7 Ocak 2014 Salı

BEBEĞİNİZİN KENDİ KENDİNE YEMESİ İÇİN;





-Yemek saatinde bebeğinizde sizle birlikte sofrada olmalıdır.Mama sandalyesini masaya yanaştırın ve sizinle birlikte tok bile olsa sofra da olsun.
-Eğer ilgisinin çeken bir yiyecek olursa eline mutlaka verilmeli.Eline ilk aldığında onu yiyip-yemesi önemli değil. Zamanla yiyecektir.
-Bebeğinizin önüne mama sandalyesinin tepsisine rahatlıkla tutabileceği boyutta ve şekilde yiyecekler verin.
-Kaşık yerine eliyle kendi kendine yemesi teşvik edilmesi önemlidir.
-Ne kadar yemek istediğini ve nasıl yemek istediğini bebeğiniz belirler.
-Bebeğiniz ne zaman isterse anne sütü ve ya mamayla beslenmeye devam edilmelidir
-Besin ve ya anne sütünün ne zaman azalacağına siz ve bebeğiniz karar vereceksiniz.

Kendi kendine bebeğin beslenmesi katı gıda geçişteki klasik yöntemden biraz daha farklı oluyor.Özellikle bebekler için yemek pişirmiyorsunuz. Kendinize yaptığınız yemeği biraz bebeğinize uyarlıyorsunuz.tuzsuz ve salçasız olmasına dikkat etmekte yarar var.Özellikle ilk yıl anne sütü ağırlıkta olup, 6-12 ay içerisinde bebeğin hemen her şeyin (yiyebileceği, allerji yapmayan ve yaşına uygun) tatması ve yeme alışkanlığı edinmesi için önemli.
Ben oğlum için de bu yöntemi denedim.Özellikle bizim yediklerimize ilgisi başladıktan sonra mama sandalyesini hep masaya yanaştırdım.Mama masasının sehpasına yiyebileceği yiyeceklerden koydum.Altuğ bir yandan mıncıklarken ..
Bir yandan da yemeye başladı. Sevmediği yiyecekler vardı. Onları babasıyla benim yediğimi gördükçe,denemeye çalıştı.
Püre şeklinde ilk tadımlarında verdiğim oldu ama genelde parmak gıda şeklinde her şeyi hazırladım. Böyle böyle her şeyi eliyle yemeye bayılır oldu. Bizim için ek gıdaya geçiş eğlenceli bir dönemdi.
Ama bu süreçte mama sandalyesinin altına kocaman bir örtü seriyordum. Yemek işi bitince etraf böylelikle kirlenmiyordu. Ama Altuğ görülmeye değerdi:))

Zamanla kullandığımız kaşık,çatal ilgisini çekmeye başladı. Ona özel çatal,kaşık aldık.Sonra yiyecekleri kendi kendine çatala batırıp yeme çalışmalarına başladı.
Böyle böyle ek gıda dönemine geçişimizde hiç zorlanmadan , anne -babasını seyrederek deneyim kazanan Altuğ geçişi eğlenceli bir hale getirdi.

Sizler de ek gıdaya geçerken, bebeklerinize zaman tanıyın. İlk günlerde 1-2 kaşık tatmalarını sağlayıp, 1 hafta sonunda 1 çay bardağı ölçünüz olsun.. ya da buna hiç takılmayın, minik minik başlayarak 1 yaşına kadar geçiş sürecinizin keyfine varmaya çalışın...

5 Ocak 2014 Pazar

BEBEĞİ ÖPTÜRMELİ Mİ?


