13 Nisan 2009 Pazartesi

HAMİLELİK DÖNEMİ PSİKOLOJİK BOYUT


HAMİLELİK DÖNEMİ
PSİKOLOJİK BOYUT

Hamilelik kendi içinde bir değişim dönemidir. Aileye yeni katılacak olan bireye ve çiftin yeni rolüne (anne-baba) hazırlanılan bir süreçtir. Eğer çift ilk kez çocuk sahibi oluyorsa, bu dönem evli olmaktan, evli ve çocuklu olmaya atılan bir adımdır. Çiftler anne-baba olarak yeni sosyal rollerine bu süreçte hazırlanıyorlar. Tüm bu değişimlerden hem anne hem de baba adayları etkilenir. Baba adaylarından farklı olarak, anne adayları hamilelik sürecinde önemli fizyolojik değişimler yaşarlar. Bu değişimler de, onların psikolojilerini direkt olarak etkiler.
Anne Adaylarının Yaşadığı Psikolojik Değişimler Şunlardır:

1.Duygusal iniş-çıkışları: Anne adaylarının aniden parlaması, normalde ağlamadığı şeylere ağlaması, alınganlık göstermesi, bir iyi bir kötü hissetmesi gibi durumlardır. Etrafındaki insanlar tarafından bu durum kolay anlaşılamayabilir. Tüm bunlar anne adaylarının vücudundaki değişimlere hormon seviyesine, vücut ağırlığı ve şekline verdiği tepkilerdir.

2.Yeni bir beden: Hamilelikte alınan kilolarla birlikte kadının beden imajı da değişir. Normalde giydiği kıyafetleri giyemez. Gözüne pek de estetik gelmeyen birkaç hamilelik kıyafetini sıraya koyarak giyer. Normalde çok sık gideceği bir ortama çok daha içine sinmeyen bir kıyafetle ve kendini şişman hissederek gitmek zorundadır. Anne olacağı için tam bir kadındır ama görüntüsünden dolayı seksi, çekici ya da “dişi” hissetmez.
Kadının yeni bedenini, kilolarını, şişen yüzünü, elini, ayağını kabul etmesi kolay olmayabilir. Bir daha eski bedenine geri dönememe korkuları yaşayabilirler.

3.Cinsel hayatın ilişkilerdeki yeri: Kadının değişen vücut imajını kabullenmemesi cinsellikten kaçmasına yol açabilir. Kendini şişman, ya da daha az dişi bulan kadın, partnerinin, onu çekici bulmayacağı endişesi taşıyacağından cinsel hayattan uzak durmaya çalışabilir. Cinsel hayatı sekteye uğratabilecek bir diğer konu, cinsellik yaşamının bebeğe bir zarar verip vermeyeceğidir. Birçok çift bu konu sebeple cinsel aktivitelerini durdurmaya ya da azaltma yoluna giderler. Bu konuda endişelenmek yerine, jinekologlarının önerilerini dinlemek yerinde olacaktır.

4.Yaşam şekli değişir: Hamilelik kadının yaşam şeklinin de değiştiği bir dönemdir. Eskisi kadar yoğun ve yorucu şekilde çalışamaz. Hareketleri çok daha kısıtlı olacaktır. Uyurken bile istediği pozisyonda yatamaz. Bu değişiklikler kimi anne adaylarında çökkün ruh haline ve kaygıya yol açabilir. Özellikle bebek büyüdükçe, anne adayı işini istediği gibi yapamamaktan şikayetçi olacaktır.

5.Uyku düzeninin bozulması: Hamilelik, özellikle de son ayları, uyku düzeninin bozulduğu, anne adayının sık sık uyandığı, istediği pozisyonda yatamadığı bir dönemdir. Uykusunda bu sebepten yorgunluk, gerginlik, irritasyon hisleri yaşayabilirler.

