1 Kasım 2013 Cuma

Sophie The Giraffe Artık Türkiye’de!...




Dünya’nın en popüler bebek diş kaşıma oyuncağı Fransız Sophie the Giraffe, artık Türkiye’de.
Dünyada ünlülerin ve annelerin güvenini kazanan Sophie, 1961 yılından beri dünya çapında milyonlarca adet satıldı. Tamamen el yapımı olan Sophie, Fransız Alplerinde Hevea ağacının öz suyu olan %100 doğal kauçuktan üretilmektedir ve toksik maddeler içermeyen bitkisel gıda boyası ile boyanmaktadır.

Yumuşak,hafif ve kavraması son derece kolay olan Sophie, bebeğinizin minik elleriyle bile kolaylıkla kavranabilir ve  gövdesi sıkılştırıldığında bebeğiniz için çok eğlenceli bir ses çıkarır.
Çıkıntılı baş kısmı, özellikle diş çıkaran bebeğin hassaslaşan diş etlerinin rahatlatılmasına yardımcı olur. Zürafa Sophie fitalat ve vinil içermez

Sophie the Giraffe 3.ay’dan itibaren bebeğinizin tüm duyularını  uyaran ilk oyuncağıdır. Sofia Coppola, Dennis Quaid, Abigail Spencer,Sandra Bullock,Miranda Kerr,Jessica Alba,Kate Hudson, Maggie Gyllenhaal, Debra Messing, Isla Fisher,Nicole Richie gibi bir çok ünlünün bebekleri için güvenle tercih ettiği Sophie aynı zamanda en iyi ve güvenilir oyuncak olma konusunda sayısız ödüllere sahip.

Bebeğinizin dokunma,işitme,tat,koklama ve görme olmak üzere 5 duyusunun gelişimini destekler.
Görme : Zürafa Sophie’nin üzerindeki koyu benekler sayesinde ,bebeğiniz onu kolayca tanıyabilir.

İşitme : Çıkardığı ses bebeğinizi eğlendirir, işitmesini uyarır ve ona neden ve sonuç arasındaki bağlantıyı anlamak için yardımcı olur.
Tat : Zürafa Sophie çok esnektir ve (kulak, boynuz, bacak) bebeğinizin çiğnemesi için çok sayıda bölümü vardır. Bebeğinizin hassas dişetleri için sakinleştirici ve tamamen güvenlidir. % 100 doğal kauçuk ve gıda boyasından yapılmıştır.
Dokunma : Zürafa Sophie bebeğinizin minik elleri için idealdir. Uzun bacaklarını ve boynunu bebeğiniz minik elleriyle kolaylıkla kavrar.Bebeğiniz için  anne teni yumuşaklığındadır.
Koku : Doğal kauçuk kokusu (Hevea ağacından) Sophie’yi tüm diğer oyuncaklardan özel kılar, kolaylıkla tanımasını sağlar.


Avrupa’da geleneksel olarak yeni doğan bebeklere alınan ilk hediye olan Sophie the Giraffe hakkında daha fazla bilgiye www.sophieturkiye.com  sitesinden  ulaşabilir ve satın alabilirsiniz!

31 Ekim 2013 Perşembe

“AYAS”, AİLESİ İLE BİRLİKTE EĞLENCE YOLCULUĞUNDA!

 
Türk sineması, 22 Kasım’da yepyeni bir çocuk kahramanla tanışıyor! “Ayas” ve ailesinin eğlenceli, komik maceraları, beyaz perde de çocuklara keyifli anlar yaşatacak.
6 yaşındaki minik “Ayas”ın, ailesi ve arkadaşlarıyla İstanbul’da maceradan maceraya koşmasını ve başından geçen keyifli serüvenleri konu alan çizgi sinema, aynı zamanda “Ayas”ın sıcacık, sevgi dolu ve kalabalık ailesini de izleyiciye tanıtıyor. “Ayas”, en yakın arkadaşları olan kuzenleri Özgür ve Mustafa, abisi Mehmet, ablası Özlem, annesi Güler ve babası Ahmet ile birlikte yaşadığı apartman dairesinde, şehir hayatını tecrübe etmekle birlikte, sokaklardaki oyun eğlencesini ve unutulan sokak kültürünü de yeni nesillere sevdiriyor.
 