Bir bebek 9 ay boyunca anne karnında tüm tehlikelerden korunarak büyür. Doğduktan sonra ise yepyeni bir dünyaya gözlerini açar. Onun en büyük koruyucusu ise kuşkusuz annesidir. Anneler bebeklerini öptüğü anda aralarında ömür boyu gelişmesi arzulanan bağlar oluşur. Ancak sadece anne değil eve gelen yabancılar da bebeği öpmek isterler. Tanımayan kişilerin bile bazen bebekleri öpmek istediklerini söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman bu durumun özellikle enfeksiyonların arttığı kış mevsiminde daha da sakıncalı olduğuna vurgu yapıyor. Uzm. Dr Gülnihal Şarman öpmekle bebeklere verilecek zararları anlatıyor…

Ağız burun bölgesi virüs ve bakteriler için ilk vücuda giriş noktasıdır. Buradan alınan her türlü bakteri ve virüs öpülen bebeklere bulaşabilir. Ne yazık ki bebekler ise hastalanmaya çok hazırlar. Bağışıklık sistemleri ilk 2 sene çok saf durumdadır. Bu nedenle bebeklerin hastalanması ilkokul çocuklarına ve erişkinlere göre çok daha kolaydır ve hastalıklarının seyri de daha ağırdır. Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında kesinlikle bebekleri öpmemek, hatta yanlarına yanaşmamak gerekiyor. Bağışıklık sisteminin bebeklikten ilkokul dönemine kadar uzun bir sürede olgunlaştığı düşünülürse bebekleri hasta etmemek için neden öpmeyeceğimizi anlarız.
Ciltleri de tahriş oluyor
Bebek cildi aynı zamanda çok ince ve hassastır. Bebekleri öperken sadece mikrop bulaştırmaktan değil dudağımızdaki rujlardaki kimyasalları onlara bulaştırmaktan da kaçınmalıyız. Babaları çok öpen bebeklerde görülen bir sorun da cilt tahrişidir. Sakalların zımpara gibi bebek cildine sürtülmesi bebeklerin yanak derisini kurutup kızarıklıklara neden olabilir. 
Tanımıyorsa dokunmaktan bile kaçınmalıyız
Bebekler bize son derece sevimli ve çekici gelseler de öpülmemeliler. Hele tanımadığımız, sokakta rastladığımız bebekleri değil öpmek dokunmaktan bile kaçınmalıyız. Onları bir birey olarak görmeye alışmalıyız. Nasıl tanımadığımız kişileri sarılıp öpmüyorsak bebeklere de öyle yaklaşmalıyız. Onların rızası olmadan yaklaşmamız, öpmemiz, koklamamız henüz duygularını ifade edemiyor oluşlarından yararlanmamız anlamına gelir. 


ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN AİLE PLATFORMU (ÜYÇAP)

