19 Haziran 2012 Salı

VERİMLİ BİR TATİL PLANLARKEN ÇOCUĞUNUZUN YAZ TATİLİNİ ZEHİR ETMEMEK İÇİN…



Okulların kapanmasıyla birlikte uzun bir tatile çıkan çocuklar için yaz her ne kadar keyif demekse de çocuğunun boş zamanını nasıl daha etkin kullanacağını bilemeyen pek çok anne-baba yaptıkları klasik hatalarla yaz tatilini verimsiz hale getiriyor. Peki, etkin bir tatil programlamak için nelere dikkat etmek gerekiyor? Verimli bir tatil planlamak için DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikologu Cemre Soysal’dan öneriler…

 
Uzun ve yorucu bir okul döneminden sonra nihayet çocuklarımız tatilde... Ancak sınavlar, dersler, erken kalkma zorunlulukları gibi birçok zorluğun geçici bir süreyle de olsa son bulduğu bu dönem, anne ve babalar için başka soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Çocuklar tarafından anlamı rahatlama ve serbestlik olan tatil dönemi anne babalar için özellikle zaman ve aktivite planlaması konusunda birçok soru işareti içeriyor. 
 
“Okul döneminde bir çocuğun gününün çok büyük bir kısmı okulda geçtiğinden anne babalar için günü programlamak nispeten daha kolaydır. Tatil döneminde ise sabahtan akşama kadar çocuğun evde kalacak olması onları endişeye düşürebilir” diyen DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikolog Cemre Soysal, çocuklara yaz programı hazırlanırken; onların “çocuk olmak” ile ilgili ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak gerektiğinin altını çiziyor. Cemre Soysal, ”Anne ve babalar çocukların bütün bir okul döneminden çıktıktan sonra yorgun oldukları ve tatilin onların enerjilerini yeniden kazanmaları için kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır” diyor.
 
Peki, çocukları için yaz tatilini etkin kullanmak isteyen anne babalar nelere dikkat etmeli? İşte DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikolog Cemre Soysal’ a göre çocukların tatil boyunca neler yapacağını planlarken ebeveynlerin unutmaması gereken konular…
 
₋ Kış boyunca yapamadıkları üzerine yoğunlaşın: Çocukların çoğu zaman darlığı, imkân kısıtlılığı nedeniyle okul döneminde birçok şeyi erteler. Özellikle gitmek isteyip de gidemediğiniz bir gezi alanı, ailecek yapmak isteyip de yapamadığınız bir aktivite varsa bunları yapabilirsiniz. Beraber geçirdiğiniz zamanları artırmaya özen gösterin.
 
₋ Karnede zayıf not(lar) varsa bunların nedenlerini araştırın: Bütün bir sene geride kaldı. Karnesindeki –eğer varsa- zayıf notu şimdi hatırlatmayın; çünkü artık değiştirebileceğiniz bir şey yok. Yapılacak en faydalı iş, bu dersin başarılamamış olmasının nedenlerini araştırmaktır.
 
₋ Kitap okumaya zaman ayırın: Çocuklar okul döneminde istedikleri kitapları okumaya zaman bulamayabilirler. Ayrıca okullarda zorunlu olarak okutulan kitapların her biri onların ilgisini çekmeyebilir. Yaz tatili çocukların kitabı sevmelerini sağlamak için çok uygun bir dönemdir. Beraber kitapçıya gidin ve kendi isteğine uygun kitap seçmesine izin verin, aynı zamanda siz de kendinize kitap alın ve onun önünde siz de kendi kitabınızı okuyun ve bunun size verdiği keyfi çocuğunuzla paylaşın. Zevk aldığı kitabı okuyan çocuğun kitap okuma alışkanlığı gelişecek, böylece çocuğunuz okumaya daha istekli olacaktır.