6.Beni ne bekliyor? Belirsizlik....: Hamilelikte en çok kaygı yaratan konu doğacak olan bebek hakkında yaşanan belirsizliktir. Nasıl bir doğum olacak? Bebek sağlıklı olacak mı? Ben nasıl bir anne olacağım? gibi sorular anne adayının aklında döner durur. Bebek doğmadan bu tip sorular tam olarak cevaplanamadığı için hamilelik dönemi çok yoğun kaygıların ve de depresyonun yaşanılabileceği bir dönemdir. Bu durum, anne adayının kişilik yapısına göre şekil alır. Normalde kuruntulu bir kadın, hamilelik döneminde yaşanan bir takım belirsizliklerden dolayı daha da kaygılı hale gelebilir. Diğer bir önemli kaygı kaynağı daha önce yaşanan düşüklerdir. Eğer anne adayı daha önce bir düşük yaşadıysa, şimdiki bebeğin sağlığı ile ilgili yoğun kaygıları ya da yerli yersiz suçluluk duyguları taşıyabilir. Bebeğe zarar vermemek adına kendini aşırı kontrol altında tutmaya çalışıp, dönemi biraz daha zorlaştırabilir. (örneğin; “hiç merdiven çıkmamalıyım” gibi)

7.Kendini güçlü hissetmek: Anneliği deneyimlemeye hazır birçok kadının, hamileliğinin özellikle 2. trimester aşamasında yaşadığı önemli bir duygu, kendisini güçlü, kendine güvenir ve iç huzurunun yüksek şekilde hissetmesidir. 2. trimesterde vücut imajı henüz değişmemiştir ve anne adayı, dünyaya bir çocuk getirebiliyor olmanın gücünü, bütünlüğünü ve güzelliğini hisseder.

8.Konsantrasyon düşüklüğü: Anne adayının odağı bebek ve hamilelik süreci olduğunda, ilgilendiği diğer meseleler (iş, arkadaş, ilişkileri) daha ikincil düzeyde kalabilir. Çalışan anne adayı işine daha az ilgi duyabilir ve motivasyonu, yaşadığı fiziksel zorlanmalar yüzünden de, daha düşük olabilir. Bu durum da yaptığı işe konsantre olmasını güçleştirebilir.

Bu Değişikliklerle Başa Çıkmanın Yolları

- Hamilelik döneminde yaşanan fizyolojik değişimler ve bunların etkileri konusunda tıbbi bilgiler almak ve her dönemde anne adayını neyin beklediğini bilmek
- Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşmek, onlarla deneyimlerini paylaşmak
- Anne adayının kendi alie çevresinde (anne, kardeş, eş) destek alması. Kendi annesinin hamileliği nasıl geçirdiğini anlatması.
- Annenin Değişen Vücut İmajının Kabullenmesi
-Anne-baba adaylarını kendi kaygılarını açıkça konuşmaları, paylaşmaları. Kaygılar ortadan kalkmasa bile paylaşmak çiftleri rahatlatacaktır.
-Baba adayının, anne adayının yaşadığı psikolojik değişimlerinin önemli bir bölümünün fizyolojik kaynaklı olduğunu unutmaması. Duygu değişimleri ve hassasiyet konusunda eşine anlayışlı olması.
-Bebekle birlikte hayatlarının nasıl olacağının çift tarafından hayal edilmesi, konuşulması, anne-baba rollerinin belirginleştirilmesi.
-Hiçbir anne-babanın mükemmel olmadığının, her anne-baba’nın acemilik devri yaşadığının, her anne-baba’nın hata yaptığının çiftler tarafından sık sık hatırlanmaması.

Tüm değişimlerine rağmen hamilelik çok özel bir dönem. İçerde büyüyen bebeğin kalp sesini duymak, ultrasondaki görüntüsünde parmağını emdiğini fark etmek çok büyüleyici. Bu yüzden 9 ay sürecek bu dönemin neden keyfi çıkmasın?

KLİNİK PSİKOLOG
GONCA ŞENSÖZEN
www.goncasensozen.com

ARTİST YEĞENİM ZEYNEP

10 Nisan 2009 Cuma


HAMİLELİĞİ MUTLU GEÇİRMENİN YOLLARI
Hamilelik bir değişim dönemidir. Anne adayının bedeni değişir, çiftin yaşam şekli değişir, evin en azından bir odası değişir, konuşulan konular değişir, öncelikler değişir. Değişim fizyolojik, psikolojik ve aile-içi iletişimi farklılaştıran türdendir.
Bazı çiftler bu tip değişimleri korku, kaygı ya da zorluklarla karşılama eğiliminde olabilirler ve bu sebeple, hamileliği sadece atlatılması gereken bir dönem gibi algılayabilirler. Hâlbuki bu dönem, anne adayının anneliğe hazırlanmasına yardımcı olan çok önemli ve kıymetli bir dönemdir. Bunu en iyi ve mutlu şekilde yaşamak, anne ve bebeğin fiziksel ve ruhsal sağlığı için çok önemlidir.