 
Sokak kültürünü, aile bağlarını ve sıcaklığını, Düşyeri’nin İstanbul’uyla birlikte seyirciye en eğlenceli şekilde sunan “Ayas”ın maceraları 22 Kasım’da tüm sinemalarda!
 
Fragman Linki: https://www.facebook.com/photo.php?v=160458387493542

GALATA KULESİ’NDEN PEMBE MESAJ

Tarihi GalataKulesi’nde, meme kanseri konusunda farkındalık yaratmak için animasyonlumuhteşem gösteri düzenlendi
 
 
Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ve General Electric (GE) işbirliğinde, meme kanseri hakkında toplumu bilinçlendirmek amacıyla Galata Kulesi’nde 30 Ekim’de muhteşem görsel şölen düzenlendi. Meme kanseri farkındalığına destek vermek isteyenler, sosyal medyada #GalataPembeOluyor
başlığı altında attıkları mesajlarla görüşlerini paylaştılar. GE, her tweet için MEMEDER’e 1 TL bağışta bulundu; etkinlik kapsamında 20 bin tweet’e ulaşılması hedefleniyor.
 
MEMEDER (Meme Sağlığı Derneği) ve GE (General Electric), meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla 30 Ekim, Çarşamba günü saat 19.00’da İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından Galata Kulesi’nde büyük bir görsel şölen düzenledi. Galata Kulesi, etkinlik çerçevesinde 29 Ekim, 30 ve 31 Ekim tarihlerinde de pembe renkle ışıklandırıldı.
Etkinlik kapsamında, 30 Ekim’de Galata Kulesi’nin formuna uygun olarak tasarlanan animasyon videosu birden fazla projeksiyonla yansıtılarak (video mapping),tarihi yapıda etkileyici bir görüntü oluşturuldu. MEMEDER ve GE işbirliğinde gerçekleşen etkinlikte başta kadınlar olmak üzere tüm kamuoyunun meme kanseri konusunda bilinçlendirilmesi hedeflendi.
Animasyonlarla büyüleyici bir görüntüye bürünen Galata Kulesi’ndeki aktiviteyi izleyenlere bilgilendirici broşürlerin yanı sıra, “Erken teşhis hayat kurtarır” yazılı pembe bileklikler armağan edildi.
GE’DEN ANLAMLI BAĞIŞ
Meme kanseri farkındalığına destek vermek isteyenler, sosyal medyada #GalataPembeOluyor hastag’ini kullanarak mesajlarını paylaşma imkanı buldular. GE, gönderilen her tweet karşılığında MEMEDER’e 1 TL bağışta bulundu.GE, meme kanseriyle mücadele konusunda yapılan çalışmaları desteklemek üzere yaptığı bu bağış çerçevesinde 20 bin tweet’e ulaşmayı hedefliyor.
Etkinlik aracılığıyla toplumun dikkatini erken teşhisin önemine çekmeyi amaçladıklarını belirten GE Türkiye Başkan ve CEO’su Canan Özsoy, “GE olarak onkoloji alanında 50 yılı aşkın bir deneyime sahibiz. Kanserle mücadele alanında geliştirdiğimiz Healthymagination taahhüdümüz kapsamında global ölçekte toplam Ar-Ge bütçemizin 1milyar dolarını ileri kanser teşhisi ve moleküler görüntüleme kapasitesinin yanı sıra biyofarmasötik ilaç üretimi ve kanser araştırması alanında dünya standartlarında teknolojilerin geliştirilmesine ayırmaktayız.
Kanserle mücadele konusundaki taahhüdümüz, teknoloji entegrasyonu, kanserle mücadele ve hasta bakımının kişiselleştirmesi, kanser araştırmalarında ileri adımların atılması, tanı ve tedavilerin geliştirilmesidir. Kansere karşı verdiğimiz mücadelede insanların bilgisinin ve bilinç düzeyinin artırılmasına odaklanıyoruz. Böylece hastalığı bir bilinmez olmaktan çıkarabilir ve Türkiye’deki tüm kadınlara bu konuda harekete geçmek için güç verebiliriz” dedi.