Ülkemizde üstün yetenekli çocuk olmak şans mı, şanssızlık mı ve biz kimiz?
Biz üstün yetenekli çocuk annesi olan 2 anneyiz. Üstün yetenekli çocuk yetiştirmenin keyifli anlarının yanında hiç de azımsanmayacak zorluklarını yaşayan kişiler olarak diğer annelere yardım etmek, bilgi paylaşımında bulunmak, sorunlarımıza çözüm bulmak amacı ile bir aile platformu oluşturmaya karar verdik.Peki neden?
Nüfusumuzun % 2 si “üstün yetenekli “ kişilerden oluşuyor fakat buna karşı ülkemizde üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine yönelik çok az şey yapılıyor.”Farklı” olan bu çocuklar doğru anlaşılmadığı ve doğru yönlendirilmediği takdirde çoğu zaman tembel, anormal,yaramaz ,dikkatsiz ve ya yeteneksiz damgası yiyerek eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalabiliyor. MEB yeni düzenlemeler ile üstün yetenekli çocuklara destek eğitimi yapacağını belirtse bile, destek eğitim odalarında ve okulların mevcut kadrolarında sıkıştırılmış eğitimler yeterli olmuyor. Buna ilave olarak da resmi kurumlardan gerekli desteği bulamayan veliler çoğu zaman başvurdukları özel kurumlardan da maddi ve manevi zarara uğrayabiliyorlar. Bunu bizzat deneyimlediğimiz gibi birçok velinin de aynı durumda olduğunu üzülerek görüyoruz. Bazı velilerin memnun kaldığı üstün yetenekli çocuklara hitaben yapılan atölye çalışmaları ise genellikle çocuklar için yeterli olmamaktadır. Üstün yetenekli çocuklar için gerekli olan müzik, sanat ve spor alanlarında ise eğitim yok denecek kadar azdır. Facebook grubumuzda üyelerimiz sık sık çocuklarının eğitimlerinde yaşadığı sıkıntıları paylaşmaktadır. Aşağıda bununla ilgili 2 örnek mevcuttur.
Bir grup üyemiz çocuğu ile ilgili şu durumu paylaşmıştır:
“Bizim için ödev tam bir kabus.Bu günümüzden örnek vereyim. Sabah elinde “100 adımda bilim” kitabıyla kahvaltıya oturdu. Kahvaltı sonrasında “zihni sinir projeler” kitabını büyük bir keyifle inceledi. Bir proje de kendisi çizdi. Basket kursuna gitti. Geldiğinde çok yorgun olduğunu ödev yapamayacağını söyledi, ancak bu esnada “icatlar” kitabını okudu. Elinde bir kağıt kalem fizik kimya birleşiminden iki proje daha çizdi. Ödevini hatırlattıkça başka başka kitaplar okudu. Sonrasında ikna oldu tek işlem yapmadan matematiği kafasında çözerek sonuçlarını yazdı. İşlem yap oğlum dediğimde tepki gösterdi. Okuldaki mutlu bir anınızı yazın ödevine yok yazdı. Enerji tasarrufuna ilgili ödeve kimyasal formüller kullanarak şekiller çizdi su olmazsa karbondioksit olur kuraklık olur anlamına gelen bir proje çizdi vb…En büyük problemimiz yazı yazmak .Okula düz yazı yazmayı bilerek gitti. El yazısına öğretmeni tarafından zorlandı, tepki gösterdi. Öğrendi ama yazı yazmayı bıraktı. Ödevleri gereksiz tekrarlar olarak görüyor ve sınıftada yazı yazmayı reddediyor. 10 kıta İstiklal Marşı ezberle ödevini çok sevdi ezbere biliyordum dedi. Tüm kıtaların anlamlarını araştırdı özenle, bir çıktı alıp çantasına yerleştirdi. Osmanlı devletini kimler yönetiyordu sorusuna padişah vezir ve sultanlar yanıtını verdi. Sultanlar kelimesini bir türlü kaldırtamadım, o zaman kadın ya da hatunlar diyebiliriz dedi. Bugün ödev okuması gereken “boz sıpa” kitabını okumayı red etti. Yatarken rahatsız oldu birlikte tiyatrolandırarak okuyalım dedi. Bütün kitabı bana okuttu. Ödevlerinin bitmesinin rahatlığı ile uyudu.”
Diğer bir grup üyemiz anaokulunda yaşadığı şu durumu paylaşmıştır:
“Oğlum 2 yaşında kendince resim yapmaya başladı. Ancak renkleri ögrenmek konusunda inatçıydı. Sürekli siyah boya kullaniyordu. Renkli yapmasını istedigimde kabul etmiyor bildigini okuyordu. 3,5 yasinda yuvaya gönderdim. 3 gun sonra eve geldiginde yuvaya gitmek istemediğini, yuvada kurallar olduğunu onun özgürlük istedigini söyledi. Ozellikle resimlerinde renk kullanmasi icin baskı yapıldığını fakat bunu istemediğini belirtti. Ben de öğretmenleriyle konuştum, oğlumun surekli siyah tercih ettigi icin (giysileri için de gecerliydi) depresif olmasindan endise ettiklerini soylediler. Ama hayir oğlum mutlu bir cocuktu. Ben renk konusunda israr edilmemesini istedim. Zor da olsa format dışı uygulamayi kabullendiler. Gerci farketmeyecekti, oğlum kararlari konusunda dirençlidir daima.  Sonuc olarak siyah boyayla yapilan ciziktirmeler yavas yavas muhtesem kara kalem tablolara dönüştü. Halen renk kullanma konusunda hevessiz olsa da özellikle Van Gogh tablolarini taklit etmekten keyif aliyor.”
Bu 2 örnekde de velilerimiz çocukları için uygun yolları kendileri bulmuşlardır. Bazı çocuklarımızın aileleri ise uygun yolları bulamamakta, sonuç olarak okulda uyumsuzluk yaşayan çocuğun  tasdiknamesi verilerek okuldan uzaklaştırılmaktadır. Ne kadar acıdır ki geleceğimiz için bu kadar önemli olan potansiyeller anlaşılamadıkları için harcanmaktadır. Aile ve çocuk hak ettiği eğitimi alamadığı gibi çoğu zaman okul idaresi tarafından kötü davranışa maruz kalmaktadır.
Hedefimiz