Hamileliği mutlu ve keyifli geçirmek için neler yapabilirsiniz?

Kadın olmanın, hatta doğurgan bir kadın olmanın keyfini farkına varın ve bu keyfi mümkün olduğunca yaşamaya çalışın. Unutmayın sınırsız zamanınız yok. Bu, maksimum 9 aylık bir keyif!
Tam bir aile oluşturduğunuzu fark edin. Bu, ele aldığınız bir projeyi geliştirmek ya da büyütmek demektir. Bu gelişimin keyfini çıkarın.

Vücudunuzdaki değişimlere karşı duyarlı olun. Aslında her bir değişim, yeni bir canlının dünyaya gelmesi için doğanın size verdiği destektir. Desteklendiğinizi hissedin.

Eşinizle, geleceğe ait yeni planlar yapmanın keyfini yaşayın. Aynı zamanda eşinizle en büyük ortaklığınızın keyfini yaşayın.

Doğacak bebek hakkında hayaller kurun. Hoşunuza giden bebek mağazalarını gezin, ona neler almak isteyebileceğinizi düşünün.

Bebeğinizin, büyüdüğü zamanları hayal edin. Onun, yetişkin olmasından nasıl bir haz alırsınız?

Gebelikle ilgili sıkıntılar yaşadığınızda, bu dönemin sonsuza kadar sürmeyeceğini, birkaç aydan ibaret olduğunu kendinize hatırlatın.

Aile büyüklerinden (anne, kayınvalide, abla gibi) destek alın. Talepleriniz olduğunda, bunu onlara açıkça iletin.

Hamilelik dönemi hakkında bilgi sahibi olun. Doktor kontrollerine düzenli olarak gidin. Bilgi edinmek sizi rahatlatıyorsa, gebelik kursları, internet ve diğer kaynaklardan bu dönemle ilgili bilgi sahibi olun. Bazı kişiler bir sürecin detaylarını bilmezlerse daha rahat ederler. Kendinizde böyle bir eğilim görüyorsanız, merak ettiğiniz kadarını öğrenin. Başka hamile kadınlar bu konuda daha fazla bilgi sahibi diye siz de bunu yapmak zorunda değilsiniz.

Kendinizi arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden uzak tutmayın. Unutmayın siz hasta ya da yaşlı değilsiniz. Sadece hamilesiniz.

Uyku ve yeme düzeninize dikkat edin. Hamilelikte uyku düzeniniz bozulabilir. Eğer bozulursa uyumadan önce sizi rahatlatacak şeyler yapın. Duş almak, kafanızı rahatlatacak bir şeyler okumak, eşinizle konuşmak bunlardan biri olabilir.

Hayatınızda çok büyük değişiklikler yapmamaya çalışın. Bebek zaten başlı başına büyük bir değişimdir. Böyle büyük bir değişime hazırlanırken, iş değişikliği, ev değişikliği gibi konuları bir araya getirmemeniz, bebeğe adaptasyonunuzu daha kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda değişimlerin yarattıkları stresi bir arada yaşamamış olursunuz.