Türk kadınları arasında meme kanserinin görülme sıklığındaki artışa dikkat çeken GE Sağlık Türkiye ve Orta Asya Başkanı ve CEO’su Siavosh Moussavi, meme kanseri bilinçlendirme çalışmaları konusundaki kararlılıklarını vurgulayarak, “Kanserin erken teşhisi sayesinde meme kanserine yakalananların hayatta kalma şansını artırmayı hedefliyoruz. GE Sağlık, kanser konusunda 50 yılı aşkın bir süredir inovatif sağlık ve tanı teknolojileri geliştiren küresel bir liderdir. Dünyada ve Türkiye’de meme kanseri ile mücadele etmek öncelikli taahhütlerimizden biridir. Bu alanda kamu ve özel sektörle, sağlık kurumlarıyla ve diğer önemli paydaşlarla işbirliği yapıyoruz. Çalışanlarımızın meme kanseri ile mücadele için verdikleri çabayı takdirle karşılıyoruz. Küresel Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı kapsamında, Memeder ile birlikte yaptığımız bu çalışma ile halkımızda farkındalık yaratabilmek ve meme kanserine karşı birlikte mücadele etmek istiyoruz” dedi.
Kadınların düzenli biçimde kendini muayene etmesi, doktora danışması, meme taraması yaptırması ve daha çok egzersiz yapmasının sağlığı koruma ve hastalığın seyrini değiştirme gücü vereceğine dikkat çeken Moussavi, “Meme kanseri, yalnızca kadınların değil, bütün toplumun sorunudur. Bu konuda hepimize görev düşüyor. Kadın erkek her birimiz bu konuda duyarlı olmalı ve meme kanserinden kaynaklı ölüm oranlarını düşürmeye yardımcı olacak aksiyonları almayı ihmal etmemeliyiz” şeklinde konuştu.
MEMEDER Başkanı Oya Kösemen, “Kadın kanserleri arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde en önemli konu erken tanı. Tedaviye erken başlayabilmek için öncelikle toplum olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Bu tür aktiviteler ile aslında yapmak istediğimiz meme kanseri riskine karşı kadınlarımızın sürekli olarak kendilerini kontrol etmeleri. Yıllardır yürüttüğümüz çalışmalar meyvelerini verdi be bu yıl Sağlık Bakanlığı mamografi tarama yaşını 40’a indirdi. Bu bizim için çok önemli bir gelişme oldu. Meme kanserine karşı mücadelemizin katlanarak büyüyor olmasından çok memnunuz. Ana destekçimiz GE’ye ve Beltur A.Ş.’ye teşekkür ediyoruz’’ şeklinde konuştu.

30 Ekim 2013 Çarşamba

GEBELİKTE BESLENME

Gebe kadının beslenmesindeki amaç, annenin kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin öğeleri yedeğini dengede tutmak, bebeğin normal büyümesini ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini tam olarak karşılamaktır.

Gebe Gerektirdiği Enerji ve Besin Öğeleri:

Gebelik öncesinde normal ağırlıkta olan bir anne adayının gebeliği süresince ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanması istenir. Genellikle ilk 3 aylık dönemde ağırlık kazanımı çok azdır, zamanla artış gösterir. Toplam 9-12 kg ağırlık kazanımı gereklidir. Anne adayının, normal enerji gereksinimine ek olarak ilk 3 ayda günde 150 kkalori, 4-9 ay arasında ise günde 300 kkalori daha ek olarak alınmalı, normal vücut ağırlığına ayda ek olarak 1-1,5 kg eklenmesi önerilir. Gebelik başlangıcında normal ağırlığından şişman olan anne adayının fazla ağırlık almasına gerek yoktur.

