26 Nisan 2013 Cuma

1 - 2 Yaş Dönemi Çocukları için Beslenme Önerileri


Bu yaş grubundaki günlük dengeli olarak et, süt, tahıl, meyve, sebze, yağ ve şeker grubu gıdaları tüketmeleri gerekir. Bu dönemde günlük 350 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. 250 - 300 gr. süt, yoğurt ve bir kibrit kutusu beyaz peynir bu ihtiyacı karşılar. Kemik gelişimi için bu dönemde de D vitaminine ihtiyaç vardır. D vitamini içeren gıdalar yetersiz sayıda olduğu ve kışın güneşten yararlanma şansı az olduğu için bu yaş grubunda da 400 ünite D vitaminine devam etmek gerekir. Demir ihtiyacı bu dönemde de devam etmektedir. Demirden zengin gıdaların C vitamini ile verilmesine dikkat edilmelidir. C vitamini vücutta depolanmadığı için günlük alınmasında fayda vardır. İlk bir yıldan farklı olarak artık inek sütü içilmesine izin vardır. Bu dönemde 1 - 2 su bardağı yeterli olmaktadır. Fakat bazı bebekler ısrarla daha fazla inek sütü içmek isterler. Bu yaklaşım çocukları tek yönlü beslenmeye ittiği gibi, kansızlık, kabızlık gibi rahatsızlıklara da neden olabilir. Bu dönemde yumurta beyazı ve bal da yavaş yavaş diyete eklenebilir. Hala anne sütü olan anneler, 2 yaşa kadar emzirmeye devam edebilirler. Eğer anne sütü isteği çok yoğunsa ve diğer gıdaların alımını engelliyorsa kesilmelidir. Kesme döneminde bebeğin sağlık durumunun yerinde olması gerekmektedir. Aksi taktirde aile ve bebek büyük sıkıntılar yaşayabilir.
Vücudumuzun bir miktar tuza gereksinimi vardır. Ancak bu gereksinim ilk yıllarda fazla değildir. Günlük ihtiyacımız olan tuz miktarını tuz dışı besinlerden de karşılayabiliriz. Bu yüzden çocuklar ilk 1 yaşta tuz ile tanıştırılmamalı ve 1 yaş sonrası beslenmede de sofrada tuzluk bulunmamalıdır. Çocuğu tuzlu ve şekerli damak tadına alıştırmamak, ileri yaşlarda tuza ve şekere bağlı hastalıklardan korumak için yapılacak en önemli yatırımdır.
1 yaş sonrası dönemde en sık karşılaşılan sorun iştahsızlıktır. Bebeğinizin 1 yaşından sonra büyüme hızı azaldığından, fizyolojik iştahsızlık dönemi başlar. 6 - 9 ay arası 400 gr. alan bebeğinizin, 1 yaş sonrası ayda 200 gr. civarı alması normaldir. Aileye bu bilgi 1 yaşına girmeden önce verilmelidir. Aileler tarafından “iştahsızlık” olarak algılanan bu dönemin çoğu çocuk için normal olduğu belirtilmelidir. Ayda 200 gr. Civarı kilo alabilen, fizik muayenesi doğal bir çocuk, fazla beslenmek için zorlanmamalıdır. Her çocuk için, aileler ile porsiyonlar, besin kalite ve içeriği konuşularak belirtilmelidir.
Her çocuğun gelişim hızının kendine özgü olduğu, genetik potansiyeli ile sınırlı olduğu belirtilmelidir. Ailelerin iştahsızlık şikayeti durumunda, öncelikle çocuğun muayenesi yapılmalı, muayene bulguları normal, yaşına uygun persentilde büyüme hızı gösteren bir çocukta öncelikle aileler ile besin içeriği ve porsiyonların miktarı konuşulmalıdır. Çocuğun tükettiği besin, aileyi tatmin edecek miktarda değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Çocuğun normal büyüme sınırlarında olduğu,verilen besinin yeterli olduğu konusunda aile ikna edilmelidir. İştahsızlık, büyüme hızında yavaşlama, persentil eğrilerinde (büyüme eğrileri) düşme ile birlikte,oluyorsa, tam kan sayımı, tam idrar tahlili ve hekimin gerekli gördüğü diğer testler ile hasta organik nedenler açısından araştırılmalıdır.
İştahsız çocuklarda başta süt olmak üzere, kola, meyve suyu, çay, su gibi içeceklerin yemekten hemen önce veya yemek sırasında tüketimi sınırlandırılmalıdır. Sunulacak besin porsiyonları annenin isteğine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Bir öğündeki besin reddedildiyse, farklı bir besin denenmeli, o da reddedilirse, yemesi için çocuk zorlanmamalıdır. Reddedilen besin aralıklarla çocuğa tekrar sunulmalıdır. Yemek saatleri düzenli olmalı, ödül olarak çikolata veya şeker gibi tatlı besinler verilmemelidir. Yemek, gerekirse, çocuğun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli, çocuğa, besinlerin yararları oyunlarla anlatılmalı ve onun seçim yapmasına izin verilmelidir. Az miktarda yiyen çocuklarda sık öğünler oluşturulmalıdır. Belirgin sağlık sorunu bulunmayan çocuklarda iştahsızlığın psikolojik nedenlere bağlı olabileceği düşünülmeli ve bu konuyla ilgili uzmandan yardım alınmalıdır.
Öncelikle ebeveynlerin bilgilendirilmesi çok önemlidir. Mümkün olduğunca 1 yaş altı tuzlu, şekerli besinlerle çocuğu tanıştırmamak, 1 - 2 yaş arası ödül olarak şeker, çikolata gibi ürünleri kullanmamak, tüm ailenin bu konuda aynı özeni göstermesi gerekir. Ayrıca ailelerin model oluşturması, cips, kola, basit şekerleri mümkün olduğunca tüketmemesi, çocuklara bunların zararlarının anlatılması en faydalı yaklaşımdır. Çocuklara kola yerine ayran, kefir, patates kızartması yerine fırında patates veya püre, çikolata yerine dondurma sevdirilmeye çalışılmalıdır. Anaokulu, kreş ve okul kantinlerinin de bu doğrultuda denetlenmesi gerekir.
1 - 2 Yaş Dönemi Çocukları için Günlük menü
Kahvaltı
2/3 su bardağı süt (120 ml)
1 yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar peynir
1 tatlı kaşığı tereyağı
1-2 tatlı kaşığı reçel / bal / pekmez / fındık ezmesi (sadece 1 tanesi)
2-3 adet zeytin (çekirdeği çıkartılmış)
1 ince dilim ekmek
Birkaç dilim domates veya mandalina
Öğle
2-3 yemek kaşığı kıymalı sebze
1-2 yemek kaşığı pilav
2 yemek kaşığı yoğurt
İkindi
1 kase yoğurt (150 ml)
1 küçük meyve ya da 2-3 adet bisküvi
Akşam
1 adet ızgara köfte
1 kase yayla çorbası ya da yarım dilim ekmek