₋ Beş duyuya hitap eden oyunlar oynasınlar: Çocukların dünyayı ve çevreyi en iyi tanımalarının yolu beş duyularını da kullanarak yaptıkları etkinliklerdir. Eski zamanlardan beri bu oyunların en zengin kaynağı “sokak”tır. Sokakta oynanan oyunlar yaratıcılığı, problem çözme becerisini, sosyal ilişkileri geliştirir. Bunu deneyimlemesi için çocuğunuza imkân yaratmaya çalışın. (Sitenizin bahçesi, anneannesinin meyve bahçeli evi veya onun arkadaşlarını da gezinize katacağınız park, orman gezileri…)
 
₋ Spor yaptırın: Yaz boyunca imkânlarınız dâhilinde çocuğunuzun yüzme, tenis, basketbol gibi açık havada da yapabileceği bir spor yapmasını sağlayabilirsiniz. Kışın okul döneminde kapalı alanda kalan ve genellikle masa başında oturmak zorunda olan çocukların fiziksel aktivite yapmaya ihtiyaçları vardır.
 
₋ Tatil demek sınırsız televizyon – bilgisayar demek değildir!: Çocukların ebeveynlerinden en büyük istekleri tatil boyunca istedikleri kadar televizyon izlemek veya bilgisayar oynamak olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki bunların kısıtlanması çocuğun okul dönemi ile ilgili değil, genel gelişim ve dikkati için gereklidir. Bu nedenle de televizyon ve bilgisayar süreleri yine aşırıya kaçmadan kontrol altında devam ettirilmelidir.
 
₋ Düzenli olarak ders çalışmalı: Çocuklar yaz tatilinde günlerinin bir kısmını da okulla ilgili çalışmalara ayırmalıdır. Bunun süresi çocuğa göre değişmekle birlikte, dikkate alınması gereken nokta çok ağır bir program olmamasıdır. Anne babalar mümkün olduğunca bu çalışmaları eğlenceli hatta oyun gibi yapmaya özen göstermelidirler. Günlük programdaki çalışma bölümü çocuğun yapmak istediği aktivitelerden önceye alınmalıdır. Böylece istediğini yapabilmek için ders çalışmayı bitirmek çocuk için bir motivasyon olacaktır.

15 Haziran 2012 Cuma

Kanz’dan UV Korumalı Özel Koleksiyon



Güneşin zararlı ışınları en çok bebeklerimizin, çocuklarımızın hassas ciltlerini etkiliyor. Kullandığınız güneş koruyucu ürünlerin yanında, Kanz’ın UV korumalı özel kumaşlarıyla üretilmiş giysilerini tercih ederek çocuğunuz için 80 SPF’ye kadar maksimum koruma sağlayabilirsiniz. Üstelik şimdi UV korumalı özel ürünler %50’ye varan indirim avantajıyla Kanz ve S&D mağazalarında!
Güneş insanlar için temel bir yaşam kaynağı, ancak son yıllarda artan sıcaklık değerleri ve atmosferdeki deformasyonlar nedeniyle güneşin zararlı ışınlarından yaz kış korunmak gerekiyor. Güneşin zararlı ışınları en çok, henüz cilt yapısı tam olarak gelişmemiş bebek ve çocukları etkiliyor. Bu sebeple anne ve babalar olarak, çocuklarımızı güneş ışığıyla direkt temas ettirmekten kaçınıyoruz.
Peki kullandığımız koruma faktörlü kremler tek başına yeterli mi?  Onları her gün düzenli ve tam randımanlı olarak kullanabiliyor muyuz?
UV korumalı kumaşların etkisi
Kremlerin içerisinde bulunan fiziksel ya da kimyasal koruyucular belli bir saat sonra, suyla ya da yabancı maddelerle temas edince etkisini kaybediyor. Öte yandan UV Standartları 801’e göre üretilmiş tekstil ürünleri hem daha uzun süre, hem de daha etkin bir koruma sağlıyor.
Yapılan araştırmalar UV korumalı kumaşlarla üretilen tekstil ürünlerinin diğerlerine göre farkını kanıtlıyor. İşte sonuçlar:
UV koruma şekliUV koruma faktörü
UV korumalı giysiler20 - 80
Doğru şekilde uygulanan koruyucu kremler0 - 30
Yünlü ya da pamuklu giysilerYaklaşık 10
Ağaç gölgesi5 - 15
Şemsiye altıYaklaşık 5
Kanz ie güneşli günlerin tadını çıkarın
En değerli varlığınızın sağlığı için UV korumalı özel koleksiyonuyla Kanz yanınızda. 0-12 yaş şapkalar, mayolar, t-shirtler, şortlar, etekler, eşofmanlar ve sweat-shirtler sarı renkli UV Koruma etiketi ile sunuluyor. Yaz aylarında ailecek keyifli günler geçirmek için UV korumalı ürünlere göz atmanızı öneririz. Kanz ve S&D mağazalarından ulaşabileceğiniz UV korumalı kumaşlarla üretilen ürünleri tercih edin içiniz rahat etsin.