Yemekler genellikle 3 öğünde tüketilir. Gebeliğin ilk döneminde öğün sayısı arttırılarak öğündeki yemek miktarı azaltılabilir.

Öneriler:

Etler haşlama veya ızgara olarak tüketilmeli, süt ve türevleri yağsız, kaymaksız, diet ( light) olarak tercih edilmelidir. Sebze ve meyveler en doğal şekliyle olmalı ve meyveler mümkünse kabuklu olarak tercih edilmelidir. Kuru baklagillerin tüketimi de hafta da 2-3 defa tavsiye edilir.

GEBELİKTE GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyumdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir

2 dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilir.)

Veya kuru baklagiller yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

ARA ÖĞÜN:

1 bardak süt veya sütlü kek veya sütlü muhallebi

1 porsiyon meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60 gr et veya sebze yemeği

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME

Anne sütü bebek için uygun besindir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılanması kadının normal gereksinilmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

BESLENME ÖNERİLERİ:

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih de sudur.

Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.

*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.

*Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri portakal, mandalina, domatesi maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitaminden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketebilirsiniz.

*D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.

*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.

*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjilerinin yanı sıra demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.

*Bebeğinizi sezeryan ile doğurduysanız ilk birkaç gün anesteziye bağlı olarak gelişen gaz sorununu en aza indirebilmek için, gaz yapıcı yiyeceklerden uzak durmakta fayda vardır. Bunlar karnabahar, lahana, kuru baklagiller, çiğ sebze, soğuk şekersiz süt ve yoğurt gibi.

Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidir. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:

1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.

3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.

4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.

5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.

6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.

7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.

8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.

9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.

10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

EMZİREN ANNELER PRATİK ÖNERİLER:

*Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelidirler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.

*Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alması gerekmektedir.

*Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmemelidir.

*Kansızlığa neden olduğundan yemekle beraber çay içilmemelidir.

*Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.

*Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir.

* Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.

*Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.

EMZİREN ANNENİN GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyuımdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir,5-6 zeytin

1-2 ince dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemöek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilnir.)

Veya kurubaklagil yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt veya ayran

1 dilim ekmek

Mevsim salatası

ARA ÖĞÜN:

1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 ince dilim ekmek

Domates, salatalık veya meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60-90 gr et veya sebze yemeği, 1 kase yoğurt veya sütlü tatlılar

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

NOT: Yemek aralarında ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları, az şekerli limonata ve komposto içilerek sıvı alımı arttırılabilir

POMPA SEÇTİNİZ PEKİ, GÖĞÜS BAŞLIĞI SİZE GÖRE Mİ?




Bazen iyi bir pompa kullansanız bile anneler süt sağmanın acı verici olduğunu düşünebilirler.Meme ucunuzda acı veren bir yara yoksa en olası sorun göğüs başlıklarının boyu ile göğüslerinizin arasındaki uyumsuzluk olabilir.bu baslıklar;göğsünüze değen huni şeklindeki, parçadır.
Genel de süt sağma pompalarıyla 24-26 mm olan parça verilir. Bu sizin için küçük ya da büyük olabilir.Bunun bir büyüğü 27-29 mm bir küçüğü de 21 mm'di.r Bu ölçüler her markada farklılık gösterir. Değerlere çok önem vermeyin. Sadece kullandığınız marka pompanın uclarının alternatifler,inin de olduğunu bilin. Bunu bilmediği için sağarken çok zorlanan anne var. Sağarken göğüs uclarınız ilk zaman acısa bile zamanla o da kalmayacaktır. O nedenle başlıklar çok önemli..
Kullandığınız başlığın size uygun olup-olmadığını anlamak için; sağarken göğüs ucunuz ve aerolanız huninin içinde rahat hareket ediyorsa sorun yok demektir. Sağma işleminiz bitiğinde göğüs ucunuz normalden büyük görünse de aerolanızda kabarıklık, şişkinlik olmamalıdır.Bu başlık eğer sizin için uygunsa sütünüzün akışını etkilemeyecek, raht rahat sağa bileceksiniz.