Bebeğe hazırlanmak belli bir iş yükü getirir. Bunu yaparken sizin sağlığınızın öncelikli geldiğini unutmayın. Her şeyi hazır etme ve yetiştirme telaşı içinde olmayın. Siz iyi olmadığınız sürece bebeğinizin de iyi olamayacağını hatırlayın. Rahatlamak, keyif sürmek için kendinize zamanlar tanıyın. Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmayın. Öncelikler belirleyin ve önceliği olmayan işlerin beklemesine izin verin. Böylece üzerinizde yarattığınız stres azalacaktır.
Diğer hamile ya da yeni doğum yapmış annelerle görüşün, onların deneyimlerini paylaşın ve tecrübelerinden yararlanın. Size önerebilecekleri püf noktalar olabilir. Ancak yine de herkesin hamileliğini kendi bedeni, kişiliği ve dünya algısı doğrultusunda yaşadığını unutmayın. Sizinkisi size özeldir ve başkalarınınki ile ayrıldığı yerler olabilir. Örneğin, herkes aynı kiloyu almaz, aynı duyguları hissetmez vs.
Değişen vücut imajınızı kabullenin. Bu, gebeliğin bir parçasıdır ve sizi sağlıklı doğuma ve doğum sonrasına hazırlar. Bu imajın kalıcı olmadığını kendinize hatırlatın.
Fiziksel olarak kendinize bakmaya devam edin. Belki eski bedeniniz yok ama kadınlığa ait güzelliklerden birini yaşıyorsunuz. Sizin yerinizde olmak isteyecek birçok kadın olduğunu unutmayın!
Kaygılarınız varsa bunları kendinize açıkça itiraf edin. Eşinizle ve destek alabileceğiniz diğer kişilerle bunları paylaşın.
İlahi yaradılış sürecine katkıda bulunduğunuzu kendinize hatırlatın.

Bu özel dönemi mutlu ve keyif alarak geçirmeniz dileğiyle…

Klinik Psikolog
Gonca Şensözen

EVİNİZİ EMNİYETLİ HALE GETİREBİLİRSİNİZ


EVİNİZİ EMNİYETLİ HALE GETİREBİLİRSİNİZ
Aşağıdaki uyarılara dikkat ederek evinizi çocuğunuz için daha emniyetli hale getirebilirsiniz:
MUTFAK:
• Küçük elektrikli ev aletlerinin fişlerini çekip kordonlarını derli toplu ve çocuklardan uzakta tutun.
• Ekmek kızartıcı veya sıcak yüzeyli fırın gibi cihazları çocukların yaklaşamayacağı yerlerde tuttarak yanma tehlikesini önleyin.
• Keskin bıçakları çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurun.
• İlaç ve ev temizlik malzemelerini çocukların ulaşamayacağı yerlerde, mümkünse kilitli dolaplarda tutun. Bu ürünlerin çocukların açamayacağı (child-proof) kapakları olanlarını tercih edin.
• Evinizde bir yangın söndürücü bulundurun ve kibrit-çakmakları çocukların ulaşamayacağı yerlerde tutun.
• Ocakta yemek pişirirken öncelikle arkadaki ocak gözlerini kullanın, tencere ve tavalarınızın saplarını çocuğunuzun ulaşamayacağı şekilde döndürün.
• Tüm elektrik prizlerini kapatmak için özel kapaklar kullanın.
• Bebeğiniz için mama sandalyesi kullanıyorsanız emniyet standartlarına uygun ve koruyucu kemer ve kilit kısımlarının çalışır durumda olmasına dikkat edin.;
OTURMA ODASI/ SALON:
• Sivri olan masa ve sehpa köşelerini koruyucularla kapatınız.
• Elektrik telleri ve perde açıp kapama iplerini çocukların ulaşamayacağı şekilde düzenleyiniz. ABD’de bebek ve küçük çocukların ilmek şeklindeki perde kordonlarında boyundan asılarak kaybedildiklerine ilişkin pek çok üzücü vaka rapor edilmiştir.
• Televizyon gibi ağır cisimleri düşmeyecek şekilde dikkatle yerleştiriniz.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Milk Bands-Emzirme Bileziği

Bloglar arasında dolaşırken http://www.cocuklacocuk.com adlı sitede emzirme bileziği diye bir ürün hakkında bilgi okudum. Ben gerçekten de bu bileziği beğendim.Çıkış fikri de çok güzel daha detaylı bilgi için www.milkbandsturkiye.com bu siteden bilgi alabilirsiniz.

BEBEKLERİNİZİN BİBERON TEMİZLİĞİ

Mama saatinden önce biberon temizliği!
Biberonla beslenme saati gelmeden önce yapılması gereken en önemli şey, biberonun hijyeninin sağlanmasıdır. Unutmayın ki iyi temizlenmemiş bir biberon, bakterilerin rahatça üremesi anlamına gelir. Peki, biberonların hijyenini nasıl sağlayacaksınız? Geleneksel yöntemlerden teknolojik araçlara kadar çeşitli seçenekleriniz var.