Konfeti Gold’la kutlamalar başlasın!



Konfeti Gold bekarlığa veda ve doğum günü ürünleriyle hayatınızın en özel günlerini daha da eğlenceli ve unutulmaz kılmak için hizmete açıldı!

                                                                  

Evlilik hazırlığında olanlar için birbirinden lezzetli ve tasarımıyla fark yaratan nikah şekerleri, düğününüzün temasına uygun nikah davetiyeleri, masa süsleri, düğün partisi için eğlenceli maskeler,gözlükler ve çok daha fazlasıwww.konfetigold.com’da!
Konfeti Gold’da bekarlığa veda gecenizi unutamayacağınız bir eğlenceye dönüştürmek için gelin adayı ve arkadaşlarına kişiselleştirilebilen sürpriz hediyeler, tüm bakışları bekarlığa veda ekibine toplayacak eğlenceli maskeler, gelin adayına ‘Bachelorette’ kuşakları, duvaklı şapkalar ve balonlar bulabilirsiniz.
Baby Shower ve miniğinizin doğum günü için farklı temalarda birbirinden özel dekorasyon ürünleri ve kişiye özel hediyelik ürünler de Konfeti Gold’da!
Doğum günü, düğün, bekarlığa veda ve baby shower gibi özel günleriniz için aradığınız tüm ürünleri Konfeti Gold sizin için bir araya topladı, size sadece yüzlerce eğlenceli ürün arasından seçim yapmak kaldı!
Konfeti Gold’la özel günlerinizi planlamak hiç bu kadar kolay ve eğlenceli olmamıştı!


3 Bebek, 3 Aile, 3 Gerçek Hikaye...

Sarıbatı, Kara ve Cide aileleri hayata bebekleriyle yeniden başladılar. Bu yeni hayatın tüm zorluklarını, heyecanlarını, bitmeyen sevgilerini ve her gün artan mutluluklarını şimdi bizimle paylaşıyorlar. Gelin, 24 Nisan’da yayınına başlanan “Türkiye’nin İlk Web Aile Dizisi”nde her biri yeni bir macerayla geçen günlerini beraber izleyelim. Bebeklerimizi beraber büyütüp, onlarla beraber büyüyelim.

www.facebook.com/PrimaDunyasi
http://www.youtube.com/primadunyasi

Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Haziran 2012 Perşembe

AVRUPA BİRLİĞİ TÜKETİCİYİ UYARIYOR




Alerji yapan 26 koku belirlendi...

Avrupa Birliği’nin Almanya’da yaptırdığı araştırmalar sonucu, alerji vakalarının yüzde 30’unun parfüm maddelerinden kaynaklandığı saptandı.  Araştırmaya göre alerji yapma riski yüksek olarak belirlenen 26 parfüm maddesi, AB regülasyonlarına göre, tüketiciyi uyarmak amacıyla tüm ürünlerin üzerinde belirtilmek zorunda. Uzmanlar, özellikle annelerin, daha hassas cilde sahip bebeklerini korumak için, artık sadece özel olarak bebekler için üretilmiş ve göz yakmayan ürünlerle yetinmeyip, 26 alerjen parfüm, paraben ve alkol içermeyen, PH değeri bebeğin cildine uygun ürünler, tercih etmesini öneriyor.

Üreticiler tüketiciyi bilgilendirmek zorunda.

Almanya’da Göttingen Üniversitesi, IMBE, Erlangen-Nünberg Üniversitesi, Klinikum Dortmund akademisyenleri işbirliği ile gerçekleştirilen araştırmaya göre hergün kullandığımız ürünlerin içinde bulunan bazı koku bileşikleri alerjiye neden oluyor.  Avrupa Birliği regulasyonlarına göre, yapılan araştırmalar ile alerjen olarak nitelendirilmiş olan 26 koku bileşenin kullanımı, ürünler üzerindeki etiketlerde bildirilmek zorunda. 