Gece
Anne sütü ya da mama, inek sütü

Beslenme bir alışkanlıktır. Bu yüzden doğru beslenme alışkanlıklarını oluşturmak çok önemlidir. Bu yaşlarda sağlayacağımız sağlıklı beslenme alışkanlığı, ileri yaşlarda oluşabilecek bir çok hastalığı önleyebilir. Doğru beslenme alışkanlıkları verebilmek için biz ebeveynlerin de model oluşturması çok önemlidir. Son zamanlarda obezite sıklığındaki artış beslenme alışkanlıklarımıza daha dikkatli bakmamız gerektiğini gösterir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada Edirne’de kız ve erkek adölesanlarda obezite sıklığı sırasıyla, % 2.1 / 1.6, İstanbul’da % 14.7 / 18.7, Ankara’da % 3.7 / 1.9 olarak tesbit edilmiştir. Obezite, kalp-damar, metabolik, ortopedik ve psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Obeziteyi oluşmadan önlemek amacımız olmalıdır. Çocuğumuzun bıya göre uygun kilosunu bilerek diyetini düzenlemeliyiz. Çocukları fast – food ve abur cuburdan uzak tutmalıyız. Bilgisayar ve televizyon oyunları 1 saat ile sınırlandırılıp, fiziksel aktiviteyi artırmalıyız. Düzenli olarak boy ve kilo ölçümleri yaparak kontrolleri sürdürmeliyiz.