Üstün yetenekli çocukların ailelerini bu konuda bilinçlendirmek.  Bu şekilde ailelerin eğitim süreçlerine daha etkin katılımını sağlamak, donanımlı , yetkin anne-babalar olabilmelerine imkan vermek  bununla birlikte verimli, sağlıklı, mutlu ve kendini gerçekleştirebilmiş çocuklar yetiştirmek.
Çocuğumuza zeka testi yaptırdık ve üstün yetenekli çıktı, şimdi ne olacak?
İşin bundan sonrası gerçekten zor, çünkü bu konuda velilerin kafası oldukça karışık. Biz de tam  bu alanda ailelere uzmanlarımızla ve deneyimlerimizle yardımcı olmak istiyoruz.
Neler yapacağız?
Şubat ayında ilk veli toplantımızı gerçekleştireceğiz. Uzman sunumunun ardından veli sıkıntıları, eğitim süreçlerinde yaşanan zorluklar vb. aklınıza gelebilecek her türlü konuda veli paylaşımları olacaktır. Velilerimizin sorduğu sorular uzman tarafından cevaplanacak ve deneyimler paylaşılacaktır. Toplantılarımız tüm anne-babalara açık ve ücretsiz olacak, isteyen herkes katılabilecektir. Çocuğuna test yaptırmış olan anne babaların yanında bu konuya ilgi duyan, çocuğuna test yaptırıp yaptırmamak konusunda kararsız olan veya sadece destek vermek isteyen diğer anne babaları da toplantımıza bekliyoruz.
Thomas JEFFERSON’un dediği gibi “en büyük eşitsizlik , eşit olmayanlara eşitmiş gibi davranmaktır”.
Üstün yetenekli çocukların topluma faydalı insanlar olabilmeleri için bilinçlenmiş ebeveynlere ve üstün yetenekli çocuklara uygulanan özel eğitime ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda anayasal bir haktır. Bu oluşumda bize destek olmak isteyenleri mutlaka facebook grubumuza üye olmaya davet ediyoruz.  Yaşamı farklılıkları ile kabul eden herkesin desteğini bekliyoruz, sevgilerimizle…

Twitter adresi   :ÜYÇ AİLE PLATFORMU    @UYCAP
E-mail   : flzgnsr@gmail.com
(eğitim yeri, saati daha sonra duyurulacaktır)

3 Ocak 2014 Cuma

26 OCAK DA ÇİĞDEM İNAN İLE BİRLİKTE DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİ

Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”  -  Gurmukh Kaur Khalsa
Doğum şekli ne olursa olsun, her doğum bir mucizedir!
Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :))

Eğitim içeriği:

Hamilelik döneminde egzersiz yapmanın yararları
Bedeni ve zihni doğuma hazırlamak
Doğumun aşamaları
Doğum şekli ve doğum yeri hakkında karar verebilmek
Hamilelik döneminde ve doğum esnasında yardımcı olabilecek pozisyonlar, nefes teknikleri, Kegel egzersizi, perine masajı
Hamilelik süresince oluşan kaygıları azaltmak, doğum esnasında sancılar ile başa çıkabilmek için olumlama teknikleri
Doğum planı oluşturmak
Doğumla ilgili korkulardan kurtulmak
Doğuma giderken anne ve bebeğin valiz hazırlığı
Hastane uygulamaları hakkında bilgilendirme

26 OCAK 2014 saat 11:00-15:00  olacaktır.Ders öncesinde yoga yapılacağı için gelirken rahat kıyafet giymenizi rica ederiz.
Uzun bir eğitim olacaktır. Doğum hakkında tüm detaylar konuşulacaktır.
Eğtim ücreti: 150 TL
Eğitim yeri: Marga Yaşam Atölyesi www.marga.com.tr buradan iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Her oturum 30-40 dakikalık bir hamile yogası uygulaması ile başlayacaktır.Bu eğitime hamileliğinde 13-14. haftayı tamamlamış olan her anne adayı katılabilir. Eşinizle birlikte katılabilirsiniz.
Kontenjanımız sınırlı olduğu için önceden kayıt yaptırmanız gerekmektedir.
Kayıt yaptırmak isterseniz ertugrul.esra@gmail.com iletişim bilgilerinizi içeren bir e-mail atabilirsiniz.

SEVGİLİ YEŞİL ANNE IŞIK KIRGIZ İLE RÖPORTAJIM:)) SİZE DE GÜZEL BİR HEDİYESİ VAR!!!!

Sevgili Yeşil Anne, Işık Kırgız sizi biraz tanıyabilir miyiz?



Merhaba Esra Hanım; ben 34 yaşındayım , iki çocuk annesiyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği fakültesinden mezun olduktan sonra yine İTÜ’ de İşletme Yüksek Lisansı yaptım. 1999 yılından itibaren gıda, kozmetik ve deterjan üretimi yapan yerli, yabancı birçok şirkette pazarlama müdürlüğü yaptım. Evimizde kullandığımız ürünlerin üretim süreçlerini gördüm.  Ailemi glikoz şurubu ,mısır nişastası içeren gıdaların, kimyasal deterjanların zararlı, kanserojen etkilerinden korumak için yiyeceklerimi ve deterjanlarımı evimde kendim yaptım.



Peki Mom’s Green Markası Nasıl Doğdu?

İkinci bebeğimin prematüre doğması ile de gördüm ki, annelerin; bebeklerini  temiz evlerde ,sağlıklı yetiştirmeleri için ulaşılabilir fiyatlı doğal deterjanlara ihtiyacı var.  Astım, alerji ve egzama çok görülen hastalıklar arasında maalesef. Hem kendi bebeğim hem diğer bebekleri ve çocukları zehirli kimyasal deterjanlardan korumak için bir marka yaratmaya karar verdim.

Amacım çok büyük ticari rantlar elde etmek veya bu uğurda içeriği gerçekten bitkisel olmayan bir ürünü öyleymiş gibi allamak pullamak değil. Ulaşılabilir fiyatlara anne ve çocuklarını zararlı kimyasallardan koruyabilmek,temiz evlerde, sağlıklı büyümelerine yardımcı olabilmek…



Mom’s Green markası bu ihtiyaç ile doğdu ve yesilanneyim.blogspot.com adresinden anneleri bilgilendirici yazılar da yazmaya başladım.

Mom’s Green’in diğer deterjanlardan ne farkı var ?

Mom’s Green ; Türkiye’de annelere özel üretilen ilk ekolojik temizleyicisi.