Özellikle bebeklerin bağışıklık sisteminin ilk bariyeri olan cildi, yapısı gereği yetişkin cildine göre daha hassas olduğundan, bu alerjiler bebeklerde daha sık görülür. Öte yandan bebeklerin vücüt yüzey /ağırlık oranı da yetişkinlere göre daha fazladır ve yetişkine sürülen bir miktar ürünün bebeğe sürülmesi bebekte 5 – 6 kat daha fazla toksik veya alerjik etki yapar. Tüm bu nedenlerden dolayı bebek ve çocuklar alerjik potansiyeli olan maddelerden daha çok etkilenirler.

prof.dr.ümit ukşal.jpgAvrupa ve Türkiye Pediatrik Dermatoloji Derneği Başkanı, Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Parfümden uzak durmanın elbette mümkün omadığı günümüzde; anneler, çocukları için seçecekleri ürünün 26 alerjen parfüm maddesi içerip içermediğini önceden  araştırmalı ve güvenli olduğu  bilinen parfüm içerikli ürünler kullanmaya dikkat etmelidirler. Özetle, 26 alerjen parfüm, paraben ve alkol içermeyen, PH değeri bebeğin cildine uygun ve göz yakmayan ürünler seçmelidirler.” diyerek ebeveynleri uyardı.   

İşte Avrupa Birliği tarafından etiketlenmiş 26 Alerjen Parfüm
·          Amyl – cinnamic alcohol
·         Anisyl alcohol
·         Benzyl  salicylate
·         Benzyl alcohol
·         Benzyl benzoate
·         Benzyl cinnamate 
·         Cinnamic alcohol
·         Cinnamic aldehyde
·         Citral
·         Citronellol
·         Coumarin
·         Eugenol
·         Farnesol
·         Geraniol
·         HMPCC
·         Hydroxycitronellal
·         Isoeugenol
·         Lilial
·         Limonene
·         Linalool
·         Methylheptin carbonate
·         Oak moss abs
·         Tree moss abs
·         α- Amyl –cinnamic aldehyde
·         α- Hexyl – cinnamic aldehyde 
·         γ-Methylionon

12 Haziran 2012 Salı

Baba olmaya hazır mısınız?


Babalar günü .jpg

Baba, hem anne hem de dünyaya gelen bebek için en anlamlı destek. Peki, bu yeni süreç bir erkeğin yaşamdaki duruşuna hangi görevleri ve anlamları ekler? Tüm bu soruları Anadolu Sağlık Merkezi Psikolojik Danışmanı Necmiye Doğruer, yanıtlıyor.

Dünyaya gelişinin ilk zamanlarında anneyle bir bütün halinde olan bebek, babanın direk varlığını hissedemeyebiliyor. Ancak baba, bebek üzerinde, annenin üstünden bir ilişki ve güçlü bir etkiye sahip. Babanın desteğini alabilen, baba tarafından sakin ve dingin tutulabilen anne, bebeğine ve bebeğinin dünyaya gelişiyle kendi yaşamında oluşan değişimlere karşı daha toleranslı olabiliyor.

Bu önemli süreci başarıyla yürütmeleri için babalara önerilerde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolojik Danışman Necmiye Doğruer, öncelikle doğum sonrası depresyonuna değiniyor.

Doğum sonrası depresyonunun, etkileri farklı olsa da sık karşılaşılabilen bir durum olduğunu belirten Psikolojik Danışman Necmiye Doğruer, sadece anne değil, tüm aile üzerinde büyük etkisi olan bu durumun bazen ilişkilerde zorlayıcı bir hale gelebildiğini ifade ediyor. Necmiye Doğruer, doğum sonrası depresyonun yarattığı etkiyle, anne ve baba rolüne alışmaya çalışan çiftin arasında ayrılık oluşabildiğini vurguluyor. “Bu süreçte erkeğin de zorlandığını unutmamakla birlikte kadının zorlandığı koşulların daha sarsıcı olduğu bir gerçektir” diyen Doğruer, eşi tarafından verilen duygusal destek ve kollayıcı, kapsayıcı duruşun, kadının annelik serüvenindeki bu zorlu etabı kolaylıkla aşmasında en büyük destek olduğunun altını çiziyor.