25 Nisan 2013 Perşembe

SEVGİLİ AYLİNANNE:)




Blog yazan ve özellikle bebek sahibi annelerin bildiği, takip ettiği  Aylinanne'den bahsetmek istiyorum sizlere.
Benim de ilk günden beri severek takip ettiğim , çok şey de öğrenip, farkındalığımı arttıran biri Aylin:))
Ata'nın annesi, Özel eğitim gereken öğrencilerin öğretmeni, Hürriyet gazetesinde köşe yazarı, iyi bir anne , blogger ... Daha birçok şey ekleyebiliriz Aylin'e.
İstanbul da iken çeşitli etkinlikler sayesinde sanal olan arkadaşlığımızı canlı canlı hale getirdik. Şimdilerde güzel İzmir'den annelere destek vermek için yazılar yazmaya devam ediyor.



Bir süredir perşembe günleri Özel eğitim alan, özel durumları olan çocuklar ve anneleriyle röportajlar yapıyor. Neredeyse şimdiye kadar 10-12 röportajı yayınlandı. Bu röportajları heyecanla bekliyorum. Neler yaşanıyor? bizler neler yapmalıyız? gibi sorularımın cevaplarını  buluyorum..Sizler de bu röportajları okumak isterseniz burayı  tıklamanız yeterli..
Aylin için o kadar çok yazılacak şey var ki esasında.. Ayrıca bir süredir Hürriyet Pasaj da köşe yazıalrı çıkmaya başladı. Hürriyet'in internet sitesini gezerken Aylin'in köşesine de uğramanızı tavsiye ederim. Özellikle çocuklu bir anne- baba iseniz yazılar tam sizlere göre:)) Bu yazıları ayrıca sitesinde de okuyabilirsiniz. Okumak için tık lütfen:))

22 Nisan 2013 Pazartesi

SOSYAL ANNELER EK GIDA EĞTİMİNDE!


ESRA ERTUĞRUL & ÇİĞDEM İNAN İLE DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİNİN İLK HAFTASI


Bu cumartesi günü Çiğdem İle Beyaz Yoga da Doğuma Hazırlık eğitimimiz başladı. max. 4 çift ile yaptığımız eğitimimize 2 anne adayı ve baba ile başladık.Bu hafta önce yoga yaptık, ardından doğum hakkında konuşacağız..














Ünlü Bebek Bakım Uzmanı Rachel Waddilove’dan Annelere Öneriler



Prima, Türkiye’de bebeklerin yüzde 72’sinin her gün uykusuzluk sorunu çektiğine ilişkin 
araştırmadan yola çıkarak, ünlü bebek bakım uzmanı Rachel Waddilove’dan Türkiye’deki
anneler için özel ipuçları aldı. İngiltere’de annelerin yakından takip ettiği, bebek bakımı konusunda tüm dünyada ilgiyle okunan iki kitabı bulunan Waddilove’un önerileri, bebeklere iyi bir uyku rutini oluşturulmasına ve bebeklerin daha iyi uyumasına katkı sağlıyor. 



Bebekler İçin İyi Bir Uyku Rutini Oluşturmanın İpuçları

1. Bebeğinizi güzelce doyurun ki banyo sonrasında aç olmasın ve yıkanmanın verdiği rahatlığın keyfini çıkarabilsin. Bu şekilde bebeklerle banyo sonrasında daha iyi vakit geçirirsiniz ve bebek de banyo yapacağı için daha mutlu olur.
 