Hijyenin ne kadar önemli olduğunu her anne kadar biliyorsunuz. Özellikle de henüz küçücük bir bebek sahibi iseniz hijyene dikkat edilmediğinde ortaya çıkabilecek sorunlar hakkında yeterli bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Dikkat edilecek konuların başında, biberonla beslenen bebeklerin biberonlarının temizliği gelir. Biberonu kullanmaya başladığınız ilk günden itibaren biberonun hijyenik olmasına dikkat etmekten başka seçenek yoktur. Bebeğinizi beslerken kullanacağınız biberonun temiz olması hastalıklara karşı alınan bir önlem değil, bebeğinizin hastalanmaması için bir gerekliliktir. Eğer bebeğinizin biberon ve emziğini yeterince iyi temizleyemezseniz bakterilerin üremesi için uygun bir ortam oluşur. Özellikle ishale ve mide bozukluğuna neden olan bakteriler, biberon ve emziklerde çok kolay üreyebilirler. Bebeğinizin biberon ve emziğini suda kaynatarak steril hale getirmeniz mümkündür. Yaklaşık yarım saatinizi alacak bu işlemle, biberonda ve emzikte bakteri oluşmasına fırsat vermemiş olursunuz. Suda kaynatma işlemi size zor geliyorsa sterilizatör de kullanabilirsiniz. Sterilizatörlerin kullanımı gayet kolaydır. Biberon ve emzik hijyeni için fazla vakit harcamanız da gerekmez.

Biberon Sterilizasyonu Neden Gereklidir?

Bebeklerinin doğru beslenmesi annelerin en hassas olduğu konulardan biridir. Bebeğinizi sağlıklı besleyebilmeniz için, onu beslerken kullanılan biberonun hijyenik olması gerektiğini unutmayın. Uygun koşullarda sterile edilmeyen biberon ve emziklerin bir bakteri yuvası olması kaçınılamazdır.

Küçük bebeklerin bakterilere karşı dirençleri çok düşüktür. Yetişkinlerin karşılaştığı bakterilere bebeklerin bağışıklık sistemi aynı tepkileri veremez. Çünkü bebeklerin bağışıklık sistemi fazla gelişmemiş olur. Bu yüzden, bebeğinizi besledikten sonra biberonun uygun şekilde yıkanması çok önemlidir.

Sterilize etmek, biberon ve emziklerde bakterilerin üremesini engellemenin tek yoludur. Biberonları sadece yıkayarak temizlemek, biberondaki bakteri oluşmasını önlediğiniz anlamına gelmez. Bebeğinizin biberon ve emziğini musluktan akan sıcak su ile yıkayarak temizlemek yetersizdir. Musluktan akan suyun sıcaklığı, biberonun üzerinde bakteri üremesini engelleyecek kadar yüksek değildir. Gözle seçilmesi zor mama kalıntıları bile biberonun içinde hızla bakteri üremesine neden olur. Bu nedenle bebeğinizin biberonunu mutlaka sterilize etmeniz gerekir.

Biberon Sterilizasyonuna Geçmeden Yapılması Gerekenler

Biberon sterilizasyonuna başlamadan bir ön hazırlık yapmanız gerekir. Bu ön hazırlık biberonun ve emziğin temizlenmesidir. Aşağıda yazanları adım adım uyguladıktan sonra biberon ve emziğin sterilizasyonuna başlayabilirsiniz:
1. Sıcak su ve deterjanla biberonu iyice yıkayın. Biberonu yıkamak, biberonun halka, kapak, emzik kısımlarını da kapsar.
2. Biberon şişesinin dibine ulaşmanız kolay değildir. Bunun için ince ve uzun bir fırça kullanmanız yararlı olacaktır. Biberon temizleme fırçası, bazı ürünlerde biberonla birlikte satılır. Eğer sizin aldığınız biberonla beraber böyle bir fırça verilmemişse bunu çocuk ve bebek ürünleri satan mağazalarda bulabilirsiniz.
3. Sterile etmeden önce, şişenin içindeki tüm mamanın ya da sütün boşalmasını sağlayın.
4. Biberonu iyice temizledikten sonra bol akan suyun altında iyice durulayın. Yıkarken kullandığınız deterjanı tamamen akıttığınızdan emin olun.