“Babanın destekleyici tavrı hem anne için hem de bebek için oldukça kıymetlidir” diyen Doğruer, “Eşiyle sakinleşen ve duygusal olarak kollanan anne, doğum sonrası depresyonunu daha kolay atlatabilir, bebek için daha duyarlı ve tamamlayıcı bir anne olur. Bu anlamda babanın varlığı daha da anlam kazanır” diyor.

Babayı dışarıda bırakmamak gerekir

Necmiye Doğruer, “Hamilelik süreci ve ardından gelen doğum, bebek ve annenin birlikte paylaştıkları bir dönemdir. Bu süreçte, hatta doğum sonrası süreçlerde babaların varlığını, desteğinin önemini dışarıda bırakmamak gerekir” uyarısında bulunuyor. Oluşan üçgeni iyi tanımak ve hassas dengeleri kollamanın hem kadının hem de erkeğin işi olduğunu belirten Doğruer,  ancak gerek doğum ve gerekse doğumun ardından bebeğin bakımında en büyük yükün kadına ait olduğunu, erkeğe de hem eş hem de baba olarak daha destekleyici bir pozisyon alma görevi kaldığını ifade ediyor.

Baba olmak erkeği güçlendirir

Babalığın, erkeğin yaşamındaki kişisel kıymeti azalmadığını  aksine artırdığını, erkeğin duruşuna yeni anlamlar eklediğini belirten Doğruer, bebeğin babası ve kadının eşi olma göreviyle, erkeğin daha da büyüyüp, güçlendiğinin altını çiziyor.

Babalara;

  • Eşinizle birlikte yaşama getirdiğiniz bebeğinizle zaman geçirmekten kaçınmayın.
  • Yaşamdaki yeni rolü olan anneliğe alışmaya çalışan eşinizin duygu durumunu yakından takip edin.
  • Anne olarak eşinizin, baba olarak sizin yaşadığınız duygusal karmaşaların doğal olduğunu bilmekte fayda var.
  • Sizin baba olarak duyduğunuz kaygıların doğal olduğunu bilin ve duygularınızdaki değişimleri korkmadan yaşayın. Doğal seyrinde yaşanabilen duygular zorlu durumlarla daha rahat baş etmenizi sağlar.
  • Eş olma rolünüzü babalık rolünüzün önünde tutun.
  • Ara sıra yeni oluşaüçgenin dışınçıkın ve eşinizle vakit geçirin.
  • Anne olarak doğum sonrası her türlü etkiyle farklı bir duygulanım hattına geçen eşinizin sizden bir parça daha desteğe ihtiyacı olduğunu göz ardıetmeyin.
  • İlk başta oldukça zorlayıcı koşullar yaşansa da yaşamda oldukça güçlü ve kıymetli bir değişim yaşadığınızı bilin.
  • Baş edemediğiniz düzeyde bir durum yaşanıyorsa eşinizle birlikte destek almaktan çekinmeyin.

Bir annenin, hem kendisi hem de bebeği için destek alabileceği en kıymetli kişinin eşi olduğunu belirten Doğruer, “yarı ebeveyn olan baba, hem dünyaya gelen bebeği hem de eşi için en anlamlı kaynaktır” diyor.

8 Haziran 2012 Cuma

EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME


Anne sütü bebek için uygun besindir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800ml süt salgılanması kadının normal gereksinilmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa kendi vücudundan harcar. Bunun sonucu kendi sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Bu nedenle annenin, bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de dikkat etmesi gerekmektedir.

BESLENME ÖNERİLERİ:

Emziren annenin enerji, protein ve kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Ayrıca annenin su ihtiyacı artar. Çünkü emzirmek vücudun sıvı ihtiyacını arttırır. Anne günde en az 10 su bardağı sıvı almalıdır. Sıvı konusunda en iyi tercih de sudur.

Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.

*Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.

*Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur içeren yemekleri portakal, mandalina, domatesi maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitaminden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketebilirsiniz.

*D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emziren anne güneşlenmeye özen göstermelidir.

*Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanımıyla anne sütünden bebeğe geçer.

*Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjilerinin yanı sıra demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.