2. Ilık bir banyo hazırlayın. Bazı yeni anne babalar suyun çok sıcak olacağından endişe ederek bebekleri soğuk suya sokuyor ama bebekler soğuk suyu hiç sevmez. Bebekler kolaylıkla üşütebilirler ve soğuk su hoşlarına gitmediği için ağlar. Bebeği yıkarken yumuşak bir sünger veya ince pamuklu bir bez kullanın. Bebek çok küçükse pamuk kullanmanızı tavsiye ederim çünkü pamuk kullanılabilecek her şeyden daha yumuşaktır.
 
3.    Bebeğinizi banyodan çıkardıktan sonra, yumuşak bir havluya sararak kucağınıza oturtun ya da yatırın. Şarkı söyleyin, sallayın ve nazikçe kurularken gözlerine bakın.  
 
4. Tüm vücuduna masaj yapmayı ihmal etmeyin. Kucağınızda masaj yaparak bebeğinizle sıcak temas da kurmuş olursunuz. Sonrasında bebeğinizi giydirin ve bezleyin.Yüksek emme kapasitesine sahip bir bez tercih edin. Bebekler uyanıkken karınlarının üzerine yatmayı sever, siz de banyodan sonra onu kucağınızda veya yumuşak bir havlunun üzerinde karnının üstüne yatırabilirsiniz.
 
5. Bebeğinizin gazı olup olmadığını kontrol edin ve yeterince sıvı almasını sağlayın. Eğer yeterince sıvı almamışsa küçük yumruklarını ağzına götürecek ve bastıracaktır. Böyle bir durum varsa bebeğinizi biraz daha besleyin, kucaklayın, okşayın. Sonrasında bebeğinizi sırt üstü karyolasına yatırın. İyi geceler öpücüğü verin, ışığı söndürün ve odadan çıkın.
 
Bebeklerin Daha İyi Uyumasını Sağlamak İçin İpuçları
 
1. Bebeğinizin tok olması çok önemlidir.
 
2. Onu uykuya yatırdığınızda altının temiz olduğundan emin olun ve ıslaklığı cildinden uzak tutacak bir bebek bezi tercih edin.
 
3. Bebeğinizi karyolasına ayakları karyolanın ucunu gösterecek şekilde koyun, rahat ve sıcak olmasını sağlayın.
 
4. Bebeğiniz aşırı yorgun olmasın çünkü yorgun bebekler kolay sakinleşmez. Ayrıca esnemek, gözlerini ovuşturmak, başını bir yandan diğerine çevirmek gibi yorgunluk belirtileri gösterdiğinde bebeği karyolasına koyun.
 
5. Karyolasına yatırdığınızda yaygarayı koparırsa hemen kucağınıza almayın. Çoğu bebeğin kendi kendine yatışması on dakikayı bulur. Bu, uyku eğitiminin çok önemli bir parçasıdır.
 
6. Gün içinde iyi uyumasını sağlayın. Gündüz iyi uyumayan bebek, gece uyumakta zorlanacaktır.
 
7. Küçük bebeklerin beslenme aralarında kısa süreler uyumasını sağlayın ve beslenme aralarında çok uzun süre uyanık tutmayın. 3 ayın altındaki küçük bebekler için bir buçuk saat uyanık kalmak yeterince uzun bir süredir. 4 aylık ve daha büyük bebekler daha uzun süre uyanık kalabilir ama yine de bebeğinizin iyi bir gündüz uykusu rutini geliştirmesini sağlayın.
 
8. Bebeğinizi karyolasına yatırmadan önce yeterince öpüp okşadığınızdan emin olun. Uyumadan önce ona kitap okuyabilirsiniz. Çok küçük bebekler bile sesinizi duymaktan ve renkli sayfalara bakmaktan hoşlanır.
 
9. Odadan çıkarken müzikli bir oyuncak bırakın. Oyuncağı karyolanın içine değil karyolanın yakınına bir yere koyun. Ama bebeğin dikkati dağıtabilecek hareketli bir oyuncak olmamasına da özen gösterin.
 