Sloganımız da “Anne Sevgisi Kadar Doğal”

Annelerin çokça karşılaştığı yemek, mama, meyva, yağ, toz, çamur gibi lekeleri çok iyi temizliyor.  Tamamen bitkisel içerikli, hiçbir kimyasal içermiyor. Çocuklarını gerçekten temiz ve sağlıklı bir ortamda büyütmek isteyen annelerin temizleyicisi…

Marketlerdeki kimyasal deterjanların içerisindeki klor, fosfat, sülfat , formaldehit, fitalat gibi bileşikler kanserden,astıma, endokrin sistem bozukluğundan , alerjiye kadar bir çok hastalığa sebep oluyor.
En çok kullanılan, çamaşır suyu sodyum hipoklorit  ve kloform olarak buharlaşarak tüm evinize yayılıyor.

Özellikle bebek ve çocukların vücüdunda hem solunum hem deri  yolu ile birçok toksin birikiyor. En doğal, masum diye bildiğimiz göz yakmayan bebek şampuanları bile sülfatlı deterjanlar içeriyor.
Bebek giysilerini ne ile yıkamalıyız ne ile yıkamamalıyız?

Yıkama için kullanılan kimyasal deterjanlar ve  parfümleri erişkinler için dahi alerjik olabiliyor iken bebek ve çocuklarda bu risk çok daha fazladır. Ayrıca bebeklik döneminde kullanılan bu kimyasal maddelerin, yıllar sonra alerjik olma riskini arttırdığını gösteren bilimsel çalışmalar vardır. Bu nedenle sabun, çamaşır suyu, yumuşatıcı, ağartıcı maddeler ve cilt tahrişleri yapan parfümlerden kaçınmak gerekiyor.

Yeni anne ve babaların çoğunluğu bebeklerinin giysilerini yıkamak için özel deterjanlar kullanıyor, bu tercihi yaparken üzerinde bebek resmi olmasına değil, içeriğinde zararlı kimyasallar olmamasına dikkat etmelisiniz. Eğer ki ailede alerji, hassas cilt öyküsü, bebekte egzama, temas dermatiti gibi sağlık problemleri varsa çok daha hassas olmalısınız.

Bazı deterjanlar ve yumuşatıcılar güzel bebek kokuları ihtiva eder. Bu koku seçenekleri de ailelere cazip gelmektedir. Ancak koku verici olarak kullanılan kimyasallar alerji,astım, egzema ,döküntü gibi bir çok hastalığı tetikleyebilir. Çünkü adı bebek deterjanı da olsa, içeriğindeki kimyasallar diğer deterjanlardan farklı değildir. Bebeğinizin çamaşırlarına tutunur ve durulanmaz. Çamaşır makinesinde kimyasal deterjan kullanarak yıkadığınız giysileri durulamak için 8 ton suya ihtiyaç vardır. Bu sebeple doğal,kalıntı bırakmayan çamaşır temizleyici ve yumuşatıcı ürünlerini tercih etmelisiniz.

Bebek ve çocuk giysileri kirli sepetindeki en kirli giysilerdir. Bebeklikten itibaren mama,meyve suyu,süt lekeleri ile çıkması zor olan kusmuk ve dışkı lekelerini içerir. Bebeğimiz büyüyüp sosyalleştikçe, çocukluk evresine geçtikçe buna her türlü yemek lekesinin yanında, toz,çamur, çimen, boya lekeleri de eklenir. Deterjanın tek başına yeterli olmadığı durumlarda, leke çıkarıcı ve çamaşır suyu kullanımına ihtiyaç duymaya başlar. Bu ürünler çamaşırlarınız da kalır ve sudaki klorla bileşerek son derece zehirli ve kanserojen olan kloroform oluşturur. Çocuğunuzun cildi tarafından emilir. Leke çıkarıcı olarak da doğal leke çıkarıcıları tercih etmelisiniz.

Sıvı deterjan ve leke çıkarıcılar daha kolay çözünür, çamaşırların içine daha rahat işler , bu nedenle temizleme etkinliği, toz deterjanlara oranla daha fazladır.