*Bebeğinizi sezeryan ile doğurduysanız ilk birkaç gün anesteziye bağlı olarak gelişen gaz sorununu en aza indirebilmek için, gaz yapıcı yiyeceklerden uzak durmakta fayda vardır. Bunlar karnabahar, lahana, kuru baklagiller, çiğ sebze, soğuk şekersiz süt ve yoğurt gibi.

Tüm emziren anneler 4-6 aylık emzirme döneminde gaz oluşumunu engellemek için özellikle yemek yeme yöntemlerine dikkat etmeli; yemeklerini yavaş yavaş yemeli ve iyi çiğnemelidir. Bebek ve annede gaz oluşumunu engellemek adına diyette kısıtlamaya gitmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

EMZİREN ANNENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

Meme başı çökmesi, çatlaması, ağrılı ve şiş göğüsler annenin süt vermesini güçleştirir ve sütün azalmasına yol açar. Bu nedenle; daha gebelik döneminde göğüsleri emzirmeye hazırlamak gerekir. Bu gibi durumlarda birtakım öneriler işinize yarayabilir:

1-Yaşamın ilk 4 -6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı olması için çok önemlidir. İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli derecede D vitamini dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. Annenin huzurlu olması, dinlenmiş olması ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesi sağlanmalıdır.

3-Sık sık isteyerek emzirme; meme bezlerini uyararak süt yapımını arttırır.

4-Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalı, başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilinir. İnilmezse; anne ilk 4-6 aylık periyotlardan sonra zayıflama diyeti uygulamalıdır.

5-Gebelik sırasında önerilerden daha fazla kilo alınmışsa her ay 2 kilo kaybetmek normaldir. Ayda 2 kilodan fazlası doğru olmayacaktır.

6-Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalı; unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye çözen göstermelidir.

7-Meme başınız çökük ise; gebeliğin 5. Ayından sonra belli aralıklarla elle masaj yapılmalı; doğumdan sonra sorun halen devam ediyorsa emzirmeden önce pompa ile hafifçe sağma işlemi, yapılıp, göğüs ucu çıkarılabilir. Ayrıca göğüs kalkanı da kullanıla bilinir.

8-Emziren anne, meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme ucuna bir, iki damla kendi sütünden sürmelidir.

9-Göğüs, iyi boşaltılmazsa memeler şişer, sertleşir ve deri kızarır. Bu durumda; bebeği daha sık emzirmek veya sütü sağmak gerekir.

10-Doğum sonrası ilk birkaç gün anne sütü yeterli gelmiyorsa, bebeğe hemen mama biberonu verilmemelidir.

EMZİREN ANNELER PRATİK ÖNERİLER:

*Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için hemen acele etmemelidirler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.

*Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alması gerekmektedir.

*Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmemelidir.

*Kansızlığa neden olduğundan yemekle beraber çay içilmemelidir.

*Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.

*Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biridir.

* Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.

*Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmelidir.

EMZİREN ANNENİN GÜNLÜK BESLENME PROGRAMINA BİR ÖRNEK:


KAHVALTI:

1 Su bardağı süt (az şekerli, kalsiyuımdan zenginleştirilmiş)

1 yumurta veya 1 kibrit kutu kadar beyaz peynir,5-6 zeytin

1-2 ince dilim ekmek

1 yemek kaşığı kadar pekmez, bal veya reçel

1 adet meyve

ARA ÖĞÜN:

1 Porsiyon meyve

ÖĞLE:

60-90 gram etli yemöek ( bu 3 köfte şeklinde ve ya sebzeli olarak pişirilebilnir.)

Veya kurubaklagil yemeği

1 porsiyon pilav veya makarna

1 küçük kase yoğurt veya ayran

1 dilim ekmek

Mevsim salatası

ARA ÖĞÜN:

1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 ince dilim ekmek

Domates, salatalık veya meyve

AKŞAM:

1 kase çorba

60-90 gr et veya sebze yemeği, 1 kase yoğurt veya sütlü tatlılar

Mevsim salata

1 dilim ekmek

1 porsiyon meyve

YATARKEN;

1 bardak süt veya 1 küçük kase yoğurt

NOT: Yemek aralarında ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları, az şekerli limonata ve komposto içilerek sıvı alımı arttırılabilir.