10. Evdeki ses düzeyini en az seviyede tutun.

21 Nisan 2013 Pazar

Şahver Koçulu fotoğraf stüdyosunda Bebeimgeliyor Doğuma ve Bebeğe Hazırlık kursu

Bugün Doğuma ve Bebeğe hazırlık kursumuzun ilk haftasında. Sevgili anne ve babalarımızda 3 hafta birlikte olacağız. Bugündoğum konuşmak. Eğlenceli,samimi bir eğitim oldu. Şahver'in misafirperverliği ve eğitim fotoğrafları da benim için çok özel bir hediye oldu. Şahvercim çooookkk teşekkürler:)














19 Nisan 2013 Cuma

HAMİLELİKTE CANLANAN SAÇLAR LOHUSALIKLA DÖKÜLÜYOR



Bin bir meşakkatle geçen hamilelik sonrasında aşırı uykusuzluk, yorgunluk ve kilo problemi ile mücadele eden anneler, hormonal değişiklikler nedeniyle saç dökülmesi tehlikesi yaşayabiliyor. Gebelik esnasında kuvvetlenen saçlar, doğumun gerçekleşmesinden sonra yaşanan ani hormonal değişikliğin etkisiyle genelde hızla dökülüyor. Uzmanlar geçici olan bu saç dökülmesinin kelliğe yol açmayacağını belirterek özellikle hamilelik sonrası dökülmeler için üretilen ve eczanelerden temin edilen ürünlerin düzenli kullanımının bu probleme çare olacağını belirtiyor.

Saç dökülmesi problemi insanların belli dönemlerinde artarken bu dönemler genellikle hayatıyla ilgili yeni bir kararlar verdiği ya da olumsuzluk yaşadığı zamanlara denk geliyor. Bazı kadınlar ise gebeliği sonrasında hassaslaşırken bu dönemde saç dökülmesi yoğunluğuyla karşı karşıya kalıyor.
 Hamilelik sonrasında hormonların değişmesi, uykusuzluk, aşırı kilo alınması, stres ve benzeri faktörler kuşkusuz saçları olumsuz etkilediğini belirten Biota Laboratuvarları Ar-Ge Direktörü Dr. Özden Kasımoğulları “Hamilelik sırasında hormonların yükselmesiyle ilk başlarda artmış gibi görünen saç yoğunluğu hormonların dengelenmeye başlaması ile azalmaya başlar. Hamilelik sonrasında yaşanacak uykusuzluk ve stres de bu durumu daha fazla tetikler. Doğum sonrası yaklaşık 0-2 yıl kadar sürebilen saç dökülmesi ise kadınların kâbusu haline gelir.” şeklinde konuştu. Dr. Özden Kasımoğulları “Hamilelik sürerken mat ve cansız görünmeye başlayan aynı zamanda incelen saç telleri hamileliğin sonlanmasıyla birlikte hızla dökülme aşamasına geçerek uzun bir dönem kadınların kâbusu haline gelebiliyor.” dedi.


HAMİLELİKTE SAÇ BAKIMI İÇİN ECZANEYE BAŞVURUN

Hamilelik döneminde hem anne hem bebek sağlığı için ilaç, ışın, kimyasal maddeler ve deri yoluyla maruz kaldıkları maddelerin zararlarından uzak durmak gerekiyor. Bazı kimyasal maddeler ise gebeliğin belirli sürelerinde zararlı, diğer zamanlarda zararsız olabiliyor. Bu nedenle hamilelik döneminde annenin besinlerinin doğal olması ne kadar önemliyse, kullandığı bakım ürünlerinin de doğal olmasının oldukça önemli olduğunu da vurgulayan Dr. Kasımoğulları “Gerek hamilelik döneminde, gerekse de sonrasında kullanılacak saç bakım ürünlerinin eczaneden alınması daha güvenli olacaktır. Bitkisel diye her ürünü de saça uygulamak doğru olmaz. Özellikle eczanelerde hamilelik sonrası yaşanan dökülmelere karşı şampuanlar bulunuyor.”diye konuştu.