Sterile Etmede Geleneksel Yöntem

Bebeğinizin emzik ve biberonunu sterilize etmek için mutlaka bir cihaz kullanmanız gerekmez. Mutfak aletlerinizi kullanarak da bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Aşağıda yazılanları adım adım uygulamanız, emziklerin ve biberonların sterilize olmasını sağlayacaktır.
1. Biberon şişesini, biberona takılan aparatları ve bebeğinizin emziğini içine rahat alacak büyüklükte bir tencere seçin.
2. Seçtiğiniz tencereyi ateşin üzerine koyun. Tencerenin içindeki su kaynayana kadar bekleyin.
3. Su kaynayınca biberon şişesini, biberona takılan aparatları ve bebeğinizin emziğini suyun içine atın.
4. Bütün parçaların suya tamamen battığından emin olun.
5. 25 dakika boyunca bütün parçaları kaynatın.
6. Tencerenin altını söndürün ve bir maşa yardımıyla tencerenin içindekileri çıkarın.
Bebeğinizin biberon ve emzik sterilizasyonu için kullandığınız tencereyi başka işlerde kullanmayın. Sadece bu işi yapmak için bir tencere ayırın. Bu emzik ve biberonların sağlıklı kullanımı için gereklidir.

Elektrikli Buhar Sterilizatörleri

Bebeklerde enfeksiyona neden olabilen bakterileri öldürmenin en etkili yolu, kontrol edilebilen şartlarda buhar kullanımıdır. Bu amaçla geliştirilmiş elektrikli buhar makineleri yüksek ısıda su baharı uygulayarak biberon ve emziklerin üzerinde bakteri oluşmasını önler. Elektrikli buhar makineleri arasında göğüs pompasını sterilize edenler de vardır. Bazı elektrikli buhar sterilizatörlerinin buharlı pişirici özelliğe de bulunur. Buharda pişirme özelliği, besin değerlerini kaybetmeden sebze ve meyveleri pişirmeyi sağlar. Dondurulmuş sebze ve meyvelerin sağlıklı bir şekilde çözülmesine ve pişirilmesine de imkân tanır.

Mikrodalga Fırında Çalışan Buhar Sterilizatörleri

Mikrodalga fırında çalışan buhar sterilizatörlerini kullanmak için bir mikro dalga fırına ihtiyacınız vardır. Bu sterilizatörler, mikro dalga fırınınızın enerjisini kullanarak suyu buhara çevirir. Böylece emzik, biberon ve beslenme aksesuarlarını sterilize eder. Bu sterilizatörde mikrodalga sterilizasyonuna uygun olan tüm ürünler sterilize edilebilir.

Emzik kullanıyorsanız…

Çeşitli nedenlerle bebeklerin emzik kullanımının zorunlu olduğu durumlar vardır. Mesela
prematüre bebeklerde emme refleksi gelişmediği için, emme refleksinin yanında tutma refleksinin gelişmesi amacıyla emzik verilmesi faydalıdır.

Emzik kullanan bebeklerde ve çocuklarda, kullanılan emzik sürekli temiz tutulmalıdır. Yere düşen bir emziği suya tuttuktan sonra bebeğin ağzına vermek son derece yanlıştır. Yere düşen emzik, kaynatılmadan ya da makinede sterilize edilmeden bebeğe verilmemelidir. Bu nedenle çoğu anne yedek emzik bulundurur. Emzik sterilizasyonu da aynı biberonunki gibidir. Biberon ve emzikleri beraber sterilize edebilirsiniz.

kaynak: saglikvakfi.org.tr

Hamilelik sırasında alınması zorunlu olan folik asit gebelik öncesinde de alınmalı mı?

Hamilelik sırasında alınması zorunlu olan folik asit gebelik öncesinde de alınmalı mı?
Folik asit döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Gebelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren günde 400 mg. folik asit takviyesi nöral tüp bozukluklarının oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur. Gebelik öncesi dönemden itibaren doğal besinlerle alınan folik asit yanında 400 mg folik asit içeren multivitaminler ve folik asit tabletlerini almak gerekir.