Bebeimgeliyor takipçilerinin de gerçek ve doğal temizlik ile tanışmaları için küçük bir hediyemiz var:



Sevgilerimle

Işık Kırgız

Sevgili Yeşilanne Işık'a ben de çok teşekkür ederim:))

2 Ocak 2014 Perşembe

''THE BABİES '' BİRLİKTE İZLEYELİM Mİ?





Çiğdem ile birlikte her ay bir filmi Marga 'da annelerle birlikte izleme kararı aldık.Filmi izleyip, ardından üzerine sohbet edeceğiz.
Geçtiğimiz ay Mom_z de bahsi geçince aklıma gelen bir film daha doğrusu bir belgesel olan ''The Babies''seyredeceğimiz ilk film olsun dedik..
4 farklı kültürde büyüyen bebeklerin ilk yıllarını konu alan belgesi çoğumuz biliyor ve izlemiş olabilir. Ama annelerle birlikte seyretmek isterseniz 10 Ocak da sizleri Marga 'da bekliyor olacağız.
O gün Çocuk Doktoru Dr.Başak Çelikkan da bizlerle filmi izleyecek.Sonrasında annelik, bebek beslenmesi, bebek bakımı hakkında sorularınızı da cevaplayacak.Daha doğrusu sohbet edeceğiz..

Filmin fragmanı;




Sizde bizlerle 10 Ocak da Marga Yaşam Atölyesinde  saat 20:00 de The Babies izlemek isterseniz ertugrul.esra@gmail.com e-mail atarak , rezervasyon yaptırmanız yeterli olacaktır. Etkinliğimiz ücretsizdir.

11 ocak da '' Ek Gıdaya Geçerken Bilmeniz Gerekenler'' seminerime gelmek ister misiniz?





Hepimiz bebeklerimiz doğduğunda nasıl bebeğimi emzireceğim, sütüm yetiyor mu gibi kaygılar yaşadık. Zamanla herkes belli bir düzen oluşturdu.
Tam “oldu” derken bebeklerimizin artık ek gıdaya geçmesi gerekiyor. Bu dönem çoğu anne için yine bir kaygı, kafa karışıklığı demek. Eğer sizin de kafanız karışıyor, acaba nereden başlasam, doğru mu yapıyorum acaba gibi kaygılar taşıyorsanız bu eğitimim tam size göre.

 Ek gıdaya geçerken ;
-Ek gıdalara neden başlanır?
-Ek gıdalara ne zaman başlanmalıdır?
 -Anne sütü alan bebeğe 4. Aydan sonra ek gıda başlanmalı mı?
 -Anne sütü alan bebek, 6-12 ayılık dönemde nasıl beslenmeli?
 -Ek gıdalara başlayınca anne sütü azalırsa ne olacak?
 -Ek gıdalara başlarken dikkat edilecek konular nelerdir?
 -Bebek ek gıda istemezse ne yapılabilir?
 -Pürtüklü gıda alırken bebek öğürürse ne yapılabilir?
-Acaba blender kullanmalı mıyım?
-Diş çıkarma döneminde ne yapmalı?
 -Ek gıdalara başlandığında anne-bebek ilişkisi
 -Bebek ne zaman kaşık kullanmaya başlanmalı?
 -Devam sütleri, kaşık mamaları hakkında bilmeniz gerekenler
 -Örnek tarifler konularını içermektedir.

 Eğitimlerimize ister bebeğinizle ister tek başınıza katılabilirsiniz.

Eğitim yeri: MARGA YAŞAM ATÖLYESİ
www.marga.com.tr

Eğitim Tarihi:11 Ocak cumartesi saat 15:00-17:00 arasında olacaktır.

Katılmak için; ertugrul.esra@gmail.com iletişim bilgileriniz olan bir e-mail atmanız yeterli olacaktır.