Aşağıdaki linkte Ameda marka pompaya ait alternatif başlıkları görebilirsiniz:

http://www.e-toker.com/urunler/ameda-yedek-gogus-pompasi-basligi-285mm30mm/urun2173.html

http://www.e-toker.com/urunler/ameda-yedek-gogus-pompasi-basligi-36mm325mm/urun2174.html

Medela markası için de;
http://www.e-sumeras.com/Medela-Personel-Fit-Gogus-Hunisi,PR-37.html

HAMİLELİKTE GÖZ SAĞLIĞINIZI İHMAL ETMEYİN

 
 
Anne adayları hamilelik süresi boyunca sağlık problemleri ile karşılaşabiliyorlar. Bazı durumlarda da varolan sağlık sorunlarında ilerlemeler olabiliyor. Hamilelikte sağlık problemleriyle karşılaşılan organların başında ise göz geliyor. Dünyagöz Etiler’den Dr. Pervin Uygur, özellikle diyabetik hamilelerin, gebelikleri boyunca mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğini söyledi.
 
 
Baştan sona hormonların yönettiği bir dönem olan hamilelikte tüm organlarda bir takım değişimler olabiliyor. Bu olağan süreçten “Göz”de payını alıyor. Peki hamilelik göz sağlığını nasıl etkiliyor? Gebelik sırasında göz hastalıkları tedavi edilebilir mi? Dünyagöz Etiler’den Dr. Pervin Uygur, anne adaylarına hamilelik sürecinde yaşayabilecekleri göz problemleriyle ilgili çok önemli bilgiler verdi.
Diyabetik retinopati riski var
Dr. Pervin Uygur, hamilelik sırasında diyabetli kadınlarda retinada kanama ve kılcal damarlarda bozukluklar yapan retinopati başlayabileceğini ifade ederek, hamileliğin var olan retinopatinin ilerlemesine de sebep olabileceğini söyledi. Dr. Uygur, şeker hastası kadınlarda göz diplerinin ve kan şekerinin çok yakın takibi ve gerekiyorsa tedavisinin yapılması gerektiğini kaydetti. Dr. Pervin Uygur, gebeliğin son dönemlerinde anne adaylarının tansiyon yükselmesi sorunu ile karşılaşması durumunda ise göz hekimine başvurması gerektiğini belirterek, eklemsi veya preeklemsi olarak adlandırılan bu durumda gözde hipertansif retinopati bulgularıyla karşılaşılabileceğini anlattı.
Hamilelikte ilaç ve göz ameliyatı  
Hamilelikte tedavi gerektiren bir göz sorunu olduğunda mutlaka göz hekimi kontrolünde göz hekimi tarafından verilen ilaçlar tedavinin yapılması gerektiğini vurgulayan Dr. Pervin Uygur, “Gebelikte mümkün olduğu kadar ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Özellikle kortizonlu ilaç kullanmamak gerekir” dedi. Dr. Uygur, hamilelikte mecbur kalınmadıkça göz ameliyatı yapılmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: “Hamilelikte lazer tedavisi önerilmez. Hamilelerin gözdeki kırılma kusuru değişkenlik gösterir ve sonuçta hata riskini artırır. Ayrıca her türlü operasyon stres sebebidir. Hamilelikte stres nedeni olacak girişimlerden kaçınılmalıdır.”
Dr. Pervin Uygur, hamilelikte kırılma kusurlarının değişmesi nedeniyle doğum sonrası gözlük ve kontakt lens derecelerinin tekrar değerlendirmesi gerektiğini hatırlatarak, gebeliğin göz kuruluğunu artırdığı için suni gözyaşı kullanılmasını önerdi.