılır. Ameliyat ortalama 30 - 35 dakika sürer. Ardından anne 10 - 15 dakikalık gözlemin ardından doğum servisine gönderilir. 

Suda doğum nedir?

• Annenin 35 - 37 derecede sıcak suyla dolu bir havuzda gerçekleştiği alternatif bir doğum tekniğidir. 

• Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su, doğal sancılanma sürecinin başlamasına yardımcı olur ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez. 

• Su, vücudu rahatlatan endorfin hormonunun salgılanmasını kolaylaştırarak doğum gerilimini azaltır. 

• Doğum başladıktan sonra bebeğin kalp atışları ve annenin tansiyon ölçümleri yapılır. 

• Bebek, anne rahminde de suda olduğu için bir su ortamından başka bir su ortamına rahatlıkla geçer ve şoka uğramaz. 

• Doğum gerçekleştikten sonra anne normal doğum masasına alınır ve kanama kontrolü yapılır. 

• İlk kez doğum yapan annelere ve riskli gebelik grubundakilere önerilmez. Ayrıca HIV, hepatit ve aktif genital enfeksiyonu olan anneler, daha önce sezaryenle doğum yapan veya çok kilolu olan anneler, bebeğin ters gelmesi, çoğul gebelik, bebeğin 4 kilonun üstünde olması, erken doğum, annenin; astım, kalp, şeker veya yüksek tansiyon gibi hastalıklarının olması, su kesesinde sorun olması gibi durumlarda suda doğum yapılamaz.